İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fatih Özbölük Başvurusu (B. No: 2020/23252)

1. Başvuru; polis merkezinde yaşanan tartışma sonrasında

Başvuru No2020/23252Tarih6 Haziran 2024Okuma15 dk · 3.058 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fatih Özbölük Başvurusu

Karar tarihi
6 Haziran 2024
Başvuru Numarası
2020/23252
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.058 kelime·15 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru; polis merkezinde yaşanan tartışma sonrasında

kolluk görevlilerince kişinin karakol içinde bir odada bir süre istemi dışında

tutulması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, kolluğun uyguladığı

bedenî kuvvet sonucu meydana gelen yaralanma ve bu olay hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, İstanbul Barosuna bağlı olarak çalışan

serbest avukattır. 14/11/2018 tarihinde kolluk tarafından ifadelerinin alınması

için davet edilen iki müvekkiline eşlik etmek üzere Esenyurt İlçe Emniyet

Müdürlüğüne giden başvurucuyla görevli polis memurları arasında birtakım

olaylar yaşanmıştır. Olayın gelişimi hususunda tarafların farklı anlatımları

vardır. İddiasına göre ifadelerinin alınması için müvekkilleri ile birlikte

beklemeye başlayan başvurucu, karakolun banko kısmında bulunan polis memuruna

ne zaman ifade işlemine geçileceğini sormuştur. Bu soruya S.Ş. isimli polis

memurunun "Dostum bekleyeceksin!" şeklinde yanıt vermesi

üzerine başvurucu "Kardeşim bak ben senin dostun değilim, seni hayatımda

ilk defa görüyorum, ben memur arkadaşa bir soru sordum. Cevap vermek istiyorsan

ver ama benimle böyle konuşamazsın." şeklinde tepki gösterince S.Ş. "Ne

demek istiyon lan sen, ne demek istiyon verdirmiyorum ifade mifade beni mi

dövecen beni mi dövecen." diyerek başvurucunun üzerine yürümüş ve

başvurucunun göğüs bölgesine vurmuştur. Başvurucunun "Dokunma

bana." şeklinde tepki göstermesi üzerine olayın yaşandığı yere gelen

diğer polis memurları başvurucuyu yaka paça karakolun iç bölümüne sürüklemeye

başlamış, bu sırada polis memuru S.Ş. başvurucuyu darbetmiş, kollarını bükerek

sürüklemeye çalışmıştır. Olay yerine gelen genç bir komiser araya girerek

başvurucuyu avukat bekleme odasına götürmüştür. Bu odada istemi dışında yarım

saatten daha uzun bir süre alıkonulan başvurucu daha sonra karakoldan

ayrılmıştır.

3. Kolluk görevlilerince olaya ilişkin olarak düzenlenen

14/11/2018 tarihli tutanağa göre ise polis memuru S.Ş.nin polis merkezinin

danışma bölümünde görevli olduğu olay günü başvurucu, kendilerinin polis merkezinden

telefonla arandığını söyleyen iki şahısla birlikte danışmaya gelmiştir. Yapılan

kimlik kontrolü sonrası bir kayıt bulunmadığından şahıslar üst katta bulunan

bir diğer birime yönlendirilmiştir. Bir süre sonra tekrar danışma bölümüne

gelen şahıslardan avukat olduğu daha sonra yapılan kimlik ibrazı ile öğrenilen

başvurucunun danışma masasına doğru elini sallayarak kinayeli ve yüksek bir

sesle "Size bir şey soruyoruz...kardeşim...lan..." şeklinde

tahrik edici bir dille polis memurlarına hitap etmesi nedeniyle öncelikle

kendisine sakin olması yönünde telkinde bulunulmuş ve diğer vatandaşların

işlemlerini yerine getirmeye çalışan polis memurlarının görevini yapmasına

engel olduğu için başvurucu uyarılmıştır. Başvurucunun uyarılara rağmen

üslubunu düzeltmemesi ve görevli memurlardan "Yaka sicil numaranı

ver." şeklinde yersiz isteklerde bulunması nedeniyle kendisi hakkında

görevi engellemekten dolayı gerekli yasal işlemlerin yapılabilmesi için kimlik

ibrazı istenmiş ve avukat olduğu anlaşılmıştır.

4. Polis Merkezinde görevli kolluk görevlileri nöbetçi

Cumhuriyet savcısını aramış ve onun talimatıyla adli soruşturma başlatmıştır.

Cumhuriyet savcısı; başvurucu hakkında şüpheli sıfatıyla tahkikat hazırlanması,

ifadesinin Savcılıkta alınması, polis memuru S.Ş.nin müşteki sıfatıyla, diğer

şahısların tanık sıfatıyla ifadelerinin alınması ve Olay Tutanağı'nın tanzim

edilmesi talimatlarını vermiştir. Başvurucu da ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına

(Başsavcılık) verdiği 16/11/2018 tarihli dilekçeyle ilgili kolluk görevlilerinden

şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, dilekçesinde olayı anlatmış; kolluk

görevlilerinin kötü muamelede bulunduğunu iddia etmiştir. Şikâyet dilekçesi

ekine sağlık raporunu da ekleyen başvurucu, kamera kayıtlarını delil, olay

yerinde bulunan iki müvekkilini de iddialarını doğrulayabilecek tanıklar olarak

göstermiştir.

5. Başsavcılık, başvurucunun görevi yaptırmamak için

direnme suçunu işlediği iddiası ile başvurucunun darbedildiği yönündeki

şikâyetini aynı soruşturmada incelemiştir. Kolluk görevlileri, başvurucunun

müvekkilleri ile polis memurlarından birinin ifadesini tanık sıfatıyla, polis

memuru S.Ş.nin ifadesini müşteki sıfatıyla almıştır. Başvurucunun

müvekkillerinden olan T.K. başvurucunun tartıştığı polis memuru ile aralarında

vurma olayı yaşanmadığını, polis memurunun başvurucuyu ittiğini, orada bulunan

yedi sekiz polis memurunun başvurucuyu alarak yan taraftaki küçük bir odaya

götürerek burada yarım saat kadar beklettiklerini, diğer müvekkili N.A. ise

bankonun arkasından çıkan polis memurunun başvurucunun üzerine göğsünü açarak

yürüdüğünü, bu esnada kendisine gelen telefona yanıt vermek için arkasını

döndüğünü, yeniden olayın yaşandığı yere baktığında ise birkaç memurun

başvurucuyu alarak içeriye doğru götürdüğünü gördüğünü söylemiştir. Her iki tanıkta

olaya ilişkin polis memurlarınca hazırlanmış olan tutanağın imzalanmasının

kendilerinden istenildiğini ancak bunu reddettiklerini ifade etmişlerdir. Polis

memuru ise olay hakkında kolluk görevlilerince tutulan tutanak doğrultusunda

tanıklık yapmıştır.

6. Başvurucunun şikâyet dilekçesi ekinde Başsavcılığa

sunduğu, Arnavutköy Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 14/11/2018 tarihli

ve 15384 protokol numaralı raporda; darp nedeniyle yapılan muayenede batında

hassasiyet, her iki kolda, sol el bileğinde belirgin lineer abrazyon (sıyrık)

saptandığı belirtilmiştir. Soruşturma kapsamında Başsavcılığın Büyükçekmece

Adli Tıp Şube Müdürlüğünden aldığı 27/11/2018 tarihli raporda; evrak üzerinden

gerçekleştirilen tetkik neticesinde kafatası kemiklerinde kırık, travmatik kafa

içi değişim, iç organ lezyonu veya büyük damar kesisi tarif edilmediğine göre

kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı ve yaralanmanın kişi

üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif

nitelikte olduğu ifade edilmiştir.

7. Başsavcılık, Polis Merkezindeki olay anına dair kamera

kaydını temin etmiştir. İki polis memurunun bu kamera kaydına ilişkin olarak

düzenlediği 27/12/201[8] tarihli CD İzleme Tutanağı'nda; şahısların 14/11/2018

günü saat 13.31 sıralarında Merkeze girdikleri, grup amiri ile görüştükten

sonra Belge Yönetimi Birimine yönlendirildikleri, bir müddet sonra tekrar

danışmaya geldikleri, buradaki grup amiri ile el kol hareketi yaparak konuşmaya

başladıkları, hararetli bir şekilde devam eden konuşma sonrası başvurucunun

görevliler tarafından karakolun iç kısmında bulunan avukat görüşme odasına

alındığı, daha sonra başvurucunun polis merkezinden ayrıldığının tespit

edildiği bildirilmiştir.

8. Başsavcılık, soruşturmayı 18/11/2019 tarihinde verdiği

kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sona erdirmiş; Başvurucu hakkında

yürütülen görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından soyut iddialar

dışında kamu davası açmayı gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve

inandırıcı herhangi bir delilin bulunmamasını kararda gerekçe olarak

göstermiştir. Polis memuru S.Ş. hakkında yürütülen zor kullanma yetkisine

ilişkin sınırın aşılması suçu yönünden ise "Görevli polis memurunun,

agresif tavırlar sergileyerek görevini yapmasına engel olan Fatih Özbölük'e ölçülü

şekilde kuvvet kullanarak Fatih Özbölük'ü etkisiz hale getirdikleri, polis

memurlarının zor kullanma yetkisinin sınırını aştıklarına dair soyut iddialar

dışında kamu davası açmaya yeter her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı bir

delilin bulunmadığı..." gerekçesine dayanmıştır.

9. Başvurucu, karara itiraz etmiş; Bakırköy 2. Sulh Ceza

Hâkimliği 18/12/2019 tarihinde itirazı reddetmiştir. Ret kararı başvurucuya

17/6/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.

10. Başvurucu 13/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Başvurucu, hakkında verilmiş bir karar olmadan

karakoldaki avukat görüşme odasında yarım saatten fazla bir süre istemi dışında

tutulmasından yakınmıştır. Başvurucuya göre bu durum haksız tutma

niteliğindedir.

12. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında ifade

edilen "Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir."

şeklindeki düzenlemede yer alan "hürriyet" sözcüğü, özgürlük

ve bağımsızlığın yanı sıra serbestlik anlamına da gelmektedir. Bu anlamda kişi

hürriyetine yönelik bir müdahalenin olduğunun söylenebilmesi için kişinin

hareket serbestîsinin maddi olarak sınırlandırılması gerekir. Kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkına yönelik bir müdahale için kişi, rızası olmaksızın en azından

rahatsızlık verecek uzunlukta bir süre boyunca belirli bir yerde fiziki olarak

tutulmalıdır (Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 34).

13. Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik sınırlamalar ile Anayasa’nın 23.

maddesinde düzenlenen seyahat hürriyetine yönelik sınırlamalar arasındaki fark

sınırlamanın niteliği ve esası ile ilgili değildir. Bu iki hak arasındaki ayrım

derece ve yoğunluk farkıdır. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında

hareket serbestîsine yönelik kısıtlama, seyahat hürriyetine yönelik bir

müdahaleye göre çok daha ileri derecede ve yoğun olmalıdır. Sınırlamalardaki

derece ya da yoğunluğun değerlendirilmesinde ise söz konusu tedbirin çeşidi,

süresi, etkileri ve uygulanma tarzı gibi çeşitli faktörler ile bireyin gündelik

hayatının devlet tarafından ne ölçüde denetim altında tutulduğu dikkate

alınmalıdır (Esra Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §

71).

14. Somut olayda başvurucu, Polis Merkezinde yaşanan

tartışma sonrası önce sürüklenerek karakolun iç tarafında bulunan bir odaya

götürülmek istenmiş; bu esnada olayın yaşandığı yere gelen genç bir komiser

araya girerek başvurucuyu avukat bekleme odasına götürmüştür. Burada istemi

dışında yarım saatten daha uzun bir süre alıkonulan başvurucu, daha sonra

serbest bırakılmıştır (bkz. § 2). Başvuru dosyasındaki bilgi ve belgeler

başvurucunun olay günü karakoldaki avukat görüşme odasına gitmeye ya da olumsuz

herhangi bir durumla karşılaşmadan herhangi bir zamanda bu odadan ayrılmaya

özgürce karar vermiş olabileceğini göstermemektedir. Bu bakımdan süresi

nispeten kısa da olsa başvurucunun tutulması, etkileri ve uygulanma şekli

itibarıyla Anayasa’nın 19. maddesi anlamında hürriyetten yoksun bırakmadır. Bu

sebeple Anayasa’nın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını güvence altına alan 19.

maddesi başvurucunun şikâyetlerine uygulanabilir niteliktedir.

15. Uygulanabilirlik meselesinin çözülmesinin ardından

ihlal iddiasının kabul edilebilir olup olmadığı değerlendirilmelidir.

16. Somut olayda başvurucunun görevi engellemeye dönük

fiilleri nedeniyle bu suç bakımından işlem yapılabilmesi için alıkonulmuş

olabileceği ve akabinde Cumhuriyet savcısı aranarak onun talimatı doğrultusunda

bir takım soruşturma işlemleri yapıldığı anlaşılmıştır.

17. Anayasa Mahkemesi benzer şikâyeti incelediği Eyyüp

Güneş ([GK], B. No: 2017/28308, 21/10/2021); A.A. ([GK], B. No:

2017/34502, 21/10/2021) kararlarında kanun koyucunun suç soruşturması veya

kovuşturması sırasında uygulanan yakalama, gözaltı ya da tutuklama

tedbirleriyle ilgili olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (e) bentlerinde iki

ayrı tazminat talep nedeni öngördüğünü, fıkranın (a) bendinde yakalama veya

tutuklama tedbirinin "kanunlarda belirtilen koşullar dışında"

olmasının, (e) bendinde ise "kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra" kişiler hakkında "kovuşturmaya yer olmadığı

veya beraat kararı verilmesinin" tazminat nedeni olarak düzenlendiğini

belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi kanun koyucunun yakalama veya tutuklama

tedbirlerinin hukuka aykırılığı söz konusu olduğunda (a) bendi uyarınca bu

tedbirler hukuka uygun olsa da sonuçta kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat

kararı verilmesi durumunda ise (e) bendi uyarınca tazminata hükmedilmesi

gerektiği şeklinde bir ayrıma gittiğini ifade etmiştir.

18. Buna göre başvurucunun yakalama, gözaltı veya

tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin

dokuzuncu fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edildiğini

ileri sürerek yaptığı bireysel başvurularda 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında tazminat davası açması

ve bu dava bakımından olağan kanun yollarını yöntemince tüketmesi hâlinde

başvuru yollarının tüketildiğinin kabulü gerekecektir. Somut olayda da anılan

kararlarında yer alan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir

durum bulunmamaktadır.

19. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, ifadelerinin alınması için kolluk

tarafından davet edilen iki müvekkiline hukuki yardımda bulunmak amacıyla

gittiği polis merkezinde kolluk görevlilerinin darp ve hakaretine maruz

kaldığını, bu iddiasına dair adli rapor ve tanık beyanları olmasına karşın

Başsavcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini iddia etmiş; kötü

muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık)

görüşünde olayın ve Başsavcılık kararının bir özeti yapılmıştır. Başvurucu,

Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formunda dile getirdiği hususları

yinelemiştir.

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

22. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, tutumu

nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir

kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasını ihlal etmektedir. Kesin gerekli olduğu hâllerde güç, aşırıya

kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer

ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).

23. Yakalama işlemine karşı direnmenin söz konusu olduğu

hâllerde kolluk görevlilerinin bedensel güç kullanması şüphesiz ki anayasal

yönden sorun oluşturmamaktadır. Yakalama işleminin gerekli olmadığının sonradan

anlaşılması sonucu değiştirmemektedir (Nergiz Şen ve diğerleri (2),

B. No: 2017/17702, 4/7/2022, § 50).

24. Gözaltı veya tutukluluk gibi bireyin devletin

kontrolü altında bulunduğu sırada bir yaralanma olayı meydana gelmiş ise bu

olaya ilişkin olarak tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirme

yükümlülüğü yetkili makamlara aittir (S.D., B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§

89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No: 2013/8137, 20/4/2016, §

95). Bunun sebebi bu tür olaylarda gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgilerin

çoğunlukla yetkili makamların erişiminde olmasıdır (Ferit Kurt ve diğerleri,

B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).

25. Somut süreçte başvurucunun batın bölgesinde

hassasiyet ve her iki kolu ile sol el bileğinde sıyrıklar meydana gelecek

şekilde yaralandığı tespitinin yapıldığı sağlık raporuna bakıldığında

başvurucuya polis merkezinde yaşanan olay sırasında fiziksel müdahalede

bulunulduğu, bu müdahaleye bağlı olarak yaralandığı konusunda duraksama

bulunmamaktadır. Nitekim yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya

yer olmadığı kararında da güç kullanımı kabul edilmiştir (bkz. §§ 6, 8).

26. Bu durumda başvurucuya karşı kullanılan gücün kötü

muamele yasağını ihlal edip etmediği incelenirken güç kullanımının gerekliliği

ve orantılılığı hususlarının da değerlendirilmesi gerekir.

27. Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma neticesinde

verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, başvurucunun kolluk

müdahalesi sonucu yaralandığı kabul edilmiş olup kolluk görevlilerinin kuvvet

kullanımının gerekli ve orantılı olması nedeniyle suç unsurunun tespit

edilmediği gerekçesi açıklanmıştır. Kararda, güç kullanımının gerekli ve

orantılı olduğu değerlendirilerek güç kullanmak için bir haklı neden bulunduğu

ve bunun da orantısız olmadığı değerlendirilmesi yapılmıştır.

28. Olayda polis memurları başvurucunun konuşmasını

kinayeli, yüksek bir sesle yapılan ve tahrik edici şeklinde tarif etmiş;

başvurucunun bir polis memuruna karşı "Size bir şey soruyoruz...

kardeşim... lan..." diye hitap ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu

hakkında işlem yapılan suç ise görevi yaptırmamak için direnme olup hakaret

iddiasıyla ilgili değildir. Başvurucunun olayın hiçbir anında fiziksel bir

eyleminden söz edilmemiştir.

29. Olayla ilgili tutanakta başvurucunun uyarılara rağmen

üslubunu düzeltmemesi üzerine kendisinden kimliğini ibraz etmesinin istendiği,

avukat olduğunun anlaşıldığı ve nöbetçi Cumhuriyet savcısının arandığı ifade

edilmiştir. Bu hâlde polis memurlarının başvurucuyu karakolun iç kısmındaki

avukat odasına götürdükleri esnada henüz Cumhuriyet savcısının

bilgilendirilmediği, başvurucu hakkında bir gözaltı ya da zorla getirme kararı

veya ya da talimat bulunmadığı anlaşılmıştır (bkz. §§ 3, 4). Bunların yanı sıra

olayda suçüstü hâli olmadığı gibi polis memurlarına ya da başkasına karşı bir

saldırı da söz konusu değildir.

30. Somut olayda başvurucunun şiddete başvurduğuna ya da

kolluk güçlerine direndiğine dair tutanak veya görüntü de bulunmamaktadır.

Dolayısıyla güç kullanımının gerekliliği ve orantılığı kolluk birimlerince

ortaya konulamamıştır. Öte yandan Başsavcılıkça yapılan değerlendirmede

"görevli polis memurunun agresif tavırlar sergileyerek görevini yapmasına

engel olan Fatih Özbölük'e ölçülü şekilde kuvvet kullanarak Fatih Özbölük'ü

etkisiz hâle getirdiği" belirtilmiş ise de başvurucunun "agresif

tavrı" somutlaştırılmamış, şekli ve süresi açıklanmamıştır. Bu durumda

kullanılan gücün kaçınılmaz olduğunun tespit edildiğini söylemek mümkün

görünmemektedir.

31. Bu tespitten sonra kolluk görevlilerinin

gerçekleştirdiği eylemin hangi boyuta ulaştığı değerlendirilmelidir. Bu

kapsamda somut olay bir bütün olarak ele alındığında eylemin insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele olarak nitelendirilmesi uygun olacaktır.

32. Başvurucuya isnat edilen eylemler ve taraf beyanları

gözönünde bulundurulduğunda hakkında hakaret nedeniyle soruşturma açılmayan,

saldırıda bulunmayan, tehlike arz ettiğine ya da kaçacağına dair bir şüphe

olmayan, kimliği ve adresi tespit edilen başvurucunun ifadesinin alınması için

çağrı kâğıdı düzenlenerek, polis merkezine davet edilmesi usulü uygulanmaksızın

müvekkillerine hukuki yardımda bulunmak amacıyla geldiği polis karakolunda

batın bölgesinde hassasiyete ve kolları ile elinde sıyrıklara sebep olacak

şekilde müdahale edilerek zorla karakolun iç kısmındaki avukat odasına

götürülmesini gerektirecek bir fiilinin olmadığı, anılan muameleler nedeniyle

yaralandığı sabit olan başvurucuya uygulanan kuvvetin gerekli olmadığı ve kötü

muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

33. Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve

görevleri” kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte

yorumlandığında- bir kimsenin devlet görevlilerinin 17. maddenin üçüncü

fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir bir

iddiada bulunması hâlinde etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü

muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında

ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile

kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa

konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Soruşturmada olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller

toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci, gerektiği ölçüde kamu denetimine ve

mağdurun erişimine açık olmalı; mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli;

soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Ayrıca yetkililer,

soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun

sonuçlara dayanmamalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103; S.D., §§ 111-114; Veli Saçılık (2), B. No: 2018/24614, 18/10/2022,

§ 16).

34. Somut olayda kamu görevlileri tarafından

gerçekleştirilen bir kuvvet kullanımı ve bunun karşısında başvurucuda meydana

gelen bir yaralanma söz konusudur. Başvurucunun yaralanmasıyla neticelenen

olayda kolluk kuvvetlerinin zor kullanma yetkisini aşmadıkları gerekçesiyle

soruşturma makamlarının kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiği görülmüştür.

Bununla birlikte şüpheli polislerin başvurucuya karşı zor kullanmalarını

gerektirecek somut bir neden ortaya konulabilmiş değildir. Başka bir ifadeyle

yapılan inceleme; kamu görevlileri tarafından gerçekleştirilen fiziksel

müdahalede güç kullanımına ilişkin şartlara riayet edilip edilmediği, güç

kullanımının zorunlu olup olmadığı yönünde bir değerlendirme içermemektedir.

35. Olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma

kapsamındaki taraf ve tanık beyanları da dikkate alınmamış ve taraf olan polis

memurlarının olay gerçekleştikten yaklaşık bir saat sonra düzenlediği tutanak

ve belgeler kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tek gerekçesini

oluşturmuştur. Kamu görevlileri tarafından yapıldığı ileri sürülen kötü muamele

iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmanın etkililiği için soruşturmadan

sorumlu olan ve tetkikleri yapan kişilerin olaylara karışan kişilerden yalnızca

hiyerarşik ya da kurumsal olarak bağımsız olması yeterli değildir, aynı zamanda

soruşturmanın uygulamadaki bağımsız ve tarafsızlığının da sağlanması gerekir.

Başka bir ifadeyle anılan ilke, soruşturmanın hem hukuki hem de fiilî olarak

tarafsız ve bağımsızlığının sağlanmış olmasını gerektirir. Somut olayda, olayın

şüphelileri tarafından düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmayan tutanağın

doğruluğu araştırılmaksızın ve başkaca bir delil ile desteklenmeksizin tek

başına hükme esas alınmasının tarafsız ve bağımsız soruşturma ilkelerine

aykırılık teşkil ettiği tespit edilmiştir (Süleyman Göksel Yerdut [GK],

B. No: 2014/788, 16/11/2017, § 61).

36. Süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde devletin

hüküm ve kontrolü altında olunan bir zamanda meydana gelen yaralanma olayına

ilişkin etkili, özenli, sorumluların tespiti ve maddi gerçeğin ortaya

çıkarılması amacına yönelik bir soruşturma yürütülmesi konusunda gerekli özenin

gösterilmediği, devletin etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünün ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

III. GİDERİM

38. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama

yapılması ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

39. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği soruşturma mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK],

B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B.

No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK],

B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

40. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi

için başvurucuya manevi zararları karşılığında talebine bağlı kalınarak net

100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan kötü muamele yasağının maddi ve

usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan

kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına (Soruşturma

No: 2018/54751) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 446,90 TL harç ve 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 19.246,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

SONUÇ / HÜKÜM

GÖNDERİLMESİNE 6/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL Raportör : Mustafa Erdem ATLIHAN Başvurucu : Fatih ÖZBÖLÜK Vekili : Av. Feray TUNCA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2020/23252, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. II. Değerlendirme
  6. A. Kişi
  7. B. Kötü Muamele
  8. III. Giderim
  9. IV. Hüküm
  10. A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal
  11. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  12. C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan
  13. F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2020/23252
Tarih
6 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Abdulaziz Boğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/24647)
  • A.a. Başvurusu (B. No: 2022/30644)
  • S.a. Başvurusu (B. No: 2022/42691)
  • Mehmet Burak Dalbudak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/53091)
  • Sinan Hızlı Başvurusu (B. No: 2022/53691)
  • Mehmet Beytekin Başvurusu (B. No: 2019/25913)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.