İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fırat Kılınç Başvurusu (B. No: 2018/2796)

1. Başvuru, sürücü belgesinin geçici olarak alınmasına

Başvuru No2018/2796Tarih12 Ocak 2021Okuma20 dk · 4.030 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fırat Kılınç Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2018/2796
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.030 kelime·20 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, sürücü belgesinin geçici olarak alınmasına

karşı yapılan itirazda kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddiaya

ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1986 doğumlu olup başvuru formunda

mesleğinin yüksek mühendis olduğunu ifade etmiştir.

9. Başvurucu 22/7/2017 tarihinde İstanbul'un Fatih

ilçesinde trafik ekiplerince alkol kontrolü amacıyla durdurulmuştur. Hususi

otomobil kullanan araç sürücüleri için alkol sınırı 0,50 promildir. Saat

01.48'de nefes ölçümü sonucunda çıkan teknik rapora göre başvurucu 2,79 promil

alkollüdür.

10. Teknik cihazla yapılan ölçüm sonucunda ortaya çıkan

promil miktarı dikkate alınarak başvurucu hakkında hem idari hem de cezai süreç

başlatılmıştır.

A. Başvurucu

Hakkındaki Cezai Süreç

11. Başvurucu, nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatıyla

ilgili polis merkezine sevk edilmiştir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu'nun 179. maddesi kapsamında başvurucunun şüpheli sıfatıyla ifadesi

alınmıştır. Başvurucu, trafik kontrolüne girmeden yaklaşık beş dakika önce

boğaz rahatsızlığı nedeniyle ağız spreyi kullandığını ve ağız spreyinin alkol

içerdiğini ileri sürmüştür.

12. Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda başvurucunun ilgili

polis merkezinden ATK'ya sevk edildiği, 22/7/2017 günü saat 03.35'te çıkan ATK

raporuna göre tespit edilen alkol miktarının 0 promil olduğu belirtilmiştir.

Başvurucu aynı gün serbest bırakılmıştır.

13. Başvurucu hakkında 19/9/2017 tarihinde anılan suç

kapsamında iddianame düzenlenmiştir. Duruşma günü olarak 7/12/2017 tarihi

belirlenmiştir.

14. Söz konusu tarihte yapılan duruşmada başvurucunun

savunması alınmış, bu arada geçen süre içinde dosyaya yazılı beyanda

bulunulmuştur. Ayrıca duruşma sırasında bir adli tıp uzmanı da bilirkişi olarak

dinlenilmiştir.

15. İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesi, üzerine atılı

suçu işlemediği sabit olduğu gerekçesiyle başvurucu hakkında beraat kararı

vermiştir. 7/12/2017 tarihli kararın gerekçesine dayanak olan hususlar

duruşmada dinlenilen bilirkişinin beyanları ile olaydan iki saat sonra

başvurucunun alkolsüz olduğunu belirten ATK raporudur. Karar, kanun yolu

denetiminden geçmeksizin kesinleşmiştir.

B. Başvurucu

Hakkındaki İdari Süreç

16. Kolluk görevlilerince 22/7/2017 günü saat 01.48'de

düzenlenen tutanağa göre başvurucunun ehliyeti alkollü olarak araç kullandığı

gerekçesiyle 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun

48. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca altı ay süreyle geri alınmıştır. Ayrıca

aynı madde uyarınca başvurucu hakkında 2918 sayılı Kanun'un ek 3. maddesi de

gözetilerek 876 TL idari para cezası tesis edilmiştir.

1. İdari Para

Cezasına Karşı Yapılan İtirazla İlgili Süreç

17. Başvurucu 3/8/2017 tarihinde nöbetçi İstanbul Sulh

Ceza Hâkimliğine başvurarak hakkında tesis edilen 876 TL idari para cezasının

iptalini talep etmiştir.

18. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği 1/11/2017 tarihli

kararıyla başvurucu hakkında tesis edilen idari yaptırım kararının

kaldırılmasına kesin olarak karar vermiştir. Gerekçede; yukarıda aktarılan

olayların bir kısmına değinildikten sonra kalibrasyonu 10/11/2017 tarihine

kadar devam eden alkol ölçüm cihazı ile kontrol yapıldığı ancak olaydan

yaklaşık iki saat sonra başvurucunun ATK'ya sevk edildiği ve yapılan ölçümde

başvurucunun 0 promil alkollü olduğunun tespit edildiği vurgulanmıştır. Daha

sonra ATK'nın uygulamalarına göre kandaki alkol oranının her saat yaklaşık 0,15

promil düştüğünün kabul edildiği hatırlatılarak somut olayda çok daha yüksek

bir düşüşün söz konusu olması nedeniyle başvurucunun ağız spreyi kullandığı

yönündeki savunmasına itibar edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

2. Sürücü

Ehliyetinin Alıkonulmasına Karşı Yapılan İtirazla İlgili Süreç

19. Başvurucu 7/8/2017 tarihinde yine nöbetçi İstanbul

Sulh Ceza Hâkimliğine başvurarak ve ATK'nın raporundan bahsedip bu sefer sürücü

ehliyetinin geçici olarak alıkonulması kararının iptalini talep etmiştir.

Başvurucu söz konusu dilekçede; iş hayatı gereği her gün araba kullanmak zorunda

olduğunu, iş hayatının sekteye uğradığını hatta işinden kovulma tehlikesiyle

dahi karşı karşıya kaldığını belirtmiştir. Bu sebeple öncelikle yürütmenin

durdurulmasını talep etmiştir. Daha sonra 11/8/2017 tarihinde başvurucu,

sunduğu ek dilekçede Sürücü Belgesi Geri Alma Tutanağı'na karşı açılan

davalarda görevli mahkemelerin sulh ceza hâkimliklerinin olduğuna dair

Uyuşmazlık Mahkemesi ve Yargıtay kararlarını eklemiştir.

20. İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından

4/9/2017 tarihinde sunulan cevap dilekçesinde; sulh ceza hâkimliklerinin söz

konusu olayda görevli olmadığı, görevli yerin idare mahkemelerinin olduğu,

itirazın süresinde yapılmadığı, 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'la

değişik 2918 sayılı Kanun'un 48. maddesi uyarınca başvurucunun herhangi bir

sağlık kuruluşuna sevk edilmediği belirtilmiştir.

21. Başvurucu 5/10/2017 tarihinde idarenin cevabına karşı

beyanda bulunmuştur. Bu kapsamda sulh ceza hâkimliklerinin görevli olduğuna

dair ek beyan dilekçesini sunduğunu hatırlatmış, itiraz süresinin son gününün

hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle itirazı süresinde yaptığını belirtmiş,

ayrıca ATK'nın raporuna değinerek diğer savunmanın da yerinde olmadığını ileri

sürmüştür.

22. (Kapatılan) İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği

20/11/2017 tarihinde itirazı reddetmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şu

şekildedir:

"...

Her ne kadar muteriz itirazını 5326

sayılı kanunun 27. maddesine göre belirtilen 15 (on beş) günlük süre içerisinde

yapmış ve hakkında düzenlenen idari cezanın iptalini talep etmiş ise de;

muterizin sunduğu itiraz dilekçesi ve ekleri, ceza tutanağını düzenleyen

kurumca verilen cevabi yazıdaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, 22/07/2017

tarihinde yapılan alkol kontrolünde 34 ... plakalı araç sürücüsü Fırat

Kılınç'ın 2,79 promil alkollü olduğu, alkol ölçümünde kullanılan cihazının

10/11/2017 tarihine kadar kalibrasyon ayarları yapıldığı, İstanbul Trafik

Denetleme Şube Müdürlüğü A Bölgesi Trafik Denetleme Ekipler Amirliği tarafından

22/07/2017 tarihli, 317247 sıra numaralı geçici olarak sürücü belgesi geri alma

tutanağına itiraz idari para cezasının usul ve yasaya uygun olduğu, muteriz

vekilinin dilekçesinde ileri sürülen itiraz sebeplerinin ceza tutanağının

aksini ispata yeterli olmadığı, bu sebeple dilekçe ve ceza tutanağı arasında çelişki

olduğundan itirazın reddine karar verilmesi gerekmiştir."

23. Başvurucu, söz konusu karara karşı (kapatılan)

İstanbul 14. Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde itirazda bulunmuştur. İtiraz

dilekçesinde başvurucu, başvurucu hakkında aynı konu sebebiyle daha önce tesis

edilen idari para cezasının iptal edilmesine ilişkin İstanbul 12. Sulh Ceza

Hâkimliğince verilen kesin nitelikteki karardan da bahsetmiştir.

24. İtiraz mercii, (kapatılan) İstanbul 13. Sulh Ceza

Hâkimliği kararının yerinde olduğunu belirterek itirazı 22/11/2017 tarihinde

kesin olarak reddetmiştir.

25. Bireysel başvuruya konu nihai karar 6/12/2017

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/1/2018 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

26. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "Kararların gerekçeli olması" kenar başlıklı 34.

maddesi şöyledir:

"(1) Hâkim ve mahkemelerin her

türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında

230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da

gösterilir.

(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun

yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir."

27. 2918 sayılı Kanunu’nun "Alkol, uyuşturucu

veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" başlıklı 48.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri

almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri

yasaktır.

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin

kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla,

kollukça teknik cihazlar kullanılır.

...

Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin

üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili

bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü

belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü

olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır.

Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye, son

ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; ikinci defasında

877 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle,

üç veya üçten fazlasında ise, 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir ve

sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. Sürücü

belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde

belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.

Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin

üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza

Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.

...

Alkollü olarak araç kullanması nedeniyle

son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde sürücü

belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca, usul ve

esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak

yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya

üçten fazla geri alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve

psikiyatri uzmanının muayenesine tabi tutulurlar.

Sürücü belgelerinin geçici geri alma

işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır.

Bu madde hükümlerine göre geri alınan

sürücü belgesinin iade edilebilmesi için; ilgili kişi hakkında trafik

kurallarına aykırılık dolayısıyla bu Kanun hükümlerine göre verilmiş olan idari

para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması; uyuşturucu veya uyarıcı madde

alması nedeniyle sürücü belgesi geri alınanların ayrıca sürücü olmasında

sakınca bulunmadığına dair resmi sağlık kurumlarından alınmış sağlık kurulu

raporunun ibraz edilmesi şarttır.

Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı

maddelerin tespiti için kullanılacak teknik cihazların sahip olacağı asgari

koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir”

28. 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî

Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Alkol,

uyuşturucu veya uyarıcı maddeler etkisi altında araç sürme yasağı"

kenar başlıklı 97. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Uyuşturucu veya uyarıcı

maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin

üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20

promilin üstünde olan diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmeleri

yasaktır.

Trafik görevlilerince sürücüler her

zaman alkol kontrolüne tabi tutulabilirler. Uyuşturucu veya uyarıcı madde

kontrolü ise durumundan şüphe edilen sürücüler üzerinde yapılır.

Trafik görevlilerince sürücülerin alkol

oranlarının tespitinde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır:

a) Sürücülerin alkol oranlarının

tespitinde; tarih, saat ve ölçüm sonucu ile cihaza ait seri numarasını gösterir

çıktı verebilen ve kalibrasyon ayarı yapılmış teknik cihazlar kullanılır.

b) Yapılan ölçüm sonucunda yasal

sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüye 2918

sayılı Kanunun 48 inci maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen miktarlarda

idari para cezası verilerek, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye

doğru beş yıl içinde sürücü belgeleri birinci defasında altı ay, ikinci

defasında iki yıl, üç veya üçten fazlasında ise her seferinde beşer yıl süreyle

geri alınır.

c) Teknik cihaz kullanılmasını kabul

etmeyen sürücüye 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında

belirtilen miktarda idari para cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle

geri alınır.

ç) Yasal sınırların üzerinde alkollü

olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler ile teknik cihaz kullanılmasını

kabul etmeyen ve bu nedenle hakkında işlem yapılan sürücüler araç kullanmaktan

men edilir.

d) Yapılan tespit sonucunda 1,00

promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen ve 2918 sayılı Kanunun 48 inci

maddesine göre işlem yapılan sürücüler, haklarında ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre adli işlem yapılmak

üzere mahalli zabıtaya teslim edilir.

e) 1,00 promilin altında alkollü

olmasına rağmen, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare

edemeyecek durumda olduğu tutanakla tespit edilen sürücü, hakkında ayrıca 5237

sayılı Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre

adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir.

f) Teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna

itiraz edilmesi durumunda tekrar ölçüm yapılmaz, yapılan işlemlere itiraz

30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27 nci maddesi kapsamında

ilgili mahkemelere yapılır.

..."

29. 31/10/2011 tarihinde içişleri bakanının onayı ile

yürürlüğe giren Trafik Denetimlerinde ve Trafik Kazalarında Alınacak Önlemlere

İlişkin Yönerge’nin "Alkol test cihazı kullanımı ve ölçüm işlemi"

başlıklı 30. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi halihazırda şu

şekildedir:

"Ölçülen değerin gerçek alkol

düzeyi olması için, alkol alımı ile ölçüm yapılan zaman arasında en az 20

dakikalık zaman geçmiş olmasına özen gösterilir. [Sürücü alkol aldıktan hemen

sonra alkol testine tabi tutulur ise, sonuç yüksek bir değer çıkabilmektedir.

Bunun nedeni, cihaza nefes üflenirken, ağız içerisinde (dişlerde, damakta,

dilde) bulunan alkolün de gönderilmesidir. Bu değere ağız alkolü denilmektedir.

Alkolmetre ile ölçüm yapan personel, ağız alkolü etkisinden arındırılmış ve

doğrudan akciğerlerin derinliklerinden üflenmiş nefes olmasını sağlamak için,

sürücünün son alkolü alma süresi üzerinden en az 20 dakika geçmesi beklenilmelidir.]"

30. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24/12/2019 tarihli ve

E.2019/5794 K.2019/12223 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...incelenen dosyada; olay gecesi

aracı ile seyir halinde iken durdurulan sanığın saat 23:35'te alkolmetre ile

yapılan ölçümde 1,00 promil alkollü olduğu, savunmasında yaklaşık yarım saattir

araç kullanmakta olduğunu beyan ettiği ve yerleşik Adli Tıp uygulamalarında

kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama

15 promil azaldığı kabul edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde 1,00

promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli

sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar

verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraatine karar

verilmesi..."

31. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14/1/2020 tarihli ve

E.2019/2639 K.2020/451 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Dosya içeriğine göre olay günü,

sanığın idaresindeki otomobille, meskun mahalde, gündüz vakti, tek yönlü parke

kaplama yolda seyri sırasında, T şeklindeki kavşağa geldiğinde geçiş önceliğine

uymayarak aracının ön sağ kısmıyla, gidiş yönüne doğru sağdan gelen motorlu

bisikletin ön sol kısmına çarptığı, sanığın asli kusurlu şekilde bir kişinin basit

tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği ve Adli

Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol

oranının her saat ortalama 0,15 promil azaldığının kabul edildiği

gözetildiğinde sanığın olaydan yaklaşık 30 dakika sonra yapılan alkol

muayenesine göre 95 promil alkollü olduğu gözetildiğinde sanığın kaza anında

güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak şekilde 100 promil üstünde alkollü

olarak araç kullandığı tespit edildiği olayda;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar

yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak

oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın kusur

durumuna ve lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının

reddi ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

32. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

33. Başvurucu, hakkında açılan ceza davasından beraat

etmesine ve alkollü araç kullanması sebebiyle düzenlenen idari para cezasının

iptal edilmesine rağmen ehliyetinin alıkonulmasına yaptığı itirazın

reddedilmesinin gerekçeli karar hakkını ihlal eder nitelikte olduğunu

belirtmiştir. Bunun yanında çelişkili ve farklı kararlar verilmesinin hukuki

güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığını da ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

34. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucu hakkında verilmiş kararların süregelen herhangi bir içtihada

dayanarak verilmediği ve somut olay özelinde verilmiş kararlar olduğu

gözetilerek başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında

gerekçeli karar hakkı bakımından incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

36. Başvurucunun ileri sürdüğü ihlal iddialarının

niteliği nazara alınarak başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerinden biri

olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi

gerekir.

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması

ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular

ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

38. Anayasa Mahkemesi, idari para cezasından kaynaklanan

başvurularda gerekçeli karar hakkı yönünden anayasal ve kişisel önemden yoksun

olma kriteri kapsamında uygulanan ilkeleri Mustafa Mümin Bulun (B. No:

2016/6890, 25/12/2016, §§ 11-23), F.N.G., (B. No: 2014/11928, 21/6/2017,

§§ 29-61), Emek Yapı Yat. İnş. Tic. Ltd. Şti. (B. No: 2014/19521,

5/12/2017, §§ 15-29), Ali Rıza Ak (B. No: 2015/15965, 27/6/2018, §§

15-27) kararlarında göstermiştir. Diğer taraftan ticari yük taşımacılığı

yapmadığı ve buna ilişkin resmî bir kaydı olmadığı hâlde alkollü olarak araç

kullandığı gerekçesiyle idari para cezasıyla cezalandırılmanın suç ve cezaların

kanuniliği ilkesinin ihlal ettiğine ilişkin Bülent Sağlam (B. No:

2014/6225, 28/6/2018) başvurusunda da yine Anayasa Mahkemesi aynı şekilde

anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir. Başvuru konusu olayın Anayasa hükümlerinin yorumlanması ve uygulanması

açısından öneminin bulunmadığı zira gerekçeli karar hakkına ilişkin birçok

başvurunun Anayasa Mahkemesince daha önceden karara bağlandığı açıktır. Ancak

mevcut başvurunun kişisel önem bakımından yukarıda anılan kararlarla benzer

nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim Bülent Sağlam başvurusunda

maddi ve manevi toplam zararın 2.273 TL olduğu, Emek Yapı Yat. İnş. Tic.

Ltd. Şti. başvurusunda ise söz konusu zararın maddi nitelikte ve 3.000 TL

olduğu başvuru formlarında belirtilmiştir. Diğer başvurularda da sadece trafik

para cezası miktarı (189 TL ve 129 TL) kadar zarar olduğu ifade edilmiştir. Söz

konusu olayda ise başvurucu, salt sürücü belgesinin geri alınması

nedeniyle şikâyette bulunmakta ve sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması

nedeniyle iş hayatının sekteye uğradığını dilekçesinde ileri sürmektedir.

39. Bireyin sürücü belgesi olmaksızın araç kullanımına

izin verilmediği düşünüldüğünde söz konusu hususun bireyi günlük hayatta önemli

ölçüde dezavantajlı bir pozisyona düşürebilecek nitelikte olduğu kabul

edilmelidir. Bunun yanında bu sürenin ilk etapta altı ay olarak belirlenmesi,

son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde ikinci

kez alkollü bir şekilde araç kullanılmasının tespiti hâlinde ise geri alma

süresinin iki yıla çıkması, bu beş yıllık süre içinde sürücü belgeleri ikinci

ve üçüncü defa geri alınanlar hakkında 2918 sayılı Kanun'un 48. maddesinin on

birinci fırkasında yer alan ek tedbirlerin uygulanması ayrıca dikkate

alınmalıdır. Bu nedenle başvuru konusu edilen idari yaptırımın başvurucuyu

önemli bir zarara uğratmadığı söylenemeyecektir.

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

41. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda

gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi

özellikle açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın

sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek

nitelikte bulunması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara

mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir

(Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25,

26; Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer Başat ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata, B. No: 2014/4958,

22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri, B. No: 2013/4894,

15/12/2015, §§ 54-59;Şah Tarım İnş. Tur. Ltd. Şti., B. No: 2013/7847,

9/3/2016, §§ 36-48).

42. Derece mahkemesinin aynı maddi veya hukuki olguyla

ilgili olarak başka bir yargı merciinin vardığından farklı bir sonuca ulaşması

hâlinde bunun dayanaklarını gerekçeli kararında göstermesi kendisinden

beklenir. Anayasa'da güvenceye bağlanan tüm temel hak ve özgürlüklerin

yorumunda gözetilmesi gereken temel bir ilke olarak düzenlenen hukuk devleti

ilkesi, yargı organlarının aynı maddi veya hukuki olgularla ilgili olarak

çelişkili kararlar vermekten mümkün olduğunca kaçınmasını gerekli kılar. Aynı

maddi veya hukuki vakıalarla ilgili olarak farklı kararlar verilmesi hukuk

devleti ilkesini zedeleyebileceği gibi kişilerin hukuka olan inancını da

zayıflatabilir. Bu nedenle bir maddi veya hukuki vakıa ile ilgili olarak başka

bir yargı mercii tarafından bir kimse lehine karar verildiği ancak diğer bir

yargı merciinin aynı olgu hakkında farklı bir sonuca ulaştığı durumlarda bunun

gerekçesinin belirtilmesi gerekir. Yargı merciinin bu gibi durumlarda gerekçe

gösterme yükümlülüğü, kişilerin hukuka olan güvenlerinin sarsılmaması için

hayati öneme sahiptir (Mehmet Okyar, B. No: 2017/38342, 13/2/2020, §

29).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

43. Başvurucu, alkollü olarak araç kullandığı iddiasıyla

hakkında tesis edilen idari para cezasının iptalini istemesinden dört gün sonra

bu sefer aynı konu sebebiyle ve süresi içinde sürücü ehliyetini geri almak için

itirazda bulunmuştur. İdari para cezasının iptali istemi İstanbul 12. Sulh Ceza

Hâkimliğince, sürücü belgesinin geri alınması işleminin iptaline yönelik itiraz

ise (kapatılan) İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliğince ayrı ayrı incelenmiştir.

44. İdari para cezasının İstanbul 12. Sulh Ceza

Hâkimliğince, başvurucu hakkında yürütülen ceza soruşturması kapsamında

alındığı anlaşılan ATK raporuna değinilerek iptal edildiği anlaşılmıştır.

İtiraz, idari para cezasının miktarı dikkate alınarak kesin olarak hükme

bağlanmıştır. Buna karşın daha sonra (kapatılan) İstanbul 13. Sulh Ceza

Hâkimliğince teknik cihazın kalibrasyonunun güncel olduğuna ve ileri sürülen

itiraz sebeplerinin Ceza Tutanağı'nın aksini ispata yeterli olmadığına

dayanılarak başvurucunun sürücü ehliyetinin geri alınmasına yönelik itirazın

reddedildiği anlaşılmaktadır.

45. Bireysel başvuruya konu itiraz sürecinde başvurucunun

ATK raporundan bahsettiği açıktır. Bunun yanında henüz karar verilmeden önce bu

rapora dayanılarak idari para cezasının kesin olarak iptal edildiğini belirtmek

gerekir. Hâkimlik tarafından yapılan itiraz incelemesinde ise salt olarak

teknik cihazın kalibrasyonun güncel olmasına dayanılarak itiraza konu sürücü

belgesine elkoyma işleminin hukuka uygun olduğu belirtilmiş ve başka bir

gerekçeye yer verilmeden başvurucunun itirazı reddedilmiştir.

46. Hâkimliğin itirazın reddi kararının gerekçesinde

-başvurucunun tüm iddialarını gerekçelendirmek zorunda olmamakla birlikte-

başvurucunun itirazına temel teşkil eden, sonuca etkili olabilecek iddiası

hakkında değerlendirme yapılmayarak bunun yanıtsız bırakılması kararda yeterli

gerekçe bulunduğunun kabul edilmemesi sonucunu doğuracaktır. Kanun yolu

merciinin de esasa dair bir değerlendirme yapmadığı, başvurucunun itirazının

reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak itirazı reddeden Hâkimliğin

kararının hakkaniyete uygun makul bir gerekçe içerdiğinden bahsedilemez. Bu

nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

48. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

49. Başvurucu ihlalin tespitiyle birlikte 5.000 TL maddi,

10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

50. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi,

ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

52. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

53. İncelenen başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme (hâkimlik)

kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

54. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili merciye gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

55. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi

gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarını giderilmesi bakımından yeterli

görüldüğünden başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3,600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere (kapatılan) İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği (D. İş 2017/3237) yerine

bakmakla görevli hâkimliğe GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Fırat KILINÇ Vekili : Av. Burak HAYBAT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/2796, 12 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvurucu
  10. B. Başvurucu
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  19. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/2796
Tarih
12 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Kemal Kılıçdaroğlu Başvurusu (B. No: 2016/7380)
  • Saner Eren Başvurusu (B. No: 2018/1718)
  • Botek İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/31424)
  • M.e.g. Başvurusu (B. No: 2019/2856)
  • Mustafa Ava Başvurusu (B. No: 2018/2430)
  • Erdal Oğuz Başvurusu (B. No: 2018/10567)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.