İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Estetik Yayıncılık A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/30591)

1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan bir haber

Başvuru No2017/30591Tarih13 Ocak 2021Okuma26 dk · 5.259 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Estetik Yayıncılık A.Ş. Başvurusu (2)

Karar tarihi
13 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2017/30591
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.259 kelime·26 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan bir haber

nedeniyle bir gün süreyle resmî ilan ve reklamların kesilmesine karar

verilmesinin başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 20/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, olayların geçtiği tarihte Açık Mert

Korkusuz gazetesinin (gazete) yayın sahibidir. Davalı ise Basın İlan Kurumudur

(BİK). BİK 9/1/1961 tarihli ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair

Kanun ile kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir idaredir. Olayların geçtiği

tarihte Başbakanlığa bağlı olan -daha sonra Cumhurbaşkanlığına bağlanacak olan-

Kurumun internet sitesinde, resmî ilanların dağıtımında adaletsiz davranıldığı

gerekçesiyle hükûmet ile gazeteleri karşı karşıya getiren uygulamalara son

vermek amacıyla Kurumun kurulduğu belirtilmiştir. Kurumun görevlerinden birinin

basın ahlak esasları kapsamında şikâyete bağlı ve/veya resen inceleme yaparak

ihlalin sabit olduğu hâllerde “resmi ilan ve reklamların kesilmesi” yoluyla

gazetelere yaptırım uygulanması olduğu ifade edilmiştir.

A. Başvuruya Konu Davaya İlişkin Süreç

9. Gazetenin 3/8/2015 tarihli nüshasında "Milletin

Parasını Böyle Çarçur Ediyorlar!" başlıklı bir yazı yayımlanmıştır.

İlgili yazı şöyledir:

"Erdoğan'ın en güvendiği adamı [E.A.nın], İç İşleri Bakanlığı'nı

bıraktığı gün oturduğu konutu boşaltması gerekiyordu. O boşaltmadığı gibi evde

tadilat başlattı. İçine su gibi para akıttılar.

İç İşleri eski Bakanı [E.A.nın] Cumhurbaşkanlığı

Sarayı'ndaki lükse özendiği anlaşıldı. 7 Haziranda Erzurum'dan milletvekili

seçilen [E.A.nın] görevinden istifa ettiği 7 Mart'tan itibaren

boşaltmadığı bakan konutuna 2.5 milyon liralık tefrişat yaptırdığı ortaya

çıktı. Yıllarca Ankara Valilik konağı olarak hizmet veren konutta yapılan

tadilat ve tefrişatı H. İsimli firma üstlendi.

Perdelere 150 Bin Lira

[E.A.nın] zevkine göre konuta; 150

bin lira değerinde elektrikli perdele, lüks halılar ile özel üretim koltuk ve

mobilyalar alındığı öğrenildi. Kulislere yansıyan bilgilere göre, [E.A.]

İçişleri Bakanı olduktan sonra Gaziosmanpaşa'daki bakan konutunda kapsamlı bir

tadilat yapılmasını istedi. Oysa konut [M.G] zamanında 1 milyon

harcanarak yenilenmişti. Ancak [E.A.] Atakule'nin karşısındaki valilik

konutunu beğendi. Konutları değiştirme kararı aldı. Konutlar takas edildi.

Valilik konutu bakanlığa, bakanlık konutu ise valiliğe devredildi. Sil baştan

yenilenen konut için tam 2.5 milyon lira para harcandı. Sadece elektrikli

perdelere 150 bin lira ödendi. Evin tadilatını üstlenen yeni müsteşar [M.Ü]

ihaleyi de Cumhurbaşkanlığındayken çalıştığı D. isimli firmaya verdi. İddiaya

göre, 'bakan bey göreve başlamadan işi yetiştirelim' düşüncesiyle ihale

yapılmadan işe başlandı. İhale süreci ancak işin bitiminden iki hafta önce

tamamlandı. Fiyatları fahiş bulan ve hak edişlere imza atmak istemeyen iki

mühendis ise rapor aldı ".

10. Şikâyetçi yukarıdaki haber üzerine başvurucunun

hakaret ve iftira suçlarından cezalandırılması talebiyle suç duyurusunda

bulunmuştur. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 20/10/2015 tarihinde

başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiş ve verilen bu

karar kesinleşmiştir.

11. Şikâyetçi, ilgili haber nedeniyle başvurucunun tekzip

metni yayımlaması talebinde bulunmuştur. Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin

3/9/2015 tarihli kararıyla başvurucunun tekzip metni yayımlamasına karar

verilmiş ve verilen bu karar kesinleşmiştir. Başvurucu kendisine gönderilen

tekzip metnini yayımlamamıştır.

12. BİK'in Basın Ahlak Esasları Hakkında 129 sayılı Genel

Kurul kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Madde 1 – Bir kamu hizmeti olan

gazetecilik, kişisel veya ahlâka aykırı amaç ve çıkarlara âlet edilemez ve kamu

yararına aykırı bir şekilde kullanılamaz. Haberlerde ve olayların yorumunda

gerçeklerden saptırma, çarpıtma veya kısaltma yoluyla amaçlı olarak

ayrılınamaz. Doğruluğu kuşku uyandırabilen ve araştırılması gazetecilik

imkânları içinde bulunan haberler, araştırılıp doğruluğuna emin olunmadan

yayınlanamaz. Bu hizmetin görülmesinde aşağıdaki Basın Ahlâk Esasları’na

uyulur:

...

g) Gazete ve dergiler, verdikleri

gerçeğe aykırı bilgilerden dolayı, yollanacak, yayın organına ve üçüncü

kişilere hakaret ve suç unsuru içermeyen cevap ve düzeltme metinlerini;

bunların gönderilmesine sebep olan yazının etkisini bütünüyle giderecek şekilde,

günlük süreli yayınlarda cevap ve düzeltme metinlerinin alındığı tarihten

itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda ise cevap ve düzeltme

metinlerinin alındığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili

yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde

yayımlar.

ı) Kişi, kurum ve toplum katmanlarına

yönelik yayınlarda, eleştiri sınırlarını aşan aşağılayıcı sözcükler

kullanılamaz; hakaret edilemez, sövülemez iftira ve haksız isnat yapılamaz.

...

Madde 2 – Gazete ve dergilerin Basın

Ahlâk Esasları’na aykırı davrandığına ilişkin ihbar ve şikâyetler, kendilerini

ilgilendiren hallerde gerçek ve tüzel kişilerce, genel olarak da 195 sayılı

Kanun’un 5’inci maddesinde temsili öngörülen kurum veya kuruluşlarca Basın İlân

Kurumu Yönetim Kurulu’na yapılır.

...

Aynı konuda yargı organlarına

başvurulmuş olması, Yönetim Kurulu’nun incelemesini ve karar vermesini

etkilemez.

Madde 4 – Gazete ve dergilerin, Basın

Ahlâk Esasları’na uymadıkları Yönetim Kurulu’nca, kendiliğinden veya başvuru

üzerine tespit edildiğinde, 195 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinin (a) bendi

uygulanır..."

13. E.A.; cevap ve düzeltme metni yayımlanması yönündeki

karara istinaden gazeteye ihtarname çekildiğini, ihtarname tebliğ edilmesine

rağmen cevap ve düzeltme metninin yayımlanmadığını, ayrıca ilgili haberde geçen

ifadelerin iftira ve hakaret niteliğini taşıdığını, bu nedenle gazetenin basın

ahlak esaslarını ihlal ettiğini ileri sürerek BİK'e şikâyetçi olmuştur.

14. BİK, 31/3/2017 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla

başvurucu gazete hakkında resmî ilan ve reklamlarının iki gün süre ile

kesilmesine ancak gazetenin resmî ilan ve reklam yayımlama hakkı

bulunmadığından verilen cezanın şimdilik uygulanmamasına karar vermiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Şikayetçinin bakanlığı sona

ermiş olmasına rağmen lojmanını boşaltmadığını gerçeğe aykırı olarak ileri

sürdüğü, dolayısıyla kamuoyu nezdinde şikayetçi hakkında iftira ve haksız

isnatta bulunduğundan, Basın Ahlak Esasları Hakkında 129 sayılı Genel Kurul

kararının 1. maddesinin ı bendini ihlal ettiği sonucuna varıldığından 195

sayılı kanun 49/a maddesi uyarınca resmi ilan ve reklamlarının 1 gün süre ile

kesilmesine;

...

Cevap ve düzeltme metni

gazete tarafından tebligatın alındığı tarihten itibaren 3 günlük yasal süresi

içinde... usulüne uygun şekilde yayımlanmadığından Basın Ahlak Esasları

Hakkında 129 sayılı Genel Kurul kararının 1. maddesinin g bendini ihlal ettiği

sonucuna varıldığından 195 sayılı kanun 49/a maddesi uyarınca resmi ilan ve

reklamlarının 1 gün süre ile kesilmesine;

... Şikayet konusu haberin ilgili

gazetede yayımlandığı ve şikayet dilekçesinin Kuruma sunulduğu tarihlerde

gazetenin resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmadığından, Genel Kurul

kararının g ve ı bentlerini ihlal etmesine rağmen, Kurulumuz tarafından verilen

iki gün süreyle resmi ilan ve reklam kesme cezasının şimdilik uygulanmamasına,

ancak reklam ve ilan yayınlama hakkının reddi kararına karşı açılan davanın

sonucuna göre Kurulumuzun bu konu hakkındaki kararı doğrultusunda Kurum Genel

Müdürlüğü tarafından gerekli işlemlerin tesisine karar verilmiştir."

15. Başvurucu, BİK kararına itiraz etmiştir. Küçükçekmece

2. Asliye Hukuk Mahkemesi (hakem sıfatıyla) 23/5/2017 tarihli kararıyla

itirazın kısmen kabul, kısmen reddine kesin olarak karar vermiştir. Gerekçeli

kararın ilgili kısımları şöyledir:

"... haber içeriğinde vatandaşın parasının çarçur edildiğinin beyan

edildiği, suç oluşturacak herhangi bir isnadın yapılmadığı, Valilik Konağı'na

yapılan harcamaların eleştirildiği, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin 20/10/2015 tarihinde karar

verildiği, basın özgürlüğünün aynı zamanda eleştiri hakkını da içerdiği, bu

eleştiri hakkını kullanırken çarçur kelimesi kullanılarak, farklı bir üslubla

da dile getirilebileceği, Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere böyle bir

söylemin ve eleştirinin iftira suçunu oluşturmayacağı, bu haberin eleştiri ve

yorumlardan ibaret olduğu, hakaret suçunu oluşturacak bir söze de yer

verilmediği, Devletin önemli makamlarında ve kamu görevi yapan kişilerin bu tür

haber ve eleştirilere açık olması gerektiği, 5187 sayılı Yasanın 3.maddesinde

Basın Özgürlüğünün eleştirme ve yorumlama haklarını da içerdiği, şikayete konu

haberde eleştiri sınırlarının aşılmadığı ve demokratik sistemlerde her partinin

eyleminin basın özgürlüğü çerçevesinde tartışılabileceği, somut bir suçun isnat

edilmediği, yapılan haber içeriğinde 'iddialara göre' ifadesine yer verildiği,

onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek bir hakaret sözünün kullanılmadığı,

her parti ve koalisyon dönemlerinde siyasi kişiliklerin yapılan tasarruflarının

beğenildiği kadar zaman zaman da her dönem eleştirildiği, bu basın hürriyetinin

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri'nin emsal kararlarıyla

gerektiğinde gazetecinin değerlendirme hatta sert bir eleştiriyle kamu

hizmetleri konusunda haber yapma ve eleştirme hak ve yetkisinin tanındığı,

yapılan haber içeriğinin basın özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşılmakla itirazın

bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.

... habere konu kişinin tekziple ilgili

şikayete konu gazete hakkında işlem yapılmasını istediği anlaşılmış, tekzip

kararının gazetede yayınlanmadığı anlaşılmakla gazete hakkında bu yönden

uygulanan yaptırımın yasal olduğu anlaşılmış ve bu yönden itirazın reddine

karar verilmiş, bu haliyle itiraza konu Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü'nün

24/03/2017 tarih ve 52207902-050.02-04-E. 195-2017-60065 sayılı kararında

davalı kurum tarafından 129 sayılı Genel Kurul Kararının 1. maddesinin g

bendinin ihlal edilmesi nedeniyle 1 gün süreyle resmi ilan ve reklam kesme

cezasının onaylanmasına, ı bendini ihlal ettiği uyarınca verilen 1 günlük resmi

ilan ve reklamların kesilmesi cezasının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir."

16. Nihai karar başvurucuya 20/6/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 20/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Başvuruya Konu Olmayan Davaya İlişkin Süreç

18. Başvurucu, gazetenin resmî ilan ve reklam alma hakkı

için BİK'e başvurmuştur. BİK'in 67 sayılı Genel Kurul kararının 17., 18., 20.

ve 57. maddelerinde düzenlenen koşulları taşımadığı gerekçesiyle başvurucunun

talebi reddedilmiştir. Başvurucu, BİK kararının iptali talepli dava açmıştır.

İstanbul 10. İdare Mahkemesi 7/3/2017 tarihli kararıyla davanın reddine karar

vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi 26/9/2017 tarihli kararıyla istinaf isteminin

reddine karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

19. 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Düzeltme

ve cevap” kenar başlıklı 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve

haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması

halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde

göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan

menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir

düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten

itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten

itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve

sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.

…

Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada

belirlenen süreler içinde yayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin

bitiminden itibaren, birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması

halinde ise yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep

eden kişi, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun

hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza

hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar.

Sulh ceza hâkiminin kararına karşı acele

itiraz yoluna gidilebilir. Yetkili makam üç gün içinde itirazı inceleyerek

karar verir. Yetkili makamın kararı kesindir. Düzeltme ve cevabın

yayımlanmasına hâkim tarafından karar verilmesi halinde, birinci fıkradaki

süreler, sulh ceza hâkiminin kararına itiraz edilmemişse kararın kesinleştiği

tarihten, itiraz edilmişse yetkili makamın kararının tebliği tarihinden

itibaren başlar…”

20. 5187 sayılı Kanun’un “Düzeltme ve cevabın

yayımlanmaması” kenar başlıklı 18. maddesi şöyledir:

“Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına

ilişkin kesinleşmiş hâkim kararlarına uymayan sorumlu müdür ve sorumlu müdürün

bağlı olduğu yetkili onmilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para

cezasıyla cezalandırılır. Ağır para cezası, bölgesel süreli yayınlarda

yirmimilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda ellimilyar liradan az olamaz.

Sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı

olduğu yetkili hakkında verilen ağır para cezasının ödenmesinden yayın sahibi,

sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili ile birlikte müteselsilen

sorumludur.

Düzeltme ve cevap yazısının

yayımlanmaması veya 14 üncü maddenin birinci fıkrasında belirtilen şartlara

uyulmaksızın yayımlanması hallerinde hâkim ayrıca, masraflar yayın sahibi

tarafından karşılanmak üzere, bu yazının tirajı yüzbinin üzerinde olan iki

gazetede ilân şeklinde yayımlanmasına da karar verir.”

21. 195 sayılı Kanun’un “Müeyyide” kenar başlıklı

49. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu kanuna veya bu kanuna dayanılarak

yapılacak yönetmeliğe veyahut Kurum Genel Kurulunun bu kanunda yazılı

hususlarda ittihaz edeceği kararları ile yükletilen ödevlere yahut da basın

ahlak esaslarına, riayet etmiyen gazete ve dergilerle prodüktörler ve kamu

idare ve teşekkülleri ve 42 nci maddede anılan sair ortakların sorumluları

hakkında, diğer mevzuat hükümlerine halel gelmemek üzere, aşağıda yazılı olduğu

şekilde muamele yapılır:

a) Kurum tarafından o gazete veya

dergiye verilecek ilan ve reklamlar, kesinleşen Yönetim Kurulu Kararına

dayanılarak, Kurum Genel Müdürlüğünce, iki ayı geçmiyecek bir süre ile kesilir.

Ayrıca, bu kanunla temin edilen menfaatlerden de aynı şekilde faydalandırılmaz.

b) Prodüktörlük müessesesinin iki ayı

geçmemek üzere kapatılması için, Kurul Genel Müdürlüğünce iş, Yönetim Kuruluna

intikal ettirilir. Kesinleşen Kurul Kararını, o yerdeki valilik infaz eder.

(a) ve (b) bentlerinde yazılı hallerde,

Yönetim Kurulu Kararına, tebliğinden itibaren on gün içinde o yerdeki en yüksek

dereceli Asliye Hukuk Hakimliğine itiraz edilebilir. Hakim, en geç on beş gün

içinde evrak üzerinden kararını verir, bu karar, kesindir.”

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 13/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; resmî ilan ve reklamların iki gün süreyle

kesilmesine ilişkin olarak BİK tarafından verilen kararın derece mahkemesince

usul yönünden reddedilmesi gerekirken kısmen kabul, kısmen ret yönünde karar

verildiğini ve bir gün süreyle resmî ilan ve reklamların kesilmesi cezasının

kesinleştiğini, verilen karar tarihi itibarıyla gazetenin resmî ilan ve reklam

yayımlama hakkı bulunmadığını, ileride doğması muhtemel bir hakla ilgili olarak

hakkında verilen kararın ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde; yargı mercilerinin farklı

çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları içinde adil bir denge

kurup kurmadığı, vardıkları sonucun ölçülü olup olmadığı ve kararlarının ilgili

ve yeterli gerekçeyi içerip içermediği hususlarının gözönünde bulundurulması

gerektiğini belirtmiştir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa’nın "Düşünceyi açıklama ve yayma

hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

26. Anayasa’nın "Basın hürriyeti" kenar

başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma

hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında,

Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”

27. Anayasa’nın "Süreli ve süresiz yayın hakkı"

kenar başlıklı 29. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Süreli yayınların çıkarılması,

yayım şartları, malî kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar

kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe

yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, malî ve teknik

şartlar koyamaz.

..."

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Başvurucu hakkında icra edilebilir kesinleşmiş bir

yargı kararı bulunmaktadır. Başvurucunun reklam ve ilan yayımlama hakkı elde

etmesi hâlinde, başvuruya konu kararın icra edilmesine yönelik yasal bir engel

görülememiştir. Dolayısıyla başvurucunun ileride doğması muhtemel bir hakkı

yönünden verilen karar hakkında yapılan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de bulunmadığı anlaşılan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

29. Başvurucunun yayımcısı olduğu gazete ile ilgili

olarak bir gün süreyle reklamlarının ve resmî ilanların kesilmesine karar

verilmiştir. Söz konusu karar ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine

yönelik bir müdahalede bulunulmuştur.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin

...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

31. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

32. 195 sayılı Kanun'un 49. maddesine dayanıldığı

anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

33. Başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin kararın

başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir

parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda Basın Özgürlüğünün Önemi

34. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer

alan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve

Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun

zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade

etmiştir. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli

ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların

iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan

birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574,

30/6/2014, § 63; Haci Boğatekin (2), B. No: 2014/12162, 21/11/2017, §

38).

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

35. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir

Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007).

36. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 77; Sırrı

Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 58; Bekir Coşkun,

§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında adil bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve

diğerleri, § 132; Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46,

49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, § 59).

37. Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve

ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp

karşılamadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Ancak

bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu,

B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).

38. Anılan denetim sırasında Anayasa Mahkemesi temel hak

ve özgürlüklere yapılan müdahalenin gerekçesine odaklanır. Kamu makamlarının

temel hak ve özgürlüklere -zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılı

olduğunu- ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koymadan yaptıkları

müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kabul

edilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya

Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile

yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (Kemal

Kılıçdaroğlu, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56;

Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 120).

(2) Cevap ve

Düzeltme Hakkı ile İlgili Bazı Tespitler

39. Öncelikle cevap ve düzeltme hakkının bir yayında

kendisinden bahsedilen herkese aynı yayın organını kullanarak kendi bakış

açısını yansıtma imkânı veren anayasal bir hak olduğu gözönünde bulundurulmalıdır.

Nitekim Anayasa’nın “Düzeltme ve cevap hakkı” kenar başlıklı 32.

maddesinin birinci fıkrasında “Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin

haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı

yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.” denilmiştir.

Cevap ve düzeltme yolu, ceza hukukuna özgü bir nizasız (çekişmesiz) yargılama

faaliyetidir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içinde ve duruşma yapmaksızın

evrak üzerinde yapacağı inceleme sonunda karara bağlamak zorundadır. Sulh ceza

hâkiminin talebin kabulüne dair kararının kesinleşmesi ve ilgili yayın

organınca cevap ile düzeltme metninin yayımlanmaması hâlinde yayın organının

sorumlu müdürü ve onun bağlı olduğu yetkili, adli para cezası ile

cezalandırılabilir. Cevap ve düzeltme yolu çekişmesiz bir yargı yolu olduğu

için bu konuda verilen kararlar, basın yoluyla kişilik hakkının ihlali

nedeniyle açılan diğer ceza veya hukuk davalarında da kesin bir hüküm teşkil

etmemektedir (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik [GK], B. No:

2013/6237, 2/7/2015, §§ 49-51).

(3) Cevap ve

Düzeltme Hakkına İlişkin Olarak Basın İlan Kurumu Yolu

40. BİK'in 129 sayılı Genel Kurul kararıyla basın ahlak

esasları belirlenmiştir. Buna göre süreli yayınları çıkaran kuruluşların

gerçeğe aykırı verilen bilgiler dolayısıyla cevap ve düzeltme metinlerini

usulüne uygun bir şekilde yayımlamadıkları takdirde BİK Yönetim Kurulu

kararıyla resmî ilan ve reklamlarının kesilmesine karar verilebilir. 195 sayılı

Kanun'a göre BİK tarafından verilen bu kararlara karşı asliye hukuk mahkemesine

itiraz edilebilir. Mahkeme, en geç on beş gün içinde evrak üzerinden kararını

verir ve bu karar kesindir. Bu kararların itirazına, yüksek dereceli asliye

hukuk mahkemesi hakem sıfatıyla bakmaktadır (Anayasa Komisyonu Raporu, Danışma

Meclisi/Anayasa Komisyonu, E.1/463, K.434, 30/7/1982, madde 32).

41. 195 sayılı Kanun'da düzenlenen asliye hukuk

mahkemesine itiraz yolu kanunla düzenlenmiş bir mecburi tahkim yoludur. Mecburi

tahkimde, taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgili önceden bir tahkim sözleşmesi

öngörülmemesine rağmen uyuşmazlığın kanun gereği hakem tarafından çözümlenmesi

öngörülmektedir. 195 sayılı Kanun uyarınca BİK'in verdiği kararlara karşı

düzenlenen tahkim yolu yine bir nizasız (çekişmesiz) yargılama faaliyetidir.

(4) Reklam ve

İlanların Kesilmesi Şeklindeki Müdahalenin Basın Özgürlüğü ile İlişkisi

42. Resmî ilan ve reklamların kapsamı 5/10/2016 tarihli

ve 29848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Resmî İlân ve Reklâmlar ile Bunları

Yayınlayacak Süreli Yayınlar Yönetmeliği'nde (Yönetmelik) düzenlenmiştir.

Yönetmelik'in 5. maddesine göre resmî ilan; kanun, tüzük veya yönetmelik gereği

yayımlanması zorunlu olan ilanlar ve merkezî yönetim kapsamındaki idareler,

mahallî idareler, sosyal güvenlik kurumları, kamu iktisadi teşebbüsleri, kamu

hukuku tüzel kişiliğini haiz teşekküller ile sermayesinin yarısından fazlası bu

teşekküllere ait veya bunların yüzde elliden fazla sermaye payı olan

iştiraklerinin reklam niteliği taşımayan ilanları olarak belirlenmiştir.

Yönetmelik'in 6. maddesinde düzenlenen reklam ise satışı artırmak gibi ticari

gayelerle ya da bir şeye veya bir fikre rağbet sağlamak gibi maddi ya da manevi

bir menfaat temini veya tanıtım maksadıyla gazete ve dergilerde yazı, resim

veya çizgilerle yapılan ilanlardır.

43. Anayasa'nın 29. maddesinde süreli yayınların

çıkarılması, yayım şartları, mali kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili

esasların kanunla düzenleneceği, kanunun haber, düşünce ve kanaatlerin

serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali

ve teknik şartlar koyamayacağı ve süreli yayınların devletin ve diğer kamu

tüzel kişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve imkânlarından eşitlik

esasına göre yararlanacağı belirtilmiştir.

44. BİK'e resmî ilanlar ve reklamlarla ilgili olarak

verilen yetkilerin gazetelerin niteliğinin artırılması ve sırf resmî ilan

alabilmek için gazete çıkarılmasının önlenmesi amacını taşıdığı

anlaşılmaktadır. Bu itibarla Anayasa'nın 29. maddesindeki düzenlemede;

gazetelerin yayım yapmasını zorlaştıran ekonomik koşulların konulması da

yasaklanmıştır. Bu bakımdan BİK'e verilen yetkilerle gazetelerin niteliklerini

artırma amacıyla yayınlarda sürekliliği ve güvenilirliği hedefleyen ölçütler

getirilmesi durumunun yayın kuruluşlarının düşünce ve kanaatlerini serbestçe

yayımlaması özgürlüklerini engelleyici koşulları içermediği açıktır (AYM,

E.2010/78, K.2011/177, 29/12/2011).

45. Bu sebeple mevcut başvuruya benzer başvurularda,

Anayasa'nın 29. maddesindeki düzenleme de gözönünde bulundurularak BİK'e

resmî ilan ve reklamların kesilmesine ilişkin olarak verilen müdahale

yetkisinin kullanımında dikkatli bir değerlendirme yapılmalıdır. Somut

başvuruda olduğu gibi şikâyetçinin Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında koruma altına alınan şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği iddiası

karşısında başvuruya konu ulusal günlük gazetenin Anayasa’nın 28. maddesinde

güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak

Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında bir

denge kurulması gerekmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ahmet

Oğuz Çinko ve Erkan Çelik, § 54).

(5) Basın İlan Kurumunun Resmî İlan ve Reklamların

Kesilmesi Biçimindeki Müdahalesinin Demokratik Toplum Gereklerine

Uygunluğunun Denetiminde Gözetilmesi Gereken Hususlar

46. Anayasa Mahkemesinin rolü, başvuruya konu müdahalenin

olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanılarak yapıldığının ve

keyfî olmadığının denetlenmesini kapsar. Dolayısıyla böyle bir denetim, derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların müdahalenin zorunlu

toplumsal ihtiyacı karşıladığını, dolayısıyla demokratik bir toplumda gerekli

ve orantılı olup olmadığını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koyması ile

bağlantılıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Halil Bayık

[GK], B. No: 2014/20002, 30/11/2017, § 43).

47. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili

ve yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer

başvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Bir haberden dolayı resmî ilan ve reklamların

kesilmesi şeklindeki müdahalede, dayanak yapılan haberin -yayımlandığı

bağlamdan kopartılmaksızın- olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi

gerekir. Somut olayda başvurucunun ifade ve basın özgürlükleri ile E.A.nın

şeref ve itibarının korunması hakkı arasında bir çatışma meydana gelmiştir.

Çatışan söz konusu haklar arasında dengeleme kriterleri Anayasa Mahkemesinin

önceki içtihatlarında detaylı bir şekilde ortaya konmuştur (benzer değerlendirmeler

için bkz. Abuzer Demir ve Aslı Peksezer, B. No: 2016/73556, 23/10/2019,

§§ 45, 47; Kenan Kıran ve Ramazan Fatih Uğurlu, B. No: 2016/2884,

24/10/2019, § 48; Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit, §

61). Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için;

- Haber veya makalede yer alan ifadelerin kim tarafından

dile getirildiği,

- Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile

kişinin öncekidavranışları, basının sıkı denetiminde olup olmadığı, katlanması

gereken, kabul edilebilir eleştiri sınırlarının -sade bir vatandaş ile

karşılaştırıldığında- daha geniş olup olmadığı,

- Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan

ifadelerin türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları,

-Haber veya makalenin yayımlanma şartları,

-Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, yayının genel

yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer

kişilerin düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı,

-Kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve

konunun güncel olup olmadığı,

-Haber veya makalede yer alan ifadelerin olgusal temele

dayalı olup olmadığı, ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince

desteklenip desteklenmediği,

- Başkalarının şöhret ve haklarının zarar görme

ihtimalinin bulunduğu durumlarda başta meslek ahlakına saygı gösterme, doğru ve

güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etme ödevi olmak

üzere basın mensuplarının kendiliğinden uymaları gereken zorunlu sınırlara,

ödev ve sorumluluklara uygun davranıp davranmadıkları,

- Haber veya makalede dile getirilen düşüncelere cevap

verme olanağının bulunup bulunmadığı,

- Haber veya makalenin hedef aldığı kişilerin hayatı

üzerindeki etkileri kriterlerinin somut olaya uyduğu ölçüde uygulanması

(benzer değerlendirmeler için bkz. Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184,

16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, §

56; Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan

Cihaner (2), §§ 66-73), BİK'in de bu dengeleme kriterlerine uygun bir

değerlendirme yapması gerekmektedir.

ii. BİK, şikâyet konusu olayı değerlendirirken "cevap

ve düzeltme metninin yayımlanması" yönünde verilen bir kararı dayanak

yapmışsa bu, BİK'in ayrı bir değerlendirme yapmayacağı anlamına gelmemektedir.

Cevap ve düzeltme hakkının kullanımına ilişkin olarak sulh ceza hâkimliği yolu

ile BİK süreci yukarıdaki paragraflarda (bkz. §§ 39-41) anlatıldığı üzere

birbirinden farklı süreçler olup BİK bu karardaki gerekçeleri de gözönünde

bulundurarak (i) maddesinde belirtilen şekilde bir değerlendirme yapmalıdır.

iii. Cevap ve düzeltme metni yayımlanmasına ilişkin

kararların kesin hüküm teşkil etmediği her zaman gözönünde bulundurulmalıdır.

Kaldı ki BİK sürecinde gerek 195 sayılıKanun ve gerek Kanun'un gönderme yaptığı

Genel Kurul kararı süreli yayınlarda etik ilkelere aykırı davranıldığını tespit

etmek için daha önce bir mahkeme kararı olmasını öngörmediği gibi sulh ceza

mahkemesince cevap ve düzeltme metninin yayımlanmasına ilişkin verilmiş bir

kararın varlığı BİK'in otomatik olarak resmî ilan ve reklamların kesilmesi

cezası vereceği anlamına gelmemektedir. Bu nedenle BİK, değerlendirmesini

yaparken bu hususu gözönünde bulundurmalıdır.

iv. Haberin kişilerin şeref ve itibarları üzerindeki

ağırlığı ile BİK tarafından verilen ceza arasında orantılılık ilişkisi

kurulmalıdır.

48. Böylece resmî ilan ve reklamların kesilmesi

şeklindeki müdahalenin Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ortaya konan kriterlere

uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir.

(6) Somut

Olaya İlişkin Nihai Değerlendirmeler

49. Basın özgürlüğünün tesisinin koşullarından biri de

kuşkusuz ekonomik imkânların bulunmasıdır. Zira basın özgürlüğü haberin

içeriğinin yanında haberin veriliş biçimini de kapsar. Bilhassa süreli yayınlar

açısından haberin verilmesi için ekonomik imkânlar büyük ölçüde resmî ilan ve

reklamların yayımlanmasıyla sağlanmaktadır. Bu nedenle eldeki başvuruya benzer

başvurularda BİK'in resmî ilan ve reklamların kesilmesi şeklindeki müdahale

yetkisinin basının etik yönden niteliklerini artırmaya yönelik bir düzenleme

olduğu, bir yaptırım aracı olarak öngörülmediği gözönüne alınmalıdır.

Dolayısıyla BİK'in önüne gelen şikâyetlerle ilgili olarak yukarıda sayılan

dengeleme kriterlerini (bkz. § 47) çok sıkı bir şekilde uygulaması ve anılan

müdahale biçimini başvurulabilecek son çare olarak görmesi basın özgürlüğü

açısından hayati önem taşımaktadır.

50. Başvuruya konu haber ile ilgili olarak Sulh Ceza

Mahkemesince evrak üzerinden içeriğine başvurucunun müdahale edemeyeceği bir

metni yayımlamasına karar verildiği ve bu karar öncesinde başvurucuya savunma

ve delillerini sunma imkânı tanınmadığı, resen de herhangi bir araştırma

yapılmadığı görülmektedir. Sonrasında BİK'in maddi anlamda kesin hüküm teşkil

etmeyen bu kararı dayanak alarak ilave hiçbir değerlendirme yapmaksızın

otomatik olarak cezalandırma gerekçesi yaptığı, BİK kararına itirazı inceleyen

derece mahkemesinin de bu kararla ilgili bir değerlendirmede bulunmaksızın

itirazın reddine karar verdiği görülmektedir.

51. Başvurucu, verilen karar nedeniyle resmî ilan ve

reklam yayımlama hakkı elde etmesi hâlinde bir günlük resmî ilan ve reklam

yayımlama cezası ile cezalandırılacağını ifade etmiştir. Bu şekilde maddi bir

yaptırıma maruz kalma endişesinin kişiler üzerinde kesintiye uğratıcı bir

etkisi vardır ve sonunda kişinin bu etki altında ileride düşünce

açıklamalarından veya basın faaliyetlerini yapmaktan imtina etme riski

bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucu aleyhine bu şekilde bir yaptırıma

hükmedilmesinin başvurucunun üzerinde caydırıcı etki yaratabileceği

değerlendirilmiştir.

52. Sonuç olarak başvurucunun yayımlanan haber nedeniyle resmî

ilan ve reklamların kesilmesi şeklinde bir kararla cezalandırılmasının

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ilgili ve yeterli bir gerekçeyle

ortaya konulamamıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28.

maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucu ihlalin tespiti ile 100.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

56. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

57. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

58. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

59. İncelenen başvuruda, başvurucu hakkında bir gün

süreyle resmî ilan ve reklamların kesilmesine karar verilmesi nedeniyle ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

60. Bu durumda ifade ve basın özgürlüklerine ilişkin

ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya

özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu

kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Küçükçekmece 2. Asliye

Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

61. Öte yandan ihlal tespiti ile yeterli giderim

sağlandığı değerlendirildiğinden manevi tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

62. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına

alınan ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/223, K.2017/197)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminat talebinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Gülsüm Gizem GÜRSOY Başvurucu : Estetik Yayıncılık Anonim Şirketi Vekili : Av. Ceren YAKIŞIR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/30591, 13 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvuruya Konu Davaya İlişkin Süreç
  10. B. Başvuruya Konu Olmayan Davaya İlişkin Süreç
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine
  18. B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına
  19. C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin
  20. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/30591
Tarih
13 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Akram Houran Saleh Saleh ve Ayman Amhını Başvurusu (B. No: 2018/4084)
  • Hüsnü Aşkan Başvurusu (B. No: 2017/18969)
  • Hanım Gökçe Yüksel Başvurusu (B. No: 2019/13711)
  • Sabri Avniç Başvurusu (B. No: 2019/40959)
  • Semra Özaydınlık Başvurusu (B. No: 2019/1295)
  • H.s. Başvurusu (B. No: 2020/7290)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.