İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2018/17163 Tarih:

H.b. Başvurusu (B. No: 2018/17163)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

H.B. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/17163)

Karar Tarihi: 15/3/2022

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; gözaltı tedbiri dolayısıyla ödenen tazminatın

yetersiz olması nedeniyle adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının, vekâlet ücretinin yapılan düzenlemeyle azaltılması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla

15/2/2017 tarihinde gözaltına alınmış ve 18/2/2017 tarihinde serbest

bırakılmıştır. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturma sonucunda 5/10/2017

tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

6. Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi

üzerine başvurucu dört gün haksız yere gözaltında kaldığını, gözaltı kararı

nedeniyle çalışamayıp kazanç kaybına uğradığını, üzüntü ve sıkıntı çektiğini,

çevresinde itibarının zedelendiğini, terörist muamelesi gördüğünü, soruşturma

sürecinde avukatla temsil edildiğinden avukatlık giderinin maddi tazminata

dahil edilmesi gerektiğini belirterek 12.000 TL maddi ve 13.000 TL manevi

tazminatın ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde

gözaltının haksız olduğu iddiasını 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (e) bendine açıkça belirtmek suretiyle kovuşturmaya yer

olmadığı kararı verilmiş olmasına dayandırmıştır. Başvurucu dilekçesinde

gözaltı işleminin hukuka aykırı olup olmadığıyla ilgili bir açıklamada

bulunmamıştır.

7. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi 28/2/2018 tarihli

kararıyla başvurucuya 8.093,60 TL maddi (gelir kaybı ile 8.000 TL soruşturma

aşamasındaki vekalet ücreti), 240 TL manevi tazminat ile 1.000 TL vekâlet

ücretinin ödenmesine karar vermiştir.

8. Başvurucu, hükmedilen tazminatların ve vekalet

ücretinin düşük olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

9. Bölge Adliye Mahkemesi 30/4/2018 tarihinde maddi

tazminatı 693,60 TL (soruşturma aşamasındaki vekalet ücretini 600 TL belirlemek

suretiyle) vekalet ücretini de 845 TL olarak düzelterek istinaf başvurusunun

esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

10. İlgili hukuk için bkz. A.A. [GK], B.No:

2017/34502, 21/10/2021, §§ 22-46.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Anayasa Mahkemesinin 15/3/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

12. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun

adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay, B.

No: 2012/1181, 17/9/2013).

B. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Başvurucu; haksız gözaltı nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, isminin kamuya

açık belgelerde gizlenmesi talebinde bulunmuştur.

14. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucunun şikayetinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve dokuzuncu

fıkraları kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden incelenmesi

gerekir.

15. Anayasa Mahkemesi A.A. kararında Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki şikâyetler yönünden başvuru

yollarının tüketilmiş sayılabilmesi için başvurucuların ilk derece

mahkemelerinde yakalama, gözaltı veya tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine

ilişkin iddialarını 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında- açıkça ileri

sürerek dava açmaları gerektiğini belirtmiştir. Anılan tedbirlerin hukuka uygun

olmadığına dair iddialar dile getirilmeden -Anayasa'nın 19. maddesinin

dokuzuncu fıkrası kapsamında olmadığı değerlendirilen- 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı

ya da beraat kararına dayalı olarak dava açılmasının başvuru yollarının

tüketilmesi anlamına gelmediğine karar vermiştir (A.A., §§ 70-90).

16. Gözaltının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca bir

tazminat davası açılmadığı anlaşılan somut olay yönünden anılan karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

17. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

C. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

18. Başvurucu, gözaltına alma nedeniyle hükmedilen

tazminatların yetersiz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Anayasa Mahkemesi A.A.

kararında 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e)

bendi uyarınca açılan davalarda hükmedilen tazminatın yetersiz olduğu yönündeki

iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğini

belirtmiştir (A.A.,§ 87). Bu itibarla başvurucunun bu kısımdaki

şikayetlerinin adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

20. Temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden ve

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren durumlar dışında kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara dair şikayetler bireysel başvurunun incelemesi

kapsamında değildir (Ş.K., B. No: 2018/753 12/1/2022, § 19).

21. Somut olayda başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal

iddialarının yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu ve bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir

durumun da bulunmadığı anlaşılan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

22. Diğer taraftan başvurucu; tazminat davasında adli

kontrol tedbiri konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, kendisine

herhangi bir tazminat ödenmediğini, adli kontrol nedeniyle uğradığı

mağduriyetin karşılanmadığını ileri sürmüş ise de adli kontrol tedbirine tabi

tutulduğuna ilişkin bir belge sunmadığı, tazminat davası sürecinde adli kontrol

tedbiriyle ilgili bir talebinin bulunmadığı anlaşıldığından bu iddianın ayrıca

incelenmesi mümkün görülmemiştir.

D. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu; koruma tedbirleri nedeniyle açtığı

tazminat davasında ağır cezalık işler için öngörülen miktar üzerinden vekâlet

sözleşmesi yapmasına rağmen yapılan düzenlemeyle sulh ceza hâkimliği için

öngörülen vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet, mahkemeye erişim ve

etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Başvurucunun iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmiştir.

25. Anayasa Mahkemesi M.E. kararında aynı

mahiyetteki şikâyete ilişkin olarak başvurucunun mevcut bir mülkü veya mülkü

edinmeye yönelik meşru bir beklentisi olduğunu ortaya koyamadığını, dolayısıyla

mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılmasının mümkün olmadığını

belirterek konu bakımından yetkisizlik kararı vermiştir (M.E., B. No:

2018/696, 9/5/2019, § 36-38). Somut başvuru yönünden anılan kararda varılan

sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

C. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Hasan Tahsin GÖKCAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/3/2022 tarihinde

karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Anayasanın 19. maddesinin 9. fıkrasında kural olarak,

aynı maddedeki güvencelere aykırı biçimde yapılan özgürlüğe müdahalelere karşı

bir telafi güvencesi öngörülmektedir. Bu şekilde hak ihlalinden doğan

mağduriyetin tazminat boyutuyla giderilmesi de amaçlanmaktadır. Fakat 9.

fıkradaki güvence yalnızca önceki fıkralarda yer alan esaslara (güvencelere)

aykırı işlemleri kapsamaktadır. Diğer bir ifadeyle hukuka uygun koruma tedbiri

işlemleri kural olarak anayasal güvence kapsamına girmemektedir. Fakat iç

hukukumuzda yer alan 5271 sayılı CMK’nın 141/1-e madde ve bendinde “Kanuna

uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya

yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen” kişilerin de Devletten maddi ve

manevi zararlarını isteyebilecekleri kabul edilmiştir. Hukukumuzda böyle bir

hakkın kabul edilmesi ve Mahkememizin 2017/34502 Başvuru numaralı kararında

açıkladığım gerekçelerle bu başvurunun esasının da incelenmesi gerektiği

görüşüyle karşıoy kullandım.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

H.B.

Vekili

:

Av. Vedat ÖZKAN

Başkan

Hasan Tahsin GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/17163, 15 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası