İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2021/15139 Tarih:

E. E. Başvurusu (B. No: 2021/15139)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

RESEN GİZLİLİK KARARI VERİLDİ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

E. E. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/15139)

Karar Tarihi: 19/12/2023

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; evlilik dışı doğan çocuğun velisi olan

başvurucuya teslim edilmemesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Bölüm Başkanı tarafından

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

3. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

4. Başvurucu (E.E.) ve birlikte yaşadığı G.G.nin

17/8/2008 tarihinde çocuğu dünyaya gelmiştir.

A. Ceza

Davasına İlişkin Süreç

5. G.G.nin 24/11/2010 tarihinde başvurucuyu darp ettiği

iddiası üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 14. Ağır Ceza

Mahkemesinin 16/4/2015 tarihli kararıyla G.G. hakkında kasten yaralama suçundan

hapis cezasına hükmedilmiş, karar Yargıtay incelemesinden geçerek 9/11/2015

tarihinde kesinleşmiştir. Kararın gerekçesinde; olay günü G.G. tarafından darp

edilen başvurucunun kendisini odaya kilitlediği, G.G.nin odanın camlarını

kırarak içeri girmeye çalıştığını görmesi üzerine başvurucunun dördüncü katta

bulunan evin camından aşağıya atladığı hususlarına yer verilmiştir. Anılan

kararda, başvurucunun hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığına ve

vücudunda çok sayıda kemik kırığı oluştuğuna işaret edilmiştir.

B. Ortak

Çocuğun Velayetine İlişkin Süreç

6. G.G.nin babası (K.G.) 4/2/2011 tarihli dilekçesiyle

Bakırköy 1. Aile Mahkemesine (Mahkeme) başvurarak anılan darp olayı nedeniyle

annesi hastanede tedavi gören, babası ise tutuklu olarak infaz kurumunda

bulunan ortak çocuğun geçici velayetinin kendisine verilmesini istemiştir.

Mahkeme 2/3/2011 tarihinde, anne iyileşene kadar çocuğu temsil etmek üzere

geçici velayetinin K.G.ye verilmesine karar vermiştir.

7. Başvurucu, anılan karardan yaklaşık dokuz yıl sonra

8/10/2020 tarihinde Mahkemeye başvurarak geçici velayetin K.G.ye verilmesine

dair kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Başvurucu, sağlığına kavuştuğunu,

buna rağmen babası ve dedesinin çocuğu kendisine teslim etmediklerini, çocuğun

babası ile aralarında resmî nikah bulunmadığını, 22/11/2001 tarihli ve 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 337. maddesi gereğince velayet hakkının

kendisinde olduğunu ileri sürmüştür.

8. Mahkeme 13/11/2020 tarihinde annenin iyileştiği

hususunun sağlık raporuyla sabit olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 337. maddesi

gereğince evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin annede olduğu gerekçesiyle

derhâl annesine teslimine karar vermiştir.

9. K.G., anılan karara karşı 23/11/2020 tarihinde istinaf

başvurusunda bulunmuştur. K.G. istinaf dilekçesinde Mahkemenin annenin talebi

üzerine sosyal inceleme raporu alınmadan ve çocuk dinlenmeden dosya üzerinden

çocuğun annesine teslimine karar verdiğini ileri sürmüştür. K.G. annenin

iyileştiğine dair delilin tek hekim tarafından hazırlanmış sağlık raporundan ibaret

olduğunu, çocuğun on iki yıldır babasıyla yaşadığını, yedi yıldır aynı okula

devam ettiğini, anneye karşı velayetin değiştirilmesi davası açıldığını iddia

etmiştir.

10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

(Daire) 3/2/2021 tarihinde istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın

kaldırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; sosyal inceleme raporu

alınması ve taraflarca sunulacak delillerin toplanması gerekliliğine dikkat

çekilmiştir.

11. İstinaf sonrası çocuk teslimi davası, G.G. tarafından

başvurucuya karşı Bakırköy 15. Aile Mahkemesinde 15/9/2020 tarihinde açılan

velayetin değiştirilmesi davası ile birleştirilmiştir. Yargılama sonucunda

15/12/2021 tarihinde; asıl dava yönünden çocuğun velayetinin G.G.ye

verilmesine, çocuk teslimine ilişkin birleşen dava yönünden karar verilmesine

yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; taraflar arasında ceza

davasına konu olay yaşanmış ise de çocuğun üstün yararının öncelikli olduğu, bu

kapsamda çocuğun uzun süredir babasıyla yaşadığı ve uzman tarafından dinlendiği

sırada bundan sonra da babasıyla yaşamak istediği yönünde beyanda bulunduğu

hususlarına yer verilmiştir.

12. Başvurucu, anılan karara karşı 18/2/2022 tarihli

dilekçesi ile İstanbul Bölge Adiye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine (Bölge Adliye

Mahkemesi) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince 1/7/2022

tarihinde, babanın yaşadığı ev ortamında inceleme yapılarak sosyal inceleme

raporu hazırlanması ve idrak çağında olan ortak çocuğun mahkemece bizzat dinlenmesi

gerekliliğine işaret edilerek istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın

kaldırılmasına karar verilmiştir.

13. İstinaf sonrası Bakırköy 15. Aile Mahkemesince

23/2/2023 tarihinde, asıl dava yönünden müşterek çocuğun velayetinin G.G.ye

verilmesine, birleşen dava yönünden çocuk teslimi talebinin reddine karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinde; velayet kavramını algılayabilecek yaşta olan

müşterek çocuğun babasıyla kalmak istediğini beyan ettiği, annesiyle yeterli

duygusal bağının oluşmadığı, sosyal inceleme raporundan çocuğun babasıyla bir

düzen kurduğunun anlaşıldığı tespitlerine yer verilmiştir. Başvurucu, 27/3/2023

tarihinde Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge

Adliye Mahkemesi 21/6/2023 tarihinde istinaf başvurusunun reddine kesin olarak

karar vermiştir.

C. Aile

Mahkemesinin 6284 sayılı Kanun Kapsamında Çocuk Teslimi Kararına İlişkin Süreç

14. Başvurucu 20/8/2018 tarihinde 26/9/2004 tarihli ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 234. maddesi kapsamında çocuğun kaçırılması ve

alıkonulması suçundan soruşturma başlatılması ve çocuğun kendisine teslim

edilmesi talebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyette

bulunmuştur. Başsavcılıkça, soruşturmanın devam ettiği 27/8/2020 tarihinde

başvurucunun dilekçesi eklenmek suretiyle Mahkemeye müzekkere yazılmış,

8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin

Önlenmesine Dair Kanun kapsamında tedbir uygulanması talep edilmiştir. Mahkeme

28/8/2020 tarihinde kanun gereği velayeti annesinde olan çocuğun başvurucuya

teslimine karar vermiştir. Mahkemece başka bir gerekçe ortaya konmamıştır.

15. G.G. ve K.G. tarafından anılan kararın 6284 sayılı

Kanun kapsamında verilebilecek bir koruyucu tedbir kararı olmadığı, önleyici

tedbirin de şartlarını taşımadığı gerekçesiyle 9/9/2020 tarihinde Bakırköy 2.

Aile Mahkemesine (Aile Mahkemesi) itiraz edilmiştir.

16. Aile Mahkemesi, 11/9/2020 tarihinde itirazın kabulü

ile anılan kararın kaldırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; her ne

kadar evlilik dışı doğan çocuğun velayeti 4721 sayılı Kanun'un 337. maddesi

uyarınca annede ise de uzman görüşü alınmadan bebeklik döneminden itibaren

görmediği annesinin yanında kalmaya zorlanmasının çocuğun üstün yararına

aykırılık oluşturabileceği hususuna dikkat çekilmiştir. Bununla birlikte

Mahkemenin 2/3/2011 tarihli kararı ile geçici velayetinin K.G.ye verildiği, bu

kararın geçersizliği sağlanmadan değerlendirme yapılamayacağı, çocuk açısından

ivedi bir karar alınmasını gerektirir somut bir tehlikenin de hâlihazırda

bulunmadığı belirtilmiştir.

D. Çocuğun

Kaçırılması ve Alıkonulması Suçundan Dolayı Gerçekleştirilen Ceza Soruşturması

Süreci

17. Başvurucu, Başsavcılığa sunmuş olduğu 20/8/2018

tarihli şikâyet dilekçesinde; Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamaya konu

olayda (bkz.§ 11) çok sayıda kemik kırığı oluşması nedeniyle uzun süre tedavi

gördüğünü ve yürüyemediğini, bu durumu fırsat bilen babanın ve ailesinin çocuğu

kaçırdıklarını, kendisine göstermediklerini, çocuğa yaklaşmaya çalıştığında

kendisini tehdit ettiklerini ileri sürmüştür. Başsavcılık 16/12/2020 tarihinde

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde;

5237 sayılı Kanun'un 234. maddesinde düzenlenen çocuğun kaçırılması ve

alıkonulması suçunun velayet hakkına sahip olmayan kişi tarafından işlenebilir

nitelikte bir suç olduğu, somut olayda ise K.G.nin geçici velayet hakkına sahip

olması nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığına işaret edilmiştir.

18. Başvurucu, anılan karara karşı 28/12/2020 tarihli

dilekçesiyle Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (Sulh Ceza Hâkimliği) itirazda

bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde; çocuğun geçici velayetinin K.G.ye

verilmesine dair kararın geçici nitelikte olduğunu, 13/11/2020 tarihli ek

kararla kaldırılarak çocuğun annesine teslimine karar verildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu, G.G. ile aralarında resmî nikah olmaması nedeniyle 4721

sayılı Kanun'un 337. maddesi uyarınca velayet hakkının kendisinde olduğunu,

buna rağmen çocuğun alıkonulmasının 5237 sayılı Kanun'un 234. maddesi anlamında

suç teşkil ettiğini ifade etmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği, Başsavcılık kararının

usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 17/2/2021 tarihinde itirazın reddine

karar vermiştir.

19. Nihai karar başvurucu vekiline 8/3/2021 tarihinde

tebliğ edildikten sonra başvurucu 17/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

20. 4721 sayılı Kanun'un 335. maddesinin birinci

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Ergin olmayan çocuk, ana ve

babasının velayeti altındadır..."

21. 4721 sayılı Kanun'un 336. maddesi şöyledir:

"1. Evlilik devam ettiği sürece ana

ve baba velayeti birlikte kullanırlar.

2. Ortak hayata son verilmiş veya

ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir.

3. Velayet, ana ve babadan birinin ölümü

halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa

aittir."

22. 4721 sayılı Kanun'un 337. maddesinin birinci numaralı

fıkrası şöyledir:

" Ana ve baba evli değilse velayet

anaya aittir."

23. 30/11/2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı İcra ve İflas

Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 39. maddesi ile

3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 41. maddesinden sonra

gelmek üzere eklenen 41/(A) maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"1. Çocuk teslimi ve çocukla

kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemeleri tarafından verilen ilam veya

tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak Adalet Bakanlığınca

kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince bu Kısım hükümlerine

göre yerine getirilir..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Anayasa Mahkemesinin 19/12/2023 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü.

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu, çocuğunun kendisine teslim edilmemesi

nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

26. Bakanlık görüşünde; 4721 sayılı Kanun'un 346. maddesi

kapsamında hâkimin çocuğu koruyucu önlem olarak velayet hususunda bir karar

verdiği, başvurucu tarafından bu kararın geçersizliği sağlanmadan Başsavcılığa

suç duyurusunda bulunulduğu, başvurucunun etkili başvuru yolunu tüketmediği

ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

27. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'de geçtiği şekliyle

çocuğun üstün yararı, Anayasa'nın 41. maddesi ifadesiyle çocuğun yüksek yararı

mahkemeler, idari makamlar ile yasama organı tarafından yapılan ve çocukları

ilgilendiren bütün faaliyetlerde gözetilmesi gereken bir ilkedir. Bu bağlamda

çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğun

üstün yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması aile

hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi

açısından oldukça önemlidir. (Şükran İrge, B. No: 2016/8660, 7/11/2019,

§ 33).

28. Çocuğun üstün yararına aykırı olmadıkça anne ve

babasıyla kişisel ilişki kurma ve ilişkiyi sürdürme hakkının varlığı esastır.

Bu kapsamda çocuğun üstün yararı ilkesi kapsamında kamusal makamlar bir yandan

ebeveyn ile çocuk arasındaki aile bağının devamlılığını sağlamak, diğer yandan

çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişimini sürdürebileceği bir ortamda yaşamasını

sağlayacak önlemleri almakla yükümlüdürler. Ancak bu yükümlülük mutlak olmayıp

her olayın özel koşullarına bağlı olarak alınacak tedbirlerin nitelik ve

kapsamı farklılaşabilir. Bu kapsamda çocuğun üstün yararının neyi

gerektirdiğinin belirlenmesi somut olayların özelliklerine göre değişkenlik

gösterebilir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Şükran İrge, §§

34-35).

29. Öte yandan Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası

ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel

başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da

ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini

öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının

tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Bebek Aya Haralambos Kilisesi ve Bebek

Aya Yani Mezarlık Dova Kilisesi ve Mezarlığı Vakfı, B. No: 2019/26485,

20/12/2022, § 46; Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027,

12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26). Başvurucunun başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

kendisinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun

özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (Bebek Aya Haralambos

Kilisesi ve Bebek Aya Yani Mezarlık Dova Kilisesi ve Mezarlığı Vakfı, § 48;

S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §§ 27, 28).

30. Somut olayda; velayet hakkının sadece anne ve/veya

babaya verilebileceğine ilişkin ulusal hukuki düzenlemeler karşısında Mahkemenin

çocuğun geçici velayetini dedesine vermesine ilişkin 2/3/2011 tarihli kararının

mevzuat hükümleriyle örtüşmediği görülmektedir. Mahkemenin 13/11/2020 tarihli

çocuğun annesine teslimini içeren ek kararı ise istinaf kanun yolu incelemesi

sonucunda deliller toplanmadan karar verilmiş olduğu gerekçesiyle 3/2/2021

tarihinde kaldırılmıştır. İstinaf sonrası çocuk teslimi davası, G.G. tarafından

başvurucuya karşı Bakırköy 15. Aile Mahkemesinde 15/9/2020 tarihinde açılan

velayetin değiştirilmesi davası ile birleştirilmiştir. Yargılama sonucunda

15/12/2021 tarihinde; asıl dava yönünden çocuğun velayetinin G.G.ye

verilmesine, çocuk teslimine ilişkin birleşen dava yönünden karar verilmesine

yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 1/7/2022 tarihli

kararı ile anılan kararın delillerin değerlendirilmemesi ve eksik inceleme

gerekçesiyle kaldırıldığı görülmektedir. İstinaf sonrasında asıl dava yönünden

müşterek çocuğun velayetinin G.G.ye verilmesine, birleşen dava yönünden çocuk

teslimi talebinin reddine karar verilmiştir. Anılan karar istinaf

incelemesinden geçerek 21/6/2023 tarihinde kesinleşmiştir.

31. Başvurucunun birleştirilerek görülen velayetin

değiştirilmesi ve çocuk teslimi davalarının sonucunu beklemeksizin

Başsavcılığın takipsizlik kararının kesinleşmesi sonrasında 7/3/2021 tarihinde

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun velayetin

değiştirilmesi ve çocuk teslimi davasına ilişkin sürecin çok uzun sürdüğüne

dair bir şikâyetinin de bulunmadığı, şikâyet sebebi olarak Başsavcılığın

kararını gösterdiği görülmektedir. Çocukla ilgili işlemlerde çocuğun üstün

yararını gözetmek devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında ise de anılan

yükümlülüğün işlerlik kazanabilmesi için başvurucudan etkili hukuk

mekanizmasını harekete geçirmesi beklenmektedir.

32. Başvurucu, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması

suçundan yürütülen ceza soruşturması sonucunda kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına karar verilmesinden yakınmış ise de başvurucunun şikayetinin özünün

çocuğun kendisine fiilen teslim edilmemesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte başvurucunun şikayetinin velayet değişikliği davası sonucunda

verilecek hükmün icrasına ilişkin bir mesele olduğu, dolayısıyla ceza

soruşturmasının somut olay bakımından etkili bir yol teşkil etmediği

görülmektedir. Bu bağlamda söz konusu şikâyetler ile ilgili olarak etkili

olabilecek başka adli ve idari yolların mevcut olduğu hâlde başvurucunun bu

hukuki yollara başvurduğuna dair bir bilgi ve belge sunmadığı görülmüştür.

Dolayısıyla bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi çerçevesinde başvuru

yollarının tüketilmesinde gerekli özenin gösterilmediği değerlendirilmiştir.

33. Açıklanan gerekçeyle başvurunun, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun niteliği gereği kamuya açık belgelerde

başvurucunun kimliğinin RESEN GİZLİ TUTULMASINA,

B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 19/12/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Basri BAĞCI

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Kübra KAYA

Başvurucu

:

E. E.

Vekili

:

Av. Deniz KEKİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2021/15139, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası