İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İlknur Koca Başvurusu (B. No: 2015/3511)

1. Başvuru, trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm olayı

Başvuru No2015/3511Tarih15 Kasım 2018Okuma13 dk · 2.623 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İlknur Koca Başvurusu

Karar tarihi
15 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/3511
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.623 kelime·13 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm olayı

hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturma dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun 2003 doğumlu oğlu A.Ç., 31/1/2014 tarihinde saat

15.00 sıralarında İzmir'de geçirdiği bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirmiştir.

Kaza, başvurucunun oğlu A.Ç.nin orta refüjle

bölünmüş, tek yönlü, dört şeritli bir yoldan ayağında patenle karşıdan karşıya

geçmeye çalıştığı sırada meydana gelmiştir.

9. Olayın polise bildirilmesi üzerine Olay Yeri İnceleme ekibi

kazanın gerçekleştiği yere giderek çeşitli incelemelerde bulunmuştur. Bu

incelemeler kapsamında olay yerinin fotoğrafları çekilmiş ve krokisi

çizilmiştir. Bu incelemeler neticesinde düzenlenen ölümlü/yaralamalı trafik

kazası tespit tutanağının "Kazanın

Özeti" başlıklı kısmı şöyledir:

"(...) sol şeritten seyir hâlinde olan

sürücü [U.D.] idaresindeki 35

DCP [...] plakalı araç (...) Buca

Köprüsü Eşrefpaşa dönüm noktasına geldiğinde, orta

refüj kısmından yolun karşısına geçmek isteyen ayağında paten kaykay bulunan

[A.Ç.nin]

kontrolsüz bir şekilde yola çıkması ile 35 DCP [...] plakalı aracın ön tamponun sağ kısmı, ön kaput ve ön

cam kısımlarıyla [A.Ç.ye]

çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği

sürücü beyanı ve kaza mahallinde yapılan inceleme neticesinde anlaşılmış olup,

kazada yaya [A.Ç.nin] K.T.K. 68/1c "yaya yollarında, geçitlerde veya

zorunlu hâllerde taşıt yolu üzerinde trafiği tehlikeye düşürecek davranışlarda

bulunmak" kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır."

10. Olay Yeri İnceleme ekibince kazaya karışan araç

incelenmiştir. Bu inceleme neticesinde aracın motor kaputunun sağ kenarının sağ

ön farı üstünde kalan kısmı üzerinde geriye doğru katlanma şeklinde bir hasar

olduğu, kaputun sağ kenarının orta kısmında çöküntü bulunduğu, sağ ön farın ise

kırık olduğu tespit edilmiştir. Bu inceleme kapsamında diğer bazı tespitlerin

yanı sıra aracın sağ ön çamurluğunun far yanında kalan kısmının kısmen hasarlı

olduğu ve aracın ön camının sağ kenarında bir çatlak olduğu belirlenmiştir.

11. Olay günü saat 23.49'da sürücü U.D.nin

ifadesi alınmıştır. Konak İlçe Emniyet Müdürlüğünce ifadesi alınan U.D. özetle

saat 15.00 sıralarında yolun sol şeridinde 35 DCP ... plakalı gri araçta tek

başına seyir hâlinde iken sağ önünde yaklaşık 1-2 metre mesafede bulunan beyaz

renkli, markasını ve plakasını bilmediği bir aracın A.Ç.ye çarpması sonucu A.Ç.nin fırlayıp kendisinin kullandığı aracın sağ ön camı

ve far kısmına düştüğünü belirtmiştir. U.D., ölen kişinin ayağında bulunan

patenin aracın sağ ön farına, gövdesinin kaportaya, başının da camın sağ ön

kısmına geldiğini ifade etmiştir. U.D., A.Ç.ye çarpıp onu kendi aracının

üzerine fırlatan aracın yolda hiç durmadan kaçtığını belirtmiş; ayrıca patenle

kayan kişilerin kazanın gerçekleştiği çevre yolu gibi yolları kullanmaması

gerektiğini, olaydan dolayı çok üzgün olduğunu, olayda suçunun olmadığını ifade

etmiştir.

12. Olay günü ifadesi alınan A.Ç.nin

babası K.Ç. ise özetle eşinden boşandığı için oğlunun velayetinin annesinde

olduğunu ancak annesinin ifadeye gelecek hâli olmadığından kendisinin ifade

vermeye geldiğini, arkadaşları ile birlikte patenle Buca köprülü kavşağına

giden oğluna çarpan araç sürücüsünden şikâyetçi olduğunu belirtmiştir.

13. Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından A.Ç.nin

arkadaşlarının da ifadesi alınmıştır. A.Ç.nin

arkadaşlarından 2000 doğumlu A.G. olay günü saat 16.30 sıralarında verdiği

ifadesinde özetle aralarında A.Ç.nin de bulunduğu beş

arkadaşıyla birlikte patenle kaydıklarını, arkadaşlarıyla birlikte Buca

Köprüsü'nün üzerine çıkıp karşıya geçtiklerini, A.Ç. ile E.D.nin

geride kaldığını, yol boşalınca onların da karşıya geçtiğini, daha sonra ise

bir köpekten korkan A.Ç.nin tekrar yola çıktığını, bu

esnada kafasını çevirdiğinde hızla gelen bir arabanın A.Ç.ye çarptığını

gördüğünü, A.Ç.nin yere düşüp yuvarlandığını,

kendisinin de arkadaşlarıyla birlikte hemen A.Ç.nin

yanına koştuğunu belirtmiştir. A.Ç.nin arkadaşlarından

1996 doğumlu R.A.A. ile 2001 doğumlu E.Ö. de A.G.nin

ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur. A.Ç.nin

arkadaşlarından 2001 doğumlu B.E. ise diğer arkadaşlarına ek olarak A.Ç.ye

beyaz renkli 35 CCZ ... gibi plakalı bir aracın çarptığını gördüğünü ifade

etmiştir. 2000 doğumlu E.D. ise ifadesinde özetle A.Ç. ile kendisinin diğer

arkadaşlarının gerisinde kaldığını, daha sonra A.Ç. ile kendisinin de karşıya

geçtiğini, karşıya geçtikten sonra kendisinin kaldırımda paten sürmeye devam

ettiğini, bu sırada bir köpek havlaması sesi duyduğunu, bunun üzerine A.Ç.nin geriye kaçtığını, bu esnada bir çarpma sesi

duyduğunu, baktığında A.Ç.nin arabanın üzerinden

fırlayıp yola düştüğünü gördüğünü ifade etmiştir.

14. Polis memurlarınca olay yerini gören kamera bulunup

bulunmadığı hususunda da araştırmalar yapılmıştır.Polis

Memuru A.K. ile Polis Memuru K.E. tarafından yapılan araştırmalar neticesinde

hazırlanan 31/1/2014 tarihli tutanak şöyledir:

"(...) Olay yerinde yapılan araştırmada

olayın olduğu noktayı görebilecek cadde üzerinde görüntü alabilecek güvenlik

kamera sisteminin olmadığı, olay noktasına yaklaşık üç yüz metre mesafede

Halide Edip Adıvar Caddesi yeşil alan içerisinde görüntü alabilen kamera

sisteminin olduğu ancak Yeşildere Caddesi üzerinden görüntü alıp almadığı

MOBESE kayıt sistemleri incelendikten sonra belli olacağı tarafımızdan tespit

edilmiş olup; işbu tutanak tarafımızdan tanzimle birlikte imza altına

alındı."

15. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, yukarıdaki araştırmaları

dikkate alarak tutuklanması istemiyle sürücü U.D.yi İzmir 20. Sulh Ceza Mahkemesine sevk etmiştir.

İzmir 20. Sulh Ceza Mahkemesince 1/2/2014 tarihinde sorgusu yapılan U.D. aynı

gün serbest bırakılmıştır. U.D. sorgusunda önceki ifadesine benzer şekilde

beyanda bulunmuştur. U.D. sorgusunda ayrıca A.Ç.ye beyaz bir aracın çarptığını

gördüğünü ifade eden H.G. adlı kişinin ifadesinin alınmasını istemiştir.

16. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7/2/2014 tarihinde

ifadesi alınan H.Gözetle

olay günü evinden çıktığında üst üste iki farklı ses duyduğunu, bu seslerin

çarpma sesi gibi olduğunu, sesin geldiği yere baktığında bir çocuğun binek

aracın üzerinden yere doğru düştüğünü gördüğünü, çarpma anını görmediğini

belirtmiştir.

17. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, kazaya karışan tarafların

kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla dosyayı bilirkişi olan Ş.Ç.ye

göndermiştir. Bilirkişi Ş.Ç. soruşturma dosyasında bulunan tüm verileri dikkate

alarak hazırladığı 10/2/2014 tarihli raporda; A.Ç.nin

tam ve asli kusurlu, sürücü U.D.nin ise kusursuz

olduğunu değerlendirmiştir.

18. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili olarak ayrıca

Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor almıştır.Adli

Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23/5/2014 tarihli raporunun ilgili kısmı

şöyledir:

"OLAY

05/09/2013 günü saat 15.20 sıralarında şüpheli

sürücü [U.D.] idaresindeki 35

DCP [...] plakalı kamyonet ile

Merkez istikametinden Karadağlar istikametine doğru sol şeritte seyir

halindeyken olay mahalline geldiğinde, kontrolsüz bir şekilde ve aniden

ayağındaki paten ile yola giren 2003 doğumlu yaya [A.Ç.ye] aracının ön tampon sağ kısım, ön kaput ve ön cam

kısımları ile çarpması sonucu ölümlü olay meydana gelmiştir.

İRDELEME

Olay mahallinde yol 13m genişliğinde, tek

yönlü-bölünmüş-dört şeritli, zemin asfalt-kuru, vakit gündüz, hava açık, mahal

meskûndur. Mahaldeki hız limitinin 70km/s olduğu, çarpma noktasının sol şeritte

olduğu, çarpma sonrası yayanın 45m ileriye savrulduğu, aracın ise 59m ileride

durduğu tespit edilmiştir.

(...)

Dosyada mevcut 10/02/2014 tarihli bilirkişi

raporunda; şüpheli sürücü [U.D.nin] kusursuz olduğu, 2003 doğumlu yaya [A.Ç.nin] ise asli ve tam

kusurlu olduğu belirtilmiştir.

Tüm dosya kapsamı, şüpheli ifadesi, tanık

beyanları, kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu ve olay yeri fotoğraflarını

içeren CD incelendiğinde kazanın yukarıda "OLAY" kısmında açıklandığı

biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olup bilirkişi raporundaki kusur durumlarına

iştirak edilerek aşağıdaki kanaate varılmıştır;

A) Şüpheli sürücü [U.D.] idaresindeki kamyonet ile meskun

mahaldeki yolda en sol şeritte seyrederken olay mahalline geldiğinde

kontrolsüzce kaplamaya giren patenli yayaya karşı yakın mesafeden alabileceği

bir tedbir bulunmadığından olayda atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır.

B) 2003 doğumlu yaya [A.Ç.] olay mahalli yolda kontrolsüzce ve aniden kaplama

içine girdiği, yol üzerine kendi can güvenliği açısından gerekli-yeterli

kontrolleri yapmadığı, yaklaşmakta olan şüpheli sürücü idaresindeki aracın hız

ve mesafesini de dikkate almadan aniden kaplama içine girdiği esnada aracın

çarpmasına maruz kaldığı olayda yaşı nedeniyle davranış faktörleri sonuç

üzerinde asli derecede tamamen etkendir.

SONUÇ

Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;

A) Şüpheli [U.D.nin] kusursuz,

B) 2003 doğumlu yaya [A.Ç.nin] davranış faktörlerinin

asli derecede tamamen etken olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur."

19. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında elde

edilen tüm bu verileri dikkate alarak sürücü U.D.nin

üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçunun unsurlarının oluşmadığı

kanaatine varmış ve 9/6/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir.

20. Başvurucu; olay hakkında etkili bir soruşturma

yürütülmediği, çocuğun velayeti kendisinde olmasına rağmen soruşturma

aşamasında kendisinin bilgisine başvurulmadığı gerekçeleriyle 13/10/2014

tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiştir.

21. İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliği 14/1/2015 tarihli kararla

başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

22. Bu karar 27/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

23. Başvurucu 25/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

24. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Taksirle öldürme" kenar

başlıklı 85. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Taksirle bir insanın ölümüne neden olan

kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

25. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

B. Uluslararası Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur

(...)"

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kişinin

yaşamına ve vücut bütünlüğüne yönelen ancak ihmal suretiyle meydana gelen

olaylara ilişkin etkili bir yargısal sistem

kurma yönündeki pozitif yükümlülük mutlaka ceza davası açılmasını

gerektirmez. Mağdurlara tek başına ya da bir ceza soruşturmasıyla birlikte

hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli

olabilir (Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, §

90; Mastromatteo/İtalya [BD], B. No: 37703/97, 24/10/2002, §§ 90, 94, 95; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], B. No:

32967/96, 17/1/2002, § 51; Anna Todorova/Bulgaristan,

B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan

Bozkurt/Türkiye, B. No: 20620/10, 23/6/2015, § 59; Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye,

B. No: 3648/04, 2/2/2016, § 114; Fatih Çakır

ve Merve Nisa Çakır/Türkiye, B. No: 54558/11, 5/6/2018, § 42).

28. AİHM trafik kazası sonucu meydana gelen bir ölüm olayı ile

ilgili olarak ceza soruşturması yolu tüketildikten sonra yapılan bir bireysel

başvuruda, tazminat yoluna başvurulmadığına özellikle vurgu yaparak kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Emine Demir ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 58200/10, 13/10/2015).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, oğlunun ölümüyle sonuçlanan trafik kazası

hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini, olay hakkında yeterli

bir inceleme yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu, oğlunun velayeti kendisinde olmasına rağmen kovuşturmaya

yer olmadığına dair karara kadar soruşturmaya dâhil edilmediğini, soruşturmaya

etkin katılımının sağlanmadığını iddia etmiştir. Başvurucu; somut olayda

oğlunun asli kusurlu olduğu düşünülebilir olsa bile sürücünün kusursuzluğunu

gösterir bir durumun söz konusu olmadığını, olayla ilgili olarak ifadeleri

alınan tanıkların beyanlarının "hızlıca

gelen bir aracın A.Ç.ye çarptığı" yönünde olduğunu, sürücü

tarafından ısrarla A.Ç.ye başka bir aracın çarptığı ifade edilmiş ise de bu

durumun ispatlanamadığını, tanık anlatımlarının kazaya karışan aracın tek ve

hızlı olduğu yönünde olduğunu, sürücünün iddiasının MOBESE kayıtları dâhil

hiçbir delil ile ilişkilendirilebilmiş olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu;

normal hızda seyreden bir aracın çarpması sonucu kişinin 45 metre gibi anormal

bir mesafeye savrulmasının akılla açıklanabilir bir durum olmadığını,

soruşturma kapsamında sürücü U.D.nin sevk ve

idaresindeki aracın hızının tespit edilmemesinin ve aracın hızlı olduğu

yönündeki tanık beyanlarının değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu

belirtmiştir. Başvurucu; yürütülen eksik soruşturma sonucu failin cezasız

kaldığını belirterek yaşam hakkının, etkili başvuru hakkının ve adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun oğlunun ölümü ile sonuçlanan

kazaya ilişkin olarak yürütülen ceza soruşturması sürecine yönelik tüm

şikâyetlerinin yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

32.Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

33. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

34. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucu, ölen kişinin annesidir. Bu

nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

35.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"...Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

37. Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun

yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir

ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

38. Diğer taraftan etkili bir başvurudan söz edilebilmesi için

başvuru yolunun sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun uygulamada

fiilen de etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma

yetkisine sahip bulunması gerekir. Başvuru yolunun ancak bir hak ihlali

iddiasını önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesi veya sona ermiş bir

hak ihlalini karara bağlayabilmesi, bunun için uygun bir giderim sunabilmesi

hâllerinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine vuku bulmuş bir hak

ihlali iddiası söz konusu olduğunda tazminat ödenmesinin yanı sıra sorumluların

ortaya çıkarılması bakımından da yeterli usule ilişkin güvencelerin sağlanması

gerekir (S.S.A., B. No:

2013/2355, 7/11/2013, § 28).

39. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif

ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, § 50).

40. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme

yükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan

tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin

gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

41. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Yaşam hakkı kapsamındaki usule

ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari

nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir. Kasten meydana gelen ölüm

olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini

ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi, ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

42. Bununla birlikte kasıtlı olmayan eylemler nedeniyle meydana

gelen ölüm olaylarına ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir

yaklaşım benimsenebilir. Bu kapsamda yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet

verilmeyen durumlarda etkili bir yargısal

sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük, mağdurlara hukuki, idari

ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması ile yerine getirilmiş

sayılabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 59).

43. Başvurucu yaşam hakkının kasten ihlal edildiğini ileri

sürmemiş olup somut olayda başvurucunun oğlunun ölümüne kasten sebebiyet

verildiği izlenimi edinilmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır.

44. Somut olayda, kazaya karışan tarafların olası

sorumluluklarının hukuk mahkemeleri önündeki tazminat davalarında

tartışılmasını sağlayabilecek seviyede bir ceza soruşturması yürütülmüştür.

45. Bu durumda -somut olayın koşulları çerçevesinde- yaşam hakkı

kapsamında devletin sahip olduğu etkili bir

yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük, başvurucuya adli

yargı mercileri önünde açabileceği bir tazminat davası yolunun sağlanması ile

yerine getirilmiş sayılabilir.

46. Somut olayda başvurucu, oğlunun ölümü üzerine sürücü U.D.

hakkında başlatılan ceza soruşturması sürecinin kesinleşmesinden sonra bireysel

başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki

yollardan olup hem kazaya karışan kişilerin mesuliyetini saptayabilecek hem de

gerektiği takdirde zararın ödenmesini sağlayabilecek olan tazminat davası

yolunu tükettiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine

sunmamıştır. Bu durumda yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler

yönünden kanunda öngörülen yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan söz edilemeyecektir.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

15/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

İlknur KOCA

Vekili

:

Av. Salih

VAROL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3511, 15 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. "Olay
  7. İrdeleme
  8. Sonuç
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan
  13. B. No: 3648/04, 2/2/2016, § 114; Fatih Çakır
  14. V. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Başvurucunun İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  18. Yıldırım
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Varol
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3511
Tarih
15 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Erol Yüksel Başvurusu (B. No: 2017/21274)
  • Behiç Ertan Ünlüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/17155)
  • Mehmet Temim Abay Başvurusu (B. No: 2015/12754)
  • Arin Zümrüt Başvurusu (B. No: 2015/10679)
  • Zeynep Yıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/20997)
  • Ali Haydar Temiz Başvurusu (B. No: 2017/19278)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.