İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Celal Pörklü Başvurusu (B. No: 2014/16542)

1. Başvuru, terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur

Başvuru No2014/16542Tarih8 Mart 2017Okuma17 dk · 3.476 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Celal Pörklü Başvurusu

Karar tarihi
8 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/16542
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.476 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur

kalınması nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvurunun kısmen kabul edilmesi ve idare ile sulhname

imzalanması, akabinde başvurunun kabul edilmeyen kısmı için açılmış olan

davanın reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan

davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması ve makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/10/2014 tarihinde İstanbul 22. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 6/12/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Tunceli ili Ovacık ilçesi Işıkvuran

köyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları

neticesinde köyün boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını

iddia etmiştir.

8. Başvurucu 13/9/2004 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Tunceli Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. Komisyonun 11/3/2008 tarihli ve 2008/2-1058 sayılı kararında,

başvurucunun terör olayları nedeniyle zarara uğradığı kanaatine varıldığına;

ancak, başvurucunun tarım arazisi olmadığından talebinin değerlendirilmediğine;

mal varlığına ulaşamaması nedeniyle çamurlu taş duvarlı (köy tipi) ev için

başvurucuya toplam 2.331 TL ödenmesine karar vermiştir.

10. Başvurucu tarafından tazminat miktarı yeterli görülmeyerek sulhname teklifi kabul edilmemiş, uyuşmazlık tutanağı

düzenlenmesi üzerine Malatya İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.

11. Malatya İdare Mahkemesinin 25/6/2010 tarihli ve E.2008/1362,

K.2010/1554 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...Komisyon tarafından bizzat veya

araştırma heyeti marifetiyle mahallinde herhangi bir keşif/araştırma yapılmaksızın

ve sunulan bilgi ve belgeler dikkate alınmaksızın afaki olarak malvarlığı

zararına yönelik değerlendirme yapıldığı görüldüğünden; ... Komisyonca

mahallinde yeniden keşif/araştırma yapılmak suretiyle (sunulan tüm bilgi ve

belgeler dikkate alınmak suretiyle) tespit edilecek malvarlığı zararının

belirtilen hesaplama birim fiyatları uygulanmak suretiyle karşılanması

gerekmektedir.

Buna göre, eksik ve yanlış araştırma ve

hesaplama sonuçlarına dayanan dava konusu komisyon kararında hukuka uyarlık

görülmemiştir.

Maddi tazminat istemine gelince; zarar

miktarının, davalı idare tarafından yukarıda belirtilen eksiklikler giderilerek

hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına göre Komisyon tarafından doğrudan

doğruya veya bilirkişi aracılığıyla belirleneceği, buna göre davacının

başvurusu ile ilgili yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde ortaya çıkan

yeni duruma göre tazminat talebinin öncelikle Komisyon tarafından

değerlendirilmesi gerekeceğinden, bu aşamada davacının maddi tazminat istemi

hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.

Davacının manevi tazminat istemlerine gelince;

5233 sayılı Yasa'nın 1., 2. ve 7. madde hükümlerinin bir arada

değerlendirilmesinden, söz konusu Yasa'nın, terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin uğradıkları maddi

zararların sulhen karşılanmasına ilişkin esas ve

usulleri düzenlemek amacıyla çıkarıldığı, Yasa kapsamında sadece maddi

zararların karşılanmasının düzenlendiği, manevi zararın tazminine yönelik

herhangi düzenlemeye yer verilmediği dikkate alındığında davacıların talep

ettikleri manevi zararın bu Yasa kapsamında karşılanmasına imkan

bulunmamaktadır."

12. İptal kararı üzerine Komisyon tarafından yeniden karar

alınmış, 14/12/2011 tarihli ve 2011/7131 sayılı kararla zararları için

başvurucuya toplam 36.916,60 TL ödenmesine karar verilmiştir.

13. Komisyon kararının akabinde, 5233 sayılı Kanun’un 12.

maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte sulhname

örneği başvurucu vekiline gönderilmiştir.

14. “Yukarıda ayni/nakdi

olarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonun

tespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış

olduğunu kabul ve taahhüt ederim.” beyanını içeren sulhname, 18/4/2012 tarihinde başvurucu vekili tarafından

imzalanmıştır.

15. Başvurucu, Komisyon kararında hükmedilen miktarın gerçek

zararını karşılamadığından bahisle Elazığ İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

16. Elazığ 2. İdare Mahkemesinin 21/12/2012 tarihli ve

E.2012/1419, K.2012/1694 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir;

“...Olayda, davacı vekili ile davalı idare arasında imzalanan

18.04.2012 tarih ve 7131 sayılı sulhname ile

davacının uğradığı zararları tazmin edilmek suretiyle uyuşmazlığın ortadan

kalktığı, tarafları bağlayıcı nitelik taşıyan ve imzalama aşamasında

davacı/davacı vekilinin iradesini fesada uğratan herhangi bir hususun

bulunmadığı görülmekte olup, sulhname sonucu uyuşmazlığın

tekrar yargıya taşınması mümkün olmadığından, davacının bu yöndeki talebinin

reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Öte yandan, 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun ile terör eylemleri

veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara

uğrayan kişilerin, sadece maddizararlarının

karşılanmasına ilişkin esas ve usuller belirlenmiş olup, manevi zararın

tazminine yönelik herhangi düzenlemeye yer verilmemiş olması karşısında,

davacının manevi tazminat talebinin karşılanmamış olması yönüyle de söz konusu

komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır...”

17. Başvurucunun temyizi üzerine, Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 4/12/2013 tarihli ve E.2013/9957, K.2013/10026 sayılı ilamı ile

kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

18. Başvurucu, karar düzeltme talebinde bulunmuş; aynı Dairenin

26/6/2014 tarihli ve E.2014/3908, K.2014/5756 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

Karar düzeltme kararı, başvurucuya 16/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 13/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

20. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 4. maddeleri (Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).

21. 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi şöyledir:

“Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi

aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9

uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki

nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre

mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla

karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak

sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında hak sahibinin sulhname

tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir

temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname

tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin

edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı

kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş

sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye

gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna

başvurma hakları saklıdır.”

22. 5233 sayılı Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Sulhnamede belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin onayı üzerine ifa

tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten üç ay içerisinde

karşılanır.”

23. 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) 11. maddesi şöyledir:

“Komisyon gerek görmesi halinde keşif yapabilir.

Komisyon başkanı belirlemiş olduğu keşif yeri

ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya bilirkişi ile başvuru sahibine veya

yetkili temsilcisine yazılı olarak bildirir.

Başvuru sahibinin kendisi, veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve

varsa şahitleri keşif mahallinde hazır bulunurlar. Muhtar veya o yer

mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunması temin edilir.

…

Başvuru sahibi veya yetkili temsilcisinin

keşif esnasında hazır bulunmaması halinde durum tutanakta belirtilir.”

24. Aynı Yönetmelik'in 16. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“15 inci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî

ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli

ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya

ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik

koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi

aracılığı ile belirlenir.”

25. Aynı Yönetmelik' in 27. maddesi şöyledir:

“Sulhname tasarıları hak sahibi veya yetkili

temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından imzalandıktan sonra Vali veya Bakan

tarafından onaylanır.

Ödemeler sulhname tasarılarının onay tarih ve

sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemeler hak sahibi veya sahiplerinin

banka hesaplarına yapılır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, Tunceli ili Ovacık ilçesi Işıkvuran

köyünde ikamet etmekte iken terör olayları nedeniyle yerleşim yerini terk etmek

zorunda kaldığını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu müracaatının

kısmen kabul edilip kısmen reddedildiğini, kabul edilen kısım için idare ile sulhname imzaladığını, sulhnamenin

kapsamının kabul edilen zararlarla sınırlı olduğunu, dolayısıyla kabul

edilmeyen kısım için mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan dava açma hakkının

saklı bulunduğunu, sulhname kapsamı dışında kalan

zararları için açtığı iptal ve tam yargı davasında, zararlarının tazmini

konusunda davanın reddine karar verildiğini, sulhname

kapsamı dışında kalan zararları için maddi, manevi tazminat talepli açtığı

iptal ve tam yargı davasında zararlarının tazmini konusunda Derece Mahkemesinin

etkisiz olduğunu, dolayısıyla hukuk yollarının sonuçsuz kaldığını, gerçek

zararlarının hesabında birçok zarar kalemi mevcut olmasına rağmen bunların gözönünde bulundurulmadığını, bu şekilde mülkiyet hakkından

yoksun kaldığını, manevi tazminat talebinin reddedildiğini, yargılama sürecinin

uzun sürdüğünü belirterek Anayasa’nın 35., 36., 40. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

28. Başvurucu, terör nedeniyle uğradığı manevi zararların

tazminine ilişkin talebinin Kanun kapsamında olmadığı gerekçesiyle Mahkemece

reddedildiğini, idari ve yargısal merciler tarafından talebinin dikkate

alınmadığını, 20/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na

ve tazminat hukukunun genel prensiplerine aykırı karar verildiğini, tam yargı

davası bağlamında manevi tazminat isteminin karşılanmadığını belirterek

Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun anılan iddiası, adil

yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerden biri olan gerekçeli karar hakkı

kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucunun diğer iddiaları ayrıca

incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu

başvurunun kısmen kabul edilip kısmen reddedildiğini, zararının kabul edilen

kısmı için idare ile sulhname imzalanmakla birlikte

kabul edilmeyen kısım için iptal ve tam yargı davası açtığını, gerçek zararının

hesabında birçok zarar kalemi mevcut olduğundan sulhnamenin

kapsamının kabul edilen zararlarla sınırlı olduğunu, dolayısıyla kabul

edilmeyen kısım için mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan dava açma hakkının

saklı bulunduğunu fakat açtığı davanın reddedildiğini, gerçek zararının

hesabında zarar kalemlerinin daha fazla olduğunu, bu zarar kalemlerinin keşif

yoluyla tespit edilmesi gerekmesine rağmen söz konusu tespitler yapılmadan ve

bu zararları gözönünde bulundurulmadan

gerçekleştirilen eksik tazmin nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

30. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda idare ile sulhname imzalanması nedeniyle bakiye zarar iddiasına

ilişkin davanın reddedilmesi daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda idari ve yargısal süreci müteakip

ihlali tespit eden ve makul bir tazminata hükmedilmesini temin eden etkili bir

giderim yolu bulunduğundan hareketle, başvurucunun mağdur sıfatının ortadan

kalkmış olması sebebine dayanılarak kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, §§ 29-43; Faris Arslan, B. No: 2014/1026, 20/5/2015, §§

45-58).

31. Somut başvuruda başvurucu, terör ve terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması

amacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tarafından

başvurucunun tespit edilen zararları öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak 36.916,60

TL tazminat miktarı belirlenmiş (bkz. § 12) ve başvurucu vekiline,

kararlaştırılan tazminat miktarını içerir sulhname

örneği ile birlikte sulha davet yazısı gönderilmiştir. Sulh teklifi başvurucu

tarafından kabul edilmiştir.

32. Başvurucunun eksik hesaplandığını beyan ettiği zarar miktarı

dikkate alındığında başvurucunun idareyle anlaşma sağlayıp 18/4/2012 tarihli sulhnameyi imzaladığından Komisyonun tespitine esas olan

olay ile ilgili maddi mağduriyetinin açıkça orantısız olmayacak şekilde giderildiği

sonucuna varılmıştır. Başvurucu, Komisyonca belirlenen ve zararlarının tamamını

karşıladığını beyan ettiği alacağı tümüyle davalı idareden tahsil ettiğinden,

başvurucunun mülkiyet hakkına ilişkin mağduriyeti 2/8/2012 tarihinde giderilmiş

ve bu hak yönünden mağdurluk statüsü de aynı tarihte sona ermiştir. Öte yandan

başvurucu, 5233 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında (Akdıvar ve diğerleri/Türkiye [Giderim], B. No: 21893/93, 16/9/1996; Doğan ve diğerleri/Türkiye, B. No:

8803-8811/02…13/7/2006) belirtilen nitelikleri taşımadığı, yahut Komisyon

tarafından ödenmesine karar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği ya

da eksik ödendiği yönünde bir iddiada da bulunmamıştır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik

şikâyet yönünden mağdurluk statüsünü kaybettiği anlaşıldığından, başvurunun

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle, Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

37. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarda, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile

davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde,

Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alındığında

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda, kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

38. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru

tarihi (13/9/2004)ile nihai karar tarihi (26/6/2014) arasında geçen ve toplam

süresi 9 yıl 9 aylık sürede, başvurucu açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama sürecinde makul olmayan

bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucu; manevi tazminat talebinin araştırma yapılmadan,

yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, manevi zararlarının

karşılanmadığını iddia etmektedir. Anılan iddialar Anayasa'nın 36. maddesinde

tanımlanan adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan gerekçeli karar hakkı

açısından incelenmiştir.

41. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

42. AİHM’e göre mahkemeler ve yargı

mercileri verdikleri kararlarda yeterli gerekçe göstermelidirler. Gerekçe

gösterme yükümlülüğünün kapsamı, kararın niteliğine göre değişir ve davaya konu

olayın içinde bulunduğu şartlar ışığında değerlendirilerek belirlenir (Mustafa Kahraman, B. No:

2014/2388,4/11/2014, § 36).

43. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin

ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin

onama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber (Aziz Turhan, B. No: 2012/1269, 8/5/2014, §

53), başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de

tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucuların

usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz

incelemesinde tartışılmaması veya yargı mercileri tarafından resen dikkate

alınması gereken hükümlerin gerekçesi açıklanmaksızın uygulanmaması gerekçeli

karar hakkının ihlali olarak görülebilir (Mustafa

Kahraman, § 37).

44. Somut olayda başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında kurulan

Komisyona başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun oluşan zararları için başvurucuya

toplam 36.916,60 TL tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Başvurucu tazminat

miktarının eksik hesaplandığı gerekçesiyle İdare Mahkemesinde maddi ve manevi

tazminat talebiyle dava açmıştır.

45. Elazığ 2. İdare Mahkemesi 21/12/2012 tarihli kararıyla

başvurucunun oluşan zararlarına ilişkin Komisyon tarafından verilen maddi

tazminat miktarının yeterli olduğuna, manevi tazminatın ise 5233 sayılı Kanun

kapsamında düzenlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; temyiz

merciince de bu karar onanmış; karar düzeltme talebi

reddedilmiştir. (bkz. §§ 16-18).

46. Bir davada maddi olguları bildirmek tarafların, bunları

hukuksal nitelendirmeye tabi tutmak ise hâkimin görevidir. Taraflarca

bildirilip iddia ve savunmaya dayanak yapılan maddi olgular mahkemece tam

olarak saptanmalı, dayanılan maddi olguların hukuksal nitelendirmesi ve ilgili

hukuk kuralının uygulanması ise mahkemece yapılmalıdır (Nurten Esen, B. No: 2013/7970, 10/6/2015,

§ 51).

47. 5233 sayılı Kanun; AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari

Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği üzere maddi

zararların özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi zararların karşılanmasına

da engel olmayan bir yasadır. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu'nun 12. ve 13. maddelerinde, idarenin işlem veya eyleminden

kaynaklanan hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı

tanınmaktadır. Bu yol, 5233 sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere

başvurularak uğranılan zararın tazminine imkân sağlamaktadır (Abbas Emre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, §

81).

48. Başvurucu, Mahkemenin ret gerekçesinin 2577 sayılı Kanun’a,

tazminat hukukunun genel prensiplerine aykırı olduğunu belirtmiştir. Anayasa

Mahkemesi kararında (Abbas Emre,

§ 78) da belirtildiği üzere 5233 sayılı Kanun, genel hükümlere göre manevi

tazminat talep edilmesine engel teşkil etmemektedir. Başvurucu, anılan

iddialarını Mahkeme önünde ileri sürmüş ise de kararın gerekçesinden (bkz. §

16) iddialarının tam olarak karşılanmadığı anlaşılmakta olup kanun yolu

merciince de anılan konu hakkında değerlendirme yapılmamıştır.

49. Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların

mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal

düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; maddi olgular ile hüküm arasındaki

mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların hangi nedenle haklı veya haksız

görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetimini

yapabilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi

nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta

gösteren bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur (Nurten Esen, § 57).

50. Bu durumda başvurucunun, 1994 yılında terörle mücadeleden

dolayı köyünün boşaltılması neticesinde manevi zarara uğradığından bahisle,

19/6/2012 tarihinde açtığı tam yargı davasında, ayrı ve açık bir yanıt

verilmesini gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı bir iddia olan manevi

tazminat talebine ilişkin şikâyetlerin sadece 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilip gerekçelendirilmesi yeterli görülmemektedir. Anılan iddianın

AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarında (Abbas Emre, §§ 77-79, 84) da belirtildiği üzere, 2577 sayılı

Kanun kapsamında usul kurallarına ve esasa yönelik değerlendirmesi yapılarak

başvurucuların manevi tazminatı hak edip etmediğinin tartışılması gerekirken,

5233 sayılı Kanun’da manevi zararların karşılanmasına ilişkin herhangi bir

düzenlemeye yer verilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi, adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ortaya

koymaktadır. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde

başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

51. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53. Başvurucu, başvuru formunda belirttiği maddi ve manevi

tazminat miktarlarının ödenmesi talebinde bulunmuştur.

54. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmiş olması nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir.

55. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

56. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan,

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Elazığ 2. İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

57. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Elazığ

2. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme

olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Celal PÖRKLÜ

Vekilleri

:

Av. Mehmet

Ali KIRDÖK

Av. Meral

HANBAYAT

Av. Ümit

SİSLİGÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/16542, 8 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  12. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Hanbayat
  20. Sisligün
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/16542
Tarih
8 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Asya Oktay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3549)
  • Gülcan Keleş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/797)
  • Ahmet Savcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7697)
  • Bekir Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/6290)
  • Burak Edis Başvurusu (B. No: 2014/11177)
  • Özbent Köçkar Başvurusu (B. No: 2014/20153)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.