İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Demet Yalçın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/31387)

1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla

Başvuru No2017/31387Tarih24 Haziran 2020Okuma11 dk · 2.148 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Demet Yalçın Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
24 Haziran 2020
Başvuru Numarası
2017/31387
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.148 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla

açılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığından

kaynaklı olarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, muhtelif tarihlerde yapılmıştır. Başvuru

formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonlarca muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul

edilebilirlik incelemelerinin Bölümler tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. 2017/38154, 2017/38585, 2017/38586, 2017/39457 numaralı

dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/31387 başvuru numaralı

dosya ile birleştirilmesine; incelemenin 2017/31387 başvuru numaralı dosya

üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına

karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfının

(Vakıf) farklı şubelerinde hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.

8. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ileri sürerek

4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan

İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık çalışma

süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye alacağının

ödenmesi amacıyla Vakıf aleyhine ayrı ayrı dava açmışlardır.

9. Başvurucuların talepleri Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin

emsal kararlarına göre Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamu kurumu

niteliğinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu kararlar bir kısmı

istinaf, bir kısmı da Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin temyiz incelemesinden

geçerek kesinleşmiştir.

10. Başvurucular süresinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

11. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Yasemin

Bodur, B. No: 2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 24/6/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

13. Başvurucular, Yargıtayın 7. ve 9. Hukuk Dairelerinin

benzer davalarda ilave tediye ödenmesi gerektiği yönünde kararlar verdiğini

bildirmişlerdir. Benzer uyuşmazlıkların farklı şekilde sonuçlanmasının daha

önceden bu uyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapan Yargıtay daireleri

arasındaki görüş ayrılığından kaynaklandığını, bu bağlamda Yargıtayın 7. ve 9.

Hukuk Dairelerinin kendileri ile aynı statüde bulunan kişileri kamu işçisi

olarak kabul edip ilave tediye alacağına hak kazandıkları yönündeki kararlarına

rağmen Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin bu kişileri kamu işçisi olarak kabul

etmemesi nedeniyle ilave tediye alacağı isteklerinin reddine karar verdiğini

savunmuşlardır. Başvurucular, aynı statüdeki işçiler için açılan emsal

nitelikteki davalarda ilave tediye alacaklarının ödenmesi yönünde karar

verilirken daha sonra Vakfın kamu kurumu olmadığı gerekçesiyle taleplerinin

reddine karar verildiğini açıklamışlardır. İçtihat farkı nedeniyle yargıya olan

güvenlerinin zedelendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

14. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

''Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların iddialarının özünün adil yargılanma hakkının

güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu

ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

17. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer bir şikâyeti

Yasemin Bodur başvurusunda incelemiş ve sonuca bağlamıştır (Yasemin

Bodur, §§ 38-45).

18. Somut başvurunun konusu, benzer koşullarda çalışan

işçiler tarafından açılan davaların Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri hukuk

daireleri arasındaki görüş ayrılığı nedeniyle farklı sonuçlandığı ve bu hususun

hakkaniyete aykırı olduğu iddiasıdır.

19. Başvurucular; 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca muhtaç olan

vatandaşlar ile herhangi bir nedenle ülkede bulunan aynı durumdaki kişilere

yardım etmek, sosyal adaleti sağlayan tedbirler almak, sosyal yardımlaşma ve

dayanışmayı temin etmek amacı taşıyan Vakıfta hizmet sözleşmesine bağlı olarak

çalışmaktadır. Başvurucular; anılan Vakfın niteliği, kuruluş amacı ve yönetim

şekli itibarıyla kendilerinin kamu işçisi olduğunu ileri sürerek kamu

personeline belirli şartlar altında yapılan ilave tediyeden yararlanmak amacıyla

dava açmıştır.

20. Başvurucular tarafından dosyaya eklenen karar

örneklerinden aynı işyerinde çalışan işçiler tarafından aynı nedene dayalı

olarak açılan davaların bir kısmı işçiler lehine sonuçlanmışken bir kısım

davanın da işçiler aleyhine sonuçlandığı saptanmıştır. Yine Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen belge ve bilgilerden ülkenin

başka yerlerinde faaliyette bulunan benzer vakıflarda çalışan personel

tarafından açılan davaların bu tür uyuşmazlıkların öteden beri temyiz mercii

olan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve sonradan bu görev verilen (kapatılan)

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından kabul edildiği görülmüştür. Her iki Daire

de niteliği itibarıyla 6772 sayılı Kanun kapsamında saydıkları vakıf

çalışanlarının kamu işçisi olduğunu ve şartları uygunsa idare tarafından

ödenmesine karar verilen ilave tediye alacağından yararlanacaklarına dair

kararlar vermiştir. Buna karşılık 2011 yılında kurulan Yargıtay 22. Hukuk

Dairesi, anılan vakıfların özel hukuk tüzel kişisi statüsüne sahip olduğunu ve

dolayısıyla kamu personeli sıfatı bulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden

yararlanmayacağını istikrarlı olarak hüküm altına almıştır. Başvurucuların

hizmet akdi ile çalıştıkları Vakfın niteliğini de ele alan içtihadı birleştirme

kararını değerlendiren Yargıtay daireleri, önceki görüşleri doğrultusunda

kararlar vermeye devam etmiştir (Yasemin Bodur, bkz. §§ 20, 22).

21. 16/5/2018 tarihli ve 7144 sayılı Kanun'un 7.maddesi

ile 3294 sayılı Kanun'un 7. maddesine eklenen fıkrayı değerlendiren Yargıtay

Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2018 tarihli kararı sonrasında Yargıtay 22. Hukuk

Dairesi, yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal

durumlara etkili olamamasının hukukun genel ilkelerinden kazanılmış hakların

korunması ilkesinin gereği olduğunu açıklayarak 7144 sayılı Kanun'un 7.

maddesinin yürürlük tarihinden önceki döneme ilişkin davalar bakımından sosyal

yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip, ayrı

işyeri niteliğinde ve bağımsız işveren olduğunun belirlendiği ve tarafları

bağlayıcı Yargıtay içtihadı birleştirme kararının bulunduğu gerekçesiyle ilave

tediye istemlerinin reddine karar vermiştir.

22. Yargıtay daireleri arasındaki derin ve süregelen

içtihat farkının faaliyete giren istinaf mahkemesi niteliğindeki bölge adliye

mahkemeleri hukuk daireleri arasında da sürdürüldüğü saptanmıştır. Öte yandan

Yargıtay, işveren konumundaki vakıfların hukuki statüsünün belirlenmesi

amacıyla içtihadı birleştirme yoluna gitmiş ancak anılan kararda vakıfların

özel hukuka tabi tüzel kişi olduğu tespiti yapılmışsa da çalışan personelin

ilave tediye alacağına ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Nitekim

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, bu belirlemenin kendi görüşü doğrultusunda olduğuna

ilişkin açıklamalar yaparken Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise içtihadı birleştirme

kararının ilave tediye alacağına ilişkin olarak olumsuz bir etkisinin olmadığı

kanaatiyle görüşünde herhangi bir değişiklik yapmamıştır.

23. Yargıtay daireleri ve bölge adliye mahkemeleri,

vermiş olduğu birbirine zıt kararlarda vardıkları sonuca hangi nedenle

ulaşıldığının başvurucular ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak

anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçeler sunmaktadır.

24. Anayasa Mahkemesi Vakıf çalışanlarının ilave tediye

alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda yedi yıldan beri süren içtihat

farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazandığını tespit etmiştir.

Dairelerin ve buna bağlı olarak alt dereceli mahkemelerin vardıkları sonucun

davaların somut özelliğinden kaynaklanmaması ve hukuki belirsizliğe yol açan bu

durumun ortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi

elverişli bir mekanizma bulunmasına rağmen bunun işletilmemesi neticesinde

uyuşmazlığın çözümünde görev alan Daire ve Kurula göre farklı ve birbiriyle

çelişkili kararlar ortaya çıkmıştır. Başka bir anlatımla derin ve süregelen

farklılıkları ortadan kaldırmaya elverişli bir mekanizma niteliğindeki

içtihadın birleştirilmesi yolunun işletilmemesi nedeniyle varılan sonucun

başvurucu için öngörülemez olduğu ve bu hususun hükümden bağımsız olarak

yargılamanın hakkaniyetini zedelediği belirtilerek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine karar verilmiştir (Yasemin Bodur, §§ 46-53)

25. Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir

bir durum bulunmamaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

28. Başvurucular; Veysel Can ve Yavuz Çamurlu ihlalin

tespiti ve manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır.

29. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasına göre esas inceleme kapsamında bir temel hakkın ihlal edilip

edilmediği ve varsa ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı belirlenmektedir. Aynı

Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ise ihlal kararı verilmesi hâlinde

gerekli görüldüğü takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir. Buna göre ihlal sonucuna varıldığında ilgili

temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verilmesinin yanında ihlalin

nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi, diğer bir ifadeyle ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilmesi

de gerekir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 54).

30. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve

hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §

55).

31. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine

hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerek

işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine

hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgili mercilere

gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 57).

32. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi

gerekir. Buna göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya

yasama işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun

giderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan,

§ 57).

33. İhlalin derece mahkemelerinin ilgili kanunu

yorumlamasından kaynaklandığı bazı hâllerde tazminata hükmedilmesi ihlalin

bütün sonuçlarıyla giderilmesi için yeterlidir. Ancak bireysel başvurunun

amacına uygun olarak benzer ihlallere yol açan yorumun aynı yargı kolundaki en

üst yargı mercii tarafından ele alınarak uygulamadaki içtihat dağınıklığına

engel olacak nitelikte birtakım tedbirlerin alınması da gerekmektedir.

34. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olayda ihlalin

aynı hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafından açılan

davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen bölge adliye mahkemeleri hukuk

daireleri arasındaki görüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin

sağlanmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal,

başvurucunun aynı anda iki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle

belirlilik kriterini taşımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından

kaynaklanmaktadır.

35. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derece

mahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılan

sonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalin

giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

Aksi durum yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesine

hükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan biri lehine

tercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlali

gidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafı

aleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda,

yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte bir

yol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucu lehine uygun bir tazminata

hükmedilmesi yeterli giderimi sağlayacaktır.

36. Bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

talepte bulunan başvurucular Veysel Can ve Yavuz Çamurlu'ya ayrı ayrı net

10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harcın

başvuruculara ayrı ayrı; 3.000 TL vekâlet ücretinin başvurucular Veysel Can ve

Yavuz Çamurlu'ya ayrı ayrı, 3.000 TL vekâlet ücretinin başvurucular Demet

Yalçın, Mahmut Taşlı ve Ramazan Göçer'e müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Veysel Can ve Yavuz Çamurlu'ya net 10.000

TL manevi tazminatın AYRI AYRI ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin

REDDİNE,

D. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması yönünden içtihadı

birleştirme kararına gerek bulunup bulunmadığı hususunda bilgi edinmesi ve

takdiri için Yargıtay Birinci Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harcın

başvuruculara ayrı ayrı; 3.000 TL vekâlet ücretinin başvurucular Veysel Can ve

Yavuz Çamurlu'ya AYRI AYRI, 3.000 TL vekâlet ücretinin başvurucular Demet

Yalçın, Mahmut Taşlı ve Ramazan Göçer'e MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 24/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Pınar ARMAĞAN YILDIRIM Başvurucular : 1. Veysel CAN Vekili : Av. Mehmet Bedir DURNA 2. Yavuz ÇAMURLU Vekili : Av. Mutluay ÇELİK 3. Demet YALÇIN 4. Mahmut TAŞLI 5. Ramazan GÖÇER Başvurucular Vekili : Av. Can KARGIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/31387, 24 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  17. D. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma
  18. E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harcın
  19. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/31387
Tarih
24 Haziran 2020

İlgili Kararlar

  • Sercan Çelik Başvurusu (B. No: 2017/37350)
  • Rıdvan Gökgöz Başvurusu (B. No: 2016/73548)
  • Ercan Soyalp Başvurusu (B. No: 2016/651)
  • Veysi Şahinli Başvurusu (B. No: 2016/6003)
  • Hüseyin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/9401)
  • Muhammed Neşet Girasun Başvurusu (B. No: 2017/22254)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.