İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cemal Emre Gürsoy Başvurusu (B. No: 2016/7760)

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk

Başvuru No2016/7760Tarih3 Haziran 2020Okuma18 dk · 3.593 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cemal Emre Gürsoy Başvurusu

Karar tarihi
3 Haziran 2020
Başvuru Numarası
2016/7760
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.593 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk

Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın

gizliliği hakkının; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından verilen hükmün bir

başka yargı mercii tarafından denetlenmesi imkânının tanınmaması nedeniyle

hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 20/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuruya ilişkin

olarak görüş bildirilmesine gerek görülmediği belirtilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrinde astsubay

statüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dair ihbar

ve duyumlar üzerine başvurucu hakkında idari soruşturma başlatılmıştır.

Soruşturma kapsamında 22/6/2012 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmış ve

başvurucuya cinsel yaşamına ilişkin sorular sorulmuştur.

9. Soruşturma sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK)

itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı sayılacak şekilde hareketlerde

bulunduğu gerekçesiyle 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Personel Kanunu'nun 94. maddesi ve 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanan Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin (Sicil Yönetmeliği) 60.

maddesi gereğince başvurucu hakkında 17/10/2012 tarihinde "Silahlı

Kuvvetlerde kalması uygun değildir." şeklinde ayırma sicil belgesi

düzenlenmiştir.

10. Sicil Yönetmeliği'nin 61. maddesi uyarınca Hava

Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde oluşturulan Komisyonda başvurucunun durumu

değerlendirilmiştir. Komisyon 28/11/2013 tarihinde başvurucu hakkında ayırma

işlemi yapılmasının onaya sunulmasına karar vermiştir. Anılan kararı, Hava

Kuvvetleri Komutanı 29/11/2013 tarihinde onaylamış ve son olarak Millî Savunma

Bakanı'nın 27/1/2014 tarihinde TSK'dan ayrılmasını uygun bulması sonucunda

başvurucunun ilişiği resen kesilmiştir.

11. Başvurucu 31/3/2014 tarihinde ayırma işleminin iptali

talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde

(AYİM) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; TSK'nın itibarını sarsacak

şekilde ahlak dışı harekette bulunduğu gerekçesiyle ilişiğinin kesildiğini,

ifadesi yasak sorgu usulleri ile alındığından bunlara dayanarak ayırma işlemi

tesis edilemeyeceğini, işlemin ölçülü olmadığını, kendisine isnat edilen

olguların tümüyle özel yaşam alanında kalan aleniyet kazanmamış hususlar

olduğunu, bu nedenle işlemin özel yaşamın gizliliğine müdahale oluşturduğunu

ileri sürmüştür.

12. AYİM Başsavcılığının işlemin iptaline karar verilmesi

gerektiği yönünde hazırladığı 24/12/2014 tarihli düşünce yazısında,

başvurucunun meslek hayatında bir kez disiplin cezası aldığı, üç kez takdire

layık görüldüğü ve görevinde başarılı olduğu vurgulanmıştır. Diğer yandan idari

soruşturmada başvurucunun kendi ifadelerinden anlaşılan söz konusu eylemlerin

özel hayata ilişkin olduğu ve bu eylemler aleniyete kavuşmadığından TSK'nın

itibarını sarstığının söylenemeyeceği, iddia edilen eylemler nedeniyle daha

önce ikaz dahi edilmeyen başvurucunun çok ağır sonuçları olan ayırma işlemine

tabi tutulmasının ölçülülük ilkesini ihlal ettiği ifade edilmiştir.

13. AYİM Birinci Dairesinin (Daire) 9/7/2015 tarihli

kararı ile oybirliğiyle dava reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun

özel hayat sınırını aşan ve düşkünlük seviyesine eylemlerinin TSK'nın yapısına

zarar vermeye başladığı, astlık-üstlük ilişkilerini zedelediği, diğer personeli

etkilediği ve onlara kötü örnek teşkil ettiği belirtilerek idarenin takdir

yetkisini ölçülü, objektif ve kamu-birey yararı dengesini gözeterek kullandığı

sonucuna varılmıştır.

14. Başvurucunun karar düzeltme istemi Dairenin 23/2/2016

tarihli kararı ile oyçokluğuyla reddedilmiştir.

15. Nihai karar 21/3/2016 tarihinde başvurucu vekiline

tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 20/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017

tarihli ve 6771 Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci

fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. G.G. [GK], B. No:

2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418,

15/2/2017, §§ 26-33.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 3/6/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hükmün

Denetlenmesini Talep Etme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, AYİM Birinci Dairesi tarafından verilen

karar hakkındaki karar düzeltme taleplerinin aynı Daire tarafından ve yalnızca

bir defaya mahsus incelenerek karara bağlanması nedeniyle adil yargılanmadığını

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun

iddiasının hükmün denetlenmesini talep etme hakkı kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür.

22. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer

verilmiştir.

23. Anayasa Mahkemesi, somut norm denetiminde verdiği

27/12/2018 tarihli ve E.2018/71, K.2018/118 sayılı kararıyla hükmün

denetlenmesini talep etme hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen

hak arama hürriyeti ile güvence altına alındığına hükmetmiştir. Kararın ilgili

kısımları şöyledir:

"5. Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen hak arama hürriyeti, yargılama usulüne ilişkin güvencelerle

hakkaniyete uygun yargılama yapılmasını hedefleyen ve demokratik toplumda

vazgeçilmez nitelikte olan adil yargılanma hakkını da kapsayan geniş bir

içeriğe sahiptir. Bu bağlamda hak arama hürriyetinin mahkeme tarafından verilen

hükmün bir başka yargı mercii tarafından denetlenmesini talep etme hakkını da

içerip içermediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin

önceki kararları incelendiğinde, anılan hakkın Anayasa’da güvence altına alınıp

alınmadığı hususuna ilişkin olarak meselenin farklı kavramlar altında

tartışıldığı ve farklı sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir. Bu yönüyle de

içtihadın netleştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

6. Hak arama, kişinin maddi ve manevi

varlığını geliştirme hakkı ve insan onuru kavramıyla yakından ilgilidir. Bu

nedenle demokratik hukuk düzenlerinde hakların korunmasını ve hak ihlallerinin

giderilmesini temin edebilecek 'hukuki yollar' öngörülmüştür. Nitekim Anayasa

Mahkemesi de kararlarında hak arama hürriyetinin hukuk devletinin başlıca

ölçütü ve demokrasinin vazgeçilmez koşullarından biri olduğunu ifade etmiştir

(AYM, E.1991/2, K.1991/30, 19/9/1991). Bu doğrultuda Anayasa’nın 40. maddesinde

hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, 'yetkili makama geciktirilmeden

başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip' olduğu belirtilmiştir.

Anayasa’nın 74. maddesinde düzenlenen yasama organına dilekçe verme hakkı ile

bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakları da anayasal güvence altına

alınan hak arama yolları arasındadır.

7. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan yargı mercileri önünde hak arama hürriyeti, hakların korunmasını

amaç edinen vazgeçilmez meşru yöntemlerin başında gelmektedir. Anayasa’daki

temel hakların korunmasında önemli bir teminat olan yargısal hak arama yolu,

hakların korunmasında en etkili ve güvenceli yoldur.

8. Hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde, adalet ve hukuk devleti gibi temel anayasal ilkelerin de göz

önünde bulundurulması gerekir. Bu doğrultuda hak arama hürriyetinin amacının

hak ihlalinin önlenerek kişiye hakkının teslim edilmesi ve adaletin tesisi

olduğu söylenebilir. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkı, kanunun açıkça hatalı veya keyfi uygulanmasına ilişkin istisnalar

dışında, yargılama sonucunda verilen hükmün adil olup olmadığı veya hukuki

açıdan isabetli olup olmadığı hususlarını içermemektedir. Bu itibarla adil

yargılanma hakkının davanın taraflarına sağladığı tüm usul güvencelerine

uyulmuş olsa bile yargılama sonucunda verilen hükmün hatalı olması mümkündür.

Diğer bir ifadeyle adil yargılanma hakkının güvencelerine riayet edilmiş olsa

da hâkimin gerek maddi vakıaların değerlendirilmesinde gerekse hukuk kurallarının

uygulanmasında yanılgıya düşmesi ve buna bağlı olarak hukuka aykırı hüküm

vermesi söz konusu olabilmektedir. Böyle kararlara ilgililerin veya toplumun

katlanmasını istemek adalete olan güveni sarsar ve hukuk devletini zedeler. Bu

nedenle hak arama hürriyetinden yararlanılabilmesi bakımından adil ve isabetli

olmadığı düşünülen bir hükmün başka bir yargı mercii tarafından denetlenmesi

bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Anayasamız açısından bu gereklilik,

özel olarak düzenlenen hak arama hürriyetinin kapsamı ve mahiyetinden

kaynaklanmaktadır.

9. Anayasa’nın 154. ve 155. maddelerinin

de mahkeme kararlarının kural olarak denetlenmesi gerektiği düşüncesiyle

düzenlendiği anlaşılmaktadır. Anayasa’nın 154. maddesinin birinci fıkrasının

ilk cümlesinde 'Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir

adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir'

kuralına yer verilmiştir. Aynı şekilde Anayasa’nın 155. maddesinin birinci

fıkrasının ilk cümlesinde de 'Danıştay, idare mahkemelerince verilen ve kanunun

başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme

merciidir' denilmektedir. Anayasa koyucunun bu kurallarla Yargıtay ve

Danıştayın varlığını anayasal güvence altına aldığı ve anılan yüksek mahkemeleri

kural olarak ilk derece adli ve idari yargı mercilerince verilen karar ve

hükümlerin son inceleme mercii olarak görevlendirdiği anlaşılmaktadır. Ancak bu

maddelerde adli ve idari yargı mahkemelerince verilen hükümlerin denetlenmesi

görevinin anılan yüksek mahkemelere verilmemesi hâlinde de bu görevin başka

yargı mercilerine bırakılması gerektiğinin öngörülmesiyle Anayasa koyucunun ilk

derece mahkemesince verilen karar ve hükümlerin kural olarak bir başka yargı

mercii tarafından denetlenmesi gerekliliğini kabul ettiği sonucuna

ulaşılmaktadır.

10. Anayasa’nın 36., 154. ve 155.

maddeleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa’nın mahkemelerce verilen hükmün

bir başka yargı mercii tarafından denetlenmesini talep etme hakkını Anayasa’nın

36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti kapsamında güvenceye kavuşturduğu

görülmektedir.

11. Diğer taraftan yargılamanın konusu

ceza mahkûmiyeti olduğunda mahkeme kararlarının denetlenmesi ihtiyacı daha da

önem kazanmaktadır. Nitekim uluslararası sözleşmelerde de hükmün denetlenmesinin

bir hak olarak tanındığı görülmektedir. Türkiye’nin de taraf olduğu Sözleşme’ye

ek 7 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde

'Mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkûm edilen herkes, mahkûmiyetinin

veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini

sağlama hakkına sahiptir' denilmek suretiyle ceza mahkemesince verilen

mahkûmiyet ve cezaların denetlenmesini talep hakkı güvenceye bağlanmıştır. Yine

Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin

14. maddesinin (5) numaralı fıkrasında da 'Bir suçtan hüküm giyen herkes,

mahkûmiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca

yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır' biçiminde benzer bir kurala yer

verilmiştir.

12. Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen hak arama hürriyeti kapsamındaki hükmün denetlenmesini talep etme

hakkı, kişinin aleyhine verilen bir hükmün başka bir yargı mercii tarafından

gözden geçirilmesini ve denetlenmesini isteyebilmesini teminat altına

almaktadır."

24. Anayasa Mahkemesi hükmün denetlenmesini talep etme

hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ile

güvence altına alındığını ifade ettiği bu kararında, ayrıca Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ülkemizin de taraf olduğu ek 7 No.lu Protokol’ünün 2.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesiyle ceza mahkemesince verilen

mahkûmiyet ve cezaların denetlenmesini talep hakkının güvenceye bağlandığını ve

yine ülkemizin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin

14. maddesinin (5) numaralı fıkrasında da “Bir suçtan hüküm giyen herkes,

mahkumiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca

yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır.” biçiminde benzer bir kurala

yer verildiğini hatırlatmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi yargılamanın

konusu ceza mahkûmiyeti olduğunda mahkeme kararlarının denetlenmesi ihtiyacının

daha da önem kazandığını, hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ceza hukuku

alanındaki kapsam ve sınırıyla diğer alanlardaki kapsam ve sınırının aynı

olmayacağını, bu yönüyle anılan hakkın bireyin temel hak ve özgürlüklerine daha

ağır müdahalelerin söz konusu olduğu ceza hukuku alanında daha geniş bir uygulama

alanı bulurken diğer alanlarda daha esnek uygulanabileceğini de vurgulamıştır

(AYM, E.2018/71, K.2018/118, 27/12/2018, §§ 11, 14, 18). Bir başka ifadeyle

Anayasa Mahkemesi medeni hak ve yükümlülüklerin söz konusu olduğu hukuk yargısı

ile idari yargı alanında hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ceza hukuku

alanındaki anlam ve kapsamından ayrı değerlendirilebileceğini, uygulamanın

farklılaşabileceğini ifade etmiştir.

25. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesine yapılan bir

bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal

edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı

sıra Sözleşme'nin ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18).

26. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkı Anayasa'da

güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme ve ülkemizin taraf olduğu ek

protokoller, medeni hak yükümlülüklere ilişkin yargılama süreçleri (hukuk

yargısı ile idari yargı alanı) yönünden söz konusu hakka dair bir güvence

içermemektedir. Dolayısıyla medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar

yönünden hükmün denetlenmesini talep etme hakkı Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanının dışında kalmaktadır. Bu bağlamda anılan hakka dair bir ihlal

iddiasının incelenebilmesi için yargılamanın ceza hukuku alanına ilişkin

bulunması şarttır.

27. Bu noktada üzerinde durulması gereken bir diğer husus

ceza hukukunun çekirdek alanına müteallik olmamakla birlikte Anayasa'nın 36. ve

38. maddeleri ile Sözleşme'nin 6. ve 7. maddeleri kapsamında suç ve cezalara

ilişkin güvenceler dâhilinde olduğu kabul edilen yaptırımlara/işlemlere dair

yargılama süreçleridir. Bir yaptırımın veya hukuki bir tasarrufun/işlemin hangi

koşullarla suç isnadı niteliğinde sayılıp suç ve cezalara ilişkin güvenceler

kapsamında değerlendirilebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve

Anayasa Mahkemesi kararlarında açıkça ifade edilmiştir (Engel ve

diğerleri/Hollanda [GK], B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72,

5370/72, 8/6/1976 ; Benham/Birleşik Krallık [BD], B. No: 19380/92,

10/6/1996; Anayasa Mahkemesi kararları için bkz. D.M.Ç., B. No:

2014/16941, 24/1/2018; B.Y.Ç., B. No: 2013/4554, 15/12/2015; Selçuk

Özbölük, B. No:2015/7206, 14/11/2018). Anılan kararlarda yer verilen

ilkeler bağlamında bir suç isnadının değerlendirilmesine ilişkin yargılama

olarak kabul edilen idari yargı veya hukuk yargısına ait uyuşmazlıklara yönelik

ileri sürülen suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlali gibi iddialar

ceza yargılamasına ilişkin güvenceler bağlamında değerlendirmeye

alınabilmektedir. Bu perspektiften konu ele alındığında ceza hukukunun çekirdek

alanında bulunmamakla birlikte bir suç isnadı içerdiği kabul edilen

uyuşmazlıklara yönelik olarak ileri sürülen hükmün denetlenmesini talep etme

hakkının da suç ve cezalara ilişkin Anayasa ve Sözleşme'de yer alan

güvencelerin sağlanması bağlamında ortak koruma alanı içinde kaldığını söylemek

mümkündür.

28. Somut bireysel başvuruya konu yargılama sürecinin suç

ve cezalara ilişkin güvenceler kapsamında değerlendirilebilecek şekilde ceza

yargılamasına veya bir suç isnadına ilişkin bulunmadığı açıktır.

29. Bu hâle göre başvuru dilekçesinde ifade edilen AYİM

kararına yönelik hükmün denetlenmesini talep etme hakkı Anayasa ve

Sözleşme’nin, Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanı

kapsamı dışında kaldığından bu hakka ilişkin ihlal iddiasının incelenmesi

Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dışında bulunmaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayatın

Gizliliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

31. Başvurucu; Hava Kuvvetler Komutanlığı İstihbarat

Başkanlığı tarafından mülakat adı altında hukuk dışı yollarla ifadesinin

alındığını, beyanlarının tutanağa hatalı geçirildiğini söylemesine rağmen

tutanağın kendisine zorla imzalattırıldığını, ifadesi alınırken sorulan

sorularla özel hayatına dair bilgilerin en ince ayrıntısına kadar elde edilmeye

çalışıldığını, anılan ifade esas alınarak AYİM tarafından davasının

reddedildiğini, özel hayatına ilişkin ifadesinde bahsettiği eylemlerin görevine

veya kamusal hayata yansımadığını, aleniyet kazanmamış özel hayatının gizliliği

kapsamında kalması gereken bilgilere yönelik değerlendirmelere bağlı olarak

-başarılı mesleki geçmişi de gözetilmeden- tesis edilen ayırma işlemi nedeniyle

özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

32. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak

Anayasa’nın 20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ...saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ...gizliliğine

dokunulamaz."

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun

iddiasının temelini, özel hayat alanına ilişkin olan ve hukuka aykırı yöntemler

kullanılmak suretiyle elde edilen birtakım bilgilere dayanılarak TSK'dan ayırma

işlemi tesis edilmesinin oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurunun

özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

35. Özel hayatına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek disiplinsizlik

ve ahlaki durum sebebiyle başvurucu hakkında TSK'dan ayırma işlemi tesis

edilmesinin özel hayatın gizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır (Ata

Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., § 43).

36. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için

Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar

tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere

dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine

uygun olma ölçütlerini taşıması gerekir.

37. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun

olduğu, askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin

sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı

anlaşılmaktadır (Ata Türkeri, §§ 40, 41; G.G., §§ 51-53; Yaşar

Türkmen, §§ 50-58).

38. Tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu işlemlerin

hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında, bireylerin özel

hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindeki

etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişi üzerindeki

etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve bu hususlardaki

değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıca

tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumları

dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G., § 60).

39. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla da

bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi

tutulabilecekleri açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırma

işlemi tesis edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar

temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de

önemli bir etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle

geldiği anlaşılmaktadır (F.K., B. No: 2016/572, 13/6/2019, § 29). Bu

bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da

istisnai tedbir mahiyetinde olması, başvurulabilecek son çare ya da

alınabilecek en son önlem niteliğinde olması gerekir (G.G., § 66).

40. Somut olayda, AYİM kararında da belirtildiği üzere

başvurucunun mahremiyet alanında gerçekleşen özel yaşamına ilişkin eylemlerin

(bkz. § 9) idari soruşturma kapsamındaki aleniyete kavuşmamış beyanlara

dayandırıldığı, başka bir ifade ile başvurucuya yöneltilen iddiaların görevin

ifasıyla ilgili olmadığı anlaşılmaktadır. Yine AYİM kararında; başvurucunun

soruşturma usulünün hukuka aykırı yöntemler içerdiğine yönelik iddialarına

makul bir gerekçe ile yanıt verilmediği, ifadenin alındığı koşulların detaylı

şekilde incelenmediği görülmektedir.

41. Özel hayata ilişkin eylem ve davranışlarının mahrem

kalması konusunda başvurucunun menfaati bulunmaktadır. Başvurucunun tesis

edilen ayırma işleminde, özel hayatı kapsamındaki mahremiyet hakkına ilişkin

davranışları belirleyici olmuştur. Diğer yandan söz konusu eylem ve davranışlar

başvurucu tarafından alenileştirilmediği gibi bu eylem ve davranışların mesleki

hayatı -bağlı bulunduğu kurum- üzerindeki olumsuz etkileri ve riskleri de ikna

edici gerekçelerle açıklanmamıştır (F.K., § 31).

42. Dolayısıyla özel hayat alanı kapsamında kaldığı

anlaşılan birtakım davranışlara dayanılarak başvurucunun kamu görevlisi olma

nitelik ve yeterliliğini kaybettiği sonucuna ulaşılmasının demokratik toplum

düzeninin gereklerine aykırılık oluşturduğu, başvurucuya en ağır şekilde

uygulanan idari yaptırımın ölçülü olmadığı, başka bir ifade ile başvurucunun

mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde TSK görevlisi olmasının

sakıncalarının idari ve yargısal makamlar tarafından ilgili ve yeterli şekilde

açıklanmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

45. Başvurucu ihlalin tespitine ve yargılamanın

yenilenmesi karar verilmesini talep etmiştir.

46. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir

(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

48. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

49. İncelenen başvuruda özel hayatın gizliliği hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idarenin işleminden

kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemesi de ihlali

giderememiştir.

50. Bu durumda özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayatın gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere -Anayasa'nın 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış

olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ YARGI MERCİİNE

(Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesinin E.2014/726, K.2015/709

sayılı dosyasıyla ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 3/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Ferhat YILDIZ Başvurucu : Cemal Emre GÜRSOY Vekili : Av. Veysel AKDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/7760, 3 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Hükmün
  14. B. Özel Hayatın
  15. C. 6216 Sayılı
  16. A. 1. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal
  17. B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  18. C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının
  19. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/7760
Tarih
3 Haziran 2020

İlgili Kararlar

  • Hatice Kart Başvurusu (B. No: 2017/26348)
  • Serkan Şeker Başvurusu (B. No: 2017/15118)
  • S.g. Başvurusu (B. No: 2016/8181)
  • Kemal Karanfil Başvurusu (B. No: 2016/54582)
  • Abdulcelil Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27572)
  • Haci İnan ve Miyeser İnan Başvurusu (B. No: 2016/73139)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.