İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Dayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/16401)

1. Başvuru; terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

Başvuru No2016/16401Tarih8 Eylül 2020Okuma18 dk · 3.593 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emine Dayan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/16401
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.593 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

tazmin edilmesi, manevi zararların ise hiç tazmin edilmemesi nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Mardin'in Nusaybin ilçesinde 6/7/1994 tarihinde

öldürülen Musa Kaya'nın miraşçılarıdır.

9. Başvurucular, murislerinin terör olayları nedeniyle

öldürüldüğü iddiasıyla 17/7/2004 tarihli ve5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında kurulan

Mardin Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) 24/2/2005 tarihinde başvurmuşlardır.

10. Komisyonun 6/10/2006 tarihli kararıyla, başvurunun aranan

şartlara uygun olmadığı ve 5233 sayılı Kanun kapsamına girmediği

belirtilmiştir. Komisyon kararının gerekçesinde, başvurucularının murislerinin

PKK terör örgütü sempatizanı olduğu, Hizbullah terör örgütünce iki örgüt

arasındaki hesaplaşma sonucu öldürüldüğü ifade edilmiştir.

11. Başvurucular, anılan Komisyon kararının iptali ile 200.000

TL maddi, 200.000 TL manevi olmak üzere toplam 400.000 TL tazminatın olay

tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar

verilmesi istemiyle Mardin İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmışlardır.

12. Mahkeme 30/6/2009 tarihli kararıyla dava konusunu işlemin

iptaline, toplam 15.305,50 TL maddi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin

kısmının reddine, manevi tazminat istemini ise 5233 sayılı Kanun kapsamında bu

istemin karşılanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir.

13. Mahkeme kararının gerekçesinde, iki örgüt arasındaki

hesaplaşma neticesinde başvurucuların murisinin öldürüldüğü gerekçe

gösterilerek olayın 5233 sayılı Kanun kapsamına girmediğinden bahisle

başvurucuların isteminin reddedilmesine karşın Musa Kaya'nın herhangi bir terör

örgütünün üyesi olduğuna ilişkin hukuken kabul edilebilir herhangi bir bilgi,

belge ve mahkûmiyet kararı bulunmadığı, öldürülmesinin yörede yaşanan yaygın ve

yoğun terör olayları nedeniyle gerçekleştiği ve bu hâliyle 5233 sayılı Kanun

kapsamında kaldığı sonucuna varılmış; aksi yönde tesis edilen dava konusu

işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, başvurucuların

maddi tazminat istemine ilişkin olarak ise 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesinde

düzenlenen hesaplama yöntemini kullanmış ve toplam 15.305,50 TL ödenmesine;

fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin yasal dayanağı bulunmadığı

gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Başvurucuların manevi tazminat

talepleriyle ilgili olarak ise 5233 sayılı Kanun ile terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarara uğrayan

kişilerin sadece maddi zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usullerin

düzenlendiği, manevi zararların Kanun kapsamında yer almadığı gerekçesine yer

vermiştir.

14. Başvurucular maddi zararın hesaplanmasında kullanılan

gösterge ve katsayıların çok düşük olarak belirlendiğini, gerçek zararı

karşılamadığını, murislerinin yirmi bir yaşında öldürüldüğünü, ortalama yaşam

süresinin dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminat yönünden ise Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ve son yıllardaki yargı kararları

ışığında genel hükümlere göre ödeme yapılması gerektiğini ileri sürerek kararı

temyiz etmişlerdir. Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire); kararlarının usul ve

hukuka uygun olduğunu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın

bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğini belirterek kararı 15/10/2015

tarihinde onamıştır.

15. Başvurucuların karar düzeltme talepleri de Daire tarafından

26/5/2016 tarihli kararla reddedilmiştir. Karar düzeltme taleplerinin reddine

ilişkin karar başvuruculara 11/8/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucular 7/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

17. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 4. maddeleri (Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).

18. 5233 sayılı Kanun’un "Zararın

karşılanmasına ilişkin sulhname" kenar başlıklı 12. maddesi

şöyledir:

“Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi

aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9

uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki

nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre

mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla

karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan

sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ

edilir.

Davet yazısında hak sahibinin sulhname

tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir

temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul

etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep

etme hakkının saklı olduğu belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya

yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya

ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık

tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”

19. 5233 sayılı Kanun’un "Yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde yapılacak ödemeler" kenar

başlıklı 9. maddesi şöyledir:

“ Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı

sonucunda bulunan miktarın;

a)

...

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak

miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli

gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir.

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen

nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa

ilişkin hükümleri uygulanır.

...

Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve

engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle

belirlenir."

20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“1. İdari dava türleri

şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

...”

21. 2577 sayılı Kanunu’nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem

tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine

getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi

halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek

hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”

22. 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Yönetmelik’in (Yönetmelik) "Komisyonun

görevleri" kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

" Komisyonun görevleri şunlardır:

a) Zarar görenin veya mirasçılarının veya

yetkili temsilcilerinin başvurusu halinde bu Yönetmelik kapsamına giren bir

zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek.

b) (Değişik: 20/11/2006-2006/11254 K.) Kamu

kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca

uygulanmış projelerin, zararın giderilmesine katkıları; zarar görenin değerlendirebileceği

enkaz ve diğer yararlar; sigorta şirketlerince veya ilgili mevzuata göre kamu

kurum ve kuruluşları ile sosyal güvenlik kuruluşlarınca karşılanan tazminatlar,

tedavi ve cenaze giderlerinin zarar miktarından mahsup edilmesi suretiyle

belirlenen nakdî veya aynî ödeme miktarını içeren sulhname tasarılarını

hazırlamak.

c) (Değişik:

20/11/2006-2006/11254 K.) Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya kabul

edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenleyerek bir

örneğini ilgiliye tebliğ etmek.

d) (Değişik: 20/11/2006-2006/11254 K.) Başvuru

sahibinin Kanun ve bu Yönetmelik kapsamına giren bir zararının bulunmadığının

tespit edilmesi hâlinde, buna ilişkin karar tutanağı düzenleyerek bir örneğini

ilgiliye tebliğ etmek."

2. Anayasa Mahkemesi

İçtihadı

23. Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009 tarihli ve E.2006/79,

K.2009/97 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"5233 sayılı Yasa, terör

eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle

zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargı yoluna gitmelerine

gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla karşılanması

amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayan vatandaş ile

devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatif bir çözüm

yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amaca uygun olarak yargılama hukuku

kurallarından farklı hükümler öngörerek buna ilişkin esasları Yasa'da ayrıntılı

olarak kurala bağlamıştır.

...

Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idari

bir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararların

karşılanmasına ilişkin 5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasakoyucunun sosyal

hukuk devletinin gereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerine yasayla

getirdiği bir istisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyal risk

ilkesi' gereği sulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerden ibaret

olduğunun tespiti, yasakoyucunun takdir yetkisi içindedir. İtiraz konusu

kurallarda yer alan maddi zararların öncelikle sulh yoluyla karşılanmasına

ilişkin hükümlerin bulunmasını bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işleminin

sonucu olmayan ve herhangibir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik

bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen

zararların da tazmini yolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumluluk

alanını genişleten bir yasadır. Bu Yasa idarenin kusursuz sorumluluk alanını

genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasında

meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan kısmının sulh yoluyla tazminine

ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir. Yasa'da bu zararlardan 'manevi' olan

kısmın idareden talep edilemeyeceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi,

12. maddede 'sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna

başvurma hakları saklıdır' denilerek Anayasa'nın 125. maddesinin birinci

fıkrasına paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu

ibare, idarenin sorumluluk alanını daraltan veya idari işlem veya eylemlere

karşı yargı yolunu kapatan bir hüküm içermemektedir."

3. Danıştay İçtihadı

24. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/3/2014 tarihli ve

E.2013/1489, K.2014/1219 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“5233 sayılı Yasa, idarenin terör olaylarına

dayalı kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargı yoluna

başvurmadan sulh yoluyla ödenmesine öngören, bu yönüyle uyuşmazlığın sadece

maddi zararlara ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemle giderilmesini

sağlayan, ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyen nitelikte bir

yasadır.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin

18888/02 nolu başvuruya konu 12/01/2006 günlü Aydın İçyer - Türkiye kararının

81. paragrafında, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanunla ilgili olarak 'Tazminat Kanun’unda

yalnız maddi zararlar için tazminat talep etme olanağının bulunduğu doğru olsa

da Kanun’un 12. maddesinin idari mahkemelerde manevi zarar için tazminat talep

etme olanağı verdiği görülmektedir.' ifadesine yer verilmiştir.

Bu durumda, terör olayları nedeniyle meydana

gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Yasa uyarınca

karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat

taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve

kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Yasanın öngördüğü usullere tabi olarak

manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemesinin yapılması

gerekmektedir.”

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir...”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyete Uygun

Yargılama Yapılmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucular gerçek zararlarının karşılanmadığını,

murislerinin ailenin geçimini sağladığını, yirmi bir yaşında öldürüldüğünün

gözönünde bulundurulması gerektiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

28. Terör ve terörle mücadeleden doğan maddi zararların

karşılanması konusunda 5233 sayılı Kanun'da, 2577 sayılı Kanun’un 13.

maddesinden farklı olarak özel bir giderim usulü öngörülmektedir. Somut olayda

Mahkeme tarafından 5233 sayılı Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan

düzenlemeler esas alınarak yapılan hesaplamalar sonucu başvurucuların maddi

tazminat talebinin 15.305,50 TL'lik kısmı kabul edilmiştir. Ayrıca bu tutara,

başvurunun reddine ilişkin işlemin tarihi olan 24/2/2005 tarihinden itibaren

yasal faiz işletilmesine de karar verilmiştir.

29. 5233 sayılı Kanun uyarınca hükmedilen maddi tazminat

miktarının yetersiz olduğu iddiası, daha önce bireysel başvuruya konu olmuştur.

Anayasa Mahkemesi bu başvuruya ilişkin verdiği kararda 5233 sayılı Kanun

uyarınca belirlenen tazminat miktarına ve bu miktarın hesaplanma şekline

belirli bir tatmin sağladığı sürece, açık bir orantısızlık bulunmadığı müddetçe

Anayasa Mahkemesinin müdahalesinin söz konusu olamayacağını belirtmiştir (Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya, B.

No: 2013/1280, 28/5/2014, §§ 71-76; Abbas

Emre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, §§ 61-65).

30. Somut olayda da başvurucular, maddi zararının daha yüksek

olduğunu iddia etmiş ise de bu iddialarına ilişkin değerlendirmede bulunan

derece mahkemesinin kararlarında keyfî bir değerlendirmede bulunduğunu

söylemeyi mümkün kılan bir durum belirlenememiştir.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucular; murislerinin öldürülmesinde idarenin objektif

sorumluluğunun yanı sıra kusur sorumluluğunun da bulunduğunu, bu kapsamda

uğradıkları manevi zararların da giderilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.

5233 sayılı Kanun'da manevi zararların karşılanması yolunda bir düzenleme

bulunmamasına karşın AİHM içtihatları, son yıllardaki yargı kararları ve

tazminat hukukunun esasları gözetilerek idari yargı sürecinin başlatılması

gerektiğini ifade etmişlerdir. Başvurucular Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009

tarihli kararına göre (bkz. § 23) idari yargıda tam yargı davası açılarak

manevi tazminat istenebileceğini, Mahkemece 5233 sayılı Kanun ve ilgili

Yönetmelik hükümlerinde manevi zarara uğrayanların manevi tazminat istemlerinin

karşılanacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin yer almadığı gerekçesiyle

manevi zararlarının karşılanmadığını, bu durumun Anayasa'nın 2. maddesinde

güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi ile 125. maddesinde belirtilen idarenin

her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ilkesini ihlal

ettiğini iddia ederek ihlalin tespitini istemiştir.

2. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; Mahkemece hatalı değerlendirme

yapılarak davanın reddi yönünde karar verildiğini, bu nedenle manevi zararları

hakkında idare hukuku genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir giderim

sağlanması imkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 2. ve

125. maddelerinde güvence altına alınan ilkelerin ihlal edildiğini iddia

etmiştir. Manevi tazminat isteminin reddedilmesi ile ortaya çıkan temel sorun

başvurucuların mahkemeye etkili erişiminin engellenmesi olduğundan

başvurucuların manevi tazminat istemi hakkındaki iddiasının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi uygun

görülmüştür (benzer yönde değerlendirme için bkz. Mehmet Emin Timurtaş, B. No: 2014/2008, 22/11/2017, § 46).

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

35. 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği üzere maddi zararların

özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi zararların genel hükümlere göre

karşılanmasına da engel olmayan bir kanundur. 2577 sayılı Kanun'un 12. ve 13.

maddelerinde idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal

edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol 5233

sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan

zararın tazminine imkân sağlamaktadır (Abbas

Emre, § 81).

36. Anılan içtihatta ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanun

manevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göre

açılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir.

Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun

kapsamında değil 5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genel

prensiplerine göre açacakları davalarda dile getirebilirler.

37. Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları

davaların niteliği ve manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getirme biçimleri

özel önem taşır. Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen içtihada uygun

şekilde yani genel hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un ilgili

maddelerinde belirtilen usullere göre mi açıldığının yoksa manevi tazminat

talebinin 5233 sayılı Kanun'a mı dayandırıldığının ortaya konulması gerekir.

38. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin (Emir Ağgül ve diğerleri, B. No:

2014/16320, 21/11/2017) kararında belirtildiği üzere bir tazminat veya tam

yargı davasına konu olan alacağa ilişkin mevzuat hükümleri kapsamında yürütülen

yargılamada, kişilerin taleplerini başlattıkları usulde hataya düşülerek

incelemenin yapılacağı mevzuat kaynaklarının daraltılmasının belirtilen anlamda

dava açılması ile ilgili bir kısıtlama olarak değerlendirilmesi ve bu müdahalenin

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

39. Nitekim 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi tazminat

ödenmesine ilişkin benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve

Anayasa Mahkemesi, terör ve terörle mücadele kapsamında gerçekleşen zararlara

ilişkin manevi tazminat taleplerinin karşılanması için 5233 sayılı Kanun’da

hüküm bulunmamakla birlikte idare hukukunun genel hükümleri kapsamında

başvurucuların anılan talep hakkına sahip olduklarını belirtmiştir. Anayasa

Mahkemesi 5233 sayılı Kanun'un maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla

birlikte manevi zararların karşılanmasına da engel olmayan bir kanun olduğunu,

2577 sayılı Kanun’un 12. ve 13. maddelerinde idarenin işlem veya eyleminden

kaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı

tanındığını belirterek idareye yaptıkları başvuru ve açtıkları davayı tazminat

hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan

başvurucuların mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No:

2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).

40. Somut olayda başvurucular, dava dilekçesinde 5233 sayılı

Kanun kapsamında manevi zararların giderilmesinin mümkün olmadığını dile

getirmekle birlikte AİHM içtihatları ve son yıllardaki yargı kararlarından

bahsederek idare hukuku genel hükümleri çerçevesinde manevi tazminat ödenmesi

istemiyle tam yargı davası açtığını belirtmiştir. Mahkeme; Komisyona yapılan

başvurunun maddi zarara ilişkin olduğunu, manevi tazminat talebiyle açılan

davada 5233 sayılı Kanun'a göre manevi tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle

davanın reddine karar vermiştir. Anılan iddialar kanun yolu aşamasında da ileri

sürülmesine karşın mahkeme kararı onanmış, karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.

41. Oysa manevi tazminat istemiyle tazminat hukukunun genel

prensiplerine göre açılan davada 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesinin son

fıkrasındaki, 2577 sayılı Kanun’un 2. ve 13. maddelerindeki (bkz. §§ 19-21)

açık düzenlemeler ile Danıştay (bkz. § 24) ve Anayasa Mahkemesi (bkz. § 23)

içtihatları dikkate alındığında başvurucunun manevi tazminat talebi hakkında

idare hukukunun genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir karar

verilmesi yoluyla başvurucunun mahkemeye erişimine olanak sağlanmalıdır.

42. Açtıkları manevi tazminat davasını tazminat hukukunun genel

hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan başvurucuların mahkemeye

erişim hakkına müdahalede bulunulduğu açıktır. Yukarıdaki belirtilen ilkeler

ışığında yapılan incelemede başvurucuları manevi tazminat davasını tazminat

hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum bırakan müdahale

yönünden yukarıda değinilen içtihatlardan (örneğin diğerleri arasından Emir Ağgül ve diğerleri, Mehmet Emin Timurtaş başvuruları) ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmadığı ve ölçüsüz müdahalenin başvurucuların

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmaktadır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesini ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini, maddi ve manevi

tazminat kararı verilmesini istemiştir.

46. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

48. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin

ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü,

ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle

yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere

gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

49. Anayasa Mahkemesi, manevi tazminat istemi yönünden mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

50. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme

içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması

gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin İdare Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

51. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki yargılama sonucunun

adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin

İdare Mahkemesine (Anılan Mahkemenin 30/6/2009 tarihli ve E.2007/1728,

K.2009/1031 sayılı kararına ait dava dosyası ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E.

239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL

yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onbeşinci Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/9/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Zeynep KARAKOÇ Başvurucular : 1. Emine DAYAN 2. Fatım KARADENİZ 3. Hacice KAYA 4. Hasan KAYA 5. Hüseyin KAYA 6. Mehmet KAYA 7. Resul KAYA Başvurucular Vekili : Av. Cüneyt ALKANDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/16401, 8 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Hakkaniyete Uygun
  11. B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki yargılama sonucunun
  14. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/16401
Tarih
8 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Mehmet Ferit Ekici Başvurusu (B. No: 2019/2159)
  • Gülşen Calay ve Ülkü Bildirici Başvurusu (B. No: 2019/17451)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Erdoğan Akdoğdu Başvurusu (B. No: 2017/17795)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Mehmet Zeki Duman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/33216)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Yavuz Karaarslan Başvurusu (B. No: 2016/73226)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Mendize Öderoldu Başvurusu (B. No: 2019/19758)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.