İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ferihan Sarı Başvurusu (B. No: 2014/7261)

1. Başvuru; boşanma davasında usul ve yasaya aykırı olarak

Başvuru No2014/7261Tarih12 Ocak 2017Okuma18 dk · 3.533 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ferihan Sarı Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/7261
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.533 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; boşanma davasında usul ve yasaya aykırı olarak

verilen yetki itirazının reddine dair kararın tebliğ edilmemesi, sözlü

yargılama aşamasına geçileceğinin bildirilmemesi ve hakkaniyete aykırı biçimde

düşük miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi ile yoksulluk nafakası talep etme

imkânının da ortadan kaldırılması nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile maddi

ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/5/2014 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık herhangi bir görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri, başvuruya konu yargılama dosyası ile

yerel Mahkemeden istenen bilgi ve belgeler çerçevesinde tespit edilen ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuya karşı İzmir 1. Aile Mahkemesinin 2010/939 Esas

sayılı dosyası ile 1/10/2010 tarihinde M.M. tarafından boşanma davası

açılmıştır. Tarafların 4/5/2010 tarihinde Edirne'de evlendikleri, başvurucunun

1959, davacının 1929 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır.

8. 4/10/2010 tarihinde düzenlenen tensip zaptıyla davacı tarafa

duruşma günü; başvurucuya ise dava dilekçesi ve eklerinin duruşma günü ile

birlikte açıklamalı davetiye ile tebliğine, dava dilekçesi ve duruşma gününün

başvurucuya tebliğinden itibaren 10 gün içinde ilk itirazları ile birlikte esas

hakkındaki cevaplarını ve varsa karşı delillerini Mahkemeye bildirmesine ve

yargılamanın 9/12/2010 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.

9. 9/12/2010 tarihinde yapılan duruşmada meşruhatlı

davetiyenin tebliğ edilemediği görülmüş, duruşmaya katılan davacı vekilinin

başvurucunun yeni adresini bildireceğini beyan etmesi üzerine duruşma

29/12/2010 tarihineertelenerek aşağıdaki şekilde

karar verilmiştir:

"1-Davacının delil ve

belgelerini dosyaya ibrazına,

2-Davalınınadresi davacı tarafça bildirilip

masrafı verilince duruşma günü beklenmeden alo post ile davalıya tebliğin

tamamlanmasına,

3-Tebliğ işlemi yapılırsa davacı konuyu iyi

bilen iki tanığını hazır ettiğinde dinlenmesine..."

10. Davacı vekili 9/12/2010 tarihinde yapılan duruşmanın

ardından bir adres belirtmiş ancak 29/12/2010 tarihinde yapılan duruşmaya

tekrar sadece davacı vekili katılmış, davalıya gönderilen tebligatın bila tebliğ edildiği görülmüştür.

11. Davacı vekili 29/12/2010 tarihinde yapılan duruşma esnasında

tekrar başka bir adres belirtmiş ve masrafını yatırarak belirtilen adrese

tebligat çıkarılmıştır. Duruşma 8/2/2011 tarihine ertelenmiştir.

12. 8/2/2011 tarihinde yapılan duruşmada tebligatın henüz

dönmediği görülerek duruşmanın 22/2/2011 tarihine ertelenmesine karar

verilmiştir.

13. 22/2/2011 tarihinde de duruşmaya yalnızca davacı vekili

katılmış; başvurucunun davadan haberdar olduğunu ve telefon numaralarından

kayıtlı adres çıkması durumunda tebligat yapılmasını, aksi takdirde 19/1/2011

tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kanun'la değişik

Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligat yapılmasını talep etmiştir.

14. Davacının talebi kabul edilerek kendisi tarafından

bildirilecek cep telefonu numaralarından başvurucunun adresinin

araştırılmasına, adresin bulunması hâlinde duruşma günü beklenmeden tebligat

çıkarılmasına, ayrıca ilgili bilişim ağı sistemlerinden de adres araştırması

yapılmasına ve yargılamanın 23/3/2011 tarihine ertelenmesine karar verilmiştir.

15.Davacı vekilinin katıldığı, 23/3/2011 tarihli duruşmada,

yazılan müzekkerelerin cevaplarının gelmediği görülmüş, başvurucunun tebliğ

adresi bulunamadığı takdirde tebligat hükümleri çerçevesinde tebliğ hususunun

düşünülmesine ve yargılamanın 20/4/2011 tarihine ertelenmesine karar

verilmiştir.

16. 20/4/2011 tarihinde yapılan duruşmada; ilgili GSM

operatöründen gelen, 25/3/2011 tarihli yazı üzerine belirtilen adrese tebligat

çıkarılmasına karar verilmiş ve duruşma 24/5/2011 tarihine ertelenmiştir.

17. 24/5/2011 tarihinde yapılan duruşmada henüz dönmediği

anlaşılan tebligat evrakının beklenmesine ve duruşmanın 9/6/2011 tarihine

ertelenmesine karar verilmiştir.

18. Bir sonraki duruşmada da tebligat evrakının dönmediğinin

görülmesi üzerine Mahkeme Kalemi tarafından söz konusu tebligatın akıbetinin

araştırılmasına ve tebligatın beklenmesine karar verilmiş, duruşma 21/6/2011

tarihine ertelenmiştir.

19. 10/6/2011 tarihinde PTT veritabanından

sorgulama yapılmış, dava dilekçesinin ve tensip zaptının başvurucuya 28/5/2011

tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.

20. Başvurucu, eşinin kendisine karşı açtığı bu dava sebebiyle

6/6/2011 tarihinde İstanbul Barosuna bağlı bir avukatla vekâlet sözleşmesi

yapmıştır.

21. 21/6/2011 tarihinde başvurucu ile başvurucunun avukatının

katılmadığı celsede cevap dilekçesinin ve ilgili vekâletin süresi içinde

Mahkemeye sunulduğu görülmüş, başvurucunun yetki itirazı hakkında davacı

itirazda bulunmuştur. Mahkeme, yetki konusundaki delillerini bildirmesi için

davacıya süre vermiş; davacının ikamet adresini Mahkemeye bildirmesiyle de

ilgili muhtarlığa yazı yazılarak tarafların söz konusu ikametgâh durumlarının

ve ne zamandan beri oturduklarının sorulmasına karar verilmiştir. Ayrıca başvurucuya

da yetki konusundaki delillerini sunmak için üç günlük kesin süreli meşruhatlı davetiye çıkarılmasına ve duruşmanın 14/7/2011

tarihine ertelenmesine karar verilmiştir.

22.Başvurucu vekiline söz konusu duruşma zaptı 6/7/2011

tarihinde tebliğ edilmiştir.

23. Davacının Mahkemeye bildirmiş olduğu adresin bağlı olduğu

Muhtarlığa, duruşma sırasında alınan ara kararı gereği 24/6/2011 tarihinde

müzekkere yazılarak davacının ikamet durumu ile ilgili bilgi istenmiştir.

24. 14/7/2011 tarihinde yapılan ve taraf vekilleri ile davacının

katıldığı duruşmada; müzekkerenin tebliğinin yapılamadığı görülmüş ve

Muhtarlığın isminin değiştiğinin davacı tarafça bildirilmesi nedeniyle aynı

müzekkerenin tekrar yazılmasına, başvurucu vekilinin duruşma sırasında yetki

konusundaki delil ve belgelerin muhabereden (İstanbul'dan) gönderdiğini

söylemesi üzerine bu konudaki belgelerin beklenmesine, duruşmanın 14/9/2011

tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.

25. Bir sonraki duruşmaya yine taraf vekilleri ve davacı

katılmıştır. Muhtarlığa yazılan yazının adres kapalı olduğundan iade edilmesi

üzerine davacı tarafın ilgili muhtarın ismini bildirmesi sebebiyle bu sefer

Muhtarlığın bulunduğu yerdeki polis karakolu aracılığıyla bilgi istenmiş,

duruşma 25/10/2011 tarihine bırakılmıştır. Polis karakolundan istenen yazı

21/10/2011 tarihinde Mahkemeye ulaşmıştır.

26. 25/10/2011 tarihinde açılan duruşmaya başvurucu vekili

mazeret bildirerek katılmamıştır. Mahkeme mazereti kabul etmiştir.

Başvurucunun, Küçükçekmece Nöbetçi Mahkemesi yoluyla Mahkemeye sunduğu

dilekçesinde müşterek ikametgâh adresinin Edirne'ye alındığı bildirilmiştir.

Bunun üzerine Mahkeme, İzmir'deki Muhtarlıktan davacının ikametgâhını aldırıp

aldırmadığı, hangi tarihten itibaren ikametgâhında oturduğu, tarafların

birlikte oturup oturmadıklarına ilişkin bilgi istemiştir. Edirne'deki

Muhtarlıktan ise başvurucuya ait ikamet ilmuhaberinin

çıkartılarak gönderilmesini, ayrıcahangi tarihten

beri başvurucunun bu adreste oturduğu ile ikametgâhını hangi tarihte belirtilen

adrese aldığı hususlarının tespitini istemiştir.

27. 29/11/2011 tarihli duruşmada, Edirne'ye yazılan yazının

cevabının beklenmesine ve davacı tarafa yetki konusundaki iki tanığını bir

sonraki celsede hazır etmesine karar verilmiştir.

28. 15/12/2011 tarihinde davacı tanıklarının ifadesi alınmış ve Edirneye yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına karar

verilmiştir. 31/1/2012 ve 16/2/2012 tarihlerinde yapılan duruşmalarda da

Edirne'ye yazılan müzekkerenin cevabının beklenmesine karar verilmiştir.

29. 13/3/2012 tarihinde yapılan duruşmaya başvurucu vekili aynı

gün İstanbul'daki bir mahkemede duruşması olması nedeniyle mazeret beyan ederek

katılamayacağını faks yoluyla bildirmiş, duruşma gününü Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi'nden (UYAP) öğreneceğini belirtmiştir. Mahkeme mazereti kabul

etmiştir. Duruşma sonunda alınan karar şu şekildedir:

" 1- 05/12/2011 tarihli muhtarlık yazısı

ile 21/10/2011 tarihli zabıta yazılarının mukayeseleri yapıldığında yasal

ikametgahlarının Edirne olmakla ve taraflar kendi rızaları ile ayrı şehirlerde

yaşamaya başladıklarından ve 12 yıldır da iş kurup İzmirde

yerleşmekle yetki itirazlarının reddine, davalıya bu durumun tebliğine,

2-Davacı taraf konuyu iyi bilen iki tanığını hazır ettiğinde dinlenmesine,ayrıca tüm tanıkları için 25 er TL tanıklık

ücreti ve öncelikle dinleteceği bu iki tanıklar için7,00 'arTL

tebligat masraflarını vermesine, öncelikle dinleteceği iki tanık şehir

dışındalar ise talimat masraflarını vermesine, bu hususta iki haftalık kesin

süre verilmesine (kesin mehilin hüküm ve neticeleri hatırlatıldı), öncelikle

dinleteceği tanıklarını sonraki celsede hazır etmediği ve tüm tanık

masraflarını da vermediği takdirde talebinden vazgeçmiş sayılacağı ihtarınınyapılmasına,(yapıldı) (Öncelikle dinleteceği iki

tanığının hangileri olduğunu tanık-delil listesinde imzası ile belirtmesine)

3- Davalı vekilinin mazeretinin kabulüne

duruşma gününü UYAP tan öğrenmesine."

30. 28/3/2012 tarihinde yapılan duruşmaya sadece davacı ve onun

vekili katılmıştır. Davacının gösterdiği tanıkların dinlenilmesine karar

verilmiştir. Tanıkların dinlenilmesinden sonra tarafların boşanmalarına karar

verilmiştir. 28/3/2012 tarihli ve E.2010/939, K.2012/288 sayılı kararın

gerekçesi şu şekildedir:

" Davalı taraf her ne kadar yetki

itirazında bulunmuş ise de 21/10/2011 tarihli Gültepe Polis Merkezi Amirliği

yazısı ile ekindeki 05/12/2011 tarihli Zeybek Mahallesi Muhtarlığının yazısı

ile 12 yıldır davacının İzmir'de oturduğunun bilgisayar kayıtlarında mevcut

olduğu bildirildiği, her ne kadar tarafların yasal ikametgahları Edirne ise de taraflarınkendi rızaları ile ayrı şehirlerde yaşamaya

başladıkları anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi

gerekmiştir.

Dosya içeriğine,toplanan

delillere,tarafların ve dinlenen tanıkların

beyanlarına göre, tarafların evlilik birliğinin başından itibaren uyum

sağlayamadıkları, sürekli olarak tartıştıkları ve dinlenen davacı tanığı K. A.'ın davalı kadının devamlı kocasınabağırıp

kötü davranışlarda bulunduğunu duyduğunu ve diğer davacı tanığı S.E.'in de hanımın kocasına devamlı bağrışma sesleri,

hakaret küfürler ettiği ve kadının kocasının buna iyi dayandığını beyan

etmesinden de bu tartışmalara komşularının dahi şahit olduğu, tarafların

sürekli sürtüşme halinde olup her iki tarafın da birbirlerine karşı olan saygı

ve sevgilerini yitirdikleri,yaklaşık 1,5 seneden beri

de tarafların farklı illerde yaşadıkları ve evlilik birliğinin devam etmediği

anlaşılmakla eşler arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı

anlaşılmakla tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerektiği sonuç ve

kanaatine varılmıştır."

31. Gerekçeli karar, başvurucu vekiline 2/5/2012 tarihinde

tebliğ edilmiş ve karar, süresi içinde temyiz edilmiştir. Başvurucu; temyiz

dilekçesinde özetle, tanıkları sunmak için süre verilmediğini, delillerle

ilgili avansın dosyaya yatırıldığını, Mahkeme kararının gerekçesinde davacının

tanıklarının ifadesinden başka hiçbir şeyin yer almamış olmasından dolayı

delillerini sunamadığının açık olduğunu, Edirne Muhtarlığından gelen yazıdan

anlaşılacağı üzere evlenmeden önce müşterek ikametgâhın Edirne'ye alındığını,

hâlen davacının Edirne'de ikamet ettiğini, Mahkemenin yetkisiz olduğunu, sosyal

ve ekonomik durumun araştırılmasına gerek görülmeden nafakaya hükmedildiğini

ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

32. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 28/1/2013 tarihli ve E.2012/15605,

K.2013/1966 sayılı kararla hükmün bozulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

Gerekçenin ilgili kısmı şu şekildedir:

" Kesin yetki kuralının sözkonusu olmadığı hallerde mahkemelerin yetkisineyönelik itirazlar,ilk

itirazlardan olup (6100 s. HMK. m.116/1-a)bu husus,

mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden ön sorunlar gibi incelenir ve karara

bağlanır. (6100 s. HMK. m.117/3) Hakim, ön sorun

hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder. (6100 s. HMK. m.164/3)Görüldüğü gibi yetki itirazı hakkında verilen ara

kararının ilgilisine tebliğinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Belirtilen

yasal kurala uyulmadan davalının yokluğunda hüküm kurulması savunmayı ve

davanın sonucunu etkileyen önemli bir usul hatası olup bozmayı gerektirmiştir.

(6100 s. HMK. m.371/1-ç)"

33. Bozma üzerine yargılamaya devam olunmuş, bozma kararına

uyulup uyulmamasına duruşmada karar verileceği belirtilerek taraflara duruşma

gününü belirtir davetiye ile tensip zaptı tebliğ edilmiştir.

34. 30/4/2013 tarihli duruşmaya sadece davacı vekili

katılmıştır. Duruşma sonunda bozma ilamına uyulmasına, yetkiye itirazın reddine

dair kararın davacıya tebliğine ve davalıya esas hakkında beyanları ile delil

ve belgelerini sunmak üzere iki haftalık süre verilmesine karar verilerek

duruşma 30/5/2013 tarihine ertelenmiştir.

35. 9/5/2013 tarihinde davacı vekili 100 TL gider avansı

yatırmıştır. 30/4/2013 tarihli duruşma zaptına ilişkin tebligatın başvurucuya

yahut vekiline yapılmadığı Anayasa Mahkemesi tarafından gözlemlenmektedir.

36. 30/5/2013 tarihinde

yapılan duruşmaya sadece davacı vekili katılmıştır. Duruşma sonunda

başvurucunun sosyal, içtimai ve ekonomik durumu için müzekkere yazılmasına

karar verilerek duruşma 9/7/2013 tarihine ertelenmiştir.

37. Aynı gün Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvurucunun

sosyal ve ekonomik durumu ile ilgili müzekkere yazılmıştır. Ancak müzekkerede

belirtilen adres ile dava dilekçesinin tebliğ edildiği adres farklı olup

müzekkerede belirtilen yer,Merkezî

Nüfus İdaresi Sistemi'nde (MERNİS) yer alan ancak, dava dilekçesinin ilk başta

tebliğ edilemediği adreslerden biridir (bkz. § 9). Müzekkere cevabında

başvurucunun adreste bulunamaması nedeniyle istenen bilgiler ikmal

edilememiştir. Ayrıca 30/5/2013 tarihli duruşma zaptının yine başvurucuya yahut

vekiline tebliğ edilemediği gözlenmektedir.

38. 9/7/2013 tarihinde yapılan duruşmaya sadece davacı vekili

katılmış ve duruşma sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

39. Mahkemenin 9/7/2013 tarihli ve E.2013/227, K.2013/538 sayılı

kararının gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA

karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememizce dosya yeniden

2013/227 esasına kaydı yapılarak duruşma açılmış, davalının sosyal, içtimai,

ekonomik durumu için müzekkere yazılmış ancak adreste bulunamadığından ikmal

edilememiş, asgari ücretten gelirinin olduğunun kabulü ile bozmaya uyularak yetki

itirazının tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmakla eski kararımız gibi tarafların

boşanmalarına, tarafların sosyal, içtimai, ekonomik durumu, davalının adresinde

bir türlü bulanamayışı dikkate alınarak davalıya 100 TL dava tarihinden

itibaren tedbir nafakası bağlanmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda

anlatılan olay,delil ve gerekçeye dayanılarak,

1-Yetki itirazının tebliğ edilmiş olması,

eksikliğin tamamlandıktan sonra davanın usul yönünden bozulduğu anlaşıldığından

eski kararımız gibi İzmir ili Konak ilçesi ... nüfusa kayıtlı, Edirne. .. doğumlu, ... vatandaşlık

numaralı M.M. ile aynı yerde ... no: 24 de nüfusa

kayıtlı ... kızı, ... doğumlu, ... vatandaşlık numaralı (evlenerek ... 40 birey

sıra numarasından gelen kızlık soyadı SARI olan) Ferihan ...'ın BOŞANMALARINA, tarafların sosyal, içtimai, ekonomik

durumu, davalının adresinde bir türlü bulunamayışı dikkate alınarak davalı

tarafa 100 TL dava tarihinden itibaren tedbir nafakası bağlanmasına,

...

Dair açık yargılama sonunda kararın

tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere

verilen karar, davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen

anlatıldı."

40. Gerekçeli kararın başvurucu vekiline tebliğinden sonra

karar, başvurucu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinde

özetle, davanın öncelikle Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle bozulması

gerektiği, yetki itirazının reddine ilişkin ara kararının yine tebliğ edilmeden

ve sadece davacı tanıklarının gerçek dışı beyanlarıyla hüküm kurulduğu,

ekonomik durumun araştırılmadan karar verildiği, başvurucunun geçim sıkıntısı

çektiği, davanın en başından itibaren taraflar arasında geçimsizlik olmadığı,

uzmana sevk edilmeyi talep ettikleri, Mahkemenin bu hususu değerlendirmeye

almadığı ve cevap dilekçesinde tanıklarını dinleteceğinin belirtildiği, Mahkeme

tarafından bu konuda herhangi bir karar verilmediği belirtilerek hükmün

bozulması istenmiştir.

41. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 4/12/2013 tarihli ve

E.2013/23524, K.2013/28557 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.

42. Başvurucu, onama kararının tebliğinden sonra temyiz

dilekçesini tekrarlayarak kararın düzeltilmesini talep etmiştir.

43. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 11/3/2014 tarihli ve

E.2014/3263, K.2014/5380 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

44. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin karar 21/4/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

45. Başvurucu 20/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

46. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 447. Maddesinin ikinci fıkrası şu şekildedir:

"(2) Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan

18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan

yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan

maddelerine yapılmış sayılır."

47. 9/1/2003 tarihli ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş,

Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un "Usul hükümleri" başlıklı 7. maddesi şöyledir:

"Aile mahkemeleri, önlerine gelen dava ve

işlerin özelliklerine göre, esasa girmeden önce, aile içindeki karşılıklı

sevgi, saygı ve hoşgörünün korunması bakımından eşlerin ve çocukların karşı

karşıya oldukları sorunları tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü,

gerektiğinde uzmanlardan da yararlanarak teşvik eder. Sulh sağlanamadığı

takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında karar verilir.

(Mülga ikinci fıkra: 14/4/2004-5133/3 md.)

Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak

kaydıyla, bu Kanunda hüküm bulunmayan konularda Türk Medenî Kanununun aile

hukukuna ilişkin usul hükümleri ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri

uygulanır."

48. 6100 sayılı Kanun'un 451. maddesi şu şekildedir:

"(1) Bu Kanun 1/10/2011

tarihinde yürürlüğe girer."

49. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 18/6/1927

tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 23. maddesi

şöyledir:

“Salahiyettar olm[a]yan bir mahkemede aleyhine dava ikame olunan kimse esasa

girişmezden evvel bu bapta itirazda bulunmazsa o mahkemenin salahiyetini kabul

etmiş addolunur. Şu kadar ki munhasıran iki tarafın

arzularına tabi olmıyan mesail

bundan müstesnadır. Mahkeme bu nevi davalarda hitamı mahkemeye kadar re'sen veya iki taraftan birinin talebi üzerine ademi

salahiyet karar verir. Mahkemenin salahiyattar

olmadığını iddia eden taraf salahiyettar mahkemeyi beyana mecburdur.”

50. 1086 sayılı mülga Kanun'un 24. maddesi şu şekildedir:

"Teşkilatı Esasiye Kanunu ve Kanunu

Medeni ve sair adli kanunlar ve muahedeler ile salahiyet hakkında vazolunan

hükümler mahfuzdur.

51. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

168. maddesi şu şekildedir:

"Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili

mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan

beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir."

52. 4721 sayılı Kanun'un 19. maddesi şu şekildedir:

"Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma

niyetiyle oturduğu yerdir.

Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim

yeri olamaz.

Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında

uygulanmaz."

53. 6100 sayılı Kanun'un 448. maddesi şu şekildedir:

"(1) Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış

işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır."

54. 6100 sayılı Kanun'un 116. maddesinin ilgili kısmı şu

şekildedir:

"(1) İlk itirazlar aşağıdakilerden

ibarettir:

a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde

yetki itirazı.

..."

55. 6100 sayılı Kanun'un 117. maddesinin üçüncü fıkrası şu

şekildedir:

"(3) İlk itirazlar, ön

sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır."

56. 6100 sayılı Kanun'un 164. maddesi

şu şekildedir:

"1) Hâkim, taraflardan birinin ileri

sürdüğü ön sorunu incelemeye değer bulursa, belirleyeceği süre içinde, varsa

delilleriyle birlikte cevabını bildirmesi için diğer tarafa tefhim veya tebliğ

eder.

(2) Ön sorun hakkında iki taraf arasında

uyuşmazlık varsa, hâkim gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonra

kararını verir.

(3) Hâkim, ön sorun hakkındaki kararını

taraflara tefhim veya tebliğ eder."

57. 6100 sayılı Kanun'un 186. maddesi şu şekildedir:

"(1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden

sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır

bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak

olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları

takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir.

(2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son

sözlerini sorar ve hükmünü verir."

58. 4721 sayılı Kanun'un 168. maddesi şöyledir:

" Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin

yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları

yer mahkemesidir."

59. 4721 sayılı Kanun'un 175. maddesi şöyledir:

" Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak

koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka

isteyebilir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz."

60. 4721 sayılı Kanun'un 176. maddesininbeşinci

fıkrası şöyledir:

" Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî

tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik

durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. "

61. 4721 sayılı Kanun'un 177. maddesi şöyledir:

" Boşanmadan sonra

açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi

yetkilidir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

62. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

63. Başvurucu; şikâyet konusu davada, yetkiye itirazın reddine

dair ara kararınınkendisine tebliğ edilmemesi

hususunun Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmasına rağmen bozmadan sonraki

yargılama sürecinde de anılan kararın kendisine tebliğ edilmemesi,ilgili

beyanları Mahkemece ve Yargıtayca

değerlendirilmeksizin usul ve yasaya aykırı olarak yetkiyeitirazın

reddine karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; Kanun'da

tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin ve

belirlenen tarihte hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında karar

verileceğinin taraflara bildirileceği hususu öngörülmesine rağmen Mahkemece

Kanun'a aykırı olarak sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin kendisine

bildirilmemesi ve bu suretle son sözlerini söyleme imkânından yoksun

bırakılması nedenleriyle silahların eşitliği ilkesinin; ayrıca sosyal ve

ekonomik durumuyla ilgili gerekli araştırma yapılmaksızın Mahkemece asgari

ücretli olduğu varsayılarak lehine, hakkaniyete aykırı derecede düşük miktarda

tedbir nafakasına hükmedilmesi ve yoksulluk nafakası talep etme imkânının da

ortadan kalkması nedenleriyle maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Yetki İtirazının

Reddine Dair Karara İlişkin İddialar

64. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

65. Başvurucunun temyiz dilekçesinde yetkiye itirazını

tekrarladığı, Yargıtayın ise ilgili kararında

davacının kendi yerleşim yerinde de boşanma davası açabileceğinin tabii olduğu

gerekçesiyle onama kararı verdiği anlaşılmıştır.

66. Başvurucu tarafından ileri sürülen, usul ve yasaya aykırı

olarak yetkiye itirazın reddine karar verildiği iddiasının yukarıda belirtilen

içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve kararda bariz

takdir hatası veya açık keyfîlik içeren bir hususun

da bulunmadığı anlaşılmaktadır.

67. Yetkiye itirazın reddine dair kararın tebliğ edilmemesine

ilişkin olarak ise bireysel başvuru kapsamında yalnızca usul kurallarına riayet

edilmemiş olmasının tek başına ihlal sonucu doğurmayacağı, kurala aykırı

davranışın bireylerin haklarında somut bir ihlale yol açtığının veya açabilme

ihtimali olduğunun anlaşılması gerektiği, aksinin bireysel başvuruda kanun yolu

şikâyetlerinin incelendiği anlamına geleceği görülmektedir.

68. Somut olayda yetki itirazının reddine dair ara kararı

başvurucuya tebliğ edilmemiş olmasına rağmen başvurucunun itirazını temyiz

yolunda ileri sürme imkânı bulduğu, Yargıtayın ise

kararında başvurucunun itirazını karşıladığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

yetkiye itirazın reddine dair kararın başvurucuya tebliğ edilememesi nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının bir ihlal olmadığı açık

olduğundan kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekmektedir.

69. Açıklanan nedenlerle yetkiye itirazın reddine dair ara

kararına ilişkin iddialar yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Sözlü Yargılama

Aşamasına Geçileceğinin Başvurucuya Bildirilmemesine İlişkin İddialar

70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

71. Somut olayda başvurucunun -aksini iddia etmesine rağmen-

sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin kendisine bildirilmediği hususunu

temyiz dilekçesinde ileri sürmediği, dolayısıyla anılan iddiasını ileri

sürebileceği temyiz olağan kanun

yolunu tüketmeksizin bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

72. Açıklanan nedenlerle sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin

kendisine bildirilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği

iddiası yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Yargılamanın Sonucuna

İlişkin İddialar

73. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

74. Başvurucunun, gerekli araştırma yapılmadan hakkaniyete

aykırı biçimde düşük miktarda tedbir nafakasına hükmedildiği ve yoksulluk

nafakası talep etme imkânının da ortadan kaldırıldığı iddiasının yargılamanın

sonucuna ilişkin bulunmakla kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve kararda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren bir

hususun da bulunmadığı görülmüştür. Kaldı ki tedbir nafakasının dava süresince

zor durumda bulunan tarafı korumak amaçlı geçici bir tedbir olduğu,

başvurucunun boşanma davasının sona ermesinden sonra da sosyal ve ekonomik

durumunu ileri sürerek yoksulluk nafakası talep edebileceği anlaşılmaktadır.

75. Açıklanan nedenlerle tedbir ve yoksulluk nafakasıyla ilgili

yargılamanın sonucuna ilişkin iddialar yönünden başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle başvurunun;

A. 1. Yetki itirazının reddine dair ara kararına ilişkin

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin bildirilmemesine dair

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın sonucuna dair iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat

AKKAYA

Başvurucu

:

Ferihan SARI

Vekili

:

Av. Canan

TİPİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7261, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Kömürcü
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. Akkaya
  17. Tipi
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7261
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • İbrahim Acar Başvurusu (B. No: 2014/18054)
  • Mustafa Doğan Başvurusu (B. No: 2014/20565)
  • Fahide Yeşilbaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4432)
  • Mehmet Emin Özçelik Başvurusu (B. No: 2014/10561)
  • Mevlüt Ayhan ve Mehmet Yeşilkaya Başvurusu (B. No: 2014/16147)
  • Mahmut Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/18059)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.