İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Funda İnciler ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2582)

1. Başvuru; kamu kurum ve kuruluşları aleyhine verilmiş,

Başvuru No2014/2582Tarih14 Eylül 2017Okuma15 dk · 2.954 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Funda İnciler Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
14 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/2582
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.954 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kamu kurum ve kuruluşları aleyhine verilmiş,

ekonomik değere ilişkin ve icra edilebilir bir yargı kararının uzun süre icra

edilmemesi ile yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması, kamulaştırmasız el atmadan

kaynaklanan tazminat davasında taşınmaza düşük bedel belirlenmesi, belirlenen

bedele işletilen yasal faizin gerçek zararı karşılamaması, yargılama

masraflarına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin adil olmaması ve dava

vekâlet ücretine maktu olarak hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı

ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular tarafından 25/1/2012 tarihinde Sincan 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde Millî Savunma Bakanlığı aleyhine açılan kamulaştırmasız el

atma nedeniyle tazminat davasında 8/11/2012 tarihli ve E.2012/94, K.2012/554

sayılı karar ile toplam 72.800 TL tazminatın dava tarihinden itibaren

işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak başvuruculara

ödenmesine, başvurucular lehine nispi olarak hesaplanan 7.874 TL vekâlet

ücretine hükmedilmiştir.

9. Başvurucular, hükmedilen tazminatı tahsil edebilmek amacıyla

11/12/2012 tarihinde Ankara 31. İcra Dairesinin E.2012/15479 Sıra sayılı

dosyasında ilgili idare aleyhine icra takibi başlatmışlardır.

10. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı idarece temyiz

talebinde bulunulmuş, başvurucular temyiz talebine karşı sundukları 19/7/2013

tarihli cevap dilekçelerinde davalı tarafın temyiz itirazlarının mesnetsiz

olduğunu belirtmişler ve İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasını

istemişlerdir.

11. Temyiz incelemesi sonucu İlk Derece Mahkemesi kararı,

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2/5/2013 tarihli ve E.2013/2036, K.2013/8453

sayılı ilamı ile onanmıştır.

12. Onama ilamına karşı davalı idare tarafından karar düzeltme

talebinde bulunulması sonucu Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarihli

ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararı vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek

onanmış ve yargılama süreci sona ermiştir. İlamın ilgili kısmı şöyledir:

"...

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6.

maddesinde değişiklik yapan ve 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı

Yasanın 21. maddesi ile"kamulaştırmasız el

atmadan kaynaklanan tazminat davalarında mahkeme ve icra harçları ile her türlü

vekalet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarak

belirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır." hükmünün

getirilmiş olduğu gözetildiğinde,harç

ve vekalet ücretininmaktu olarak hüküm altına

alınması gerektiğinden;

Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 5. bendinde yazılı ( 7.874,00) rakamlarının çıkartılmasına, yerine (1.200,00)

rakamlarının yazılmasına,

..."

13. Düzeltilen onama ilamı başvuruculara 5/2/2014 tarihinde

tebliğ edilmiş, başvurucular 28/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

14. Başvurucular 8/11/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesinde

sundukları dilekçeyle lehlerine hükmedilen tazminata ilişkin 22/4/2014

tarihinde kısmî ödeme yapıldığını, alacaklarını tamamen tahsil edemediklerini,

bakiye 3.766,45 alacakları olduğunu beyan etmişlerdir.

15. İlgili idare ise 14/11/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sunduğu dilekçe ile başvuruculara ödeme yapılmakla birlikte güncel olarak

3.766,45 TL bakiye borç kaldığını ancak bu bakiyenin başvurucular lehine maktu

olarak belirlenen vekâlet ücretinin nispi olarak talep edilmesinden, faize faiz

işletilmesinden, idarelerinin harçtan muaf olmasına rağmen başvuru harcı talep

edilmesinden ve yasal kesintilerin borç olarak değerlendirilmesinden

kaynaklandığını ifade etmiş; bu duruma ilişkin Sincan Mal Müdürlüğü Hazine

Avukatlığına bildirim yapılarak bakiye borca itiraz edilmesinin istendiğini

belirtmiştir.

16. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

incelemede ilgili idarenin 8/1/2016 tarihinde Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesine

dava dilekçesi sunarak bakiye borcun iptalini istediği, bu kapsamda E.2016/14

Sıra sayısına kayden görülen davanın henüz

sonuçlanmadığı anlaşılmıştır.

17. UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede Ankara 31. İcra

Dairesinin 5/6/2015 tarihli karar tensip tutanağında icra dosyası alacağına

Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kesinleşmesinden itibaren kamu

alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına karar verdiği

anlaşılmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma Hakkı

ve Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucular;kamu

kurum ve kuruluşları aleyhine verilmiş, ekonomik değere ilişkin ve icra

edilebilir bir yargı kararının uzun süre icra edilmemesi ile yargılamanın makul

sürede sonuçlanmaması nedenleriyle mahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

20. Somut olayda başvurucular icra takibine konu ettikleri

alacaklarının tamamının ödenmediğini beyan ederken (bkz. § 13) ilgili idare

bakiye borç miktarının yersiz olduğunu beyan etmektedir (bkz. § 14). UYAP

sistemi üzerinden yapılan incelemede bakiye borç miktarı için devam eden bir

uyuşmazlık olduğu anlaşıldığından yargı kararı gereğinin geç yerine getirilmesi

şikâyetine ilişkin değerlendirme, taraflarca üzerinde uyuşmazlık olmayan kısım

üzerinden yapılacaktır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra aşamasını

da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

23.Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

24. Öte yandan mahkeme kararına dayanan icra edilebilir bir

alacak, mülkiyet hakkı kapsamında korunan ekonomik bir değer ifade eder. Kamu

kurum ve kuruluşları aleyhine hükmedilmiş böyle bir alacağın hiç ödenmemesi ya

da ödenmesinin uzun sürmesi suretiyle oluşan belirsizlik, mülkiyet hakkının

ihlaline neden olur (Kenan Yıldırım ve Turan

Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, §§ 55-75).

25. Anılan ilkeler doğrultusunda somut olayda şikâyete konu

edilen sürecin icra aşamasını da kapsayacak şekilde 2 yıl 5 ayda sonuçlanması

nedeniyle adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmalıdır.

B. Diğer İhlal İddiaları

1.Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucular,

taşınmazlarına kamulaştırma usulüne uyulmadan el atılması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27.Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

28. Kamulaştırmasız el atma, idareye taşınmazı kullanma ve

kamulaştırma işlemi yapmadan taşınmazı elde etme imkânı sağlamaktadır. Böyle

bir kamulaştırma işlemi olmadığından kullanılan taşınmazın devrini meşrulaştırma

ve belli bir hukuki güvence sağlama imkânı sunan tek unsur, idare tarafından

kullanımın yasal olmadığını tespit eden ve bireylere "kamulaştırmasız el

atma nedeniyle tazminat" ödenmesine hükmeden mahkeme kararıdır.Kamulaştırmasız

el atma uygulaması, hukuki planda taşınmazların maliki olarak kalan

başvuranları herhangi bir kamu yararı gerekçesi ile eylemini haklı kılmayan

idareye karşı dava açmak zorunda bırakmaktadır. Böyle bir kamu yararı

gerekçesinin gerçekliği ancak daha sonra mahkemeler tarafından

değerlendirilmektedir. Başka bir deyişle kamulaştırmasız el atma, her ne olursa

olsun idare tarafından isteyerek oluşturulmuş kanuna aykırı bir durumu hukuki

olarak kabul etmeye ve idareye kanuna aykırı davranışından fayda sağlama imkânı

sunmaya yol açmaktadır. İdareye resmî kamulaştırma kurallarının ötesine geçme

imkânı sağlayan böyle bir uygulama, kişilerin öngörülemez ve keyfî durumlarla

karşılaşması tehlikesi taşımaktadır. Söz konusu uygulama, yeterli derecede

hukuki güvence temin edecek ve gerektiği şekilde gerçekleştirilen bir

kamulaştırmanın alternatifini oluşturacak nitelikte değildir (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Sarıca ve

Dilaver/Türkiye, 11765/05, 27/5/2010, §§ 40, 43, 45).

29. Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleri, taşınmaz üzerindeki mülkiyet

hakkına son veren müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Bu

zorunluluk hukuk devletinin gereğidir. Anayasa'nın 46. maddesi hükmü ile

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereği asıl olan,

kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı iktisap etmesidir.

Yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz

konusu iken dayanağını Anayasa ve yasalardan almayan, bireylerin mülkiyet

hakkına son veren bir uygulama olan kamulaştırmasız el atma yasalara uygun bir

kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeve içinde değerlendirilemez. İdarelere resmî

kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulama,

taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riskini

taşımaktadır (Celalettin Aşçıoğlu,

§ 58).

30. Başvuru konusu olayda idare, ilgili yargılama sürecinden de

anlaşılacağı üzere başvurucuların taşınmazına kamulaştırmasız olarak el

atmıştır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı

Kanun'da belirlenmiş süreçler takip edilmeden başvurucuların mülkiyetinde

bulunan taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da

sabittir.

31. Bu durumda başvurucuların söz konusu taşınmazlarına

uygulanan kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile

2942 sayılı Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine

ulaşılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

2. Mahkemece Hükmedilen

Taşınmaz Bedeline ve Bu Bedele Uygulanan Faiz Oranı ile Faiz Hesaplamalarına

İlişkin İddialar

33. Başvurucular; açtıkları kamulaştırmasız el atma davası sonunda

taşınmaz için emsallerine göre düşük bedel belirlendiğini, ayrıca hükmedilen

bedele kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı yerine yasal faiz oranı

uygulandığını ve yargılama sürecinde yaptıkları masraflar için faiz

hesaplamasında başlangıç tarihinin dava tarihi olarak dikkate alınmasının adil

olmadığını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

34. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucuların bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

35. Somut olayda başvurucuların ihlale neden olduğunu ileri

sürdükleri bu iddiaları yargılama sürecinde dile getirmedikleri, bu iddialarına

ilişkin bilgi veya belge sunmadıkları ve böylece başvuru yollarını usulüne

uygun tüketmedikleri anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

37. Öte yandan başvurucular, lehlerine tazminata hükmeden

Mahkemenin kararının kesinleşmesinden sonra tazminatın ödenmesinde meydana

gelen gecikme sürecinde hükmedilen tutara kamu alacakları için öngörülen en

yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini belirterek şikâyette bulunmuşlarsa

da somut olaya konu sürecin incelenmesi sonucu bireysel başvuru tarihinden

sonra Ankara 31. İcra Dairesince 5/6/2015 tarihinde ilgili alacağa Mahkeme

kararının kesinleşmesinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz

oranının uygulanmasına karar verildiği anlaşılmış (bkz. § 16), bu nedenle söz

konusu iddia yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

3.Lehe Hükmedilen Maktu Vekâlet Ücretine

İlişkin İddialar

38. Başvurucular, açtıkları kamulaştırmasız el atma davası devam

ederken yapılan kanun değişikliği sonucu nispiden

maktuya dönüştürülen vekâlet ücreti nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucuların ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

40.Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilen

olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi

ihlal edilmiş sayılabilir. Devletin davanın taraflarından birini diğerine

nazaran önemli ölçüde avantajlı hâle getiren kanuni düzenlemeler yapması,

silahların eşitliği ilkesi ve dolayısıyla yargılamanın hakkaniyete uygun

yürütülmesi kuralına aykırılık oluşturur. Bunun için yargısal süreci etkilediği

iddia edilen düzenlemenin taraflardan birinin davadaki başarı şansını önemli

ölçüde azaltması, ortaya çıkan bu sonuç ile kanuni düzenleme arasında bir

illiyet bağı bulunması, bu illiyet bağını kesen veya zayıflatan başka bir

etkenin ortaya çıkmamış olması gerekir (Mürsel

Malkoç [GK], B. No:

2013/9466, 27/10/2015, §§ 23, 24).

41. Somut başvuruya konu düzenleme ile yapılan değişiklik,

davanın esasını etkileyen veya bir tarafın başarı şansını değiştiren nitelikte

olmayıp bir yargılama gideri olan vekâlet ücretine ilişkindir. Vekâlet ücreti

ise bir usul hukuku kavramı olup buna ilişkin yasal değişiklikler derhâl

uygulanma niteliğini haizdir. Ayrıca bahsedilen düzenleme davanın her iki

tarafı için vekâlet ücretini maktu hâle getirdiğinden ve davayı her iki tarafın

da kazanma imkânı bulunduğundan düzenlemenin silahların eşitliğine aykırı

olduğundan bahsedilemez. Keza benzer davalarda, davayı kazanan davacıların kamu

kurumlarından alacakları vekâlet ücreti düşerken kaybeden davacıların ödemek

zorunda kaldıkları vekâlet ücretleri de düşmekte ve söz konusu düzenleme kamu

kurumları için bazen lehe bazen aleyhe sonuç doğurmaktadır (Mürsel Malkoç, § 25).

42. Diğer taraftan vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden ve

davası kabul edilen lehine hükmedilen bir ücrettir. Dava aşamasında kimin

lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret yükümlülüğü bir

usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38). Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu tür giderler

mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksiz başvuruların

önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yere

meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla

başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını

belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Mürsel Malkoç, § 29).

43. Derece Mahkemesi hükmünün vekâlet ücreti yönünden 24/5/2013

tarihli ve 6487 sayılı Kanun’la 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinde

değişiklik yapılan düzenlemeye dayandığı, usule ilişkin mezkûr düzenlemenin

derhâl uygulanma niteliğini haiz olduğu, ayrıca bahsedilen geçici 6. maddenin

onuncu fıkrasında yapılan değişikliklerin henüz kesinleşmeyen davalara da

uygulanacağı hükmünün yer aldığı görülmektedir. Bu nedenle kararın kanuni

olduğu açıktır (Mürsel Malkoç, §

33).

44. Kanun koyucu; süregelen mülkiyet ihlallerini gidermek,

idarenin bireylerin taşınmazlarına haksız el koymasından doğan uyuşmazlıkları

tasfiye etmek, uyuşmazlıkların çözülmesini kolaylaştırmak ve hızlandırmak

amacıyla 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesiyle çeşitli mekanizmalar

öngörmüştür. Bu kuralla, kanun koyucunun takdir yetkisiniidarelerin

vekâlet ücreti yükünü hafifletmek yönünde kullanmasında kamu yararı ve hukuk

devleti ilkesine aykırılık görülmemektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014). Ayrıca bahsedilen değişiklikle kamulaştırmasız el atma nedeniyle

açılan tazminat davalarında davayı kazanan tarafın vekâlet ücreti maktuya

dönüştürülürken davacılardan tahsil edilen harçlar da bedel tespiti davalarında

olduğu gibi nispiden maktuya çevrilerek davacı

üzerinde olan dava yükünü hafifletecek şekilde düzenleme yapılmıştır (Mürsel Malkoç, § 45).

45. Ayrıca alınacak hukuki yardımın niteliği ve maliyetinin

vekil ile müvekkil arasındaki vekâlet sözleşmesine bağlı bir ilişki olduğu ve

alınan hukuki yardımın maliyetinin buna göre ciddi miktarda farklılıklar

göstereceği açıktır. Kanun koyucunun vekâlet ücretini karşı tarafa

yüklemesindeki amaç, haksız yere dava açılmasına neden olanlara yargılama

giderlerinin yükletilmesi olup davanın niteliğine göre makul ve kabul

edilebilir bir ücretin belirlenmesi hakkaniyete uygun bir yargılama ve

mahkemeye erişim sağlamak için yeterli kabul edilmelidir. Mahkemelerce hüküm

verilenden daha yüksek ücret öngören vekâlet sözleşmeleri vekil ile müvekkili

bağlayacağından hükmedilen ücret bireylerin mahkemeye erişim haklarını

engellemedikçe Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Mürsel Malkoç, § 47).

46. Sonuç olarak başvurucuların lehine hükmedilen tazminat

miktarı ve lehe hükmedilen yargılama giderleri gözönünde

bulundurulduğunda maktu vekâlet ücretinin başvurucuların vekille dava

açmalarını imkânsız hâle getirmediği ya da aşırı derecede zorlaştırmadığı,

başvurucular üzerinde ağır bir yüke sebep olmadığı, başvurucuların mahkemeye

erişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığı kanaatine

ulaşılmıştır (Mürsel Malkoç, §

48).

47. Bu hâle göre 2942 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik

uyarınca kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının, vekâlet

ücreti yönünden maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ile sonuçlanmasında adil

yargılanma hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlal bulunmadığına karar vermek

gerekir.

48. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

50. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

51. Somut olayda kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

52. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvuruculara -taşınmazlarına Anayasa ve 2942 sayılı Kanun'da

öngörülen kamulaştırma usulüne uyulmadan kanunilik ilkesine aykırı olarak el

atılması ve haklarını elde etmek için dava açmak zorunda bırakılmaları sonucu-

ayrı ayrı net 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

53. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvuruculara

müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve ekonomik değere ilişkin yargı

kararının geç icra edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kamulaştırmasız el

atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Mahkemece belirlenen

taşınmaz bedeline ve bu bedele uygulanan faiz oranı ile faiz hesaplamaları

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Lehe hükmedilen maktu

vekâlet ücretine nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 1. Yargılamanın uzun sürmesi ve hükmedilen tazminatın geç

ödenmesine ilişkin şikâyetler yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı ile Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Kamulaştırmasız el atmaya ilişkin şikâyet yönünden

Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların her birine net 5.000 TL manevi tazminatın ayrı

ayrı ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Millî Savunma Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

1. Funda

İNCİLER

2. Tuncay

GÜLEÇ

3. Mübeccel

GÜLEÇ

4. Olcay

ÇOBAN

5. Koray

PULAK

Vekili : Av. Zeynep DOĞAN AKARKEN-Av. Hakan AKARKEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2582, 14 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Adil Yargılanma Hakkı
  8. B. Diğer İhlal İddiaları
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  10. A. 1. Yargılamanın uzun
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  12. F. Kararın bir örneğinin Millî Savunma Bakanlığına
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Gökcan
  15. Perdecioğlu
  16. İnciler
  17. Güleç
  18. Güleç
  19. Çoban
  20. Pulak
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2582
Tarih
14 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Boz Başvurusu (B. No: 2014/11124)
  • Sabri Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/14193)
  • Kadriye Ozan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16552)
  • A Teknik Yapı Teknolojileri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/12603)
  • Feyzi İşbaşaran Başvurusu (B. No: 2014/19529)
  • Cengiz Kurtuluş Başvurusu (B. No: 2014/6004)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.