İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Mert Arıcı Başvurusu (B. No: 2018/37860)

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul

Başvuru No2018/37860Tarih19 Ocak 2022Okuma17 dk · 3.380 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Mert Arıcı Başvurusu

Karar tarihi
19 Ocak 2022
Başvuru Numarası
2018/37860
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.380 kelime·17 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının; temyiz başvurusunun süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 21/12/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, bir bankada çalışmaktayken iş akdinin

feshedilmesi üzerine iş mahkemesinde 7/3/2014 tarihinde işe iade davası

açmıştır.

9. İstanbul 31. İş Mahkemesi 21/2/2017 tarihli kararla

davanın süre aşımından reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; iş akdinin

feshine ilişkin bildirimin başvurucuya 11/2/2014 tarihinde yapıldığı, davanın

ise bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 14/3/2014 tarihinde açıldığı

belirtilmiştir.

10. Başvurucunun istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge

Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi 22/6/2017 tarihinde, başvurucunun İzmir İş

Mahkemesinde 7/3/2014 tarihinde muhabere yoluyla süresinde dava açtığını

belirterek dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine karar

vermiştir.

11. İstanbul 31. İş Mahkemesi 20/9/2017 tarihinde davanın

esastan reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; banka ile başvurucu

arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, iş akdinin devamının işveren

tarafından çekilmez hâl aldığı, bu nedenle işveren tarafından yapılan feshin

geçerli olduğu belirtilmiştir.

12. Başvurucu, iş mahkemesinin kararının kaldırılması

talebiyle istinaf talebinde bulunmuş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk

Dairesi 26/4/2018 tarihli kararla istinaf talebinin reddine, iki hafta içinde

Yargıtaya temyiz yolu açık olmak üzere karar vermiştir.

13. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 22/10/2018 tarihli kararla

başvurucunun temyiz talebini süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Karar

gerekçesinde; 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı mülga İş Mahkemeleri Kanunu’nun

8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temyiz süresinin gerekçeli kararın taraflara

tebliğinden itibaren sekiz gün olduğu belirtilip sekiz günlük temyiz süresi

geçtikten sonra yapılan temyiz başvurularının süresinde olmadığı ifade

edilmiştir. Ayrıca kararda; Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçeli kararın

tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararın temyiz edilebileceği açıklanmışsa

da 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 90. maddesi

uyarınca kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında kanundaki süreleri

hâkimin artırıp eksiltemeyeceği vurgulanmıştır. Karar, başvurucu vekiline

22/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 21/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. Hüküm tarihinde yürürlükte olan 5521 sayılı mülga

Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bölge adliye mahkemesinin para ile

değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri

kırk bin Türk lirasını geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ

tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir."

16. 6100 sayılı Kanun’un dava tarihi itibarıyla

yürürlükte olan 361. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bölge adliye mahkemesi hukuk

dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının

iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki

hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir."

17. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün kapsamı"

kenar başlıklı 297. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şu şekildedir:

"Hüküm "Türk Milleti

Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

…

ç) Hüküm sonucu, ... varsa kanun yolları

ve süresini.

…"

B. Uluslararası Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,

görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); mahkemeye

erişim hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir

parçası olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07,

16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili

her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne getirme hakkının güvence

altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,

21/2/1975, § 36), Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun

yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını ancak devletin

kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı

tanıması durumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan

muhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika,

B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).

20. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım

sınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amaca

yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında

makul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamaların

Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik

Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).

21. AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevinin

yerel mahkemelere ait olduğunu, kendi rolünün bu yorumların Sözleşme ile

uyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumun kanun yolu başvurusunda

öngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlar açısından da geçerli

olduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özellikle de yasal kesinliğin

düzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (Pérez De Rada Cavanilles/İspanya,

B. No: 28090/95, 28/10/1998, §§ 43, 45), bununla birlikte mahkemelerin usul

kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek

aşırı şekilcilikten ve usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu

doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (Walchli/Fransa,

B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Anayasa Mahkemesinin 19/1/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu, davasının kanun gereği iki ay içinde

sonuçlanması ve bir ay içinde de temyiz incelemesinin bitmesi gerekirken

yargılama sürecinin 4 yıl 8 ay gibi uzun bir süreçte tamamlandığını ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

25. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

26. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

27. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki işe iade

davasının üç dereceli yargılamada yaklaşık 4 yıl 7 ay sürmesinin makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

28. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

29. Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz süresini

kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak gösterdiğini ve belirtilen süre

içinde temyiz talebinde bulunmasına rağmen temyiz başvurusunun süreden reddi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın hukuka aykırı

sonuçlandırılması nedeniyle de mülkiyet hakkının ve çalışma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özünün temyiz taleplerinin Yargıtay

tarafından incelenmemesine yönelik olması nedeniyle ihlal iddialarının adil

yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini

belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

34. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 52).

35. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına

yönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun

yoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer

temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir

mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına

almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil

yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,

B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).

36. Somut olayda, temyiz başvurusunun süre yönünden

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

37. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

38. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

39. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

40. Başvuru konusu olayda, başvurucunun temyiz

başvurusunun 5521 sayılı mülga Kanun'un 8. maddesinde öngörülen sürede

yapılmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre Yargıtay

tarafından verilen süreden ret kararı ile yapılan müdahalenin kanun tarafından

öngörülme ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

41. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yolu

incelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içinde

sürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle

bağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların

mümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını ve hukuk aleminde

etki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce teminini

sağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılması

öngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Bu

itibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,

yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş,

B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).

(3) Ölçülülük

42. Temyiz başvurusunun süre yönünden reddi nedeniyle

başvurucunun mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve

başvurucuya ağır bir yük yüklenip yüklenmediği hususlarının değerlendirilmesi

gerekir.

(a) Genel İlkeler

43. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu

olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün

olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

44. Somut olayda elverişlilik ve gereklilik ilkeleri

yönünden tartışılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerinde

durulması gereken, müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.

45. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli

sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki

belirlilik ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ancak mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı

olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle

kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel

olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz.

İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).

46. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletin

işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve

sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu, devlet

organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları ve hangi mercilere

başvuracağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibi

olmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğini

bilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklı

bir şekilde kullanmalarını amaçlamıştır (Kommersan Kombassan Mermer Maden

İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,

20/1/2016, § 50).

47. Anayasa Mahkemesi birçok başvuruda, derece

mahkemelerince gösterilen kanun yolu süresine güvenerek hareket eden

başvurucuların derece mahkemelerince oluşturulan hukuki belirsizliğe katlanmak

zorunda bırakılmasının ölçülü olmadığı, dolayısıyla başvurucuların mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Örneğin S.K. (B. No:

2015/2438, 19/4/2018) başvurusunda, iş mahkemesi kısa ve gerekçeli kararında

temyiz süresini kararın tebliğinden itibaren on beş gün olarak göstermiştir.

Başvurucu, bu süreye güvenerek kararın tebliğinden itibaren on beş günlük süre

içinde hükmü temyiz etmiş; mahkemenin temyiz isteminin süreden reddine dair ek

kararı, Yargıtayca iş mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin tefhim veya

tebliğden itibaren sekiz gün olduğu, temyiz isteminin ise süreden sonra

yapıldığı belirtilerek onanmıştır. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda, başvurucunun

kendisine tanınan on beş günlük süreye güvenerek hareket ettiği, kararda

belirtilen sürenin başvurucuyu yanılttığı ve hukuki belirsizlik yarattığı,

mahkemenin yanıltması sonucu ortaya çıkan belirsizliğe başvurucunun katlanmak

zorunda bırakılmasının ölçülü olmadığı, dolayısıyla başvurucunun mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

(b) İlkelerin Olaya Uygulanması

48. Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemelerinin kararında

gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna

başvurulabileceğinin belirtildiğini ifade etmiştir. Belirtilen süre içinde de

temyiz yoluna başvurduğunu ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin gerekçeli kararda

gösterilen süre yerine kanunda öngörülen sekiz günlük temyiz süresini dikkate

alarak temyiz başvurusunu süre aşımından reddettiğini ileri sürmüştür.

49. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,

başvurucunun temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek incelenmemesinin

mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.

50. Başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan 5521

sayılı mülga Kanun’un 8. maddesi gereği iş davalarında istinaf kararının

tebliğden itibaren sekiz gün içinde temyiz edilebileceği öngörülmüştür. 6100

sayılı Kanun'un 361. maddesinin birinci fıkrasında ise temyiz yoluna başvuru

süresinin iki hafta olduğu, bu sürenin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren

işlemeye başlayacağı, temyiz yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun

hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir (Hakan Bozdağ, B. No:

2018/37162, 13/1/2022, § 47)

51. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm

kısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara

karşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları

açısından önem arz etmektedir (S.K. § 12).

52. Başvuru konusu olayda, Bölge Adliye Mahkemesi kararı

başvurucuya tebliğ edilmiş; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yasal

düzenleme gereği temyiz yoluna başvurma süresi, kararın tebliğinden itibaren

sekiz gün olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararında temyiz

yoluna başvuru süresini kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak

göstermiştir (bkz. § 12). Başvurucu, istinaf kararında kendisine tanınan ve

kararın tebliğinden itibaren başladığı belirtilen iki haftalık süreye güvenerek

hareket etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, temyiz başvurusunun sekiz günlük yasal

sürede yapılmadığını belirterek başvurucunun temyiz talebini süreden

reddetmiştir(bkz. § 13).

53. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında somut olaya

bakıldığında başvurucunun, istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye

Mahkemelerince verilen karar gerekçesinde belirtilen tebliğden itibaren iki

haftalık süre içinde temyiz kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Mahkemelerin

kanun yolu ve süresini taraflara doğru gösterme yönündeki yükümlülüğü gözönüne

alındığında kanun yoluna başvuru süresinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından

hatalı gösterilmesinin sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılan başvurucunun

üzerinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yorumunun ağır bir yüke sebep olduğu,

başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla

orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

55. Diğer taraftan yargılama sürecine ilişkin usul

güvencesi sağlayan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar

verildiğinden yargılamanın sonucuyla bağlantılı bulunan diğer ihlal

iddialarının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

57. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesini ve manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

58. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

59. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

60. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın

kendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

61. Somut olayda, başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkı ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

62. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 8.700 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

63. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik ihlal

başvurucunun temyiz hakkını kullanma imkânını kısıtlayıcı yorum ile süreden

reddeden Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararından kaynaklanmaktadır.

64. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple mahkemeye erişim

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 9. Hukuk Dairesine

gönderilmesini sağlamak üzere İstanbul 31. İş Mahkemesine (E.2016/131,

K.2017/98) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.794,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir..

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.700 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

amacıyla Yargıtay 9. Hukuk Dairesine (E.2018/6906, K. 2018/18904) gönderilmek

üzere İstanbul 31. İş Mahkemesine (E.2016/131, K.2017/98) GÖNDERİLMESİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.794,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

.

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/1/2022tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Tuğba YILDIZ Başvurucu : İbrahim Mert ARICI Vekili : Av. Bengü BİLGİÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/37860, 19 Ocak 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Makul Sürede
  16. B. Mahkemeye
  17. C. 6216 Sayılı
  18. A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  19. B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  20. D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  21. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  22. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/37860
Tarih
19 Ocak 2022

İlgili Kararlar

  • Gökhan İşçimen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/27140)
  • Serkan Özbilgin Başvurusu (B. No: 2021/622)
  • Fatma Elmas Başvurusu (B. No: 2019/7693)
  • Emel Öztürk Başvurusu (B. No: 2021/265)
  • Muhammet Enes Sezgin Başvurusu (B. No: 2020/14085)
  • Abdulkadir Tuncer Başvurusu (B. No: 2018/29608)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.