İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emre Erdem Başvurusu (B. No: 2017/30219)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz görevlileri tarafından

Başvuru No2017/30219Tarih20 Ekim 2020Okuma22 dk · 4.351 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emre Erdem Başvurusu

Karar tarihi
20 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/30219
R.G. Tarih ve Sayı
27/11/2020-31317
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.351 kelime·22 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz görevlileri tarafından

hukuka aykırı güç kullanımı ve buna ilişkin ceza soruşturmasının etkili

yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 24/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

10. 1983 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde Adana F

tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) tutuklu olarak kalmaktadır.

11. Başvurucunun anlatımına göre 3/10/2016 tarihinde

kaldığı A-17 No.lu odaya (koğuşa) gelen infaz memurları, hiçbir neden

bulunmaksızın başvurucuya sözlü ve fiilî şiddet uygulamıştır. E. isimli

başmemur ile başvurucunun ismini bilmediği ancak "kel kafalı"

olarak tabir edip teşhis edebileceğini belirttiği bir memur hakaret ve tehdit

ederek başvurucuyu darbetmiştir.

12. Başvuruya konu olay hakkında on iki infaz görevlisi

tarafından aynı gün tutanak tutulmuştur. Olay Tutanağı'na göre saat 09.42'de

başvurucunun bulunduğu koğuşta kavga çıktığının bildirilmesi üzerine yeterli

sayıda infaz memuru güvenliği sağlamak amacıyla koğuşa gelmiştir. Başvurucu ile

aynı odada kalan diğer mahkûm ve tutuklular arasında fiziksel temas içeren bir

kavga çıktığının tespiti üzerine olaya karışan herkes, memurlar tarafından

bahçeye çıkarılmıştır. Bu esnada başvurucu, infaz memurlarına hitaben "Siz

neden geliyorsunuz pis faşistler, pislikler, [a...] koyduklarım, biz

aramızda kendimiz hallederdik, neden müdahale ediyorsunuz? Biz aynı örgüte

mensubuz." demesi üzerine koridora doğru odadan koridora

çıkarılmıştır. Başvurucunun aynı odada kalan M.S.yi odadan atmak istemesine

kızan diğer tutuklu ve hükümlülerle başvurucu arasında kavga çıktığının tespit

edilmesi üzerine kurum güvenliğinin sağlanması amacıyla başvurucunun geçici

olarak başka bir odaya (müşahede odasına) alınması yönünde tedbir

uygulanmıştır. Ancak başvurucunun başka odaya gitmek istememesi nedeniyle

kendisine veya başkasına zarar vermesinin önlenmesi amacıyla infaz memurları

tarafından elleri ve ayaklarından tutulan başvurucu, müşahede odasına zorla

götürülmüştür. Başvurucu götürülürken infaz memurlarına "Bırakın lan

beni, faşist devletin adamları, [a...] koyduklarım." demek

suretiyle direnmiştir.

13. Başvurucu hakkında aynı gün İnfaz Kurumu Hekimliği

tarafından düzenlenen raporda; frontal (baş) bölgede 1x1 çapında

iki ekimoz (çürük), sağ ön kol ekstensör (kas) bölgede

dirsekten başlayan 4x2 cm uzunluğunda sıyrık, sol kol medial bölgede

kızarıklık, sol lumbal bölgede 5x3 cm çapında noktasal hafif ekimotik

bölge, sağ üst kadranda 1x1 cm çapında kızarıklık, sağ kol extensör

yüzde 6x7 cm çapında kızarıklık bulunduğu ve başvurucunun yaralanmasının basit

tıbbi müdahale ile giderilebilir olduğu belirtilmiştir.

14. Başvurucunun da aralarında olduğu kavgaya karışan

tutuklu ve hükümlüler hakkında İnfaz Kurumu tarafından disiplin soruşturması

yapılmıştır. Soruşturma sonunda 11/10/2016 tarihinde başvurucu ile S.A.

arasında yaşanan tartışmanın arbedeye dönüşerek birbirlerini hafif derecede

yaralamaları nedeniyle -S.A. hakkında alınan raporda S.A.nın basit tıbbi

müdahale ile giderilebilir düzeyde yaralandığı tespit edilmiştir- S.A.nın 5

gün, başvurucunun 11 gün hücreye konulması şeklinde cezalandırıldığı

anlaşılmıştır. Olay tanıkları, S.A. ve başvurucu kavga esnasında arbede

yaşandığını ifadelerinde belirtmiştir.

15. Başvurucunun müşahede odasına alındıktan sonra

tırnaklarıyla odanın süngerlerini kazıyarak parçalaması nedeniyle hakkında aynı

gün ikinci kez tutanak tutulmuş ve bu tutanağa dayanılarak farklı bir disiplin

soruşturması daha yapılmıştır. Soruşturma sonunda İnfaz Kurumu tarafından

11/10/2016 tarihinde başvurucunun 11 gün hücreye konulmasına karar verilmiştir.

16. Başvurucu 5/10/2016 tarihli dilekçesiyle infaz

görevlilerince darbedildiğini ve hakarete uğradığını iddia ederek Adana

Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyette bulunmuştur.

17. Başvurucu 11/10/2016 tarihinde Adana Adli Tıp Kurumu

Şube Müdürlüğüne (Adli Tıp Kurumu) sevk edilerek hakkında yeniden sağlık raporu

alınmıştır. Adli Tıp Kurumunun 12/10/2016 tarihli raporunun ilgili kısmı

şöyledir:

"Fizik muayenesinde; sağ kol arkada

aralarında 1 cm mesafe bulunan 2 adet 2-2,5 cm uzunlukta kurutlu sıyrıklar, sağ

lomber bölgede 2x2 cm ebadında yeşermeye başlamış menekşe renkli ekimoz

saptandığına göre;

Meydana gelen yaralanmanın,

1- Yaşamsal tehlike oluşturmadığı,

2- Basit tıbbi müdahale ile giderilecek

ölçüde hafif nitelikte olduğu,

3- Vücutta kemik kırığı tarif

edilmediği"nin kayıtlı olduğunun görüldüğü ... "

18. Savcılık 29/11/2016 tarihinde, başvurucunun

şikâyetiyle ilgili daha önce soruşturma yapılıp kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar verildiğini belirterek mükerrer soruşturma nedeniyle kovuşturma

yapılmamasına karar vermiştir.

19. Başvurucunun Savcılık kararına itirazı, Adana 4. Sulh

Ceza Mahkemesince soruşturmanın mükerrer olmaması nedeniyle 19/1/2017 tarihinde

kabul edilmiştir.

20. Başvurucunun kendisini darbettiğini iddia ettiği ve

başmemur E. olarak tarif ettiği E.H.nin şüpheli olarak Savcılık tarafından

savunması alınmıştır. Şüpheli E.H. savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul

etmemiş, olay günü tutulan tutanak içeriklerinin doğru olduğunu beyan etmiş ve

başvurucuyu müşahede odasına götürürken zor kullandıkları için bu sırada ufak

tefek yaralanmalar meydana gelmiş olabileceğini belirterek kasıtlı bir

davranışının bulunmadığını ifade etmiştir.

21. Başvurucu ile aynı odada kalan tanık K.Y.nin ifadesi

şöyledir:

"Emre, odaya sonradan gelmişti.

Emre Erdem, odada iken [S.A.]

ile tartışmışlardı. Bunun üzerine memurlar odaya girdiler. Her ikisini

ayırdılar. [S.yi] bahçeye aldılar. Emre'yi de koğuştan dışarıya aldılar

ve Emre'yi götürdüler. Bundan önce Emre, memurlara 'siz niçin geldiniz, biz

kendi aramızda bağırdık, çağırdık, kendimiz hallederdik' diye söyleyince

memurlar da Emre'ye bağırdılar. Ondan sonra koridora aldılar. Biz odada

kalmıştık. Dışarıdan bağırma, çağırma sesleri geliyorlardı. Memurların, Emre'ye

sinkaflı kelimelerle sövdüklerini odadan duyuyordum. Vurduklarını görmedim.

Daha sonra bizi ifadeye çağırdılar. İfade verdim. Söylediğimi orada yazdılar.

Sonradan Emre'nin dövüldüğünü duydum. Hatta olay sonrası başgardiyan E. bizim

odaya geldiğinde gömleğinin üzerinde kan lekesi görmüştüm. Bu kan izinin kime

ait olduğunu bilmiyorum. Odaya geldiğinde bize 'niye tartıştınız' diye

sormuştu. Biz de 'iki arkadaş arasında münakaşa oldu' diye söylemiştik dedi. Emre

ile memurlar arasında geçen tartışma sırasında tehdit içeren sözler duymadım.

Münakaşa sırasında memurların Emre'nin elbisesini yırttıklarını gördüm. Yalnız

memurlar Emre'nin üzerine gidince aralarında tartışma oldu. İtiş kakış oldu.

Memurlar odaya girdiklerinde Emre koğuşun içinde kaldı. Bizi de yani beşimizi

de bahçeye almışlardı. Odadan tartışma sesleri geliyordu. Bundan sonra Emre'yi

koridora almışlardı. Koğuş kapısı kapatılınca biz de bahçeden içeriye

girmiştik. Koridorda iken patırtı sesleri gelmişti. Emre de slogan

atmıştı."

22. Başvurucu ile aynı odada kalan tanık H.D.nin ifadesi

şöyledir:

"Emre Erdem hiçbir zaman 'lan'

kelimesini dahi kullanmayan kişiliğe sahiptir. Memurlara küfretmesi mümkün

değildir. Ben cezaevine 16/08/2016 tarihinde giriş yaptım. Koğuşta 15 gün

dolduktan sonra Emre Erdem başka odadan bizim odaya geldi. Benim yanımda [K.Y., S.A., M.S. ve Suriyeli M.S.de]

vardı. Eylül ayının sonu olabilir odada Emre ile [S.A.] tartışmışlardı.

Sesler üzerine cezaevi görevlileri doğrudan odaya girdiler. Başgardiyan 'Emre

yine mi sen' diyerek yanındaki görevlilere 'alın bunu götürün, süngerli odaya

atın' dedi. Emre Erdem, memurlara karşı direndi. Direnince de memurlar Emre'yi

zorla, paldır küldür ve döverek götürdüler. Bizi memurlar bahçeye çıkartmışlardı.

Gelen memur sayısı da 20 kişi kadar olduğu için oda kalabalık olduğundan vuran

memurların kim olduğunu göremedim. Zaten isimlerini de bilmiyorum. Memurlar

Emre'yi götürürken sinkaflı kelimeler söyleniyordu ancak kargaşa olduğu için

kimin söylediğini bilmiyorum. Daha sonra bizi ifadeye çağırmışlardı. Ben

ifadeye giderken [E.] isimli başmemurun tişörtünün kanlı olduğunu

gördüm. [E.] başmemur, Emre'yi ifade alınan odadan çıkartmıştı. Tekrar

yanımıza geldiğinde tişörtün kanlı olduğunu gördüm. Yani bu durumda Emre'nin

dövüldüğü anlaşılıyordu. Memurların, müştekiyi tehdit içeren sözlerini

duymadım. Yalnız Emre'yi götürürken bu sözleri söylemiş olabilirler. Emre

memurlara karşı geldi. Ancak memurlara 'pis faşistler, a.. koyduklarım' diye

söz söylemedi. Yalnız memurlara, 'siz niye geldiniz, biz kendi aramızda

hallederiz' diye söz söylemiştir."

23. Başvurucu ile aynı odada kalan tanık S.A.nın ifadesi

şöyledir:

"Ben o sırada bulaşık yıkıyordum.

Bu sırada Emre ile K. arasında bağırma sesleri geldi. Ben de yanlarına

gittiğimde Emre Erdem bana 'çakal' dedi. Aramızda itişme, kakışma oldu. Daha

sonra gardiyanlar geldi, Emre'yi götürdüler. Aramızda herhangi bir vurma olayı

meydana gelmedi. Emre Erdem de koğuştan çıkartıldığında herhangi bir yara izi

görülmüyordu. Yalnız odadan çıkartıldıktan sonra yine gardiyanlara bağırıyordu.

Mazgaldan baktığımda gardiyanlar Emre'yi zapt etmeye çalışıyorlardı. Yani

duvara sıkıştırıp, itiyorlardı. Yani durdurmaya çalışıyorlardı. Hiçbir gardiyan

müştekiye gerek bizim yanımızda gerekse kendisini götürürken küfür, hakaret

içeren sözler söylemediler. Ayrıca tehdit içeren sözler söylediklerini

duymadım."

24. Başvurucu ile aynı odada kalan tanık M.S.nin ifadesi

şöyledir:

"[S. ] ile Emre aralarında

tartıştılar. Küfürleşme oldu. Birbirlerine gireceklerdi. Ben ve diğer

arkadaşlar araya girdik. Birbirlerine vurmalarına mani olduk. Yani [S.] ve Emre

birbirlerine vurmadılar. Vursalardı görürdüm. Emre'nin vücudundaki yaraların nasıl

meydana geldiğini ben bilmiyorum. Bu olay üzerine cezaevi görevlileri odaya

geldiler. Sadece Emre'yi götürdüler. Emre'yi odadan çıkartmadan önce görevliler

Emre'ye vurmadılar. Kendisini alıp götürdüler. Bundan sonra ne oldu

bilmiyorum."

25. Savcılık tarafından olay yerini gösterir on iki

kamera kaydı bilirkişi vasıtasıyla incelenmiştir. Raporda kayıtların sesli

olmayıp sadece görüntülerden ibaret olduğu açıklanmıştır. İnfaz Kurumu koridoru

ve bir odanın görüntüleri fotoğraf hâline getirilmiştir. 15/5/2017 tarihli

bilirkişi raporunun sonuç kısmında koğuşa saat 09.42'de gelen infaz

görevlilerinin başvurucuyu koğuşundan saat 09.44'te çıkararak başka bir yere

götürmek istedikleri ancak başvurucunun gitmek istememesi nedeniyle elleri ve

ayaklarından tutmak suretiyle saat 09.48'de zorla götürüldükleri, bu şekilde

koridorlardan geçtikten sonra başvurucuyu saat 09.50'de bir odaya bırakan

görevlilerin başvurucuyla konuştuktan sonra saat 09.52'de odadan çıktığı ve

başvurucuyu yalnız bıraktığı belirtilmiş; görevlilerin başvurucuya vurduklarına

dair bir görüntüye kayıtlarda rastlanmadığı, ses kaydı olmadığından hakaret ve

tehdit olayının yaşanıp yaşanmadığının tespit edilemediği ifade edilmiştir.

26. Savcılıkça 17/5/2017 tarihinde şüpheli infaz

memurları hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Müşteki Emre Erdem her ne kadar

05/10/2016 tarihli dilekçe ile 03/10/2016 günü A-17 nolu odada çıkan sorun

nedeniyle infaz ve koruma memurlarının müdahalesi sırasında hakaret ve sinkaflı

sözlere maruz kaldığını, ölümle tehdit edildiğini, başını yerlere vurduklarını,

alnında izler olduğunu, vücudunda darp izi ve morarma olduğunu bildirerek

şikayetçi olmuş ise de,

Olay tutanağı ve kamera görüntüleri ile

şüpheli savunmasına göre müşteki Emre Erdem'in oda değişikliği için odadan

dışarı çıkartıldığı sıradagörevlilere karşı geldiği, personelin karşı gelme

nedeniyle zor kullandıkları, bu sırada müştekinin yaralandığı, kurum

personelinin zor kullanma yetkisinin bulunduğu, bu yetkinin aşıldığına dair

delil bulunmadığı gibi hakaret ve tehdide uğradığına dair kamu davası açmayı

gerektirir delil bulunmadığı anlaşılmakla kamu adına kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına, "

27. Başvurucunun Savcılık kararına yaptığı itiraz, Adana

1. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/6/2017 tarihli kararıyla Savcılığın karar

gerekçelerinin yerinde olduğu değerlendirilerek reddedilmiştir.

28. İtirazın reddi kararı başvuruya 22/6/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

29. Başvurucu 24/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

30. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 - 5328

S.K./4.mad) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi

müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti

üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

31. 5237 sayılı Kanun’un “Görevi yaptırmamak için

direnme” kenar başlıklı 258. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kamu görevlisine karşı görevini

yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

32. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Kurumların iç güvenliği” kenar

başlıklı 33. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kurumların iç güvenliği, Adalet Bakanlığına

bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanır. İç güvenlik görevlileri,

gerektiğinde dış güvenlik görevlileri ile işbirliği yapar.”

B. Uluslararası

Hukuk

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediği içtihadını da hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

35. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35, 37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88, 90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

36. AİHM, sağlıklı olarak gözaltına alınan bir kişinin

serbest bırakıldığı sırada yaralanmış olması hâlinde bu yaralanmanın nasıl

oluştuğu konusunda geçerli bir açıklama getirmenin devletin yükümlülüğünde

olduğunu belirtmiştir (Selmouni/Fransa, § 87). AİHM aynı

prensibinözgürlüklerinden yoksun olan ve ceza infaz kurumu yönetiminin kontrol

ve sorumluluğunda bulunan ceza infaz kurumunda tutulan kişiler için de

uygulanacağını belirtmektedir. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi

üzerinde fiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gerekli

kılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3.

maddesini ihlal eder (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No:

31866/96, 10/10/2000, § 54).

37. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar; soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine

açık olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

38. Mahkemenin 20/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

39. Başvurucu; infaz koruma memuru E.H. ile ismini

bilmediği ancak teşhis edebileceği başka bir memur tarafından darbedilmek

suretiyle yaralandığını, hakaret ve tehdide maruz kaldığını, buna karşın

yapılan soruşturmanın etkili yürütülmeyerek sorumluların cezalandırılmadığını

iddia etmiştir. İnfaz Kurumunda bulunan diğer tutuklu ve hükümlülerin

dinlenmediğini ve delillerin karartıldığını ifade eden başvurucu, olay yerini

gösteren kamera kayıtlarının olduğunu, tanıklardan H.D. ile K.Y.nin kendisini

doğruladığını, ayrıca sağlık raporuyla da darbedildiğinin tespit edildiğini

belirterek kötü muamele yasağı ile etkili başvuru ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Bakanlık görüşünde, başvurucunun infaz koruma

memurlarına karşı direndiği ve infaz koruma memurlarının başvurucunun direncini

kıracak kadar orantılı zor kullandığı, somut olayın özel koşulları ve başvurucu

üzerindeki etkisi birlikte ele alındığında başvurucunun kendi eylemleri

neticesinde maruz kaldığı muamelenin kötü muamele sayılması için gerekli asgari

ağırlık eşiğini aşmadığı belirtilmiş; ayrıca soruşturmanın etkili

yürütüldüğünün değerlendirildiği ifade edilmiştir.

41. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formunda dile getirdiği hususları yinelemiş; süngerli oda olarak tabir edilen

odada tecrit altında tutulmasının insanlık dışı muamele olduğunu ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

42. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

43. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının tamamının kötü muamele yasağı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Kötü Muamele

Yasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel

İlkeler

46. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80).

47. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81).

48. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut

iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki

bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat

edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirken

ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 95).

49. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın

somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin

süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç

dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun

olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 83).

50. Tutuklu ve hükümlüler ceza infaz kurumu yönetiminin

sorumluluk ve kontrolüne tabidir. Özgürlüklerinden yoksun bulunan bu kişilerin

kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmeleri durumunda vücutlarında bir

yaralanma tespit edilmişse söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu konusunda

makul bir açıklama getirme yükümlülüğü devlete aittir (Serdar Avci, B.

No: 2015/19474, 9/1/2020, § 56; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No:

2013/8137, 20/4/2016, § 95; S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89,

91).

51. Anayasa'nın 17. maddesinde ceza infaz kurumunda

güvenliği sağlamak, düzeni korumak ve suç işlenmesini önlemek için güç

kullanımı yasaklanmamaktadır. Ancak bu kapsamda sınırları belli bazı

durumlarda, mevzuata uygun olarak ve sadece kaçınılmaz hâllerde aşırı olmaması

koşuluyla güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü

muamele olmadığı kabul edilmektedir. Ayrıca kişinin kendi davranışından veya

tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu

neviden fiiller prensip olarak kötü muamele yasağını ihlal edecektir (Ali

Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

52. Başvurucu 3/10/2016 tarihinde infaz koruma

memurlarınca darbedildiğini, hakaret ve tehdide maruz kaldığını ileri

sürmektedir. Aynı gün başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporunda

başvurucunun özellikle kollarında olmak üzere vücudunun birkaç yerinde ve

başında sıyrık ve morluklar tespit edilmiştir.

53. Bu durumda başvurucunun yaralanmasının ne şekilde

gerçekleştiğinin İnfaz Kurumunca tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklanması

veya soruşturma makamlarınca ortaya konulması gerekmektedir.

54. Başvurucu ile koğuş arkadaşı S.A. arasında yaşanan

kavga neticesinde birbirlerini basit tıbbi müdahale ile giderilecek düzeyde

yaraladıkları gerekçesiyle disiplin soruşturması yapılarak bu kişilere ceza

verildiği anlaşılmaktadır.

55. Başvurucu ile koğuş arkadaşları arasında kavga

yaşanmasının ardından kurum disiplini ve güvenliğinin sağlanması amacıyla

başvurucunun geçici bir süre müşahede odasına alınması şeklinde tarafların

ayrılmasına yönelik tedbir alındığı anlaşılmaktadır.

56. Öncelikle başvurucunun bulunduğu koğuşu gösteren

görüntü olmadığı için başvurucunun görevlilerce koğuştan koridora çıkarılmadan

önce yaşananlara ilişkin tanık beyanlarının dikkate alınması gerekir.

Başvurucunun dört koğuş arkadaşı tanık olarak dinlenmiştir.

57. Tanıklar K.Y., S.A., M.S. görevlilerin koğuş içinde

başvuruya yönelik herhangi bir darp eyleminden bahsetmemektedir. Tanıklardan

K.Y. görevlilerin vurduğunu görmediğini, sadece daha sonra bu olayın olduğunu

duyduğunu beyan ederken diğer tanıklar S.A. ve M.S. görevlilerin başvurucuya

koğuş içinde vurmadığını, darp olayının olmadığını açıkça ifade etmişlerdir. Üç

tanığın ifadesinin aksine dördüncü tanık K.Y. ise görevlilerin başvurucuyu

darbederek odadan çıkardığını ancak kimin darbettiğini görmediğini söylemiştir.

58. Bu durumda tanık beyanları arasında farklılık söz

konusudur. İki tanığın koğuş içinde darp olayının olmadığını, bir diğer tanığın

darp olayını görmediğini beyan etmesine karşın dördüncü tanık darp olayının

olduğunu ifade etmiş ama kimin gerçekleştirdiğini görmediğini dile getirmiştir.

Soruşturma makamınca değerlendirilen tanık ifadeleri neticesinde üç tanığın

beyanı, dördüncü tanığın beyanına üstün tutularak koğuş içinde darp olayının

yaşanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

59. Koğuş içinde bulunan üç tanığın infaz görevlileri

tarafından başvurucunun darbedilmesi olayını doğrulamamasına karşın henüz

görevliler koğuşa gelmeden başvurucu ile S.A. arasında arbedeye dönüşen kavganın

yaşandığını teyit etmeleri birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun

yaralanmasının bu arbede nedeniyle de gerçekleşme ihtimali olduğu gözden uzak

tutulmamalıdır.

60. Öte yandan infaz görevlileri tarafından aynı gün

tutulan Olay Tutanağı'na göre başvurucu; müşahede odasına gitmemek için

direnmiş; bu nedenle görevliler tarafından zor kullanılarak götürülmüştür.

Bilirkişi raporuyla da ortaya konulduğu üzere başvurucunun gitmek istememesi

nedeniyle müşahede odasına götürülürken görevlilerce el ve ayaklarından

tutularak zorla götürüldüğü ve müşahede odasına bırakıldığı fotoğraf hâline

getirilen görüntülerden anlaşılmıştır.

61. Bu durumda başvurucunun koğuştan çıkarılmadan önce

kavga esnasında yaralanma ihtimali bulunsa da infaz görevlilerince güç kullanımının

açık olduğu somut olayda başvurucunun yaralanmasının bu güç kullanımı esnasında

meydana geldiği karine olarak kabul edilerek bu yönde değerlendirme

yapılmıştır.

62. Başvurucunun koğuşundan çıkarılmasıyla müşahede

odasına bırakılması arasında yaklaşık altı dakika geçtiği, odaya bırakıldıktan

sonra görevlilerin başvurucuyla konuşarak müşahede odasından çıkmaları arasında

iki dakika olduğu, dolayısıyla toplam sürenin ortalama sekiz dakika olup bu

süre içinde yaşananların tamamının görüntü olarak kaydedildiği anlaşılmaktadır.

Görüntülerde başvurucunun tutularak götürülmesi dışında görevlilerin

başvurucuya yönelik fiziksel temaslarının olmadığı tespit edilmiştir.

63. Kurum içinde disiplinin sağlanmasına yönelik her

türlü tedbirin alınması gerektiği konusunda şüphe yoktur. Başvurucunun

bulunduğu koğuşta çıkan arbede bertaraf edilerek başvurucunun geçici süreliğine

müşahede odasına alınması şeklinde uygulanan tedbir bu bağlamda makul

görünmektedir. Ayrıca başvurucunun söz konusu tedbire direnmesi nedeniyle somut

olayda infaz görevlilerince zor kullanmanın kaçınılmaz hâle geldiği kamu

makamlarınca ortaya konulmuştur.

64. Bu aşamadan sonra kötü muamele yasağının ihlal

edilmemesi bakımından kullanılan gücün orantılı olması şartı aranmaktadır.

Müşahede odasına gitmemekte direnen başvurucunun basit tıbbi müdahale ile

giderilecek düzeyde yaralanmasının ağırlığı da dikkate alındığında sadece

elleri ve ayaklarından tutularak götürülmesi şeklinde kullanılan gücün orantılı

olduğu sonucuna varılmıştır.

65. Diğer taraftan başvurucu; hakaret ve tehdide maruz

kaldığını iddia etmiş ancak soruşturma veya başvuru sürecinde kim tarafından,

ne şekilde hakarete uğradığını veya tehdit edildiğini açıklamamıştır. Aynı

şekilde tanıklardan bir kısmı da başvurucuya hakaret edildiğini ancak kimin

söylediğini duymadığını beyan etmiştir. Ayrıca kamera kayıtlarında ses kaydı

bulunmadığından infaz görevlileri ile başvurucu arasında geçen konuşmalar

kaydedilememiştir.

66. İnfaz görevlilerinin sözlü şiddete başvurduğuna

ilişkin somut delil bulunmadığı soruşturma makamınca değerlendirilmiştir.

Başvurucu, bireysel başvuru aşamasında da sözlü şiddete ilişkin somut

açıklamalarda bulunmadığı gibi başvurucunun soruşturma dosyasında bulunmayan

farklı bir delil sunmadığı da görülmektedir. Bu durumda soruşturma makamınca

ulaşılan sonuçtan farklı bir sonuca ulaşmayı gerektiren bir olgu tespit

edilmemiştir.

67. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

b. Kötü Muamele

Yasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel

İlkeler

68. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

69. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır

(Tahir Canan, § 25).

70. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz

edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri

toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği

soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir

ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı;

soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden

yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114). Bu

bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi

olarak, özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir

(Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

71. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı, kişinin

maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç

yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan

burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin

başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma, cezalandırma

hakkı veya tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla

sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 77).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

72. Başvurucu, infaz görevlilerinin kötü muamelesine

maruz kalmasına rağmen ceza soruşturmasının etkili yürütülmediğinden şikâyet

etmektedir.

73. Başvurucu hakkında olay günü İnfaz Kurumu Hekimliği

tarafından sağlık raporu düzenlenerek başvurucunun yaralandığı tespit

edilmiştir. Başvurucunun şikâyeti üzerine infaz görevlileri hakkında derhâl

ceza soruşturması başlatılarak şüpheli savunması ve tanık ifadeleri tespit

edilmiş, kamera görüntüleri temin edilerek üzerinde bilirkişi incelemesi

yapılmıştır. Ayrıca Savcılık tarafından başvurucu, Adli Tıp Kurumuna sevk

edilerek hakkında yeniden sağlık raporu alınmıştır. Olay günü yaşananların

bütün olarak değerlendirilebilmesi amacıyla başvurucu hakkında yapılan disiplin

soruşturmasının tamamı İnfaz Kurumundan getirtilmiştir. Dolayısıyla Savcılık

tarafından makul özenle soruşturmanın tamamlandığı, olayın aydınlatılması

bakımından ciddiyetle araştırma yapıldığı söylenebilir.

74. Öte yandan başvurucu her ne kadar etkili soruşturma

yapılmadığını ileri sürmekteyse de toplanması gerektiği hâlde Savcılıkça

toplanmayan belirli somut bir delilden bahsetmemiştir. Sadece İnfaz Kurumunda

bulunan diğer tutuklu veya hükümlülerin de tanık olarak dinlenilmesi

gerektiğini belirtmiş; buna karşın kimin, olaya ne şekilde tanık olduğuna dair

ayrıntı vermemiştir. Hangi delilin şikâyet konusu olayı aydınlatıcı niteliğinin

bulunup bulunmadığı hususunda soruşturma makamlarının tam takdir yetkilerinin

bulunmasının yanı sıra şikâyetçiler tarafından ancak somut olarak bildirilen

delillerin toplanılması hususundaki beklentileri meşru kabul edilebilecektir.

Dolayısıyla başvuru konusu olayda, gerektiği hâlde Savcılıkça toplanmayan

herhangi bir delilin varlığı başvurucu tarafından ortaya konulamamıştır.

75. Bir diğer husus toplanan delillerin soruşturma ve

yargı makamlarınca değerlendirilmesi ve soruşturmanın tamamlanma süresidir.

Savcılık, infaz görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına

karar vermiş; Sulh Ceza Hâkimliğince anılan kararda sorun görülmemiştir.

76. Etkili soruşturma yükümlülüğü, soruşturma

makamlarınca ulaşılan sonucun delillerin nesnel analizine dayanmasını

gerektirmekle birlikte soruşturma makamlarına mutlaka üçüncü kişilerin

yargılanmaları veya cezalandırmaları ödevini yüklememektedir. Bu bağlamda

yukarıda kötü muamele yasağının maddi boyutu yönünden incelenmesi kısmında

yapılan ayrıntılı değerlendirmeler doğrultusunda Savcılıkça elde edilen

delillerin hukuki olarak yorumlanmasında Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında korunan hakkı zedeleyecek mahiyette bir değerlendirmenin yapılmadığı

sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sekiz ay süren soruşturmanın makul sürede

tamamlanmış olduğu değerlendirilmiştir.

77. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 20/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Emre ERDEM Vekili : Av. Sevil ARACI BEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/30219, 20 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  19. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  20. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/30219
Tarih
20 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Beyören Elektrik İnş. Paz. Taah. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2019/19615)
  • Ela Gülsen Başvurusu (B. No: 2018/15212)
  • Bilal Yıldız Başvurusu (B. No: 2018/29257)
  • İhsan Murat Düz Başvurusu (B. No: 2018/26178)
  • Fatma Sarıkaya Başvurusu (B. No: 2018/5780)
  • Mehmet Şerif Çelik Başvurusu (B. No: 2018/14651)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.