İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Galip Kocuk Başvurusu (B. No: 2014/5639)

1. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davanın

Başvuru No2014/5639Tarih24 Haziran 2015Okuma16 dk · 3.288 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Galip Kocuk Başvurusu

Karar tarihi
24 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/5639
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.288 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davanın

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından reddedilmesi nedeniyle

Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen sosyal hukuk devleti ilkesiyle 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 25/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/6/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 1/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş,

Adalet Bakanlığı 16/12/2014 tarihli dilekçesi ile görüş sunmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, askerlik hizmetini yerine getirdiği birliğinde

3/8/2011 tarihinde sağ el bileğinden yaralanmış, yaralanmaya bağlı olarak

Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Sağlık Kurulunun 12/9/2012 tarihli

raporuyla askerliğe elverişli olmadığına karar verilmiştir.

8. Başvurucu, üç askerin müessir fiiline maruz kaldığı ve bu

kişilerden kaçarken dengesini kaybedip bir camın üzerine düşmesi sonucu sağ el

bileğinin kesilmesi nedeniyle askerliğe elverişsiz hale geldiğini, idarenin

kusurundan kaynaklanan bu yaralanma nedeniyle uğradığı maddi ve manevi

zararların istemiyle 18/9/2012 tarihinde Milli Savunma

Bakanlığına müracaat ederek tazminat talebinde bulunmuş, ancak başvurusu zımnen

reddedilmiştir.

9. Başvurucunun maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle

19/11/2012 açtığı davada, AYİM İkinci Dairesi, 13/11/2013 tarihli ve

E.2012/1221, K.2013/1309 sayılı kararıyla davayı reddetmiş ve reddedilen maddi

ve manevi tazminat miktarları üzerinden 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesi uyarınca takdir edilen

10.490 TL avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine

karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Davacı

vekili, müvekkilinin askerlik hizmetim yerine getirdiği birliğinde 03.08.2011

tarihinde üç askerin müessir fiiline maruz kaldığını, bu kişilerden kaçarken

itilmesi üzerine dengesi kaybedip bir camın üzerine düşmesi sonucunda sağ el

bileğinin kesilmesi suretiyle yaralandığını, bu yaralanma nedeniyle malul hale

geldiğini iddia etmiş ise de, dava konusu cam kırılması olayına ilişkin olarak

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılınca davacı hakkında askeri eşyayı

kasten tahrip etmek suçundan soruşturma yapılıp kamu davası açıklığının tespit

edilmesi üzerine, Mahkememizin ara karar, ile talep etmesi üzerine gönderilen

soruşturma ve kovuşturma aşamasına ait delillerden, bu deliller arasında

davacının cama kendisinin yumruk attığını gören asker ve rütbeli tanıkların

beyanlarından, olayla ilgili tutulan tutanaklardan, olaydan hemen sonra

götürüldüğü Hastanelerde düzenlenen raporlardaki davacının psikolojik bunalım

sonucu cama yumruk attığına ilişkin beyanlarından, davalı idarece gönderilen

bilgi ve belgelerden, Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığına 14.01.2011 tarihinde

katılışını müteakiben, 17.01,2011 tarihinde görevli psikologların düzenlemiş

oldukları Psikolojik Danışma özet Formu'nda "Yaralama

ve gasptan 3 defa, toplamda 21 ay ceza almış,860 civarı jilet izi var, 2 defa

intihar girişimi olmuş, en son 2009 yılında yapmış, intihar düşüncesi var. İlaç

tedavisi uygulandı" ve "Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Psikiyatri’de 3 ay yatmış, psikolojik atak geçiriyor"

kayıtlarının yer aldığı ve RDM Takipli Er kapsamına alarak tedaviye başlandığı,

25.02.2011 tarihinde 12'nci Hv.Ulş.

Ana ÜsK. lığına katılışı sonrası yapılan mülakatta da

psikolojik sorunlu: olduğu ve sivil hayatta geçirmiş olduğu trafik kazası

sebebiyle sol kolunda platin olduğunun Bölük Komutanı tarafından tespit

edildiği, bu tarihten başlayarak sırasıyla 28.02.2011'de katılış muayenesi,

02.03.2011'de bayılma, 03.03.2011'de diş ağrısı, 09.03.2011’de bayılma ve bu

şekilde devam eden 16.06.2011 tarihine kadar toplam 18 defa, sağlık birimlerine

sevk edilerek tedavi ettirilerek ilaçlarının kullanımının düzenli olarak takip

edildiği, katılışını müteakip sevk edildiği Birlik Psikologu

tarafından Personel Bilgi Formu ve Psiko-Sosyal

Tarama Anketi ile 04.03.2011, 02.05.2011 ve 26.05.2011 tarihlerinde düzenlenen

Danışma Özet Formları'nda da davacının psikolojik

gelişiminin takip edildiği, 11.06.2011 tarihinde saat 18.30 sularında erbaş ve

erlerin yoğun olarak bulunduğu Uçaksavar Tabur Komutanlığı er dinlenme yeri

olan bahçede, görev yaptığı yerden daha önceden bulduğu böcek ilacını içerir

şişenin dibinde kalan takribi 20 ml miktardan 1/2 yudum alarak içtiği, birlik

Komutanlığınca bu ilaç içme olayının, ilaçtan içilen miktar, daha önceki süreçte

de hava değişimi almak için defaten çeşitli rahatsızlıkları beyan ederek

viziteye çıkması ve koğuşta istirahat halindeyken sebepsiz olarak bayılma

olaylarını gerçekleştirip, bayılmalarını müteakip sevk edildiği birlik Sağlık

Amirliği'nde bayılma emarelerini gösterir (göz bebekleri büyümesi, soluma

azlığı, tansiyon düşüklüğü vb) hiçbir rahatsızlık

tespit edilememesi nedeniyle mevcut. bir problemi nedeniyle değil tamamen

askerlik işlevselliğini yerine getirmemek için olduğu kanaatine varıldığı, söz

konusu böcek ilacının ilacının çöpte bulunmasına

ilişkin sorumluların tespit edilerek haklarında cezai işlem uygulandığının

belirtildiği, davacının bir süre sonra Kayseri Askeri Hastanesi Psikiyatri

bölümüne sevk edildiği, hava değişimi dönüşü (21 Temmuz 2011) davacı ile

görüşülerek mevcut psikolojik sorunları olduğu görülerek randevu alınarak 26

Temmuz 2011'de tekrar Kayseri Askeri Hastanesi Psikiyatri Kliniğine sevk

edildiği, "Antisosyal Kişilikte Anksiyete + uyum bozukluğu, 1 ay sonra kontrol"

tedavisi ve teşhisi ite (Psikiyatrik ilaç verilerek) birliğine gönderildiği,

hava değişimi sonrası kendisine psikolojik rahatsızlığı sebebiyle herhangi bir

görev verilmeyip koğuşlar bölgesinde koğuşçu er

nezaretinde ve kontrolünde bırakıldığı, 27 Temmuz 2011 - 03 Ağustos 2011

tarihleri arasında herhangi bir olayı olmadığı. 03 Ağustos 2011 tarihindeki

cama yumruk atarak sağ elini yaralaması olayının hemen öncesi davacı koğuşta

uyumakta iken davacıdan sorumlu olan İsmail USLU'nun

kendisini içtimaya çağırmak için uyandırdığı, Hv.P.Er Hüseyin BALIKÇI’nın

kendisine söylediği sıkıntılı durumu ile ilgili Galip KOCUK’a

sorunları hakkında sorular sorup sakinleştirmeye çalıştığı, bu esnada

çıktıkları koridorda Sabri YILMAZ ve Mahmut GÜNERİ ile karşılaştıkları, onların

da davacıyı sakinleştirmeye çalışmalarına rağmen davacının bağırmaya ve hakaret

etmeye başlayıp ardından da koridor sonunda bulunan Nöbetçi Astsubaylığa doğru

koşarak ve bağırarak koridorda bulunan dolaplara tekme, yumruk atarak yaklaşık

50 metre ilerideki Nöbetçi Astsubaylık giriş kapısını açarak, çıkış kapısı

yanındaki cama yumruk atarak kırdığı ve kırılan camlardan kolunun kesilerek

yaralandığı anlaşılmıştır.

Davacının

askerliğe elverişsizliğine neden olan yaralanmasının iddia edildiği gibi

idarenin ajanlarının eylemlerinden kaynaklanmayıp davacının kendi eyleminden

kaynaklandığı, davacının sağlık durumu ile ilgili gerekli takiplerin yapıldığı,

davacının yaralanması nedeniyle uğradığı zarar ile idare arasında sorumluluğu

gerektirecek bir eylem, illiyet bağı bulunmadığından davacının maddi ve manevi

tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.”

10. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri

sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş, AYİM İkinci Dairesinin 26/3/2014

tarihli ve E.2014/510, K.2014/409 sayılı kararıyla talebin reddine karar

verilmiş ve karar, 22/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu, 25/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

12. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade

Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1.

maddesi ile 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinin

dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:

“Ancak,

tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul

kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek

suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına

ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ

edilir.”

13. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi şöyledir:

“Daireler

veya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri

kendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum

gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini

taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,

ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin

bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan

biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar

üzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara

kararında bu husus ayrıca belirtilir.

Ancak,

istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin

güvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve

yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,

Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu

bilgi ve belgeleri vermeyebilir.

(Değişik

dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava

dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki;

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine

incelettirilemez.

(Ek fıkra:

19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine

incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla

taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf

ve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından

karartılarak ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra:

19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili,

karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek

unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler

karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra:

19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen

ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme

haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar

hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”

14. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nın14. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile

icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar

tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine

neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde

ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet

ücreti takdir edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 24/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 25/4/2014 tarihli ve 2014/5639 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A.

Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, üç er tarafından sebepsiz olarak bir odaya kapatılıp

darp edildiğini, saldırganlardan birinin itmesi sonucunda cam üzerine düşerek

yaralandığını, psikolojik durumunun göz ardı edildiğini, idarenin kusuru

nedeniyle malul duruma düştüğünü, AYİM kararının sosyal hukuk devleti ile

bağdaşmadığını, diğer taraftan davanın reddedilmesi sonucunda idareye 10.490 TL

avukatlık ücreti ödemeye mahkum edildiğini, davayı açtığı 19/11/2012 tarihinde

askeri idari yargıda henüz ıslah müessesesi bulunmadığından olası hak kayıplarının

önüne geçmek için tazminat miktarının yaklaşık bir değer üzerinden

belirlendiğini ifade ederek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılama hakkını ihlal edildiğini ileri sürmüş, 100.00 maddi ve 25.000 manevi

tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B.

Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder. Başvurucununşikâyetleriadil yargılanma

hakkı çerçevesinde yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı ve mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği başlıkları altında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

18. Başvurucu, açtığı davanın reddedilmesinin adil yargılanma

hakkının ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

19. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

20. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

21. 6216 sayılı Kanun’un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

22. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

23. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde

dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez

(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

24. Başvurucu, üç er tarafından sebepsiz olarak bir odaya kapatılıp

darp edildiğini, saldırganlardan birinin itmesi sonucunda cam üzerine düşerek

yaralandığını, psikolojik durumunun göz ardı edildiğini, idarenin kusuru

nedeniyle malul duruma düştüğünü, AYİM kararının sosyal hukuk devleti ile

bağdaşmadığını ileri sürmüştür.

25. AYİM İkinci Dairesi ise başvurucunun psikolojik durumuyla ilgili

olarak yaptığı eylemlerden ve bu eylemlere karşı idarenin tüm iyileştirme

çabalarından bahsettikten sonra, başvuruya konu yaralanmanın başvurucunun cama

yumruk atması neticesinde kırılan cam parçasından kaynaklandığı ve ortaya çıkan

zararın kendi eylemi sonrasında olduğu, bu sebeple zarar ile idarenin

sorumluluğu arasında illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar vermiştir.

26. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararın

değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı

verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin

incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı

gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller

ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz

etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir.

27. Somut olayda başvurucu, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı

olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmamış olup, mahkemece delillerin

değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetini

dile getirdiği anlaşılmaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası

29. Başvurucu, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

olmayıp, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından, bu şikâyet

yönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

30. Başvurucu, davanın reddedilmesi sonucunda idareye 10.490 TL

avukatlık ücreti ödemeye mahkum edildiğini, davayı

açtığı 19/11/2012 tarihinde askeri idari yargıda henüz ıslah müessesesi

bulunmadığından olası hak kayıplarının önüne geçmek için tazminat miktarının

yaklaşık bir değer üzerinden belirlendiğini ifade ederek, Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkınınihlal

edildiğini iddia etmiştir.

31. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma

(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir

mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

32. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek

anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

33. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan

veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının

hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale

oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri

disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak, bu

sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı

ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının

gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak

şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, § 61-62).

34. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda dava açılmadan önce 2/11/2011 tarihinde

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu

davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi halinde idare lehine

avukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.

Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan avukatlık

ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38 -

39).

35. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda, davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 54).

36. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla

aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 19/11/2011 tarihi

öncesinde mümkün olmadığından, hak kaybına uğramak istemeyen davacıların,

tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin

olmadığı görülmektedir.

37. Başvurucunun da bu nedenle, AYİM’e

açtığı davada uğrağı zarar için 100.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, davayı reddettikten sonra,

başvurucunun reddedilen tazminat talepleri üzerinden davalı idare lehine 10.490

TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.

38. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının

olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu,

davanın reddedilmesi sonrasında 10.490 TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü

altına girdiği anlaşılmaktadır.

39. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngören

düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu

düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi

gerekir.

40. Somut olayın koşulları bir bütün halinde değerlendirildiğinde,

başvurucunun, dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına

uğramamak için talebini yüksek tuttuğu, yargılama sonucunda talep edilen ancak

reddedilen maddi ve manevi tazminat tutarı üzerinden 10.490 TL avukatlık

ücretini davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığı görülmüştür. Böylece

başvurucunun, ıslah imkânı olmaması nedeniyle davanın açıldığı sırada yüksek

tazminat talebinde bulunduğu yargılamanın sonucunda aleyhine hükmedilen

avukatlık ücretinin ölçülü olmadığı saptandığından, mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle, yapılan müdahale ölçülü olmadığından

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

42. Başvurucu, uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

43. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya takdiren net 4.000 TL manevi

tazminat ödenmesine, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı iddiasının“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Aleyhe avukatlık ücretine

hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine ilişkin

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya

net 4.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

avukatlık ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması

halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına,

24/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan

ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal

TERCAN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Kadir

ÖZKAYA

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Galip

KOCUK

Vekili : Av. Halil ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5639, 24 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. B. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya
  10. Üstün
  11. Tercan
  12. Özkaya
  13. Yalçınöz
  14. Kocuk
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5639
Tarih
24 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Vejdin Dinç Başvurusu (B. No: 2014/12441)
  • Deniz Seki Başvurusu (B. No: 2014/5170)
  • Mustafa Erdal Başvurusu (B. No: 2014/10288)
  • Nezihe Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7287)
  • İzzettin Baykara ve Yusuf Baykara Başvurusu (B. No: 2014/5598)
  • N.g. Başvurusu (B. No: 2013/4011)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.