İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2018/17212 Tarih:

D.ç. Başvurusu (B. No: 2018/17212)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

D.Ç. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/17212)

Karar Tarihi: 13/4/2022

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; gözaltı tedbiri dolayısıyla ödenen tazminatın

yetersiz olması nedeniyle adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının, vekâlet ücretinin yapılan düzenlemeyle azaltılması nedeniyle de

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla

11/8/2017 tarihinde gözaltına alınmış ve 18/8/2017 tarihinde serbest

bırakılmıştır. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturma sonucunda 7/12/2017

tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

6. Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi

üzerine başvurucu 7 gün haksız yere gözaltında kaldığını, gözaltı kararı

nedeniyle çalışamayıp kazanç kaybına uğradığını, üzüntü ve sıkıntı çektiğini,

itibarının zedelendiğini, terörist muamelesi gördüğünü, soruşturma sürecinde

avukatla temsil edildiğinden bu avukatlık ücretinin maddi tazminata dâhil

edilmesi gerektiğini belirterek 12.000 TL maddi ve 13.000 TL manevi tazminatın

ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, gözaltının

haksız olduğu iddiasını 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendine açıkça belirtmek

suretiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararına dayandırmıştır. Dilekçesinde

başvurucu, gözaltı işleminin hukuka aykırı olup olmadığına ilişkin bir

açıklamada bulunmamıştır.

7. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi 28/2/2018 tarihli

kararıyla başvurucuya 327,61 TL maddi, 600 TL manevi tazminat ile 845 TL

vekâlet ücretinin ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme başvurucunun soruşturma

aşamasında ödediğini iddia ettiği vekalet ücretine ilişkin serbest meslek

makbuzu sunmadığı gerekçesiyle vekalet ücretini maddi tazminata dahil

etmemiştir.

8. Başvurucu; hükmedilen tazminatların ve vekâlet

ücretinin düşük olduğunu, maddi tazminata soruşturma aşamasındaki vekâlet

ücretinin dâhil edilmemesinin yanlış olduğunu belirterek istinaf yoluna

başvurmuştur.

9. Bölge Adliye Mahkemesi 18/4/2018 tarihinde maddi

tazminatı 927,61 TL (soruşturma aşamasındaki 600 TL vekâlet ücretini eklemek

suretiyle) şeklinde düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin

olarak karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

10. İlgili hukuk için bkz. A.A. [GK], B. No:

2017/34502, 21/10/2021, §§ 22-46.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Anayasa Mahkemesinin 13/4/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

12. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun

adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay, B.

No: 2012/1181, 17/9/2013).

B. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Başvurucu, haksız gözaltı nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, isminin

kamuya açık belgelerde gizlenmesi talebinde bulunmuştur.

14. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve dokuzuncu

fıkraları kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden incelenmesi

gerekir.

15. Anayasa Mahkemesi A.A. kararında Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki şikâyetler yönünden başvuru

yollarının tüketilmiş sayılabilmesi için başvurucuların ilk derece

mahkemelerinde yakalama, gözaltı veya tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine

ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi kapsamında- açıkça ileri sürerek dava açmaları gerektiğini

belirtmiştir. Anılan tedbirlerin hukuka uygun olmadığına dair iddialar dile

getirilmeden -Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında olmadığı

değerlendirilen- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararına dayalı

olarak dava açılmasının başvuru yollarının tüketilmesi anlamına gelmediğine

karar vermiştir (A.A., §§ 70-90).

16. Gözaltının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca bir

tazminat davası açılmadığı anlaşılan somut olay yönünden anılan karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu, gözaltına alma nedeniyle hükmedilen

tazminatların yetersiz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Anayasa Mahkemesi A.A.

kararında 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e)

bendi uyarınca açılan davalarda hükmedilen tazminatın yetersiz olduğu yönündeki

iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğini

belirtmiştir (A.A., § 87). Bu itibarla başvurucunun bu kısımdaki

şikâyetlerinin adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

20. Temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden ve

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren durumlar dışında kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara dair şikâyetler bireysel başvurunun incelemesi

kapsamında değildir (Ş.K., B. No: 2018/753 12/1/2022, § 19).

21. Somut olayda başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal

iddialarının yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu ve bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir

durumun da bulunmadığı anlaşılan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

22. Diğer taraftan başvurucu; tazminat davasında adli

kontrol tedbiri konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, kendisine

herhangi bir tazminat ödenmediğini, adli kontrol nedeniyle uğradığı

mağduriyetin karşılanmadığını ileri sürmüş ise de tazminat davası sürecinde

adli kontrol tedbiriyle ilgili bir talebinin bulunmadığı anlaşıldığından bu

iddianın ayrıca incelenmesi mümkün görülmemiştir.

D. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu; koruma tedbirleri nedeniyle açtığı

tazminat davasında ağır cezalık işler için öngörülen miktar üzerinden vekâlet

sözleşmesi yapmasına rağmen yapılan düzenlemeyle sulh ceza hâkimliği için

öngörülen vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet, mahkemeye erişim ve

etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Başvurucunun iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmiştir.

25. Anayasa Mahkemesi M.E. (B. No: 2018/696,

9/5/2019) kararında aynı mahiyetteki şikâyete ilişkin olarak başvurucunun

mevcut bir mülkü veya mülkü edinmeye yönelik meşru bir beklentisi olduğunu

ortaya koyamadığını, dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılmasının

mümkün olmadığını belirterek konu bakımından yetkisizlik kararı vermiştir (M.E.,

§§ 36-38). Somut başvuru yönünden anılan kararda varılan sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

C. 1.Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 13/4/2022 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Hicabi DURSUN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

İrfan FİDAN

Raportör

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

D.Ç.

Vekili

:

Av. Vedat ÖZKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/17212, 13 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası