İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erdal Türkmen Başvurusu (B. No: 2016/2100)

1. Başvuru 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve

Başvuru No2016/2100Tarih4 Nisan 2019Okuma16 dk · 3.235 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Erdal Türkmen Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2016/2100
R.G. Tarih ve Sayı
7/5/2019-30767
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.235 kelime·16 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve

Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hükümlerine göre verilen zorlama

hapsi kararına yapılan itirazda esaslı iddiaların cevaplandırılmaması nedeniyle

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Silivri Aile Mahkemesinin (Mahkeme) 28/8/2015 tarihli kararı

ile başvurucu hakkında -yaklaşık bir yıl birlikte yaşadığı S.E. isimli kadının

şikâyeti üzerine- 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının a,

c, f bentleri uyarınca beş ay süreyle geçerli olmak üzere lehine tedbir istenen

S.E.ye karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmamasına, S.E.yi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız

etmemesine, lehine tedbir istenenin bulunduğu konuta, okula ve işyerine

yaklaşmamasına karar verilmiştir.

9. Başvurucunun itirazı, Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

18/9/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

10. Tedbir kararının geçerli olduğu dönemde S.E.nin

iddiaları doğrultusunda Emniyet tarafından 29/9/2015 tarihinde tutanak

düzenlenmiş; tutanak içeriğinde başvurucunun, lehine tedbir istenenin evinin

önünden geçtiği, işyeri ve evine çiçek yolladığı belirtilerek tedbir kararına

uymadığı gerekçesiyle hakkında Mahkemeden zorlama hapsi kararı verilmesi talep

edilmiştir.

11. Mahkeme 7/10/2015 tarihli kararında, Emniyet tarafından

düzenlenen tutanak içeriği ve soruşturma dosyasındaki beyana göre tedbir

kararına aykırı davrandığı gerekçesiyle başvurucu hakkında 6284 sayılı Kanun'un

13. maddesi gereğince 3 gün zorlama hapis cezası vermiştir.

12. Başvurucu 10/11/2015 tarihli dilekçesiyle, lehine tedbir

kararı verilenin kendisine çiçeğin gönderildiğini iddia ettiği isimde bir

dükkânın bulunmadığını, başka isimli bir çiçekçi dükkânının olduğunu, ayrıca

kimseye çiçek göndermediğini, bu konuda dükkân sahibinin de dinlenebileceğini

belirterek karara itiraz etmiştir.

13. İtiraz üzerine Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/11/2015

tarihli kararında, lehine tedbir kararı verilene başvurucunun çiçek gönderdiği

ya da işyerinin önünden araba ile geçtiğine dair kesin bir delil bulunmadığını

belirterek itirazı kabul etmiş ve zorlama hapsi kararını kaldırmıştır.

14. Lehine tedbir kararı verilenin talebi üzerine yine Emniyet

tarafından 27/11/2015 tarihinde tutanak düzenlenmiş, tutanak içeriğinde

26/11/2015 tarihinde başvurucunun S.E.nin bulunduğu

işyerinin önündeki caddede yürüdüğü, mağdurun taksiye bindiğini görmesi üzerine

taksiye yöneldiği, trafik lambasının yeşil yanmasıyla taksinin hareket ettiği,

bu nedenle başvurucunun müdahalede bulunamadığı, taksinin ikinci ışıklarda

durması üzerine başvurucunun yine taksinin önüne çıktığı ancak bu sefer de

taksinin hareket etmesiyle herhangi bir müdahalede bulunamadığı, zaman zaman iş

çıkışlarında lehine tedbir kararı verileni takip ettiği belirtilmiş; başvurucu

hakkında tedbir kararına uymadığı gerekçesiyle Mahkemeden zorlama hapsi kararı

verilmesi talep edilmiştir.

15. Mahkeme 4/12/2015 tarihli kararında, Emniyet tarafından

düzenlenen tutanak içeriğine göre başvurucunun tedbir kararına aykırı

davrandığını belirterek 6284 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince başvurucu

hakkında 3 gün zorlama hapis cezası vermiştir.

16. Başvurucu 4/1/2016 tarihli dilekçesinde, lehine tedbir

kararı verileni takip ederek taksinin önüne çıktığının iddia edildiği tarihte

Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde bulunan bir kadının evine taşındığını, taşınma

sırasında kendisine B.Ö. ve M.U. isimli şahısların yardım ettiğini, olay

saatinde iddia edilen yerde olmadığını, ayrıca böyle bir olayın meydana gelip

gelmediğinin tespiti açısından taksi şoförünün de dinlenmesi gerektiğini, karşı

tarafın iftiraları nedeniyle bu kişi hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına

suç duyurusunda bulunduğunu, yine karşı tarafla birlikte hareket eden ve

kendisini tehdit eden şahıs hakkında Çerkezköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinde

açılan davanın derdest olduğunu, bu dosyaların da incelenmesi ve ayrıca

şahitlerinin dinlenmesi gerektiğini, tek taraflı ve iftira niteliğinde olan

beyana dayanılarak verilen hapis kararının kanuna aykırı olduğunu belirterek

kararın iptalini talep etmiştir.

17. Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 5/1/2016 tarihinde,

tedbirin geçerli olduğu süre zarfında dosya kapsamında bulunan, kollukça alınan

ifade tutanaklarından başvurucunun tedbir kararını ihlal ettiğinin anlaşıldığını,

zorlama hapsi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek başvurucunun

itirazını reddetmiş; zorlama hapsi kararı 6/2/2016 tarihinde infaz edilmiştir.

18. Ret kararı 18/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

28/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 6284 sayılı Kanun'un5. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

(1)

Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine,

birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar

verilebilir:

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet

tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda

bulunmaması.

...

c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları

konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.

...

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya

sair surette rahatsız etmemesi.

..."

20. 6284 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

(2) Tedbir

kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet

uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan

kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin

süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya

aynen devam etmesine karar verilebilir.

(3)

Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil

veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu

kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek

şekilde geciktirilemez.

(4)

Tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir.

Tedbir talebinin reddine ilişkin karar ise sadece korunan kişiye tebliğ edilir.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen

tedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir."

21. 6284 sayılı Kanun'un 9. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen

kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde

ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.

(2)

Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde aile

mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini

izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile

mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi

hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en

yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir.

(3)

İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar

kesindir."

22. 6284 sayılı Kanun'un 13. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında

tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket

etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine

ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama

hapsine tabi tutulur.

(2)

Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin

niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin

toplam süresi altı ayı geçemez.

(3)

Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir.

Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir iddiada

bulunma hakkını güvence altına aldığını, mahkemenin teşkilatının ve

yargılamanın yürütülmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunu (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,

21/2/1975, § 36), davalarda adil yargılanma koşullarını yerine getirme

yükümlülüğünün ulusal makamlara ait olduğunu ifade etmiştir (Dombo Beheer B.V./ Hollanda,

B. No: 14448/88, 27/10/1993, § 33).

25. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi adil yargılanma hakkını

güvence altına alırken delillerin kabul edilme yöntemi konusunda herhangi bir

kural koyma yetkisinin kendisinde olmadığını, ulusal kanunlar tarafından bu

hususların belirleneceğini, Sözleşme'deki hak ve

yükümlülükleri ihmal etmediği sürece mahkemeler tarafından yapılan hataların

giderilmesi görevinin de kendisinde olmadığını belirtmiştir (Schenk/İsviçre [GK], B. No: 10862/84, 12/7/1988,

§§ 45, 46); bu açıdan AİHM yaklaşımına göre yargılama süreci bütün olarak ve bu

süreçte delillerin nasıl sunulduğu da dâhil olmak üzere tüm deliller yönünden

hakkaniyetsiz bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı dikkate alınacaktır (Schuler-Zgraggen /İsviçre, B. No: 14518/89, 24/6/1993, §

66).

26. Buna paralel olarak AİHM, Sözleşme’deki

hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin

Sözleşme’nin 6. maddesine göre tarafların

dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi

olduğunu belirtmiştir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33;

Kraska/İsveç, B. No: 13942/88, 19/4/1993, § 30).

27. AİHM'e göre -tarafların ileri

sürdükleri delillerin kabul edilebilirliği hususunda yerel mahkemeler belirli

bir takdir yetkisine sahip olmakla birlikte- mahkemeler vardıkları sonuçları haklılaştırmak için kararlarına gerekçeler göstermek

yükümlülüğü altındadırlar (Suominen/Finlandiya, B. No: 37801/97, 1/7/2003, §

36). Kararlarda gerekçe belirtilme zorunluluğu, mahkemelerin tarafları adil bir

şekilde dinleme yükümlülüğüyle de doğrudan ilgilidir (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/1/2007, § 83).

28. Yargılama sırasında başvurucu tarafından sunulan bir kısım

delilin mahkemece dikkate alınmaması şikâyeti ile ilgili olarak AİHM;

mahkemenin başvurucunun bu yöndeki talebini gerekçesiz reddettiğini, kararda

gerekçe olmamasının karara karşı etkili bir şekilde itiraz etme fırsatını da

ortadan kaldırdığını belirterek başvuruda Sözleşme'nin 6. maddesinin ihlal

edildiğine karar vermiştir (Suominen/Finlandiya, § 38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu zorlama hapsi kararına yaptığı itirazda; beyan ve

delillerinin dikkate alınmadığını, Mahkemenin bu konuda herhangi bir

değerlendirme yapmadığını, tedbir kararını ihlal ettiğinin iddia edildiği

tarihte başka bir şehirde olduğunu, bu konuda tanıklarının dinlenmediğini,

kamera kayıtlarının incelenmediğini, somut delillere rağmen dosyada hiçbir

inceleme yapılmadan, yalnızca karşı tarafın iftira niteliğindeki beyanlarına

dayanılarak hapis kararı verildiğini belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun temel iddiası, itiraz

aşamasında ileri sürülen ve esasa etkili olduğu belirtilen hususların itiraz

mercii kararında değerlendirilmemesine yönelik olduğundan başvuru, gerekçeli

karar hakkı yönünden incelenecektir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

34. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve

adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma

hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi,

taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması

gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet

Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).

35. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını

gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği

anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Canan Tosun, B. No: 2014/8891, 10/5/2017, § 23).

36. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

37. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

38. Bununla birlikte adil yargılanma kavramı -ister alt

mahkemenin gerekçelerine katılarak isterse farklı bir şekilde olsun- kararları

için az sayıda gerekçe sunan bir ulusal mahkemenin kendisine sunulan temel

konuları gerçekte ele almış olmasını ve yalnızca alt bir mahkemenin sonuçlarını

onaylamakla yetinmemiş olmasını gerektirir. Bu koşul, davanın tarafının iç

hukukta yürütülen yargılamalarda davasını sözlü olarak sunamadığı durumlarda

daha da önemlidir (Salih Söylemezoğlu,

B. No: 2013/3758, 6/1/2016, § 29).

39. Başvuru konusu olayda, gerekçeli karar hakkı kapsamında

anılan ilkeler çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

40. Başvurucu, zorlama hapsi kararına karşı yaptığı itirazda

beyan ve delillerinin Mahkemece dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Silivri Aile Mahkemesinin 28/8/2015 tarihli kararı ile 6284

sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının a, c, f bentleri uyarınca

başvurucu hakkında beş ay süreyle geçerli olmak üzere tedbir kararı verilmiş,

lehine tedbir kararı verilenin talebi üzerine Emniyet tarafından 27/11/2015

tarihinde düzenlenen tutanak içeriğine göre Mahkemenin 4/12/2015 tarihli

kararıyla başvurucunun tedbir kararına aykırı davrandığı belirtilerek 6284

sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince hakkında 3 gün zorlama hapsi verilmiştir.

42. 6284 sayılı Kanun’un 9. maddesinde; kanun kapsamında verilen

kararlara karşıtefhim veya tebliğden itibaren iki

hafta içinde itiraz edilebileceği, itiraz makamının en geç bir hafta içinde

kararını kesin olarak vereceği, yine aynı Kanun’un 13. maddesinde, kanun

hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayanın kararın

gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde fiilî bir suç oluştursa bile ihlal

edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç

günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulacağı, tedbir kararının

gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve

aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresinin on beş günden otuz güne

kadar olacağı ancak zorlama hapsinin toplam süresinin altı ayı geçemeyeceği,

zorlama hapsine ilişkin kararların Cumhuriyet başsavcılığınca yerine

getirileceği belirtilmiştir.

43. Zorlama hapsi kararının kesinleşmesinden sonra Mahkemenin

tedbir kararına aykırı davranışın her tekrarında hapis süresini artırarak

uygulayacağı yani zorlama hapsi kararının daha sonra verilmesi muhtemel hapis

kararlarının müddeti üzerinde doğrudan bir etki göstereceği anlaşılmaktadır.

Yine zorlama hapsi kararı, karar kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığı

tarafından infaz edilecek; dolayısıyla verildiği anda uygulanma kabiliyeti olan

önleyici ve koruma tedbir kararları için gerekli aciliyet

unsuru bu aşamada söz konusu olmayacaktır.

44. Anayasa Mahkemesi 6284 sayılı Kanun hükümlerine göre verilen

tedbir kararına yapılan itirazla ilgili bir başvuruda, iddia ve delillerin

kararda tartışılmaması meselesini gerekçeli karar hakkı kapsamında incelemiş;

özellikle aciliyet unsurunun söz konusu olmadığı

itiraz aşamasında mahkeme kararlarında hangi hususlara dikkat edilmesi

gerektiği ile ilgili birtakım ilkeleri tespit etmiş; buna göre6284 sayılı Kanun

kapsamında verilen tedbir kararlarına ilişkin itirazlarda mahkemenin tek

taraflı iddiaya dayanılarak verilen tedbirlerin yerindeliğini, itiraz edenin

ileri sürdüğü beyan ve deliller çerçevesinde her iki taraf için öngörülen hak

ve menfaat dengesini de gözeterek değerlendirmesi gerektiğini belirtmiştir (Salih Söylemezoğlu, § 40).

45. Söz konusu karardaki ilkeler gözönünde

bulundurulduğunda, lehine tedbir kararı verilenin tek taraflı beyanına dayalı

olarak düzenlenen tutanak içeriğine göre zorlama hapsi kararının verildiği

hallerde, başvurucunun itiraz mercine sunduğu beyan

ve delillerin dikkate alınıp incelendiğinin itiraz mercii kararında

gösterilmesi gerekir. Zorlama hapsi kararının kişiyi hürriyetinden yoksun

bırakma sonucunu doğurduğu ve sonraki aşamada yapılması muhtemel ceza

yargılamasında verilecek karara da etki edebileceği gözetildiğinde itiraz mercinin başvurucunun iddialarını titizlikle incelemesinin

önemi daha da artmaktadır.

46. Başvurucu 4/1/2016 tarihli dilekçesinde zorlama hapsi

kararına dayanak tutanağın tek taraflı beyana dayanılarak hazırlandığını,

içeriğinin doğru olmadığını, olay tarihinde olayın geçtiği belirtilen

Silivri'de olmadığını, başka yerde olduğunu ispat etmek için tanıklarının

dinlenmesi gerektiğini, ayrıca zorlama hapsi kararının verilebilmesi için

taksicinin de beyanının alınmasının zorunlu olduğunu, lehine tedbir kararı

verilen ve bu kişinin azmettirdiği şahısla arasında husumet bulunduğunu, buna

ilişkin ceza davası olduğunu belirterek kararın iptalini talep etmiş; itiraz

mercii olan Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosya üzerinden yaptığı inceleme

sonucu 5/1/2016 tarihinde itirazı reddetmiştir.

47. Bu tespitler ışığında somut olayda itiraz merciinin

kararında başvurucunun dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz ve deliller ile

dinlenmesini istediği tanıklarla ilgili hiçbir hususa değinilmediği, delillerin

dikkate alınmaması ve tanıkların dinlenmemesiyle ilgili olarak mahkeme

kararında yeterli herhangi bir gerekçeye yer verilmediği, hapis kararına

dayanak olgunun gerçekliğinin başvurucunun beyan ve delillerinin etkili bir

şekilde incelendiği sonucunu doğuracak ölçüde tartışılmadığı anlaşılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3.6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

50. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.

51. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

52. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

53. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat kararı verilmesini talep

etmiştir.

54. Anayasa Mahkemesi, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda ihlalin itiraz mercii kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Yukarıda izah edildiği gibi tedbir kararının gereklerine

aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın

ağırlığına göre zorlama hapsinin süresinin on beş günden otuz güne kadar

olacağı, başka bir ifadeyle zorlama hapsi kararının daha sonra verilmesi

muhtemel hapis kararlarının müddeti üzerinde doğrudan bir etki göstereceği

anlaşılmaktadır.

55. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda itiraz mercii tarafından yapılması gereken

iş, itirazın reddine ilişkin kararını kaldırarak ihlal kararında belirtilen

hususlar doğrultusunda esastan inceleme yapmaktan ibarettir. Bu sebeple kararın

bir örneğinin dosyanın ilgili itiraz merciine gönderilmek üzere Silivri Aile

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Bunun yanında başvurucu herhangi bir miktar belirtmemekle

birlikte maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu hakkında

verilen zorlama hapsinin 6/2/2016 tarihinde infaz edildiği anlaşılmıştır.

Yeniden yargılama kararı yalnız başına başvurucunun manevi zararını

karşılamayacaktır. Bu nedenle başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

57. Maddi tazminat talebi açısından başvurucu, uğradığını iddia

ettiği maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge

sunmamıştır. Maddi tazminata hükmedilebilmesi için başvurucunun uğradığını

iddia ettiği maddi zarar ile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurması

gerekir. Bu nedenle maddi tazminat talebinin reddedilmesi gerekir.

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması için ilgili

itiraz merciine gönderilmek üzere Silivri Aile Mahkemesine (E.2015/159 D. İş,

K.2015/159) GÖNDERİLMESİNE,

D. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Erdal

TÜRKMEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/2100, 4 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  15. D. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları
  16. E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Kömürcü
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. Türkmen
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/2100
Tarih
4 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • İbrahim Sözer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/10425)
  • Eyüp Kurt Başvurusu (B. No: 2015/6926)
  • Cemile Karadağ ve Nuray Karadağ Başvurusu (B. No: 2014/11747)
  • Haluk Özdoğan Başvurusu (B. No: 2018/1340)
  • Fatih Arslan Başvurusu (B. No: 2016/13022)
  • Hikmet Üvenç Başvurusu (B. No: 2015/10023)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.