İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Akbulut ve Yusuf Akbulut Başvurusu (B. No: 2014/7643)

1. Başvuru, tapuya kayıtlı taşınmazın orman olarak tespiti

Başvuru No2014/7643Tarih6 Nisan 2017Okuma12 dk · 2.350 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Akbulut Ve Yusuf Akbulut Başvurusu

Karar tarihi
6 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/7643
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.350 kelime·12 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tapuya kayıtlı taşınmazın orman olarak tespiti

nedeniyle mülkiyet hakkının; tespit kararına karşı açılan davanın uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2014/7643 ve 2014/7646 başvuru numaralı bireysel başvuruların

her ikisi de29/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2014/7646 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası,

aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2014/7643 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş ve 2014/7646 sayılı

bireysel başvuru dosyası kapatılmıştır. Sonuç olarak inceleme 2014/7643 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8.Başvurucular Yusuf Akbulut ve Hüseyin Akbulut sırasıyla 1945

ve 1942 doğumlu olup Erzurum ili Tortum ilçesinde ikamet etmektedirler.

9. 9/3/1949 tarihli ve 40 cilt 130 sayfa numaralı tapu senedine

göre Erzurum ili Tortum ilçesi Çineçor (Çardaklı)

köyü Göçendire mevkiinde kâin "tarafları mişe [meşe] ve çay ile çevrili" 360 hisseli 919 m²

taşınmazın on hissesi başvurucuların murisi (annesi) Akgül Seraç'a

(Akbulut) aittir.

10.Dosyadan anlaşılamayan bir tarihte yapılan kadastro

çalışmaları sonucu anılan taşınmaz 101 ada 1 parsel numarasıyla Hazine adına

tespit edilmiştir.

11. Başvurucular tarafından 10/8/2008 tarihinde Tortum Kadastro

Mahkemesinde (Mahkeme) Hazine adına yapılan tespite, itiraz davası açılmıştır.

Mahkemece 1/10/2011 tarihinde taşınmaz mahallinde bilirkişilerle birlikte keşif

yapılmıştır. Keşifte dinlenen mahallî bilirkişiler, 101 ada 1 No.lu parselde

Hüseyin Akbulut ve Yusuf Akbulut'a ait çayırın bulunduğunu ve bu çayırın

dedelerinden başvuruculara miras kaldığını beyan etmişlerdir. Kadastro tespit

bilirkişileri ortak beyanlarında 101 ada 1 numaralı parselin bir kısmının çayır

olduğunu ancak kadastro çalışmaları sırasında burayı hatalı olarak orman

arazisi tespit ettiklerini ifade etmişlerdir.

12. Ziraat bilirkişisi raporunda; dava konusu taşınmazın organik

madde bakımından fakir, killi, tınlı bir yapıya sahip

olduğu, tuzluluk ve elektrik iletkenliği değerlerinin yüksek olduğu

belirtilmiş, tarımsal üretim yapılan alanlarda organik madde miktarının %4-6

arasında olması ve tuzluluk-elektrik iletkenliğinin ise düşük olması gerektiği

ifade edilmiştir. Sonuç olarak taşınmazın zirai açıdan çayır vasfı taşıyan

orman arazisi olduğu görüşü açıklanmıştır. Orman bilirkişileri, ziraat

bilirkişisi raporunda açıklanan görüşe koşut bir şekilde dava konusu 101 ada 1

parsel numaralı taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşımayan, evveliyatı

itibarıyla ve bugünkü hâli ile orman sayılan yerlerden olduğu kanaatini

belirtmişlerdir.

13. Mahkemece 15/2/2012 tarihli kararla dava reddedilmiştir.

Kararın gerekçesinde, orman mühendisi bilirkişileri ile ziraat bilirkişisi

tarafından düzenlenen raporlara dayanıldığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca

Yargıtay içtihadına atıfla orman sayılan yerlerin özel mülkiyete konu

edilemeyeceği vurgulanmış ve başvuruculara ait tapunun usulsüz olarak

düzenlendiğinin kabulü gerektiği belirtilmiştir.

14. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26/12/2012 tarihli ilamıyla

Mahkeme kararı onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 7/4/2014 tarihli

ilamıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir.

15. Nihai karar 30/4/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucular 29/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17.9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy,

belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu kanun

gereğince devletleştirilmiştir. Bu ormanlar hiç bir

işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer."

18. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni/ Kanunu'nun

1007. maddesi şöyledir:

"Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün

zararlardan Devlet sorumludur.

Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan

görevlilere rücu eder.

Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu

sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür."

B. Uluslararası Hukuk

19.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hem kıyılar hem de

ormanlarla ilgili kararlarında, kadastro tespiti ya da satın alma yoluyla

tapulu taşınmazları edinen kişilerin tapularının kıyı kenar çizgisi ya da orman

alanı içinde kaldığı gerekçesiyle ve herhangi bir tazminat ödenmeksizin iptal

edilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS/Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün

1. maddesinin ihlali olarak nitelendirmiştir. AİHM bu kararlarında çevrenin

korunmasına ilişkin kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması

arasında makul bir dengenin bulunması gerektiğini belirterek karşılığı

ödenmeksizin mülkiyet hakkına müdahale edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır (N.A. ve diğerleri/Türkiye, B. No:

37451/97, 11/10/2005, § 41).

20.AİHM, bir başvurucunun tazminat ödenmeksizin taşınmazının

elinden alınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin iddiasına

ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Kasım 2009 tarihinde daha önceki

içtihadında değişikliğe gittiğini, AİHM'in bu

konudaki içtihatlarına dayanarak tapu kayıtlarındaki yanlış kayıtlardan

kaynaklanan ayni hak ya da menfaatleri kaybolmuş ya da kısıtlanmış olanların

tapu kayıtlarındaki düzensizliklerden dolayı devleti sorumlu tutabileceğine

hükmettiğini, tazminat miktarının söz konusu arazinin kullanılma şekli,

niteliği ve değeri temelinde muhtemel getirisi ve emsal değerlerin dikkate

alınarak değerlendirme yapılması gerektiğine dikkat çektiğini, bu başvuru

yolunun düzenli olarak kullanılmakta olduğunu, ulusal mahkemelerin AİHM'in içtihatlarını ve AİHS'e

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesine dayanarak ilgili mevzuat hükümlerini

uyguladıklarını, başvurucunun tapu belgesinin iptali yönündeki kararın

kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde tazminat talebinde bulunabileceğini

belirterek iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun kabul

edilemez olduğuna hükmetmiştir (Altunay/Türkiye

(k.k.), B. No: 42936/07, 17/4/2012, §§

36-38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 6/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucular, 150 yıldan beri maliki oldukları taşınmaza

ilişkin tapunun bedel ödenmeksizin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, yargılama sırasında dinlenen

tanık ve mahallî bilirkişi beyanlarının dikkate alınmadığından yakınmışlardır.

2. Değerlendirme

23. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Yargılama sırasında dinlenen tanık ve

mahallî bilirkişi beyanlarının dikkate alınmadığı şikâyetinin esas olarak

mülkiyet hakkının kaybına yönelik olması nedeniyle mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

25. Anayasa'nın 35. maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahip

olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği,

mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme

bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verir

(AYM, E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012).

26. Olayda başvurucuların tapusuna sahip oldukları taşınmaz,

orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit edilmiştir.

Tapulu taşınmazın Hazine adına tespit edilmesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil

etmekte olup mülkten yoksun bırakma niteliğindedir.

27. Mülkiyet hakkı mutlak bir hak olmayıp kamu yararı amacıyla

sınırlandırılabilir. Ancak bu sınırlandırmanın ölçülü ve orantılı olması

gerekir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan malların korunması amacıyla

mülkiyet hakkına müdahale edilmesi meşru olmakla birlikte bu kamusal külfetin

tamamının mülk sahiplerine yüklenemeyeceği ve kanun koyucunun buna uygun çözüm

yolları bulması gerekeceği açıktır (AYM, E.2009/31, K.2011/77, 12/5/2011).

28. Temel bir değer olarak çevrenin korunması ve herkesin çevreden

eşit şekilde yararlanma hakkının bir uzantısı olarak Anayasa'nın 169.

maddesinde, ormanların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilerek

bu alanlarda özel mülkiyet yasaklanmıştır. Bu nedenle belli bir sürenin

geçmesiyle söz konusu alanlarda özel mülkiyet edinilmesi olanaklı değildir

(AYM, E.2009/31, K.2011/77, 12/5/2011). Dolayısıyla başvurucuların taşınmazının

Hazine adına tespiti suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni

dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan ormanların korunması amacıyla

mülkiyet hakkına müdahale edilmesinde kamu yararı bulunduğu tartışmasızdır

(AYM, E.2009/31, K.2011/77, 12/5/2011).

29. Başvurucular, tapuda adlarına tescilli bulunan ve orman

olduğu gerekçesiyle Hazine adına tespit edilen taşınmazın orman vasfını

taşımadığını ileri sürmektedirler. Başvurucular, bu iddiayı Tortum Kadastro

Mahkemesinde açtıkları Hazine adına yapılan tespite itiraz davasında da dile

getirmişlerdir. Kadastro tespitine itiraz davası, taşınmazın vasfının ve

mülkiyetinin tespiti bakımından etkili bir hukuksal yoldur. Kuruluş amacı

kadastro tespitlerine ilişkin uyuşmazlıkları süratli bir şekilde sonuçlandırmak

ve mülkiyet durumunu kesinleştirmek olan kadastro mahkemeleri, kadastroya konu

taşınmazların vasfının ve mülkiyetinin tespitinde uzmanlaşmış yargı mercii

konumundadır. Bu nedenle taşınmazın orman vasfı taşıyıp taşımadığına yönelik

maddi olay ve olgular ile delillerin değerlendirilmesi uzman mahkeme olarak

davaya bakan kadastro (derece) mahkemelerinin takdirindedir. Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında derece mahkemelerinin maddi olay ve

olgular ile delillerin değerlendirilmesi hususundaki takdirini denetlemesi

kural olarak mümkün değildir. Ancak derece mahkemelerinin bu husustaki

değerlendirmelerinin bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içermesi ve bunun hak ve özgürlüklere müdahale teşkil etmesi hâlinde Anayasa

Mahkemesinin denetim hakkı saklıdır (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

30. Olayda Mahkemece keşif yapılmış, mahallî bilirkişiler ile

kadastro tespit bilirkişileri dinlenmiş, ziraat bilirkişisi ile orman

bilirkişilerinin bilimsel görüşlerine başvurulmuştur. Mahkeme, sonuç olarak

ziraat bilirkişisi ile orman bilirkişilerince açıklanan bilimsel görüşlere

üstünlük tanıyarak taşınmazın orman arazisi olduğu kanaatine ulaşmıştır.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi de Mahkemenin ulaştığı kanaati usule ve hukuka uygun

bulmuştur.

31. Tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında Hazine adına

yapılan tespitin iptaline ilişkin davada Mahkemece delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında açık ve bariz bir takdir hatasının

bulunmadığı ve yargılama sonucunda ihtilaf konusu taşınmazların orman vasfını

haiz olduğu yolunda ulaşılan kanaatin keyfîlik

içermediği sonucuna ulaşılmaktadır. Mahkemenin söz konusu taşınmazın orman

olduğu yolundaki kabulünün aksini düşünmeyi gerektirecek başkaca bir neden de

bulunmamaktadır.

32. Başvurucuların orman vasfı taşıdığı anlaşılan tapulu

taşınmazı Hazine adına tespit ve tescil edilmek suretiyle mülkiyet hakkına

yapılan müdahale, kanuna uygun ve meşru bir amaç taşımakta ise de taşınmazın

bedelinin ödenmemesi başvuruculara ağır ve katlanılamaz bir külfet

yüklemektedir. Ormanların korunmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların

mülkiyet hakkı arasında makul denge, başvuruculara tazminat ödenmesi veya

başvurucuların zararının başka yollarla telafi edilmesi şartıyla sağlanabilir.

33. Bununla birlikte 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin

(2) numaralı fıkrası uyarınca müdahaleyle başvuruculara yüklenen külfetin

telafisine yönelik olarak varsa kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir.

34. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi

tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devletin sorumlu olduğunu,

zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere devletin rücu edebileceğini hüküm

altına almıştır. Anayasa Mahkemesi, daha önceki kararlarında Yargıtay

içtihadına dayanarak 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesinde

öngörülen tazminat yolunun, kadastro tespiti aşamalarındaki işlemlerden doğan

zararların telafisi yönünden de etkili olduğu sonucuna ulaşmıştır (Nazmiye Akman, B. No: 2013/1012,

16/4/2013, § 25; Ahmet Hilmi Serter,

B. No: 2014/10954, 17/11/2016, §§ 41-42; Hatice

Avcı ve diğerleri, B. No: 2014/9788, 22/9/2016, §§ 74-76). Buna göre

tapu ve kadastro işlemleri nedeniyle zarar görenler, 4721 sayılı Kanun'un 1007.

maddesi gereğince zararlarının tazmini için 11/1/2011

tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğince on yıllık

zamanaşımı süresinde Hazine aleyhine adli yargıda dava açabilirler (Nazmiye Akman, § 27).

35. Somut olayda başvurucuların 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayanarak tazminat davası açtıklarına dair

herhangi bir bilgi veya belgenin bireysel başvuru dosyasına sunulmadığı

görülmektedir. Bu anlamda adil dengenin sağlanmasında etkili olduğu tespit

edilen yargısal yollara başvurulmadığından başvuru yollarının usulünce

tüketildiği söylenemez.

36. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasının yetkili derece mahkemeleri önünde tanınan başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucular, yargılamanın yedi yıl sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

41. Anılan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 5 yıl 8 ay devam

eden yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43.6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucular, mülkiyet hakkı ile makul sürede yargılanma

hakkının ihlali nedeniyle her biri için 100.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuşlardır.

45. Başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası

yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı

verildiğinden buna yönelik tazminat isteminin reddi gerekir.

46. Başvuruda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

47. Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 412,20 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvuruculara müşetereken

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların her birine ayrı ayrı net 6.000 TL manevi

tazminat ÖDENMESİNE; tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 412,20 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Tortum Kadastro Mahkemesine

(E.2008/31) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

1. Hüseyin

AKBULUT

2. Yusuf

AKBULUT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7643, 6 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. No: 2014/10954, 17/11/2016, §§ 41-42; Hatice
  12. B. Makul Sürede
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. D. 412,20 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Necipoğlu
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. Akbulut
  21. Akbulut
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7643
Tarih
6 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Arif Engin Konuk Başvurusu (B. No: 2014/8269)
  • Yavuz Çorum Başvurusu (B. No: 2014/1334)
  • Culligan Trc Arıtım Teknolojileri San. ve Tic. A. Ş. Başvurusu (B. No: 2014/3091)
  • İzzettin Deli Başvurusu (B. No: 2014/16240)
  • Ekrem Arabacı Başvurusu (B. No: 2014/237)
  • Mamo Şakar Başvurusu (B. No: 2015/3237)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.