İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bilal Işık Başvurusu (B. No: 2020/29877)

1. Başvuru; atanmama işleminin iptali ve mahrum kalınan

Başvuru No2020/29877Tarih11 Aralık 2024Okuma16 dk · 3.216 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bilal Işık Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2024
Başvuru Numarası
2020/29877
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.216 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru; atanmama işleminin iptali ve mahrum kalınan

parasal hakların tazmini talebiyle açılan davada işlemin iptali yönünde verilen

kararın incelenme yöntemi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının,

eşitlik ilkesi ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının; işlem iptal

edilmesine rağmen parasal hakların tazminine dair talep hakkında karar

verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi nedeniyle karar hakkının;

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Kamu

Hastaneleri Kurumunun sözleşmeli personel yerleştirme sonucuna göre Şanlıurfa

Eğitim ve Araştırma Hastanesine hemşire olarak yerleştirilmiştir.

3. Başvurucu hakkında 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin (676 sayılı KHK) 74. maddesiyle 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine

eklenen (8) numaralı alt bent uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv

araştırması yaptırılmıştır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının

olumsuz sonuçlanması nedeniyle başvurucunun ataması gerçekleştirilmemiştir.

4. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali ve dava konusu işlem

nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine

karar verilmesi talebiyle 7/11/2017 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde,

hakkında açılan herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığını

belirtmiştir. Ayrıca adli sicil kaydının bulunmadığını ve mesleğinin kamu

güvenliğini ilgilendiren bir yönünün olmadığını da ifade eden başvurucu

güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına yol açacak herhangi bir durum

olmamasına rağmen Kürt kökenli olması münasebetiyle tarafına ayrımcılık

yapıldığını ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

5. Ankara 8. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 10/4/2019 tarihli

kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Dava dosyasının incelenmesinden,

KPSS 2017/3 sonucuna göre Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesine hemşire

olarak yerleşmeye hak kazanan davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasında,

davacı ve eşi hakkında "şahsın PKK/KCK terör örgütü içerisinde faaliyet

yürüttüğü" şeklinde istihbari mahiyette bilgiler elde edildiği, bu tespite

dayalı olarak güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesi

sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesi 1. fıkrasının (A)

bendindeki atama şartlarını taşımadığından bahisle atama işleminin

yapılmamasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı

anlaşılmaktadır.

...

Olayda, güvenlik soruşturmasının olumlu

sonuçlanmasının kamu görevlisinin atanması için gerekli şartlardan birisi

olduğu göz önüne alındığında, dosya içerisinde yer alan davacı hakkındaki

'şahsın PKK/KCK terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttüğü' yönündeki istihbari

bilginin değerlendirilmesi sonucu davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz

olduğu kanaatine varıldığından, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan

bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

6. Başvurucu, davanın reddi kararına karşı istinaf kanun

yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde Mahkeme tarafından yapılan

değerlendirmenin hatalı olduğunu, evli olmadığı hâlde eşi ve kendisi hakkında

yapılan tespite istinaden davanın reddedildiğini, tamamen soyut nitelikli ve

gerçeği yansıtmayan iddialar kapsamında işlem tesis edildiğini belirterek

Anayasa'da güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

7. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi

(Bölge İdare Mahkemesi)31/12/2019 tarihli kararı ile dava konusu işlemin

iptaline, işlem nedeniyle mahrum kalınan parasal hakların ödenmesine yönelik

talep hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Kararda, dava

konusu işlemin 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A)

bendine eklenen (8) numaralı alt bendi hükmüne dayanılarak tesis edildiği,

Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı kararı

ile anılan düzenlemenin iptal edilmiş olması karşısında bu düzenlemeye

dayanılarak tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi ayrıca, dava konusu işlemin iptal edilmiş olmasının

başvurucunun doğrudan atanması sonucunu doğurmayacağını, başvurucunun durumunun

davalı idarece makul bir süre içinde yeniden değerlendirmeye tabi

tutulabileceğini ve bu değerlendirmenin sonucunda başvurucunun uyuşmazlığa konu

kamu görevine atanıp atanamayacağına ilişkin yeniden bir işlem tesis

edilebileceğini belirtmiştir. Son olarak Bölge İdare Mahkemesi, dava konusu

işlem nedeniyle mahrum kalınan parasal hakların tazminine yönelik talep

hakkında bu aşamada karar verilmesine imkân bulunmadığını ifade etmiştir.

8. Nihai karar başvurucuya 6/7/2020 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 27/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

II. DEĞERLENDİRME

A. Hakkaniyete

Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

9. Başvurucu; atanmama işlemine gerekçe olarak hem idare

hem de mahkemelerce kendisi ve eşi hakkında örgüt içerisinde faaliyet

yürüttükleri yönünde tespit yapıldığını, ancak bu tespitin gerçeğe aykırı

olduğunu, zira evli dahi olmadığını, kaldı ki bu olaydan sonra tekrar atanma

talebinde bulunduğunu ve güvenlik soruşturmasının olumlu neticelenerek

atamasının yapıldığını, halihazırda da çalışmaya devam ettiğini belirtmiştir.

Bölge İdare Mahkemesinin, idari işlemin iptaline dair kararında işin esasına

girmeksizin sadece Anayasa Mahkemesinin iptal kararını gerekçe gösterdiğini, bu

şekliyle her ne kadar iptal kararı verilmişse de esasen etkili bir yargısal

denetim yapılmadığını, zira dosya kapsamında toplanan tüm delillerin

masumiyetini kanıtladığını ve atanmasının önünde herhangi bir engel olmadığını

ortaya koyduğunu ileri sürmüştür. Mahkemenin davanın kabulü kararının, terör

örgütleri ile ilişkisi varmış gibi bir sonuç doğurduğunu belirten başvurucu,

Bölge İdare Mahkemesinin ise bu kararı sadece teknik olarak değiştirdiğini,

sabıka kaydı vb. deliller araştırıldığı ve hiçbir aleyhe sonuç çıkmadığı hâlde

Mahkemenin kararının hatalı olduğu yönünde bir değerlendirme yapmadığını

belirtmiştir. Davalının kamu kurumu olması nedeniyle toplanan deliller ve

sunulan mütalaalar hakkında bilgi sahibi olma hakkının sağlanmadığını ifade

eden başvurucu, Bölge İdare Mahkemesinin kararının sadece teknik bir

incelemeden ibaret olduğunu, masumiyetini zedeleyen Mahkeme kararını ortadan

kaldırır nitelikte bir değerlendirme yapılmadığını iddia ederek masumiyet

karinesinin, çelişmeli yargılanma hakkının, etkili başvuru hakkının ve adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde

başvurucunun şikâyetlerinin özünün açtığı iptal davası sonucu verilen kararın

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olduğu görüldüğünden başvuru,

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

11. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

12. Somut olayda başvurucu hakkında yürütülen güvenlik

soruşturması olumsuz neticelenmiş ve başvurucunun ataması yapılmamıştır.

Başvurucu, atanmama yönünde tesis edilen idari işlemin iptali talebiyle dava

açmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan incelemede,

"başvurucu ve eşi hakkında PKK/KCK terör örgütü içerisinde faaliyet

yürüttükleri" şeklinde istihbari mahiyette bilgiler elde edildiği ve

bu tespite dayalı olarak güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak

değerlendirildiği tespiti yapılmış; "şahsın PKK/KCK terör örgütü

içerisinde faaliyet yürüttüğü" yönündeki istihbari bilginin

değerlendirilmesi sonucu başvurucunun güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu

kanaatine varıldığından atanmama yönündeki idari işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

13. Başvurucu; ilk derce mahkemesinin davanın reddi

kararına itiraz etmiş, Bölge İdare Mahkemesince yapılan değerlendirmede idari

işlemin dayanağı kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği tespiti

yapılmış ve iptal kararının gerekçesine değinilmiş, güvenlik soruşturması ve

arşiv araştırmasının yapılması ve elde edilecek verilerin kullanılması hususuna

ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin getirilen yasal düzenlemenin Anayasa'ya

aykırı olduğu yönündeki Anayasa Mahkemesi kararı karşısında iptali talep edilen

idari işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

14. Başvurucu, güvenlik soruşturması kapsamında yapılan

tespitin gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürmüşse de Bölge İdare Mahkemesi

kişisel verilerin elde edilmesi ve korunmasına ilişkin Anayasal kriterler

dikkate alınmadan güvenlik soruşturmasının yapılması nedeniyle atanmama

işleminin iptali talebinin kabulüne karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal

kararı gözetilerek yapılan değerlendirmenin, hukuk kurallarının somut olaya

uygulanmasına yönelik olduğu, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan

bir unsur içermediği anlaşılmıştır.

15. Bu itibarla başvuru konusu olayda başvurucunun ileri

sürdüğü iddiaların yargılama mercilerince delillerin değerlendirilmesine ve hukuk

kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, başvurucunun iddialarını ve

itirazlarını ileri sürme imkânından yoksun bırakılmadığı, mahkeme kararında

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı

dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun

olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu, Mahkemenin özlük ve parasal haklarına

yönelik herhangi bir değerlendirme ve inceleme yapmadan karar verdiğini

belirterek adil yargılanma, mülkiyet ve çalışma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetinin özünün, davaya konu

ettiği talep hakkında verilen kararın uyuşmazlığın çözümüne dair bir

değerlendirme içermemesine yönelik olduğu anlaşıldığından başvuru adil

yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkı yönünden incelenmiştir.

19. Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında, hiçbir

mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı

belirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin bir

karar verilmesini isteme güvencesini de sağlar. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkeme hakkı şeklinde genel

bir hakkı düzenlediğini kabul etmekte ve bu hakkın karar hakkını da içerdiğini

ifade etmektedir (İbrahim Demiroğlu [GK], B. No: 2017/15698, 26/7/2019 §

54).

20. Demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak

niteliğindeki adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı

uyuşmazlığın bir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen

uyuşmazlığa ilişkin esaslı iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek

değerlendirilmesini ve bir karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra

edilmesini gerektirir. Buna göre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar

hakkı ve kararın icrası haklarını içerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme

önüne getirilen uyuşmazlığın karara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder.

Zira dava hakkını kullanan bireyin asıl amacı uyuşmazlık konusu ettiği talebinin

esasıyla ilgili olarak davanın sonunda bir karar elde edebilmektir. Bir başka

ifadeyle dava sonucunda şayet bir karar elde edilemiyorsa dava açmanın da bir

anlamı kalmayacaktır. Öte yandan karar hakkı bireylerin sadece yargılama

sonucunda şeklî anlamda bir karar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak

aynı zamanda dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı

merciince bir sonuca bağlanmasını da gerektirir (bazı farklarla bkz. İbrahim

Demiroğlu, § 55).

21. Mahkemenin önündeki uyuşmazlığı karara bağlarken

taraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak buna karşı diğer tarafın

öne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırması hâlinde

-ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda bir yargılama

yapıldığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargı yolunun

teorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylece karar

hakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaret kalacaktır

(benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No:

2018/23568, 2/7/2020, § 56).

22. Mahkemenin önündeki uyuşmazlığın esasını incelememesi

sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynı zamanda davanın

konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer (maddi) hak ve

özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine de yol açabilir.

Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlükle bağlantılı

uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir. Kişiler dava

açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarak yargısal

koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevap vermek,

bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia ve savunmaları

değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerinin anayasal

yükümlülüğüdür.

23. Bununla birlikte öngörülen yükümlülüğün mutlak

olmadığı da belirtilmelidir. Bu bağlamda karar hakkının görülmekte olan bir

davanın yargılama usulü kuralları gereğince esasının incelenemeyeceği durumlara

özgü olarak neticelenmiş olmasını da (düşme, açılmamış sayılma, karar

verilmesine yer olmadığı, süre aşımı vb.) yasaklamadığı belirtilmelidir.

Davanın usule ilişkin haklı bazı nedenlerle reddedilmesi, karar hakkı yönünden

bir sorun oluşturmaz. Zira söz konusu hakkın sağladığı güvence bakımından

önemli olan husus açıldığı sırada davanın -usule ilişkin sorunlar hariç-

uyuşmazlığın esasını çözüme kavuşturma potansiyeline sahip olmasıdır (bazı

farklarla bkz. İbrahim Demiroğlu, § 56).

24. Diğer yandan adil yargılanma hakkı davanın sonucuna

yönelik bir güvence içermemektedir. Anılan hak yargılama sürecinin adil olarak

yürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıyla

bireysel başvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirme

yapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir.

Bununla birlikte adil yargılanma hakkı kapsamında karar hakkının gereği olarak

mahkemelerin başvurucunun talepleri ile ilgili olarak etkili bir karar

vermeleri zorunlu olup bireysel başvuru kapsamında bu husus irdelenecektir.

25. Başvuruya konu olayda Mahkeme, özlük ve parasal hak

talebine yönelik olarak dava konusu işlemin iptali ile başvurucunun doğrudan

atanması sonucunun doğmayacağı, İdarece başvurucu hakkında yeniden bir işlem

tesis edilebileceğini belirterek dava konusu işlem nedeniyle mahrum kalınan

parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine yönelik talep hakkında bu aşamada

karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

26. Mahkemenin, gerekçeli kararında atıfta bulunduğu

Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararında güvenlik

soruşturmasının hiçbir şekilde yapılmayacağının değil, güvenlik soruşturması

detaylarının kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın

gizliliğine ilişkin güvenceleri sağlayan kuralların kanunda yer alması

koşuluyla güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının yapılabileceğinin

ortaya konulduğu görülmektedir.

27. Bu durumda tazminat ödenmesi için gerekli şartların

oluşup oluşmadığını somut olayın hukuksal koşulları çerçevesinde

değerlendirerek söz konusu talep hakkında bir hükme ulaştığı görülen

Mahkemenin, yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alan

maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işlevini

yerine getirmediğinden söz edilemez. Bu itibarla adil yargılanma hakkı

kapsamındaki karar hakkı yönünden bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna

varılmıştır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Engin YILDIRIM ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamıştır.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile

benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK] B. No: 2022/100837, 27/4/2023)

kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa

Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un

geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile

yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest

olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan

başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı neticesine varmıştır.

31. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden

ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

Dolayısıyla makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia

yönünden başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Eşitlik

İlkesi ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkinİddia

32. Başvurucu; etnik kökeni, siyasi düşünce yapısı,

üniversite eğitimi sırasında katıldığı kimi etkinlikler nedeniyle güvenlik

soruşturmasının olumsuz neticelendiğini, bu nedenle ifade hürriyeti ile

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğini ve tarafına yönelik

ayrımcılık yapıldığını ileri sürmüştür.

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un47. maddesinin (3),48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olaylarda bireysel başvuru

kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve

deliller açıklanmalıdır. İhlal iddiasına ilişkin delilleri sunma ve temel hak

ve özgürlüğün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki

yükümlülüğün yerine getirilmediği, dolayısıyla iddiaların temellendirilmediği

durumlarda kabul edilemezlik kararı verilebilir (Cemal Günsel [GK], B.

No: 2016/12900, 21/1/2021.)

34. Başvurucu, hangi eylemleri veya mahkemece verilen

hangi kararlar nedeniyle haklarının ihlal edildiğini ortaya koyamamış ve ihlal

iddiasına ilişkin delillerini sunma yönündeki yükümlülüğünü yerine

getirmemiştir. Bu nedenle söz konusu iddiaların temellendirilmemiş şikâyet

kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

35. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM

ve Kenan YAŞAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

D. Eşitlik ilkesi ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

E. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 11/12/2024 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Kamu

Hastaneleri Kurumunun sözleşmeli personel yerleştirme sonucuna göre Şanlıurfa

Eğitim ve Araştırma Hastanesine hemşire olarak yerleştirilmiş, başvurucunun

güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle

başvurucunun ataması gerçekleştirilmemiştir.

2. Mahkememiz çoğunluğu başvurunun kabul edilemez

olduğuna karar vermiştir. Aşağıda açıklanan sebeplerle çoğunluk görüşüne

iştirak edilmemiştir.

3. Başvuruya konu uyuşmazlıkta Ankara Bölge İdare

Mahkemesi Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sebebiyle davayı kabul ederek dava

konusu işlemi iptal etmiştir. Bununla birlikte başvuruya konu davanın 7/11/2017

tarihinde açıldığı dikkate alındığında gerek idari işlemin gerekse bu işleme

yönelik davanın açıldığı tarihlerde Anayasa Mahkemesinin iptal kararı

bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi işlemin dayanağı olan kanun hükmünü

24/7/2019 tarihinde iptal etmiş olup bu karar ise 29/11/2019 tarihli Resmî

Gazete'de yayımlanmıştır.

4. Başvurucu başvuru formuna göre sadece karar

verilmesine yer olmadığına karar verilen mali ve özlük hakları yönünden değil

işlemin kendisinin Anayasa Mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek

incelenmemesinden de yakınmıştır. Başvurucunun iddiası şu şekildedir: "...Oysa

müvekkilin atanmak için gereken şartları taşıdığı tüm dosya kapsamı ile

sabittir. BAM'ın bu yönde bir değerlendirme yapma gereği duymaksızın sadece

iptal kararını dikkate alarak verdiği karar müvekkilimizi mağdur eden, adil

olmayan bir karardır. 3 yıllık dava süreci boyunca toplanan deliller müvekkilin

aklanması ve atamasının yapılmasının önünde yasal bir engel bulunmadığının

tespit edilmesi bakımından yeterli olmalıydı. Aksi yönde yapılan değerlendirme

hem hukuka aykırıdır hem de hak ihlaline neden olmaktadır... Zira müvekkilimize

terör örgütü ile iltisaklı damgası vurulmasına sebep olan sadece müvekkilimizin

etnik kimliği ve siyasi düşünce yapısıdır. Müvekkilimizin yasadışı hiçbir

yapılanma ile irtibatı ve ilgisi olmamasına rağmen bu şekilde damgalanması,

masumiyet karinesini, eşitlik hakkını da ihlal etmiştir...". Görüldüğü

üzere başvurucu Bölge Adliye Mahkemesinin dava tarihindeki şartlara göre

değerlendirme yapmamasından açık bir biçimde yakınmıştır.

5. Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında, hiçbir

mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı

belirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin bir

karar verilmesini isteme güvencesini de sağlar. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkeme hakkı şeklinde genel

bir hakkı düzenlediğini kabul etmekte ve bu hakkın karar hakkını da içerdiğini

ifade etmektedir (İbrahim Demiroğlu [GK], B. No: 2017/15698, 26/7/2019 § 54).

6. Anayasa Mahkemesine göre adil yargılanma hakkının

güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve

kararın icrası haklarını içerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne

getirilen uyuşmazlığın karara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Bununla

birlikte karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda bir

karar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda, dava konusu

edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonuca

bağlanmasını da gerektirir. Dolayısıyla ilgili yargı makamlarınca uyuşmazlık

konusu edilen bir durum hakkında, başvuruculara atfedilebilecek herhangi bir

kusur bulunmaksızın, olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi adil yargılama

hakkı kapsamında karar hakkının ihlaline sebebiyet verebilir. Mahkemelerden

beklenen, uyuşmazlığın esasına yönelik bir talep hakkında değerlendirme

yapılmak suretiyle olumlu ya da olumsuz bir karar verilerek bu talebin bir

sonuca bağlanmasıdır (çok sayıda karar arasından bkz. Burhanettin Yıldız, B.

No: 2018/30046, 15/6/2021, §§ 22, 23, 27).

7. Bu başvuruda Bölge İdare Mahkemesince şekli anlamda

bir karar verilmiş olup hatta dava konusu işlem iptal edilmiş olsa dahi aslında

başvurucunun davaya konu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle açtığı dava

yönünden bir karar verilmemiştir. Diğer bir deyişle Bölge İdare Mahkemesi

işlemin hukuka aykırı olup olmadığını tespit etmekten kaçınmış, böylelikle

başvurucunun talebini esastan incelememiştir. Üstelik somut olay bakımından

Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine dair Anayasa'nın

153. maddesinin beşinci fıkrasındaki kural da özel bir önem taşımaktadır.

8. Bölge İdare Mahkemesi davanın açıldığı tarihteki

şartlara göre değerlendirme yapmakla yükümlü olup iptal kararının geriye

yürümeyeceğini de gözetmek durumundaydı. Dolayısıyla kural olarak her davanın

açıldığı tarihteki şartlara göre incelenmesi gerektiği ve dava tarihine göre

yapılacak inceleme neticesine bağlı menfaatlerin bulunduğu da dikkate

alındığında başvurucunun talebiyle ilgili olarak maddî anlamda verilmiş bir

karar bulunmamaktadır.

9. Bu suretle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal

edildiği kanaati ile çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI Raportör : Duygu KALUKÇU Başvurucu : Bilal IŞIK Vekili : Av. Sevil ARACI Üye Engin YILDIRIM Üye Kenan YAŞAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2020/29877, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. II. Değerlendirme
  6. A. Hakkaniyete
  7. B. Karar
  8. C. Makul Sürede
  9. D. Eşitlik
  10. A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  11. B. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
  12. C. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  13. D. Eşitlik ilkesi ile toplantı ve gösteri yürüyüşü
  14. E. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2020/29877
Tarih
11 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • M.y. Başvurusu (B. No: 2023/92990)
  • E.m.i. Başvurusu (B. No: 2020/3061)
  • Tarık Gündüz Başvurusu (B. No: 2020/27274)
  • Hasan Özlüoğlu Başvurusu (B. No: 2020/19132)
  • Kerem Doğan Başvurusu (B. No: 2020/40248)
  • Selman İrtegün Başvurusu (B. No: 2019/15522)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.