İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2020/13187 Tarih:

Ekrem Ece Başvurusu (B. No: 2020/13187)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

EKREM ECE BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/13187)

Karar Tarihi: 2/5/2024

R.G. Tarih ve Sayı: 18/7/2024-32605

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, işe iade davasında dava açma süresinin hatalı

tespit edilmesi üzerine davanın reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 16/3/2020 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikteBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu; Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığında

işçi olarak çalışırken, gözaltına alındığı ve işe devam etmediği gerekçeleriyle

başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu, zorunlu arabuluculuk

başvurusunda bulunmuş; 10/8/2018 tarihli tutanakla başvurucu ile işveren

arasındaki arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama ile sonuçlanmıştır.

8. Başvurucu 27/8/2018 tarihinde Kızıltepe 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde (iş mahkemesi sıfatıyla) işe iade davası açmıştır. Mahkeme

süre aşımı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacının arabulucuya başvurduğu ve

arabuluıculuk son tutanağının 10.08.2018 tarihinde düzenlendiği, davanın ise

27/08/2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında 7036 sayılı kanunda

arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın

düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava

açılabileceğinindüzenlendiği iş bu davanın 2 haftalık süre içerisinde

açılmadığı anlaşıldığından davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm

kurulmuştur.

..."

9. Başvurucu; dava açma süresinin son gününün resmî tatil

günü olan Kurban Bayramı'na denk geldiğini, bu nedenle davayı resmî tatilin

bittiği tarihten sonraki ilk iş günü olan 27/8/2018 tarihinde açtığını

belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi

7. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunu reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...

Davacınınarabuluculuk son tutanağının

10.08.2018 tarihinde düzenlendiği, davanın ise 27/08/2018 tarihinde açıldığı

dikkate alındığında 7036 sayılı kanunda arabuluculuk faaliyeti sonunda

anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren,

iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğinindüzenlendiği iş bu

davanın 2 haftalık süre içerisinde açılmadığı anlaşıldığından davacının

istinafı yerinde görülmemiştir.

..."

10. Nihai karar, başvurucuya 19/2/2020 tarihinde tebliğ

edilmiş; başvurucu 16/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

11. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İş sözleşmesi feshedilen işçi,

fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir

sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir

ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca

arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya

varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta

içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı

sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın

doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı

taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden

itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

..."

12. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı mülga İş Mahkemeleri

Kanunu’nun 15. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır."

13. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 118. maddesi şöyledir:

"(1) Dava, dava dilekçesinin

kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar

örnek eklenir.

(2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin

usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir."

14. 6100 sayılı Kanun’un 93. maddesi şöyledir:

"(1) Resmî tatil günleri, süreye

dâhildir. Sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre

tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir

mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

16. Sözleşme’de açıkça yer almasa da Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) mahkemeye erişim hakkını adil yargılanma hakkının en temel

unsurlarından biri olarak nitelendirmektedir (Roche/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 32555/96, 19/10/2005, § 117; Stanev/Bulgaristan [BD], B.

No: 36760/06, 17/1/2012, § 229). AİHM, mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede

zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamaların mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebileceğini vurgulamaktadır (Golder/Birleşik Krallık [GK], B.

No: 4451/70, 21/2/1975, § 36).

17. Bununla birlikte AİHM; dava açma ya da kanun

yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesini, bu süreler dava açmayı

imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereği

olarak kabul etmekte ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmayacağını

belirtmektedir (Perez de Rada Cavanilles/İspanya, B. No: 28090/95,

28/10/1998, § 45). Ne var ki öngörülen süre koşullarının hukuka açıkça aykırı

olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamaları söz konusu olduğunda

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi gerektiği

değerlendirilmektedir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, § 35).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Anayasa Mahkemesinin 2/5/2024 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

iddiaları

19. Başvurucu, dava açma süresi olan iki haftalık hak

düşürücü sürenin son günü olan 24/8/2018 tarihinin resmî tatil günü olan Kurban

Bayramı'na denk geldiğini, 25/8/2018 ve 26/8/2018 tarihlerinin de hafta sonu

olması sebebiyle davayı 27/8/2018 tarihinde açtığını belirtmiş, mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

1- Adli Yardım

Talebi Yönünden

21. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013)

kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde

güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan

başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmesi gerekir.

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

23. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini

belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

24. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık

kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde

karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (AYM, E.2013/40,

K.2013/139, 28/11/2013).

25. Somut olayda davanın süre aşımından reddedilmesi

nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin

bulunduğu görülmüştür.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

26. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

27. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

28. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

29. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî

manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun

adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere

müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan

düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına

bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün

bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

30. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının

da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği ölçüde hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önemlidir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri,

B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192,

12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirme yapılırken derece

mahkemelerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerinin yorumu ve bu

hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açık keyfîlik içermediği

sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz.

Ancak derece mahkemelerinin müdahaleye imkân tanıyan kanun hükmünü açık bir

biçimde hatalı yorumladıkları ve uyguladıklarının tespiti hâlinde müdahalenin

kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (Ramazan Atay,

B. No: 2017/26048, 29/1/2020, § 29).

31. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinde, iş sözleşmesi

feshedilen işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen

sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği

tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu

hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorunda olduğu,arabuluculuk faaliyeti

sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten

itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceği öngörülmüştür.

32. 6100 sayılı Kanun'un 92. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında; süre hafta, ay, yıl olarak belirtilmiş ise başladığı güne son

hafta, ay veya yıl içinde karşılık gelen günün tatil saatinde biteceği, 93.

maddesinde de sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde,

sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biteceği

düzenlenmiştir.

33. 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve

Genel Tatiller Hakkında Kanun'un 2. maddesinde de resmî ve dinî bayram günleri

ile yılbaşı günü, 1 Mayıs ve 15 Temmuz gününün genel tatil günleri olduğu

belirtilmiş, Kurban Bayramı'nın da dinî bayram günlerinden olduğu hükme

bağlanmıştır.

34. Başvurucunun işe iade talebiyle açtığı davada Mahkeme

ve Bölge Adliye Mahkemesi Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı'nın düzenlendiği

tarihten itibaren iki haftalık dava açma süresi içinde işe iade davası

açılmadığından hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini

belirtmiştir.

35. Somut olayda başvurucunun işe iade davasını

Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı'nın düzenlendiği 10/8/2018 tarihinden itibaren

iki haftalık süre içinde açması gerektiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.

Başvurucu iki haftalık sürenin son günü olan 24/8/2018 tarihinin resmî tatil

olan Kurban Bayramı'nın son gününe rastlaması, 25/8/2018 ve 26/8/2018

tarihlerinin de hafta sonu olan cumartesi ve pazar günlerine denk gelmesi

sebebiyle tatili takip eden ilk iş günü olan 27/8/2018 tarihinde dava açmıştır.

Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesinin dava açma süresini hesaplarken hak

düşürücü sürenin son günü olan 24/8/2018 tarihini iş günü olarak tespit ve

kabul ettiği görülmüştür. Söz konusu bu kabulün sürenin son gününün resmî tatil

gününe rastlaması hâlinde sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda

biteceğini belirten düzenlemeye açıkça aykırı olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla

başvurucunun açmış olduğu işe iade davasının süre aşımından reddedilmesinin

kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

37. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi ve

50.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

38. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması

gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875,

7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No:

2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

39. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzereKızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/1390, K.2018/1601)

GÖNDERİLMESİNE,

E. 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 2/5/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Osman KODAL

Başvurucu

:

Ekrem ECE

Vekili

:

Av. Nurullah ÖNER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2020/13187, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası