İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fatih Alakuş Başvurusu (B. No: 2019/16570)

1. Başvuru, gözaltı sırasında kolluk görevlilerinin

Başvuru No2019/16570Tarih25 Ocak 2024Okuma22 dk · 4.471 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fatih Alakuş Başvurusu

Karar tarihi
25 Ocak 2024
Başvuru Numarası
2019/16570
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.471 kelime·22 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltı sırasında kolluk görevlilerinin

fiziksel şiddet uyguladığı şikâyeti ile ilgili olarak etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 17/5/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen, Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığının (Başsavcılık) soruşturma dosyasında yer alan bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 4/5/2018 tarihinde, hakkındaki arama

kararına istinaden ikametgâhında yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Yakalama

Tutanağı'nda başvurucunun direnmesi nedeniyle kendisine direncini kıracak

ölçüde, kademeli olarak zor kullanıldığı, yüzüstü yere yatırıldığı, kelepçe

takılarak yakalandığı, yakalamadan sonra hazır edilen A.Ç ve E.Z.B. huzurunda

arama yapıldığı belirtilmiştir. Başvurucu, tutanağı imzalamaktan imtina

etmiştir.

9. Başvurucunun 4/5/2018 tarihinde yakalandıktan sonra

devlet hastanesinden alınan ilk genel adli muayene raporunda "Darp

cebir izine rastlanmadı, sol yanağında hiperemi mevcut." olduğu

tespitine yer verilmiştir. Gözaltı sürecinde 5/5/2018, 6/5/2018 ile 7/5/2018

tarihlerinde alınan genel adli muayene raporlarında ise herhangi bir darp ve

cebir izi tespit edilemediği ifade edilmiştir.

10. Başvurucunun 7/5/2018 tarihinde gözaltında zorunlu

müdafi huzurunda verdiği ifadesinin yakalanma olayına ilişkin kısmı şöyledir:

"4/5/2018 günü annemin evinde

bulunduğum esnada kapı zili çaldı kapıyı açtığımda polislerin olduğunu bana

aranmam olduğunu ve evde arama yapacaklarını söylediler bende aranmam olduğunu

bildiğim için tamam dedim ve polislerle evi ararlarken arama esnasında

polislerle yanlış anlaşılma nedeniyle ufak bir tatsızlık yaşandı ve sonradan

tatlıya bağlandı. Evde yapılan aramada bana ait laptop ... incelemek için

alarak beni Ankara Emniyet Müdürlüğüne getirdiler..."

11. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Pararlel Devlet

Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan 7/5/2018 tarihinde tutuklanmıştır.

Başvurucu, tutuklandıktan sonra yerleştirildiği ceza infaz kurumuna kabulü

sırasında ceza infaz kurumu görevlilerine 4/5/2018 tarihinde kendisini

gözaltına alan polislerin sol çenesine iki yumruk attığını ve dişinin bir

parçasının kırıldığını ifade etmiştir. Bunun üzerine başvurucu, ceza infaz

kurumu idaresi tarafından darp ve cebir raporu alınmak üzere hastaneye sevk

edilmiştir. Ayrıca ceza infaz kurumunca hazırlanan tutanakta başvurucunun

vücudunun herhangi bir yerinde gözle görülür darp ve cebir izi olmadığı da

belirtilmiştir.

12. Başvurucunun 7/5/2018 tarihinde sevk edildiği Dr.

Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi tarafından "Sol üst çene 3. molar

dişte 0,1x0,1 cm2 mikro

kırık tespit edildiğine, kanama odağı izlenmediğine, mukozalar intakt

izlendiğine ve kırığın zamanına dair bir çıkarım yapılamadığına..." ilişkin geçici rapor düzenlenmiştir. Başvurucunun bir gün

sonra Sincan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde yapılan muayenesi neticelesinde

"Radyolojik ve oral muayenesinde tüm yumuşak dokuların (dil yanı, diş eti

vb.) normal durumda olduğu, üst sol 3. molar dişte 0,1x0,1 cm palatinal

yüzeyde kırık tespit edildiği..." ifade edilmiştir.

13. 10/5/2018 tarihinde ceza infaz kurumu idaresi,

başvurucunun yaralanmasına ilişkin olarak ifadesini almıştır. Başvurucunun

ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"4/5/2018 tarihinde annemin evinde

bulunmakta iken akşam hava kararmasına yakın kapı zilinin çalması ile kapıyı

açtım bu esnada evde tek başımaydım. Kapıyı açtığımda 10-15 kişi olduğunu

tahmin ettiğim polisler beni ters kelepçe ile kelepçeleyerek yere yatırdılar.

Eve girerek arama yaptılar. Evin içerisinde bana sorulan bütün sorulara cevap

verdim. Arama yaptıkları esnada önüme evde bulunan zarları getirdiler. Kendi

aralarında zarı atalım kim büyük atarsa o döver diyerek konuştular. Sonrasında

zarı büyük atan bana bir tane vurdu. Kafama, enseme vurmak suretiyle darp

ettiler. Sonrasında yerden kaldırdılar ve arabaya götürdüler. Arabada bana bir

polis memuru soru sordu bende söylemek istemediğimi söylediğim sol çeneme doğru

iki yumruk attı. Dişim o anda kırıldı. Bu kişilerin Narkotik Polisi olduklarını

daha sonra öğrendim. Üç gün kadar nezarethanede kaldım burada her hangi bir

darp yada kötü muameleye maruz kalmadım..."

14. Ceza infaz kurumu idaresi başvurucunun ifadesi ile

sağlık raporlarını 14/5/2018 tarihinde Başsavcılığa göndermiştir.

15. Başsavcılık 30/5/2018 tarihinde başvurucunun

yargılandığı mahkemeden arama, elkoyma, gözaltına alma, müdafi ile görüşme gibi

kolluk güçleri tarafından tutulan tüm tutanaklar ile kolluk, savcılık, hâkimlik

ifadelerinin birer suretinin gönderilmesini istemiştir. Ayrıca 7/6/2018

tarihinde, başvurucunun detaylı muayene bilgileri ile başvurucunun hangi saatte

ceza infaz kurumuna alındığı bilgisini ceza infaz kurumundan talep etmiştir.

Soruşturma devam ederken Başsavcılık 2/7/2018 tarihinde Emniyet Müdürlüğüne

talimat yazarak Arama Tutanağı doğrultusunda başvurucunun yakalanması sırasında

görevli olan ve yakalanıp Emniyet Müdürlüğüne sevki sırasında ekip aracında

bulunan görevli personelin bildirilmesini istemiştir. Mahkemeden istenen

bilgiler 5/6/2018 tarihinde, ceza infaz kurumundan istenen bilgiler ise

18/6/2018 tarihinde Başsavcılığa gönderilmiştir.

16. Başvurucunun müşteki sıfatıyla ifadesi Ses ve Görüntü

Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla alınmıştır. Başvurucunun 29/6/2018

tarihli ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Olay tamamen 10/5/2018

tarihinde anlattığım gibi olmuştur. Bana ufak tefek darbelerle vurdular ancak

bunlar önem arz eden şeyler değildi bana göre. Ancak arama işlemi sona erip

beni ekip arabasının arka tarafına oturttuktan sonra aracın açık olan sol arka

kapısından aramaya da katılan polis memurlarından biri yumrukla yüzümün sol

tarafına iki kez yumruk attı. Yanağıma gelen bu darbe sonucunda o taraftaki

dişlerimden biri küçük çapta da olsa kırıldı. Sonra aynı polis memuru aracın

sağdaki kapısından bindi benim sağ tarafıma oturdu. Önde şoför ve yanında biri

daha vardı. Şoför de arkaya doğru koluyla hamle yaptı ancak o bana vuramadı.

Şoförün yanında oturan polis memuru ise bana herhangi bir müdahalede bulunmadı.

Hiç bir şey yapmadı. Şoför koltuğunda oturan o... çocuğu diyerek bana hakarette

etti. Sonra beni emniyete götürmeden önce hastaneye rapor almak üzere

götürdüler. Orada muayenemi yapan doktora yüzümden darbe aldığımı dişimin

kırıldığını söyledim. Ağzımın içini muayene etti kırığı da kendisi de gördü.

Bana seni bir diş hastanesine sevk etmem gerekecek dedi. Bu sırada yanımızda

polisler yoktu. Akabinde polisler içeriye girdi beni dışarıya çıkarttılar. Bu

polis memurları beni araçla evden alıp doğrudan hastaneye getiren bana yumruk

atan ve aracın şoförlüğünü yapan polislerdi. Sonra bu doktor benim mevcut

durumumu bu rapora yazmamış. Sadece yüzümde kızarıklık olduğunu belirtmiş.

Bundan sonra cezaevine girinceye kadar hastaneye hiç götürülmedim. Raporlarım

emniyete gelen doktorlar tarafından düzenlendi. Sonrasında bana arama ve

yakalamaya ilişkin bir tutanak imzalatmak istediler. Bu tutanakta benim polis

memurlarına mukavemet ettiğim yazıyordu. Ben polis memurlarına mukavemet

etmedim. Bu sebeple de tutanağı imzalamadım. Benim darp edildiğim sırada

tutanakta imzaları bulunan komşularımız yanımızda değillerdi. Ben beni darp

eden dişimin kırılmasına sebebiyet veren polis memurunu fiziksel olarak şuan

tarif edemem ancak görsem tanırım. Yanlış hatırlıyor olabilirim ancak bu polis

memuruna Ö. diye hitap ediyorlardı. Cezaevine girdikten sonra durumumu

anlattım. Ben şikayetimi daha sonra açıklayacağımı belirttim. Şikayetçi

olacaksam da araç içerisinde bana yumruk atarak dişimin kırılmasına sebebiyet

veren polis memurundan ve aracın şoförü olup bana küfür eden polis memurundan

şikayetçi olacağım. Ayrıca gözaltına alındığımda ilk raporu düzenleyen doktor

eğer benim durumumu tespit etmiş ancak buna rağmen bu raporu düzenlemiş ise

ondan da şikayetçi olabilirim. Şikayetçi olup olmayacağımı daha sonra

açıklayacağım..."

17. Başvurucu, kolluk kuvvetleri aracı içinde kendisine

şiddet uygulayarak dişini kıran ve küfreden polis memurlarından, ilk

muayenesini yapan doktordan şikâyetçi olduğuna ilişkin 11/7/2018 tarihli

dilekçeyi Başsavcılığa göndermiştir. Başvurucu, dilekçesinde önceki ifadesini

tekrar etmiş; kendisine şiddet uygulayan polisin daha önceden kendisi gibi

gözaltına alınan kişilere yapılan işkence fotoğraflarından birini göstererek

ölümle ve işkenceyle tehdit edildiğini, hakaret ve onur kırıcı sözlerin

kendisini ruhsal olarak derinden etkilediğini belirtmiştir.

18. Cumhuriyet savcısı, başvurucunun ikametgâhında

yapılan arama işlemine eşlik eden komşuları A.Ç. ile E.Z.B.nin (21/6/2018,

26/6/2018 tarihlerinde) ve başvurucunun yakalanması ve gözaltına alınması

sırasında görevli olan polis memurlarının (23/10/2018 tarihinde) tanık olarak

ifadelerini almıştır. İfadelerin ilgili kısımları şöyledir:

i. A.Ç: "...Olay günü polisler bina yöneticisi olduğumdan dolayı

yapılacak aramada hazır bulunmam için beni çağırdılar. Ben uykudan yeni

kalkmıştım. Polislerle eve çıktığımda Fatih ALAKUŞ yerde çömelmiş olarak elleri

arkadan kelepçeli idi. Bir iki dakika içerisinde de on kadar polis memuru

Fatihi alıp götürdüler. Götürmeden öncede park halindeki aracındada arama

yaptılar. Ben Fatihi gördüğümde kendisine çok dikkatli bakmamış olmakla

birlikte vücudunda herhangi bir darp cebir emaresi görmedim. Benim bulunduğum

anlarda Fatih'in görevlilere mukavemeti polislerinde bu mukavemet nedeniyle zor

kullanmaları gibi bir olay gerçekleşmedi. Belki ben gitmeden önce olmuş

olabilir. Tutanakta imzası bulunan E.Z.B. benden önce olay yerindeydi. Daha

detaylı bilir. Fatih Alakuş'u ekip arabasına arka koltuga bindirdiklerini, ekip

arabasinin ayrıldığını gördüm. Bu görgüm dahilinde araç içerisinde Fatih

Alakuş'a yumruk atıldığını görmedim. Olsaydı görürdüm. Ancak görüş alanımdan

çıktıktan sonra olduysa bilemem."

ii. E.Z.B.: "...aşağı inerken evinin içerisinden sesler duydum.

Hemen akabinde kapı açıldı, bir polis memuru Fatih Alakuş ile ilgili yakalama

ve ev araması yapacaklarını, benim de şahit olarak bulunmamı söylediler ve

yöneticiyi [A.Ç.] de sordular. Beni evin içerisine aldılar, Fatih Alakuş

elleri arkada diz üstü çökmüş vaziyette antrede duruyordu. 8-10 kadar polis

memuru vardı. Fatih Alakuş'u ilk gördüğümde yüzünde veya vücudunda kanama veya

belirgin darp cebir izi görmedim. Ancak her iki yanağı da oldukça kırmızıydı.

Bunu fark ettiğimi hatırlıyorum. Benim bulunduğum süreçte yumruk ile tokat ile

veya benzeri şekilde herhangi bir aletle Fatih Alakuş'un darp edildiğine şahit

olmadım ancak polis memurlarından bir tanesinin elinde plastik sineklik vardı.

Gelip geçerken Fatih Alakuş'un başına ve yanağına vuruyordu. Bu vuruşları

şiddetli değildi ancak bana göre acı verebilecek mahiyetteydi. Diğer bir polis

memuru ise gelip geçerken eli ile Fatih Alakuş'un başına bir kaç kere tokat

atar gibi vurmuştu. Bu vuruşlarda Fatih Alakuş'ta yaralama oluşturacak mesala

sendelemesine, düşmesine sebebiyet verecek ağırlıkta değildi ancak yine bana

göre acı duymasını sağlayacak şiddetteydi. Bu şekilde tokat atan polis memuru

gelip geçerken Fatih Alakuş'a FETÖ'ye söversen bir daha vurmayız demişti.

Ayrıca aynı şahıs Gülen'in ayağının altını öpermisin de demişti. Fatih Alakuş

da buna cevap vermemişti. Polis memurları evin içerisinde dolaşıyorlardı, ben

ne yaptıklarını çok anlamadım. Bir süre sonra yönetici geldi, oda benimle

birlikte bekledi. A.Ç. geldikten sonra bahsettiğim eylemleri polisler

tekrarlamadılar. Daha sonra işlemlerin bittiğini söylediler, daha sonra

tutanağı getirip imzalatacaklarını söylediler. İki saat kadar sonra polisler

bir tutanak getirdiler bende imzaladım. Benim bulunduğum süreçte Fatih Alakuş

polis memurlarına herhangi bir direniş ve mukavemette bulunmadı..."

iii. T.G.: "Tutanak içeriğindeki bilgiler doğrudur. Kapıyı çaldık.

Adı geçen müşteki kapıyı açtı. Polis olduğumuzu arama kararı bulunduğunu

kendisine belirttik. Aramaya geçeceğimiz sırada müşteki niye giriyorsunuz eve,

ne oluyor siz kimsiniz tarzında sözler ile tepki gösterdi. Arama sırasında

kelepçe takılmak istendiğinde de bunu taktırmamak için fiziki bir direniş

gösterdi. Erkek olan polis memuru olan arkadaşlar sadece bu direnişi kıracak

şekilde müştekiye zor kullandılar. Bu zor kullanma sırasında da herhangi bir

darp gerçekleşmedi. Mevcut mukavemetini kıracak yere yatıracak şekilde zor

kullanıldı. Bunun dışında arama sırasında müştekiye yönelik polis memuru

arkadaşların herhangi bir kötü muamelede bulunduğuna dair birşey görmedim. Ben

zira arama için odaya geçmiştim. Müştekinin ifadesinde belirttiği gibi zarı kim

büyük atarsa o dövsün denilerek müştekinin darp edildiğine de bu sebeble şahit

olmadım. Müşteki arama sırasında ilk başlarda belirttiğim şekilde bağırarak,

taşkınlık gösterdi. Zorluk gösterdi. Hatta bu sebeble komşularda kapı önüne de

gelmişlerdi. Bana okumuş olduğunuz hazurun tanığın ifadesinde belirtildiği gibi

bir polis arkadaşımızın elindeki sineklikle gelip geçerken müştekiye tokat

atıldığı, bir polis memurunun müştekiyi Fetö'ye sövmeye zorladığını, müşteki

bunun üzerine küfürler edince siz işte böylesiniz şeklinde sözler söylediğine

şahit olmadım. Böyle süreklilik arz edecek bir eylem gerçekleştirilmiş olsa

bende görür duyardım. Böyle birşey olmadı. Darp ve arama işlemleri bitince hep

birlikte evden ayrıldık. Müşteki de yanımızdaydı. Benim dikkatimi çekecek

şekilde darp cebir izi görmedim. Aşağı indikten sonra biz başka araca bindik

şüpheliyi başka araca bindirdiler..."

iv. Polis memuru Y.B. de işlemi ve müştekiyi

hatırlayamadığını ancak ne müştekinin ifadesinde belirttiği gibi "Zar

atalım, büyük gelen dövsün." denilerek darbedilen ne de hazırun

tanığın ifadesinde olduğu gibi sineklik veya tokatla sürekli vurularak

darbedilen, FETÖ'ye sövmeye zorlanıp küfrettirildikten sonra "Siz işte

böylesiniz." şeklinde söz ve davranışların sergilendiği herhangi bir

olaya şahit olmadığını ifade etmiştir.

v. Komiser O.Y.: "Arama yapacağım adrese ekip olarak gittik. Bayan

arkadaşlar kapıyı çaldılar. Bayanlar çaldığı için müşteki kapıyı açtı. Bizi

ondan sonra gördü. Biz bu yöntemi deliller kaybolmadan kapı açılsın diye

sürekli uyguluyoruz. Bizi karşısında görünce bağırıp çağırmaya başladı. Ne

yapıyorsunuz siz tarzında sözler söyledi. Şahısı muhafaza altına almak ve

kelepçelemek istediğimizde el ve kollarıyla mukavemet gösterdi. Kelepçe

takılmasını engellemeye çalıştı. Bunun üzerine ekipteki arkadaşlarım şahsın

mukavemetini engelleyecek şekilde yüz üstü yere yatırarak zor kullanıp

kelepçelediler. Bu haldeyken arama işlemlerini gerçekleştirebildik. Evde arama

yapıldığı sırada müştekinin iddasında belirtildiği gibi evde bulunan zar

atılarak büyük atanın müştekiye vurması belirttiğiniz tanığın ifadesinde

belirtildiği gibi sineklikle tokatla sürekli müştekiye vurulması, hakaret

ettirilmesi gibi söz ve davranışlar müştekiye karşı gerçekleştirilmemiştir.

Daha sonra ekip olarak müştekiyi de alıp evden ayrıldık. Müştekinin rapor

alınması işlemlerini de Ö. ve S. gerçekleştirdiler. Onların aracıyla müşteki

götürüldü. Müşteki o ekip arabasına bindirilirken ve harekete başladığı

sıralarda ben onları görüyordum. Müştekinin iddiasında belirtildiği gibi bu

aşamada müştekiye yumrukla vurulduğuna şahit olmadım. Olsaydı fark ederdim.

Hatta bunun için gereğini de yapardım. Zaten etraftaki sivil şahıslarda

toplanmıştı. Onların yanında iken böyle bir eylem gerçekleştirmek olağanda

değildir. Müştekinin S. ve Ö. tarafından doktora götürüldüğünde, doktorun

dişinin kırıldığını görmesine rağmen polislerin etkisiyle bunu raporuna

yazmadığı hususu da doğru olamaz. Zira şahıs gözaltında iken sürekli rapor

alınıyor. O doktorlardan bir tanesi bunu tespit ederse o zaman gözaltında

gerçekleşmiş gibi olacağından biz ilk raporunu aldırırken neyi varsa özellikle

yazılmasını isteriz. Aksine bizim doktorlardan istediğimiz ayrıntılı bir

inceleme yapmalarıdır. Sonraki işlemleriyle ben ilgilenmedim. Şahsı evden

çıkarttığımız sırada herhangi bir yara bere izide fark etmedim. Ancak bir yara

veya dişinde bir kırık oluştu ise bu arama sırasında gösterdiği mukavemet

nedeniyle şahsı zor kullanıp yere yatırmak zorunda kaldığımız sırada

gerçekleşmiş olabilir."

19. Cumhuriyet savcısı, kolluk kuvvetleri aracında

görevli olan polis memurlarının (18-20/12/2018 tarihlerinde) ve başvurucunun

gözaltına giriş muayenesini yapan doktorun (15/1/2019 tarihinde) şüpheli

sıfatıyla savunmasını almıştır. İfadelerin ilgili kısmı şöyledir:

i. Ö.D: "Arama sırasında müşteki evin içerisinde sürekli dolaşarak

'annemin evinde ne arıyorsunuz, arayamazsınız, siz kimsiniz' tarzında sözler

sarf etmeye başladı. Kendisine oturmasını belirtmemize rağmen devam etti, bunun

üzerine kelepçe uygulamak istedik, kelepçe uygulamasına mukavamet gösterdi. Şahsı

yüzüstü yere yatırıp sırtına ve başına da bastırarak kelepçeyi takmak durumunda

kaldık. Müştekinin iddiasında belirtmiş olduğu gibi ev içerisinde bulduğumuz

zarı atarak şahsı darp ettiğimiz iddiası doğru değildir. Böyle bir olay

gerçekleşmemiştir. Ayrıca okumuş olduğunuz tanığın beyanında belirtildiği

gibişahsa vurulmadı, küfür etmeye zorlama, aşağılayıcı söz ve davranışlar

gerçekleştirilmemiştir. Arama sonlandıktan sonra şahsı kelepçeli olarak aşağıya

indirdik, bizim ekip arabasına arka koltuğa oturttuk, bende yanına oturdum. S.

şoförlük yaptı. İddia ettiği gibi araç içerisinde ne ben ne de S. yumruk atarak

veya başkaca herhangi bir hareketle şahsı kasten yaralamadık. Yine iddiasında

belirtildiği gibi araç şoförü olana S. tarafından müştekiye vurulmaya

çalışıldığı, belirtilen sözle hakaret edildiği iddiası doğru değildir. Biz

şahsı Devlet Hastanesine gözaltına giriş raporunu almak üzere götürdük. Ancak

iddiası gibi doktoru etkileyerek bulgularının rapora geçirilmesini

engellediğimiz doğru değildir. Biz aksine gözaltına alınırken tüm bulguların

rapora eksiksiz yazılmasını sağlamaya çalışıyoruz, zira aksi halde bu bulgular

gözaltında iken kötü muameleden oluşmuş intibanı yaratabilir. Bunu özellikle

gözetiyoruz. Bu sebeple iddiası doğru değildir. Yukarıda belirttiğim gibi

mukavamet göstermesi nedeniyle orantılı ölçüde zor kullanarakkendisini yüzüstü

yere yatırıp sırtına ve başına da baskı uygulayarak kelepçe takmıştık."

ii. S.K. da Ö.D. ile aynı yönde ifade vermiştir.

iii. M.T.U.: "Ben ... Devlet Hastanesinde Operator

doktor olarak görev yapmaktayım. Bana göstermiş olduğunuz Adli Muayene raporunu

ben düzenledim. Üzerindeki imza ve yazı bana aittir. Müştekiyi hatırlamıyorum.

Ancak bu şekilde adli muayene için görevlilerce getirilen şahısları polislere

odadan çıkmalarını da söyleyerek yanlız muayene etmekteyiz. Darp edildiğini

belirtmesi durumunda özellikle ayrıntılı muayenesini gerçekleştirmekteyiz.

Müştekinin beyanında belirtmiş olduğu gibi darp edildiğini, ağız içinde diş

kırığının bu şekilde oluştuğunu beyan etmesine rağmen ve benimde muayene ederek

bu durumu tespit etmeme rağmen raporuma yazmadığım hususu doğru değildir. Öyle

bir niyetim olsa "sol yanakta hiperemi mevcuttur" diye bir ibarede

yazmazdım. Ayrıca müştekinin iddiasında belirttiği gibi polis memurlarının

odaya gelerek beni etkilemeleri doğrultusunda raporu düzenlediğimde kesinlikle

doğru değildir. Böyle bir olay hiçbir zaman olmadı. Hele hastaya dişe göndermem

gerekiyor dedikten sonra bundan vazgeçerek bu şekilde rapor düzenlediğim vaka

olmamıştır. Böyle bir davranışımda mümkün değildir. Polis memurları ancak bir

tehlike oluşturacağı intibaı yaratan kişilerin muayenesi sırasında benimde

onayımla odada bulunurlar. Bunun dışında bulunmazlar. Şahıs hakkında cezaevi

idaresi aracılığıyla düzenlenen raporları incelediğimde 0,1x0,1 cm büyüklüğünde

yüzeyde kırık olduğu belirtilmektedir. Bu oldukça küçük bir bulgudur. Ayrıca

ifade edilmedikçe ve ayrıntılı muayene yapılmadıkça fark edilmemiş olabilir. Bu

şekilde diş kırığı bulunduğunu belirten bir hastada olmadı. Bu itibarla atılı

suçlamayı kabul etmiyorum."

20. Başsavcılık, durum bildirir sağlık raporları

arasındaki çelişkinin giderilmesi ve başvurucunun yaralanmasının sebeplerinin

netleştirilmesi için Adli Tıp Uzmanı E.G.yi bilirkişi olarak görevlendirmiştir.

Bilirkişi 24/1/2019 tarihli raporunda şu değerlendirmede bulunmuştur:

"Fatih Alakuş'un diş hekimi

muayenesi sonucunda tespit edilmiş bulunan sol üst çenedeki 3. Molar (azı)

dişinin, damak yüzeyindeki (0.1x0.1 cm lik) mikro kırığın, çok küçük bir kırık

olması, ağız içinde, yanak mukozasında, diş etlerinde travmatik bir yaralanma

mevcut olmaması ve kişi tarafından da sözlü olarak travma beyanı bulunmaması

halinde, yapılan genel adli muayene işlemi esnasında tespit edilmesi mümkün değildir.

Kaldı ki kişinin ilk gözaltı giriş

muayenesi sırasında bu durum tespit edilmediği gibi, kişinin 2. kez yapılan göz

altı çıkış muayenesinde de bu durum tespit edilememiştir. Şahıs ancak cezaevine

girerken beyan etmesi üzerine bu yönde yapılan muayene sonucunda, özellikle

dikkatli bir diş muayenesi yapıldıktan sonra mikro diş kırığı tespit

edilebilmiştir.

Kişide diş kırığının bulunduğu bölge göz

önüne alındığında, ağız içinde sol üst çenede 3.azı dişinin damağa (ağız içine)

bakan lokalizasyonundaki diş kırığını meydana getirebilecek nitelikteki bir

travmanın (yumruk vurulmasının) söz konusu olması halinde; bu dişin bulunduğu

bölgedeki yumuşak dokularda, yanağın iç yüzünde, damakta, diş etlerinde ödem,

ekimoz, hematom, raddi yara, kanama gibi söz konusu travmaya delalet edecek

travmatik yaralanma bulgularının da tespit edilmesi gerekecektir.

Bu tür travmatik yaraların iyileşmesi

5-10 gün süreceğinden, kişinin 7.5.2018 ve 8.5.2018 tarihinde yapılan detaylı

muayenelerinde bu travmatik bulguların mevcut olması ve tespit edilmesi

gerekecektir. Ancak kişinin muayenelerinde travmatik bulguların hiç birisinin

mevcut olmadığı tespit edilmiştir.

SONUÇ

Fatih Alakuş'un yapılan rutin gözaltı

giriş ve gözaltı çıkış muayenelerinde, genel adli, muayenesi yapılmakta olup,

kişiler beyan etmedikçe detaylı vücut muayenesi yapılmadığından, şikayete konu

olan Fatih Alakuş'un dişindeki mevcut mikro kırığın tespit edilmesinin mümkün

olamayacağı,

Diş kırığına neden olan künt

travmaların, diş kırığı yanında yukarda belirtilen travmatik değişikliklere de

neden olacağı gerçeğinden hareketle, Fatih Alakuş'un diş hekimi muayenesi

sonucunda tespit edilmiş bulunan sol üst çenedeki 3. molar (azı) dişinin, damak

yüzeyindeki (0.1x0.1 cm lik) mikro kırığın, iddia edildiği gibi gözaltına alınma

olayları ile ilgisinin bulunmadığı, bu kırığın muhtemelen kişide daha önceden

mevcut eski bir kırık olduğu... [anlaşılmıştır.]"

21. Başsavcılık 29/1/2019 tarihli kararıyla şüpheli polis

memurları S.K. ve Ö.D. ile Dr. M.T.U hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...[T]anık O.Y.nin ifadesinde ...

müştekinin ekip arabasına bindirilirken ve harekete başladığı sıralarda görüş

alanında bulunduğunu, müştekinin iddiasında belirtildiği gibi bu aşamada da

müştekiye yumruk ile vurulmadığını, olsaydı fark edebileceğini ifade ettiği,

...[T]anık A.Ç.nin ...müşteki iddialarını doğrular

nitelikte beyanda bulunmadığı,

...[H]azurun olarak aramada bulunan diğer tanığın [E.Z.B.]

ayrıca ifadesi sırasında müştekiye yönelik yumruk, tokat ve benzeri şekilde bir

darp olayına şahit olmamakla birlikte arama sırasında bir polis memurunun gelip

geçerken elindeki plastik sineklik ile müştekinin başına ve yanağına şiddetli

olmayacak şekilde fakat kendisine göre acı verebilecek mahiyette vurduğunu,

başına bir kaçkere yaralama oluşturmayacak, sendelemesine, düşmesine sebebiyet

vermeyecek fakat yine kendisine göre acı duymasını sağlayacak nitelikte başına

bir kaç kere tokat atar gibi vurulduğunu, polislerin müştekiden FETÖ' ye

sövmesini istediklerini, müştekinin bunun üzerine küfürler ettiğini, Gülen'in

ayağının altını öpermesin dendiğini ifade ettiği görülmüş ise de tanığın bu

beyanlarının müşteki tarafından iddia olarak ileri sürülmediği gibi dosya

kapsamında hazurun diğer tanığın vepolis memurlarından oluşan tanıklar

tarafından da doğrulanmadığı,

...

Yukarıda aktarılan şekilde dosya kapsamı

bilgi ve belgeler, alınan tanık beyanları, tanık beyanları ile doğrulanan

şüpheli savunmaları, bilirkişi raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde,

müştekiye yönelik olarak gerçekleştirilen adli işlem sırasındamüştekinin

yukarıda belirtilen şüpheli polis memurları tarafından darp edildiğine, bu

suretle diş kırığına sebebiyet verecek şekilde yaralandığına, bu süreçte

müştekiye yönelik belirtilen polis memurları tarafından hakaret edildiğine,

işkenceye uğrayan kişilerin görüntüleri gösterilerek ve benzer eylemlerle kötü

muameleye maruz bırakıldığına, şikayet yöneltilen Dr.M.T.U'nun gerçeğe aykırı

rapor düzenlendiğine, polis memurları tarafından gerçeğe aykırı rapor

düzenlenmesi konusunda doktorun azmettirildiğine dair müştekininsoyut ve genel

nitelikteki iddiasından başkaca, tanık beyanları ve bilirkişi raporları ile

doğrulanan şüpheli savunmalarının aksine kamu davası açmaya yeterli şüpheyi

oluşturacak nitelikte delil bulunmadığı anlaşılmakla,

Şüpheliler hakkında atılı suçtan sayılan

nedenlerle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına...[karar verildi.]"

22. Başvurucu, karara itiraz etmiştir. İtiraz

dilekçesinde hazırunlar evde olmadan arama işlemine başlandığını, tanığın

belirttiği üzere plastik sineklikle vurularak ve FETÖ'ye sövmesi istenerek

kasten yaralama suçunun oluştuğunun açık olduğunu, polis memurlarının

menfaatleri için suçlamaları inkâr ettiğini, kamu davası açılması için yeterli

şüphenin olduğunu, ayrıca yaşanan olayda manevi işkence suçunun oluştuğunu

belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği

itirazı 26/3/2019 tarihli kararıyla kesin olarak reddetmiştir.

23. Anılan karar 22/4/2019 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 17/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

24. İlgili hukuk için bkz. Tahir Baykuşak, B. No:

2016/31718, 9/7/2020, §§ 25-29.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Anayasa Mahkemesinin 25/1/2024 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; fiziksel saldırı ve hakaretlerin ev

araması sırasında başlayıp ekip otosunda da devam ettiğini, şüpheli polislerin

ifadelerinin ve kendisinin kolluk makamlarına güçlük çıkardığına ilişkin

tutanağın soruşturma dosyasında olmadığını, soruşturmanın etkili şekilde

yürütülmediğini belirterek kötü muamele yasağının, adil yargılanma hakkı ile

etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde özetle başvurucunun Cumhuriyet

savcısına verdiği ifadesinde yakındığı şekilde ekip otosu içinde kötü muameleye

uğradığı iddiasını destekleyecek nitelikte bir bulguya rastlanmadığı,

başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki

iddialarının kanıtlanmamış şikâyetlerden oluştuğu, kovuşturma yapılmasına yer

olmadığı kararı gerekçesinden ayrılmayı gerektirecek maddi ve hukuki bir neden

bulunmadığı, meydana geldiği iddia edilen kötü muamele eylemine ilişkin

iddiaların gerçekliğini ortaya çıkarabilecek soruşturma işlemlerinin özenle

yerine getirildiği, soruşturmanın etkili şekilde yürütüldüğü belirtilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde

beyanda bulunmamıştır.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı

çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

31. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin tutumu

nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir

kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde bile güç, aşırıya

kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer

ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).

32. Gözaltı veya tutukluluk gibi bireyin devletin

kontrolü altında bulunduğu sırada bir yaralanma olayı meydana gelmiş ise bu

olaya ilişkin olarak tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirme

yükümlülüğü yetkili makamlara aittir (S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015,

§§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No: 2013/8137,

20/4/2016, § 95). Bunun sebebi bu tür olaylarda gerçekleşme şartlarına ilişkin

bilgilerin çoğunlukla yetkili makamların erişiminde olmasıdır (Ferit Kurt ve

diğerleri, B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).

33. Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve

görevleri” kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte

yorumlandığında- bir kimsenin devlet görevlilerinin 17. maddenin üçüncü fıkrasını

ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir bir iddiada

bulunması hâlinde etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü

muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında

ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile

kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa

konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Soruşturmada olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller

toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci, gerektiği ölçüde kamu denetimine ve

mağdurun erişimine açık olmalı; mağdur soruşturmaya etkili şekilde

katılabilmeli; soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir.

Ayrıca yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve

temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§

101-103; S.D. §§ 111-114; Veli Saçılık (2), B. No: 2018/24614,

18/10/2022, § 16).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

34. Başvurucunun ikametgâhında yakalanması sonrasında

kolluğun başvurucu hakkında adli muayene raporu aldığı, başvurucu

gözaltındayken toplam dört rapor alındığı, bu raporların hiçbirinde darp ve

cebir izine rastlanmadığının belirtildiği, sadece ilk raporda "Sol

yanağında hiperemi mevcut." denildiği görülmüştür.

35. Başvurucu tutuklama kararı sonrası tutulacağı ceza

infaz kurumu girişinde gözaltına alınırken kötü muameleye uğradığını iddia

edince derhâl hastaneye sevk işlemi yapılmış ve başvurucu hakkında adli rapor

alınmıştır. Ertesi gün ise başvurucnun ağız ve diş sağlığı merkezinde daha

detaylı muayene edilmesi sağlanmıştır. Bu raporlarda 0,1x0,1 cm² mikro kırık tespit edildiği, kanama odağı izlenmediği,

mukozalarda intakt izlendiği ve kırığın zamanına dair bir çıkarım yapılamadığı,

tüm yumuşak dokuların (dil yanı, diş eti vb.) normal olduğu tespit edilmiştir.

Ceza infaz kurumu idaresince başvurucunun şikâyetine ilişkin beyanı tekrar

alınmış ve Başsavcılığa ihbarda bulunulmuştur. Başsavcılık şikâyet konusu olaya

ilişkin olarak derhâl adli soruşturma başlatmış (bkz. § 15), başvurucu hakkında

düzenlenen tutanakları temin etmiş, tanıkların ve şüphelilerin ifadesini

almıştır. Başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporlarından diş kırığının

meydana geldiği zamanın ve sebebinin tam anlaşılamaması nedeniyle bir adli tıp

uzmanını bilirkişi olarak görevlendirmiştir.

36. Başsavcılık, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeleri,

alınan tanık beyanlarını, tanık beyanları ile doğrulanan şüpheli savunmalarını,

bilirkişi raporunu bir bütün hâlinde değerlendirerek başvurucunun soyut ve

genel nitelikteki iddiasından başka tanık beyanları ve bilirkişi raporları ile

doğrulanan, şüpheli savunmalarının aksine kamu davası açmaya yeterli şüpheyi

oluşturacak nitelikte bir delil olmadığı sonucuna varmıştır. Bununla birlikte

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda başvurucu hakkında alınan sağlık

raporlarındaki bulgular çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

Başsavcılık bunun aksine tanık beyanlarına atıfla herhangi bir darp olmadığını

kabul ederek sonuca varmıştır. Hâlbuki sağlık raporundaki bulgular çerçevesinde

bir güç kullanımının bulunup bulunmadığının tartışılarak varsa güç

kullanılmasının kesin olarak gerekli olup olmadığı ve kullanılan gücün

başvurucunun tutumuyla orantılı olup olmadığıyla ilgili bir değerlendirme

yapılması gerekirdi. Kararda bu hususlar tartışılmadığı gibi itirazı inceleyen

Sulh Ceza Hâkimliği de söz konusu eksikliği giderememiştir. Dolayısıyla

başvurucunun savunulabilir nitelikteki iddiaları ile ilgili olarak etkili bir ceza

soruşturmasının yürütülmediği anlaşılmakla kötü muamele yasağının usul

boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

37. Tespit edilen eksiklikler nedeniyle bu aşamada kötü

muamele yasağının maddi boyutu yönünden inceleme yapılması mümkün görülmemiştir.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

39. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden soruşturma

yapılması yanında 1.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

40. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği soruşturmamakamınca yapılması

gereken iş, yenidensoruşturma işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875,

7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No:

2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

41. Öte yandan ihlalin niteliğine göre eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle giderilebilmesi bakımından

başvurucuya manevi zararları karşılığında net 30.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına (Sor. No: 2018/102342) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 25/1/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Kenan YAŞAR Raportör : Melek ŞAHAN Başvurucu : Fatih ALAKUŞ Vekili : Av. Burak ÇOLAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/16570, 25 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. Sonuç
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. VI. Giderim
  17. VII. Hüküm
  18. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  19. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  20. E. 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama
  21. F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine
  22. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. M. Emin KUZ
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/16570
Tarih
25 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • Yakup Ayağ Başvurusu (B. No: 2021/22560)
  • Avşar Zırh Başvurusu (B. No: 2020/24890)
  • Süleyman Yıldız Başvurusu (B. No: 2021/21532)
  • Veli Aydemir Başvurusu (B. No: 2019/14185)
  • Hediye Erkek ve İsmail Erkek Başvurusu (B. No: 2021/4241)
  • Nermin Bal Başvurusu (B. No: 2019/7721)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.