İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Çay Başvurusu (B. No: 2019/13373)

1. Başvuru, üçüncü kişilerce gerçekleştirilen yaralama

Başvuru No2019/13373Tarih2 Şubat 2022Okuma21 dk · 4.256 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Çay Başvurusu (2)

Karar tarihi
2 Şubat 2022
Başvuru Numarası
2019/13373
R.G. Tarih ve Sayı
14/4/2022 - 31809
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.256 kelime·21 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, üçüncü kişilerce gerçekleştirilen yaralama

eylemine yönelik ceza yargılaması sonucunda sorumlu kişilerin eylemleriyle

orantılı olarak cezalandırılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/4/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit

edilen olaylar özetle şöyledir:

9. 1975 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde Muğla'nın

Fethiye ilçesinde yaşamakta ve çiftçilik yapmaktadır. Başvurucunun

anlatımına göre adına kayıtlı Facebook sosyal medya hesabından bir kısım terör

örgütü lehine olduğu öne sürülen paylaşımlar olduğunun duyulmasının ardından

8/9/2015 tarihinde başvurucu yaşadığı mahalle sakinleri tarafından mahalle

meydanında alıkonularak tekme ve yumruklarla darbedilmiştir, (olayın detaylı

anlatımı için bkz. İbrahim Çay, B. No: 2016/16236, 13/2/2020, §§ 10-14).

10. Başvurucu; kendisini yaralayan kişilerden, olaydan

sonra sağlık kontrollerini yapan sağlık görevlilerinden ve olaya müdahale eden

kolluk görevlilerinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucunun şikâyetiyle ilgili

olarak Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) ceza soruşturması

başlatılmış, şüphelilerin kimlikleri tespit edilerek savunmaları alınmış,

başvurucunun olay ile ilgili ayrıntılı şikâyeti tespit edilmiş, kendisini

yaralayan kişileri fotoğraflarından teşhis etmesi sağlanmıştır. Başsavcılık,

olayın başladığı esnada başvurucunun evinde bulunan yakınlarını tanık olarak

dinlemiş ve olayın basına yansıması nedeniyle bazı televizyon kanallarınca

kaydedilen görüntü ve resimlere erişmiştir.

11. Başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporları

şöyledir:

i. Olay günü Fethiye Devlet Hastanesince düzenlenen

geçici sağlık raporunda -anlaşıldığı kadarıyla- başvurucunun sol dizinde, her

iki ayağında ve yüzünde çarpmaya bağlı yaralanmalar gözlemlendiği, alt dudağı

ve çenesinde kesi ile burun kemiğinde kırık tespit edildiği belirtilmiştir.

Hayati tehlikesi bulunmayan başvurucunun yaralanmasının basit tıbbi müdahale

ile düzelmeyecek düzeyde olduğu açıklanmıştır.

ii. Olaydan üç gün sonra 11/9/2015 tarihinde Tarsus

Medical Park Hastanesince düzenlenen ikinci geçici raporda; darp nedeniyle

kendi imkânları ile acil servise başvuran başvurucunun vücudunda darba bağlı

çok sayıda ödem, kızarıklık ve yüzeysel sıyrığın mevcut olduğu, nazal

(burun) kemiğinde fraktür (kırık) tespit edildiği ve başvurucunun

yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek seviyede olduğu ifade

edilmiştir.

12. Yapılan soruşturma sonucunda 2/5/2016 tarihinde;

kolluk görevlileri, başvurucunun tedavisini yapan doktor ve hemşireler ile

başvurucuyu yaraladığı iddia edilen H.T., Sa.U., Se.U., M.A.Y., A.A., K.Ş.,

Y.Ş. ve İ.Y. hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

13. Başsavcılığın kovuşturmama kararına karşı yaptığı

itirazın reddedilmesi üzerine başvurucu 6/9/2016 tarihinde 2016/16236 numaralı

bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun şikâyetleri Anayasa Mahkemesince

üç başlık altında incelenmiştir. Başvuru 13/2/2020 tarihinde kabul

edilemezlikle sonuçlanmıştır (ayrıntılı bilgi için bkz. İbrahim Çay, §§

33-64). Buna göre;

i. Başvurucunun kolluk görevlilerince fiziksel ve sözlü

şiddete maruz kaldığına ilişkin iddiaları savunulabilir bulunmayarak iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle,

ii. Kolluk görevlilerinin olaya müsamaha gösterdiği veya

olaya geç müdahale ettiği yönündeki koruma (önleme) yükümlülüklerine ilişkin

şikâyetler devletin önleme yükümlülüğünün ihlal edilmediği değerlendirilerek

açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle,

iii. Başvurucunun olayla ilgili etkili soruşturma

yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddiaları, bir kısım sanık hakkındaki

ceza yargılaması sonunda verilen hükümlerin istinaf incelemesi aşamasında

olmasından dolayı başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemez

bulunmuştur.

14. Diğer taraftan H.T., M.A.Y., C.Ş., Ç.Ş., İ.A., Seb.U.

ve Sel.U.nun cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun

kılma, yaralama, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarını

işledikleri isnadıyla haklarında Fethiye 6. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)

dava açılmıştır.

15. Mahkemece yapılan yargılama sonunda sanıkların

eylemlerinin başvurucunun konutu veya eklentilerinde gerçekleşmediği kanaatine

varılarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçunu işlemedikleri

değerlendirilmiş ve hepsinin bu suç yönünden beraatlerine karar verilmiştir.

16. Buna karşın sanıkların başvurucuyu hürriyetinden

yoksun bırakma suçunu işledikleri sonucuna ulaşan Mahkeme, hapis cezasıyla

cezalandırılmalarına karar vermiş; suçun birden fazla kişiyle birlikte

işlenmesi nedeniyle cezalarında artırım uygulamıştır. Neticede her bir sanık 3

yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Cezanın miktarı nedeniyle erteleme

veya para cezasına çevirme veyahut hükmün açıklanmasının geri bırakılması

(HAGB) uygulanmadığı gerekçeli kararda belirtilmiştir.

17. Bununla birlikte başvurucunun yaralanmasından sorumlu

oldukları değerlendirilerek yaralama suçundan da mahkûm edilen sanıkların her

birinin 11 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Yaralama yönünden eylemler nitelendirilirken olayda sopa kullanıldığına yönelik

delil olmaması nedeniyle artırım uygulanmamış ancak başvurucunun burun kemiği

kırıldığından sanıkların cezaları bu nedenle artırılmıştır. Yaralama suçu

yönünden sanıklar M.A.Y., C.Ş. ve Sel.U.ya verilen mahkûmiyet hükümlerinin

açıklanması geri bırakılmış, diğer sanıklar H.T., Ç.Ş., İ.A. ve Seb.U.ya daha

önce HAGB kararı uygulandığı ancak denetim süresi içinde başvuruya konu suçu

işledikleri gözönüne alınarak verilen hapis cezaları 7.000 TL para cezasına

çevrilmiştir.

18. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Her ne kadar sanıklar ...hakkında

nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan TCK'nın 37/1

maddesi delaletiyle 116/4 maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemi

ile kamu davası açılmış ise de ... olayın konut ve eklentileri kapsamında

gerçekleştirilip gerçekleşmediği hususunda mahallinde keşif yapıldığı, olay

tarihinde aynı evde bulunduğu anlaşılan tanık ... da keşif mahallinde

dinlendiği, katılanın kaçtığı ve yakalandığı yerin katılanın konut ve

eklentilerinin dışında olduğu anlaşıldığından sanıkların üzerine atlı suçun

yasal unsurları oluşmadığından CMK 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı

beraatine,

Sanıklar her ne kadar üzerlerine atılı

suçlamaları kabul etmemiş iseler de sanık [H.nin] herkesin bir yere koşturduğunu görmesi üzerine

Jandarma arabası içinde müştekiyi gördüğüne ilişkin ve PKK'lı olduğunu

söyleyince bağırdığına ilişkin savunması, sanık [S.nin] Atatürk Büstünde

bulunan fotoğrafına ilişkin jandarmalara yardımcı olmak için orada bulunduğuna

ilişkin savunması, tanık [Ş.nin] olay günü evde oturduğu esnada bir kaç

motor ve arabanın evin önünde durduğunu ve eşinin bunların kendisiyle kavga

etmeye geldiğini söylediğini ve eşininseraların içerisine kaçtığına ilişkin ve

bir kısmının geri döndüklerinde eşi olan katılanı kastederek 'İboyu öldürdük'

şeklindeki beyanları, soruşturma aşamasında 6-7 kişinin geldiğine ilişkin

beyanı ile talimat mahkemesince fotoğrafları çekilen sanıklardan [H., İ. ve

S.yi] teşhis etmesi, tanık [S.nin] olay günü evde otururken

jandarmayı babasının aradığını, 5 dakika sonra orada olacaklarına

ilişkinhaberinden sonra 3-4 tane arabanın geldiğini, babasının seralara doğru

koşmaya başladığını, bir adamın eve gelip 'babanı bekleme öldü' dediği

şeklindeki beyanı ile talimat mahkemesince yapılan fotoğraflı teşhiste sanıklar

[H., İ. ve S.yi] teşhis etmiş oluşu, tanık [İ.N.nin] keşifmahallinde

alınan ve sanıkların hiçbirinin yüzünü göremediğini ancak 6-7 kişinin geldiğine

ilişkin beyanı, katılanın soruşturma aşamasında sanıkları teşhis ettiğine

ilişkin tutanak içeriği, sanığın Kumluova Merkezinde darp edildiğine ilişkin ve

Atatürk Büstüne çıkarılmış olduğuna ilişkin dosya içerisinde yer alan ve

bilirkişi incelemesi yapılan video kayıları ve fotoğraflar birlikte

değerlendirildiğinde, sanıkların savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya

yönelik olduğu, dolayısıyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

sanıkların katılanın facebook hesabından yapmış olduğunu iddia ettikleri bir

takım paylaşımlar sebebiyle katılanın evinin önüne arabayla geldikleri,

katılanın bunu görmesi üzerine evinden kaçtığı, sanıkların katılanı yakalayarak

darp ettiği, akabinde getirdikleri araca zorla bindirerek hürriyetinden yoksun

bıraktıkları ve Kumluova merkezine Atatürk Büstüne getirdikleri ve burada belli

bir süre tutarak hürriyetinden yoksun bıraktıkları anlaşıldığından sanıkların

üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı mahkumiyetine, suçun birden fazla kişi ile

birlikte işlendiği anlaşıldığından verilen cezada TCK.nın 109/3-b maddesi

gereğince bir kat arttırım yapılmasına, neticeten verilen hapis cezasının

miktarı dikkate alınarak TCK'nın 50, 51 ve CMK'nın 231 maddesinin uygulanmasına

yer olmadığına,

Sanıkların yukarıda anlatldığı haliyle

katılanı evinden kaçmasının akabinde alınan 27/09/2018 tarihli kati nitelikteki

ATK raporuna göre yaşamsal tehlikeye sokmayacak şekilde, basit tıbbi müdahale

ile giderilemeyecek şekilde, yüzde sabit iz bırakmayacak şekilde, işlev ve

yitim ya da sürekli zayıflama niteliğinde olmayacak şekilde ve ancak burunda 2.

Derecede kırık oluşacak şekilde yaraladıkları sabit görüldüğünden sanıkların

katılana yönelik sübuta eren kasten yaralama suçunu işledikleri anlaşıldığından

sanıkların ayrı ayrı mahkumiyetine, katılanın aşamalarda alınan tüm

beyanlarında sanıların kendisini silahtan sayılan herhangi bir cisim ile

yaraladığına ilişkin beyanda bulunmadığı da birlikte değerlendirildiğinde,

sanıkların eylemini silahtan sayılan sopa ile gerçekleştirdiklerine kanaat

getirilemediğinden sanıklar hakkında TCK'nın 86/3-e maddesinin uygulanmasına

yer olmadığına, sanıkların eylemi sonucunda katılanın vücudunda kemik kırığı

oluştuğundan sanıklara verilen cezada TCK'nun 87/3 maddesi gereğince kırığın

hayat fonksiyonlarına etkisi gözetilerek takdiren 1/6 oranında arttırım

yapılmasına,

Sanıklar [M.A.Y.,

C.Ş. ve Sel.U.] sabıkasız oluşu, verilen hapis cezasının

süresi, dosya kapsamı ve yargılama safahatı, sanıkların duruşmadaki tutum ve

davranışları ile kişilik özellikleri nazara alınarak sanıklar hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde yeniden suç

işlemeyecekleri hususunda mahkememizce olumlu kanaate varılmakla CMK 231/5

maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,

Sanıklar [H.T., Ç.Ş., İ.A. ve Seb.U.] hakkında

daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ancak

denetim süresi içerisinde tekrardan kasten bir suç işledikleri anlaşıldığından

CMK'nın 231/8 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer

olmadığına, sanıklar hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının sanıkların

sosyal ekonomik durumları, kişilikleri dikkate alınarak TCK' nun 50/1-a maddesi

gereğince adli para cezasına çevrilmesine ..."

19. Anılan HAGB kararlarına başvurucunun yaptığı itiraz

Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 14/3/2019 tarihli kararıyla reddedilmiş, ret

kararı başvurucuya 20/3/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Sanıklar hakkında konut

dokunulmazlığını ihlal suçu yönünden verilen beraat kararları, kişiyi

hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden verilen hapis cezaları ile sanıklar

H.T., Ç.Ş., İ.A. ve Seb.U. hakkında verilen para cezaları talep doğrultusunda

istinaf incelemesine gönderilmiştir.

20. Başvurucu 18/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra İzmir Bölge Adliye

Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 25/6/2021 tarihli kararıyla istinaf talepleri

esastan reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

ilgili maddeleri şöyledir:

“Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna

acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan

kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

…”

" Neticesi sebebiyle ağırlaşmış

yaralama

Madde 87- ...

(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.)

Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması

halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat

fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır."

“Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”

Madde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırı

olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan

kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya

işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar

hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun;

...

b) Birden fazla kişi tarafından

birlikte,

…

İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara

göre verilecek ceza bir kat artırılır.”

23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 231. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…

(5)“Sanığa yüklenen suçtan dolayı

yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis

veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının

geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını

ifade eder.

(6) Hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan

mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik

özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak

yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya

kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin

suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.

…”

B. Uluslararası

Hukuk

24. İlgili uluslararası hukuk için bkz. E.A. [GK],

B. No: 2014/19112, 17/5/2018, §§ 30-37.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Anayasa Mahkemesinin 2/2/2022 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; mahalle meydanında birçok kişi tarafından

linç edilmeye çalışıldığını, yumruk ve tekmelerle darbedildiğini, burnunun ve

dişlerinin kırıldığını, buna rağmen faillerin eylemlerinin yargı makamlarınca

basit yaralama suçu olarak nitelendirilip alt sınırdan ceza verildiğini, bu

ceza hükümlerinin açıklanmayarak sorumluların sadece denetimli serbestlik

tedbiriyle ödüllendirildiğini, kamu makamlarının bu olaya müsamaha gösterdiğini

belirterek Anayasa'nın 10., 17., 19., 21. ve 36. maddeleri ile ek 7 No.lu

Protokol'ün 2. maddesininihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde somut başvuruda derece

mahkemesinin değerlendirmesinde bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik

bulunmadığı belirtilmiş, bu bağlamda başvurunun kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu gerekçesiyle açıkça dayanaktan yoksun olduğu hususunun

değerlendirilmesine dikkat çekilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki şikâyetlerini yinelemiş; ayrıca HAGB kurumunun bir ödül olarak somut

olayda uygulandığını, olayın meydana gelişi bakımından toplumda infial

yaratacak bir mesele olduğunu, yargı makamlarının gereken yaptırımı

uygulamadığını dile getirmiştir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

30. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı,

maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

31. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri,

…Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

33. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Maddenin üçüncü

fıkrasında kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı

düzenlenmiştir. Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunması

amaçlanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §

80).

34. Anayasa’nın 17. maddesi 5. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde ayrıca devlete, kişilerin işkence ve eziyete ya da insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye maruz bırakılmalarını engelleyecek

tedbirler alma ödevini yükler. Bu ödev üçüncü kişiler tarafından işlenen

fiilleri de kapsamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).

35. Devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü,

her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

kamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü muamele niteliğindeki fiilleri

nedeniyle hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, §

110).

36. Ceza soruşturmasının amacı, insan onurunu koruyan

hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini

sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyi

değil uygun araçları kullanılmayı gerektirir. Diğer yandan Anayasa'nın 17.

maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma

hakkı vermediği gibi devlete, tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir

ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 113).

37. Her olayın kendine özgü şartlarında

değerlendirmesinin yapılması koşuluyla yaşamı tehlikeye soktuğu açık olan

eylemler ile maddi ve manevi varlığa yönelik ağır saldırıların cezasız

kalmaması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 112).

38. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın

olabildiğince süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda

soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir ancak böyle bir

durumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi,

hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha

gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük öneme

sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 119).

39. Cezasızlık, işlenen bir suçun somut olarak cezasız

kalmasını ifade etmektedir. Cezasızlık; işkence ve kötü muamele fiillerine

yönelik olarak sorumluların adalet önüne çıkarılmaması, işledikleri suçla

orantılı bir biçimde cezalandırılmaması veya mahkûm edildikleri cezanın

infazının sağlanmaması şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Cezasızlığın önlenmesi

durumunda bir yandan mağdurlar açısından gerekli giderim sağlanırken bir yandan

yeni ihlallerin gerçekleşmesini engelleyecek caydırıcı bir etki ortaya çıkması

mümkün olacaktır (S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015).

40. İşlenen suç ile verilen cezalar arasında orantısızlık

olması ya da hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerin önlenmesini

sağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınmakta,

kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin idari ve yasal mevzuat

aracılığıyla korunması hususundaki pozitif yükümlülüğün yerine getirilememesi

sonucu doğmaktadır (S.D. § 102).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Soruşturma ve kovuşturma süreci bir bütün olarak

incelendiğinde olayın kolluk birimlerine yansıması üzerine Başsavcılık

tarafından derhâl soruşturmaya başlandığı, başvurucunun soruşturmanın

açıklığını temin edecek ve meşru menfaatlerini koruyabilecek bir şekilde

beyanına başvurularak soruşturma sürecine dâhil edildiği anlaşılmıştır.

Başvuruya konu eylemden sorumlu olanların kimlikleri belirlenmiş, savunmaları

alınmış, tanık beyanları tespit edilerek olaya ilişkin görüntü ve fotoğraflar

incelenmiş, dolayısıyla delillerin toplandığı görülmüştür. Soruşturma sonucunda

olayda sorumluluğu bulunanlar hakkında ceza davası açılmış, Mahkemece yapılan

yargılama neticesinde faillerin birlikte hareket ederek başvurucuyu

hürriyetinden yoksun bıraktıkları ve vücudunda kemik kırığına yol açacak

şekilde kasten yaraladıkları kanaatine varılmıştır.

42. Mahkeme, başvurucunun hürriyetinden yoksun

bırakılması nedeniyle faillerin 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına

karar vermiş; ceza miktarının yasal sınırların üstünde olması nedeniyle hükmün

açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının ertelenmesi veya para cezasına

çevrilmesi hükümlerinin uygulanmadığını karar gerekçesinde açıklamıştır. Bununla

birlikte başvurucunun basit sayılmayacak nitelikte yaralanması nedeniyle üç

fail 11 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmış ise de ceza miktarının yasal

sınırlar içinde olması nedeniyle hükümleri açıklanmamış, diğer dört fail 7.000

TL para cezasıyla cezalandırılmıştır.

43. Derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamında

kaldığı kuşkusuz olan ceza miktarı tayinine Anayasa Mahkemesinin müdahalesi

kural olarak düşünülmez ise de takdir yetkisinin bu tür olaylara müsahama

gösterme şeklinde kullanılması, etkin yargısal korumayı zayıflatarak temel hak

ve hürriyetlerin zedelenmesine yol açabilecektir (E.A., § 58) Bu

bağlamda başvuru konusu olay başvurucunun sosyal medya hesabında paylaştığı bir

fotoğraf nedeniyle yaşadığı mahallenin sakinlerinden bir kısmı tarafından

cezalandırılmak maksadıyla darbedilmesi ve mahalle meydanında alıkonularak

teşhir edilmesidir. Olayın gerçekleşme biçimi gözönüne alındığında başvurucunun

tüm itirazlarına rağmen Mahkemece sabit bulunan tüm suçlar bakımından alt

sınırdan ceza tayinine gidilerek yaralama eylemi bakımından hükmedilen sonuç

cezasının bazı failler yönünden açıklanmasının geri bırakılmasına, diğerleri

yönünden para cezasına çevrilmesine karar verilmesinin yaptırımın caydırıcılık

etkisi yönünden incelenmesi gerekmektedir.

44. HAGB kurumu, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde

düzenlenmiştir. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç

doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliği

olan HAGB kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve

yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde geri bırakılan hükmün ortadan

kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesi uyarınca

düşürülmesi sonucunu doğurduğundan bu özelliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai

nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birini oluşturmaktadır (Tahir

Canan, § 30).

45. Dolayısıyla kişi hakkında verilen HAGB kararı, ceza

niteliğinde olmayıp kişiyi ceza tehdidi altında bırakmaktan ibarettir. Somut

olayda olduğu gibi suçu işlediği Mahkemece kabul edilen kişinin

cezalandırılması ancak denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi

şartına bağlanmakta, böylelikle sorumluluğu mahkeme kararıyla sabit olan eylemi

-yeni bir suç işlemediği takdirde- fiilî olarak cezasız kalmaktadır. Kanun

koyucunun, işlediği suçtan dolayı kişinin tekrar topluma kazandırılması

amacıyla getirdiği bu cezasızlık kurumunun uygulanıp uygulanmayacağı

değerlendirilirken her olayın somut koşulları çerçevesinde suçun niteliği ve

mağdurun söz konusu suçtan etkilenme derecesiyle orantılı olarak yaptırımın

caydırıcılığı hususunun da gözardı edilmeden yorumlanması gerekmektedir (E.A.,

§ 60).

46. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 17.

maddesine aykırı muamelelerin kamu görevlileri tarafından değil de üçüncü

kişiler tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde devletin pozitif yükümlülükleri

kapsamında daha esnek davranılması anlaşılabilen bir olgudur. Nitekim Anayasa

Mahkemesi Esma Başbakkal (B. No: 2012/1128, 8/5/2014) kararında; anlık

bir saldırıdan öteye geçmeyen ve herhangi bir fiziksel müdahale içermeyen

sanığın eylemini Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamında görerek

yaptığı değerlendirmede sanık hakkında verilen para cezası hükmünün

açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın gerçekleşen haksız eylemin

mağdur üzerinde oluşturduğu etki ile belirlenen ceza ve beş yıllık denetim

yaptırımının orantılı olduğuna işaret etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi 2018

tarihli E.A. kararında yine üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilen

cinsel saldırı eylemi sonucu verilen HAGB kararının bireylerin kötü muamele

yasağına karşı korunması amacıyla alınan caydırıcı yasal önlemleri etkisiz

kıldığı kanaatine varmıştır.

47. Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarından

anlaşılacağı üzere başvuruya yansıyan olaya özgü koşullar bir bütün hâlinde

değerlendirildikten sonra ortaya çıkan sonucun Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında koruma altına alınan hakkı zedeleyip zedelemediği

değerlendirilmelidir.Yargılama sonunda yedi kişinin birlikte hareket ederek

başvurucuyu bir süre meydanda alıkoyması eylemi üç yılı aşkın bir süreyle hapis

cezasıyla cezalandırılırken başvurucunun topluluk içinde teşhir edilerek aynı

kişiler tarafından burun kemiğinin kırılmasına ve vücudunda yaygın ekimoz

oluşmasına sebep olacak şekilde darbedilmesi para cezası veya hapis cezası

tehdidiyle cezalandırılmıştır.

48. Diğer bir ifadeyle sosyal medyadaki bir paylaşım

nedeniyle çok sayıda insanın bir araya gelerek bir kişiyi cezalandırma saikiyle

ağır fiziksel şiddet uygulaması eylemi sadece para cezası ile cezalandırılırken

veya ceza tehdidiyle bırakılırken bu eylemi gerçekleştirebilmek için kişinin

bulunduğu yerden ayrılmasına izin verilmemesi eylemi hapis cezasıyla

cezalandırılmıştır. Dolayısıyla sonuç olarak yargı makamlarınca tespit edilen

eylemler ile bu eylemlere verilen cezalar arasındaki orantısızlık/çelişki ilk

bakışta dikkat çekmektedir. Söz konusu çelişkinin her iki suç bakımında da

asgari ceza uygulamasını benimseyen Mahkemenin sonuç cezaların bir kısmını

yasal sınırlar içinde kalması nedeniyle paraya çevirmesi veya hükmü

açıklamaması tercihinde bulunmasından kaynaklandığı açıktır.

49. Daha önemli olan husus, olayın tartışma anında anlık

bir öfke ile gerçekleşen basit fiziksel müdahale sonucu yaralama eylemlerinden ayırt

edilmeksizin gelişimindeki vahamet ile başvurucu ve toplum üzerindeki olası

etkileri dikkate alınmaksızın alt sınırdan ceza tayinine gidilerek yasal

indirimler uygulandıktan sonra üç faile verilen hapis cezasının daha önce suç

işlemedikleri gerekçesiyle açıklanmaması, diğer dört failin cezasının ise daha

önce suç işlemiş olmaları nedeniyle -HAGB kurumunun uygulanamayacak olması

nedeniyle- para cezasına çevrilmesi yargı makamlarının başvuru konusu olaya

hoşgörüyle yaklaştığı izlenimi uyandırmaktadır. Kaldı ki benzer yaklaşımla

faillerin kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hapis cezasıyla

cezalandırılmalarının Mahkemenin yetkisini bu yönde kullanması nedeniyle değil

alt sınırdan uzaklaşmadan verilen cezanın HAGB veya para cezasına çevrilme

veyahut ertelenme imkânı olmamasından kaynaklandığı Mahkemece açıklanmıştır.

50. Tüm bu tespitler ışığında Mahkemenin ceza tayini ve

HAGB veyahut verilen hapis cezasını para cezasına çevirme hususlarında takdir

yetkisi bulunduğu hâlde verdiği kararla bu yetkisini, söz konusu eylemlere

hiçbir şekilde müsamaha edilmeyeceğini göstermek için kullanmadığı

ortadadır.Olaya özgü koşullar nedeniyle başvurucuya yönelik gerçekleşen eylemin

ağırlığı karşısında eylemi yapanların eylemleriyle orantılı sayılmayacak

şekilde cezalandırılmasına ilişkin verilen kararın bireylerin kötü muamele

yasağına karşı korunması amacıyla alınan caydırıcı yasal önlemleri etkisiz

kıldığı değerlendirilmiştir.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında düzenlenen kötü muamele yasağının usul boyutuyla ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

53. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

56. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

57. İncelenen başvuruda kötü muamele yasağının usul

boyutuyla ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

58. Bu durumda kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Fethiye 6. Asliye Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

59. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi

için kötü muamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 45.000 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve

4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Fethiye

6. Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 45.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 2/2/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : İbrahim ÇAY Vekili : Av. Hadi CİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/13373, 2 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  17. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  18. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin
  19. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/13373
Tarih
2 Şubat 2022

İlgili Kararlar

  • Samira Alakbarova Başvurusu (B. No: 2018/19302)
  • İsmail Avcı Başvurusu (B. No: 2019/12190)
  • Ercan Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/8030)
  • Cemal Taluğ Başvurusu (B. No: 2018/34827)
  • Hüseyin Ömer Volkan Çiçek Başvurusu (B. No: 2017/39464)
  • Mizgin Gülseren Ural ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/12078)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.