İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

H.ç. Başvurusu (B. No: 2017/25580)

1. Başvuru, tutuklu olan başvurucuya ait bir kısım

Başvuru No2017/25580Tarih2 Haziran 2020Okuma10 dk · 1.929 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm H.Ç. Başvurusu

Karar tarihi
2 Haziran 2020
Başvuru Numarası
2017/25580
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.929 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklu olan başvurucuya ait bir kısım

eşyanın alıkonulması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkının; infaz hâkimliği kararında kendisinden hükümlü olarak

bahsedilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 29/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvuru tarihinde Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunan başvurucu 22/6/2017

tarihinde tahliye edilmiştir.

10. Ailesi tarafından getirilen altı tane kuru boya

kaleminin kendisine verilmemesi şeklindeki Ceza İnfaz Kurumu uygulamasına

yönelik olarak başvurucunun yaptığı şikâyet başvurusu Ankara Batı İnfaz

Hâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği) 29/3/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

İnfaz Hâkimliği kararının gerekçesinde; Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem

Kurulunun (İdare ve Gözlem Kurulu) 13/1/2017 tarihli kararında yer alan

"Ceza İnfaz Kurumumuzda tutuklu ve hükümlülere yaptırılacak olan sportif

faaliyetlerin, Olağanüstü hal kapsamında darbe teşebbüsü nedeniyle tutuklanarak

cezaevimize gönderilen mahkum sayısının Ceza İnfaz Kurumumuzun fiziki

kapasitesinin çok üzerinde olması, personel mevcudu ile fiziki şartların

sportif, kültürel ve sosyal içerikli eğitim iyileştirme faaliyetlerinin

yürütülmesinde yetersiz durumda olması ve bu durumun kurumda güvenlik

zafiyetine neden olacağı göz önüne bulundurularak; sportif, kültürel ve sosyal

içerikli eğitim iyileştirme çalışmalarının yapılmamasına..." şeklindeki

kısım dikkate alındığında ülkenin olağanüstü hâl durumunda olması gözetilerek

tutuklu hakkında yapılan uygulamanın Ceza İnfaz Kurumu kurallarına uygun olduğu

ifade edilmiştir.

11. İnfaz Hâkimliği kararında, başvuru tarihinde tutuklu

olarak bulunan başvurucudan hükümlü şeklinde bahsedilmiştir. Başvurucu anılan

karara karşı itirazında öncelikle kararda kendisinden hükümlü olarak

bahsedildiğini, bu yanlışlığın düzeltilmesi gerektiğini belirtmiş; ayrıca

kararın hukuka aykırı olduğunu dile getirmiştir. Anılan itiraz Ankara Batı 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin 24/4/2017 tarihli kararıyla reddedilmiş ve başvurucudan

tutuklu olarak bahsedilerek İnfaz Hâkimliğince yapılan hata düzeltilmiştir.

12. Nihai karar 5/5/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 29/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

14. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Oda ve eklentilerinde

bulundurulabilecek kişisel eşyalar" kenar başlıklı 35. maddesi

şöyledir:

"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya

bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç

maddeleri yönetmelikle düzenlenir."

15. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Tüzük'ün "Oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek

kişisel eşyalar" kenar başlıklı 92. maddesi şöyledir:

"(1) Kapalı kurumlarda bulunan

hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya

bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç

maddeleri yönetmelikle düzenlenir."

16. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik'in "El işi faaliyetleri" kenar başlıklı 14. maddesi

şöyledir:

"Hükümlülerin,

gerekli malzemeler kantinden temin edilmek koşuluyla, el işi faaliyetlerini,

ceza infaz kurumlarının uygun bölümlerinde yapmaları esastır.

Ceza infaz kurumunun güvenliğini

bozmamak kaydı ile bu faaliyetlerin devamına koğuş, oda ve eklentilerinde izin

verilebilir.

Maket bıçağı, tornavida gibi kesici ve

delici alet ile boyama ve yapıştırmada kullanılan madde ve malzemelerin koğuş,

oda ve eklentilerinde bulundurulmasına izin verilmez."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 2/6/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişinin

Maddi ve Manevi Varlığını Koruma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; kendisine teslim edilmek üzere ailesi

tarafından getirilen kuru boya kalemlerinin -yasak olduğu söylenerek- kuruma

kabul edilmediğini, ücretini vererek satın almasına da izin verilmediği için

psikolojisinin olumsuz etkilendiğini, bu nedenle maddi ve manevi varlığını

geliştirme hakkı ile düşünceyi açıklama özgürlüğünün ihlal edildiğini, İnfaz

Hâkimliği kararının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde; ceza infaz kurumunun düzeni,

disiplini, güvenliği ve yönetimi hususlarındaki değerlendirme takdir hakkının

infaz kurumuna ve mahkemelere somut olayın özelliklerine göre değerlendirmek

üzere bırakıldığı, bu kapsamda İdare ve Gözlem Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır

Ceza Mahkemesi kararlarının da ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği

bildirilmiştir. Ayrıca İnfaz Hâkimliği kararı ile anılan karara itiraz üzerine

verilen itirazın reddine ilişkin karardaki tespit ve sonuçların mevzuatın

uygulanması niteliğinde olduğu, Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal

eder nitelikte olmadığı veya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir

keyfîlik içermediği belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Dosya kapsamı ve alıkonulan eşyanın niteliği dikkate alındığında

başvurunun kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Mehmet Çelebi Çalan

(2), B. No: 2014/5674, 8/6/2017, § 24).

21. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı Anayasa'nın

17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

22. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8. maddesinde düzenlenen

özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel

bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (Sevim Akat Eşki, B. No:

2013/2187, 19/12/2013, § 30).

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını

temellendiremediği, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

24. Ceza infaz kurumlarında bulunan tüm hükümlü ve

tutuklular, Anayasa'da düzenlenen temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural

olarak sahiptir. Ancak tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve

disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların

sahip oldukları haklar ölçülülük ilkesi göz ardı edilmeden sınırlandırılabilir

(Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu bağlamda

gözetilen meşru amaç ile başvurucunun temel hakkı arasında adil bir denge

sağlanmalıdır. Öte yandan idarenin tutuklu ve hükümlülerin özel ve aile

hayatına müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir

(Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 89).

25. Başvuruya konu olayda, İdare ve Gözlem Kurulu

Başkanlığının sportif faaliyetler ile eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin

yasaklanmasına dair karar esas alınarak başvurucunun ailesi tarafından

getirilen altı tane boya kalemi başvurucuya verilmemiştir.

26. Somut başvuru açısından değerlendirilmesi gereken ilk

husus, başvuruya konu edilen Ceza İnfaz Kurumu uygulamasının başvurucu

açısından Anayasa'nın 17. maddesi kapsamındaki güvenceleri harekete geçirecek

asgari ağırlıkta olup olmadığıdır. Söz konusu ağırlık olayın tüm koşulları

dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmede müdahalenin

yoğunluğu, süresi, fiziksel ve ruhsal etkisi dikkate alınmalı; hürriyeti

bağlayıcı tedbir ya da ceza gereğince mahpuslar tarafından katlanılması mümkün

ve muhtemel görülen etki ve rahatsızlıklara oranla başvurucu açısından nasıl

bir çekilmezliğin oluştuğu ya da oluşma ihtimalinin bulunduğu hususu gözönüne

alınmalıdır. Bu bağlamda aranan asgari ağırlık eşiği, söz konusu alana ilişkin

incelenebilir bir sorunun bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi açısından

önemli bir kriterdir (Müjdat Gürbüz, B. No: 2017/36529, 23/5/2018, §

81).

27. Somut başvuruda idare tarafından açıklanan Ceza İnfaz

Kurumunda hükümlü ve tutukluların çok sayıda bulunması, personel sayısının

sportif, kültürel ve sosyal içerikli eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin

yürütülmesinde yetersiz olması, bu durumun kurumda güvenlik zafiyetine neden

olacağı gibi gerekçelerle başvurucuya anılan boya kalemlerinin verilmemesinin,

ceza infaz kurumunda bulunmanın bir sonucu olarak ve somut olayın koşullarında

makul gereklilikler nedeniyle katlanılması mümkün ve muhtemel tedbirlerden

olduğu değerlendirilmiştir.

28. Bunun yanında başvurucu, anılan boya kalemlerinin

kantinden temin edilemediğini iddia etmiş olsa da bunları temin etmeye yönelik

olarak Ceza İnfaz Kurumuna başvurduğuna ve başvurusunun reddedildiğine dair bir

bilgi veya belge sunmamıştır.

29. Bu çerçevede kanuni dayanakları bulunan, makul

gerekçelerle açıklanan, mahpuslar tarafından katlanılması mümkün ve muhtemel

görülen etki ve rahatsızlıkların başvurucu açısından çekilmez bir durum

oluşturmaktan uzak olduğu, başvuruya konu uygulama nedeniyle meydana geldiği

ileri sürülen rahatsızlığın Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında aranan asgari

ağırlık eşiğine ulaşmadığı sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle kişinin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

31. Başvurucu, tutuklu olmasına rağmen İnfaz Hâkimliği

kararında kendisinden hükümlü olarak bahsedilmesi nedeniyle masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde, İnfaz Hâkimliği kararında başvurucudan

hükümlü olarak bahsedilmesinin sehven meydana gelmiş olabileceği, bu durumun

başvurucunun yargılandığı davalarda esası etkileyen bir sonuç doğurduğuna

ilişkin olarak kendisi tarafından inandırıcı bilgi ve delillerin ortaya

konulmadığı bildirilmiş; ayrıca infaz hâkimlikleri tarafından yerine getirilen

görevlerin kapsamına bakıldığında devam eden yargılamalar bakımından sonuç

doğuran konularda bu hâkimliklerin bir görev tanımının bulunmadığı, bu kapsamda

açıkça dayanaktan yoksun olan bu şikâyetin kabul edilemez bulunması gerektiği

belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

33. 6216 sayılı Kanun’un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol

açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir

hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

34. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi

için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar;

başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücünün eylem

veya işleminden ya da ihmalinden dolayı başvurucunun güncel bir hakkının

ihlal edilmesi, bu ihlalden dolayı kişisel olarak ve doğrudan

etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin mağdur olduğunu

ileri sürmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

35. Anayasa Mahkemesi açısından idari makamlar ve derece

mahkemeleri tarafından başvurucular lehine bir tedbir ya da kararın alınması

suretiyle ihlalin tespit edilmesi, verilen karar ile bu ihlalin uygun ve

yeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın artık mağdur olduğu ileri

sürülemeyecektir. Mağdur sıfatının ortadan kalkması, özellikle ihlal edildiği

ileri sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bu

kararın ardından ilgili açısından uğradığı zararların varlığını devam ettirip

ettirmediğine bağlı bulunmaktadır (Abdullah Ekinci ve Fatma Ekinci, B.

No: 2015/2120, 26/9/2019, § 27). Bu iki koşul yerine getirildiği takdirde

bireysel başvuru mekanizmasının ikincil niteliği dolayısıyla Anayasa

Mahkemesinin inceleme yapmasına gerek kalmayacaktır (Elif Mutlu ve Ferhat

Mutlu, B. No: 2013/3711, 7/1/2016).

36. Başvuru konusu olayda İnfaz Hâkimliğinin karar

başlığında başvurucunun isminin karşısında hükümlü ibaresinin yer aldığı, karar

metninde ve hüküm fıkrasında ise aynı ifadenin kullanılmaya devam edildiği

tespit edilmiştir. Ayrıca karar metninin -dosya üzerinden inceleme sonucunda-

ilgili Ceza İnfaz Kurumu kararının aynen kopyalanarak ve yasaya uygun bulunduğu

belirtilmek suretiyle matbu şekilde oluşturulduğu, dolayısıyla yapılan

yanlışlığın sehven gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. İnfaz Hâkimliği kararına

itiraz üzerine verilen nihai kararda anılan yanlışlığın düzeltilerek

başvurucudan tutuklu olarak söz edildiği belirlenmiştir. Böylece masumiyet

karinesi bakımından başvurucuya verilen zararın sonradan telafi edildiği

anlaşılmaktadır.

37. Bu durumda başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında

hükümlü olarak bahsedilmesi şeklindeki yanlışlık tespit edilerek kanun yolu

merciince bireysel başvuru tarihinden önce düzeltilmiş olup bu nedenle

başvurucunun mağdur sıfatı ortadan kalkmış bulunmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle masumiyet karinesinin ihlal

edildiği iddiası yönünden başvurucunun mağdur sıfatının kalktığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının kişi bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçeyle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 2/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Ferhat YILDIZ Başvurucu : H.Ç.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/25580, 2 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Kişinin
  12. B. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  13. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  14. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/25580
Tarih
2 Haziran 2020

İlgili Kararlar

  • Adem Ayhan ve Necati Ayhan Başvurusu (B. No: 2019/34018)
  • Fahrettin Arslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/2923)
  • Cevdet Bayır Başvurusu (B. No: 2020/3163)
  • Abdulaziz Abak ve Mazlum Oral Başvurusu (B. No: 2019/33099)
  • A. Rahim Ortakaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/18574)
  • Nurettin Kartal Başvurusu (B. No: 2019/18168)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.