İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Esin Doğanay Başvurusu (B. No: 2019/25477)

1. Başvuru, açılan tazminat davasında uyuşmazlığın

Başvuru No2019/25477Tarih20 Mart 2024Okuma11 dk · 2.253 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Esin Doğanay Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2024
Başvuru Numarası
2019/25477
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.253 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru, açılan tazminat davasında uyuşmazlığın

esasına etkili iddianın karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı

kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu ve babası aleyhine 24/1/2014 tarihinde

sözleşmeden kaynaklanan tazminat davası açılmıştır. Davayı inceleyen Konya 4.

Asliye Hukuk Mahkemesi 10/5/2016 tarihli kararıyla davayı kısmen kabul

etmiştir. Kararın gerekçesinin ve hükmün ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mahkememizce toplanan delillerin ele

alınarak yapılan değerlendirilmesinde; dava konusu taşınmazın 06.09.2007

tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satıcı Esin Doğanay tarafından

alıcı [A.A.ya]

satıldığı, sözleşmede kefil olarak [M.D.nin de] imzasının bulunduğu,

S.S. [M.] Konut Yapı Kooperatifi tarafından davacıya dava konusu

taşınmazın mülkiyetinin kooperatife ait ancak kura sonucu Esin Doğanay adına

tekabül ettiği ve Esin Doğanay'ın üyelikten ihraç edildiği ve davacının daireyi

tahliye etmesine dair ihtarname gönderildiği, davacı vekili tarafından

davalılara borçlarını ödemeleri için ihtarname gönderildiği ancak davalılar

tarafından borcun ödenmediği, davacının daireye oturduktan sonra evin

tamamlanması için 31.630 TL masraf yaptığının bilirkişi raporuyla tespit

edildiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm

kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenler ile;

Davanın KISMEN KABULÜNE;

A)1-Evin bedeli için verilen 47.000

TL'nin dava tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile davalılardan

müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine,

2-Evin bedeli için verilen 42.137,94

TL'nin ıslah tarihi olan 12/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi

ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya

verilmesine,

B)Evin inşaatının tamamlanma bedeli için

olan talebin kısmen kabulü ile 31.630 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek

yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil

edilerek davacıya verilmesine,

Fazlaya ilişkin talebin reddine,

..."

3. Anılan kararı davalı başvurucu ve diğer davalı babası

temyiz etmiştir. Başvurucu temyiz dilekçesinde sözleşme tarihinde 18 yaşından

küçük olduğunu belirterek hukuken sözleşme ile sorumlu tutulamayacağını iddia

etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 19/6/2018 tarihinde başvurucunun sözleşme

ile sorumlu tutulamayacağına ilişkin temyiz itirazıyla ilgili bir değerlendirmede

bulunmamış, ancak başvurucu ve babasının temyiz itirazlarının bir kısmını

reddetmiş, bir kısmını kabul ederek hükmü bozmuştur. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"...

Davacı, mülkiyeti dava dışı [M.] Konut Yapı Kooperatifine ait

olmakla birlikte davalı Esin Doğanay'ın fiili kullanımında olan [M.]

Konut Yapı Kooperatifi 1. blok 2. kat 6 numaralı bağımsız bölümü 06.09.2007

tarihinde harici taşınmaz satım sözleşmesi ile 47.000,00 TL karşılığında

davalılardan satın aldığını, her ne kadar satıcı olarak davalı Esin Doğanay

görünmekte ise de davalı Esin'in sözleşme tarihinde 15 yaşını dahi

doldurmadığından sözleşmeyi Esin'in yerine diğer davalı [M.D.nin]

imzaladığını, bağımsız bölümü kaba inşaat halinde satın aldıktan sonra yaklaşık

83.000,00 TL'lik harcama yaptığını, taşınmazı satın aldığı kooperatif üyesinin

aidatlarını ödememesi nedeniyle üyelikten ihraç edildiği bu sebeple kendisinin

de bağımsız bölümü tahliye etmesi gerektiğinin dava dışı kooperatif tarafından

gönderilen Konya 12. Noterliğinin 17.09.2013 tarihli ve 28942 yevmiye numaralı

ihtarnamesi ile kendisine bildirilmesi üzerine davalılara Konya 6.

Noterliğinden çektiği 13.11.2013 tarihli ve 191513 yevmiye numaralı

ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak

kaydıyla satış bedeli olarak ödediği 47.000,00 TL ile inşaat halinde aldığı

taşınmazın inşaatının tamamlanması için harcadığı 83.000,00 TL olmak üzere

toplamda 130.000,00 TL'nin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla sebepsiz

zenginleşme hükümleri uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal

faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş,

yargılamanın devamı sırasında vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile davalılara

peşin olarak ödenen daire parası yönünden müddeabihi 89.137,94 TL'ye

yükseltmiştir.

Davalılar, davanın reddini istemiştir.

Yapılan yargılama neticesinde mahkemece,

davanın kısmen kabulüne, evin bedeli için verilen 47.000,00 TL'nin dava tarihi

itibari ile, yine evin bedeli için verilen 42.137,94 TL'nin ıslah tarihi olan

12/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, evin inşaatının

tamamlanma bedeli olan talebin ise kısmen kabulü ile 31.630,00 TL'nin dava

tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken

ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin

reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalılar vekilitarafından temyiz

edilmiştir.

1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni

gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik

görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Dava, sebepsiz zenginleşme nedeniyle

tazminat istemine ilişkindir.

Davada sıfat; tarafın, dava konusu maddi

hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet);

maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir

subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir

kavramdır. Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip

yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı

dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.

Görüldüğü üzere,

taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne

ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf

olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için

defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve

mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.

Ayrıca; kural olarak

haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden

zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.(TBK. m.77) Sebepsiz

zenginleşmeden doğan borç ilişkisinde haklı bir sebep olmaksızın başka bir

şahıs aleyhine zenginleşen kimsenin malvarlığında meydana gelen artışın aynen

veya nakden iadesi söz konusudur. Her borç ilişkisinde olduğu gibi sebepsiz

zenginleşmede de bir borçlu ve bir alacaklı vardır. Sebepsiz zenginleşme

ilişkisinin borçlusu, malvarlığı haklı bir sebep olmaksızın başkası aleyhine

artan (zenginleşen) kişidir.

Sebepsiz zenginleşme

borçlusunun belirlenebilmesi için, malvarlığı haklı bir sebep olmaksızın

başkası aleyhine artan kişinin tespiti gereklidir. Yukarıda anlatılanlar

ışığında somut olaya bakıldığında; davacının davaya konu bağımsız bölümü

davalılardan inşaat halinde iken satın alıp taşınmazı içinde oturulabilir hale

getirmek için yaptığı birtakım masraflar nedeniyle davalıların sebepsiz

zenginleştiğinin kabulü mümkün değildir. Zira, bağımsız bölümün mülkiyeti

satışın gerçekleştiği tarih itibariyle dava dışı kooperatife ait olup dava dışı

kooperatif tarafından bağımsız bölümün sadece fiili kullanımı davalılara

bırakılmış bulunmaktadır. Bu durumda davalılar bu şekilde mülkiyeti kendilerine

geçmeyip sadece fiili kullanımı kendilerine bırakılan bağımsız bölümü,

kooperatifin bitiş tarihine kadar olan aidatlarını kendileri ödemek üzere

harici satım sözleşmesi ile davacıya satmışlar ve bağımsız bölümü fiili olarak

davacıya teslim etmişlerdir. Yani davacının bağımsız bölümü satın aldığı

tarihte ve bağımsız bölüm fiilen kendisine teslim edildikten sonra da bağımsız

bölümün mülkiyeti dava dışı kooperatife aittir. Bunun sonucu olarak da zaten

dava dışı kooperatif üyelik aidatlarını ödemeyen davalıların kooperatiften

ihracı üzerine mülkiyet hakkına istinaden davacıdan bağımsız bölümü tahliye

etmesini talep etmiş, davacının tahliyesi sonrasında bağımsız bölüm davacının

yaptığı masraflarla birlikte dava dışı kooperatife geçmiş bulunmaktadır ki; bu

durumda sebepsiz zenginleşen dava dışı kooperatiftir.

O halde, bağımsız

bölümü içinde oturulabilir hale getirmek için yapılan masraflar yönünden

davalıların sebepsiz zenginleşme borçlusu olmadığı anlaşıldığından mahkemece bu

kaleme ilişkin talep yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm

tesis edilmiş olması doğru görülmemiş bu husus bozmayı gerektirmiştir.

..."

4. Anılan karara karşı başvurucu ve babası karar düzeltme

talebinde bulunmuştur. Başvurucu karar düzeltme dilekçesinde; sözleşme

tarihinde 15 yaşında olduğunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu'nun 345. maddesine göre ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile

üçüncü kişi arasında yapılacak hukukî işlemde çocuğun borç altına

girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğunu ifade

etmiş, bu nedenle sözleşme ile sorumlu tutulamayacağını belirtmiştir. Yargıtay

3. Hukuk Dairesi 13/6/2019 tarihinde başvurucunun 4721 sayılı Kanun'un 345.

maddesi kapsamındaki iddiaları ile ilgili bir değerlendirmede bulunmadan karar

düzeltme talebinin reddine karar vermiştir. Mahkeme 22/10/2019 tarihinde

davacının evin bedeli talebine yönelik hüküm kesinleştiğinden bu konuda hüküm

kurulmasına yer olmadığına, davacının evin inşaatının tamamlanması bedeli

yönünden davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir.

Karar, tarafların temyiz etmemesi nedeniyle 24/12/2019 tarihinde kesinleşmiştir.

5. Başvurucu, Yargıtayın 13/6/2019 tarihinde karar

düzeltme talebinin reddine karar vermesiyle Mahkemenin hükmünün bir kısmının

kesinleştiğini 26/6/2019 tarihinde öğrendiğini beyan etmiş olup 23/7/2019

tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği

bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

II. İLGİLİ

HUKUK

7. 4721 sayılı Kanun'un;

i. "Çocuğun fiil ehliyeti" kenar

başlıklı 343. maddesi şöyledir:

"Velâyet altındaki çocuğun fiil

ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir.

Çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk

malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur."

ii. "Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukuki

işlemler" kenar başlıklı 345. maddesi şöyledir:

"Çocuk ile ana veya baba arasında

ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak

bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve

hâkimin onayına bağlıdır."

III. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu 6/9/2007 tarihli sözleşmenin düzenlendiği

tarihte 15 yaşında olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 345. maddesine göre

sözleşmenin imzalanması sırasında kendisine kayyım atanması gerektiğini, kayyım

atanmadan yapılan sözleşmeyle borç altına sokulduğu için sözleşmenin geçersiz

olduğunu, kararın söz konusu Kanun maddesine ve hakkaniyete aykırı olduğunu

buna ilişkin emsal kararların bulunduğunu, bu hususa ilişkin iddialarının

Yargıtay ve mahkeme kararlarında karşılanmadığını belirterek gerekçeli karar

hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

9. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetlerinin satış sözleşmesinin

yapıldığı tarihte 15 yaşında olduğundan 4721 sayılı Kanun'un 345. maddesi

gereğince kendisini borç altına sokan işlemlerin yapılabilmesi için kayyım atanmasının

gerektiği iddialarının Yargıtay ve Mahkeme kararında karşılanmadığına yönelik

olması nedeniyle başvuru gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.

10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

11. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır (daha geniş

değerlendirme için bkz. Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, §

75). Nitekim Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Mahkemelerin

anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya

karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz.

Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda

değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56)

mahkemelerin davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir

biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir

deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla

doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt

verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800,

18/6/2014, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya

yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak

ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

12. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut olay

değerlendirildiğinde başvurucunun satıcı, babasının kefil sıfatıyla yer aldığı

6/9/2007 tarihli sözleşmede konut yapı kooperatifinde başvurucuya ait olan

bağımsız bölümün 47.000 TL bedelle satıldığı, bedelin ödendiği görülmüştür.

Başvurucu aidatını ödemediği için kooperatif üyeliğinden ihraç edilmiş;

sonrasında davacı, bağımsız bölümün kendisine devredilmemesi sebebiyle

başvurucuya ve onun babasına karşı tazminat davası açmıştır. Neticede Mahkeme

satış sözleşmesiyle ödenen bedelin başvurucudan ve babasından müteselsilen

tahsiline karar vermiştir.

13. Başvurucu, sözleşmenin yapıldığı 6/9/2007 tarihinde

15 yaşında olduğundan söz konusu işlem için kendisine kayyım atanması

gerektiğini, kayyım atanmadan yapılan sözleşmeyle kendisinin borç altına

sokulamayacağını, söz konusu işlemin babasının menfaatine olduğunu, sebepsiz

zenginleşen babası olduğu için sorumluluğun da babasına ait olması gerektiğini,

sebepsiz zenginleşenin kendisi olmadığını belirtmiş; bu hususa ilişkin

iddiasının derece mahkemeleri tarafından karşılanmamasından yakınmıştır.

14. 4721 sayılı Kanun'un 345. maddesinde çocuk ile ana

veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi

arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir

kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğu belirtilmiştir. Başvurucu

24/8/1992 doğumlu olup sözleşmenin imzalandığı 6/9/2007 tarihi itibarıyla

başvurucunun 18 yaşından küçük olduğu, ödenen bedel karşılığında söz konusu

bağımsız bölümün devri ve teslimi borcu altına sokulduğunu iddia etmiştir.

Başvurucu bununla birlikte söz konusu sözleşmenin babasının menfaatine

olduğunu, babasının sebepsiz zenginleştiğini bu nedenle sorumluluğun da

babasına ait olduğunu, sebepsiz zenginleşenin kendisi olmadığını ileri

sürmüştür. Başvurucunun ileri sürdüğü bu iddiaların uyuşmazlığın esasını etkileyebilecek

nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

15. Başvurucunun esasa etkili olabilecek söz konusu

iddiaları ile ilgili olarak mahkeme ve Yargıtay kararında herhangi bir

değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla yargılama süreci bir bütün olarak ele

alındığında söz konusu iddialar hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadan

hüküm kurulması nedeniyle başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

IV. GİDERİM

17. Başvurucu, yeniden yargılama yapılması ile sembolik

olarak 1 TL maddi ve 1 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

18. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması

gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875,

7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No:

2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

19. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı

kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Konya 4. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2019/597, K.2019/934) GÖNDERİLMESİNE,

D. 364,60 TL harç ve 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 19.164,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 20/3/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL Raportör : Osman KODAL Başvurucu : Esin DOĞANAY Vekili : Av. Selman OĞUR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/25477, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. Hüküm
  6. II. İlgili
  7. Hukuk
  8. III. Değerlendirme
  9. IV. Giderim
  10. A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  11. B. Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı
  13. F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/25477
Tarih
20 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Gülhan Şimşek Başvurusu (B. No: 2019/655)
  • M.g.b.a.h.t. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2021/26923)
  • Onur Taahhüt Taşımacılık İnşaat Ticaret ve Sanayi A.ş. ve Yedigöze İnşaat Danışmanlık Otomotiv İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2022/41426)
  • Atilla Darendeli Başvurusu (B. No: 2021/3006)
  • Abdullah Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/5841)
  • Hakan Selçuk Bezci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/3838)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.