İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Birol Ateş Başvurusu (B. No: 2020/15945)

1. Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas

Başvuru No2020/15945Tarih4 Şubat 2025Okuma13 dk · 2.501 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Birol Ateş Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2025
Başvuru Numarası
2020/15945
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.501 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas

alınan tanıkların sanık tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle

tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda başkaca

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.

2. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık)

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu

şüphesiyle o tarihte subay olarak görev yapan başvurucu hakkında soruşturma

başlatmıştır. Soruşturma evresinde 2/2/2018 tarihinde gözaltına alınan

başvurucu hakkında aynı suçtan sevk edildiği Kocaeli 3. Sulh Ceza Hâkimliği

9/2/2018 tarihinde tutuklama tedbiri uygulamıştır.

3. Soruşturma neticesinde Başsavcılık, başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 8/4/2018

tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede başvurucunun HTS kayıtlarına göre

kendisi gibi asker olan A.Y. ve M.A. ile ardışık olarak arandığı, etkin

pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen E.B. ve M.T.Ç.nin verdikleri

ifadelerde başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğu yönünde beyanlarının bulunduğu

belirtilerek üzerine atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

4. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Kocaeli 2. Ağır

Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır.

5. Mahkemece 13/4/2018 tarihinde duruşma hazırlığı

işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda başvurucudan elde edilen dijital

materyallerle ilgili raporun beklenilmesine, tanık E.B.nin dinlenilmesi için

davetiye çıkarılmasına ve ismi geçen diğer tanıklar A.Y., M.A. ve M.T.Ç.nin

daha önce verdikleri beyanlarının istenmesine karar verilmiştir. Tanık adına

çıkartılan davetiyenin iade edilmesi üzerine başvurucu hakkında beyanları

bulunan tanıklar E.B. ve M.T.Ç.nin istinabe yoluyla dinlenilmesi için

talimatlar yazılmıştır.

6. Duruşma, üç celsede bitirilmiştir. İlk celsede

başvurucunun savunması alınmış olup tanık E.B.nin istinabe yoluyla alınan

beyanı da başvurucuya okunmuş, diyecekleri sorulmuştur. Tanık E.B. beyanında

özetle başvurucunun sınıf arkadaşı olduğunu, Deniz Harp Okulunda dört yıl

beraber okuduklarını, 4. sınıfın son döneminde adresini hatırlamadığı bir evde

tanıştırıldıklarını, cemaat üyesi olduğunu orada öğrendiğini, on ay boyunca

aynı evde kaldıklarını ve kendisini öğretmen olarak bildiği Erdem kod adlı

cemaat üyesi kişiyle beraber görüştüklerini belirtmiştir. Sonrasında

aralıklarla arkadaş olarak görüştükleri dönemde başvurucuya cemaatle

bağlantısının devam edip etmediğini sorduğunda, bu yapıyla ilişkisinin devam

ettiğini söylediğini beyan etmiştir. Celse sonunda Mahkeme daha önce yazılan

müzekkere akıbetlerinin sorulmasına ve ilgili sabit hatlarla başvurucunun cep

telefonları arasındaki görüşme kayıtlarının istenilmesine karar vermiştir.

7. İkinci celsede diğer tanık M.T.Ç.nin istinabe yoluyla

alınan beyanı başvurucuya okunmuş, diyecekleri sorulmuştur. Tanık M.T.Ç.

beyanında özetle başvurucuyu 2001-2004 yılları arasında lise döneminden

tanıdığını, daha sonraki dönemi bilmediğini, birlikte Marmara Işık Dershanesine

gittiklerini, dershaneye giderken FETÖ ile irtibatlı eve de gittiklerini, evde

sohbet yapıldığını, ilerleyen zamanda başvurucunun Gülhane Askerî Tıp

Akademisine gittiğini öğrendiğini ve başvurucuyla görüştüğünde okuldan

atıldığını kendisine söylediğini, FETÖ ile daha sonraki dönemde irtibatı

hakkında bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Ayrıca dijital materyallerle

ilgili raporun gönderilmediği ve işlerin yoğunluğu nedeniyle ne zaman

geleceğinin de belli olmadığı belirtilerek dosyanın bulunduğu aşama itibarıyla

beklenilmesinden vazgeçilmiş, iddia makamının esas hakkındaki mütalaası alınmış

ve başvurucuya esas hakkındaki savunmasını hazırlamak üzere süre verilmiştir.

Aynı celsede sunulan mütalaada daha önce istenen ardışık aranmaya ilişkin

kişilerle ilgili görüşme kayıtlarına da(HTS) dayanılmıştır.

8. Üçüncü ve son celsede Mahkeme, başvurucu ve müdafiinin

esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını aldıktan sonra başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

ve tutukluluk hâlinin de devamına karar vermiştir. Kararda, istinabe yoluyla

dinlenen tanık E.B.nin beyanı ve HTS kayıtları birlikte değerlendirilerek

Mahkemece delil olarak hükme esas alınmıştır. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...Subay olarak görev yapan

sanığın, FETÖ ile irtibatlı birçok askeri personelin aynı sabit hatlardan

arandığının tespit edilmesi üzerine hakkında soruşturma başlatılarak

toplanan deliller sonucunda mahkememize işbu davanın açıldığı, HTS kayıtları

incelendiğinde 2623257797-2623320272-2623256162-2623211363-2623245494 numaralı

sabit hatlardan sanığın adına kayıtlı 0541 ... 98 ve 0541 ... 38 numaralı gsm

hatlarından 2013-2014-2015 yıllarında 8 kez arandığı, bu aramalardan 02.08.2014

ve 22.03.2014 tarihlerinde ardışık olarak arandığı, bu iletişimin kendisi gibi

askeri personel olan

[A.Y] ve [M.A.] olduğu, kendisi gibi askeri personel olan etkin

pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen [E.B.] isimli şahıs

ifadesinde; sanığı örgüt evinde gördüğünü Kod ismini Erdem olarak bildiği kişi

ile görüştüklerini, tayinleri farklı yerlere çıkınca ayrıldıklarını ancak

sanıkla ara ara arkadaş olarak görüştükleri dönemde sanığa cemaat ile

bağlantısı olup olmadığını sorduğunda cemaat ile bağlantısı olduğunu

söylediğini, sanık ile darbe girişiminden sonra görüştüklerinde ise sanığın kendisine

cemaat ile görüşmeye devam ettiğini ve eğer isterse birlikte görüşmeye

gidebileceklerini, sanığın yeniden toparlanmak üzere bir abiyle irtibata

geçtiğini söylediği ancak kendisinin kabul etmediğini ifadesinde belirttiği,

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde;

sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve

eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih

ettiği, bu şekilde örgütle organik bağ kurduğu ve bu suretle sanığın üzerine atılı

bulunan "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediğinin sabit

olduğu sonucuna varılmıştır... "

9. Başvurucu, istinaf ve temyiz dilekçelerinde

-diğerlerinin yanı sıra- hükme gerekçe yapılan tanıkların mahkeme huzurunda

dinlenmediğini ve soru sorma hakkının kullandırılmadığını ileri sürmüştür.

Hüküm, kanun yolu denetiminden geçerek 16/12/2019 tarihinde kesinleşmiştir.

Başvurucu kesinleşen cezasının infazı kapsamında ceza infaz kurumundan

15/10/2021 tarihinde tahliye edilmiştir.

10. Başvurucu, nihai hükmü 23/4/2020 tarihinde

öğrendikten sonra yasal başvuru süresi içerisinde 14/5/2020 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

11. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebi kabul

edilerek, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Tanık

Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

12. Başvurucu, beyanları mahkȗmiyet hükmüne

belirleyici ölçüde esas alınan tanığın duruşmada dinlenmemesi nedeniyle tanığa

soru sorma imkânı elde edemediğini belirterek tanık sorgulama hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı görüşünde; öncelikle kabul

edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiği,

kabul edilebilirlik şartlarının karşılandığı değerlendirildiği takdirde

başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetlerinin esasına

ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin birçok kararında tanık kavramını sanığa

isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak

yorumladığı ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkelerinin belirlendiği

belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve

mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne

alınması gerektiği ifade edilmiştir.

14. Başvurucu, Bakanlık görüşüne ilişkin beyanında genel

olarak bireysel başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

15. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı

kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.

16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

17. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık

kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi

şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili

ilkeleri belirlemiştir (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014; Selçuk

Demir, B. No: 2014/9783, 22/1/2015; AZ. M., B. No: 2013/560,

16/4/2015; Baran Karadağ, B. No: 2014/12906, 7/5/2015; Orhan

Güleryüz, B. No: 2019/30221, 28/12/2021). Buna göre bir ceza yargılamasında

sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı vardır.

Hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığın tanıklara soru

yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu

sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından

gereklidir (AZ. M., § 55). Diğer yandan bir mahkûmiyet -tek veya

belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya

sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere

dayandırılmış ve dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemiş ise

sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde

kısıtlanmış olur (Orhan Güleryüz, § 35).

18. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili

olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde

edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar

verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması

gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır

edilmemesi geçerli bir nedenin mevcudiyetine dayanmalıdır. İkinci olarak

sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen

beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığının

değerlendirilmesi gerekir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın

beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise

üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu olumsuzluğun telafi

edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir

usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (bazı değişikliklerle

birlikte bkz. Abdurrahim Balur, B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur

Urbay, B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim, B. No:

2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51). Bu kapsamda, hükme ulaşılırken sorgulanmamış

tanığın beyanını destekleyen başka doğrulayıcı delillere dayanılması telafi

edici güvencelerden biri olarak kabul edilebilir (Orhan Güleryüz, § 39).

Mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanıkların -sanığın da onlara soru sormasına

imkân sağlayacak ve sorulan sorulara verdikleri cevaplar hakkında kişisel

izlenim edinme fırsatı elde edecek şekilde- Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi

(SEGBİS) gibi vasıtalarla dinlenmesi telafi edici bir güvence olabilir (bazı

değişikliklerle birlikte Uğur Özcan, B. No: 2021/12137, 26/7/2022, §

40). Sorgulanmayan tanığın beyanının güvenilirliğinin ve doğruluğunun

saptanması amacıyla savunma tarafına sağlanabilecek bir diğer telafi edici

güvence ise sanığa olayın kendi versiyonunu anlatma ve delillerini sunma

imkânının tanınmasıdır (Orhan Güleryüz, § 40).

19. Başvuru konusu olayda incelenmesi gereken ilk sorun,

beyanı delil olarak kabul edilen tanığın duruşmada dinlenmemesinin geçerli bir

nedene dayanıp dayanmadığıdır. Mahkemece, konutu yargı çevresi dışında bulunan

tanığın duruşmaya getirilmesinin zor olup olmadığıyla ilgili bir değerlendirme

yapılmamış; tanığın konutunun yargı çevresi dışında olması istinabe yoluyla

dinlenmesi için yeterli bir sebep sayılmıştır. Başvurucunun söz konusu tanığa

soru sormasına imkân sağlayacak şekilde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS)

gibi vasıtalarla neden dinlenmediği de belirtilmemiştir. Dolayısıyla

başvurucunun tanık sorgulama imkânından yararlandırılmamasının gerekçelendirilmesi

yükümlülüğü somut olayda kamu makamları tarafından yerine getirilmemiştir.

Ancak buna ilişkin bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir.

20. Mahkeme, mahkȗmiyet kararında başvurucunun

kendisi gibi asker olan olan tanık E.B.nin beyanı ile sabit hatlardan ardışık

olarak arandığını gösteren HTS analiz raporuna dayanmıştır.

21. Somut olayda Mahkemece; tanık E.B.nin başvurucu

aleyhindeki istinabe yoluyla alınan beyanı başvurucu ve müdafiine okumuştur.

İlgili duruşma tutanakları ve gerekçeli kararda da tanığın Mahkemede hazır

edilememesinin hangi geçerli nedene dayandığına ilişkin bir açıklamaya yer

verilmemiştir. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmaması, tanık

sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir.

İkinci olarak hükmün tek başına veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama

veya sorgulatma imkânına sahip olmadığı bir tanık/tanıklar tarafından verilen

ifadeye dayalı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.

22. Testin ikinci aşaması uygulanırken delilin tekliğinden

o delilin sanık aleyhine yegane delil olması, delilin belirleyiciliğinden

ise davanın sonucunu ağırlıklı olarak etkileme eğilimi olan delil

anlaşılmalıdır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Baran Karadağ, § 65).

23. Duruşmada sorgulanmayan tanığın ifadesinin tek

veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet

gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanığın

ifadesinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir.

Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin yaptığı

değerlendirmenin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde

Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır. Başvurucu

hakkındaki gerekçeli karar incelendiğinde duruşmada dinlenmeyen tanıkların

başvurucu aleyhine verdikleri beyanların ve diğer delillerin ağırlığı hususunda

da Mahkemece herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir.

24. Anayasa Mahkemesi Murat Albayrak başvurusunda

telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespitine ilişkin kayıtların hukuka

aykırı şekilde elde edilmesi ve mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil

olarak bu verilere dayanılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasını değerlendirmiştir. Anılan başvuruda mahkeme, HTS kayıtlarına

göre Batman'da bulunan ankesörlü hatlarla başvurucuya ait GSM hattının 3/3/2012

ile 19/6/2015 tarihleri arasında arandığı bu aramalardan 24'ünün ardışık

arama, 46'sının da tekil arama niteliğinde olduğu, bu hususun örgüt

içi haberleşme yöntemi olduğunu kabul ederek mahkûmiyet kararı vermiştir.

Yargıtay hükmü onamıştır. Murat Albayrak kararında Anayasa Mahkemesi,

telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespitine ilişkin kayıtların

mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasında adil

yargılanma hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğuna karar

vermiştir (Murat Albayrak, §§ 124-146).

25. Somut olayda ardışık arama olarak dayanılan

kayıtların, Yargıtay tarafından ilkesel olarak ortaya konulan çerçeve

kapsamında mahkûmiyete esas alındığı anlaşılmaktadır. Mahkeme kararından ayrıca

tanık beyanının da başvurucunun örgütsel bağını ortaya koyan HTS analiz

raporunu desteklediği anlaşılmaktadır. Bu noktada belirtmek gerekir ki Mahkeme

gerekçesinde, kendisi gibi askerî personel olan ve etkin pişmanlık

hükümlerinden faydalanmak isteyen E.B.nin başvurucuyla ilgili olarak kendisini

örgüt evinde gördüğüne, kod ismini Erdem olarak bildiği kişi ile

görüştüklerine, tayinleri farklı yerlere çıkınca ayrıldıkları ancak

başvurucuyla ara ara arkadaş olarak görüştükleri dönemde cemaat ile bağlantısı

olup olmadığını sorduğunda bağlantısı olduğunu söylediğine, darbe girişiminden

sonra görüştüklerinde ise kendisine cemaat ile görüşmeye devam ettiğine ve

isterse birlikte görüşmeye gidebileceklerine, başvurucunun yeniden toparlanmak

üzere bir abiyle irtibata geçtiğini söylediğine dair beyanına ve HTS

kayıtlarına dayanıldığı vurgulanmıştır (bkz. § 8). Ayrıca, bahse konu tanığın

istinabe suretiyle alınan beyanı da başvurucuya okunarak diyecekleri sorulmuştur.

Başvurucu bu sayede olayın kendi versiyonunu anlatma ve delillerini sunma

imkânı bulmuştur. Mahkeme gerekçesinde özü itibarıyla, subay olan başvurucunun

çeşitli tarihlerde askerî mahrem yapıya özgü şekilde sabit hattan arandığı,

askerî mahrem yapı içinde yer aldığı ve mahrem örgüt sorumlusu ile gizlilik

esasına dayalı örgütsel içerikli görüşmeler yaptığı hususlarına dayanmıştır.

Karar, istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

26. Bu kapsamda Mahkemece itibar edilen telekomünikasyon

yoluyla yapılan iletişimin tespitine ilişkin kayıtlara ve HTS analiz raporuna

göre duruşmada sorgulanamayan tanığın beyanının mahkûmiyet kararına götüren tek

veya belirleyici nitelikte delil olduğunun kabulü mümkün

görünmemektedir. Başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânı bulmadığı

tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olarak mahkûmiyette

kullanılmadığının tespit edilmesi nedeniyle tanık sorgulama hakkıyla ilgili

uygulanan testin üçüncü aşamasıyla ilgili bir inceleme yapılmamıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama

hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

28. Başvurucunun ayrıca; suçta ve cezada kanunilik

ilkesinin ihlal edildiği iddiasının Adnan Şen ([GK], B. No: 2018/8903,

15/4/2021) kararı, hukuka aykırı delillerle mahkum edilmesi nedeniyle

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının Ahmet Sağlam

([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, §§ 43-46); Jakop Gabriel ([1.

B.], B. No: 2013/2392, 15/4/2015) kararları, tarafsızlık, bağımsızlık ve doğal

hâkim ilkelerine aykırı mahkemece yargılamanın yapıldığı iddiasının Hikmet

Kopar ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015) kararı, gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Abdullah Topçu ([1.

B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, §§ 74-79) kararı, savunma hakkının

kısıtlandığını iddiasının Erol Aydeğer ([1. B.], B. No: 2013/4784,

7/3/2014) kararı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiasının ise Yüksel Hançer ([1. B.], B. No:

2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan

yoksun bulunması nedeniyle kabul edilemez olduklarına karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

29. Tutuklama tedbirinin hukuki olmaması tutukluluğun

makul süreyi aşması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiasının Fırat İşgören (B. No: 2014/6425, 17/11/2016,

§ 34) kararı doğrultusunda süre aşımı nedeniyle; kötü muamele yasağının,

özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlal edildiği iddialarının

bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği İsmail Buğra İşlek (B.

No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17); Ömer Aktaş, (B. No: 2014/14915,

21/9/2016, §§ 38-39) karaları gereğince başvuru yollarının tüketilmemesi; eşitlik

ilkesinin, haberleşme özgürlüğünün, din ve vicdan hürriyetinin, ifade

özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki

yükümlülüğün yerine getirilmediği ve dolayısıyla bu iddialar

temellendirilemediğinden Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900,

21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması; çalışma

özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının ise Serkan Acar (B. No:

2013/1613, 2/10/2013, §§ 22-25) kararı doğrultusunda konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının diğer bir kısım güvenceleri

ile suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik

kriterlerini sağlamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 4/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI Raportör : Murat BAŞPINAR Başvurucu : Birol ATEŞ Vekili : Av. Elvan BAĞ CANBAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2020/15945, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. II. Değerlendirme
  6. A. Tanık
  7. B. Diğer İhlal
  8. A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama
  9. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  10. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  11. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2020/15945
Tarih
4 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Hakan Özyurt Başvurusu (B. No: 2021/35224)
  • İnan Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/39434)
  • Arçelik A.ş. Başvurusu (B. No: 2021/56987)
  • Aziz Oruç Başvurusu (B. No: 2020/34139)
  • Caner Tuncay Başvurusu (B. No: 2020/36312)
  • Cafer Oruç Başvurusu (B. No: 2021/3130)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.