İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Em Export Dış Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/10283)

1. Başvuru, vergi borcuna dayalı olarak motorlu taşıtın

Başvuru No2014/10283Tarih5 Nisan 2017Okuma15 dk · 3.077 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Em Export Dış Ticaret A.Ş. Başvurusu (2)

Karar tarihi
5 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/10283
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.077 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vergi borcuna dayalı olarak motorlu taşıtın

haczedilerek satılamamasına rağmen makul bir sürede iade edilmemesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu demir çelik ihracatı alanında faaliyet gösteren bir

şirkettir.

9. Başvurucu tarafından 2000 yılına ait kurumlar vergisi

borçlarının ödenmediği gerekçesiyle Zincirlikuyu Vergi Dairesince (İdare veya

Vergi Dairesi) haciz kararı alınmıştır. Bu haciz kararı çerçevesinde 8/10/2003

tarihinde başvurucuya ait 34 TY 2132 plaka sayılı 2001 model otomobil fiilen

haczedilmiş ve İdarenin otoparkına alınmıştır.

10. Vergi Dairesince yapılan fiili haciz sırasında aracın

ruhsatı ibraz edilememiştir. Trafik siciline de haciz şerhi işlenmiş ve

10/3/2004 tarihinde dosyanın tekemmül ettiği belirtilerek İdarece aracın satışı

işlemlerine başlanmıştır.

11. Vergi Dairesi 1/4/2004 ve 8/4/2004 tarihlerinde aracı açık

artırma suretiyle satışa çıkarmış ancak alıcı çıkmadığından söz konusu araç bu

tarihlerde satılamamıştır. İdarece aracın pazarlık suretiyle satışı girişimleri

de sonuçsuz kalmıştır.

12. Bu arada başvurucu şirketin hacze konu vergi borçlarını

ödemesi üzerine Vergi Dairesi 28/1/2005 tarihinde, araç üzerindeki hacizlerin

kaldırıldığını ve aracın teslim alındığı hâliyle iade edilebileceğini bir yazı

ile başvurucuya bildirmiştir. Bu yazı başvurucuya 23/2/2005 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucunun ayrıca haciz işlemiyle ilgili olarak bilgi

edinme başvurusunda bulunması üzerine Vergi Dairesi bu defa 17/3/2005 tarihli

yazı ile başvurucuyu bilgilendirmiştir. Bu bilgilendirme yazısında;

başvurucunun 2002 takvim yılına ait vergi borçlarıyla ilgili ihtiyati haciz

kararı bulunduğu, bu nedenle konulan haciz şerhleri baki kalmak kaydıyla aracın

teslim edilebileceği bildirilmiştir.

14. Başvurucu ise bu yazılara rağmen aracı teslim almamıştır.

Vergi Dairesi, şirketin bu defa 2000 takvim yılına ait muhtelif vergi borçları

nedeniyle ödeme emrinin 29/9/2005 tarihinde tebliğ edildiği; ancak, bir ödeme

yapılmadığını gerekçe göstererek 10/10/2005 tarihinde yine haciz kararı

almıştır. Bu kapsamda 18/10/2005 tarihinde başvurucunun söz konusu aracı

yeniden fiili olarak haczedilmiştir.

15. Başvurucu, aracı hakkında ilk uygulanan haciz işlemi

nedeniyle uğradığını belirttiği 267.990 TL tutarındaki maddi zararının tazmini

istemiyle Vergi Dairesi aleyhine 21/1/2008 tarihinde İstanbul 2. Vergi

Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır.

16. Mahkeme 28/1/2009 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, İdarece aracın haczedildiği tarihte araca ait ruhsatın

teslim edilmemiş olması nedeniyle dosyanın ancak 10/3/2004 tarihinde tekemmül

edebildiğine ve bu nedenle ilk satış işleminin geciktiğine vurgu yapılmıştır.

Mahkeme ayrıca, aracın satışının yapılamaması üzerine İdarece aracın iade

edilebileceğinin başvurucuya iki ayrı yazı ile bildirildiğini ancak

başvurucunun aracı teslim almadığını belirtmiştir. Son olarak Mahkeme, Vergi

Dairesinin ızrar kastıyla hareket ettiğinin başvurucu tarafından

ispatlanamadığını ve davalı İdarenin haciz sırasında kusurlu veya kanuna aykırı

davrandığından söz edilemeyeceğini açıklamıştır.

17. Başvurucu tarafından temyiz edilen hüküm, Danıştay Dördüncü

Dairesinin 28/3/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme

talebi ise aynı Dairenin 1/4/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

18. Nihai karar başvurucu vekiline 30/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 20/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 21/7/1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil

Usulü Hakkında Kanun’un "Cebren tahsil

ve şekilleri" kenar başlıklı 54. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Ödeme müddeti içinde ödenmiyen

amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki

şekillerden herhangi birinin tatbikı suretiyle

yapılır:

...

2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki

mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,

...”

21. 6183 sayılı Kanun'un "Haciz"

kenar başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen

veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya

üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve

haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur."

22. 6183 sayılı Kanun'un

"Menkul malların haczi" kenar başlıklı 77. maddesi

şöyledir:

"Her türlü menkul mallar cins ve

nevileri, vasıfları, alametleri, sayı ve miktarları ve tahmin edilen değerleri

haciz zaptında tesbit edilmek suretiyle haczolunur.

(Ek fıkra: 16/6/2009-5904/24 md.) Resmi sicile kayıtlı olan menkul malların haczi,

sicillerine işlenmek üzere sicilin tutulduğu daireye tebliğ edilmek suretiyle

de yapılır. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil

dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik

ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligata elektronik ortamda cevap verilebilir.

Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda

verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı

yetkilidir."

23. 6183 sayılı Kanun'un "Menkul

malların satışı" kenar başlıklı 84. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Menkul mallar tahsil dairelerince,

köylerde ihtiyar kurullarınca haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren

üç ay içinde satışa çıkarılır."

24. 6183 sayılı Kanun'un "Satış

şekli, artırma ve ilan" kenar başlıklı 85. maddesinin birinci

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Menkul mallar, tahsil dairelerinin satış

mahallinde açık artırma ve peşin para ile satılır. Tahsil dairesince uygun

görülmesi halinde, artırma malın mahallinde de yapılabilir. Açık artırma ile satışa

çıkarılan mal, artırma sonunda üç defa yüksek sesle duyurulduktan sonra en çok

artırana ihale edilir..."

25. 6183 sayılı Kanun'un "Satılamıyan menkul mallar" kenar başlıklı

87. maddesi şöyledir:

"Haczedilen menkul mallara verilen bedel

81 inci maddede tesbit olunan değerin % 75 inden aşağı olursa veya hiç alıcı çıkmazsa, ilk artırma

tarihinden başlıyarak 15 gün içinde uygun görülen

zamanlarda bu mallar tekrar satışa çıkarılır. Bu ikinci artırmada verilen bedel

ne olursa olsun satış yapılır.

Menkul mallar yerinde veya başka yere

götürüldüğü halde yine satılmaz veya taşıma giderlerinin çokluğu yüzünden başka

yere götürülmesi uygun görülmezse yukardaki 15 günlük sürenin bitmesinden

itibaren 6 ay içinde pazarlıkla satılır. Bu suretle de satılamadığı takdirde

haczedilen mallar borçluya geri verilebilir."

B. Uluslararası Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin özünde mülkiyet

hakkını güvence altına aldığını kabul etmektedir. Mahkemeye göre bu madde üç

belirgin kural içermektedir. Bu kurallardan ilki, maddenin birinci paragrafının

birinci cümlesinde yer alan mülkiyetin barışçıl yararlanmaya (mülkiyetin

dokunulmazlığına saygı) ilişkin genel nitelikli kuraldır. İkinci kuralın

bulunduğu birinci paragrafın ikinci cümlesi ise mülkiyetten yoksun bırakmayı

içerir ve bunu bazı koşullara bağlar. İkinci paragrafta yer alan üçüncü kural

ise taraf devletlere mülkiyetin kamu yararına kullanılmasının kontrolünü veya

vergilerin ya da diğer katkıların veya cezaların yerine getirilmesini sağlama

yetkisi tanımaktadır (Sporrong ve Lönnroth/İsveç [GK],

B. No: 7151/75-7152/75, 23/9/1982, § 61). Ancak bu üç kuralın birbirleriyle

bağlantısız olmayıp ikinci ve üçüncü kuralların, genel nitelikli birinci

kuralın ışığında incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir (James ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK],

B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 37; Lithgow ve

diğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No:

9006/80-9262/81-9263/81-9265/81-9266/81-9313/81-9405/81, 8/7/1986, § 106).

27. AİHM içtihatlarında vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılan

müdahaleler, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesinin ikinci paragrafında öngörülen üçüncü kural kapsamında

değerlendirilmektedir. AİHM ayrıca, vergi borcunun ödenmemesi nedeniyle

borçlunun mallarının haczedilmesi ve satılması dâhil çeşitli tedbirlerin

alınması bakımından kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisi olduğunu kabul

etmektedir (Gasus Dosier-und Fördertechnik GmbH/Hollanda,

B. No: 15375/89, 23.02.1995, § 59, 60, 68; Lindkvist/Danimarka (k.k.), B. No:

25737/94, 9/9/1998).

28. Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılan malın vergi borcu

nedeniyle haczi şikâyeti hakkındaki Gasus Dosier-und Fördertechnik GmbH/Hollanda (§§ 60-74) kararında AİHM, iç hukukta

öngörülen başvurucunun alabileceği tedbirleri de dikkate alarak müdahalenin

ölçülü olduğuna karar vermiştir. Yine Lindkvist/Danimarka

kararında da benzer şekilde başvurucunun araçları ile banka hesaplarına vergi

borçları nedeniyle haciz konularak satılmasının hukuka dayalı olup içerdiği

meşru amaç ile karşılaştırıldığında ölçülü olduğu kabul edilmiştir.

29. Öte yandan AİHM, her el koymanın muhakkak bir zarara yol

açtığını kabul etmektedir. Ancak Mahkeme, el koyma işleminin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesine göre adil

olabilmesi için mülkün sahibinin güncel zararının kaçınılmaz olandan daha fazla

olmaması gerektiğini sıklıkla vurgulamaktadır (Raimondo/İtalya, B. No: 12954/87, 22/2/1994, § 33; Borzhonov/Rusya, § 61; Jucys/Litvanya, B. No: 5457/03,

8/1/2008, § 36). Ancak AİHM'e göre el koymanın

kaçınılmaz olanın üzerinde bir zarara yol açtığını kanıtlama külfeti

başvurucuya düşmektedir (Raimondo/İtalya, § 33). Borzhonov/Rusya (§§ 61-63) kararında, el konulan otobüsün yapılan

kanun değişikliğiyle sahibine iadesi gerektiği hâlde kamu makamlarının altı yıl

boyunca hareketsiz kalması, kaçınılmaz olandan daha ağır bir zarar olarak

görülmüştür. Raimondo/İtalya başvurusunda başvurucu, kolluk

görevlilerinin, el konulan taşınmazını korumak için yeterli tedbiri almadığı

için harap edildiğini ileri sürmüştür. AİHM ise başvurucunun bu iddiasını

destekleyen herhangi bir kanıt ileri süremediğini belirterek mülkiyet hakkının

ihlal edilmediğine karar vermiştir (Raimondo/İtalya, §§ 31-33). Son olarak Jucys/Litvanya (§§ 34-39) kararında da,

sonradan beraat eden başvurucunun el konulan kürklerinin -davanın karmaşık bir

yönü de olmamasına rağmen- iade sürecinin yaklaşık sekiz yılı aşan bir süreyi

bulmasının ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.

30. AİHM ayrıca, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde

ölçülülüğün, başvurucunun davranışlarını da içeren pek çok etkene dayalı olarak

değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir (Waldemar Nowakowski/Polonya, B. No:

55167/11, 24/7/2012, § 50; Yıldırım/İtalya

(k.k.), B. No: 38602/02, 10/4/2003). Waldemar Nowakowoski/Polonya

kararında, antika silah koleksiyonu yapan başvurucunun ruhsatsız silahlarının

müsadere edilmesi, başvurucunun bu konuda üzerine düşen gerekli özeni yerine

getirmemesi nedeniyle makul görülmekle birlikte, ruhsatı bulunan diğer antika

silahların da koleksiyonun bozulmaması amacıyla müsadere edilmesi tazminat gibi

herhangi bir güvence ölçütü de sağlanmadığından ölçülü görülmemiştir (Waldemar Nowakowoski/Polonya, §§

44-58). Yıldırım/İtalya kararında

ise başvurucunun suç tarihinden birkaç gün önce kiraladığı otobüsünün göçmen

kaçakçılığında kullanılması nedeniyle el konularak müsadere edilmesi,

başvurucunun üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve iyi niyetli

olduğunu ispat edemediği yönündeki derece mahkemelerinin kararlarına atıfla

ölçülü görülmüştür.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 5/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, aracının sicil kaydına haciz şerhi konulması

yerine fiili olarak haczedilmiş olması nedeniyle bu aracı uzun süre

kullanamadığını belirtmiştir. Başvurucuya göre iddia edilen vergi borcuna

nazaran kamudan daha yüksek miktarda alacağı bulunmasına ve bu alacaklarının

vergi borçları için teminat teşkil etmesine rağmen haciz işlemi uygulanmıştır.

Başvurucu bu bağlamda, haciz işleminin yapılabilmesi mümkün kabul edilse dahi

6183 sayılı Kanun'un 84. maddesinde öngörülen üç aylık sürede haczedilen aracın

satışa çıkarılmadığını ifade etmiştir. Başvurucu, İdare tarafından ileri

sürülen ruhsatın bulunmadığı gerekçesinin ise aracın sicil kayıtlarına

erişilebilmesinin mümkün olması nedeniyle geçerli olamayacağını belirtmiştir.

Başvurucu bu bağlamda son olarak İdarenin 6183 sayılı Kanun'un 87. maddesine

göre ikinci satışta aracı muhakkak satması gerektiği yönündeki zorunluluğa

uymadığını, aracın satılamaması üzerine altı ay gibi bir süre de geçmesine

rağmen aracın kendisine iade edilmemesinin zararını artırdığını vurgulamıştır.

Başvurucu sonuç olarak aracının fiili olarak haczedilmesiyle zarara

uğratıldığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, aracının fiili olarak

haczedilmesi nedeniyle uğradığını belirttiği zararının tazmini istemiyle idari

yargı yerinde açtığı davada yargılamanın sonucunun adil olmadığını ileri

sürmektedir. Ancak başvurucunun, uyuşmazlık konusu aracının vergi borcu

nedeniyle haczedilerek el konulması ve makul bir sürede iade edilmemesi

şikâyetlerinin mülkiyet hakkının ihlali iddiasıyla ilgili olduğu

anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bütün şikâyetleri, mülkiyet hakkının

ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

36. Anayasa’nın 35. maddesi mülkiyet hakkının

sınırlandırılmasına ilişkin özel ilkeleri tespit ederken vergi ödevine ilişkin

73. maddesi vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılacak müdahalelerin anayasal

sınırlarına ilişkin özel hükümler içermektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014,

§ 40).

37. Anayasa Mahkemesinin kararlarında vergi ve benzeri yükümlülükler

ile sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye ve ödenmesini

güvence altına almaya yönelik müdahalelerin -taşıdıkları amaçlar dikkate

alındığında- devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol veya

düzenlenmesi yetkisi kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Arif Sarıgül, B. No: 2013/8324, 23/2/2016,§ 50; Narsan Plastik

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2013/6842, 20/4/2016, § 71). Somut

olayda da başvurucunun aracının mülk teşkil ettiği açık olup başvurucunun vergi

borcu nedeniyle aracına haciz yoluyla el konulması şeklindeki müdahalenin,

mülkiyetin kullanılmasının kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural

çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.

38. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına

yapılan bir müdahalenin öncelikle kanun ile öngörülmesi gerekmektedir.Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve

uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebilecekleri kadar

hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de

kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 56).

39. Somut olayda, 6183 sayılı Kanun'un 62. maddesinin birinci

fıkrasında amme alacaklarının tahsili amacıyla borçlunun mallarının

haczedilebileceği öngörülmüş; 77. maddesinde de menkul malların haczine ilişkin

esaslar düzenlenmiştir. Her ne kadar başvurucu, aracın yalnızca resmî sicile

haciz şerhi konularak haczedilebileceğini ileri sürmüş ise de Kanun'un 77.

maddesinin ikinci fıkrasında resmî sicile kayıtlı olan menkul malların haczinin

ayrıca sicillerine de işleneceği hüküm altına alınmıştır. Yine aynı Kanun'un

84. maddesinde haczedilen menkul malların satışı, 85. maddede ise satış şekli,

artırma ve ilan esasları hükme bağlanmıştır. Bahsedilen kanun hükümleri açık ve

net ifadeler içermekte olup anlaşılabilir ve ulaşılabilir olduğunda da tereddüt

bulunmamaktadır.

40. Bu itibarla derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı

gerekçeler ile yukarıda belirtilen kanun hükümleri dikkate alındığında,

başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı

değerlendirilmiştir.

41. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu

yararı amacıyla sınırlanabilir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru

incelemesinde açıkça temelden yoksun veya keyfî olduğu anlaşılmadıkça yetkili

kamu organlarının kamu yararı tespiti konusundaki takdirine müdahalesi söz

konusu olamaz. Kaldı ki müdahalenin kamu yararına uygun olmadığını ispat yükümlülüğü

bunu iddia edene aittir (Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 35).

42. Vergi borçlarının ödenmesi için gerekli tedbirlerin alınması

ve bu kapsamda gerekli ve uygun araçların seçilmesinde kanun koyucunun geniş

bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Kişilerin kamuya olan borçlarının tahsili

için yasal düzenlemeler yapılmış olup başvuruya konu olay açısından kişinin

kamuya olan borcunu süresi içinde ödememesi nedeniyle borcun tahsili amacıyla

aracına haciz konulması ve ardından satılarak borcun tahsilinin kısmen veya

tamamen sağlanmasında kamu yararı olduğu açıktır (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., B. No: 2013/5016, 16/4/2015,

§ 58). Dolayısıyla somut olayda, vergi borçlarının süresinde ödenmemesi

nedeniyle başvurucunun aracına el konularak haczedilmesi ve satışına

girişilmesinde kamu yararı mevcut olup müdahalenin meşru bir amaç taşıdığı

kuşkusuzdur.

43. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu

yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin

ölçülü olması da gerekmektedir. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında

dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen

ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde

edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin

sağlanması zorunludur. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak olağan dışı ve

aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.

44. Ölçülülük ilkesi, “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”,

öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını; “gereklilik”, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu

olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün

olmamasını, “orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir (AYM, E.2016/46, K.2016/178,23/11/2016, § 12; AYM, E.2015/40,

K.2016/5, 28/1/2016, § 10).

45. Başvurucu ilk olarak uyuşmazlık konusu aracın sicil kaydına

haciz şerhi konulması yerine fiili olarak araca el konulmasından yakınmaktadır.

Ancak yukarıda da değinildiği üzere ilgili kanun hükümleriyle Vergi Dairesine

vergi borçlarının ödenmesi için borçlunun menkul mallarının haczedilerek satışı

yetkisi tanınmıştır (bkz. § 39). Somut olay bakımından vergi borcunun

ödenmemesi nedeniyle haczedilen aracın satılabilmesi için bu araca el

konulmasının ise makul ve olağan bir tedbir olduğu açıktır.

46. Başvurucu ikinci olarak iddia edilen vergi borcuna nazaran

kamudan daha yüksek miktarda alacağı olduğunu, bu alacakları vergi borçları

için teminat teşkil etmesine rağmen haczin uygulandığını belirtmişse de kamudan

alacaklı olmak, bu alacakların doğrudan teminat teşkil etmesi anlamına

gelmeyebilir. Nitekim teminat gösterme ve gösterilen teminatın kabulü 6183

sayılı Kanun kapsamında farklı hükümlere tabidir. Somut olayda ise hacizden

önce teminatlı alacakların takip usulünün uygulandığına ilişkin herhangi bir

bilgi mevcut olmadığı gibi başvurucunun haczin dayanağı takip usulünün hukuka

aykırı olduğu yönünde bir iddiası da bulunmamaktadır.

47. Başvurucu üçüncü olarak açtığı tam yargı davasında verilen

kararı temyiz ettiğini, ancak Danıştayca temyiz

isteminin şablon gerekçelerle reddedilerek hükmün onandığını belirtmektedir.

Başvurucu bu bağlamda ayrıca, karar düzeltme talebinin de Danıştay tarafından

yeterli bir gerekçe ortaya konulmadan reddedildiğini ifade etmiştir. Ancak

somut olayda, ilk derece mahkemesinin kararında gösterilen gerekçenin kanun

yolu merciince uygun bulunduğu anlaşılmaktadır. Danıştayın

karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilamında ise karar düzeltme koşulları

ile sınırlı bir incelemenin yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla belirtilen

onama ve karar düzeltme ilamlarında yeterli ve makul bir gerekçenin bulunmadığı

söylenemez.

48. Başvurucunun dördüncü ve asıl şikâyeti ise haczedilen aracın

kanunda öngörülen sürede satışa çıkarılmamasına veya makul bir sürede kendisine

iade edilmemesine ilişkindir. Ancak Vergi Dairesince, araç haczedildiği sırada

ruhsatı ibraz edilemediğinden dosyanın tekemmül ettirilemediği savunulmuş,

başvurucu da bu savunmayı kabul etmekle birlikte trafik bilgilerine her zaman

erişilebileceğini iddia etmiştir. Bununla birlikte uyuşmazlık konusu aracın

satılamaması üzerine Vergi Dairesinin 28/1/2005 tarihinde aracın "teslim

alındığı hâliyle" iade edilebileceğini başvurucuya bildirdiği görülmektedir.

Hatta başvurucunun bilgi edinme başvurusu üzerine Vergi Dairesi 17/3/2005

tarihli bir yazıyla, aracın teslim edilebileceğini başvurucuya bir defa daha

bildirmiştir. Bu iki yazıyla aracın kendisine teslim edilebileceği

bildirilmesine rağmen başvurucunun aracı teslim almadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucu, aracı niçin teslim almadığına dair somut ve açıklayıcı bir beyanda

da bulunmamıştır. Başvurucunun aracına 8/10/2003 tarihinde haciz işlemi

uygulanarak el konulmuş, aracın iadesi için de 28/1/2005 tarihinde başvurucuya

bildirimde bulunulmuştur. Ayrıca, el koyma sürecinde satılamayan araç

üzerindeki haczin başvurucunun vergi borcunu ödemesi üzerine kaldırıldığı da

görülmektedir. Bu durumda yaklaşık bir yıl dört ay süren el koyma sürecinin

makul olmadığı da söylenemez. Kaldı ki bütün bunların yanında başvurucunun,

aracın haciz tarihinden sonra belirtilen süreç boyunca kamuya olan borcunu

ödeyerek araç üzerindeki haczi kaldırma imkânı da bulunmaktadır. Nitekim

başvurucu da hacze konu vergi borcunu ödedikten sonra aracı teslim alma

olanağına kavuştuğu hâlde bu imkânı kullanmamıştır.

49. Son olarak başvurucunun, aracının haczedilerek el konulması

sonucu şahsi olarak, haciz uygulamasının doğasından kaynaklanan kaçınılmaz

zarardan daha fazla ve olağan dışı bir külfete de maruz bırakıldığını somut

olarak ortaya koyamadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun ödemediği

vergi borcu nedeniyle aracının haczedilerek el konulması suretiyle mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin, kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının

korunması arasındaki adil dengeyi bozmadığı, müdahalenin meşru amacı ile

karşılaştırıldığında ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, mülkiyet

hakkına ilişkin açık ve görünür bir ihlal bulunmamaktadır.

50. Öte yandan belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesi, daha önce

de aracın vergi borcu nedeniyle haczedilerek satılmasının şikâyet edildiği

benzer bir başvuruda müdahalenin ölçülü olduğuna karar vermiştir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., §§ 41-64).

51. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

5/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Özgür DUMAN Başvurucu : Em Export Dış Ticaret A.Ş. Vekili : Av. Mustafa YAVUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10283, 5 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 37; Lithgow ve
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Başvurunun açıkça
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Paksüt
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10283
Tarih
5 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Abdullah Deniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14607)
  • Atlas Dış Ticaret ve İnşaat Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/20295)
  • Salih Kurt Başvurusu (B. No: 2014/2851)
  • Ali Bedir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9841)
  • Ahmet Okuyucu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14841)
  • Abdurrahman Cihangir Başvurusu (B. No: 2014/11959)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.