İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Devrim Zengin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/26413)

1. Başvuru, göz yaşartıcı gaz kullanımı sonucu ölüm

Başvuru No2017/26413Tarih9 Temmuz 2020Okuma38 dk · 7.634 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Devrim Zengin Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
9 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/26413
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.634 kelime·38 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, göz yaşartıcı gaz kullanımı sonucu ölüm

meydana gelmesi ve ölümün etkili olarak soruşturulmaması nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 2/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

ile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığından (Başsavcılık) temin edilen dosya

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Fikret Zengin 18/3/2012 tarihinde ölen H.Z.nin

eşi, diğer başvurucular ise çocuklarıdır.

A. H.Z.nin

Ölümü

9. 1955 yılında doğan H.Z. yeğeni Ş.Z. ile birlikte

İstanbul Kazlıçeşme'de düzenlenen Nevruz kutlamalarına katılmak üzere 18/3/2012

tarihinde evden çıkmışlardır. Aralarında H.Z.nin de olduğu katılımcılar alana

belli mesafe kala yürüyüşe geçmişlerdir. İstanbul Valiliğinin söz konusu

kutlamalara izin vermemesi nedeniyle güvenlik güçleri, aralarında H.Z. ile

yeğeninin de bulunduğu kalabalığa Topkapı minibüs durakları civarında biber

gazı kullanmak suretiyle müdahale etmiştir.

10. Güvenlik güçlerinin söz konusu müdahalesine ilişkin

olarak düzenlenen 12/4/2012 tarihli raporun ilgili kısımları şöyledir:

'' ...Partisi

İstanbul İl Yönetimi adına [M.T.]

başkanlığından oluşturulan (7) kişilik düzenleme kurulu tarafından 13 Mart

2012 pazar günü 10:00-17:00 saatleri arasında ilimiz Zeytinburnu ilçesi

Kazlıçeşme Meydanı'nda 'Nevruz Bayramı' konulu açık yer toplantısı düzenlemek

istenildiği, ...İstanbul Valiliği'nin ..sayılı Olurları gereği ertelendiği,,

buna rağmen grupların 18 Mart 2012 günü erken saatlerden itibaren ... miting

alanına gelecekleri ve Nevruz Kutlaması adı altında etkinlik yapacaklarının

öğrenilmesi üzerine ... planlama yapılmıştır.

....

2. [İ]limiz Fatih ilçesi Millet Caddesi girişinde

toplanan yaklaşık 100-150, Zeytinburnu İlçesi Akşemsettin durağında toplanan

yaklaşık 400-500, Zeytinburnu Stadı çevresinde toplanan yaklaşı 800,

Zeytinburnu Turan Caddesinde toplanan yaklaşık 150, Zeytinburnu Tren

İstasyonunda toplanan yaklaşık 400, ilimiz Fatih İlçesi Vatan Caddesinde

toplanan yaklaşık 50-60, İl Özel İdaresi Binası civarında toplanan yaklaşık

50-60, Fatih Kaymakarnlık binası çevresinde toplanan yaklaşık 280-300,

Zeytinburnu Yedikule Işıklan mevkiinde toplanan yaklaşık 150, Zeytinburnu

ilçesi Mevlevihane Caddesinde toplanan yaklaşık 50-60, Zeytinburnu ilçesinde

bulunan Honda Cem Bayii mevkiinde toplanan yaklaşık 60-70, ilimiz Güngören

ilçesi Davutpaşa Metro istasyonunda toplanan yaklaşık 30- 40 ve ilimiz

Bayrampaşa ilçesi Maltepe ışıklan mevkiinde toplanan yaklaşık 50-60 kişilik

gösterici gruplarıdır.

3, İlimiz Fatih ilçesi Millet Caddesi

girişinde toplanan yaklaşık 100-150 kişilik gösterici grubu çevreye ve görevli

personelimize karşı taş, sopa, soda şişesi, molotof kokteylli ve havai fişek

atarak, Akşemsettin durağında toplanan yaklaşık 400-500 kişilik gösterici

topluluğu otobüs ve tramvay duraklarının camlarını kırmak suretiyle,

Zeytinburnu Stadı civarında toplanan yaklaşık 800 kişilik gösterici topluluğu

İETT otobüs duraklarına, sivil araç ve iş yerlerine taş ve sapa atarak,

Zeytinburnu Tren İstasyonunda toplanan yaklaşık 400 kişilik gösterici topluluğu

sloganlar eşliğinde ellerindeki taş ve benzeri sert cisimleri görevli

personelimize atarak, İlimiz Fatih İlçesi Vatan Caddesi, il Özel İdaresi Binası

ve Fatih Kaymakamlığı çevresinde toplanan gösterici grupları; civardaki yolları

yaya ve araç ırafiğine kapatıp ellerinde bulunan taş, sopa ve molotof

kokteylierini kamu binalarina atarak, Zeytinburnu Yedikule Işıkları mevkiinde

toplanan yaklaşık 1500 kişilik gösterici topluluğu .....sloganlar eşliğinde

görevli personelimize karşı kaldırım taşı atarak, Zeytinburnu ilçesi

Mevlevihane Caddesinde toplanan 50-60 kişilik gösterici grubu görevli personelimize

ve araçlara karşı taş atarak, Zeytinburnu ilçesinde bulunan Honda Cem Bayii

mevkiinde toplanan yaklaşık 60-70 çevredeki yolları araç ve yaya trafiğine

kapatıp görevli personelimize karşı taşatarak ilirniz Güngören ilçesi Davutpaşa

Metro İstasyonunda toplanan yaklaşık 30-40 kişilik gösterici grubu görevli

personelimize taş atarak ilimiz Bayrampaşa ilçesi Maltepe ışıklan rnevkiinde

toplanan yaklaşık 50-60 kişilik gösterici grubu görevli personelimize taş

atarak fiili saldırılarda bulunmaya başlamışlardır.

4. 18 Mart 2012 Pazar günü saat 07.00

sıralarında Nevruz Kutlaması amacıyla Kazlıçeşme Meydanı civarında birçok yerde

gruplar toplanmaya başlamıştır. Gruplardan bir kısmı Topkapı Tramvay durağında

toplanmış ve Çapa istikametine doğru yürüyerek dağılmalarına izin verilmiştir.

Ancak, grup biraz ilerledikten sonra görevli personelimize karşı taş, cam şişe

ve bayrak sopaları ile fiili saldırıda bulunmaya başlamıştır. Saldırılara karşı

kalkanla savunma yapılmış, ancak saldırılan şiddetlenmesi üzerine Güvenlik Şube

Müdür Yardımcısı 4. Smıf Emniyet Müdürü [M.A.nın] talimatıyla gösterici gruba karşı uygun ve yeterli

oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdehale edilmiştir. Vatan Caddesi

üzerinde toplanan farklı bir grup ise; caddeyi araç ve yaya trafiğine kapatmıştır.

Bunun üzerine, Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı 4. Sınıf Emniyet Müdürü [M.A.nın]

talimatıyla gösterici gruba karşı uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz

kullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır. Gösterici grup

dağıtıldıktan sonra Edirnekapı Şehitliğinde yeniden toplanmış ve çevredeki

araçlara zarar vererek taşkınlık yapmaya başlamıştır, Bunun üzerine, gösterici

gruba dağılmaları yönünden ikazlar yapılmış fakat grubun yapılan uyarıları

dikkate almayıp taşkınlıklara devam etmesi üzerine, gösterici gruba karşı uygun

ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiş ve grup

dağıtılmıştır. Daha sonra, Zeytinburnu Akşemsettin Durağında toplanan yaklaşık

400-500 kişilik gösterici topluluğu; otobüs ve tramvay duraklarının camlarını

kırarak taşkınlık çıkarması üzerine topluluğa hitaben dağılmaları gerektiği

yönünde uyarılarda bulunulmuştur. Gösterici grubun; yapılan uyarılan dikkate

almaması üzerine, Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [M.A.nın]

talimatıyla gösterici gruba karşı uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz

kullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır. Dağılan gösterici grubun,

Mevlana Caddesinde yeniden toplanıp ateş yakarak. çevreye zarar vermeye

başlaması üzerine, bir kez daha gösterici gruba karşı Güvenlik Şube Müdür

Yardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [M.A.nın] talimatıyla uygun ve yeterli

oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiştir. Daha sonra,

Zeytinburnu Stadı civarında toplanan yaklaşık 800 kişilik gösterici topluluğu;

bölgedeki lETT duraklarına ve çevreye zarar verdikleri görülmüş ve dağılmaları

yönünde gerekli uyarılarda bulunulmuştur. Ancak, yapılan uyanlara rağmen

dağılmayıp taşkınlıklara devam eden topluluğa Çevik Kuvvet Şube Müdür

Yardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [E.Ö.nün] talimatıyla uygun ye yeterli

oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır.

Zeytinburnu Trarnvay durağı istikametine kaçan gösterici grubu; yol üzerindeki

sivil araç iş yerlerine taş ve sopalar ile saldırarak zarar vermiştir. Bunun

üzerine, gösterici gruba Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı 4.Sınıf Emniyet

Müdürü [E.Ö.nün] talimatıyla uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz

kullanılarak bir kez daha müdahale edilmiştir. Bir süre sonra Zeytinburnu Turan

Caddesi üzerinde toplanan yaklaşık 150 kişilik gösterici grubun taş ve sopalar

ile civardaki araç ve iş yerlerine zarar yererek taşkınlık yapmaya başlaması

üzerine, gruba Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı 4.Smıf Emniyet Müdürü [E.Ö.nün]

talimatıyla uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale

edilmiş ve grup dağıtılmıştır.

...

6.

Çevik Kuvvet Yönetmeliği

Müdahale Esaslarına uygun yeterli oranda sırasıyla tazyikli su sıkılmak ve göz

yaşartıcı gaz kullanılmak suretiyle gösterici gruplara müdahale edilmiştir.

Yapılan müdahale neticesinde

Müdürlüğümüz kadrosunda görevli ... Polis Memuru ... sağ ayak tarak kemiğine

taş gelmesi sonucu tedavi için götürüldüğü Bayrampaşa Devlet Hastanesinden

almış olduğu rapor ile 32(Otuz iki) gün,....Polis Memuru ... sağ ayağının

üzerine taş gelmesi sonucu yaralanmış olup ilk tedavisi için götürüldüğü Bezmi

Alem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesinden almış olduğu rapor ile

3(Üç),....Polis Memuru ....sağ gözüne gelen taş sonucu yaralanmış olup ilk

tedavisi için götürüldüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden almış olduğu

rapor ile 7 (Yedi) gün, ....Polis Memuru.... sol koluna taş isabet etmesi

sonucu yaralan olup ilk tedavisi için götürüldüğü İstanbul Üniversitesi Tıp

Fakültesinden almış olduğu rapor 3 (üç) gün istirahatleri uygun görülmüştür.''

11. Müdahale sonrasında birbiri ile irtibatı kopan H.Z.

ve yeğeni Ş.Z. toplu taşıma ile evlerine dönmüşlerdir. Bir saat sonra bahçede

dolaşmak için dışarı çıkan H.Z. yanında yeğeni Ş.Z. varken birden yere

düşmüştür. Özel araç ile bir hastaneye acil olarak götürülmeye çalışılan H.Z.

yolda vefat etmiştir.

B. Başsavcılık

Tarafından Yapılan İşlemler

12. Başsavcılık tarafından derhâl bir soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda H.Z.nin ilk olarak götürüldüğü özel hastanenin

raporu temin edilmiştir. Raporun ilgili kısımları şöyledir:

''...Saat

15.30 sularında acil servisimize gelen 60 yaşlarında erkek şahsın yapılan

muayene sonrasında tansiyon:0, nabız:alınamadı, solunum yok, pupiller: [?] idi.

Hasta ex duhul olarak kabul edildi. CPR

uygulanmadı. Hasta morga kaldırıldı. Durumu bildirir geçici hekim raporudur.''

1. Ölü

Muayenesi İşlemi ve Otopsi, Adli Tıp Kurumunun İlk Raporu ve Diğer Araştırmalar

13. Başsavcılık talimatı ile ilgili emniyet müdürlüğünden

H.N.nin evinin olduğu yerde incelemeler yapılmış, krokiler çizilmiştir.

14. Başsavcılık tarafından 18/3/2012 tarihinde icra

edilen ölü muayenesi sonucunda düzenlenen aynı tarihli tutanağın ilgili

kısımları şöyledir:

''Bugün

18.03.2012 günü saat 17:25 sıralarında Yavuz Selim Polis Merkezi Amirliğinden

nöbetçi savcıyı cep telefonundan arayan görevlinin Arnavutköy Özel Hastanesine

bir erkek şahsın eks olarak getirildiğini, [k]alp krizinden şüphelenildiğini ancak bugün

Kazlıçeşme meydanındaki nevruz kutlamalarına katıldığı beyan edilen ölenin

polis tarafından kullanılan biber gazına maruz kaldığının yakınları tarafından

iddia edilmesi üzerine olayda şüphe görüldüğünü belirttiği, o anda bugün evinde

rahatsızlanılarak ölen [A.Ç.] isimli kişinin cesedi üzerinde ölü muayene

işlemlerinin yapılmakta olduğu ve tamamlanmasına müteakip Arnavutköy Özel

Hastanesine gelineceği, kimlik tanığı olarak ölenin bir yakının hastanede hazır

edilmesi, olay yeri olan hastanenin güvenlik önlemlerinin alınması talimatının

verilmesine müteakip saat 17:50'de ... ile... birlikte gelindi.

...

CESEDİN HARİCİ MUAYENESİNE GEÇİLDİ

Cesedin beyaz örtüye sarılı vaziyette olduğu, üzerinde sadece desenli mavi

beyaz renkli bakser iç çamaşırı olduğu görüldü.Cesedin 1,80-1,85 boylarında,

55-60 yaşlarında, 85-90 kg ağırlığında, kısa siyah kır saçlı olduğu, saçlarının

frontal ve praietal bölgede büyük ölçüde dökülmüş olduğu, kısa siyah kır saçlı

olduğu, saçlarının frontal ve parietal bölgede büyük ölçüde dökülmüş olduğu,

bıyıklı ve iki üç günlük sakal [tı]raşlı olduğu, kahverengi gözlü ve sünnetli olduğu, ölü

katılığının henüz oluşmadığı ve ölü lekelerinin vücut arka yüz bası görmeyen

yerlerde oluşmuş olduğu, ağzından ve burnundan beyaz renkli muhtemelen mide

içeriği geldiği, başkaca harici travmatik lezyon olmadığı görüldü.

...

Kimlik Tanığı huzura alındı: ..[S.Z.]...Bana göstermiş olduğunuz

ceset amcam [H.Z.ye] aittir. ... Bugün saat 14.00-14.30 sıralarında

evimin önünde oturuyordum. Nevruz kutlamalarına kardeşim [Ş.Z.] ile

birlikte amcam [H.Z.] de katılmıştı. Ve kutlamalardan sonra eve

gelmişti. Bir saat kadar evde televizyon izlemişler[,] ben de

dışarıdaydım. Sonra dışarı çıktılar. Evimizin önünde çimenlikte gezdiler ve

kardeşimle birlikte bir kenara oturdular. Bir ara kardeşim bana seslenerek amcamın

fenalaştığını söyledi. Aramızda 10 m. kadar bir mesafe vardı. Hemen yanına

gittim. Ancak amcam vefat etti. Daha doğrusu hastaneye getirirken yolda öldü.

Bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir...

Bu arada ölenle birlikte Kazlıçeşme

meydanındaki nevruz kutlamalarına katıldığı anlaşılan [Ş.Z.nin] de hazır olduğu

anlaşılmakla. Huzura alındı. ...[Ş.Z.]: Bugün sabah amcam [H.Z.]

İle birlikte Kazlıçeşme meydanındaki nevruz kutlamalarına katılmak için evden

çıktık. Nevruz alanına henüz yetişmeden polislerin biber gazına maruz kaldık.

Orada dağıldık. Amcamı kaybettim. Ve sonra amcamı telefonla aradım ve bana

geldiğini söyledi. Amcam yanıma geldiğinde kendisinden bir şey olup olmadığını

sordum. Bana arkasından bir polis tarafından darp edildiğini söyledi. Daha

sonra minibüsle evimize geldik. Amcamla altlı üstlü otururuz. Minibüsten

indiğimizde sıkıldığını ve üzerinde bir kırgınlık olduğunu söyledi. Eve geçtik

o kendi evine geçti ben de kendi evimde kaldım Sonra beni telefonla yanına

çağırdı. Bir saat kadar oturduk. Daha sonra evde sıkıldığını söyleyerek dışarı

çıktık. Evimizin bahçesindeki çimenlikte 15 dk. Kadar dolaştık. Sonra çömelerek

konuşuyorduk. Bir anda amca yere düştü. Hemen bahçede yakınımıza bulunan

ağabeyim [S.Z.yi] çağırdım. Komşularımız yanımıza geldiler kalp masajı

yaptık. Bir komşumuzun arabasını çağırdık ve Arnavutköy Özel Hastanesine

gelirken amcam [H.Z.] Bizim kucağımızda iken vefat etti dedi.

Ölenin bir hastalığı ve düzenli olarak

kullandığı ilaçları olup olmadığı soruldu.Amcam [H.Z.] bronşit hastası olup ilaç

raporu bulunmakta idi. Düzenli olarak her üç ayda bir bu raporlar ilaçlarını

alırdı. Fısfıs tabir edilen spreyi de sürekli üzerinde taşırdı. Bilgim ve

görgüm bunlardan ibarettir.

...Cesedin kesin ölüm sebebinin tespiti

amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi Başkanlığına

gönderilmesine... [karar

verildi.]''

15. İstanbul Adli Tıp Kurumunda (ATK) 19/3/2012 tarihinde

otopsi işlemi yapılmıştır. İşlem sonucunda düzenlenen 17/9/2012 tarihli raporda

dosyada bulunan tüm tıbbi ve adli belgelerinin birlikte değerlendirilmesi ve

ATK İhtisas Kurulundan görüş alınması gerektiği bildirilmiştir.

16. Bu görüş doğrultusunda belirlenen eksiklikler

giderildikten ve ATK'ya gönderildikten sonra düzenlenen 7/11/2012 tarihli

raporun sonuç kısmı şöyledir:

'' ...KOAH olduğu, 18/3/2012 günü

Kazlıçeşmede'ki nevruz kutlamalarına katılmak için gittikleri nevruz alanına

gelmeden biber gazına maruz kalıp darp edildiği, evine geldiği, evinde bir süre

oturduktan sonra sıkıldığını söyleyerek evinin bahçesine çıkıp gezerken yere

yığıldı, Özel Arnavutköy Hastanesine ex duhul getirildiği bildirilen ..[H.Z.] hakkında düzenlenmiş adli ve

tıbbi belgelerde bulunan veriler birlikte değerlendirildiğinde

1-Otopsisinde sol göz kapağı altı iç

kısmında 0,5x1 cm mor renkli ekimoz , sol zigomatik bölgede 3x3 cm lik alanda

şişlik , sol kaş 1/3 medial kısmının 4 cm yukarısında 2,5 cm çapında ekimoz,

sol omuz arka kısmında 6x4 alanında mor renkli ekimoz, sol kol orta arka

kısmında 7x5 cmlikmor renkli ekimoz , sağ kol 1/2 orta iç kısımda 0,5 cm

çapında mor renkli ekimozun altında derin kesi yapıldığında görülen 10x7 cm

ekimozun lokalizasyonları , özellikleri ve ağırlıkları ile kafa tasında kırık ,

kafa içi kanama , beyin doku harabiyeti , iç organ ve büyük damar lezyonu

oluşturmadığı cihetiyle müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadığı ,

2- Kimya İhtisas Dairesinin

raporuna göre; kanda alkol (etonol ve metanol ) bulunmadığı, kanda kaligrasyon

aralığının ( 5-200 NG/ML ) altında paracetamol bulunduğu, %0.1 COHb bulunduğu,

kanda biber gazı etken maddesi capsaisin ve diydrocapsaisin aranmış olup

bulunmadığı , idrarda parasetomol bulunduğu , pericard ve safra sıvılarında

sistematikte aranan maddelerin bulunmadığı , ak ciğer örneklerinde ( sağ üst

lob, sağ orta lob, sağ alt lob , sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken

maddesi capsaisin ve diydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, kanda ve idrarda

sistematikte aranan maddelerin bulunmadığı , literatürde capsaisin ve

diydrocapsaisin maddelerine maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama

alınması ve orksijen tedavisi uygulanması durumunda 10-15 dk içinde vücuttan

elimine olduğunu bildirildiği dikkate alındığından; kişinin olay yerinde gaza

mağruziyetinin kabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü

arasında geçen zaman nedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu

gazın bulunamayacağı,

3- Otopsisinde histopatolojik tetkikinde

Myokardda septum ve sol ventrükül serbest duvarda sübendu kardiyal alanda

yoğunlaşan gri-beyaz renkli fibrotik görünümlü alanlar , septum 1/3 üstte ve

subendukardiyal alanda yoğunlaşan nedbe , perivaskülerinterstisyel fibroris

alanları , hipertrofi bulguları subendokardiyalkronik iskemik değişiklikler ,

tespit edildiğine göre; kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı

bulunduğu ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu

, yakın mesafeden yoğun olarak capsain ve diydrocapsaisin gazını maruziyeti

olduğunun kabulü halinde bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalpdamar

hastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili

olabileceği oy birliği ile mütalaa edilmiştir. ''

2. İfadeler

17. Başvuruculardan herhangi birinin ifadesine

başvurulduğuna dair bir belgeye rastlanmamıştır.

18. H.Z.nin yeğeni olan ve olay günü yanında bulunan

Ş.Z.nin 1/3/2013 tarihinde alınan ifadesi şöyledir:

''...[H.Z] benim öz amcamdır. Geçen yıl

yapılacak nevruz gösterilerine katılmak üzere başka tanıdıklarımızda olduğu

halde [H.Z] ile altlı üstlü oturduğumuzdan dolayı evden birlikte saat

09:00 gibi evden çıktık. BDP Arnavutköy binasına gittik. Bir süre orada

oturduktan sonra halk minübüsleriyle Topkapı'ya geldik. Münibüsten indikten

sonraZeytinburnuna gidentranway durağına doğru yürüdük. Tranvay durağına 20

metre kadar bir mesafe kalmıştı ki polisin girişi kesitiğini gördük. Bizim

amacımız tranway yolunu geçerek Zeytinburnu istikametine doğru gitmekti.

Polisler geri dönmemizi istediler.Biz belki 50-60 kişi idik. Ancak polisler çok

kalabalık olduğu için direnmeden geri dönemeye başladık. Eski Topkapı garajına

doğru normal şekilde yürürken polisler acele etmemizi istediler. Ben bir anda

biber gazı atıldı . Ve kargaşameydana geldi. Kullanılan biber gazı birebir

müdahalelerde kullanılan tüp gaz değildi. Özel aleti ile atılan ve düşerken

etkisini gösteren biber gazıydı . Bunun üzerine her birimiz etrafa kaçmaya

başladık. Amcam yaşlı olduğu için kendisini minübüslerin kapalı garajın

karşısındaki minübüs durağında beklemeye başladım ve amcamı telefonla aradım.

Amcam [H.Z] minübüs garajının içinde olduğunu söyledi ve garaja

gelmememi zira garajın içini polislerin sardığını söyledi. 10 dk kadar süre

sonra amcam yanıma geldi. Kendisine bir şey olup olmadığını sordum bana

minübüslerin kapalı garaja girişteki kapısında jopla sırtına vurduklarını ve

tekme attıklarını söyledi. Bunun üzerine daha fazla orada kalmamızın bir anlamı

kalmadığını anlayınca Bayrampaşa'ya doğru yürüdük. Bayrampaşa Vergi Dairesi'nin

yanından minübüsle Arnavutköy'e döndük. Sonra birlikte eve gittik. Amcam kendi

evine bende kendi evime geçtik. Yarım saat kadar sonra amcam beni eve çağırdı.

Birlikte oturduk sohbet ettik. Ben sıkıldığımı söyleyerek dışarı çıkacağımı

söyledim. Amcam da gelmek istediğini, çıkmak istediğini söyledi. Birlikte

evimizin bahçesinde gezindik. Ayakta konuşurken bir anda amcam yere yıkıldı.

Kafasını biraz kaldırmaya çalıştı tekrar yıkıldı. Gözleri parlamaya başlayınca

yakınımızda bulunan ağabeyim [S.Z.ye] seslendim. [H.nin] pozisyonunu

biraz düzeltip, hastaneye götürdük ancak daha yoldayken amcamın öldüğünü

anladık.'' dedi.

Tanığın 18.03.2012 günü [H.Z.nin] cesedi üzerinde yapılan ölü

muayenesi sırasında tanık olarak dinlendiği ve bu ifadesinde evlerinin

bahçesinde amcası ile biraz gezindikten sonra çömelerek konuştukları sırada

amcasının yere yıkıldığını beyan ettiği hatırlatılarak soruldu: Benim şimdiki ifadem

doğrudur yani amcam ile ayaktayken sohbetederken yere yıkıldı. Otopsi

sırasındaki ifademde olayın üzüntüsü ve heyecanı ile bu şekilde beyanda

bulunmuş olabilirim. dedi.

Tanığa kardeşi Selam[i]'nin de gösterilere katılmak üzere

kendileri ile birlikte gelip gelmediği soruldu: [S.Z.] bizimle

gösterilere gelmemiştir. dedi. ''

19. Olay gününde polisin müdahalesine dair beyanlarda

bulunan C.Ş. isimli kişinin ifadesi şöyledir:

''Geçen

yıl yapılacak olan nevruz gösterilerine katılmak üzere aralarında [H.Z] olduğu halde mahalleden bir çok

arkadaşım ile Kazlıçeşme Meydanı'na gitmek için yola çıktık . Ancak meydana

alınmadığımız için eski topkapı otogarının bulunduğu yere geldiğimizde meydana

kimse alınmadığı için güvenlik güçlerinin müdahalesi ile karşılaştık. Yani gaz

bombaları atılmaya başladı. Bizim minübüsten indiğimiz yer minübüslerin

durağının bulunduğu köprünün altındaki kapalı garajın hemen önüdür. Geldiğimiz

minübüs garaja girmediğinden inip garajın içinden geçerek Zeytinburnu

istikametine doğru yürümeye başladık. Henüz 20-30 metre kadar gitmiştik ki

polislerin o bölgede de önlem aldığını gördük ve müdahale ile

karşılaştık.Gösteriye katılmak için gittiğimiz arkadaşlarım farklı sokaklara

girmişti. Çok kısa bir mesafe sonra tekrar karşılaştık. [H.Z. ile] de bu

esnada karşılaştım. Daha doğrusu olay yerine biz belirttiğim arkadaşlarla halk

minibüsü ilegelmiştik. Minibüsten eski otogarın oradaki durağında indik meydana

doğru ilerlerken gaz bombalarının etkisiyle bir kargaşa oluştu birlikte

geldiğimiz arkadaşlar birbirimizden koptuk. Çok kısa bir süre sonra [H.Z] ile

karşılaştım. Ne olup bittiğini birbirimize sorduk. Ne yapacağımızı

değerlendirmek istedik. [H.Z] bana gaz bombasının kendisini berbat

ettiğini söyleyince geçmiş olsun dedim. [H.Z] devamla ; arkasında bir

polisin jopla vurduğunu, bir polisinde ayağına tekme vurarak '' yürü lan ''

dediğini söyledi. Bu esnada saat 11.00 - 11.30 sıralarıydı. Bir müddet etrafta

dinlendikten sonra gösteri alanına giremediğimizi anlayınca minibüsle

Arnavutköy'e geri döndük. [H.Z] rahatsız olduğunu söyleyerekeve gidip

dinlenmek istediğini söyledi bende işime koyuldum. Yaklaşık 1-2 saat sonra da [H.Z.nin]

ölü haberini aldım. dedi.

İfade sırasında hazır bulunan müştekiler

vekilinin isteği üzerine müdahale eden güvenlik güçlerinin resmi üniformalı

veya sivil giyimli olup olmadıkları soruldu: Ben sivil giyimli şahısların polis

olup olmadığını bilemem ancak bize müdahale eden polisler resmi üniformalıydı.

dedi. ''

3. Başvurucuların

Talepleri, Özel Vakıf Tarafından Düzenlenen Rapor, Diğer Yazışmalar, ATK'nın

Son Raporu ve Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar

20. Başsavcılık 30/3/2012 tarihli yazısıyla, olay yeri

inceleme raporları ile olayda kullanılan biber gazının içeriğinin formülasyonu

ile birlikte gönderilmesini talep etmiştir. Emniyet Müdürlüğü olaylarda

kullanılan gaz bombası ile iki gaz fişeğini ve içeriklerini 7/5/2012 tarihinde

göndermiştir.

21. Söz konusu MP-4L-CS uzun mesafeli fişeklerin kullanım

kılavuzunda şu bilgiler yer almaktadır:

''

Tasarım: MP-4L-CSFişeği tek kimyasalCS içerikli metal gövdeyi azami 132 metre

uzaklıktaki hedefe gönderebilecek ve sonrasında yaklaşık 25 saniye CS dumanı

yayılımı yapabilecek şekilde açık alanda kullanım için tasarlanmıştır.

...

Uygulama:

Bu fişek kanun uygulayıcı kuvvetlerin

toplumsal olayların kontrolünde kalabalığı dağıtmak için yüksek miktarda atılan

düşük etkili CS kimyasal maddesi olarak kullanılır. Gerçek menzil kalabalığın

önüne yerden sürekli ateş halinde 60+ metreden azam 137 metre uzaklıktaki

kalabalığa 40-45 derece açıyla atışa bağlı olarak değişmektedir. Bu fişek

sadece açık alanlar için kullanılmalıdır.

Uygun Açık Alan Kullanım İçin Taktiksel

Hususlar:

Her zaman kalabalığın dağılması için

kaçış yolları açmalısınız.

Her zaman rüzgarı arkanıza alarak atış

yapınız.

Ters esen rüzgara karşı veya diğer kanun

kuvvetlerinin etkilenmesine karşı her zaman gaz maskesi takılmalıdır.

Karşılıklı buluşmaya karşı her zaman

dikkatli olunmalıdır.

Etkilenen ve alandan uzaklaşamayan

şahıslara her zaman ilk yardım uygulanmalıdır.

Yangın olasılığından dolayı fişekler

bina içerisine atılmamalıdır.

Bu ürün sadece eğitimli ve yetkili kanun

uygulayıcı personel tarafından kullanılmalıdır.

Ciddi yaralanmalara veya ölümle

sonuçlanmaya karşı şahısların üzerine direk olarak yakın mesafeden atış

yapmayınız.''

22. Başvurucular vekili, insan hakları alanında

çalışmalar yürüten bir vakfa başvurarak ATK raporları da sunularak olay

hakkında kendileri de yeni bir rapor isteminde bulunmuşlardır. Başvurucular

H.Z.nin polis müdahalesi ve biber gazına maruz kaldığını iddia ettikleri yerin

fotoğraflarını çekmiş; ayrıca Başsavcılıktan olay yeri olan Topkapı minibüs

durağında olay günü ve saatinde görev yapan, biber gazının kullanımından

sorumlu olan personelin tespit edilmesi ve cezalandırılması talebinde

bulunmuşlardır.

23. Adli tıp uzmanı olduğu beyan edilen Prof. Dr. Ş.K.F.

ve Uz. Dr. Ü.Ü. tarafından hazırlanan raporun değerlendirme kısmında, H.Z.de

tarif edilen künt travmatik lezyonların büyüklüğü, derecesi ve özellikleri

dikkate alındığında bu hususların tamamının H.Z.nin düşmesi sırasında meydana

gelemeyeceği, lezyonların bir kısmının olay yerinde meydana gelen

müdahalelerden kaynaklanmış olabileceği, bunların ise doğrudan ölüme yol

açabilecek nitelikte olmadığı belirtilmiştir. Bu raporda ayrıca ATK raporunda

yer alan biber gazına maruz kalan kişilerin temiz havaya çıkarılması ve oksijen

tedavisi uygulanması durumunda biber gazının 10-15 dakika içinde vücuttan

elimine olduğu şeklindeki sonuca atıf yapılmış fakat bir kimyasalla

karşılaşmanın ölüm de dâhil olmak üzere bir dizi etkeni harekete geçirdiği

belirtilmiştir. Rapora göre göz yaşartıcı kimyasallara maruz kalındığında

kullanılan maddenin miktarı, buna ne kadar maruz kalındığı, ortamın nasıl

olduğu (açık veya kapalı alan vb.), maruz kalanların dakikadaki solunum

sayıları, kronik akciğer ve kalp hastalığı olup olmadığı, ortamın ısısı ve nemi

gibi çok sayıda faktör insan sağlığı üzerinde sonuçlar doğurmaktadır. Raporda,

H.Z.nin hikâyesi özetlenmiş, ardından kimyasalla karşılaşmasından sonraki bir

saat içinde fenalaşması ve yere yığılmasına dayanılarak ölümün olası sebebinin

solunum yetersizliği ve buna bağlı olarak gelişen komplikasyonlar (asidoz)

olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir. Buna neden olarak da kronik kalp damar ve

akciğer hastalığının aktif hâle gelmesi gösterilmiştir. Bu tespitlerden sonra

raporda ölüm ile kimyasal gaza maruz kalma arasında nedensellik ilişkisi

olduğuna karar verildiği ifade edilmiştir.

24. Başsavcılık 30/3/2012 tarihinde olay günü Zeytinburnu

ilçesi sınırlarında Kazlıçeşme Meydanı ve çevresindeki gösterilerdemeydana

gelen olaylara ilişkin olarak düzenlenen olay yeri inceleme raporu ve

eklerinin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen olay yeri

tutanaklarının ve H.Z.nin ölmeden önce tedavi gördüğü bir sağlık kuruluşu

bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunması hâlinde tedavi evraklarının

temini ve olaylarda kullanılan biber gazı içeriğinin formülasyonu ile birlikte

gönderilmesini talep etmiş ve temin edilen belgeleri ATK'ya göndermiştir.

25. Başvurucular, H.Z.nin ölümüne neden olan müdahale

nedeniyle İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü ile

polislerden şikâyetçi olmuş ve otopsi işlemi yapılmasına rağmen altı aydır

düzenlenmeyen raporun bir an önce temin edilmesi talebinde bulunmuşlardır.

26. Başvurucular 26/2/2013 tarihinde Başsavcılığa

müracaat ederek H.Z.ninhayatını kaybettiği yerin tespiti içim keşif

yapılmasını, tanıklar C.Ş. ile Ş.Z.nin ifadelerine başvurulmasını, haber

ajansları ile yazışmaların yapılarak olay günündeki müdahalenin görüntülerinin

temin edilmesini, ilgili minibüs duraklarının işletmecilerinden varsa kamera

kayıtlarının dosyaya intikalinin sağlanmasını ve söz konusu mahalde görevlendirilen

tüm polis memurlarının tespit edilmesi ile ifadelerine başvurulmalarını ve

sorumluların cezalandırılmalarını talep etmişlerdir.

27. Başsavcılık ayrıca başvurucular vekilinin yukarıda

verilen dilekçesinde belirttiği hususlara ilişkin olmak üzere olay yerinde

görevlendirilen personelin tespitini Emniyet Müdürlüğünden 26/4/2013 tarihinde

talep etmiş, ATK ile raporun temini hususunda yazışmalar yapmıştır.

28. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü 3/6/2013 tarihinde,

olay tarihinde görevlendirilen personel listesini ayrıca olay değerlendirme

raporunu Başsavcılığa bildirmiştir. On sekiz sayfadan ibaret olan görev

listesine göre gaz fişeklerinin kullanıldığı iddia edilen Topkapı tramvay

duraklarında 102 polis memuru görevlendirilmiştir.

29. Başsavcılık temin ettiği tüm belgelerden sonra dosya

hakkında ''olay günü [H.Z.nin] KOAH ve kalp damar hastalığı sonucu

öldüğü, ancak olay günüZeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı'nda yapılacak olan

izinsiz nevruz kutlamalarına katılmak üzere gittiği, meydana varamadanEski

Topkapı otogarınınbulunduğu yerdeki halen minübüs durağı olarak kullanılan

yerde polis müdahalesi ile karşılaşıldığının tanık anlatımlarıyla anlaşıldığı

ve adli tıp raporunda da darp izlerinin de tespit edildiği , olay günü polis

müdahalesi sırasında gaz kullanılıp kullanılmadığı ve kullanılmış ise bu gazın[H.Z.nin]

mevcut hastalığına etki edip etmediğinin varsa izinsiznevruz kutlamaları ile

ilgili olarak Savcılığınızca yürütülen diğer soruşturmalarla birlikte

değerlendirilmesinde fayda ve zorunluluk bulunduğu'' gerekçesiyle 28/6/2013

tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.

30. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da olaylarla ilgili

olarak ilk usul işlemininBaşsavcılık tarafından yapılması nedeniyle yetkisizlik

kararı vermiştir. Her iki Başsavcılığın yetkisizlik kararı vermesi nedeniyle

ortaya çıkan uyuşmazlık, İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/9/2013

tarihinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararını

kaldırması ile son bulmuştur.

31. Başsavcılık, olay günü kullanılan biber gazının

H.Z.nin ölümüne neden olup olmadığı hususunda açıklayıcı ve ayrıntılı raporun

tanzim edilmesi için 10/1/2014 tarihinde İstanbul ATK Birinci Adli Tıp İhtisas

Kuruluna yazı yazmıştır. Bu yazı üzerine hazırlanan 22/1/2014 tarihli ayrıntılı

raporun ilgili kısımları şöyledir:

'' KOAH

olduğu, 18/03/2012 günü Kazlıçeşme’deki nevruz kutlamalarına katılmak için

gittikleri nevruz alanına gelmeden biber gazına maruz kalıp darp edildiği,

evine geldiği, evinde bir süre oturduktan sonra sıkıldığını söyleyerek evinin

bahçesine çıkıp gezerken yere yığıldığı, Özel Arnavutköy Hastanesine eks duhul

getirildiği bildirilen ...[H.Z.]

hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan:

....

İhtisas Kurulumuzun 07.11.2012 tarih,

2012/24656/3980 sayı ve 4294 karar sayılı raporunda (Gaziosmanpaşa Cumhuriyet

Başsavcılığı'nın tarih ve sor. sayılı yazısı ile ölüm nedeni sorulmuş olmakla)

sonuç olarak:

“1-Otopsisinde sol göz kapağı altı iç

kısmında 0,5x1 cm mor renkli ekimoz, sol zigomatik bölgede 3x3 cm lik alanda

şişlik,sol kaş 1/3 medial kısmının 4 cm yukarısında 2,5 cm çapında ekimoz, sol

omuz arka kısımda 6x4 cm lik alanda mor renkli ekimoz, sol kol orta arka

kısımda 7x5 cm lik mor renkli ekimoz, sağ kol 1/2 orta iç kısımda 0,5 cm

çapında mor renkli ekimozun altına derin kesi yapıldığında görülen 10x7 cm

ekimozun lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları ile kafatasında kırık,

kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar lezyonu

oluşturmadığı cihetiyle müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadığı,

2-Kimya İhtisas Dairesinin raporuna

göre; kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, kanda kalibrasyon aralığının

(5-200ng/ml) altında paracetamol bulunduğu, %0,1 COHb bulunduğu, kanda biber

gazı etken maddesi capsaisin ve dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı,

idrarda paracetamol bulunduğu, perikard ve safra sıvılarında sistematikte

aranan maddelerin bulunmadığı, akciğer örneklerinde (sağ üst lob, sağ orta lob,

sağ alt lob, sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capcaisin ve

dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, kanda ve idrarda sistematikte aranan

maddelerin bulunmadığı, literatürde capsain ve dihydrocapsaisin maddelerine

maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve oksijen tedavisi

uygulanması durumunda 10-15 dakika içinde vücuttan elimine olduğunun

bildirildiği dikkate alındığında; kişinin olay yerinde gaza maruziyetinin

kabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zaman

nedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı,

3-Otopsisinde histopatolojik tetkikinde

Myokardda septum ve sol ventrtikül serbest duvarda subendokardiyal alanda

yoğunlaşan gri-beyaz renkli fibrotik görünümlü alanlar, Septum l/3 üstte ve

subendokardiyal alanda yoğunlaşan nedbe, perivasküler-interstisyel fıbrozis

alanları, hipertrofı bulguları, subendokardiyal kronik iskemik değişiklikler,

tespit edildiğine göre; kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğu

ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın

mesafeden yoğun olarak capsain ve dihydrocapsaisin gazına maruziyeti olduğunun

kabulü halinde, bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalp damar

hastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili

olabileceği oy birliğiyle mütalaa olunur.” şeklinde kayıtlıdır.

SONUÇ

KOAH olduğu, 18/03/2012 günü

Kazlıçeşme’deki nevruz kutlamalarına katılmak için gittikleri nevruz alanına

gelmeden biber gazına maruz kalıp darp edildiği, evine geldiği, evinde bir süre

oturduktan sonra sıkıldığını söyleyerek evinin bahçesine çıkıp gezerken yere

yığıldığı, Özel Arnavutköy Hastanesine eks duhul getirildiği bildirilen Şevket

oğlu 1955 doğumlu Hacı Zengin hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde

bulunan verilerle otopsi bulguları birlikte değerlendirildiğinde;

1-)Otopsisinde sol göz kapağı altı iç

kısmında 0,5x1 cm mor renkli ekimoz, sol zigomatik bölgede 3x3 cm lik alanda

şişlik,sol kaş 1/3 medial kısmının 4 cm yukarısında 2,5 cm çapında ekimoz, sol

omuz arka kısımda 6x4 cm lik alanda mor renkli ekimoz, sol kol orta arka

kısımda 7x5 cm lik mor renkli ekimoz, sağ kol 1/2 orta iç kısımda 0,5 cm

çapında mor renkli ekimozun altına derin kesi yapıldığında görülen 10x7 cm

ekimozun lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları ile kafatasında kırık,

kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar lezyonu

oluşturmadığı cihetiyle müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadığı,

2-)Kimya İhtisas Dairesinin raporuna

göre; kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, kanda kalibrasyon aralığının

(5-200ng/ml) altında paracetamol bulunduğu, %0,1 COHb bulunduğu, kanda biber

gazı etken maddesi capsaisin ve dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı,

idrarda paracetamol bulunduğu, perikard ve safra sıvılarında sistematikte

aranan maddelerin bulunmadığı, akciğer örneklerinde (sağ üst lob, sağ orta lob,

sağ alt lob, sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capcaisin ve

dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, kanda ve idrarda sistematikte aranan

maddelerin bulunmadığı, literatürde capsain ve dihydrocapsaisin maddelerine

maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve oksijen tedavisi

uygulanması durumunda 10-15 dakika içinde vücuttan elimine olduğunun

bildirildiği dikkate alındığında; kişinin olay yerinde gaza maruziyetinin

kabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zaman

nedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı,

3-)Otopsisinde histopatolojik tetkikinde

Myokardda septum ve sol ventrtikül serbest duvarda subendokardiyal alanda yoğunlaşan

gri-beyaz renkli fibrotik görünümlü alanlar, Septum l/3 üstte ve

subendokardiyal alanda yoğunlaşan nedbe, perivasküler-interstisyel fıbrozis

alanları, hipertrofı bulguları, subendokardiyal kronik iskemik değişiklikler,

tespit edildiğine göre; kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğu

ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın

mesafeden yoğun olarak capsain ve dihydrocapsaisin gazına maruziyeti olduğunun

kabulü halinde, bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalp damar

hastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili

olabileceği ancak kişinin biber gazına maruz kalıp kalmadığı, maruz kalmış ise

ortamdaki biber gazı yoğunluğu bilinmediğinden mevcut bulgularla kişinin ölümünde

biber gazı maruziyetinin etkisi olup olmadığı hususunda kesin bir değerlendirme

yapmanın mümkün olmadığı oy birliğiyle mütalaa olunur. ''

32. Başsavcılık bu rapora istinaden 26/8/2014 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları

şöyledir:

''Maktul

H.Z.nin ölümünün KOAH ve kemik damar hastalığı sonucu olduğunun, biber gazına

maruz kalıp kalmadığının, maruz kalmış ise de ortamdaki biber gazının yoğunluğu

bilinmediğinden mevcut belgelerle kişinin ölümünün biber gazı etkisinin kesin

bir şekilde değerlendirilemeyeceğinin Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 12/01/2014

tarihli raporu ile tespit edildiği,

Yukarıda anlatılan olayda herhangi bir

kimseye atfedilebilecek bir suç unsuru bulunmadığından olay sebebiyle CMK'nın

172. maddesi gereğince KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA... [karar verildi.]''

33. Anılan karara yapılan itiraz İstanbul 2. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 14/1/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

34. İtirazın reddine dair kararın başvuruculara 3/5/2017

tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 31/5/2017 tarihinde başvurucular

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

35. Anayasa Mahkemesi Özlem Kır (B. No: 2014/5097,

28/9/2016, §§ 22-27) kararında; 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve

Salâhiyet Kanunu’nun “Zor ve silah kullanma” kenar başlıklı 16.

maddesine, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kanunun

hükmü ve amirin emri” kenar başlıklı 24. maddesine, 5237 sayılı Kanun'un

"Sınırın aşılması" kenar başlıklı 27. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına,5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama" kenar

başlıklı 86. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmına, 5237 sayılı

Kanun'un "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" kenar

başlıklı 87. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmına, 5237 sayılı

Kanun'un "Taksirle yaralama" kenar başlıklı 89. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkrasının ilgili kısımlarına yer vermiştir. Ayrıca Anayasa

Mahkemesi Güven Boğa (B. No: 2014/17222, 3/7/2019, §§ 24-30)

kararında6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri

Kanun'un ilgili hükümlerine değinmiştir.

36. Anayasa Mahkemesi Ali Ulvi Atunelli (B. No:

2014/11172, 12/6/2018, §§ 25-27) ve Özlem Kır (aynı kararda bkz. §§

28-30) kararlarında; 30/12/1982 tarihli ve 17914 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Polis Çevik Kuvvet Yönetmeliği’nin 25. maddesinin ilgili

kısımlarına, İçişleri Bakanlığının yayımladığı 25/8/2011 tarihli Toplumsal

Olaylarda Görevlendirilen Personelin Hareket Usul ve Esaslarına Dair

Yönerge'nin 10. ve 12. maddelerinin ilgili kısımlarına, Emniyet Genel Müdürlüğü

tarafından 26/6/2013 ve 22/7/2013 tarihlerinde çıkarılan iki ayrı genelgeyle

daha ayrıntılı hâle getirilen, Emniyet Genel Müdürlüğünün Aralık 2008 tarihinde

hazırladığı Göz Yaşartıcı Gaz Silahları ve Mühimmatları Kullanım Talimatı'nın

ilgili bölümlerine yer vermiştir.

B. Uluslararası

Hukuk

37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ilgili

maddeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) konuya ilişkin

içtihatları Ali Ulvi Atunelli (aynı kararda bkz. §§ 29-45) kararında yer

almaktadır.

38. Anayasa Mahkemesi Ali Rıza Özer ve diğerleri

([GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 47-51) ve Özlem Kır (aynı kararda

bkz. §§ 31-35) kararlarında; 13/1/1993 tarihli Kimyasal Silahların

Geliştirilmesi, Üretimi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların

İmhası ile İlgili Sözleşme’ye, Kolluk Görevlileri Tarafından Zor ve Ateşli

Silah Kullanılması Hakkında Temel İlkelerin (Birleşmiş Milletler (BM) Suçun

Önlenmesi ve Suçluların Islahı Sekizinci Kongresi, Havana, 27/8/1990-7/9/1990,

BM, A/CONF.144/28/Rev.1, 1990, s. 112-115) ilgili bölümlerine, BM barışçıl

toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü özel raportörü tarafından hazırlanan

raporun (BM İnsan Hakları Komisyonu A/HRC/20/27, 21/5/2012) 35. maddesine,

Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin

Önlenmesi Komitesinin (CPT) biber gazına ilişkin görüş ve tavsiyelerine

değinmiştir.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

39. Mahkemenin 9/7/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucular, olay günü nevruz kutlamaları için

toplanan kalabalığa göz yaşartıcı gazla müdahale edildiği Emniyet Müdürlüğü

kayıtlarında yer almasına rağmen kullanılan gaz miktarının tespit

edilemediğini, gazın kullanma talimatı kılavuzunda açık alanda kullanılması

gerektiği yazılmış olmasına rağmen kapalı alan niteliğinde olan Topkapı minibüs

duraklarında kullanıldığını, olay yeri kamera kayıtlarının getirtilmediğini,

ilgili haber ajansları ile minibüs işletmelerinden tüm kayıtların temin

edilmediğini, olayla ilgili olarak şüpheli polis memurları ile bunların amiri

konumunda olan Emniyet Müdürü, Vali ve İçişleri Bakanı hakkında soruşturma

yürütülmediğini belirterek ölüm olayı nedeniyle Anayasa'nın 10., 17., 34 ve 36.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

soruşturmanın yeniden başlatılarak ilgililerin cezalandırılmasını talep

etmişlerdir.

B. Değerlendirme

41. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı

17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama,.....hakkına

sahiptir."

42. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır."

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların iddialarının özü, H.Z.nin ölüm sebebine dair Başsavcılık

tarafından başlatılan soruşturmanın etkisiz olduğun ilişkindir. Bu nedenle

başvuru, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkili

soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmiş; diğer ihlal

iddiaları yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. İçişleri

Bakanı ve İstanbul Valisi Yönünden

44. Başvurucular, olayla ilgili yaptığı suç ihbarında

İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi hakkında soruşturma yapılmasını talep

etmiştir.

45. Başsavcılık; diğer taleplerin yanında ileri sürülen

bu iddialar karşısında soruşturmanın herhangi bir evresinde bir değerlendirmede

bulunmamıştır. Başsavcılık bu kişiler hakkında herhangi bir değerlendirmede

bulunmaksızın genel olarak H.Z.nin ölümüne ilişkin olayı araştırmaya çalışmış

ve nihayetinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

46. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı

olarak Anayasa’nın 17. maddesini ihlal edecek biçimde bir muameleye tabi

tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde olay

hakkında etkili resmî bir soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir (Tahir

Canan, § 25). Ancak bu konuda bir soruşturmanın başlatılabilmesi için

öncelikle iddiaların uygun delillerle desteklenmesi gerekmektedir. İddia edilen

olayların gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul, şüpheden uzak

kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve

tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de

oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir soruşturma

yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394,

6/3/2014, § 28).

47. Başvurucuların bu başlıktaki iddialarının doğrudan

eylemi gerçekleştiren kolluk görevlilerine değil olayın siyasi sorumlusu

olduğunu ifade ettiği İçişleri Bakanı ile kolluk kuvvetlerine müdahale talimatı

veren İstanbul Valisi'ne yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

48. Kolluğun müdahalesinden dolayı cezalandırılması talep

edilen kolluk amirleri ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası gereğince devletin etkili bir soruşturma

yükümlülüğünden bahsedilebilmesi için öncelikle savunulabilir bir iddianın

ortaya konulması gerekmektedir. Savunulabilir bir iddianın esasını, hakkında

soruşturma yapılacak kişilerin mağdurun yaralanmasından ceza hukuku anlamında

sorumlu olabilme ihtimalinin ortaya konulması oluşturmaktadır (Hasan Fırat [GK],

B.No: 015/9496, 31/10/2019, § 54 ve ). Aksi takdirde devletin ceza hukuku

kapsamında sorumlu olmayan kişiler hakkında da makul kabul edilemeyecek bir

şekilde soruşturma yükümlülüğü altına sokulması söz konusu olacaktır (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. İbrahim Akan, B. No: 2014/10628,

16/11/2016, § 36; Bülent Barmaksız, B. No: 2014/9771, 21/9/2016, § 28; Elif

Güneş Yıldırım, B. No: 2014/12391, 5/4/2017, § 25; Onur Cingil (2),

B. No: 2014/2976, 9/5/2018, § 60; Gamze Elvan ve diğerleri, B. No: 2015/5718,

9/5/2019, § 60; Davut Yıldız, B. No: 2014/14147, 24/1/2018, § 33).

49. Başvurucular, olay günü yapılan müdahaleye ilişkin

olarak kolluk amirlerinin verdiği somut bir talimattan söz etmemiş; genel

olarak polisin müdahalesi sonucunda H.Z.nin göz yaşartıcı gaza ve fiziksel

saldırıya maruz kaldığını ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, kolluk

görevlilerinin ölçüsüz müdahalede bulunduğu iddiası ile kolluk amirlerinin

talimatları arasında ceza hukuku bağlamında illiyet bağını gösteren

savunulabilir bir bilgi veya belge de ortaya koymamış; verilen emirlerin kolluk

görevlilerinin yetkisini aşacak ve suç oluşturacak nitelikte hareket etmelerine

yönelik olduğunu gösteren herhangi bir somut kanıt da gösterilmemiştir.

50. Bu açıklamalar ışığında başvurucuların yaşam hakkının

ihlal edildiği iddiaları yönünden İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi hakkında

soruşturma yapılmasını gerekli kılan nitelikte, kolluğun orantısız

müdahalesiyle verilen talimatlar arasında illiyet bağını gösterir hiçbir kanıt

unsuru bulunmadığı, dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamındaki iddiaların soyut ve temellendirilmemiş şikâyet niteliğinde olduğu

anlaşılmıştır.

51. Öte yandan Bakanlar Kurulu üyelerinin aldığı kararlar

sonucunda cezai sorumluluklarından bahsedilebilmesi ancak Anayasa'nın mülga

100. ve TBMM İçtüzüğü'nün 107. maddesindeki koşullar gerçekleştiğinde

mümkündür. Somut olay açısından toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında meydana

gelen ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilebilecek

olaylar açısından Bakanlar Kurulu üyelerinin her türlü kararından ötürü

soruşturulması gerektiği şeklinde bir pozitif yükümlülüğün olduğu söylenemez.

Zira ceza hukuku bağlamında kötü muamele yasağına aykırı fiillerin

cezalandırılması için illiyet bağının ortaya konulması gerekmektedir. Aksi

hâlde ortaya çıkan durum Başbakan ve bakanların uyguladıkları genel siyasetin

ve bakanlıkların görevleri ile ilgili şikâyetlerin Cumhuriyet başsavcılıkları

tarafından incelenmesi sonucuna yola açar ki TBMM'ye ait olan bu yetkinin

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından kullanılması mümkün değildir (Onur

Cingil (2), § 61).

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Kolluk Görevlileri Yönünden

53. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu

olayda ölen kişi, başvuruculardan Fikret Zengin'in eşi, diğer başvurucuların

ise babasıdır. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. İlkeler

55. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin usule ilişkin yönü, kasten ya da saldırı veya kötü muameleler

sonucu meydana gelen ölüm olaylarında sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar

yürütülmesini gerektirir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, §§ 54, 55).

56. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutu

konusunda benimsediği genel ilkelere göre bir ceza soruşturmasının etkililiği

için;

i. Soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete

geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57),

ii. Ceza soruşturmasının fiilen hesap verilebilirliği

sağlamak için soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması, ayrıca her

olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece

gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58),

iii. Hukuk devletine bağlılığın sağlanması ve hukuka

aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin

engellenmesi amacıyla ceza soruşturmasının makul bir özen ve süratle

yürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30) gerekir.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

57. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığının ölüm olayı

hakkında kendiliğinden, ivedilikle bir soruşturma başlattığı ve başvurucuların

delil toplanmasına ilişkin taleplerini dile getirebildiği, kovuşturmaya yer

olmadığına dair karara itiraz edebildiği, soruşturmaya katılım konusunda

herhangi bir engelle karşılaşmadığı görülmüştür.

58. Bu tespitler sonrasında Başsavcılığın H.Z.nin ölüm

nedeninin tespit edilmesine yönelik olarak yaptığı işlemlerin incelenmesi gerekir.

59. Ölüm sebebinin kesin olarak belirlenebilmesi için

ceset üzerinde yapılan otopsi işleminden sonra düzenlenen raporun sonuç

kısmında ''...biber gazı etken maddesi capsaisin ve diydrocapsaisin aranmış

olup bulunmadığı,... ak ciğer örneklerinde ( sağ üst lob, sağ orta lob, sağ alt

lob , sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capsaisin ve

diydrocapsaisin... bulunmadığı,....literatürde capsaisin ve diydrocapsaisin

maddelerine maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve oksijen

tedavisi uygulanması durumunda 10-15 dk içinde vücuttan elimine olduğunu

bildirildiği dikkate alındığından; kişinin olay yerinde gaza mağruziyetinin

kabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zaman

nedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı,

kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve kişinin ölümünün kalp

damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın mesafeden yoğun olarak

capsain ve diydrocapsaisin gazını maruziyeti olduğunun kabulü halinde bu

maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalpdamar hastalığının aktif hale

geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili olabileceği'' ifade

edilmiştir.

60. Başsavcılık bu rapordan sonra H.N.nin ölümüne olay

günü kullanılan biber gazının neden olup olmadığı hususunda açıklayıcı ve

ayrıntılı rapor tanzim edilmesi için yeni bir görüş istemesi üzerine düzenlenen

22/1/2014 tarihli raporun sonuç kısmında ise ''kişide, KOAH ve

kronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı

sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın mesafeden yoğun olarak capsain ve

dihydrocapsaisin gazına maruziyeti olduğunun kabulü halinde, bu maruziyetin de

kendisinde mevcut KOAH ve kalp damar hastalığının aktif hale geçmesinde efor ve

stres faktörüne ilave olarak etkili olabileceği ancak kişinin biber gazına

maruz kalıp kalmadığı, maruz kalmış ise ortamdaki biber gazı yoğunluğu

bilinmediğinden mevcut bulgularla kişinin ölümünde biber gazı maruziyetinin

etkisi olup olmadığı hususunda kesin bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı''belirtilmiştir.

61. Alınan her iki rapora bakıldığında H.Z.nin ölüm

nedeni hususunda bir belirsizliğin olduğu anlaşılmaktadır. İlk raporda KOAH ve

kronik kalp rahatsızlığı bulunan H.Z.nin ölümünde, yakın mesafeden yoğun olarak

atılan capsain ve diydrocapsaisin gazlarının söz konusu rahatsızlıkların aktif

hâle gelmesinde rol oynayabileceği belirtilmiş olmasına rağmen ikinci raporda

H.Z.nin bu gazlara maruz kalıp kalmadığı, kalmışsa bu gazın yoğunluğu bilinemediği

için ölüm nedeni hakkında bir belirlemenin yapılamadığı ifade edilmiştir.

62. Bu belirsiz karşısında tanık ifadelerinin önem

kazandığı anlaşılmaktadır. Buna göre olay günü H.Z. ile birlikte olan Ş.Z.nin

ifadesine göre güvenlik güçlerinin göstericilere müdahalesi sırasında göz

yaşartıcı gaz kullandığı, H.Z.nin de müdahale sırasında anılan maddelere maruz

kaldığı; bundan başka olay raporunda da (bkz. § 12) katılımcılara karşı göz

yaşartıcı gazların kullanıldığı anlaşılmaktadır.

63. Başsavcılık, bunlardan başka olay gününde kullanılan

materyalleri Emniyet Müdürlüğünden temin etmiştir. Söz konusu materyalin

kullanım kılavuzunda bazı uyarılar bulunduğu halde bu materyalin kimyasal

içerikleri ile etkileri üzerinde kriminal inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

64. ATK raporunda belirtildiği üzere olay günü aralarında

H.Z.nin de olduğu gruba yönelik olarak kullanılan göz yaşartıcı maddelerin

yoğunluğu hususunda Başsavcılık tarafından bir inceleme ve değerlendirme

yapılmamıştır. Bunun yanında söz konusu maddeleri kullanan personelin bu

kimyasal maddelerin kullanım kılavuzunda yer alan ilkelere göre hareket edip

etmediği, uyarıları dikkate alıp almadığı, ayrıca bunların kullanımı için bir

eğitime tabi tutulup tutulmadığı hususlarında herhangi bir araştırmanın yapılmadığı

anlaşılmıştır.

65. Ayrıca söz konusu müdahaleye ilişkin olarak -varsa-

görüntü kaydının Başsavcılık tarafından talep edilmediği anlaşılmaktadır. Bu

bağlamda söz konusu müdahalenin hukuka uygunluğu noktasında en büyük maddi

delilin Emniyet Müdürlüğünden temin edilmesi suretiyle H.Z.nin söz konusu yerde

bulunup bulunmadığı, bulunmuşsa söz konusu müdahaleye hangi ölçekte ve nasıl

maruz kaldığı hususunda bir belirlemenin yapılmadığı değerlendirilmiştir.

Başvurucular ayrıca söz konusu müdahaleye ilişkin olarak olayın en büyük maddi

delili olan görüntülerin ilgili haber ajanslarından ve ilgili minibüs

işletmelerinden temin edilmesi yönünde taleplerde bulunmuş iseler de

Başsavcılık tarafından bu hususta bir yazışma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

66. Bunların yanında başvurucuların, güvenlik güçlerince

yapılan müdahalenin kapalı alan olarak kabul edilmesi gereken bir yer olduğu

noktasındaki yoğun iddiaları karşısında olay yeri incelemesi veya keşif

işlemlerinin yapılmasına yönelik olarak herhangi bir girişimde bulunulmadığı

anlaşılmaktadır. Tanık ifadelerine göre söz konusu müdahale, Topkapı'da bulunan

ve kapalı olarak değerlendirilebilecek nitelikteki bir yerde yapılmıştır. Bu

sebeple başvurucuların bu iddiasının araştırılmamasının önemli bir eksiklik

olduğunun altı çizilmelidir.

67. Öte yandan olay yerinin net olarak belirlenip kapalı

alan olup olmadığı tespit edilerek güvenlik güçleri tarafından yapılan

müdahalede göz yaşartıcı gazın ne kadar kullanıldığının araştırılmamasının, bu

maddelerin usulüne uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenebilmesi

açısından herhangi bir kamu görevlisinin ifadesine başvurulmamasının, görüntü

kayıtlarının ilgili yerlerden temin edilerek H.Z.nin maruz kaldığı iddia edilen

müdahalenin gerekliliği ve ölçülülüğü noktasında belirlemeler yapılmamasının

devletin yaşam hakkı kapsamındaki makul özenle etkili soruşturma yapma

yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir.

68. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

69. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

70. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden soruşturma

başlatılması talebinde bulunmuşlardır.

71. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına

da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın

ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

72. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

73. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında

yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. Buna göre

ihlalin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının işlem ve eylemlerinden

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

74. Bu durumda yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden soruşturma başlatılarak Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden soruşturma yapılmak üzere Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmesine (2015/1378 sayılı soruşturma dosyası) karar verilmesi gerekmektedir.

75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İçişleri Bakanı ile İstanbul Valisi yönünden yaşam

hakkınınusul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kolluk görevlileri bakımından yaşam hakkının usul

boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına (2015/1378 sayılı soruşturma

dosyası) GÖNDERİLMESİNE,

D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 9/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Recai AKYEL Basri BAĞCI Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucular : 1. Devrim ZENGİN : 2. Eylem ZENGİN AYATA : 3. Fikret ZENGİN : 4. Mehmet Baki ZENGİN : 5. Yaşiya KISAOĞLU Başvurucular Vekili : Av. Ebru ATICI SEVİNDİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/26413, 9 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. H.Z.nin
  10. B. Başsavcılık
  11. Cesedin Harici Muayenesine Geçildi
  12. '' Koah
  13. Sonuç
  14. IV. İlgili
  15. Hukuk
  16. A. Ulusal Hukuk
  17. B. Uluslararası
  18. V. İnceleme Ve
  19. Gerekçe
  20. A. Başvurucuların
  21. B. Değerlendirme
  22. C. 6216 Sayılı
  23. VI. Hüküm
  24. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  25. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  26. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/26413
Tarih
9 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar H.k. Başvurusu (B. No: 2018/4321)
  • Selahattin Gülhan Başvurusu (B. No: 2017/35369)
  • Arzu Mülayım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/25436)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar Nurettin Deniz Başvurusu (B. No: 2018/17707)
  • Hüseyin Sezer Başvurusu (B. No: 2016/13566)
  • Barış Baş Başvurusu (B. No: 2016/14253)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.