İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Bülent Türk Başvurusu (B. No: 2014/7002)

1. Başvuru, naklen atama işleminin iptali istemiyle açılan

Başvuru No2014/7002Tarih1 Aralık 2016Okuma17 dk · 3.422 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Bülent Türk Başvurusu

Karar tarihi
1 Aralık 2016
Başvuru Numarası
2014/7002
R.G. Tarih ve Sayı
30/12/2016-29934
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.422 kelime·17 dk okuma·25 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, naklen atama işleminin iptali istemiyle açılan

davada verilen yürütmenin durdurulması kararının gereği gibi uygulanmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/11/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 19/12/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

31/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 12/1/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

7. İkinci Bölümün 29/6/2016 tarihinde yaptığı toplantıda niteliği

itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görülen başvurunun

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3)

numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Bilişim Sistemi

(UYAP) üzerinden başvuruya konu yargılama dosyasına ilişkin tespit edilen

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize

Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığında Bilgi Teknolojileri Şube Müdürü olarak

görev yapmakta iken 19/12/2013 tarihli Bakan oluru ile Polis Akademisi

Başkanlığına öğretim görevlisi olarak atanmıştır.

10. Başvurucunun anılan işlemin iptali ve yürütmesinin

durdurulması istemi ile açtığı davada Ankara 5. İdare Mahkemesinin 21/2/2014

tarihli ve E.2014/4 sayılı kararıylabaşvurucunun

görevinden alınması sonucunu doğuran işlemin hukuka aykırı olduğu ve

uygulanması hâlinde telafisi güç zararlar doğacağı gerekçesiyle 6/1/1982

tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi gereğince

işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesi

şöyledir:

“…davalı idarece davacının Emniyet Genel

Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı(KOM)'nda Bilgi Teknolojileri Şube Müdürü görevinden alınmasını

gerektirecek herhangi bir ihtiyacın ortaya konulamadığı gibi, davacının

yeterliliğini veya başarısını kusurlandıracak

nitelikte hukuken geçerli, objektif bir bilgi veya belgenin de dava dosyasına

sunulmadığı ve dava konusu işlemin salt takdir yetkisine dayanılarak tesis

edildiği anlaşıldığından, davacının görevden alınmasına ilişkin işlemin kamu

yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.

Öte yandan, davacının Emniyet Genel Müdürlüğü

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı(KOM)'nda Bilgi Teknolojileri Şube Müdürü görevinden alınması

sonucunu doğuran dava konusu işlemin uygulanması halinde davacı açısından

telafisi güç zarar doğuracağı açıktır.

Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık

olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar

doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın

yürütülmesinin durdurulmasına,…”

11. İdarenin karara karşı yapmış olduğu itiraz, Ankara Bölge

İdare Mahkemesi Birinci Kurulunun 2/4/2014 tarihli ve Y.D. İtiraz 2014/1832

sayılı kararıyla reddedilmiştir.

12. Yürütmenin durdurulması kararı üzerine idare, 14/4/2014

tarihli Bakan olurlu işlem ile 6/3/2014 tarihli ve 28933 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 21/2/2014 tarihli

ve 6526 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile değiştirilen 2577 sayılı Kanun’un 28.

maddesi gereği boş kadro olmadığı gerekçesiyle başvurucuyu tekrar Polis

Akademisi Başkanlığına öğretim görevlisi olarak atamış, atama işlemi

başvurucuya 22/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 21/5/2014 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

14. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra Ankara 5. İdare Mahkemesi

25/12/2014 tarihli ve E.2014/4, K.2014/1664 sayılı kararıyla dava konusu

başvurucunun Bilgi Teknolojileri Şube Müdürlüğünden alınarak Polis Akademisi

Başkanlığına öğretim görevlisi olarak atanmasına ilişkin 19/12/2013 tarihli

işlemin iptaline karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Olayda, davacının Polis Akademisi'nden mezun

olduktan sonra muhtelif kadrolarda görev yaptıktan sonra, 30.06.2011 onay

tarihli işlem ile Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla

Mücadele Dairesi Başkanlığı(KOM)'nda Bilgi

Teknolojileri Şube Müdürü olarak görev yaptığı, bu görevini yaparken almış

olduğu bir cezanın veya olumsuz sicilinin bulunmadığı gibi sicillerinin çok iyi

olduğu,davalı idare tarafından dava dosyasına

davacının görevinde verimsiz ya da başarısız olduğunu kanıtlayacak herhangi bir

bilginin ve belgenin sunulmayıp, idarenin kamu görevlilerinin yerlerinin

değiştirilmesi hususunda takdir yetkisine sahip bulunduğunun ve somut

uyuşmazlıkta takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun

olduğunun savunulduğu dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davalı idarece davacının Emniyet

Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi

Başkanlığı(KOM)'nda Bilgi Teknolojileri Şube Müdürü

görevinden alınmasını gerektirecek herhangi bir ihtiyacın ortaya konulamadığı gibi,

davacının yeterliliğini veya başarısını kusurlandıracak

nitelikte hukuken geçerli, objektif bir bilgi veya belgenin de dava dosyasına

sunulmadığı ve dava konusu işlemin salt takdir yetkisine dayanılarak tesis

edildiği anlaşıldığından, davacının görevden alınmasına ilişkin işlemin kamu

yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu bu nedenle hukuka uyarlık

bulunmadığı sonucuna varılmıştır”

15. Davalı idare tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine

Danıştay Onaltıncı Dairesi 4/9/2015 tarihli

E.2015/16307, K.2015/4823 sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının

bozulmasına karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Emniyet hizmetlerinin önemi gereği ülke

içinde bu hizmetin öngörülen seviyede ve aksama olmadan yürütülmesininmutlak

koşullarından birisi de istenilen yer ve/veya görev için planlanan seviyede

personel bulundurulmasıdır. Bu durumda, idarenin kamu hizmetinin gerekleri

doğrultusunda personelin görev yerini değiştirme konusunda kanunen sahip olduğu

takdir yetkisini emniyet hizmetlerinin önem ve özelliğine uygun olarak

kullandığı, bu takdir yetkisini kamuyararı ve hizmet

gerekleri dışında subjektif (öznel) nedenlerle

kullandığına dair herhangi bir bilgi belge de bulunmadığıanlaşıldığından;

davacının kadro derecesi değişmeden aynı ilde eşdeğer bir göreve atandığıdikkate alındığında dava konusu işlemde kamu

yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.”

16. Başvurucu tarafından bu karara karşı karar düzeltme yoluna

başvurulmuş olup henüz bu konuda bir karar verilmemiştir.

B. İlgili Hukuk

17. 2577 sayılı Kanun'un "Yürütmenin

durdurulması" kenar başlıklı 27. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"1. Danıştayda

veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini

durdurmaz.

2. (Değişik: 2/7/2012 -

6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari

işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve

idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi

durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten

sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.

Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma

alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın

da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.)

Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve

unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari

işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.Yürütmenin durdurulması

kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve

işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler

olduğunun belirtilmesi zorunludur. ...

...

7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında

verilen kararlar;... idare ve vergi mahkemeleri ile

tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine, ...

kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus

olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine

gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine

verilen kararlar kesindir."

18. 2577 sayılı Kanun'un "Kararların

sonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin (1) sayılı fıkrası,

yürütmenin durdurulması kararı üzerine İdarece uygulama yapıldığı tarihte

yürürlükte bulunan şekliyle şöyledir:

"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare

ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya

mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz

günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.:

2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.)(…) (Ek

cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.) Kamu görevlileri

hakkında tesis edilen atama, görevden alma, göreve son verme, naklen veya

vekâleten atama, yer değiştirme, görev ve unvan değişikliği işlemleriyle ilgili

olarak verilen iptal ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının

gereği; dava konusu edilen kadronun boş olması hâlinde bu kadroya, boş olmaması

hâlinde ise aynı kurumda kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir

kadroya atanmak suretiyle yerine getirilir. Eski kadro ile atandığı yeni kadro

arasında mali haklar bakımından bir fark bulunması durumunda, bu fark 14/7/1965

tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 91

inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen usul ve esaslar çerçevesinde

ödenir.”

19. Anayasa Mahkemesi, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinde

yapılan değişiklik ile kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevden

alma, göreve son verme, naklen veya vekâleten atama, yer değiştirme, görev ve

unvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak verilen iptal ve yürütmenin

durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının gereğinin, dava konusu edilen

kadronun boş olması hâlinde bu kadroya, boş olmaması hâlinde ise aynı kurumda

kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanmak suretiyle

yerine getirileceğine ilişkin kurala yapılan başvuru üzerine anılan

düzenlemenin Anayasa’nın 2., 13., 36.ve 138. maddelerine aykırı olduğuna ve

iptaline karar vermiştir (AYM, E.2014/86, K.2015/109, 25/11/2015). Kararın

ilgili kısmı ise şöyledir:

“102. Hukuk devleti ilkesi, vatandaşların

hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin hukuk kurallarıyla bağlı olduğu

bir sistemi ifade etmekte olup devletin hukuk kurallarına bağlılığını

sağlayacak en önemli mekanizma, idarenin yargısal denetimidir. İdare karşısında

bireylerin hak arama özgürlüğünü kullanmaları, idarenin eylem ve işlemlerinin

yargı denetimine açık olmasına bağlı olmakla birlikte bu husus, tek başına

hukuk devleti ilkesi bakımından yeterli değildir. Hukuk devletinin gerçekleşmesi

için aynı zamanda idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların

gereklerine göre işlem ya da eylemde bulunması zorunludur. İdarenin, yargı

kararlarını uygulamaması durumunda, hukuk devleti ilkesinin varlığından söz

edilemez.

103. Anayasa’nın 138. maddesine göre yasama ve

yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar

ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine

getirilmesini geciktiremez. Buna göre, idare bağlı yetkiye sahiptir. İdarenin, yargı

kararlarını uygulayıp uygulamama konusunda takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Bunun yanında idare, yargı kararını uygulamayı herhangi bir koşula da

bağlayamaz. Aksine bir yaklaşım, iptal kararı ile ortadan kaldırılan işlemin

sonuçlarını geçerli kılmak anlamına gelir. İdare iptal kararının gereğine göre

yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan

kaldırmakla görevlidir. İdarenin başkaca bir tercih ve takdir hakkı yoktur.

104. Kuşkusuz, ilgililerin atama ve benzeri

işlemlere karşı dava açmalarının nedeni, tesis edilen işlemin hukuka aykırı

olduğunu ileri sürmek ve yargı kararı ile dava konusu işlemin hukuka

aykırılığının tespiti halinde önceki görevlerine dönebilmektir. Oysa itiraz

konusu kurallarla yargı kararlarının uygulanması “kadronun boş olması” koşuluna

bağlanmıştır. Uygulamada ise söz konusu kadroların boş bırakılmama, bu

kadroların söz konusu işlemler sonrası diğer kamu görevlileriyle doldurulma

ihtimali çok yüksektir. Bu durumda yargı kararıyla dava konusu işlemin hukuka

aykırılığı tespit edilmiş olsa bile kadro boş olmadığından bu karar

uygulanamayacaktır. Dolayısıyla yargı kararlarının uygulanmasının bu şekilde

kadronun boş olması koşuluna bağlanmış olması hak arama özgürlüğünü etkisiz

hale getiren ölçüsüz bir sınırlamadır. Kural idarenin yargısal denetimini ve

hak arama özgürlüğünü etkisiz bırakacağından, hukuk devleti ilkesine aykırılık

oluşturduğu gibi idarenin bütün işlemlerinin yargı yoluyla denetlenmesi ve

yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkelerini de ihlal etmektedir.”.

20. 2577 sayılı Kanun'un 52. maddesinin (4) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Kararın bozulması,

kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 1/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, görev biriminin değiştirilmesi üzerine açtığı

davada verilen yürütmenin durdurulması kararının, 2577 sayılı Kanun’un 28.

maddesi gerekçe gösterilerek uygulanmadığını, böylelikle yargı kararının etkisiz

hâle getirildiğini, yürütmenin durdurulması kararı gereği gibi yerine

getirilmediğinden başvuru yolunun etkili olmadığını, dava konusu işlemden

dolayı kendisi ve ailesinin Mahkeme kararında da belirtildiği üzere telafisi

güç zararlar içinde olduğunu, idare tarafından kendisine mobbing

uygulandığını, tesis edilen işlemin amacının kendisini gözden düşürmek, göreve

layık olmadığını ve yakın çevresinde kusuru var kanaatini uyandırmak olduğunu,

idarece tesis edilen işlemin idareye güven ilkesine ve hukuki güvenlik ilkesine

aykırı olduğunu, kamu yararına yönelik en verimli olduğu kadroda çalışma

hakkının elinden alındığını belirterek Anayasa'nın 8., 11., 17., 36. ve 49.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, 14/4/2014

tarihli atama işleminin iptali ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu,Emniyet

Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığında

Bilgi Teknolojileri şube müdürü olarak görev yapmakta iken Polis Akademisi

Başkanlığına öğretim görevlisi olarak atanmıştır. Başvurucu, bu işleme karşı

açtığı davada verilen yürütmesinin durdurulması kararının gereği gibi

uygulanmamasından şikâyet etmekte olup başvurucunun şikâyetlerininmahkemeye

erişim hakkı kapsamında yargı kararının icrası yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.

24. Bakanlık görüşünde, yürütmenin durdurulması kararının 2577

sayılı Kanun’un 28. maddesindeki kural dikkate alınarak uygulandığı,

başvurucunun yeniden Polis Akademisi Başkanlığına atanmasına ilişkin işleme

karşı dava açmadığı ve Ankara 5. İdare Mahkemesindeki yargılamanın

sonuçlanmadığı hususlarının kabul edilebilirlik aşamasında gözönünde

bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.

25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta, başvuru

formundaki iddialarını tekrar etmiştir.

26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında, herkesin,

Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği

belirtilmiştir. Buna göre Anayasa ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

sadece Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı içinde olan temel hak ve özgürlüklerin

ihlal edildiğine ilişkin iddiaları inceleme görevi verilmiştir.

27. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuruda, anılan ortak koruma

alanı içindeki temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarını incelemekte,

bununla birlikte bu incelemeyi yaparken, temel hakların yorumlanması ile kapsam

ve içeriğinin belirlenmesinde Anayasa'nın diğer maddelerinden destek norm

olarak yararlanmaktadır.

28. Örneğin, Anayasa Mahkemesi adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkin başvurularda incelemeyi Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yapmakta ve bu maddenin yorumlanması ile kapsam ve içeriğinin

belirlenmesinde Anayasa'nın yargılamaya ilişkin hususları düzenleyen diğer

maddelerinden de faydalanmaktadır (Gerekçeli karara ilişkin Anayasa'nın 141.

maddesin üçüncü fıkrası yönündenVedat Benli,

B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30; makul süreye ilişkin Anayasa'nın 141.

maddesinin dördüncü fıkrası yönünden Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39; kanuni hâkim

güvencesine ilişkin Anayasa'nın 142. maddesi yönünden Mehmet Çelik, B. No: 2015/889, 17/11/2016,

§ 56).

29. Öte yandan Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılında yapılan

Anayasa değişikliğiyle eklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin

gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesini Anayasa'nın yargılamaya ilişkin diğer

hükümleri ile Sözleşme'nin 6. maddesi ve Sözleşme'yi

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında

yorumlamaktadır (Güher Ergun ve diğerleri,

§ 38; Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22; Adnan Oktar, B. No: 2012/917,

16/4/2013, § 21).

30. Bu çerçevede bireysel başvuruya konu olan yürütmenin

durdurulması kararlarının icra edilmediğine ilişkin şikâyetin de diğer ara

kararlarında olduğu gibi ancak ortak koruma alanında olan ve Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında ve

Sözleşme'nin 6. maddesi ile buna ilişkin AİHM içtihadı göz önünde

bulundurularak incelenmesi gerekmekte olup Anayasa'nın 125. ve 138. maddeleri

yönünden adil yargılanma hakkından bağımsız bir inceleme yapılması mümkün

değildir.

31. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda

toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,

haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma

hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada

bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir

haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010). Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme, yargılamanın sonuç

doğurmasını sağlayan hak arama hürriyetinin olmazsa olmaz koşuludur. Hak arama

özgürlüğünün bir gereği olan mahkemeye erişim hakkı, yargılama sonunda verilen

kararın etkili bir şekilde aynen ve gecikmeksizin uygulanmasını da

gerektirmektedir (AYM, E.2014/92, K.2016/6, 28/1/2016§ 109).

33. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte AİHM,

mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesi

hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme

haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini

tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar

uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No:

18357/91, 19/3/1997, § 40).

34. Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyet

edilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya, § 34; Büker/Türkiye,

B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet

Kılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üst

mercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecek

kararların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altına

alınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin, ilk derece mahkemesi

kararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olup

olmadığına bakılmaksızın 6. madde sadece nihai ve bağlayıcı mahkeme

kararlarının uygulanmasını korur. Özellikle de temyiz merciinin, başvuranların

taleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönünde

bulundurarak, iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bu

karara uymamasını 6. maddenin gerekliliklerine aykırı olarak görmemektedir (Ouzounis ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99,

15/4/2002,§ 21).

35. Bu çerçevede AİHM genel olarak ihtiyati tedbir alınması

amacıyla yürütülen davaları medeni hak ve yükümlülükler konusundaki bir

uyuşmazlık ile ilgili olarak kabul etmemekte ve dolayısıyla 6. maddenin

koruması kapsamına girmediğini belirtmektedir (Wiot/Fransa (k.k.), B. No: 43722/98,

15/3/2001, Libert/Belçika (k.k.),

B. No: 44734/98, 8/7/2004). Bu nedenle AİHM, yargılamanın uzunluğu ile ilgili

davalarda 6. maddeyi ihtiyati tedbirler ile ilgili kararın alınması talebinden

itibaren değil esasa ilişkin davanın açılmasından itibaren uygulamaktadır (Jaffredou/Fransa (k.k.),

B. No: 39843/98, 15/12/1998). Bununla birlikte, bazı istisnai durumlarda AİHM,

özellikle ihtiyati tedbirin başvurucunun medeni hakları için belirleyici olması

hâlinde 6. maddeyi ihtiyati tedbirlere de uygulamaktadır (Aerts/Belçika, 30/7/1998, Recueil

1998-V; Boca/Belçika, B. No:

50615/99, CEDH 2002-IX). AİHM, ihtiyati tedbirle ilgili meselenin asıl dava

için geniş bir şekilde belirleyici olduğu ve tarafların hakları üzerinde yeteri

kadar uzun bir zaman dilimi içinde etkilerini gösterdiği durumlarda ve ihtiyati

tedbir ile ilgili kararın niteliğinin de gerektirmesi halinde istisnai olarak

6. maddenin uygulanabileceğini söylemektedir (Markass Car Hire Ltd/Kıbrıs

(k.k.) B. No: 51591/99, 23/10//2001). Özetle AİHM,ihtiyati tedbirin konusunun,

amacının ve ilgili olduğu hak üzerindeki etkilerinin çok yakından incelenmesi

gerektiğini ve bir tedbirin medeni hak veya yükümlülük için belirleyici olduğu

kanaatine varıldığında 6. maddenin uygulanacağını kabul etmektedir (Micallef/Malta, B. No: 17056/06, 15/10/2009,

§§75-86).

36. Anayasa'nın 125. maddesinin beşinci fıkrasında idari işlemin

uygulanmasıyla telafisi güç veya imkânsız zararların doğacağı durumlarda,

mahkemelere yürütmenin durdurulması kararı verme yetkisi tanınarak kişilere hak

arama özgürlüklerini daha etkili biçimde kullanabilme olanağı sağlanmıştır

(AYM, E.2012/107, K.2013/90, 10/7/2013). Hak arama özgürlüğü bakımından

kişilerin idareye karşı sahip oldukları en etkili yargısal koruma mekanizması

iptal davasıdır. İptal davasında, idari işlemin hukuk kurallarına aykırılığının

belirlenmesi hâlinde iptali yoluna gidilmekte ve bunun sonucunda idarenin hukuka

bağlılığı ve hukuk düzeninin korunması sağlanmaktadır. Genel ilke, iptal

kararlarının geriye yürümesi ve iptal edilen işlemi başından itibaren ortadan

kaldırması, bu işleme ve ona dayanan sonuçların hiç mevcut olmamış gibi kabul

edilmesi olmakla birlikte bu ilke, idari işlemin iptal kararına kadar

mevcudiyetine ve etki doğurmasına engel değildir. Bu nedenle kişileri iptal

davası sonuçlanıncaya kadar hukuka aykırı idari işlemin olumsuz etkilerinden

korumak, ileride giderilmesi veya düzeltilmesi imkânsız veya zor olan durumları

önlemek, idareyi de hem olası bir tazmin yükünden kurtarmak hem de hukuk

sınırları içine çekerek hukuk devletinin kesintiye uğramadan devamını sağlamak

amacıyla yürütmenin durdurulması kurumu öngörülmüştür (AYM, E.2008/77, K.2010/77,

3/6/2010).

37. Yürütmenin durdurulması kurumu anayasal bir değer ve öneme

sahip olmakla birlikte adil yargılanma hakkı kural olarak uyuşmazlık bakımından

nihai ve kesin nitelik taşıyan yargı kararlarının sonucuna erişmeyi güvence

altına almakta olup yürütmenin durdurulması kararlarının bu nitelikte olmadığı

açıktır. Yürütmenin durdurulması kararlarının icra edilmemesinin de diğer ara

kararlarında olduğu gibi ancak adil yargılanma hakkına hâkim olan ilkelerden

yargılamanın bütününün adil olmaktan çıkması ilkesi dikkate alınarak mahkemeye

erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

38. Buna göre yargılama bakımından nihai nitelik taşımayan

yürütmenin durdurulması kararlarının icra edilmemesine ilişkin şikâyetlerde

adil yargılanma hakkı yönünden bakılacak husus; yürütmenin durdurulması

kurumunun niteliği gereği bu kararın uygulanmamasının ileride başvurucu lehine

verilecek muhtemel nihai kararın icra edilmesini imkânsız hâle getirecek veya

aşırı derecede zorlaştıracak nitelikte olup olmadığıdır. Bu hususun ise her

somut olayda olayın koşulları dikkate alınarak incelenmesi gerekir.

39. Adil yargılanma hakkına ilişkin ilke bu şekilde olmakla

birlikte diğer temel haklar yönünden ara kararlarının icra edilmemesi

şikayetinin somut olayın koşulları dikkate alınarak yargılamanın bütününden

bağımsız olarak da incelenmesi mümkündür. Nitekim Anayasa Mahkemesi Yaman Akdeniz ve diğerleri (B. No:

2014/3986, 2/4/2014) başvurusunda yürütmenin durdurulması kararının

uygulanmadığına ilişkin başvuruyu ifade özgürlüğü yönünden incelemiştir. Benzer

şekilde Kristal-İş Sendikası ([GK],

B. No: 2014/12166, 2/7/2015) başvurusunda yürütmenin durdurulması isteminin

reddi üzerine yapılan bireysel başvuruyu sendika hakkı yönünden incelemiştir.

40. Somut olayda ise başvuruya dayanak olan ve gereği gibi icra

edilmediği ileri sürülen yürütmenin durdurulması kararları, başvurucunun aynı

il içinde aynı özlük haklarıyla başka bir birime atanması işlemine ilişkindir.

Başvurucu, münhasıran tayine ilişkin olan bireysel başvurusunda başka bir

hakkın ihlal edildiğini ileri sürmediği gibi Mahkeme tarafından da başvurunun

diğer temel haklarla bir bağlantısı tespit edilememiştir. Ayrıca yürütmenin

durdurulması kararının gereği gibi icra edilmemesinin, yargılama sonundakinihai kararın icra edilmesini imkânsız hâle

getirecek veya aşırı derecede zorlaştıracak bir nitelikte olmadığı da

anlaşılmaktadır.

41. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında

başvurucunun Mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

sonucuna ulaşılmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle mahkemeye erişim hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

.V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

1/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

GENEL KURUL

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Bülent TÜRK

Vekili

:

Av. Hüseyin

GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2014/7002, 1 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu,Emniyet
  12. B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet
  13. .v. Hüküm
  14. A. Başvurunun açıkça
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  16. Genel Kurul
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. Necipoğlu
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Gökcan
  25. Hakyemez
  26. Yamlı
  27. Güleç
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2014/7002
Tarih
1 Aralık 2016

İlgili Kararlar

  • Hakkı Oktar Başvurusu (B. No: 2014/6088)
  • Ferhat Ateş Başvurusu (B. No: 2014/6980)
  • Gönül Ayaz Başvurusu (B. No: 2014/170)
  • Adnan Özel Başvurusu (B. No: 2014/5597)
  • İbrahim Fidanay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4245)
  • Mehdi Tanrıkulu Başvurusu (B. No: 2014/18027)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.