İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bubo Çeviren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/16290)

1. Başvuru, güvenlik güçleri tarafından öldürülme ve zorla

Başvuru No2015/16290Tarih13 Haziran 2019Okuma55 dk · 11.073 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bubo Çeviren Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
13 Haziran 2019
Başvuru Numarası
2015/16290
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

11.073 kelime·55 dk okuma·47 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, güvenlik güçleri tarafından öldürülme ve zorla

kaybedilme olaylarının meydana gelmesi ve bu olaylar hakkında etkili ceza

soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının; yakınlarının ölümüne ya

da zorla kaybedilmesine dair süreçte yaşadıkları üzüntü nedeniyle başvurucular

açısından kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve ekleri ile Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinden

(Ağır Ceza Mahkemesi) temin edilen, başvuruya konu yargılama dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular 1993-1994 yıllarında Mardin'de güvenlik güçleri

tarafından öldürüldükleri veya zorla kaybedildikleri iddia edilen şahısların

yakınlarıdır.

A. Altı Kişinin 16/2/1993 Tarihinde

Vefatına İlişkin Olay ve Olgular

8. Başvurucular Bubo Çeviren, Cebrail

Çeviren ve Jiyan Durmaz'ın yakınları Ş.Ç., Y.Ç., Ah.Ç., Ab.Ç., R.Ç. ile başvurucu

Mehmet Emin Arıs'ın yakını M.N.A. 16/2/1993 tarihinde

Mardin'in Derik ilçesi Dumanlı köyünde güvenlik güçleri tarafından

gerçekleştirilen operasyon sırasında vefat etmiştir.

9. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı)

tarafından düzenlenen 16/7/2012 tarihli iddianamede olayın şu şekilde

gerçekleştiği ifade edilmiştir:

"...olay günü köye gelen askerlerin arama

yapmaya başladıkları, [S.Ç..nin] ahırını aradıkları sırada ahır içerisindeki

teröristlerin içeriden el bombası atmaları üzerine 3 askerin şehit olduğu,

girilen çatışmada 3 teröristin ölü olarak ele geçirildiği ve bir teröristin ise

kaçtığı, çatışma sonrasında [Y.Ç.nin] ikametinde bulunan bir kısım askerlerin [Y.den] kendilerini

çıkarmasını istedikleri, [Y.nin de] evin damına açılan bir deliği genişleterek toplam 7

askeri dama çıkardığı, fakat askerlerden birinin [Y.ye] ateş ederek öldürdüğü, çatışmadan yaklaşık 30 dakika

kadar sonra ise şüphelinin olayın geçtiği köye geldiği, kaçan teröristi

yakalama çalışmaları devam ederken evinin önünde bulunan [A.Ç.nin] şüphelinin emri

altındaki askerler tarafından sorgulandığı ve sonrasında öldürüldüğü, [A.

ve Y.Ç.nin]

öldürüldüğü saatlerde şüphelinin Mehmet Emin ARIS [başvurucu] ve [Ş.Ç.yi] sığınağın yapıldığı ahıra götürdüğü, şüphelinin

köyün 1. Azası [M.N.A.yı] ahırın içerisine çağırdığı, aradan 5-10 dakika süre

geçtikten sonra silah sesi geldiği, şüphelinin ahırdan çıktıktan sonra [M.N.A.nın] kardeşi

Mehmet Emin [başvurucu] ile [Ş.ye] ‘girin bakın içerde bir terörist var siz yalan

söylemişsiniz, ahır içerisinde’ diyerek ahıra yönlendirdiği, köylülerin

sorgulanması ve ardından bu şekilde öldürüldükleri, akabinde askerler

tarafından [S.B.] isimli şahsın

ahırına bomba yerleştirildiği, [R.Ç., A.Ç., S.Ç.nin], bu ahıra konulduğu ve çekilen kablo vasıtasıyla

ahırın patlatıldığı, 3 şahsın bu şekilde öldürüldüğü..."

10. Olayla ilgili olarak Derik Cumhuriyet Başsavcılığınca

1993/32 soruşturma numarasıyla yürütülen soruşturma kapsamında başvurucular Bubo Çeviren ve Mehmet Emin Arıs'ın

olay sonrasında kollukta ve Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheli olarak

ifadeleri alınmıştır.

11. Soruşturma dosyasının görevsizlik kararıyla iletildiği

Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

diğer dokuz şüpheli ile birlikte başvurucular Bubo

Çeviren ve Mehmet Emin Arıs hakkında terör örgütü

mensuplarına yardım ve yataklık etme suçundan kamu davası açılmıştır.

İddianamede iki başvurucunun da diğer şüpheliler gibi köylerine gelen terör

örgütü mensuplarıyla ilişkiye geçtikleri, onları evlerine aldıkları, onlara

yardım ettikleri, köye gelen güvenlik güçlerine terör örgütü mensuplarını

bildirmeyerek barındırdıkları isnadı yer almaktadır.

12. Her iki başvurucu da, Diyarbakır 1 No.lu DGM'nin 14/6/1993

tarihli kararıyla mahkûmiyet için yeterli, kesin ve inandırıcı delil

bulunmadığından müsnet suçtan beraat etmiştir.

13. Başvurucu Bubo Çeviren, olay

tarihinde Derik İlçe Jandarma komutanı olarak görev yapan M.Ç. hakkında, yakınlarını

öldürdüğü iddiasıyla şikâyetçi olmuştur.

14. Derik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2003/39 sayılı

soruşturma neticesinde olay hakkında 5/3/2003 tarihinde, şahısların operasyon

sırasındaki çatışma sonucu ölü olarak ele geçirildiğinin olay yeri tespit

tutanağı ve diğer evraktan anlaşılmış olduğu, müştekinin iddiasının devlet

aleyhine tazminat davası açabilme amaçlı ve gerçek dışı olduğu gerekçeleriyle

kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı verilmiştir.

15. Başvurucu Bubo Çeviren'in

karara karşı yaptığı itiraz, Midyat Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 11/4/2003

tarihli kararla reddedilmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

" ...İncelenen hazırlık tahkikat evrakı

arasında mevcut şikayet dilekçeleri, buna göre tespit edilen müştekinin ifadesi

olay tarihine tekabül eden olaya ilişkin tutanak fotokopileri Derik İlçe

Jandarma Komutanlığının cevabi yazısı dikkate alınarak yapılan değerlendirme

sonucunda sanık [M.Ç.]

hakkında müsnet suçtan dolayı verilen Derik C.

Başsavcılığının ...takipsizlik kararında herhangi bir isabetsizlik

görülmediği..."

16. Başvurucu Bubo Çeviren tarafından

2003 yılındaki dilekçeyle Derik Asliye Hukuk Mahkemesinde M.Ç. aleyhine

tazminat davası açılmış, Derik Asliye Hukuk Mahkemesince 18/2/2004 tarihli

kararla daha önceden işlemden kaldırılmasına karar verilen dosya bakımından

yenileme dilekçesi verilmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar

verilmiştir.

B. V.A.nın 12/6/1994 Tarihinde Vefatına İlişkin Olay ve Olgular

17. Başvurucular Zülfinaz ve Yasin Avcıl'ın yakını V.A., Derik ilçesi Adakent

köyü yakınlarındaki terör örgütüne ait bir sığınağın güvenlik güçlerine

gösterilmesi işlemi sırasında sığınaktaki terör örgütü üyelerinin açtığı ateş

sonucunda vefat etmiştir. Sonrasında güvenlik güçleri ile terör örgütü

mensupları arasında çıkan çatışmada üç terör örgütü üyesi de ölü olarak ele

geçirilmiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 16/7/2012

tarihli iddianamedeö zet

olarak olayın şu şekilde gerçekleştiği ifade edilmiştir:

"...[V.A.nın] olay tarihinde

Derik İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerince gözaltına alındığı, şahsın

teröristlerin sığınaklarının gösterilmesi ve yerlerinin tespiti için araziye

çıkarıldığı, teröristlerin bulunduğu mağaraya yaklaşıldığında 1’i bayan 3

teröristin ateş etmesi üzerine [V.A.nın] öldüğü, 3 teröristinde öldürüldüğü, müşteki beyanına

göre 4 şahsın açılan büyük bir çukura birlikte gömülmüş olduğu, yine maktulün

oğlu olan müştekinin belirttiğine göre 4 cesedin gömülmesine yardım eden ve

çukuru açan kepçe operatörünün ‘cesetlerden birinin çıplak bayan olduğunu

görünce, inançlarımıza göre bayan ile erkeklerin aynı yere gömülemeyeceğini, 2

mezar kazılması gerektiğini' söylediğini, bunun üzerine jandarma komutanının

kendisine vurduğunu ve 'bunlar insan değil hayvan, hayvanın erkeği ile dişisi

aynı yere gömülebilir, bir kuyu kaz yoksa seni de öldürür o kuyuya gömerim' dediğini

naklettiği, maktulün şüpheli bir şekilde öldürülerek terörist olduğu

bahanesiyle Derik Kimsesizler mezarlığına gömüldüğü iddia edilmiştir..."

19. Olayla ilgili olarak Derik Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından yürütülen 1994/141 sayılı soruşturmada dosya 21/6/1994 tarihli

görevsizlik kararıyla Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

20. Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 14/7/1994

tarihli kararla başvurucuların yakını V.A.nın da

aralarında bulunduğu, ölü ele geçirilen toplam dört şüpheli hakkında ülke

topraklarının bir kısmını devlet egemenliğinden ayırmaya yönelik eylemlerde

bulunma ve terör örgütüne üye olma suçlarından kovuşturmaya yer olmadığı

(takipsizlik) kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucuların yakını V.A.nın yer göstermesiyle gidilen sığınak içindeki terör

örgütü mensuplarının el bombası ve silahla ateş etmesi sonucunda öldüğü, bunun

üzerine güvenlik güçleriyle terör örgütü mensupları arasında çıkan çatışma

sonucunda terör örgütü mensubu diğer üç şüphelinin de ölü olarak ele

geçirildiği belirtilmiştir. Bu karara karşı itiraz edildiğine dair dosya

kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır.

21. Sonrasında 2011 yılında bir başka şahsın yakınının 1992

yılında güvenlik güçleri tarafından öldürülerek Derik ilçesinde bir mezarlığa

gömüldüğü iddiası üzerine Derik Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir başka

soruşturma kapsamında 22/11/2011 ve 23/11/2011 tarihlerinde mezar açma

işlemleri gerçekleştirilmiş ve dört cesede ulaşılmıştır. Cesetlerden birinin

başvurucuların yakını V.A.ya ait olabileceği ihtimali

üzerine cesetlerden elde edilen DNA örnekleri ile şahsın oğlundan alınan örnek

arasında inceleme yapılması ve kimlik tespitine çalışılması amacıyla İstanbul

Adli Tıp Kurumundan (ATK) rapor istenmiştir.

22. Cumhuriyet Başsavcılığınca İstanbul ATK'dan

gelecek rapor beklenmeden zamanaşımının yakınlığı nedeniyle kamu davasının

açılması gerektiği kanaatine varılarak olay hakkında 16/7/2012 tarihli

iddianame düzenlenmiştir.

23. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılama sırasında

19/8/2013 tarihli müzekkereyle talep edilmesi üzerine düzenlenen 25/9/2013

tarihli rapor ve 20/1/2014 tarihli ek raporda cesetlerden birinin

başvurucuların yakını V.A.ya ait olduğu, diğer

cesetlerin kimlik tespitinin yapılamadığı bildirilmiştir.

C. M.A.nın 4/1/1994 Tarihinde Vefatına İlişkin Olay ve Olgular

24. Başvurucu Reşat Aydın'ın yakını M.A. 4/1/1994 tarihinde

Derik-Mazıdağı kara yolu üzerinde, kendisine ait ticari araç içinde silahla

ateş edilerek öldürülmüş olarak bulunmuştur.

25. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 16/7/2012

tarihli iddianamede özet olarak olayın şu şekilde gerçekleştiği iddia

edilmiştir:

"...Derik ilçesinde taksicilik yapan [M.A.nın] kimliği tespit

edilemeyen [S.] kod adlı itirafçının

ihbarı üzerine [M.Ç.] tarafından

olaydan 2-3 ay önce iki defa yolunun kesilip darp ve tehdit edildiği, olay günü

de akşam saatlerinde müşterisini Beşkavak köyüne

bıraktıktan sonra Derik ilçesine dönerken Derik Elektrik Trafo Merkezinin

yakınında beyaz bir otomobilin maktulün önünü kesip durdurduğu, sivil giyinimli iki kişinin araçtan indikleri, [M.yi] aracından indirip

kendi plakası çamurla kapalı olan araçlarına aldıkları, birisinin de [M.nin] aracına bindiği,

2 aracın birlikte Derik İlçesine doğru gittikleri, ertesi sabah saatlerinde de

Mazıdağı’na doğru götürülüp, Mazıdağı sınırlarında kendi arabasına

bindirildikten sonra kafasına bir el ateş edilip öldürüldüğü ileri

sürülmüştür..."

26. Jandarma görevlilerince aynı gün olay yerinde Olay Yeri Tutanağı

düzenlenmiş, M.A.nın aynı gün otopsisi

gerçekleştirilmiş ve ateşli silah yaralanması neticesinde vefat ettiği tespit

edilmiştir.

27. Olayla ilgili olarak Mazıdağı İlçe Jandarma Komutanlığı

tarafından Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığına iletilen 5/1/1994 tarihli

fezlekede, M.A.nın silahlı terör örgütü mensuplarınca

yolu kesilerek başına kalaşnikof tüfekle iki kez ateş

edilmek suretiyle öldürüldüğü ve aracının şarampole iteklendiği, otopsi işlemi

sırasında elde edilen 1 adet kalaşnikof boş kovanının

ise ekspertiz raporu temini için Mardin İl Jandarma Komutanlığına iletildiği

tespitlerine yer verilmiştir.

28. Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 1994/02 sayılı

soruşturmada olay hakkında Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığına olaya dair

bilgi verilmiş ve 25/1/1994 tarihli müzekkereyle Mazıdağı İlçe Jandarma

Komutanlığına olayın faillerinin tespitine çalışılması talimatı iletilmiştir.

29. Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 4/2/1994 tarihli

görevsizlik kararıyla soruşturma dosyası Diyarbakır DGM Cumhuriyet

Başsavcılığına iletilmiştir.

30. Sonrasında Mazıdağı İlçe Jandarma Komutanlığı ile Mazıdağı

Cumhuriyet Başsavcılığı arasında 25/3/1994 ile 31/3/1996 tarihleri arasında,

faillerin tespit edilemediği vetahkikatın devam

ettiği yönünde yazışmalar yapılmıştır.

31. Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı 30/11/1999 tarihinde

maktulün terör amaçlı ya da terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğüne dair

dosyada delil bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma dosyasını Mazıdağı Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir.

32. M.A.nın yakınlarının vekili

tarafından 1/9/2000 tarihli dilekçeyle talep edilmesi üzerine Mazıdağı

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 25/4/2001 tarihli yazı ile soruşturmanın

daimî aramaya alındığı, faillerin tespitine yönelik çalışmaların devam ettiği

bilgisi verilmiştir.

33. Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 29/3/2011

tarihinde, 24/1/2000 tarihli daimî arama kararında belirtilen dava zamanaşımı

süresinin dolduğu gerekçesiyle olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiştir. Bu karara karşı itiraz edildiğine dair dosya kapsamında herhangi

bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır.

34. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılama sırasında 4/7/2013

tarihli müzekkereyle talep edilmesi üzerine Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından 15/8/2013 tarihli müzekkereyle, M.A.ya

sanık M.Ç. tarafından işkence yapıldığı iddiasıyla ilgili olarak 1994 yılı ve

öncesine ait hiçbir bilgi ya da belgeye rastlanmadığı Ağır Ceza Mahkemesine

bildirilmiştir.

35. Diğer taraftan başvurucunun yakını M.A. hakkında Derik

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından diğer 267 şüpheliyle birlikte terör örgütü

lehine slogan atma, bez ve pankart taşıma, izinsiz gösteri yürüyüşü yapma

suçlarından soruşturma yürütülmüş; dosya Diyarbakır DGM Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiştir.

D. Üç Kişinin 7/2/1994

Tarihinde Vefatına İlişkin Olay ve Olgular

36. Başvurucular Sinan Erek, Tuncay Erek, Remziye Erek, Mazlum

Erek, Fatma İzci ve Rahime Erek zorla kaybedildikleri iddia edilen ve 7/2/1994

tarihinde cesetleri Derik-Mazıdağı kara yolu yakınlarında bulunan M.E., A.E. ve

R.E.nin yakınlarıdır.

37. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 16/7/2012

tarihli iddianamede özet olarak olayın şu şekilde gerçekleştiği ifade

edilmiştir:

"...Maktullerden [M.E.nin] akşamleyin eve

gelmediği, ertesi gün[İ., A., R.E. ve Ra.E.] kahvehanede otururken Mazıdağı yolunda bir cesedin

bulunduğu konuşulunca [M.E.]

olacağını düşüncesiyle [R.E.nin] otomobili ile gitmek üzere yola çıktıkları, Derik'in

çıkışında yapılan yol kontrolü esnasında jandarma tarafından araçlarının da

durdurulduğu, kimliklerinin alındığı, jandarma görevlilerinin bir süre sonra [A.

ve R.E.nin]

kimliklerini geri verdikleri, [Ra.E. ile İ.E.nin] bir süre

bekledikten sonra arabadan çıkıp yanlarına giderek kimliklerini sordukları,

jandarmanın yol kenarında bekleyen panzerdeki görevlilerin yanına

gönderdikleri, bir kaç dakika beklemelerinden sonra panzerden bir jandarmanın

çıkıp kimliklerini verdiği, geriye dönüp baktıklarında [R.E.nin] arabasının

olmadığını gördükleri, [A. ve R.nin] gitmiş oldukları, jandarma görevlilerinin

arabadakilerin acil işimiz var diyerek gittiklerini söylediği, tanıkların

yürüyerek Derik'e geri dönecekleri esnada oradaki görevlilerden birinin bizde

Derik'e gidiyoruz sizi götürelim dediği ve panzerle onları Derik ilçe jandarma

komutanlığına götürüp, bahçesinde panzerden indirdikleri ileri sürülmüştür.

Ertesi gün eve dönmeyen [M.E.]

ile jandarma kontrol noktasında kaybolan [A. ve R.E.nin] cesetleri Derik-Mazıdağ

yolu kenarında Mazıdağ sınırlarında bulunmuştur. Olay

yerinde bulunan kovanların 2 farklı kaleşnikof marka

tüfek ile atıldığı, bu tüfeklerden birinin bir ay önce aynı yerde cesedi

bulunan [M.A.nın] öldürülmesinde de kullanıldığı ekspertiz raporuyla

tespit edilmiştir..."

38. Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen

ölü muayenesi sonucunda R.E.nin uzun namlulu ateşli

silahla gerçekleştirilen yakın atış sonucunda, A.E. ve M.E.nin

ise uzun namlulu ateşli silahla gerçekleştirilen bitişik atış sonucunda vefat

ettiği tespit edilerek cesetler üzerinde otopsi işlemi gerçekleştirilmesine

gerek görülmemiştir.

39. Kolluk güçleri tarafından olayla ilgili olarak 8/2/1994

tarihli Olay Yeri Tespit Tutanağı düzenlenmiş ve olay yerinin basit krokisi

çizilmiştir. Olay yerinden elde edilen altı boş kovan, ekspertiz raporunun

temini için 10/2/1994 tarihinde Mardin İl Jandarma Komutanlığına

gönderilmiştir.

40. Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen

1994/23 sayılı soruşturma dosyası 16/2/1994 tarihli görevsizlik kararıyla

Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Kararda, her üç şahsın

da kimliği belirlenemeyen terör örgütü üyeleri tarafından araçları

durdurulduktan sonra uzun namlulu silahlarla ateş edilmek suretiyle

öldürüldükleri belirtilmiştir.

41. Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığınca 1994/1267 sayılı

soruşturmada 23/2/1994 tarihinde olayla ilgili olarak daimî arama kararı

verilmiştir. Aynı tarihli müzekkereyle, olay yerinden elde edilen boş kovanlara

dair ekspertiz raporunun iletilmesi Mardin İl Jandarma Komutanlığından talep

edilmiştir.

42. Bunun üzerine Mardin İl Jandarma Komutanlığınca 4/4/1994

tarihinde Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarından

(Laboratuvar) ekspertiz raporu talep edilmiş, Laboratuvarın 2/5/1994 tarihli

rapor ile altı kovanın üçerli olarak iki ayrı silahla atıldığı ve kovanların

incelenmek üzere faili meçhul olaylar arşivinde geçici olarak alıkonulduğu

bildirilmiştir.

43. 14/3/1994 tarihinden 1/6/2009 tarihine kadar güvenlik

güçleriyle Cumhuriyet başsavcılıkları arasında faillerin tespit edilemediğine,

araştırmaların devam ettiğine yönelik olarak mutat yazışmaların yapıldığı dosya

kapsamındaki belgelerden anlaşılmaktadır.

44. Maktullerin yakınlarının vekili 17/9/2003 tarihinde

soruşturma dosyasının bir örneğini talep etmiştir.

45. Sonrasında DiyarbakırCumhuriyet

Başsavcılığı (CMK mülga 250. madde ile görevli) (Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığı) tarafından 16/5/2012 tarihli müzekkereyle, M.A.nın

öldürülmesi olayında elde edilen bir adet boş kovan ile M.E., A.E. ve R.E.nin öldürüldüğü yerde ele geçirilen altı boş kovanın

aynı silahtan atılıp atılmadığı ya da arşivde kayıtlı başka olaylarda

kullanılıp kullanılmadığı yönünde ekspertiz raporunun iletilmesi Laboratuvardan

talep edilmiştir.

46. Laboratuvarın 29/5/2012 tarihli ekspertiz raporunda; M.A.nın öldürülmesi olayında elde edilen bir adet boş

kovanın M.E., A.E. ve R.E.nin öldürüldüğü yerde ele

geçirilen altı kovanın üçüyle uyumlu özellikler gösterdiği ve aynı silahtan

atıldığı tespitine yer verilmiştir.

47. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 13/7/2012 tarihli

görevsizlik kararıyla M.E., A.E. ve R.E.nin

öldürülmesi olayıyla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2012/3527

sayılı soruşturmanın yürütüldüğünü belirterek dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığına

iletmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/7/2012 tarihli kararla, iletilen

dosyanın 2012/3527 sayılı soruşturmada birleştirilmesine karar vermiştir.

E. 17/5/1994 Tarihinde

Bir Kişinin Zorla Kaybedildiği İddiasına İlişkin Olay ve Olgular

48. Başvurucu Mehmet Ay 17/5/1994 tarihinde askerî araçlarla Kelektepe mezrasından alınıp götürüldüğü iddia edilen ve o

tarihten bu yana kendisinden haber alınmayan P.A.nın

yakınıdır.

49. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 16/7/2012

tarihli iddianamede özet olarak olayın şu şekilde gerçekleştiği iddia

edilmiştir:

"...Kelektepe

Mezrasına sabahleyin saat 08:00 sıralarında biri zırhlı yedisi de [L.R.] marka araçla olmak üzere toplam sekiz araçla

askerlerin geldikleri, içlerinden sadece [A.] üstteğmen diye seslenilen

kişinin bilindiği, yanlarında Bozok köyü korucularından [H.P.] ve kardeşi [M.P.nin

de] olduğu, [P.A.] ile birlikte [Ab.] isimli köylüyü ([Ab.D.] olabilir) alarak köyün aşağısında bulunan meydana

indirdikleri, [A.yı] orada bıraktıkları, [P.A.yı] jiple 1-2 km yukarıda

dağlık alana götürdüğü, yaklaşık bir saat sonra da bu jipin

hızlı bir şekilde gelip köyden geçerek gittiği, kalan askerler de yarım saat

kadar sonra [Ab.nin] da alıp gittikleri, aynı gün ikindi saatlerinde

Derik Üçyol Jandarma Karakolundan [Ab.nin] serbest

bırakıldığı, askerlerin gitmesinden sonra [P.A.nın] götürüldüğü dere kenarında kan izleri, kırık joplar ile birkaç parça [P.A.nın] üzerindekine benzer mavi kot pantolon parçalarının

bulunduğu, o civardaki çobanlardan [P.A.nın]

bağırma sesini duyanların olduğu,o tarihten sonra [P.A.dan] bir daha haber alınamadığı ileri

sürülmüştür..."

50. Başvuru dosyasının incelenmesi neticesinde P.A.nın yakınları tarafından olay sonrasında herhangi bir

başvuruda bulunulduğuna yahut olayla ilgili yürütülmüş herhangi bir

soruşturmaya dair bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır. Nitekim Ağır Ceza

Mahkemesince istenmesi üzerine Mardin İl Jandarma Komutanlığınca iletilen

yazıda arşiv tetkikinden P.A.nın zorla kaybedilmesi

olayıyla ilgili olarak 2010 öncesinde bir vukuat kaydı bulunmadığı, yalnızca

2010 yılında P.A.nın kaybına dair bir başvurunun

yapıldığının tespit edildiği bildirilmiştir.

51. Aynı şekilde Ağır Ceza Mahkemesince istenmesi üzerine

Jandarma Genel Komutanlığınca iletilen yazıda P.A. ile ilgili olarak yalnızca

1/1/2010 tarihli "kayıp şahıs",

"aranıyor" ibareli

arama kaydı bulunduğu bildirilmiştir.

F. Mardin Cumhuriyet

Başsavcılığı Tarafından 16/7/2012

tarihinde Kamu Davası Açılan

Olaylara İlişkin Olarak 2011 Yılı Sonrasında Yürütülen Yargısal Süreç

52. Başvuru dosyasının incelenmesinden ne şekilde yeniden

başlatıldığı tespit edilememiş olmakla birlikte Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından 2011/3193 sayıya kayden bir

soruşturma başlatıldığı ve söz konusu soruşturma kapsamında Derik Cumhuriyet

Başsavcılığından 1991-1995 yılları arasında Diyarbakır DGM Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilen tüm fezleke ve görevsizlik kararlarının birer

örneğinin iletilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.

53. Ardından yine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

bu kez 7/2/2012 tarihli müzekkereyle, M.Ç.nin Derik

İlçe Jandarma Komutanı olduğu dönemde gözaltında jandarma görevlileri

tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen işkence ya da tecavüz olaylarıyla

ilgili tüm soruşturma ve kovuşturma evrakının ya da fezleke ve görevsizlik

kararlarının örneğinin zamanaşımı sürelerinin yakın olması nedeniyle çok ivedi

olarak iletilmesi Derik Cumhuriyet Başsavcılığından istenmiştir.

54. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilmesi

üzerine Diyarbakır (CMK mülga 250. maddesi ile yetkili) 5. Ağır Ceza Mahkemesi

tarafından 4/3/2012 tarihinde M.Ç.nin üç ay süreyle

iletişiminin dinlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin

değerlendirilmesine karar verilmiştir. 4/6/2012 tarihinde ise ikinci kere üç ay

süreyle olmak üzere aynı yönde karar verilmiştir.

55. 5/3/2012 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından

başvuruculardan Bubo Çeviren'in

müşteki olarak beyanı alınmıştır. Başvurucu bu beyanında kendi yakınlarının ve

diğer bazı başvurucuların yakınlarının öldürülmesinde, olay tarihinde Derik

İlçe Jandarma Komutanı olarak görev yapan M.Ç.nin

sorumluluğu bulunduğuna dair iddialarda bulunmuştur.

56. Yine başvuruculardan Yasin Avcıl'ın

12/3/2012 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından müşteki olarak beyanı

alınmıştır. Başvurucu da beyanında babasının zorla kaybedilmesinde olay

tarihinde Derik İlçe Jandarma Komutanı olarak görev yapan M.Ç.nin

sorumluluğu bulunduğuna dair iddialarda bulunmuştur. Başvuruculardan Zülfinaz Avcıl'ın aynı tarihli

beyanında ise olayda M.Ç.nin sorumluluğu bulunduğuna

dair bir iddiası bulunmamaktadır.

57. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aynı tarihte,

olayla ilgili olarak başvurucular dışındaki bazı şahısların da müşteki olarak

beyanları alınmıştır.

58. 13/3/2012 tarihinde Derik Cumhuriyet Başsavcılığından

16/2/1993 tarihinde gerçekleşen olayda vefat eden Ş.Ç., Y.Ç., Ah.Ç., Ab.Ç., R.Ç.ye ait otopsi

ve ölü muayene tutanakları talep edilmiştir. Ayrıca çeşitli tarihlerde,

Mazıdağı ve Derik Cumhuriyet Başsavcılıklarından olaylarla ilgili soruşturma

dosyalarının örneklerinin iletilmesi ayrı ayrı talep edilmiştir.

59. 9/4/2012 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından

başvuruculardan Reşat Aydin'in müşteki olarak beyanı alınmıştır. Bu başvurucu

da beyanında ağabeyinin öldürülmesinde, olay tarihinde Derik İlçe Jandarma

Komutanı olarak görev yapan M.Ç.nin sorumluluğu

bulunduğuna dair iddialarda bulunmuştur.

60. Cumhuriyet savcısı tarafından 25/4/2012 tarihinde müşteki

olarak beyanı alınan başvurucu Fatma İzci'nin olayda M.Ç.nin sorumluluğu bulunduğuna dair bir iddiası

bulunmamaktadır.

61. Cumhuriyet

savcısı tarafından 14/5/2012 tarihinde müşteki olarak beyanı alınan başvurucu

Mehmet Emin Arıs kendi yakınlarının ve bazı başvurucu

yakınlarının öldürülmesinde olay tarihinde Derik İlçe Jandarma Komutanı olarak

görev yapan M.Ç.nin sorumluluğu bulunduğuna dair

iddialarda bulunmuştur.

62. Aynı şekilde başvuruculardan Mehmet Ay'ın 17/5/2012

tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından müşteki olarak beyanı alınmıştır.

Başvurucu beyanında babasının askerler tarafından götürüldüğünü, ondan bir daha

haber alamadıklarını belirtmiştir. Başvurucu olayda M.Ç.nin

sorumluluğu bulunduğuna dair bir iddiada bulunmamıştır.

63. Sonrasında iddianameye konu edilecek olan yukarıdaki olaylar

hakkında tanık beyanı alınması, ATK raporları temin edilmesi, olaylarla ilgili

soruşturma dosyalarından evrak temin edilmesi gibi birçok soruşturma işlemi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilmiştir.

64. 2011/3193 sayılı soruşturma dosyası, Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma neticesinde 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mülga 250. maddesinde sayılan suçlardan

birinin işlendiğine dair delil elde edilemediği gerekçesiyle 7/2/2012 tarihli

görevsizlik kararıyla Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

65. Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından M.Ç.nin şüpheli olarak ifadesinin alınmasını istemiş; M.Ç.

12/7/2012 tarihli ifadesinde olayların 18-20 yıl öncesinde gerçekleşmesi

nedeniyle ayrıntıları hatırlayamadığını, iddialarla ilgili olarak ayrı ayrı

yazılı savunmalar hazırlayıp sunduğunu, suçlamaları kabul etmediğini

belirtmiştir. M.Ç. yazılı savunmalarının ekinde olaylarla ilgili olarak o

tarihlerde jandarma görevlileri tarafından hazırlanan olay raporlarını da

sunmuştur.

66. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2012/3527 numaraya

kaydedilen soruşturmada 16/7/2012 tarihli iddianameyle şüpheli M.Ç. hakkında

birden fazla kişiyi aynı sebeple öldürme suçundan kamu davası açılmıştır.

İddianamede ağırlıklı olarak müşteki ve tanık beyanlarına yer verilmiştir.

İddianamenin ilgili kısımları şöyledir:

"Şüpheli [M.Ç.nin] soruşturmaya

konu olayların gerçekleştiği tarihte Derik İlçe Jandarma Komutanı olduğu,

burada görev yaptığı süre zarfında gerçekleşen ölümlü olayların ve bazı

vatandaşların kaybolması ve bir süre sonra ölü halde bulunmaları ile ilgili

yapılan soruşturmada toplanan delillerle şüphelinin gerek bizzat, gerek verdiği

talimatlarla yukarıda adı geçen maktullerin ölümüne sebep olduğu, bu şekilde

çok sayıda ölen şahıs olduğunun tespit edildiği, bir çok insanın da haksız yere

gözaltına alınarak işkencelere maruz bırakıldığı, bu yönde sistemli ve düzenli

bir hareket tarzının olduğu, aradan geçen süreye rağmen alınan tanık ve müşteki

beyanlarının birbirini doğruladığı ve şüpheliyi işaret ettiği, bu gibi

şikayetlerle soruşturulan olayların tek tek incelendiği ve ayrıntısıyla aşağıda

sıralandığı,

EYLEMLER

1. OLAY

[1-S.Ç.

2-A.Ç.

3-Y.Ç.

4-A.Ç.

5-R.Ç.

6-M.N.A.] isimli şahısların öldürülmesi (16.02.1993)

...

NETİCE VE OLUŞAN KANAAT

Müşteki ve tanık beyanlarının birlikte

değerlendirilmesinde beyanların aynı doğrultuda olmaları, birbirlerini

doğrulamaları ve nakzetmemeleri nedeniyle doğru olma ihtimalinin yüksek olduğu,

ayrıca Derik İlçe J. K. lığının Derik Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu [M.Ç.] imzalı ...1993 tarihli yazılarda, sivil

vatandaşların da olayda terörist şahıslardan sayılmak suretiyle toplam 9

teröristin öldürüldüğünün ileri sürülmesine karşılık Derik savcılığının DGM

savcılığına gönderdiği Görevsizlik kararında, maktulleri “sivil vatandaşlar”

olarak nitelendiren ... görevsizlik kararı ile ölen şahısların terörist

olmadığı, terörist unsurlara yardım ve yataklık yaptıklarına dair herhangi bir

delil elde edilemeyen vatandaşlar olduklarının belirtildiği, maktulleri köyde

gerçekleşen çatışma bittikten, köylülerin kendilerine karşı herhangi bir

düşmanca harekette bulunmadıkları sırada öldürüldüğü, bu şahısların suçlu

olduklarına dair herhangi bir bilgiye sahip olmamasına rağmen şüphelinin olay

günü bu şahısları yukarıda belirtildiği şekliyle öldürerek terörist olduklarını

iddia ile atılı suçu işlediği kanaatine ulaşılmıştır.

2. OLAY:[V.A.NIN] ÖLDÜRÜLMESİ(12.06.1994)

...

Bu olayla ilgili sığınaktaki teröristlerin de

çatışma sonucunda öldürüldükleri gerekçesiyle Diyarbakır DGM savcılığı

tarafından takipsizlik kararı verilmiş, daha sonra da evrak imha edilmiştir.

Başka bir iddiayla ilgili olarak Derik

Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusu ve fethi kabir talebi üzerine

yapılan fethi kabir işleminde 1’i kadın 4 adet ceset bulunduğu, bu cesetlerin

birinin [V.A.ya] ait olabileceğine dair oluşan şüphe nedeniyle [V.nin] oğlundan alınan

numunelerin çıkarılan kemiklerle karşılaştırılması için Adli Tıp Kurumuna

gönderildiği, cevaben yeni örneklerin istendiği, Cumhuriyet Başsavcılığımızca

eldeki örneklerle mukayese yapılması yönünde tekrar yazı yazıldığı, rapor

geldiği zaman mahkeme dosyasına sunulacağı, soruşturmanın ciddiyeti ve

zamanaşımının yakınlığı gibi hususlar nedeniyle kamu davasının açılması

gerektiği kanaatine varıldığı,

NETİCE VE OLUŞAN KANAAT

Maktulün teröristlerle gerçekleşen çatışma

sonucu vefat ettiği, kim tarafından öldürüldüğünün kesin belli olmadığı, terörist

olduğuna dair herhangi bir emare olmamasına rağmen terörist gibi gösterilerek

kimsesizler mezarlığına gömüldüğü, iddiaya göre maktulün bilerek öne sürüldüğü

ve ölümüne sebebiyet verildiği, cenazenin gömülme şeklinin bu algıyı kuvvetlendirdiği,

şüphelinin olay tarihinde Derik İlçe jandarma Komutanı olması sebebiyle iddia

konusu eylemlere dahlinin bulunduğu, bu sebeple gerçekleşen neticeden sorumlu

olduğunu kanaatine varılmıştır.

3. OLAY:[M.A.NIN] ÖLDÜRÜLMESİ (04.01.1994)

... Bununla ilgili yürütülmüş soruşturmada

Mazıdağı Savcılığı, suçun tasarlanarak işlendiğine dair delilin bulunmadığı,

765 sayılı TCK’nın 102/2 maddesine göre 15 yıllık zamanaşımı süresine tabi

olduğu ve bu sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle 29.02.2011 tarihinde

takipsizlik kararı vermiştir.

Düzenlenen ölü muayene tutanağına göre,

Mazıdağı jandarma komutanlığı tarafından Derik–Mazıdağı yolunda arabada bulunan

bir erkek cesedinin akrabaları tarafından Mazıdağı Sağlık Ocağına

getirildiğinin bildirilmesi üzerine 01.04.1994 tarihinde saat 11.00 sıralarında

sağılık ocağına gelindiği, [A.A.nın] kimlik tanığı olarak alınan ifadesinde, kardeşinin

çalıştığı taksi durağına gelen [A.]

isimli şahsın, [M.nin] Mazıdağı yolunda kaza yapıp takla attığını ve

şarampole yuvarlandığını söylemesi üzerine bir taksi tutup gittiğini, taksinin

Derik’ten gelirken sağ tarafa burun üstü düştüğünü, ön ve yan camlarının

parçalandığını gördüğünü, Derik Savcılığına bilgi verdiğini, Mazıdağı

sınırlarında öğrenince Mazıdağı jandarması ile birlikte cesedi sağlık ocağına

getirdiklerini, kardeşinin bir düşmanının olmadığını, kimin öldürdüğünü

bilmediklerini beyan etmiştir.

Cesedin incelenmesi sonucunda, sol kaş letarinde giriş yapıp frontal

kemik sağ yarısını palyeter kemiğin gezmot kapsayan 10x10 cm genişliğinde beynin ve gözün hernasiyonu yol açan çıkış deliği, yine aynı şekilde vertekste yan yana biribirinden

bağımsız iki kurşunun giriş yaptığı beyni ve sağ gözü parçalayarak çıktığı,

vücudun yüz kısmının beyin hasarasyondan mütevellit

yüze doğru beyne sıçradığı, çok miktarda katılaşmış kan olduğu, ölüm morluğunun

yüz kısmında teşekkül etmiş olduğu görüldü.

Jandarma tutanağı

04.01.1994 günü saat 08.30 sıralarında

Derik-Mazıdağı karayolunda kendisine ait47 ... 9 plakalı [R.] marka taksi ile Derik istikametinden Mazıdağı

istikametine gitmekte iken Sağmal köyü yol ayrımına yaklaşık 40 metre mesafede

olduğu, yolu kimliği ve sayısı tespit edilemeyen silahlı PKK terör örgütü

mensuplarınca kesilen [M.A.]

isimli şahsın aracın içinde başına kaleşnikof marka

tüfekle 2 elateş edilmek suretiyle öldürüldüğü,

aracın vitesinin boşa alınarak şarampole itildiği, aracın Derik istikametinden

gelişe göre sağda şarampole (dolgu yapılmış) yola 5 metre mesafede dolgunun

bitimine 3 metre kala durduğu, sol yan ön kapısının camının ve ön camının

parçalanmış olduğu, araçta çekirdek giriş ve çıkış izinin bulunmadığı, aracın

içinde boş kovan ve çekirdeğin olmadığı, maktulün otopsi için Mazıdağı sağlık

ocağına gönderildiği, maktulün otopsisi sırasında çıkan 1 adet boş kovanın

ekspertiz raporu için Mardin il jandarma komutanlığına gönderilmiş olduğu

belirtilmiştir.

Ekspertiz Raporu

Diyarbakır Bölge Krim.

Pol. Lab. nın 1994/286 uzmanlık sayılı raporu ile elde edilen 1 adet

kovanın 7,62x39 mm çapında olduğu, arşivde kayıtlı silahlar ile atılıp

atılmadığının araştırılması için KOT: 3732 sırasında geçici olarak alıkonulduğu

bildirilen kovanın 08.02.1994 tarihinde aynı bölgede [M.,R. ve A.E.nin] öldürülmesinde

kullanılan iki silahtan birinden atıldığı (arşivin 3913 sırasında kayıtlı 3

adeti ile çeşitli karakteristik özellikler yönünden uygunluklar bulunduğu)

tespit edilmiştir.

Mazıdağı savcılığı evrakı 1994/2 sayılı

soruşturmaya kaydederek 94/13 sayılı Görevsizlik kararı ile Diyarbakır DGM’ye

gönderilmiş, DGM savcılığı da 30.11.1999 tarihli görevsizlik kararı ile

maktulün terör örgütü tarafından öldürüldüğüne dair delil bulunmadığı

gerekçesiyle evrak iade edilmiştir.

...

Ekspertiz raporunda Aşağıda anlatılacağı gibi

olaydan 1 ay kadar sonra 08.02.1994 tarihinde aynı bölgede [M.,R. ve A.E.nin] öldürülmesinde

kullanılan iki silahtan birinden atılan kurşunlarla [M.A.nın] öldürülmesinde

kullanılan tüfekten atıldığının tespit edildiği, bu şekilde bu şahısları

öldürenlerin aynı şahıslar olduğu kanaatinin güçlenmiştir.

NETİCE VE OLUŞAN KANAAT

Müşteki ve tanıkların beyanlarının aynı

doğrultuda olduğu, müştekinin şüphelinin düşmanca tutumlarına ve tehditlerine

maruz kaldığı, birkaç kez dövüldüğü ve belirli sürelerle alıkonulduğunun

anlaşıldığı, maktulün şüpheli tarafından öldürülmesi iddiasının ciddi olduğu,

zira maktulün alıkonulmasından önceki tavrının bu izlenimi güçlendirdiği,

ayrıca maktulü öldürmede kullanılan kaleşnikov

tüfeğin 1 ay sonra 3 kişinin daha öldürülmesi olayında kullanıldığının tespit

edildiği, bunun cinayetlerin aynı şahıslarca yapıldığını gösterdiği, [E.] kardeşlerin öldürülme şeklinin şüpheli üzerinde

yoğunlaşan suçu işlediğine dair kuşkuyu arttırdığı, toplanan delillerin şüphelinin

maktulü öldürdüğüne dair yeterli şüphe oluşturduğu kanaatine varılmıştır.

4.OLAY: :[1- M.E.

2-R.E.

3-A.E.nin] öldürülmesi (06.02.1994)

... Mazıdağı savcılığı tarafından görevsizlik

kararı ile Diyarbakır DGM savcılığına gönderilmesi üzerine 1994/1267 sırasına

kaydedilen soruşturma evrakının incelenmesi sonucunda;

Olay Yeri tespit Tutanağı

07.02.1994 günü saat 20.00 sıralarında

Mazıdağı- Derik karayolu yakınında Gümüşpınar köyü Hezas mezrasına 1 km mesafede bir erkek cesedinin

görüldüğünün öğrenilmesi üzerine, sabah saat 06.30 sıralarında belirtilen yere

gelindi. Derik karayolunun 16. km snde yolun 10 metre

uzağında yatar vaziyette bir cesedin bulunduğu, cebinden çıkan belgelerden [M.E.] olduğu, başından vurulduğu, yakınında 41-42 numaralı

altı düz çizgili, kısa topuklu ayak izinin bulunduğu, cesede 1,5, 2 ve 3 metre

uzaklıkta olmak üzere toplam 3 adet kalişnikof tüfeğe

ait boş kovanının bulunduğu,

Yine yolun solunda 47 ...7 plakalı [R.S.] marka aracın yol işaret levhasının önünde önü

Mazıdağı istikametinde olarak bulunduğu,

Birinci cesedin bulunduğu yerin 100 metre

kadar uzağında yolun sağ tarafındaki mıcır birikintisinin kenarındaki

kayalıkların arkasında 2 erkek cesedinin daha olduğu görüldü. Üzerlerinden

çıkan kimliklerden birinin [R.E.],

diğerinin de [A.E.] olduğu,

onların da başlarından vurulmuş olduklarının görüldüğü, bu cesetlerin 3, 4.5 ve

10 metre uzaklarında toplam 3 adet kaleşnikof tüfeğe

ait boş kovan bulunduğu,

Ayrıca olay yerine 150 -200 metre Mazıdağı

tarafında yol kenarından geçen telefon hattından kesilmiş 50 metre

uzunluğundaki telin yolun üzerinde olduğu görülmüştür.

Otopsi ve Ölü Muayene Tutanağı

Jandarma tarafından 07.02.1994 günü saat 18.00

sıralarında Mazıdağı-Derik Karayolu üzerinde bir şahsın öldürülerek

bırakıldığının duyum olarak alındığının ve gerçeklik derecesinin

araştırıldığının bildirilmesi üzerine gerekli tedbirlerin alınması emri

verildi. Ertesi sabah saat 08.00 sıralarında cesetlerin bulunduğunun

bildirilmesi üzerine olay yerine gelindi. Cesetlerin yerlerine işaret konulup

bir arada toplandığı görüldü.

1 numaralı ceset [R.E.] : ... uzun namlulu yivli otomatik silahla YAKIN ATIŞ

sonucu öldüğü,

2 numaralı ceset [A.E.]: ... uzun namlulu yivli otomatik silahla BİTİŞİK

ATIŞ sonucu öldüğü,

3 numaralı ceset [M.E.]: ... yakın atış sonucu öldüğü,

...

JANDARMANIN 08.02.1994 GÜNÜ ALDIĞI İFADELER

...

JANDARMANIN FEZLEKESİ

16.02.1994 tarihli Mazıdağı savcılığına

hitaben yazılan üst yazıda, PKK’lıların maktullerin hareketlerini takip ederek Mazıdağından Derik’e gidecekleri esnada Gümüşpınar

köyü Hezas mezrasını geçtikten sonra yola gerilen tel

ile [R.E.nin] idaresindeki 47 ... 27 plakalı aracı durdurup [R. ve A.yı] aracın içinden

alıp kayalıkların arkasında, [M.yi] ise taş ocağının önünde öldürdükten sonra aracı bir bir tur yaptırıp Mazıdağ

istikametine çevirdikleri, yolun dar olması nedeniyle çevrilirken aracın yoldan

çıktığı değerlendirilmiş, olay yerinde bulunan 6 kovan ekspertiz raporu için

Mardin İl jandarma Komutanlığına gönderilmiştir.

Ekspertiz Raporu

Diyarbakır Bölge kr.

Pl. Lab. nın 02.05.1994 tarihli 1994/924 uzmanlık sayılı ekspertiz

raporuna göre, gönderilen 6 adet 7.62x39 mm çapındaki kovanlar (3-3) olmak

üzere iki ayrı silahtan atılmıştır. Arşivdeki kovanlarla karşılaştırılmak üzere

arşivin kod. 3913 sırasında geçici olarak alıkonulduğu bildirilen kovanlardan 3

ünün 04.01.1994 tarihinde aynı bölgede [M.A.nın] öldürülmesinde

kullanılan silahtan atıldığı (arşivin 3732 sırasında kayıtlı kovan ile çeşitli

karakteristik özellikler yönünden uygunluklar bulunduğu) tespit edilmiştir.

Evrak 16.02.1994 tarihli görevsizlik kararı

ile Diyarbakır DGM savcılığına gönderilerek 1994/1267 sırasına kaydedilmiştir.

...

NETİCE VE OLUŞAN KANAAT

Maktullerin en son jandarmanın yol kontrolünde

görüldükleri, 4 kişi beraber gelmişken bir anda 2 kişinin arabayla ‘aceleleri

olması’ sebebiyle diğer 2 şahsı bırakıp gitmelerin makul olmadığı ve tecrübe

kurallarına aykırı olduğu, bu 2 şahsın bu şekilde kaybolduktan sonra ateşli

silahla öldürülmeleri, burada kullanılan tüfeğin 1 ay önce [M.A.nın] öldürülmesinde

de kullanılması olay tarihinde İlçe Jandarma Komutanı olan şüpheli üzerindeki

şüpheyi arttırdığı, belirtilen cinayetlerin bu şahsın bizzat veya yönlendirmesi

şeklinde gerçekleştiğine dair dava açmaya yeter derecede şüphe oluştuğu

görülmüştür.

...

6.OLAY:[ P.A.nın] Öldürülmesi(

17.05.1994)

...

NETİCE VE OLUŞAN KANAAT

Maktulün içerinde Üstteğmen

diye hitap edilen bir rütbelinin olduğu askerler tarafından [Ab.(Ab.)] ile birlikte götürüldüğü, [Ab.nın] geri

gönderilmesine rağmen [P.nin] geri gelmediği, askerlerin gitmesinden sonra [P.nin] götürüldüğü dere

kenarında kan izleri, kırık joplar ile birkaç parça

[P.nin]

üzerindekine benzer mavi kot pantolon parçalarının bulunduğu, o civardaki

çobanlardan [P.nin] bağırma sesini duyanların olduğunun belirtildiği,

maktule o zamandan beri ulaşılamadığı, aradan geçen uzun süre ve öldürüldüğü

iddia edilen yerde bulunan kan, kırık jop ve elbiselerine

binaen öldüğünün kabulü gerektiği, olay tarihinde İlçe Jandarma Komutanı olan

şüphelinin de köye giderek maktulü alıkoyan şahıslardan olduğunun anlaşıldığı,

bu sebeple gerçekleşen neticeden sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.

ŞÜPHELİ SAVUNMASI

Şüpheli talimat yoluyla alınan savunmasında

savunmasını yazılı olarak sunduğunu, iddialarla ilgili olarak ise olayların

18-20 seneye öncesine dayanması nedeniyle savunmasına gerekçe teşkil edebilecek

tüm delilleri bulabilmiş olmadığı, savunmasının acilen alınması istendiğinden

konuyu etraflıca araştıramadığını, bazı iddialara konu olayları

hatırlayamadığını, ancak görevi süresince hiçbir şekilde yasa dışı bir iş

yapmadığını, Astlarına da yasa dışı bir talimat vermediğini, bölgede görev

yaptığı süre zarfında idari ve adli amirlerimizin talimatı dışında bilgisi

haricinde herhangi bir uygulamaya da gitmediğini beyan etmiştir. Evrak uyap üzerinden gelmiş olup, yazılı savunma posta yoluyla

ulaştığı zaman mahkeme dosyasına sunulacaktır.

NETİCE

Yukarıda ayrıntısıyla belirtildiği gibi

şüphelinin Derik İlçe Jandarma Komutanı olduğu dönemde görev sahasında ikamet

eden sivil vatandaşla terörist unsurlar arasında herhangi bir ayrım yapmadığı,

vatandaşı potansiyel terörist olarak gördüğü ,bunun yukarıda anlatılan

olaylardan anlaşıldığı, bunların dışında teröristlere yardım veya yataklık

iddiası olan durumlarda ise kolluk olarak şüphelileri tespit ve Adli Makamların

talimatlarına binaen delilleri toplaması gerekirken şüphe olsun olmasın sivil

vatandaşları çeşitli şekillerde ve tamamen keyfi bir şekilde öldürdüğü, bu

konuda son derece fütursuz davrandığı, şahitlerin kalmasından çekinmediği,

bunun ötesinde İlçe Jandarma Karakolunda bulunan nezarethanede çok sayıda şahsa

işkence yaptığı ve uzun süre soğukta aç ve susuz olarak beklettiğinin tespit

edildiği, fakat suç tarihi itibariyle 765 sayılı kanuna göre soruşturma

zamanaşımı dolduğundan soruşturma dosyasına dahil edilmediği, sadece zamanaşımı

süresinin dolmasına az bir süre kalan cinayet iddialarının ileri sürüldüğü,

yukarıda olay olay anlatıldığı gibi de şüphelinin çok

sayıda insanı bombalama dahil çeşitli şekillerde öldürdüğü, ölenleri ise adli tahkikate terörist unsurlar olarak sunduğu ve bu yönde

tutanaklar tuttuğu, bu eylemlerinin ne askeri, ne adli ne de mülki görevleri

kapsamında olduğu, görevinin nüfuzunu süistimal

ederek ve dönemin şartlarını kendine perde yaparak görevinin dışında eylemlerle

insanları öldürdüğü ve işkence yaptığı, baskısını Derik İlçesinde ikamet eden

vatandaşa yoğun bir şekilde hissettirdiğinin anlaşıldığı, bütün bunların

şüphelinin yukarıda belirtilen tarihlerde görev sınırları dışında birden çok

şahsı kasten öldürdüğünü gösterdiği, toplanan delillerin şüphelinin atılı

eylemleri işlediği hususunda dava açmaya yeter derecede ciddi şüphe oluşturduğu

anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmesine kanaat getirilmiştir.

..."

67. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2012/176 sayılı

dosyasında, yukarıda değinilen ölüm ve zorla kaybedilme olaylarıyla ilgili olarak

sanık M.Ç.nin yargılanmasına başlanmıştır.

68. Sanık M.Ç.nin müdafii

12/9/2012 tarihli dilekçeyle yargılamanın nakli talebinde bulunmuştur. Mardin

Valiliğinin uygun görüşü ve Bakanlığın istemi üzerine Yargıtay 5. Ceza

Dairesinin 17/12/2012 tarihli kararıyla yargılamanın Çorum Ağır Ceza

Mahkemesine nakline karar verilmiştir.

69. Başvurucular ve bazı müştekiler tarafından verilen

11/10/2012 havale tarihli dilekçeyle, mezkûr ölüm ve zorla kaybedilme

olaylarının örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği iddia edilerek Mardin 1. Ağır

Ceza Mahkemesinde süren yargılamanın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine (TMK

mülga 10. madde ile görevli) gönderilmesi talep edilmiştir.

70. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25/12/2012 tarihli

karar ile Yargıtay 5. Ceza Dairesinin kararı uyarınca yargılamanın kamu

güvenliği gerekçesiyle Çorum Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar verilmiştir.

71. Yargılama Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/50 sayılı esasına

kaydedilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesince tüm müştekilerin, olayla ilgili bilgisi

olan sivil, asker ve geçici köy korucusu birçok tanığın beyanı alınmıştır.

Ayrıca 5/3/2013 ve 23/10/2013 tarihli müzekkerelerle iddianameye konu olaylara

dair vukuat raporları, ceride kayıtları, harekat günlük durum raporları,

harekat emirleri yetkili askeri makamlardan istenmiştir. Mardin İl Jandarma

Alay Komutanlığı ve Derik İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından olaylarla ilgili

temin edilebilen tüm belgeler Ağır Ceza Mahkemesine iletilmiştir.

72. Yine Ağır Ceza Mahkemesince 30/4/2013 tarihli müzekkereyle

sanık M.Ç.nin Derik İlçe Jandarma Komutanı olarak

görev yaptığı sırada aldığı izin, rapor ve yurt içi, yurt dışı

görevlendirmeleri bilgisinin iletilmesi istenmiştir. Söz konusu bilgiler

Jandarma Genel Komutanlığı tarafından iletilmiştir.

73. Ağır Ceza Mahkemesi, Millî İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet

Genel Müdürlüğünden olaylar ve maktüller hakkında

bilgi istemiş; anılan makamlar gerekli bilgi ve belgeleri Ağır Ceza Mahkemesine

iletmiştir.

74. Yargılama neticesinde Ağır Ceza Mahkemesi 21/5/2014 tarihli

kararla sanığın müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatine karar vermiştir. Gerekçeli kararda her olaya

ilişkin müşteki, tanık beyanları ve sanık savunması ayrı ayrı belirtilerek elde

edilen diğer delillerle birlikte her olay ile ilgili olarak varılan kanaat

belirtilmiştir. 120 sayfalık gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"...

MAKTULLER [S.Ç.,

Y.Ç., A.Ç., A.Ç., R.Ç.] VE [M.N.A.NIN] ÖLDÜRÜLMESİNE İLİŞKİN YAPILAN YARGILAMADA

...

KATILANLAR VE SANIK TARAFINDAN OLAYIN

DELİLLERİNE İLİŞKİN TALEP EDİLEN BİLGİ VE BELGELER İSTENİLMESİ SONUCUNDA

Mardin İl Jandarma Komutanlığına, 16/02/1993

tarihinde Dumanlı köyünde meydana gelen çatışmada terörist ve sivil

vatandaşların öldürülmesi olayı ile ilgili olarak 16/02/1993 ve 17/02/1993

tarihli ceride kayıtları ve vukuat raporlarının gönderilmesinin istenildiği,

verilen cevapta ceride kayıtlarına ulaşılamadığının, vukuat raporlarının ise

temin edilerek gönderildiğinin, (Dizi 1038/5 de yer alan) vukuat raporlarında

... belirtilmiştir.

Mardin İl Jandarma Komutanlığı’nın ...

tahkikatı konulu yazısında, ... yasadışı pkk terör

örgütüne yardım-yataklık yaptığını, lojistik destek sağladığını ve örgüt ile

ilişki içerisinde olduğunu, teröristlerin barınmaları için kendi ahırlarında

sığınak hazırladıklarını, 16/02/1993 günü Derik-Dumanlı köyündeki 9 teröristin

çatışma sonucu ölü olarak ele geçirildiğini, örgüt mensupları ... adlı

teröristlerin evlerine geldiklerini beyan ettiği belirtilmiştir.

Mardin İl Jandarma Komutanlığı’nın 17 Şubat

1993 tarihli gözlem altına alınan şahıslara ilişkin tutulan tutanakta ...

gözaltına alındığı anlaşılmıştır.

Olay yeri görgü ve tespit tutanağında ...

belirtildiği anlaşılmıştır.

Olay yeri krokisininin

incelenmesinde ... ile işaretlendiği anlaşılmıştır.

Sanık [M.Ç.] hakkında Derik C.Başsavcılığının

05/03/2005 tarih, ... karar sayılı takipsizlik kararına ilişkin tüm evrakların

gönderilmesinin istenildiği, gelen belgelerde; ... yapılan soruşturmada Derik C.Başsavcılığı’nın ... takipsizlik kararı ile (Dizi 950/13

de yer alan), Müştekinin iddiasının gerçek dışı olduğu, Devlet aleyhine

tazminat davası açabilmek amacıyla şikayet dilekçesi verildiği, iddiaların

asılsız olduğunun olay yeri tespit tutanağı ve diğer evraklardan anlaşılması

nedeniyle sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği,

karara karşı yapılan itiraz sonucunda(Dizi 950/8 de yer alan)Midyat Ağır Ceza

Mahkemesinin 2003/37 Müt.esas ve karar sayılı kararı

ile kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına ilişkin yapılan

talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Ankara Jandarma Genel Komutanlığı'na yasadışı

örgütlere ilişkili olan kişilere dair edilen bilgi ve belgelerin gönderilmesi

kapsamında ... belirtildiği, ... Derik Cumhuriyet Başsavcılığının 1992/193

hazırlık numaralı soruşturması kapsamında, 267 şüpheli hakkında ... terör

örgütü lehine slogan attıkları, sözde kürdistan ve

terör örgütü ... yı simgeleyen bez parçaları, pankart

ve poster taşıdıkları, kanunsuz toplantı ve gösteri yürüyüşü yaptıkları

suçlamaları ile ilgili olarak iddianame düzenlendiği ve 1992/15 karar sayılı

görevsizlik kararı ile Diyabakır Devlet Güvenlik

Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı' na gönderildiği

bildirilmiştir.

Ankara Jandarma Genel Komutanlığı'na yasadışı

örgütlere ilişkili olan kişilere dair edilen bilgi ve belgelerin gönderilmesi

kapsamında ... bildirildiği anlaşılmıştır.

...

Müşteki Bubo

Çeviren' in [başvurucu] Derik Asliye Hukuk Mahkemesine sanık [M.Ç.] hakkında açtığı tazminat davasına ilişkin belgelerin

gönderildiği, ... işlemden kaldırılmasına, gerekli harçlar ödenmediğinden

H.U.M.K nun 409/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış

sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Derik Sulh Ceza Mahkemesinin 1993/4 sorguya

çekme zabtının gönderildiği, zabıtta ... sorgularının

alınması sonrasında serbest bırakıldıkları anlaşılmıştır.

...terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan

...hakkında Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

1993/924 hazırlık, ...sayılı iddianame ile Diyarbakır 1 Nolu

Devlet Güvenlik Mahkemesine kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

...

Derik Cumhuriyet Başsavcılığının 1993/32

hazırlık, ...sayılı görevsizlik kararında, maktuller... İdeolojik Amaçla Adam

Öldürmek, Yasa Dışı ...örgütüne yardım ve yataklık yapmak suçundan sanıkların

eylemlerinin 2845 Sayılı Yasanın 9.maddesi kapsamına girmesi sebebiyle

görevsizlik kararı verilerek dosyanın Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi

Cumhuriyet Başsavcılığı' na gönderildiği,

Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi

Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 18/03/1993 tarih,

...sayılı kararı ile maktuller ...sanıklar hakkında tefrik kararı verilerek

hazırlığın 1993/999 sırasına kayıt edildiği anlaşılmıştır.

...

KANAAT VE SONUÇ

Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16/07/2012

tarih, 2012/3527 soruşturma, ... iddianamesinin düzenlenmesinde temel ve

hukuki dayanak olarak müşteki ve tanık beyanlarını dikkate alınarak tanzim edimiştir. Bu bağlamda müşteki ve tanık beyanları ayrı ayrı

incelendiğinde;

...

Beyanlarının içeriği dikkate alındığında

müştekinin maktullerin ölümüne ilişkin görgüsünün bulunmadığı, olay hakkındaki

bilgisinin duyum ve yorumlardan ibaret olduğu, zaten beyanlarının bir kısmında

olayları köylülerden duyduğunu beyan ettiği, ancak olayları kimden duyduğuna

ilişkin tam bir bilgi ve isim bildirmediği, özellikle beyanlarını aktarırken

"[A.Ç.nin] ... terör örgütü mensuplarının evlerinde

bulunduğunun anlaşılması halinde askerlerin hem teröristleri hem de kendilerini

öldüreceğini düşündüğü ve bu şekilde bir beyanda veya anlatımda bulunmuş gibi

aktarımda bulunduğu, ancak herhangi bir müştekinin veya tanığın [A.Ç.yle] görüştüğü

yönünde bir beyanlarının bulunmadığı, yine müşteki Bubo

Çeviren [başvurucu]01/07/2013

tarihli beyanlarında olay günü sanığın yanında bir korucu ve onbaşı olduğu

halde evlerine geldiğini beyan ettiği, ancak önceki beyanlarında sanığı

gördüğünden ve evine geldiğinden bahsetmediği,

...

Yine bazı müştekiler tarafından olaya şahit

olduğu belirtilen [S.İ.nin] alınan beyanlarında, öldürülen maktullerin ne zaman

ve kimin tarafından öldürüldüğüne ilişkin beyanlarında herhangi bir açıklamanın

bulunmadığı,...

... olay yeri tespit tutanağı ile olay yeri

vukuat raporları ve idari tahkikat sonrası alınan beyanlar karşılaştırıldığında

birbirini doğruladığı ancak müşteki ve tanıkların maktulleri ölü olarak

bulduklarını beyan ettikleri yerler ile tutanak içeriklerinin birbirini

tutmadığı, ... olay yeri krokisi incelendiğinde müştekilerin beyanlarının

arasında da çelişkiler bulunduğu, beyan ettikleri yerlerin farklı olduğu,

aralarında mesafe bulunduğu, ...

...

...idari tahkikat evrakında ise ...tahkikat

evrakında yer aldığı, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin olay yeri zabtının düzenlendiği, timde görevli personelin isim

listesinde belirtildiği, yine Mardin İl Güvenlik Komutanlığı tarafından görev

emrinin dosya içerisinde yer aldığı,

Bazı müşteki ve tanıkların beyanlarında

sanığın operasyonun başlamasından itibaren bizzat bulunduğu ve aramalara

katıldığı yönünde beyanlar bulunduğu, bu hususun tespiti yönünde sanığın

savunmalarının alındığı, sanığın savunmalarında...

...

...yine müştekilerin gözaltına alınıp

alınmadıklarının tespiti ve işkence gördüklerine ilişkin bilgi ve belgelerin

temini yönünde yapılan araştırmalarda arşiv kayıtlarının 5 yıllık zamanaşımına

tabi olması ve zamanaşımı sonrasında evrakların imha edildiğinin bildirilmesi

ve müştekilerinde uğradıklarını iddia ettikleri işkence nedeniyle olay akabinde

herhangi bir şikayette bulunmadıkları bildirmeleri karşısında herhangi bir

kanıt ve delilin elde edilemediği anlaşılmıştır.

Dumanlı köyünde meydana gelen olaya ilişkin

müşteki ve tanıkların birbirleriyle çelişen ve soyut iddiaları dışında sanığın

maktuller [S.Ç., A.Ç., R.Ç., A.Ç. ve M.N.A.yı] öldürdüğüne

dair delil elde edilemediği...

...

... sanığın beraatine

karar vermek gerektiği yönünde vicdani kanaat ve sonuca ulaşılmıştır.

MAKTUL [V.A.NIN] ÖLDÜRÜLMESİ OLAYINA İLİŞKİN YAPILAN YARGILAMADA

...

KATILANLAR VE SANIK TARAFINDAN OLAYIN

DELİLLERİNE İLİŞKİN TALEP EDİLEN BİLGİ VE BELGELER İSTENİLMESİ SONUCUNDA

1992-1994 yılları arasında meydana gelen

çatışmalarda terörist ve sivil vatandaşların öldürülmesi olayı ile ilgili

vukuat raporları, ceride kayıtları, harekat günlük durum raporları ve harekat

emirleri var ise onaylı suretlerinin gönderilmesinin Mardin İl Jandarma

Komutanlığından istenildiği, verilen cevapta (Dizi 1035/1,2, 3);Belirtilen

tarihlere ilişkin ceride kaydı, harekat günlük durum raporları ve harekat emri

ve bunlara ilişkin tanzim edilen belgelerin saklama sürelerinin dolması

nedeniyle kayıtların imha edilmiş olmaları nedeniyle ulaşılamadığının

bildirildiği ve bu hususta Derik Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık

dosyasından belgelerin temin edilmeye çalışıldığı, Derik Cumhuriyet

Başsavcılığı’nın 1994/141 hazırlık ... nolu kararı

ile görevsizlik kararı verildiği, 1994/1914 hazırlık ve ... nolu

kararı gereğince DGM C.Başsavcılığınca takipsizlik

kararı verildiği ve buna ilişkin belgelerin eklendiğinin bildirildiği,

1992-1994 yılları arasında meydana gelen çatışmada terörist ve sivil

vatandaşların öldürülmesi olayı ile ilgili olarak maktül

[V.A.nın] öldürüldüğü iddiası ile ilgili olarak Terör Olayları Bilgi Sisteminden

alınan ve 12/06/1994 tarihli terör olayına ait vukuat raporunun fotokopisinin

çıkarılarak gönderildiğinin bildirildiği, incelenmesinde ( Dizi 1035/4 de yer

alan); 12/06/1994 günü Mardin ili Derik ilçesi Kuyulu köyü kuzey bölgesinde bir

istihbaratın değerlendirilmesi gözlem altında tutulan bir işbirlikçinin yer

göstermesi sonucu icra edilen operasyonda, 2 ayrı sığınak bulunarak ele

geçirilen malzemeler imha edildiği, ... [V.A.nın] teröristlerin barındığı sığınağın kapağını açarken

teröristlerce açılan ateş sonucu öldüğünün, çıkan çatışmada sığınakta bulunan

... isimli 4 tereröstin ölü olarak silahları ile

birlikte ele geçirildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

Evrak ekinde gönderilen (Dizi 1035/6-7 yer

alan) Derik C.Başsavcılığı’ nın

1994/141 hazırlık, ... sayılı iddianamesi ile sanıklar [V.A.], ... eylemlerinin 2845 Sayalı Yasanın 9. Maddesi

kapsamında kaldığından bahisle görevsizlik kararı verilerek, iddianamenin DGM

yetkili Diyarbakır C.Başsavcılığı’na gönderildiği,

Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın

1994/1914 hazırlık, ... karar sayılı kararı ile sanıkların ölmüş olmaları

nedeniyle TCY’ nin 96. Maddesi uyarınca sanıklar

hakkında takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.

Ankara Jandarma Genel Komutanlığı'na yasadışı

örgütlere ilişkili olan kişilere dair edilen bilgi ve belgelerin gönderilmesi

kapsamında ...yer aldığının bildirildiği anlaşılmıştır.

[V.A.nın] öldürüldüğü tarih olan 12 Haziran 1994 tarihinde sanığın herhangi bir

seminer ve toplantıya katılıp katılmadığının bildirilmesinin istenildiği,

verilen cevapta;herhangi bir toplantıya katıldığına

ilişkin bir belgeye rastlanılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.

[V.A.nın] 12/06/1994 tarihinde ölümü ile ilgili hastanece düzenlenen

raporlarının çıkartılarak gönderilmesinin istenildiği, verilen cevapta; Kurumda

bulunan arşiv kayıtlarında rastlanılmadığına ilişkin bilgi verildiği

anlaşılmıştır.

Sanık [M.Ç.nin] Mardin ili

Derik ilçesi Jandarma Komutanlığında görev yaptığı tarihlere ilişkin olarak;

sanığın 15 Temmuz 1992 tarihinde görev başladığı ve 02 Ağustos 1994tarihinde

görevden ayrıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.

Ankara Jandarma Genel Komutanlığından, Sanık [M.Ç.nin] kullanmış

olduğu izin ve raporlara ilişkin dökümlerinin çıkarılarak gönderilmesinin

istenildiği, verilen cevapta; ... belirtildiği anlaşılmıştır.

Derik İlçe Jandarma Komutanlığına

03/01/1994-03/10/1994 tarihlerine ait nezarethane defterinin gönderilmesinin

istenildiği, verilen cevabi yazıda; olayla ilgili olarak nezarethane kayıt

defterinin arşivde bulunmadığına dair tutanak tutularak gönderildiği

anlaşılmıştır.

[C.T.] isimli vatandaş 1992

yılında Derik ilçesi Üçyol Jandarma Komutanlığı

bölgesindeki çeliksel petrol civarında düzenlenen

eğlence sırasında jandarma görevlileri tarafından kalabalığın üzerine ateş

edildiğini ... iddia etmesi üzerine soruşturma başlatıldığı, Hacı Abdullah Akın

mezarlığında 22/11/2011 ve 23/11/2011 tarihlerinde mezar açma işlemi yapıldığı,

yapılan işlemlerde birbirine yakın birer metre ara ile gömülmüş üzerlerinde

elbiseleri bulunan yalnızca kemiklerden ibaret 4 adet ceset bulunduğu,

şikayetçi [C.T.nin] cesetlerden birisinin kardeşi [N.T.ye] ait olduğunu iddia ettiği, Cumhuriyet Başsavcılığına

müracaat eden diğer şikayetçiler ... müştekilerden DNA karşılaştırılması

yapılmak üzere kan örneklerinin alındığı,

Adli Emanetin 2013/916 sırasında kayıtlı

eşyalardan 123 kod adı verilen şahsa ait kan örneği, diş ve kemik parçalarının

ve müşteki Yasin Avcıl'a ait kan örneklerinin, ...

torba içerisinde bulunan kemik ve diş parçalarının karşılaştırmasının yapılarak

DNA eşlemesi ile kimliklerinin tespiti yönünde İstanbul Adli Tıp Kurumundan

rapor tanziminin istenildiği, 20/01/2014 tarihinde düzenlenen raporlarda (Dizi

920 de yer alan) ve25/09/2013 tarihinde düzenlenen raporunda ( Dizi 87/1-2 de

yer alan) DNA eşlenmesi ile kimliklendirme 2 nolu cesedin [V.A.ya] ait olduğunun, diğer kemiklerin DNA'larınının

müştekilere uymadığı, kimlere ait olduğunun tespit edilemediğinin bildirildiği

anlaşılmıştır.

MAKTUL [V.A.NIN] ÖLDÜRÜLMESİNE OLAYINA İLİŞKİN

KANAAT VE SONUÇ

Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16/07/2012

tarih, ... sayılı iddianamesinin düzenlenmesinde temel ve hukuki dayanak olarak

müşteki ve tanık beyanlarının dikkate alınarak tanzim edildiği, bu yönden

müşteki ve tanık beyanları ayrı ayrı incelendiğinde;

...

...

Maktul [V.A.nın] nasıl ve nerede

öldürüldüğünün vukuat raporlarında ve tutanaklarda belirtildiği, bu şekilde

sanığın maktul Vejdin Avcıl'ı

öldürdüğüne ilişkin müştekilerin soyut ve tanık beyanları ile doğrulanmayan

beyanları dışında herhangi bir maddi delilin bulunmadığı,

...

...

... sanığın beraatine

karar vermek gerektiği yönünde vicdani kanaat ve sonuca ulaşılmıştır.

MAKTUL [M.A.NIN] ÖLDÜRÜLMESİNE İLİŞKİN YAPILAN YARGILAMADA

...

KATILANLAR VE SANIK TARAFINDAN OLAYIN

DELİLLERİNE İLİŞKİN TALEP EDİLEN BİLGİ VE BELGELERİN İSTENİLMESİ SONUCUNDA

Mazıdağ Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 199/23 sayılı

yazısı ile 04/01/1994 günü Mazıdağ- Derik karayolunun

sağmal köyü yakınlarında kimliği belirsiz kişilerce öldürülmesi olayı ile

ilgili olarak; suçta kullanılan silahtan atıldığı düşünülen bahse konu boş kovanın nerede bulunduğunun belirlenmesi, olay yerinde

bulunmuş ise aracın içinde mi yoksa dışında mı bulunduğunun, yoksa olay yeri

dışında başka bir yerde mi bulunduğunun tespitinin kolluktan talep edildiği,

25/12/1999 tarihinde düzenlenen (Dizi 33 de yer alan) tutanakta; bahse konu

kovanın nerede bulunduğunun belirtilmediği, ancak olay yeri tespit tutanağında

araç içerisinde başka kovan ve çekirdeğin olmadığının, aracın dışında nerede

bulunduğunun belirtilmediği tespit edilerek buna ilişkin tutanak tutulduğu

anlaşılmıştır.

Olay tarihi olan 04/01/1994 tarihli düzenlenen

olay yeri tespit tutanağında ,... bildirildiği anlaşılmıştır.

Mazıdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 04/02/1994 tarih, 1994/02 hazırlık, 1994/13

karar sayılı kararı ile maktul [M.A.nın] öldürülmesine ilişkin iddianame düzenlendiği,

...anlaşılmıştır.

Maktul [M.A.], sanıkları faili meçhul olan ve silahla kasten adam

öldürme suçuna ilişkin olarak Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığı'nın 30/11/1999 tarih,... sayılı görevsizlik kararı ile (Dizi 27 de

yer alan): Maktulün terör amaçlı veya terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğüne

ilişkin Hiçbir bilgi ve belgeye ulaşılamadığından dosyasının Mazıdağ C.Başsavcılığına

gönderildiği anlaşılmıştır.

Maktulü [M.A.], müştekisi [A.A.], sanığı meçhul olan, maktul [M.A.nın] öldürülmesi

olayına ilişkin Mazıdağ Cumhuriyet Başsavcılığının

29/03/2011 tarih, ... sayılı kararında (Dizi 47 de yer alan); olayın adam

öldürme suçu olduğu, olayın taammüden işlendiğine ilişkin delil bulunmadığı,

765 Sayılı TCK nun 102/2 maddesi uyarınca suçun

zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin 24/01/2000 tarihi

olduğu anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği

anlaşılmıştır.

Ankara Jandarma Genel Komutanlığı'na yasadışı

örgütlere ilişkili olan kişilere dair edilen bilgi ve belgelerin gönderilmesi

kapsamında... bildirilmiştir.

Diyarbakır Kriminal

Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 29/05/2012 tarihli ekspertiz

raporundan; 04/01/1994 tarihinde Derik- Mazıdağı karayolu üzerinde [M.A.] isimli şahsın öldürülmesi olayı ile ilgili olarak

Mardin İl Jandarma Komutanlığının 26/01/1194 tarihli yazısı ekinde gönderilen

ve tespit edilemeyen olaylar arşivinde ... sırasında kayıtlı bulunan, 7,62 mm

çaplı yabancı kaynaklı bir adet kovan ile,

08/02/1994 tarihinde Derik-Mazıdağı

karayolunun bir grup yasadışı pkk örgütü mensubunca

kesilerek araçlarından indirilen [M.E., A.E. ve R.E.] isimli şahısların öldürülmesi olayı ilgili olarak

Mardin İl Jandarma Komutanlığının 04/04/1994 tarihli yazısı ekinde gönderilen ve

tespit edilemeyen olaylar arşivinde 3913 sırasında kayıtlı bulunan, 7,62 mm

çaplı yabancı kaynaklı iki adet ayrı silahtan atılan 6 adet kovan mikroskopla

karşılıklı olarak yapılan incelemelerinde; 3913 sırasında kayıtlı 3 adet boş

kovan ile 3732 sırasında kayıtlı bulunan 1 adet boş kovan arasında

karakteristik benzerlik bulunduğunun, iki ayrı olaya ilişkin elde edilen 4 adet

kovanın aynı tek bir ateşli silahtan atılmış olduklarının tespit edildiğinin,

3913 sırasında kayıtlı diğer 3 kovanın bilgisayarlı tarama sisteminde yapılan

karşılaştırmada herhangi bir irtibata rastlanılamadığının belirtildiği

anlaşılmıştır.

(Dizi 931/1 de yer alan) Mazıdağ Cumhuriyet

Başsavcılığının 1994/60 hazırlık, ... sayılı görevsizlik kararı ile Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen [S.D.] hakkındaki dosyada verilen 19/07/2006 tarih ve

2006/378 sayılı takipsizlik kararının suretinin gönderildiği anlaşılmıştır.

MAKTUL [M.A.NIN] ÖLDÜRÜLMESİNE OLAYINA İLİŞKİN

KANAAT VE SONUÇ

Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16/07/2012

tarih, ... sayılı iddianamesinin düzenlenmesinde temel ve hukuki dayanak olarak

müşteki ve tanık beyanlarını dikkate alınarak tanzim edilmiştir. Bu bağlamda

müşteki ve tanık beyanları ayrı ayrı incelendiğinde;

...

...müştekilerin beyanlarında kardeşleri maktul

[M.A.nın] öldürülmesi olayını görmedikleri, olayları ikinci şahıstan duymuş gibi

aktardıkları, ancak bu beyanları kimden duyduklarına ve duydukları kişinin

kimliği yönünde somut bir beyanda bulunamadıkları, olayı gören tanıkların

olduğunu ancak kimliklerini tespit edemedikleri yönünde beyanda bulundukları,

...ancak maktul [M.A.nın] düğün ortamında sanık tarafından tehdit edilmesi

halinde hayatın olağan akışısına göre bu olayı gören

ve duyan kişilerin olmasının gerektiği, ancak bu olayla ilgili hiç bir tanığın

gösterilmediği, yine müşteki [M.A.nın] bir çok kez sanık tarafından haksız şekilde darp

edildiğini söylemesine rağmen herhangi bir şikayetin söz konusu olmadığı, [M.A.nın] beyaz renkli

bir araca iki kişi tarafından bindirildiğinin belirtildiği, maktul [M.A.nın] cesedinin

bulunduğu yerin Mazıdağ İlçesi Sağmal köy ayrımı

civarında bulunduğu, bu yerin sanığın görevli olduğu Derik İlçe Jandarma

Komutanlığının görev alanında bulunmadığı,... Mazıdağ

Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2011 tarih, 1999/238 soruşturma, ... sayılı

kararında (Dizi 47 de yer alan); olayın adam öldürme suçu olduğu, olayın

taammüden işlendiğine ilişkin delil bulunmadığı, 765 Sayılı TCK nun 102/2 maddesi uyarınca suçun zamanaşımı süresinin 15

yıl olduğu, zamanaşımı süresinin 24/01/2000 tarihi olduğu anlaşıldığından

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşıldığı,

Müştekilerin kardeşlerinin maktul [M.A.nın] öldürülmesi

olayını görmedikleri, olayları ikinci şahıstan duymuş gibi aktardıkları, ancak

bu beyanları kimden duyduklarına ve duydukları kişinin kimliği yönünde somut

bir beyanda bulunamadıkları, olayı gören tanıkların olduğunu ancak kimliklerini

ve isimlerini tespit edemedikleri yönündeki beyanları, maktul [M.A.nın] cesedinin

bulunduğu yerin Mazıdağ İlçe Jandarma Komutanlığının

görev alanında bulunması, sanığın görevli olduğu Jandarma Karakolu sorumluluk

alanında bulunmadığı, bu konu ile ilgili daha önceden bir soruşturmanın

başlatıldığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın Maktul [M.A.nın] öldürdüğüne ilşkin müştekilerin soyut ve tanık beyanları ile

doğrulamayan beyanları dışında herhangi bir maddi delilin bulunmadığı

anlaşılmıştır.

...sanığın beraatine

karar vermek gerektiği yönünde vicdani kanaat ve sonuca ulaşılmıştır.

MAKTULLER [M.E.,

R.E. ve A.E.nin]

ÖLDÜRÜLMESİNE İLİŞKİN YAPILAN YARGILAMADA

...

KATILANLAR VE SANIK TARAFINDAN OLAYIN

DELİLLERİNE İLİŞKİN TALEP EDİLEN BİLGİ VE BELGELER İSTENİLMESİ SONUCUNDA

Ankara Jandarma Genel Komutanlığı'na yasadışı

örgütlere ilişkili olan kişilere dair edilen bilgi ve belgelerin gönderilmesi

kapsamında... bildirildiği anlaşılmıştır.

MAKTULLER [M.E., R.E.

ve A.E.nin]

ÖLDÜRÜLMESİ OLAYINA İLİŞKİN,

KANAAT VE SONUÇ

Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16/07/2012

tarih, ... sayılı iddianamesinin düzenlenmesinde temel ve hukuki dayanak olarak

müşteki ve tanık beyanlarını dikkate alınarak tanzim edilmiştir. Bu bağlamda

müşteki ve tanık beyanları ayrı ayrı incelendiğinde;

...

Yukarıda belirtilen tanıkların çelişkili

beyanları, tanık beyanlarında maktullerin kimler ve nasıl öldürüldüğüne ilişkin

herhangi bir bilgi geçmediği halde olay yerinde olmayan müştekiler tarafından

olayın oluşuna ilişkin duyum ve tahminlerden ibaret beyanları dikkate

alındığında, sanığın maktüller [M.E., A.E.

ve R.E.yi]

öldürdüğüne ilşkin müştekilerin soyut ve tanık beyanları

ile doğrulamayan beyanları dışında herhangi bir maddi delilin bulunmadığı,

...sanığın beraatine

karar vermek gerektiği yönünde vicdani kanaat ve sonuca ulaşılmıştır...

...

MAKTUL [P.A.NIN] ÖLDÜRÜLMESİNE İLİŞKİN YAPILAN YARGILAMADA

...

KATILANLAR VE SANIK TARAFINDAN OLAYIN

DELİLLERİNE İLİŞKİN TALEP EDİLEN BİLGİ VE BELGELER İSTENİLMESİ SONUCUNDA

Maktül [P.A.nın] öldürülmesine ilişkin olarak 17/05/1994 tarihinde kelektepe mezrasında herhangi bir birliğin görevlendirilip

görevlendirilmediği, görevlendirilmiş ise buna ilişkin tutanak ve belgelerin

gönderilmesinin Mardin İl Jandarma Kotumanlığın’ dan

istenildiği, verilen cevapta ( Dizi 1036/1 ve devamı) ; ... tespit edildiği

belirtilmiştir.

1992-1994 tarihleri arasında Çayköy Kelektepe mezrasında

meydana gelen terör olaylarının sayısı, yeri ve cinsine ilişkin bilgilerin

istenildiği, Mardin İl Jandarma Komutanlığının 21 Şubat 2014 tarihli cevabi

yazısında ...belirtildiği anlaşılmıştır.

...

Ankara Jandarma Genel Komutanlığı'na yasadışı

örgütlere ilişkili olan kişilere dair edilen bilgi ve belgelerin gönderilmesi

kapsamında... tespit edildiği bildirilmiştir.

Faili Meçhul olaylara ilişkin düzenlenmiş

iddianame ve görevsizlik kararlarının dosya içerisinde bulunduğu, Bu

kararlardan;

...

Sivil vatandaşların öldürülmesi olaylarına

ilişkin Kaymakamlık ve Emniyet Müdürlüğü arşivlerinden bulunan bilgi ve

belgelerin gönderilmesinin istenildiği, verilen cevapta ... gönderildiğinin

bildirildiği,

...

MAKTUL [P.A.NIN] ÖLDÜRÜLMESİ OLAYINA İLİŞKİN,

KANAAT VE SONUÇ

Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16/07/2012

tarih, 2012/3527 soruşturma, ... sayılı iddianamesinin düzenlenmesinde temel

ve hukuki dayanak olarak müşteki ve tanık beyanlarını dikkate alınarak

tanzim edilmiştir. Bu bağlamda müşteki ve tanık beyanları ayrı ayrı

incelendiğinde;

...

Müştekilerin beyanlarında maktül

nedeniyle şikayette bulunduklarını beyan ettikleri, ancak bu hususta yapılan

araştırma sonucunda şikayetin iddia edilen olayın üzerinden 10 yıl geçtikten

sonra 2010 tarihinde gerçekleştirildiği, aynı şekilde Müştekiler tarafından [P.A.nın] alıp

götürüldükten sonra bir çok yere şikayette bulunduklarını belirtikleri halde

maktul [P.A.nın] öldürüldüğü yer, olay yerinden elde edilen deliller (jop, değnek, giysi parçalarının) sıcağı sıcağına ilgili

mercilere iletilmesi gerekekirken evde saklandığı ve

onlarında kaybolduğu şeklindeki beyanların hayatın olağan akışına uymadığı, öte

yandan söz konusu delillerin nasıl kaybolduğu hususunda da beyanlar arasında

çelişkiler bulunduğu, ..., maktulün öldürüldüğü yerde herhangi bir askeri

birliğin görevlendirilip görevlendirilmediği hususunda yapılan araştırma

sonucunda evrakların saklama sürelerinin dolması nedeniyle imha edilmesi

nedeniyle bilgilere ulaşılamadığı, ayrıca maktulün öldürüldüğü bölgede meydana

gelen olaylara ilişkin raporların temini yönünde yapılan araştırmalarda,

31/07/1993 tarihinde 3 silahlı teröristin asker kıyafeti giyerek çobanlara ateş

ettiği, hayvanlarını öldürdükleri şeklinde tutanakların bulunduğu, ... sanığın maktül sanığın maktül [P.A.yı] öldürdüğüne ilişkin

müştekilerin soyut ve tanık beyanları ile doğrulamayan beyanları dışında

herhangi bir maddi delilin bulunmadığı,

...

Müştekilerin soyut birbiriyle çelişkili ve

kesin bir kanaat vermekten uzak iddiaları dışında somut, kesin ve inandırıcı

delil elde edilemediğinden, sanığın tüm suçlar yönünden beraatine

karar vermek gerekmiş..."

75. Karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2/6/2015 tarihli

kararıyla onanmıştır. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"...

16.02.1993tarihinde Dumanlı köyünde maktül [S.Ç.nin] evinin ahırında bulunan sığınakta saklanan bölücü

terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri arasında çıkan silahlı çatışmada

üç güvenlik görevlisinin şehit olduğu, iki güvenlik görevlisinin silahla yaralandığı,

terör örgütü mensuplarından üçünün ölü olarak ele geçirildiği, maktüller [S.Ç., Y.Ç., Ab.Ç.,

Ah.Ç., R. Ç. ve M.N.A.nın

da] bu silahlı çatışma sırasında öldükleri,

terör örgütü mensuplarma yönelik yapılan arama ve

operasyonun Tugay Komutan yardımcının sevk ve idaresinde yürütüldüğü, sanığın

silahlı çatışmanın çıkmasından sonra olay yerine intikal ettiği, olayla ilgili

olarak olaydan hemen sonra sanık ve tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulan maktüllerin yakınları ve köy halkından olan kişilerin sanığın

maktüllere yönelik herhangi bir eyleminden

bahsetmemelerine rağmen, aradan 19 yıl geçtikten sonra 2012 yılı içerisinde

başlatılan soruşturma sırasında ve kovuşturma aşamasında alınan ifadelerinde maktüllerin sanık tarafından öldürüldüğüne dair beyanlarının

maddi delillerle doğrulanmadığı gibi kendi içerisinde ve birbirleriyle de

çelişkili olduğu,

12.06.1994 tarihinde [V.A.nın] kırsal kesimde

bulunan sığınakta saklanan bölücü terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri

arasında çıkan silahlı çatışma sırasında terör örgütü mensupları tarafından

açılan ateş sonucu öldüğünün olay nedeniyle düzenlenen 12.06.1994 tarihli olay

raporu içeriğinden anlaşıldığı, aynı olayda dört terör örgütü mensubunun da ölü

olarak ele geçirildiği, olay sırasında sanığın olay yerinde bulunmadığı gibi

olay yerinde bulunan güvenlik güçlerine, maktülün

öldürülmesi konusunda talimat verdiğine, onları suça azmettirdiğine dair

herhangi bir delil bulunmadığı,

04.01.1994 tarihinde [M.A.nın], 06.02.1994

tarihinde [M.E., R.E. ve A.E.nin], sanığın görev yaptığı Derik İlçe Jandarma

Komutanlığı sorumluluk alanı dışında Mazıdağı İlçe Jandarma Komutanlığı

sorumluluk bölgesinde kaleşnikov tüfekle vurulmuş

olarak bulundukları, bu maktülleri ve 17.05.1994

tarihinde maktül [P.A.nın] kaybolması ve öldürülmesi eylemini sanığın yada

sanığın talimatıyla üçüncü bir kişi yada kişilerin gerçekleştirdiğine dair

herhangi bir maddi delil yada doğrudan görgüye dayalı tanık beyanı bulunmadığı,

...

Sanığın üzerine atılı bulunan öldürme eylemlerini

gerçekleştirdiğine dair elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve

derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir

kılınmış olduğundan,... sanığın jitem örgütünün Derik

sorumlusu olduğuna, sanığın her bir öldürme eylemi nedeniyle tasarlayarak

öldürme suçundan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğine vesaireye yönelen ve

yerinde görülmeyen temyiz itirazların reddiyle, sanık hakkında öldürme

suçlarından kurulan beraat hükümlerinin tebliğnamedeki

düşünce gibi ONANMASINA..."

76. Bu karar 18/8/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

77. Başvurucular 17/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

78. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Çakıcı/Türkiye (B. No: 23657/94, 8/7/1999)

kararında 1993 yılında güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen bir

operasyon sırasında gözaltına alınan yakınının zorla kaybedilmesi olayında,

başvurucunun yakınının akibetini öğrenmeye yönelik

girişimlerine yetkili makamlar tarafından cevap verilmemesi ve uzun süreli

belirsizlik teşkil edilen kaybolma olayının kendisini boş ümitlere ve kedere

sevk etmesi nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını

incelemiştir.

79. AİHM, bir aile üyesinin olaydan dolayı Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesinin ihlal edildiği iddiasında mağdur olup

olmadığını incelerken aile üyesinin çektiği acının, ciddi insan hakları

ihlallerinin mağdurlarının yakınlarında kaçınılmaz olarak yarattığı duygusal

sıkıntıdan farklı boyut ve nitelik kazandıran özel unsurların varlığı şartını

aramaktadır. Bu unsurlar aile bağının yakınlığı, ilişkinin özel koşulları, aile

üyesinin söz konusu olaylara ne ölçüde tanık olduğu, kayıp kişi hakkında bilgi

elde etme çabalarına aile üyelerinin katılımları ve yetkili merciler tarafından

bu husustaki araştırmalara ne şekilde yanıt verildiğidir. AİHM'e

göre bu tür bir ihlalin özü, yakınlarının zorla kaybedilmesi olayından çok

yetkili mercilerin bu durum kendilerine bildirildiğinde gösterdiği tepkiler ve

sergilediği davranışlardır. Özellikle yetkili mercilerin tepkileri ve

davranışları nedeniyle bir akraba doğrudan mağdur olduğunu ileri sürebilir (Çakıcı/Türkiye, § 98).

80. Bu bağlamda AİHM Çakıcı/Türkiye

başvurusunda, başvurucunun yakınının güvenlik güçleri tarafından

götürüldüğü sırada olay yerinde olmadığını, ailesiyle birlikte başka bir ilçede

yaşadığını, yakınının akibeti hakkında bilgi edinmeyi

amaçlayan başvurularını tek başına yapmak, bu şekildeki bir yükü tek başına

yüklenmek zorunda kalmadığını ve yetkili makamların verdiği cevaplardan doğan

ağırlaştırıcı durumların mahkemenin dikkatine sunulmamış olduğunu bir bütün

olarak gözeterek somut olayda, gerçekleşen olayın kaçınılmaz olarak yarattığı

duygusal sıkıntıdan farklı boyut ve nitelik kazandıran özel unsurların

varlığını gösterecek bir husus bulunmadığı belirterek başvurucu açısından

Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir (aynı kararda

bkz. § 99; benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Şeker/Türkiye,

B. No: 52390/99, 21/2/2006, §§ 81-83).

81. Öte yandan AİHM Taniş ve diğerleri/Türkiye (B. No: 65899/01, 2/8/2005, §§

217-221) kararında, başvurucuların 2001 yılında yakınlarının güvenlik güçleri

tarafından alıkonulması ve zorla kaybedilmesi olayında resmî makamların davranış

biçimleri ve yakınlarının akibetine yönelik

araştırmalarına cevap verme tarzları nedeniyle Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlal

edildiği iddialarını incelemiştir. AİHM, somut olayda başvurucuların

yakınlarının başına gelenler hakkında bilgi edinmek ve yakınlarını bulmak için

pek çok girişimde bulunduklarını ve yetkili makamlardan birçok kere bilgi talep

ettiklerini, buna karşın taleplerine dair sürecin yavaş ve etkisiz olduğunu,

ayrıca soruşturmanın iç mevzuat uyarınca gizli yürütülmesi nedeniyle başvurucuların

soruşturma sürecine etkili şekilde katılamadıklarını, belgelere erişim

sağlayamadıklarını, son olarak da yakınlarının akibetine

dair endişelerinin devam etmekte olduğunu gözeterek bu durumun başvurucular

açısından Sözleşme'nin 3. maddesinde güvence altına alınan insanlık dışı ve

onur kırıcı muamele yasağına aykırılık oluşturduğuna karar vermiştir.

V.İNCELEME VE GEREKÇE

82. Mahkemenin 13/6/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1- Başvurucuların İddiaları

83. Başvurucular; yakınlarının o tarihte ilçe jandarma komutanı

olarak görev yapan M.Ç. tarafından ya da onun bilgisi dâhilinde, güvenlik

güçleri tarafından öldürüldüğünü veya zorla kaybedildiğini, bu olaylar hakkında

etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek yaşam hakkına dair devletin

negatif yükümlülüğünün ve pozitif yükümlülüğünün usul boyutunun ihlal

edildiğini iddia etmektedir.

2. Değerlendirme

84. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî

varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve

manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

85. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

a.Uygulanabilirlik ve İncelemenin

Kapsamı Yönünden

86. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

87. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri de doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesidir.

Bununla birlikte başvurucuya karşı gerçekleştirilen eylemin niteliği ve failin

amacı gibi somut olayın koşulları dikkate alınarak ölüm olayının

gerçekleşmediği bazı durumların da yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesi

mümkündür (Mehmet Karadağ, B. No:

2013/2030, 26/6/2014, § 20).

88. Anayasa Mahkemesi Hasibe Meşe (B. No: 2015/7748, 7/2/2019, §§ 57-61) ve Alya Demir ve Mehmet Demir (B. No:

2015/7584, 7/2/2019, §§ 46-50) başvurularında zorla kaybedilme olayına dair

ihlal iddialarının da Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkı kapsamında incelenebileceğini belirtmiştir. Somut başvuruda da P.A.nın zorla kaybedilmesine dair iddialar bu belirleme

uyarınca diğer tüm başvurucuların iddialarıyla birlikte yaşam hakkı kapsamında

incelenecektir.

89. Başvurucuların şikâyetlerinin özü devletin öldürmeme

yükümlülüğünün dönemin askerî yetkilisi tarafından veya onun bilgisi dâhilinde

ihlal edildiğine ve olaylarla ilgili olarak etkili bir soruşturma

yürütülmediğine ilişkindir. Somut başvuruya konu olaylar hakkında geçmişte

verilmiş kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) veya daimî arama kararları

mevcut olmakla birlikte Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2011 yılı

içinde bu olaylara dair yürütülmüş soruşturmalar canlandırılmış ve tespit

edilen bir şüpheli hakkında 2012 yılında kamu davası açılmıştır. Dolayısıyla

somut olayda, tamamlanmış bir ceza yargılamasının olduğu, başvurucuların

iddialarını dile getiriş biçimleri gözetilerek ve olaylarla ilgili olarak

yürütülen tüm soruşturma süreci de gözönünde

bulundurularak 2012 yılında M.Ç. hakkında açılan kamu davasıyla sınırlı bir

inceleme yapılacaktır.

b.Kabul Edilebilirlik

Yönünden

90. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41).

91. AİHM'in her hâlükârda kabul

edilemez bulduğu bazı başvurularda her bir kabul edilemezlik kriteri yönünden

ayrı bir inceleme yapmaması usulünü benimseyen Anayasa Mahkemesi de birçok

kararında her hâlükarda kabul edilemez bulduğu

başvurularda başvurucuların mağdur sıfatı ile bu bağlamdaki kişi bakımından

yetkiye ilişkin kabul edilebilirlik kriteri yönünden ayrıca bir değerlendirme

yapmamaktadır (bkz. Ahmet Ölker ve Süleyman Ölker,

B. No: 2015/3195, 15/11/2018, §§ 36, 37).

92. Bu bağlamda, somut başvuru aşağıda açıklanan nedenlerle

kabul edilemez bulunduğundan başvurucuların mağdur sıfatı ile kişi bakımından

yetkiye ilişkin kabul edilebilirlik kriteri yönünden ayrıca bir değerlendirme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

93. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50).

94. Yaşam hakkına ilişkin negatif yükümlülük kapsamında kamusal

bir yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekilde

hiçbir bireyin yaşamına son vermeme ödevi bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51).

95. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğü

kapsamında etkili soruşturma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu soruşturmanın temel

amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını, kamu

görevlilerinin müdahalesiyle ya da onların sorumlulukları altında meydana gelen

veya diğer bireylerin filleriyle gerçekleşen ölümler nedeniyle hesap

verilmesini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 54).

96. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi ya da üçüncü kişi

tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde

bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel

yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili resmî bir soruşturmanın

yapılmasını gerektirmektedir (Tahir Canan,

§ 25).

97. Diğer taraftan ceza soruşturmasının temel amacına ilişkin

yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyi gerektirmez. Anayasa'nın 17.

maddesi, başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle

sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

98. Devletin söz konusu pozitif yükümlülüğünün sonuç yükümlülüğü

olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olması, her davada başarılı

olunması veya mağdurların olaylarla ilgili beyanlarıyla bağdaşan bir sonuca

varılması gerektiği anlamına gelmemektedir (Hilmi

Düzgüner, B. No: 2014/9690, 11/5/2017, §

50).

99. Bununla birlikte yürütülen soruşturmada soruşturma

makamlarının olayın nedeninin objektif analizini yapması ve soruşturma

sonucunda alınan kararın elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve

tarafsız bir analizine dayalı olması gerekmektedir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).

100. Esasen olayların oluşumuna ilişkin delillerin

değerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevidir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:

2013/2782, 11/3/2015, § 68). Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve

yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini

kendisinin yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan soruşturma işlemlerini

belirlemesinin söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle

Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu

ve yetkili olanlar, olayları ilk eldeninceleyen

yetkili adli ve idari mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin

kesin ikna edici nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, § 58).

101. Ayrıca belirtilmelidir ki etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında başvuru konusu olaylar açısından yer verilen somut tespitler, hiçbir

şekilde Anayasa Mahkemesince kişilerin masumiyetine veya suçluluğuna ilişkin

bir yorum yapıldığı şeklinde değerlendirilmemelidir (Rıfat Bakır ve diğerleri, § 143).

102. Bu ilkeler ışığında başvuruya konu kamu görevlisinin

karıştığı ve devletin öldürmeme yükümlülüğünün ihlal edildiği iddialarına yönelik

olarak yürütülen ceza soruşturması süreci ağırlıklı olarak 2012 yılında açılan

ve 2011 yılı sonrasında olayda sorumluluğu bulunduğu iddia edilen M.Ç.

hakkındaki kamu davasıyla sınırlı ve bir bütün olarak incelendiğinde 1993-1994

yılları arasında gerçekleşen başvuruya konu olaylar hakkında birtakım

soruşturma işlemleri gerçekleştirildikten sonra soruşturmalarda daimî arama ve

kovuşturmaya yer olmadığı kararları verildiği tespit edilmiştir. Sonrasında

2011 yılında yeniden canlandırılan soruşturmaların tek bir soruşturma altında

birleştirilerek açılan kamu davası üzerinden görüldüğü yargılamada

müştekilerin, maktüllerin diğer tüm yakınlarının ve

olayla ilgili görgüsü ya da bilgisi bulunduğu iddia edilen veya değerlendirilen

sivil-asker tüm tanıkların beyanlarına başvurulduğu görülmüştür.

103. Diğer yandan yargılama makamlarınca olaylarla ilgili olarak

ATK ve ekspertiz raporları, yürütülen tüm soruşturma dosyalarının örnekleri,

soruşturmalar kapsamında verilen kararlar, olaylarla ilgili vukuat raporları,

ceride defterleri gibi olayın maddi yönünü aydınlatmaya yönelik birçok bilgi ve

belge ile istihbari bilgilerin yetkili tüm

makamlardan temin edilerek incelendiği, her olay için ayrıntılı gerekçelendirme

yapılarak sonuca ulaşıldığı anlaşılmıştır.

104. Soruşturmaya ilişkin tüm bu veriler bir arada

değerlendirildiğinde ve yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğünün bir

amaç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olduğu

dikkate alındığında, başvurucuların yakınlarının güvenlik güçleri tarafından

öldürülmesi ya da zorla kaybedilmesi iddiaları hakkında yürütülen soruşturma

sürecinin bir bütün olarak derinliğinden ve yargılama makamlarının olayları

aydınlatma isteğinden şüphe duyulmasını gerektiren bir neden bulunmadığı ve

soruşturmanın kendi bütününde tatmin edici olduğu kanaatine varılmıştır.

Başvuruya konu soruşturmada yargılama makamlarının vardığı sonuçtan ayrılmayı

gerektirecek şekilde ve elde edilen delillerin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir

analizine dayalı olarak sonuca ulaşmadıklarının söylenebilmesini mümkün kılan

bir durumun da söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir.

105. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların yaşam hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

106. Başvurucular olayların yetkili makamlarca sürüncemede

bırakılarak etkili soruşturulmaması nedeniyle sorumluların cezasız kalmasına

neden olunmasının işkence ve kötü muamele yasağı ile etkili başvuru haklarına

aykırılık oluşturduğunu ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

107. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucuların etkili başvuru hakkı ile bağlantılı olarak ileri

sürdükleri şikâyetlerinin de kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

108. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği

iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir..."

109. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

110. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

111. Anayasa Mahkemesi kötü muamele yasağına ilişkin bu tür

şikâyetleri incelediği başvurularda; hakları ihlal edilen kişinin aile

üyelerinin olaydan dolayı ruhsal çöküntü ve üzüntü yaşamalarının kendileri için

kaçınılmaz bir sonuç olduğunu, bu nedenle Anayasa'nın 17. maddesinin bu kişiler

bakımından ihlal edilebilmesi için söz konusu durumun yeterli olmadığını, aile

bireylerinden birinin mağdur olup olmamasının yaşadıkları üzüntüden farklı bir boyut

kazandıracak özel faktörlerin başvuruda var olup olmadığına bağlı olduğunu

ifade etmiştir (Engin Gök ve diğerleri,

B. No: 2013/3955, 14/4/2016, §§ 49-54).

112. Diğer taraftan bir bireysel başvurunun kabul edilebilmesi

için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden

doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğini, yani mağdur olduğunu göstermesi

veya mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu

itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için

yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur,

B. No: 2013/8479, 6/2/2014, § 24).

113. Buna göre aile bireylerinin kötü muamele yasağı bakımından

mağdur statüsüne sahip olabilmeleri için ölüm olayı nedeni ile kaçınılmaz

olarak yaşadıkları üzüntü farklı bir boyut ve şekil kazanmış olmalıdır (Seyfullah Turan ve diğerleri, B. No:

2014/1982, 9/11/2017, § 121).

114. Öncelikle belirtmek gerekir ki yakınlarının başına gelenler

nedeni ile başvurucuların üzüntü yaşadıklarında bir şüphe bulunmamaktadır.

Ancak somut başvuruda, yakınlarının başına gelen olaylara bizzat tanık

olduklarına, yakınlarının akibeti ile olanlar

hakkında yetkili mercilere pek çok kez başvuruda bulunmalarına rağmen bir sonuç

alamadıklarına ilişkin herhangi bir bilgi ve bulguya rastlanmamıştır.

115. Diğer yandan yapılan incelemede 2011 yılındaki olaylarla

ilgili olarak adli mercilerce yürütülen soruşturma canlandırılmadan önceki

dönemde, başvuruya konu olaylara dair ilgili Cumhuriyet Başsavcılıkları

tarafından birtakım soruşturma işlemlerinin yürütüldüğü, somut başvuruda

neticelenmiş bir kamu davası olduğu, başvurucular tarafından başvurunun dile

getiriliş biçimi ve yürütülen tüm soruşturma süreci gözönünde

bulundurularak fakat ağırlıklı olarak 2012 yılında açılan kamu davasıyla

sınırlı bir inceleme yapıldığı (bkz. § 89), soruşturmanın canlandığı 2011

yılından itibaren yetkili makamların hareketsiz kaldığına dair bir bulgu

bulunmadığı, adli mercilerce gerekli soruşturma yapılarak olaylarda sorumluluğu

bulunduğu iddia edilen bir kişi hakkında kamu davası açılarak yargılama

yapıldığı görülmüştür (benzer yönde değerlendirme içeren AİHM kararı için bkz. Çakıcı/Türkiye, § 98, 99).

116. Değinilen hususlar bir bütün olarak gözetildiğinde olayın

ve yetkili makamların başvurucuların taleplerine karşı verdikleri karşılığın

içeriğinin ve tarzının somut olayın kendine özgü koşulları bağlamında

başvurucuların kötü muamele yasağı bakımından mağdur olduklarını gösterir

mahiyette bir özellik taşımadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucuların

kötü muamele yasağı bakımından mağduriyetlerinin söz konusu olmadığı sonucuna

varılmıştır.

117. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

13/6/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M.Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Bubo

ÇEVİREN

:

2. Cebrail ÇEVİREN

:

3. Fatma İZCİ

:

4. Jiyan

DURMAZ

:

5. Mazlum EREK

:

6. Mehmet AY

:

7. Mehmet Emin ARIS

:

8. Rahime EREK

:

9. Reşat AYDİN

:

10. Sinan EREK

:

11. Tuncay EREK

:

12. Yasin AVCIL

:

13. Zülfinaz

AVCIL

: 14. Remziye EREK Vekilleri : Av. Erdal KUZU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/16290, 13 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Altı Kişinin 16/2/1993 Tarihinde
  7. D. Üç Kişinin 7/2/1994
  8. E. 17/5/1994 Tarihinde
  9. F. Mardin Cumhuriyet
  10. Eylemler
  11. Netice Ve Oluşan Kanaat
  12. Netice Ve Oluşan Kanaat
  13. Netice Ve Oluşan Kanaat
  14. Jandarmanın 08.02.1994 Günü Aldığı İfadeler
  15. Jandarmanın Fezlekesi
  16. Netice Ve Oluşan Kanaat
  17. Netice Ve Oluşan Kanaat
  18. Şüpheli Savunması
  19. Netice
  20. Y.ç., A.ç., A.ç., R.ç.] Ve [m.n.a.nın] Öldürülmesine İlişkin Yapılan Yargılamada
  21. Katılanlar Ve Sanık Tarafından Olayın
  22. Delillerine İlişkin Talep Edilen Bilgi Ve Belgeler İstenilmesi Sonucunda
  23. Kanaat Ve Sonuç
  24. Maktul [v.a.nın] Öldürülmesi Olayına İlişkin Yapılan Yargılamada
  25. Katılanlar Ve Sanık Tarafından Olayın
  26. Delillerine İlişkin Talep Edilen Bilgi Ve Belgeler İstenilmesi Sonucunda
  27. Maktul [v.a.nın] Öldürülmesine Olayına İlişkin
  28. Kanaat Ve Sonuç
  29. Maktul [m.a.nın] Öldürülmesine İlişkin Yapılan Yargılamada
  30. Katılanlar Ve Sanık Tarafından Olayın
  31. Delillerine İlişkin Talep Edilen Bilgi Ve Belgelerin İstenilmesi Sonucunda
  32. Maktul [m.a.nın] Öldürülmesine Olayına İlişkin
  33. Kanaat Ve Sonuç
  34. Öldürülmesine İlişkin Yapılan Yargılamada
  35. Katılanlar Ve Sanık Tarafından Olayın
  36. Delillerine İlişkin Talep Edilen Bilgi Ve Belgeler İstenilmesi Sonucunda
  37. Kanaat Ve Sonuç
  38. Maktul [p.a.nın] Öldürülmesine İlişkin Yapılan Yargılamada
  39. Katılanlar Ve Sanık Tarafından Olayın
  40. Delillerine İlişkin Talep Edilen Bilgi Ve Belgeler İstenilmesi Sonucunda
  41. Kanaat Ve Sonuç
  42. IV. İlgili Hukuk
  43. V.inceleme Ve Gerekçe
  44. A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  45. B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine
  46. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  47. Çeviren
  48. Durmaz
  49. Avcıl
  50. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/16290
Tarih
13 Haziran 2019

İlgili Kararlar

  • Cengiz İnş. San.ve Tic.a.ş. ve Mirax Tur. İnş. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/7846)
  • Süleyman Başmeydan Başvurusu (B. No: 2015/6164)
  • Mehmet Bayrakcı Başvurusu (B. No: 2014/6100)
  • Mohamed Kashet ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/17659)
  • S.m. Başvurusu (B. No: 2016/6038)
  • Elegance Hotel Turizm İşletmeleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/19953)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.