İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Eyüp Ensar Ekşioğlu ve S.s. Kutlu Birlik Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2019/39522)

1. Başvuru, binanın yıkımına yetkisiz makam tarafından

Başvuru No2019/39522Tarih28 Haziran 2022Okuma14 dk · 2.848 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Eyüp Ensar Ekşioğlu Ve S.S. Kutlu Birlik Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu

Karar tarihi
28 Haziran 2022
Başvuru Numarası
2019/39522
R.G. Tarih ve Sayı
19/8/2022-31928
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.848 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, binanın yıkımına yetkisiz makam tarafından

karar verilmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 28/11/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. İstanbul ili Kartal ilçesi Karlıktepe Mahallesi'nde

kâin 7870 ada 1 parsel, 2274 ada 494 ve 496 parsel, 7871 ada 1 parsel numaralı

taşınmazların malikleri A.Ş. ve Y.K.Ç. ile başvurucular arasında 13/8/1996

tarihinde akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden Kartal

Belediyesi (Belediye) 10/7/1997 tarihinde başvurucular adına yapı ruhsatı

düzenlemiştir. Ruhsatın onaylanmasından sonra başvurucular, Ekşioğlu

Siteleri olarak isimlendirdikleri yapının inşasına başlamıştır.

6. Belediye ekipleri tarafından yapılan denetimlerde

mimari projenin hilafına büyümeler yapıldığı tespit edilerek 29/5/1998

tarihinde yapı tatil zaptı düzenlenmiştir. Yapı tatil zaptına rağmen inşaatın

yapımına devam edildiği hususu 5/6/1998 ve 3/8/1998 tarihli tutanaklarla tespit

edilmiştir.

7. Belediye Encümeni 20/10/1998 ve 27/10/1998 tarihli

işlemlerle, ruhsat ve projeye aykırı olarak bazı bloklarda yapılan büyümelerin

yıkılarak buraların projeye uygun hâle getirilmesine 3/5/1985 tarihli ve 3194

sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca karar vermiştir. Belediyenin derece

mahkemesindeki yargılama sürecine yansıyan savunmalarından yıkım işleminin,

yıkım için açılan ihalelere katılımın olmaması sebebiyle yıllarca

gerçekleştirilemediği anlaşılmıştır.

8. Arsa sahipleri A.Ş. ve Y.K.Ç., başvurucular ile

başvuruculardan bağımsız bölüm satın alan kişiler aleyhine İstanbul Anadolu 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde 22/3/2004 tarihinde dava açmıştır. Anılan davada

başvurucuların projeye aykırı yapı inşa ettiği de ileri sürülerek kat karşılığı

inşaat sözleşmesinin feshi, sicilin düzeltilmesi ve inşaatla ilgili olarak

yıkım kararı verilmesi talep edilmiştir. Söz konusu davada 17/1/2014 tarihinde

verilen kararla; payını üçüncü bir kişiye devreden A.Ş. yönünden davanın

reddine, Y.K.Ç. yönünden ise kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine, kat

karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince başvuruculara devredilen bağımsız

bölümlerin tapu kaydının 1/2 oranında iptali ile Y.K.Ç. adına tesciline

hükmedilmiş ise de yıkım talebi reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde inşaatın

kat karşılığı inşaat sözleşmesine aykırı yapıldığı belirtilmiştir. Kararda

ayrıca bilirkişi raporuna atıfla inşaatın projeye uygun hâle getirilmesinin

mümkün olmadığı da vurgulanmış, yıkım talebinin reddiyle ilgili olarak herhangi

bir gerekçeye yer verilmemiştir. Karar, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin

14/12/2017 tarihli kararıyla bozulmuş olup dava derdesttir.

9. Arsa sahipleri 19/6/2018 tarihinde Belediyeye müracaat

ederek kendilerine ait olan altı bloku 1998 tarihli yıkım kararlarına istinaden

kendilerinin yıkması için izin verilmesini talep etmiştir. Söz konusu kişiler

12/10/2018 tarihinde Belediyeye bir kez daha müracaat ederek kendilerine ait

olmayan ancak natamam hâldeki diğer blokların da yıktırılması için izin

verilmesi talebinde bulunmuştur.

10. Belediye zabıta ekipleri 25/10/2018 tarihinde

yaptıkları yoklamada taşınmazın metruk konumda olduğunu, bazı blokların Türkçe

bilmeyen ya da çok az Türkçe bilen bazı kâğıt toplayıcıları tarafından

kullanıldığını tespit etmiştir.

11. Yapının tamamının müracaat sahiplerince yıktırılması

talebi, Belediye Başkanı'nın 1/11/2018 tarihli oluruyla kabul edilmiştir. Söz

konusu yazıda, taşınmazlar üzerindeki natamam bloklar için 3194 sayılı Kanun'un

32. ve 42. maddeleri uyarınca yıkım kararı alındığı ancak yıkım için açılan

ihalelere katılımın olmaması sebebiyle yıkım işleminin gerçekleştirilemediği

vurgulanmıştır. Yazıda, taşınmazlar üzerinde bulunan harabe blokların natamam

bloklarla birlikte müracaat sahiplerince yıktırılması talebinin 3/7/2005

tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 38. maddesinin birinci fıkrasının

(l) bendindeki "şartsız bağışları kabul etmek" hükmü uyarınca

kabul edildiği belirtilmiştir.

12. Başvurucular bu işlemin iptali istemiyle 16/11/2018

tarihinde İstanbul 3. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare

Mahkemesi 21/11/2018 tarihinde, usulüne uygun düzenlenmediği gerekçesiyle dava

dilekçesinin reddine karar vermiştir. Başvurucuların 25/12/2018 tarihinde

yeniledikleri dava dilekçesi de 3/1/2019 tarihinde aynı şekilde reddedilmiştir.

13. 5/2/2019 tarihinde ikinci kez yeniledikleri ve İdare

Mahkemesince reddedilmeyen dava dilekçelerinde başvurucular, yıkım kararı verme

yetkisinin Belediye Başkanı'na değil Belediye Encümenine ait olduğunu

belirtmiş; Belediye Encümeninin 1998 yılında verdiği yıkım kararlarının yapının

tamamını kapsamayıp ruhsat ve projeye aykırı olarak eklenen bölümüyle sınırlı

olduğunu ifade etmiş, Belediye Başkanı'nın taşınmazın tamamının yıktırılmasını

öngören dava konusu işleminin Belediye Encümeni kararını aşması sebebiyle yetki

yönünden sakat olduğunu savunmuştur. Başvurucular; arsa sahipleri tarafından

yıkım (kal) talebiyle İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan

davanın 17/1/2014 tarihinde reddedildiğini, anılan davanın derdest olduğunu,

adli yargıda açılan davada yıkım talebinin reddine karar verilmişken idari

işlemle yıkım kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Ayrıca inşaatın metruk değil natamam olduğunu, kat karşılığı inşaat

sözleşmesinin hâlihazırda yürürlükte bulunduğunu, inşaat üzerinde hak sahibi

oldukları inşaatın işgalinin önlenmesi için çalıştırdıkları bekçiler ile

ailelerinin inşaatta kalmasına izin verdiklerini açıklamışlardır.

14. Belediyenin savunma yazısında öncelikle imar barışı

sürecinde yıkım işleminin 15/6/2019 tarihine kadar durdurulduğu belirtilmiştir.

Belediye, boş bulunan blokların izinsiz olarak kullanıldığını ve güvenliği

tehdit edecek hâle geldiğini iddia etmiştir. Belediye ayrıca dava konusu

işlemin 1998 tarihli Belediye Encümeni kararlarının uygulanmasına yönelik

olduğunu savunmuştur.

15. İdare Mahkemesi 14/5/2019 tarihinde davayı

reddetmiştir. Kararın gerekçesinde 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinin ruhsatsız

yapılar ve ruhsata aykırı yapılara dair yapılacak işlemlere ilişkin olarak

idarelere sadece yetki vermediği, aynı zamanda görev de yüklediği

belirtilmiştir. Kararda, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapı yapılması

durumunda idarenin yıkım işlemlerini gerçekleştirme hususunda bağlı yetki

içinde bulunduğu açıklanmıştır. Yıkım işlemlerinin mali külfet gerektirmesi

sebebiyle gecikmesinin makul olduğu vurgulanan kararda idare tarafından alınan

yıkım kararlarının arsa maliklerince yerine getirilmesi talebinin kabulüne

engel bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı ifade edilmiş, yıkım işlemi ilgili

idare tarafından yerine getirilse dahi yıkım masraflarının yapı sahibinden

tahsil edileceği hususu bir arada değerlendirildiğinde yıkım işleminin arsa

sahipleri tarafından gerçekleştirilmesi talebinin şartsız bağış olarak kabul

edilmesine dair tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

16. Başvurucular bu karara karşı istinaf yoluna

başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, dava dilekçesindekilere ek olarak esaslı

iddialarının İdare Mahkemesi kararında karşılanmadığını ileri sürmüştür.

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi 16/10/2019 tarihinde

istinaf istemini esastan ve kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar 30/10/2019

tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. 3194 sayılı Kanun'un "Ruhsatsız veya ruhsat

ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" kenar başlıklı 32.

maddesinin olay tarihindeki yürürlükteki hâli şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat

alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya

ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce

tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine,

belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı

mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı

yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay

içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak,

belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu

aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata

uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe

kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir,

ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare

kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı

sahibinden tahsil edilir."

18. 5393 sayılı Kanun'un "Encümenin görev ve

yetkileri" kenar başlıklı 34. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Belediye encümeninin görev ve

yetkileri şunlardır:

...

i) Diğer kanunlarda belediye encümenine

verilen görevleri yerine getirmek."

19. 5393 sayılı Kanun'un "Belediye başkanının

görev ve yetkileri" kenar başlıklı 38. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Belediye başkanının görev ve

yetkileri şunlardır:

...

h) Meclis ve encümen kararlarını uygulamak.

...

l) Şartsız bağışları kabul etmek.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Anayasa Mahkemesinin 28/6/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular, Belediye Encümeninin 1998 tarihli

kararında sadece inşaatın ruhsata aykırı büyütülen kısımlarının yıkılmasına

karar verildiği hâlde Belediye Başkanı'nın anılan kararın uygulanması

kapsamında inşaatın tamamının yıkılması yönünde aldığı kararın yetki yönünden

hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucular yetkisiz bir makam tarafından

yıkım kararı verilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Ayrıca kanun koyucu tarafından belirlenen usule aykırı olarak yıkım kararı

verildiği yolundaki iddianın derece mahkemelerince karşılanmamasının gerekçeli

karar hakkını, natamam yapının metruk olduğu kabulü üzerinden hüküm

kurulmasının ve binanın ruhsata uygun hâle getirilmesinin mümkün olduğu

yönündeki Belediye yazılarının dikkate alınmamasının adil yargılanma hakkını

ihlal ettiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras

haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucuların şikâyetinin özü, kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden

inşa ettikleri yapının yıkımına karar verilmesine yöneliktir. Bu nedenle

başvurucuların tüm şikâyetlerinin mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Mülkün

Varlığı

25. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir

kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu

ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Anayasa'nın 35.

maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.

Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer

ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını

kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk

olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul

mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve fikrî hakların yanı

sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir

(Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

26. Somut olayda yıkımına karar verilen yapı,

başvurucular tarafından arsa malikleriyle akdedilen kat karşılığı inşaat

sözleşmesine istinaden inşa edilmiştir. Başvurucuların kat karşılığı inşaat

sözleşmesinden kaynaklanan haklarının mülk teşkil ettiği açıktır. Öte yandan

yıkımına karar verilen bağımsız bölümlerin bir kısmı başvurucuların

mülkiyetinde bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesi

uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir menfaatinin mevcut

olduğu kabul edilmiştir.

b. Müdahalenin

Varlığı

27. Anayasa'nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas

eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına

müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu

belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş;

ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi

belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi

koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun

bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son

fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı

olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol

etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı

maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan

özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun

bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel

biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017,

§§ 55-58).

28. Somut olayda başvurucuların inşa ettiği yapının

ruhsata ve projeye aykırı olduğu gerekçesiyle yıktırılması yolunda işlem tesis

edilmiştir. Yıkım kararının temel amacı imar mevzuatına aykırı yapıları ortadan

kaldırmaktır. Bu durumda başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin

üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

c. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

30. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız

bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması

gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 62). Bu bağlamda öncelikle müdahalenin kanuni

dayanağının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

31. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet

hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek

suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği

ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına

ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde de hak ve

özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir.

Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli

ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (Ford Motor Company, B. No:

2014/13518, 26/10/2017, § 49).

32. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî

manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun

adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere

müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan

düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına

bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün

bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

33. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60). Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da

bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı

olması, müdahaleye ilişkin yeterince erişilebilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No:

2014/6192, 12/11/2014, § 44).

34. Başvurucular, yıkım kararı verme yetkisinin belediye

encümenine ait olduğunu, somut olaydaki Belediye Encümeni kararında ise yapının

sadece ruhsata ve projeye aykırı olarak yapılan eklemelerin yıkımına karar

verildiği hâlde Belediye Başkanı'nın yapının tamamının yıktırılmasına izin

verdiğinden yakınmıştır.

35. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinin beşinci

fıkrasında, ruhsata aykırı olarak yapılan ve süresi içinde ruhsata uygun hâle

getirilmeyen binaların belediye encümeni kararını müteakiben yıktırılacağı

hükme bağlanmıştır. Buna göre ruhsata aykırı yapılar hakkında yıkım kararı

verme yetkisi belediye encümenine aittir. Nitekim somut olayda da İdare

Mahkemesinin aksine bir değerlendirmesi söz konusu değildir.

36. 5393 sayılı Kanun'un 38. maddesinin birinci

fıkrasının (l) bendinde belediye başkanına belediye encümeni kararlarını

uygulama görevi verildiği gözetildiğinde belediye başkanının belediye

encümeninin yıkım kararlarının icrası yönünde işlemler tesis etmesinin kanuni

dayanağının bulunmadığı düşünülemez. Bununla birlikte belediye başkanının

belediye encümeninin yıkım kararının kapsamını taşan uygulama işlemleri

mülkiyet hakkına yönelik müdahaleyi kanuni dayanaktan yoksun hâle getirebilir.

37. Somut olayda Belediye Encümeninin 20/10/1998 ve

27/10/1998 tarihli yıkım kararlarında, tüm yapının değil ruhsat ve projeye

aykırı olarak bazı bloklarda yapılan büyümelerin yıkılmasına karar verdiği

açıktır (bkz. § 7). Buna karşılık Belediye Başkanı'nın 1/11/2018 tarihli

oluruyla yapının tamamının yıktırılması hususunda arsa maliklerine izin

verilmiştir. Bu durumda Belediye Başkanı'nın 1/11/2018 tarihli işleminin

Belediye Encümeninin 20/10/1998 ve 27/10/1998 tarihli yıkım kararlarının

kapsamını aştığı tartışmasızdır. Dolayısıyla yapının tümü yönünden verilen

yıkım kararının kanuni dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmıştır.

38. Öte yandan yapının arsa sahiplerince yıktırılmasına

izin verilen işlemde inşaatın kâğıt toplayıcıları tarafından kullanılması

sebebiyle güvenlik riskine yol açtığı değerlendirmesinde bulunulduğu

gözlemlenmiştir. Ancak söz konusu yazıda, natamam binaların kullanım biçimi

itibarıyla asayiş sorunlarına yol açtığı hâllerde belediye başkanına binanın

yıkımına karar verme yetkisi tanıyan herhangi bir kanun hükmünün varlığı iddia

edilmemiştir. Yazıda 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesine atıfta bulunulmakla

yetinilmiştir. Anılan madde incelendiğinde belediye başkanına asayişin

sağlanması gerekçesiyle natamam binaları yıkma yetkisi veren bir düzenlemenin

bulunmadığı görülmektedir. Bu sebeple güvenlik sorununa yol açtığı gerekçesiyle

binanın yıkılmasına karar verilmesinin de kanuni temelinin bulunmadığı

anlaşılmıştır.

39. Bu durumda başvurucuların inşa ettiği yapının

bütünüyle yıktırılması yolunda arsa sahiplerine izin verilmesi suretiyle

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna

ulaşılmıştır. Varılan sonuca göre müdahalenin meşru bir amacının bulunup

bulunmadığının veya ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. Giderim

Yönünden

41. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesini ve yeniden

yargılama yapılmasına hükmedilmesini talep etmiştir.

42. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde

yer almaktadır.

43. Başvuruda tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden

yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019,§§ 53-60, 66; Kadri Enis

Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 3. İdare Mahkemesine (E.2019/356, K.2019/1253) GÖNDERİLMESİNE,

D. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 28/6/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Raportör : Ayhan KILIÇ Başvurucular : 1. Eyüp Ensar EKŞİOĞLU 2. S.S. Kutlu Birlik Konut Yapı Kooperatifi Başvurucular Vekili : Av. Pelin TÜMKAYA AŞKAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/39522, 28 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  16. B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan
  17. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  18. E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/39522
Tarih
28 Haziran 2022

İlgili Kararlar

  • Mürsel Yıldız Başvurusu (B. No: 2020/22149)
  • Arıf Huseynlı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/39033)
  • Alkapen Doğrama İnşaat Sanayi Ticaret İthalat İhracat Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2019/20170)
  • Edip Cömert ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/10681)
  • Özgür Uyanık Başvurusu (B. No: 2020/9524)
  • Ruşen Bayar Başvurusu (B. No: 2020/33709)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.