İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Doğa Taahhüt İnşaat Turizm Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/19973)

1. Başvuru, üzerinde fabrika ve işletmeleri bulunan taşınmazın

Başvuru No2015/19973Tarih28 Kasım 2018Okuma11 dk · 2.285 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Doğa Taahhüt İnşaat Turizm Ticaret A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/19973
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.285 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, üzerinde fabrika ve işletmeleri bulunan taşınmazın

birinci derece doğal sit alanı olarak tescil ve ilan edilmesi sebebiyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İzmir'in Çiğli ilçesi Kaklıç

köyünde kain 1098 parsel sayılı taşınmazın müşterek maliklerindendir.

Başvurucunun beyanına göre aynı mevkide bu taşınmazına komşu olan 192 ve 201

parsel sayılı iki taşınmazı daha bulunmaktadır. Taşınmaz tapuda tarla vasfıyla

kayıtlı iken 27/2/1986 tarihinde fabrika ve tesisleri olarak tapuda cins

tashihi yapılmıştır.

8. İzmir 1. Numaralı Koruma Bölge Kurulunun (Koruma Bölge

Kurulu) 18/2/1999 tarihli kararıyla Gediz Delta Ovası'nda bulunan taşınmaz

1/25000 ölçekli plana dayalı olarak birinci derece doğal sit alanı olarak ilan

edilmiştir. Başvurucu bu karar üzerine iptal davası açmıştır. İzmir 3. İdare

Mahkemesinin (Mahkeme) 26/12/2001 tarihli kararıyla davaya konu taşınmazın sit

alanı sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

9. Başvurucunun beyanına göre süreç içerisinde taşınmazın sit

alanı içerisinde kaldığı kendisine bildirilmiştir. Başvurucu bunun üzerine

taşınmazın sit alanından çıkarılması için talepte bulunmuş, bu talebinin Koruma

Bölge Kurulu tarafından 14/11/2008 tarihinde reddedilmesi üzerine kararın

iptali için 9/2/2009 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi

yaptırılmış ve 23/2/2010 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar

verilmiştir. Kararda bilirkişi raporuna atıf yapılarak taşınmazın bütününün

birinci derece doğal sit alanı niteliği taşımadığı ve sit sınırları dışına

çıkarılması durumunda taşınmazın çevresinin ve sit bütünlüğünün etkilenmeyeceği

vurgulanmıştır.

10. Danıştay Altıncı Dairesi 22/12/2010 tarihinde hükmün bozulmasına

karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, birinci derece doğal sit alanı

içerisinde bulunan ve uluslararası korumaya sahip delta ekosisteminin bir

parçası olan taşınmazın sit niteliğinin yapay etkenlerle kaybedildiğinin

kabulünün mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kararda aksi yönde bir

değerlendirmenin delta ekosisteminin yapılaşma baskısı altına girmesi ve

birinci derece doğal sit alanının bütünlük içerisinde özgün dokusunun

korunabilmesi olanağının yitirilmesi sonucunu doğuracağı vurgulanmıştır.

11.Bozma kararına uyan Mahkeme 18/9/2012 tarihinde bozma

ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay Ondördüncü Dairesi (Daire) 24/9/2014 tarihinde kararın

onanmasına hükmetmiştir. Dairenin 21/10/2015 tarihli kararıyla karar düzeltme

isteminin reddi üzerine hüküm kesinleşmiştir.

12. Nihai karar başvurucu vekiline 27/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 25/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 1/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kanunu'nun ''Tanımlar ve

kısaltmalar'' kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(3) "Sit"; tarih öncesinden

günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin

sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent

kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu

olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış

tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır.''

15. 2863 sayılı Kanun'un "Tespit

ve tescil" kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Korunması gerekli

taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti,

Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri

etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.

Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat

varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin

imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve

ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli

kültür varlığı olarak belirlenir.

Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat

varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil

olunur.''

16. 2863 sayılı Kanun’un "Sit

alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı

imar plânı" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"a) Bir alanın koruma bölge kurulunca sit

olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının

etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın

sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce

onaylanır.

...

b) Koruma amaçlı imar plânlarıyla kesin

yapılanma yasağı getirilen sit alanlarında bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel

kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar malikin başvurusu üzerine, belediye ve

il özel idaresine ait taşınmazlarla takas edilebilir."

17.Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını

Koruma Yüksek Kurulunun 19/6/2007 tarihli ve 728 sayılı İlke Kararları'nın ilgili bölümü şöyledir:

''(I. Derece Doğal (Tabii) Sit: Bilimsel

muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip

olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması

gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak

alanlardır."

B. Uluslararası Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sinan Yıldız ve diğerleri/Türkiye (B. No:

37959/04, 12/1/2010) kararında başvurucuların taşınmazının sit alanı ilan

edilmesine yönelik şikâyetlerini mülkiyet hakkı yönünden incelemiştir. AİHM

öncelikle somut olayda, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğinin

incelenmesinin gerekli olmadığını ifade etmiştir. AİHM bundan sonra

başvurucuların taşınmazının Koruma Kurulu tarafından birinci derece sit alanı

ilan edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale olduğunu ve müdahalenin mülkiyetin

kullanımını kontrolüne ilişkin ikinci paragraf çerçevesinde inceleneceğini

belirtmiştir.

20.AİHM, müdahalenin 2863 sayılı Kanun hükümlerine dayalı

olduğunu ve kültür varlıklarının korunması yönünde meşru bir amacının olduğunu

vurgulamıştır. Son olarak ölçülülük yönünden ise başvurucunun kanuna uygun

olmak kaydıyla mülkünü kullanabildiği ve getirilen kısıtlamaların söz konusu

mülkün kullanımını önemli ölçüde sınırlamadığı ifade edilmiştir. Bunun yanında

mutlak bir inşaat yasağı öngörülmediği ve bütünüyle bir satış yasağının söz

konusu olmadığı belirtilerek, Kanunda yer alan trampa imkânına da

değinilmiştir. Sonuç olarak müdahalenin meşru amacı ile karşılaştırıldığında

aşırı bir külfet yüklemediği gerekçesiyle başvuru açıkça dayanaktan yoksun

bulunmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, sit alanı içerisinde kaldığı belirtilen taşınmaz üzerinde

1987 yılından beri fabrika ve işletmelerinin bulunduğunu ve 18/2/1999 tarihinde

taşınmazın sit alanı içerisinde kaldığının ilan edildiğini ifade etmiştir.

Başvurucu; derece mahkemesince görüşüne başvurulan üç kişilik bilirkişi heyeti

tarafından taşınmazın doğal sit alanı niteliği taşımadığının bilimsel

gerekçelerle ortaya konulmasına rağmen aksi yönde karar verilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkından yeterince istifade edemediğini, fabrikalarındaki

faaliyetlerini durdurmak durumunda kaldığını ve ticari yönden büyük zarara

uğradığını savunmuştur. Başvurucu ayrıca komşu taşınmaz hakkında aynı nedenle

açtığı davada derece mahkemelerince farklı kararlar verildiğinden yakınmış ve

sonuç olarak bu gerekçelerle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.''

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu adil yargılanma hakkının da ihlal

edildiğini ileri sürmekte ise de başvurucunun taşınmazının sit alanı ilan

edilmesi yönündeki şikâyetin esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiği

anlaşıldığından başvurucunun bütün şikâyetlerinin mülkiyet hakkının ihlali

iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını

temellendiremediği, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden

ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

26. Anayasa’nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

Somut olayda başvurucunun tapu kayıtlarına göre maliki olduğu taşınmazın

Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği tartışmasızdır.

27. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve üzerinde tasarruf etme,ürünlerinden

yararlanma imkânı verir (Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin

mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme

yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil

eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53).

28.2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında

taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesi mülkiyetin kullanımına

birtakım sınırlamalar getirmekle birlikte başvurucunun taşınmaz üzerindeki

mülkiyet hakları devam etmekte olduğundan mülkiyet hakkından yoksun kaldığı

söylenemez. Öte yandan böyle bir durum mülkiyet hakkı kapsamında taşınmaz

üzerinde gerçekleştirilmesi mümkün olan bir kısım faaliyetlerin yerine

getirilmesinin belli şartlara bağlanması sonucunu da doğurmaktadır. Bu bakımdan

taşınmazın kültür varlığı olarak tescili şeklinde gerçekleşen ve taşınmazın

kullanım şekli, muhafazası, yapılabilecek inşai ve

fiziki muameleler ve benzer yönlerden kısıtlamaları da beraberinde getiren

müdahalenin mülkiyetin kullanımını kontrol/düzenleme hakkı kapsamında

incelenmesi gerekmektedir (Ahmet Bölge, B. No: 2014/13133, 28/9/2016,

§ 48).

29.Somut olayda başvurucunun mülkiyet hakkı üzerinde oluşan

müdahalenin temel dayanağını taşınmazın doğal sit alanı içerisinde kaldığına

ilişkin Koruma Bölge Kurulu kararı oluşturmaktadır. Bu müdahale sonucunda

başvurucunun mülkiyet hakkı devam etmekle birlikte bu hakkın kullanımı belirli

kısıtlamalar çerçevesinde mümkün olabildiğinden müdahalenin mülkiyetin

kullanımını kontrol/düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

30.Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet sınırsız bir hak olarak

düzenlenmemiş, bu hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür (Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

31. Somut olayda Koruma Bölge Kurulunun, başvurucunun mülkiyet

hakkına müdahale teşkil eden 14/11/2008 tarihli kararı 2863 sayılı Kanun'un 7.

maddesi ve ilgili diğer hükümlerine dayanmaktadır. Dolayısıyla müdahalenin

kanuni dayanağının bulunduğu kanaatine varılmıştır.

32.Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu

yararı amacıyla sınırlanabilir. Başvurucunun yapı kullanma izni verilmesi

yönündeki talebi taşınmazın birinci derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı

gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin doğal sit alanlarını

koruma gayesi taşıdığından kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu

kabul edilmiştir.

33. Ancak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı

amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması gerekir. Ölçülülük

ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde

edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin

kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir

yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin

ölçülülüğünü Anayasa Mahkemesi değerlendirirken; bir taraftan ulaşılmak istenen

meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve

kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde

tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017,

§§ 58, 60).

34. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük ilkesi,

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin, maliki

olağandışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve

dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 38).

35. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında taşınmazların sit

alanı olarak tescil ve ilan edilmek suretiyle maliklerin tasarruf yetkilerinin

sınırlandırılması biçiminde gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığını 2863

sayılı Kanun'da malik lehine getirilen imkânları bir bütün olarak

değerlendirmek suretiyle incelemiştir (Ahmet

Bölge, § 57-65; Nagihan Beken, B. No:

2014/9998, 12/7/2016, §§ 41-53). Somut başvuruda Anayasa Mahkemesinin anılan

içtihadından ayrılmayı gerektirecek bir neden bulunmamaktadır.

36. Somut olayda başvurucu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda

taşınmazın doğal sit alanı niteliği taşımadığının bilimsel gerekçelerle ortaya

konulmasına rağmen derece mahkemelerince aksi yönde karar verilmesinin adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini savunmuştur. Kararın gerekçesine

bakıldığında, doğal sit alanı içerisinde bulunan ve uluslararası korumaya sahip

delta ekosisteminin bir parçası olan taşınmazın sit niteliğinin sonradan

meydana getirilen yapay etkenlerle kaybedildiğinin kabulüne olanak bulunmadığı

gerekçesiyle bilirkişi görüşünden farklı olarak davanın reddine karar verildiği

görülmüştür. Derece mahkemeleri yönünden bilirkişi görüşünün takdiri bir delil

olduğunu, kesin ve bağlayıcı bir yönünün bulunmadığını belirtmek gerekir.

Derece mahkemelerinin hukuka uygun gerekçelerle bilirkişi raporlarından

ayrılarak aksi yönde karar vermeleri ihlal sonucuna yol açmaz. Somut olayda

başvurucu bütün delillerini, iddia ve itirazlarını sunabilme imkânı bulmuş,

derece mahkemeleri de taraflarca sunulan bilgi ve belgeleri ilgili hukuk

kuralları çerçevesinde yorumlamak suretiyle davanın reddi gerektiği kanaatine

varmışlardır.

37.Başvurucu ayrıca aynı yerde bulunan bir başka taşınmazı

hakkında aynı nedenle açtığı davanın lehine sonuçlanmasına rağmen, somut başvuruya

ilişkin davada aleyhine karar verildiğinden yakınmıştır. Buna ilişkin olarak

aynı yerde olsa dahi taşınmazların farklı olduğu ve farklı tarihlerde yapılan

yargılamalarda her somut olayın özelliğine göre ilgili yargılama sırasında

sunulan delillerden hareketle değerlendirme yapılarak farklı sonuçlara

ulaşıldığı dikkate alındığında başvurucunun bu iddiasının da yersiz olduğu

değerlendirilmiştir. Nitekim derece mahkemelerinin kararlarında bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

38. Diğer taraftan mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin somut

olayda başvurucunun taşınmazından yararlanmasını bütünüyle etkilemediği

görülmektedir. Buna göre başvurucu 2863 sayılı Kanun'a uygun olmak kaydıyla

taşınmazı kullanabilmektedir. Ayrıca bu kanun mutlak bir inşaat ve satış yasağı

da öngörmemektedir. Dolayısıyla müdahalenin başvurucunun mülkiyet hakkının

kullanımını önemli ölçüde sınırlamadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında

başvurucunun anılan Kanun'un 17. maddesinin (b) bendinde düzenlenen takas yoluna başvurmasının önünde bir

engel bulunmaktadır. Başvurucu ayrıca taşınmazının sit alanı kapsamına

alınmasına ilişkin Koruma Bölge Kurulu kararına karşı iptal davası açmış ise de

bu karar nedeniyle oluştuğunu iddia ettiği zararların tazmini amacıyla idari ve

yargısal yollara da başvurmadığı anlaşılmaktadır (Ahmet Bölge, § 64; Nagihan Beken, § 52).

39. Sonuç olarak başvurucunun sağlanan hak ve kolaylıklardan

yararlanamadığı yönünde somut bir şikâyetinin bulunmadığı dikkate alındığında

mülkiyet hakkına yapılan müdahale başvurucuya aşırı bir külfet yüklememektedir.

Dolayısıyla müdahalenin belirtilen kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet

hakkının korunması arasında olması gereken adil denge bozulmamış olup müdahale

ölçülüdür. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

28/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucu

:

Doğa Taahhüt

İnşaat Turizm Ticaret A.Ş.

Vekili

:

Av. Mehmet

SAĞLAM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19973, 28 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Şenol
  18. Sağlam
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19973
Tarih
28 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • A.k. Başvurusu (B. No: 2017/6293)
  • A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/17204)
  • Şeyhmus Özdemir Başvurusu (B. No: 2016/27021)
  • Mustafa Demir Başvurusu (B. No: 2014/9959)
  • Yakup Bulgak Başvurusu (B. No: 2015/6282)
  • Remziye Kayalı Başvurusu (B. No: 2014/562)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.