İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Örs ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/34116)

1. Başvuru, çevresel etki değerlendirmesinin gerekli olmadığına

Başvuru No2018/34116Tarih21 Eylül 2022Okuma18 dk · 3.676 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İbrahim Örs Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2022
Başvuru Numarası
2018/34116
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.676 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, çevresel etki değerlendirmesinin gerekli olmadığına

ilişkin kararın iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 14/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucular Mersin'de ikamet etmektedir. Mersin'in

Anamur, Bozyazı ve Aydıncık ilçelerini kapsayan alanda gerçekleştirilecek

Akdeniz Katı Atık Birliği Katı Atık Bertaraf Tesis Projesine (Proje) ilişkin

olarak 8/6/2015 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli

değildir." kararı verilmiştir.

6. Başvurucular tarafından, anılan kararın yürütmesinin

durdurulması ve iptali istemiyle Mersin 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava

açılmıştır. Dava dilekçesinde başvurucular, ÇED tanıtım dosyasında katı atık

miktarı ve özelliklerine ilişkin analizin sadece Anamur ilçesi için

yapıldığını, diğer ilçelerin dâhil edilmediğini belirtmişlerdir. Tarım arazisi

içerisine yapılan evlerin yerleşim yeri olarak kabul edilmediğini, tesis

alanına 750 metre mesafede yer altı suyu ve tarım sulama alanlarının

bulunduğunu, düzenli depolama alanı olarak seçilen 19,2 hektarlık yerin birinci

sınıf doğal orman alanı olduğunu vurgulayan başvurucular, projenin çevre ve

insan sağlığını olumsuz etkileyeceğini ileri sürmüştür.

7. Yargılama sürecinde mahallinde yapılan keşif sonrası

hazırlanan 22/4/2016 tarihli bilirkişi raporu düzenlemiştir. Bilirkişi

raporunda, Projenin evsel atıkların düzenli depolanması, geri kazanılması ve

kompostlaştırılması işlemlerini kapsayan bir katı atık bertaraf tesisi olduğu

belirtilerek "ÇED gerekli değildir." kararı verilirken yapılan

hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli veri, bilgi ve belgeye

dayandırılmadığı, su kaynaklarının ve yerleşim yerlerinin dikkate alınmadığı,

faaliyetin çevreye etkilerinin yeterince incelenmediği ifade edilmiştir. Ayrıca

Projenin yer seçiminin yerleşim yerlerine olan uzaklığı, bölge nüfusu ve

yörenin coğrafyası gözönüne alınarak yapılmadığı vurgulanarak özellikle

yerleşim yerlerine yakın olması nedeniyle kokunun yayılmasının bertaraf

edilemeyeceği belirtilmiştir.

8. Mahkemece bilirkişi raporunda yer alan tespitlere

dayanılarak "ÇED gerekli değildir." kararının hukuka aykırı

olduğu ve uygulanması hâlinde telafisi güç ve imkânsız zararlar doğabileceği

gerekçesiyle 15/6/2016 tarihinde yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

9. Devam eden süreçte Mahkemece 25/1/2017 tarihli ara

kararıyla davalı Mersin Valiliğinden (İdare), Projeye konu olan alanın

yakınında bulunan tekil konutların yapı kullanma izin belgesi bulunup

bulunmadığının ve bu konutların maliklerinin orman köylüsü kapsamında kalıp

kalmadığının sorulmasına, ilgili bilgi ve belgelerin istenilmesine karar

verilmiştir. İdare tarafından cevaben gönderilen yazıda anılan konutlara

ilişkin yapı kullanma izni belgesinin bulunmadığı, söz konusu maliklerin de

orman köylüsü olduğu belirtilmiştir.

10. Öte yandan İdarenin, Proje tanıtım dosyası ciddi bir

şekilde incelenmeden bilirkişi raporunun düzenlendiği yönündeki itirazı üzerine

20/4/2017 tarihli ara kararı ile Mahkemece ek bilirkişi raporu düzenlenmesine

karar verilmiştir. Bahse konu ara kararında Proje alanının 250 metre yakınında

bulunan konutların yerleşim yerine dâhil olmadığı, tekil konut olduğu ve söz

konusu konutlarda yaşayanların orman köylüsü statüsünde olduğu hususunun

dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte bilirkişi

heyetinden, projedeki sızdırmazlık önlemlerinin yeterli olup olmadığının ve

proje tanıtım dosyasında yol ve dere güzergâhının etkilenmemesi için yapılması

planlanan istinat duvarının taşkını engellemekte nasıl ve ne şekilde etkisi

olacağının bilimsel verilerle ayrıntılı bir şekilde açıklanması talep

edilmiştir.

11. 29/5/2017 tarihli ek bilirkişi raporunda, Mahkemece

talep edilen hususlarda açıklamalar yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından,

Proje tanıtım dosyasında yerleşik orman köylüleri dikkate alınması gerekirken

bu hususun gözardı edildiği, sadece belli ana yerleşim yerlerinin dikkate

alındığı, bu nedenle Proje tanıtım dosyasının eksik olarak hazırlandığı

belirtilmiştir. Bununla birlikte Projedeki sızdırmazlık önlemlerinin somut ve

ayrıntılı olmadığı, su kaynaklarının kirlenmesinin engellenmesine yönelik somut

bir projenin ortaya konulmadığı sadece taahhütlerin bulunduğu ifade edilmiştir.

Ayrıca yağış ve taşkın analizlerinin yapılmadığı, amacı, konumu, detayı ve

projesi verilmemiş olan istinat duvarı ile ilgili bir değerlendirme

yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

12. Mahkeme ek bilirkişi raporunu taraflara tebliğ etmiş,

İdare tarafından bu rapora itiraz edilmiştir. İtirazda, Proje sahasına en yakın

yerleşim yerinin 1,5 km uzaklıkta olduğu, bilirkişilerce tespit edilen

konutların yapı kullanma izin belgelerinin bulunmadığı ve bu konutların

bulunduğu alanın yerleşim yeri olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir.

Proje sahası seçilirken heyelan, taşkın, çığ, erozyon, içme, sulama ve kullanma

suyu temin edilen yer altı suları koruma bölgelerinde bulunmamasına dikkat

edildiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte depolama alanında oluşan sızıntı

sularının drenaj sistemi ile toplanacağı, altyapıda kurulacak geçirimsiz tabaka

sayesinde sızıntı suyunun içme, sulama ve kullanma suyuna karışma ihtimalinin

söz konusu olmadığı, alanda kayda değer yer altı suyu ve yüzey suyu kaynağının

bulunmadığı, bu kapsamda 13,5 metreye kadar sondaj yapıldığı, yer altı suyuna

rastlanmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak İdare tarafından Proje alanının

katı atık bertaraf tesis kurulumu için seçilen en iyi yer olduğu ileri

sürülmüştür. Öte yandan Mahkeme 1/12/2017 tarihli ara kararıyla Projeye ilişkin

jeolojik, hidrojeolojik ve jeoteknik etüt raporlarının onaylı bir örneğinin

fiziki ortamda gönderilmesini talep etmiş, anılan raporlar İdare tarafından

Mahkemeye sunulmuştur.

13. Mahkeme 17/1/2018 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; Proje alanının yerleşim birimlerine uzaklığı

konusunda mevzuatta aranan mesafe şartının sağlandığı, yakın mesafede yer alan

ve yapı kullanma izni bulunmayan küçük yapılaşmaların yerleşim yeri olarak

değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Proje alanında oluşacak sızıntı

sularının drenaj sistemi ile toplanacağı, faaliyet sahasının kuzeyine yapılacak

istinat duvarı ile saha çevresine yapılacak olan drenaj hendeğinin

kapasitesinin, aşırı yağışlarda faaliyet sahasında taşkın oluşmasını

engelleyecek şekilde yeterli büyüklükte seçileceği vurgulanarak Projenin

çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz

yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza

indirilmesi için gerekli önlemlerin projede yeterince yer aldığı ifade

edilmiştir. Neticede Mahkemece bahse konu "ÇED gerekli değildir."

kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

14. Başvurucular tarafından Mahkeme kararına karşı temyiz

başvurusunda bulunulmuştur. Temyiz dilekçesinde başvurucular, ÇED tanıtım

dosyasında katı atık miktarı, özellikleri ve analizlerinin sadece Anamur için

yapıldığını, diğer ilçelerin hesaplamalara dâhil edilmediğini belirtmiştir.

Tesis alanına 750 metre mesafede yer altı ve tarım sulama suyu bulunduğunu,

tesisten sızacak çöp suyunun bunlara zarar vereceğini vurgulayan başvurucular,

düzenli depolama alanı olarak seçilen yerin de 19,2 hektarlık bir orman alanı

olduğunu, Proje nedeniyle 150 bin ağacın kesilmesi gerektiğini, ayrıca yerleşim

alanlarından geçecek çöp kamyonlarının da aşırı koku nedeniyle çevresel

rahatsızlıklara sebep olacağını ifade etmiştir. Başvurucular bilirkişi ve ek

bilirkişi raporuna rağmen davanın reddine karar verildiğini belirterek Mahkeme

kararının bozulmasını talep etmiştir.

15. Danıştay (kapatılan) Ondördüncü Dairesi 24/9/2018

tarihinde Mahkeme kararının ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun

olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar

vermiştir.

16. Nihai karar 15/10/2018 tarihinde başvurucular

vekiline tebliğ edilmiştir.

17. Öte yandan UYAP kayıtlarının incelenmesinden

başvurucu Hüsnü KIR'ın başvuru yaptıktan sonra vefat ettiği ve mirasçıların

davayı takip etmek için başvurmadığı görülmüştür.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun

“Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Bu Kanunda geçen terimlerden;

Çevre: Canlıların yaşamları boyunca

ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları

biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,

…

Çevresel etki değerlendirmesi:

Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz

etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye

zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen

yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin

uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları,

…

ifade eder.”

19. 2872 sayılı Kanun'un “Çevresel etki

değerlendirilmesi” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Gerçekleştirmeyi planladıkları

faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve

işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası

hazırlamakla yükümlüdürler.

Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu

Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça

bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez;

proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.

Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi

projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya

ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.”

20. 25/11/2014 tarihli 29186 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin (ÇED Yönetmeliği) “Çevresel

etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya

proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü” kenar başlıklı 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir

projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki

Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu,

Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını,

Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama

sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla

yükümlüdürler."

21. ÇED Yönetmeliği'nin “Çevresel etki

değerlendirmesine tabi projeler” kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmeliğin;

a) Ek-1 listesinde yer alan projelere,

b) "ÇED Gereklidir" kararı

verilen projelere,

c)

Kapsam dışı

değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin

planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile

birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya

üzerinde olan projelere,

ÇED Raporu hazırlanması

zorunludur."

22. ÇED Yönetmeliği'nin “Seçme, eleme kriterlerine

tabi projeler” kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmeliğin;

a) Ek-2 listesinde yer alan projeler,

...

seçme, eleme kriterlerine tabidir."

23. ÇED Yönetmeliği'nin "Çevresel etki

değerlendirmesi gereklidir veya çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir

kararı" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bakanlık, Proje Tanıtım

Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir.

...

(2) Bakanlık onbeş iş günü içinde

inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED

Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş iş günü

içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yetkilendirilmiş

kurum ve kuruluşlara bildirir. Valilik bu kararı uygun araçlarla halka duyurur.

..."

24. ÇED Yönetmeliği'nin "Seçme-Eleme Kriterleri Uygulanacak

Projeler" başlıklı Ek-2 listesinin 5. maddesinde "İnşaat yıkıntı ve

hafriyat atıkları hariç olmak üzere günlük kapasitesi 100 ton’un altında olan

atıkların kompostlaştırıldığı ve/veya diğer tekniklerle geri kazanıldığı,

yakıldığı (Oksitlenme yoluyla yakma, piroliz, gazlaştırma, plazma vb. termal

işlemler), düzenli depolandığı ve/veya nihai bertarafının yapıldığı

tesisler," yer almaktadır.

25. Ayrıca ilgili hukuk için bkz. Mehmet Kurt [GK],

B. No: 2013/2552, 25/2/2016, §§ 19-31; Ahmet Bilgin ve diğerleri, B.

No: 2015/11709, 12/12/2018, §§ 18-24.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Anayasa Mahkemesinin 21/9/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu

Hüsnü Kır Yönünden

27. Somut olayda UYAP kayıtlarının incelenmesinden

yukarıda adı geçen başvurucunun, başvuru yaptıktan sonra vefat ettiği,

mirasçıların davayı takip etmek için başvurmadığı anlaşılmaktadır.

28. Bu nedenle adı geçen başvurucu yönünden başvurunun

incelenmesine devam etmeyi gerekli kılan ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen nedenlerden herhangi birinin

bulunmadığı değerlendirilmiştir (bkz. Anayasa Mahkemesinin; başvurucunun

bireysel başvurunun yapıldığı tarihten sonra ölmesi durumunda başvurunun

incelenmesine devam edilip edilemeyeceğine ilişkin ilkeleri belirlediği Asya

Oktay ve diğerleri, B. No: 2014/3549, 22/3/2017, §§ 18-21 kararı ile

başvurucu mirasçılarının başvuruyu devam ettirme yönündeki taleplerini

iletebilecekleri makul süreye ilişkin T.G., B. No: 2017/21163, 9/1/2019,

§§ 17-20 kararı).

29. Açıklanan gerekçelerle anılan başvurucu yönünden

başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer

Başvurucular Yönünden

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucular; ÇED tanıtım dosyasında katı atık

miktarı, özellikleri ve analizlerinin sadece Anamur için yapıldığını, diğer

ilçelerin hesaplamalara dâhil edilmediğini, Proje alanının 5. derece deprem

bölgesinde yer aldığını ve bu hususun dikkate alınmadığını belirtmiştir. Tarım

arazileri içerisine yapılan evlerin yerleşim yeri sayılmamasının kabul

edilemeyeceğini vurgulayan başvurucular, Proje alanına 750 metre mesafede yer

altı ve tarım sulama suyu bulunduğunu, tesisten sızacak çöp suyunun bunlara

zarar vereceğini ifade etmişlerdir. Ayrıca tesisin faaliyete başlamasıyla

birlikte yerleşim alanlarından geçecek çöp kamyonlarının da aşırı koku

nedeniyle çevresel rahatsızlıklara sebep olacağını ve bilirkişi raporlarına

rağmen davanın reddine karar verildiğini belirterek özel hayata ve aile

hayatına saygı hakkının, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının, yaşam hakkının,

etkili başvuru hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

31. Bakanlık görüşünde; başvurucuların mağdur sıfatının

bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bununla birlikte

Bakanlık görüşünün ekinde yer alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yazısında

Projenin "Belediye atıkları dâhil olmak üzere atıkların kompost ve

diğer tekniklerle ara işleme tabi tutulması, düzenli depolanması ve bertaraf

edilmesi için kurulan tesisler" kapsamında yer alması nedeniyle Proje

hakkında "ÇED gerekli değildir." kararı verildiği

vurgulanmıştır.

2. Değerlendirme

32. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes,

özel hayatına ... saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın

... gizliliğine dokunulamaz."

33. Anayasa’nın “Sağlık hizmetleri ve çevrenin

korunması” kenar başlıklı 56. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede

yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını

korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

34. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve

görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah,

huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların ihlal iddialarının mahiyeti gereği, özel hayata saygı

hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

36. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, esas itibarıyla

Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma

alanında bulunmayan Anayasa'nın 56. maddesinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte

Anayasa Mahkemesi; daha önce pek çok kararında söz konusu hakkın Anayasa’nın

fiziksel ve ruhsal bütünlüğün korunması ile ilgili hukuksal çıkarları ihtiva

eden 17. maddesi, özel hayata ve aile hayatına saygıyı güvence altına alan 20.

maddesi ve konut dokunulmazlığını düzenleyen 21. maddesi ile bağlantılı olarak

ve söz konusu hükümlerde yer alan hukuksal çıkarlar üzerindeki etkisi dikkate

alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (Mehmet Kurt, § 46; Ahmet

İsmail Onat, B. No: 2013/6714, 21/4/2016, § 59; Fevzi Kayacan (2),

B. No: 2013/2513, 21/4/2016, § 39; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan

Karluk, B. No: 2013/6587, 24/3/2016, § 43; Ahmet Bilgin ve diğerleri,

§ 52).

37. Somut başvuru açısından değerlendirilmesi gereken ilk

husus, başvuruya konu çevresel etkinin Anayasa’nın 20. maddesi kapsamındaki

güvenceleri harekete geçirecek asgari ağırlıkta olup olmadığıdır. Bu kapsamda

ilgili tesis, işletme veya sair faaliyet sonucu ortaya çıkan çevresel etkiler

ile başvurucuların özel ve aile hayatı veya konutunu kullanım hakkı arasında

gereğince sıkı bir bağın varlığı yeterlidir (Mehmet Kurt, § 70; Ahmet

İsmail Onat, § 84; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, §

68). Başvurucuların bahse konu Projenin yer aldığı bölgede ikamet ettikleri

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan Projenin başvurucuların özel hayata saygı

hakkına yönelik etkisinin Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında değerlendirilmesi

gerekmektedir.

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşıldığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

39. Devletin özel hayata saygı hakkını etkili olarak

koruma ve bu hakka saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.

Pozitif yükümlülük anayasal hakların korunmasına yönelik maddi yükümlülüklerin

yanı sıra ilgililerin çevresel mesele ile ilgili karar alma sürecine katılımı

ile etkili idari ve yargısal yollara başvuru imkânı tanınmasını içeren usule

ilişkin yükümlülükleri ihtiva etmektedir.

i. Genel

İlkeler

40. Bu tür başvurularda devletin negatif veya pozitif

yükümlülüklerinin birbirinden ayrılabilmesi ise oldukça güçtür. Kaldı ki söz

konusu başvurularda devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri yönünden

uygulanacak ilkeler çoğunlukla aynıdır (benzer yöndeki karar için bkz. Hüseyin

Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, § 59; Binali Özkaradeniz ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/4686, 1/2/2018, § 54).

41. Çevresel meseleler bağlamında devletin usule ilişkin

yükümlülükleri daha önce Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında ortaya

konulmuştur. Buna göre muhtemel olumsuz çevresel etkilerin önlenmesi veya en

aza indirilmesi amacının gerçekleştirilebilmesi için sürece dâhil olan söz

konusu tarafların menfaatlerinin titizlikle değerlendirilmesi, bu

değerlendirmenin sağlıklı şekilde yapılabilmesi için de ilgili tarafların

sürece etkin katılımının sağlanması gerektiği tartışmasızdır (Mehmet Kurt, §§

61-66; Ahmet İsmail Onat, §§ 79-81; Fevzi Kayacan (2), §§ 56-61; Hüseyin

Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, §§ 64, 65; Ahmet Bilgin ve

diğerleri, § 56).

42. Anayasa'nın 48. maddesi gereğince özel teşebbüslerin

millî ekonominin gereklerine uygun yürümesinin sağlanması konusunda devlete

düşen bazı yükümlülükler bulunmaktadır (Ahmet İsmail Onat, § 99). Ayrıca

devletin Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında koruyucu bir mevzuat oluşturma

ödevi yanında denetleme yapma ve koruyucu fiilî tedbir ve faaliyetlerde bulunma

yükümlülüğü de bulunmakta olup bu kapsamda devletin gereken tedbirleri alması

gerekmektedir. Bununla birlikte hangi tedbirlerin alınması gerektiği ve bu tedbirlerin

nasıl uygulanacağı hususlarında kamu otoritelerinin geniş bir takdir yetkisi

mevcuttur (Binali Özkaradeniz ve diğerleri, § 57).

43. Bu bağlamda söz konusu çevresel etki kapsamında karşı

karşıya gelen menfaatler arasında adil bir dengenin tesis edilip edilmediğinin

tespit edilmesi gerekmektedir. Bu alanda kamusal makamların sahip olduğu geniş

takdir yetkisi dikkate alındığında çevresel meseleler bağlamında Anayasa

Mahkemesinin görevi, söz konusu çevresel rahatsızlığın nasıl sonlandırılacağı

veya etkilerinin nasıl azaltılacağının bizzat belirlenmesi değildir. Bununla

birlikte Anayasa Mahkemesi, yargısal makamlar başta olmak üzere kamusal

makamların konuya gereken özenle yaklaşıp yaklaşmadıklarını ve ilgili tüm

menfaatleri gözetip gözetmediklerini değerlendirmek durumundadır (Mehmet

Kurt, § 78; Ahmet İsmail Onat, § 87; Fevzi Kayacan (2), §§

66, 67; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, §§ 70, 71; Ahmet

Bilgin ve diğerleri, § 61).

44. Karmaşık çevresel sorunların ele alınıp çözümlenmesi

aşamasında karar süreci, çevreye ve kişi haklarına zarar verebilecek

faaliyetlerin etkilerini önceden değerlendirecek ve önleyecek şekilde tesis

edilmelidir. Böylece bireysel ve kamusal menfaatler arasında adil bir denge

tesis edilerek karşıt görüşlerin dile getirilmesine olanak tanıyacak gerekli

etüt ve değerlendirmelerin gerçekleştirilmesi sağlanacaktır. Bu bağlamda söz

konusu sürece ilişkin bilgilere erişim ve karar alma sürecine aktif katılımın

yanı sıra karardan etkilenebilecek olan bireylerin karar alma sürecinde görüş

ve menfaatlerinin yeterince dikkate alınmadığını dile getirebilmek için konuyla

ilgili her türlü tasarrufa karşı yargısal başvuru hakkına sahip olmaları ve

iddialarının yargısal makamlarca özenli bir şekilde değerlendirilmesi son

derece önemlidir (Ahmet İsmail Onat, § 94; Fevzi Kayacan (2), §

71; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, § 75; Ahmet Bilgin ve

diğerleri, § 62). Bu anlamda anılan anayasal güvenceleri gözeten bir

yargılama süreci yürütülmesi ve neticede ulaşılan sonucun konuyla ilgili ve

yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

45. Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye

olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde olumsuz yöndeki

etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi

için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin

belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve

kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifade edecek şekilde tanımlanan ÇED prosedürü;

çevresel varlıkları korumayı amaçlayan, proje şeklindeki faaliyetler için

uygulanan, muhtemel olumsuz etkileri değerlendiren ve bunların yanında faaliyet

sahibi, kamu otoritesi ve halkın karşı karşıya geldiği bir süreci ifade

etmektedir (Mehmet Kurt, § 73).

46. Bu bağlamda ÇED; kalkınma ve ekonomik gelişme için

yapılacak yatırım ve faaliyetlerin, doğayı tahrip etmeden ve çevreyi

kirletmeden gerçekleştirilmesinde kullanılan, karar verme sürecini etkileyen,

dolayısıyla karar mercilerine kararlarını sağlıklı bir şekilde verebilmeleri

için seçenek üreten ve bu seçeneklerin olumlu ve olumsuz yönlerini saptayan bir

yöntem olarak görülmektedir. ÇED ile korunmaya çalışılan temel unsur; çevre ve

bu çevre içerisindeki varlıklardır (AYM, E.2013/89, K.2014/116, 3/7/2014;

E.2006/99, K.2009/9, 15/1/2009; Mehmet Kurt, § 74).

47. Çevresel karar alma süreçlerinin karmaşık yapısı

nedeniyle kamusal makamların geniş bir takdir yetkisi olduğu açıktır. Bu

bağlamda söz konusu alanda bir projenin inşası ve işletilmesi hususunda kamusal

makamlarca verilen kararın yerindeliğinin denetlenmesi Anayasa Mahkemesinin

görevi değildir. Bununla birlikte süreçte, bireyin temel hakları ile söz konusu

kamusal menfaat arasında gerekli dengenin tesisine hizmet edecek güvencelerin

yer alıp almadığının tespiti önemli olup belirtilen yükümlülüğün yerine

getirilip getirilmediğinin tespitinde ise çevresel meseleler bağlamında söz

konusu olan usul güvencelerinin gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir (Mehmet

Kurt, § 75).

48. Öncelikle somut olayda başvurucular çevresel

bilgilendirme sürecine katılım olanağı bulamadıklarına ilişkin bir iddiayı

ileri sürmemekle birlikte halkın tepkisine rağmen uyuşmazlık konusu kararın

alındığından yakınmaktadır. Bununla birlikte başvurucuların söz konusu projeye yönelik

toplantıya katıldıkları ayrıca Projenin zararlı etkilerine dair iddialarını

yargısal makamlar önüne taşıma imkânı buldukları anlaşılmaktadır.

49. Öte yandan başvurucular, derece mahkemelerin

kararlarının yeterli bir gerekçe içermediğini vurgulayarak davanın

reddedildiğini, ÇED tanıtım dosyasında katı atık miktarı, özellikleri ve

analizlerinin sadece Anamur için yapıldığını, diğer ilçelerin hesaplamalara

dâhil edilmediğini, tarım arazileri içerisine yapılan evlerin yerleşim yeri

sayılmamasının kabul edilemeyeceğini vurgulamaktadır. Bununla birlikte

başvurucular Proje alanına 750 metre mesafede yer altı ve tarım sulama suyu

bulunduğunu, tesisten sızacak çöp suyunun bunlara zarar vereceğini, ayrıca

tesisin faaliyete başlamasıyla birlikte yerleşim alanlarından geçecek çöp

kamyonlarının da aşırı koku nedeniyle çevresel rahatsızlıklara sebep olacağını

ileri sürmektedir.

50. Bu bağlamda Mahkemece, başvurucuların iddialarının

ayrıntılı olarak değerlendirildiği ve yerinde görülmeme nedenlerinin kapsamlı

bir gerekçe ile karşılandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Mahkeme tarafından ara

kararlar marifetiyle İdareden ek bilgi ve belgeler talep edildiği, bilirkişi

raporlarında ÇED raporuna dair eksiklik olarak tespit edilen hususların hükme

esas alınmama nedeninin Mahkeme kararının gerekçesinde açıkça belirtildiği

görülmüştür. Netice itibarıyla Mahkemece Projenin çevreye olabilecek olumlu ya

da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da

çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin

Projede yeterince yer aldığı ifade edilmiş, bahse konu "ÇED gerekli

değildir." kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır

(bkz. § 13). Danıştayın da ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun

olduğunu belirterek onadığı dikkate alındığında kararların gerekçesiz olduğu

söylenemez. Dolayısıyla başvurucuların söz konusu çevresel rahatsızlığa ilişkin

iddialarını, ilgili usule ilişkin güvenceleri haiz olarak yargısal makamlara

sunma ve inceletme imkânı bulduğu anlaşılmaktadır.

51. Sonuç olarak başvuru konusu olayda gerçekleştirilmesi

planlanan Projenin faaliyetlerinin riskleri ve zararlı etkileri yönünden ilgili

yargısal makamlarca kapsamlı ve nitelikli bir araştırma yapıldığı, yapılan bu

araştırma sonucunda ÇED raporunda gerekli bütün tedbirlerin öngörüldüğü

sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Projenin faaliyet süreçlerinde

gerçekleştirilen idari eylem ve işlemlerin hukukiliği derece mahkemeleri

tarafından iddiaları karşılayacak yeterlilikte değerlendirilmiştir. Bu durumda

başvurucuların ve kamunun somut başvuru özelinde karşı karşıya gelen

menfaatleri arasında derece mahkemeleri tarafından adil bir denge kurulmadığı

ve takdir hakkının sınırlarının aşıldığı sonucuna ulaşmak mümkün değildir. Bu

noktada Anayasa Mahkemesinin kendi takdirini, bilimsel veriler ile bu teknik ve

karmaşık alana ilişkin olarak derece mahkemelerinin takdiri yerine ikame etmesi

düşünülemez.

52. Yukarıda yer verilen tespitler ışığında kamusal

makamların olaya gereken özenle yaklaşmadıkları, olayda söz konusu olan kamusal

ve bireysel menfaatleri gerektiği şekilde değerlendirmedikleri, başvurucuların

özel hayata saygı hakkı bağlamında kamusal makamların pozitif yükümlülüklerini

yerine getirmediği sonucuna varılması mümkün değildir.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Hüsnü Kır yönünden başvurunun DÜŞMESİNE,

B. Diğer başvurucular yönünden özel hayata saygı hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 21/9/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Raportör : Kemal ÖZEREN Başvurucular : 1. Abdil EZİNEBİK 2. Adnan AKAY 3. Ahmet PANCAR 4. Ahmet YILDIZ 5. Ali ÇOPUR 6. Ali ÖZDEMİR 7. Ali RİŞVAN 8. Ali ŞEN 9. Ali Duran RİŞVAN 10. Cemal DEMİR 11. Hacı Mehmet KURŞUN 12. Halil KOZBAŞ 13. Halim AKAY 14. Halis ASA 15. Hasan DUTAR 16. Hasan ÖZMEN 17. Hasan ŞEN 18. Hüseyin DEMİR 19. Hüsnü KIR 20. İbrahim ÖRS 21. Kemal DEMİR 22. Kemal YILDIZ 23. Kenan RİŞVAN 24. Kısmet ATAŞ 25. Mehmet KIR 26. Mehmet ÖRS 27. Mehmet SALDALLI 28. Mehmet UYSAL 29. Mevlüt KIR 30. Mevlüt KIR 31. Muhammet GÜN 32. Muhammet ZEREN 33. Mustafa AKAY 34. Mustafa KAYHAN 35. Mustafa RİŞVAN 36. Muzaffer GEDİK 37. Refik ÇELİK 38. Sadık LİMON 39. Zeki GEDİK 40. Zeki KÜÇÜKKUBAŞ Başvurucular Vekili : Av. Semra KABASAKAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/34116, 21 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucu
  14. B. Diğer
  15. B. Diğer başvurucular yönünden özel hayata saygı hakkının
  16. C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  17. D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  18. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/34116
Tarih
21 Eylül 2022

İlgili Kararlar

  • Bircan Yanar Başvurusu (B. No: 2019/37833)
  • Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/9101)
  • M.c. Başvurusu (B. No: 2018/4986)
  • Güllü Genç Başvurusu (B. No: 2019/24520)
  • Agit Demir Başvurusu (B. No: 2019/37723)
  • Ökkeş Köksal Başvurusu (B. No: 2020/25562)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.