İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmail Sarıkabadayı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/23696)

1. Başvuru; idare tarafından bir süre toplantı, gösteri

Başvuru No2016/23696Tarih8 Haziran 2021Okuma28 dk · 5.604 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İsmail Sarıkabadayı Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2021
Başvuru Numarası
2016/23696
R.G. Tarih ve Sayı
8/9/2021 - 31592
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.604 kelime·28 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; idare tarafından bir süre toplantı, gösteri

yürüyüşü ya da benzer etkinliklerin yasaklanması nedeniyle toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkının, bu kararın yürütmesinin durdurulması isteminin geç

karara bağlanması nedeniyle ise toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıyla

bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların hepsi Kahramanmaraş'ta ikâmet etmekte,

Mehmet Deliter dışındaki başvurucular anılan ilin Dulkadiroğlu ilçesi

Sivricehöyük Mahallesi'nde oturmaktadır.

9. 2016 yılının başlarında Suriye uyruklu göçmenler için

Sivricehöyük Mahallesi'nde 25.000 kişilik bir geçici barınma merkezinin

inşasına başlanmıştır. Başvurucular kendileri de dâhil olmak üzere yöre

insanlarının söz konusu merkezin gerek çevresel etkilerinin gerek sosyal

etkilerinin çok yıkıcı olacağı ve geri dönülemez hasarlar yaratacağı

sebepleriyle yapımına karşı olduklarına dair Kahramanmaraş Valiliği (Valilik),

milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmeler yapmak ya da basın

açıklamaları organize etmek şeklindeki demokratik yollarla düşüncelerini

kamuoyuna merkezin inşasına başlanmadan önce bildirdiklerini belirtmiştir.

Başvurucular bu süreçte merkezin yapımını protesto etmek için çeşitli

etkinlikler yapıldığını ve hiçbirinde yasa dışı bir olay yaşanmadığını da ifade

etmiştir.

10. Valilik, İl Jandarma Komutanlığının talebi üzerine

5/5/2016 tarihinde, 6/5/2016 tarihinden 5/6/2016 tarihine kadar il genelinde

Sivricehöyük Mahallesi'nde yapılacak geçici barınma merkezini protesto etmek

amaçlı her türlü toplantı ve etkinliğin yasaklanmasına karar vermiş ve kararı

resmî internet sitesinden duyuru olarak yayımlamıştır. Söz konusu karar şu

şekildedir:

"Kahramanmaraş

ili Dulkadiroğlu ilçesi Sivricehöyük Mahallesi sınırları içerisinde Suriye

uyruklu misafirler için planlanan ve inşasına başlanılan 25.000 kişi kapasiteli

geçici barınma merkezinin yapımına karşı çıkan bazı siyasi oluşumlar, dernek,

platform ve marjinal gruplar tarafından çeşitli etkinliklerin yapıldığı ve

yapılmaya çalışıldığı bilinmektedir.

Alınan istihbari bilgiler, sosyal ağlar

üzerinde yapılan paylaşımlar, geçmiş yıllarda ilimizde yaşanan müessif olaylar

ile terör örgütü yöneticilerinin yapmış oldukları açıklamalar göz önünde

bulundurulduğunda, yapılacak her türlü eylem ve etkinliklerin marjinal

gruplarca provoke edilebileceği, yasa dışı örgütlerce olayların propaganda

malzemesi olarak kullanılabileceği, eylemler sırasında gösterici grupların

arasına sızabilecek illegal örgütlere mensup kişilerce güvenlik kuvvetlerine

karşı taşlı, sopalı, molotoflu, el yapımı bombalı ve silahlı saldırılar

gerçekleştirilebileceği ve vatandaşlarımızın hassasiyetlerini istismar etmeye

çalışan gruplar tarafından mezhepsel bir çatışma ortamı yaratılmaya

çalışılabileceği değerlendirilmektedir.

Cumhuriyetin temel nitelikleri, devletin

ülkesi ve milletin bölünmez bütünlüğü ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin

engellenmemesi, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi ve

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla 6/5/2016 tarihinden

5/6/2016 tarihine kadar il genelinde Sivricehöyük Mahallesinde yapılan geçici

barınma merkezini protesto amaçlı her türlü toplanma, basın açıklaması,

toplantı, gösteri yürüyüşü, miting, oturma eylemi, stand açma, çadır kurma vb.

etkinliklerin yasaklanmasına karar vermiştir."

11. İl Jandarma Komutanlığının ilgili istihbarat

raporunda; Suriyeli sığınmacılar için yapılan barınma merkezi konusunun bu

projeye karşı çıkan bazı siyasi oluşumlar, dernek, platform ve marjinal gruplar

tarafından 25/3/2016 tarihinden itibaren gündemde tutulmaya çalışıldığı ve

basın açıklaması, kanuna aykırı toplantı, çadır kurarak ateş yakma ya da nöbet tutma

gibi çeşitli etkinlikler yapıldığı, 3/4/2016 tarihinde ise özellikle sosyal

medyadan yapılan çağrılar üzerine Sivricehöyük Mahallesi'nde toplanan kalabalık

içinde bir grubun güvenlik güçlerine yönelik taşlı saldırıda bulunduğu, çıkan

olaylarda iki güvenlik görevlisinin yaralandığı ve olaya karıştıkları tespit

edilen şüpheliler hakkında yasal işlem başlatıldığı hususlarına yer

verilmiştir.

12. Söz konusu istihbarat raporunda, PKK terör örgütü

yöneticilerinin bahse konu barınma merkeziyle ilgili yaptıkları açıklamalara da

yer verilmiştir. Bu açıklamalar şu şekildedir:

"5/4/2016 tarihli basın

haberinde, PKK/KCK terör örgütü yöneticilerinden Abbas (kod) isimli [D.K.]

'Eğer birileri getirilir de Kürdün evine, mahallesine Suriye'den, Kafkasya'dan

Orta Asya'dan birilerinin getirilip ben buraya yerleştireceğim ve buraya kamp

kuruyorum derse hepsi yok edilir. Bu konuda Kürtler amansız olmalılar. Sen beni

yok etmek için geliyorsun, o zaman ben de kendimi savunurum. Onlara karşı

yürütülecek her mücadele meşru savunma kapsamındadır. Kürt halkının varlık ve

özgürlük savaşı kapsamındadır.'

12/4/2016 tarihli basın haberinde,

PKK/KCK terör örgütü yöneticilerinden [B. H.] isimli örgüt mensubu: 'Gurgum'da (Maraş) yapılmak

istenen DAİŞ kamplarının AKP'nin mülteci politikalarıyla ilişkili olduğu,

mültecileri dışarıda Avrupa'ya karşı içeride ise Kürtlere karşı Kürdistan'da

kullandığı, şimdi asıl amacın Kürdistanı tamamen boşaltılırsa sonuca

ulaşabileceğini düşündüğü, Kürt kentlerinin bombalanmasının da aynı amaca

yönelik olduğu, Kürdistan'a mültecilerin yerleştirilmek istendiği, mülteci

olarak görünenlerin bir çoğunun DAİŞ'çi oldukları, yoksa Kürt halkının

Araplarla, Afganlarla herhangi bir sorunun olmadığı, DAİŞ'çileri Kürt

Alevilerine karşı savaştırmak istedikleri, bu sorunun sadece Maraş'ın sorunu

değil, tüm Alevilerin sorunu olduğu, bütün Alevi ve Kürtlerin ayağa kalkması

gerektiği, topyekün saldırıya karşı topyekün direniş geliştirilmesi gerektiği.'

17/4/2016 tarihinde sosyal medya

üzerinden Serhat Engizek (kod) isimli terör örgütü mensubu: 'Sadece pasif

eylemlerle sonuç almak mümkün değildir. Daha ciddi örgütlenmek ve yine ciddi

eylemselliklerde bulunmak gerekiyor. İş makinaları harıl harıl çalışıyor sadece

oturuluyor, protesto ediliyor, bu yetersizdir. Bununla sonuç almak mümkün

değildir. Daha güçlü bir direniş gerekiyor. Özellikle alevi gençlerinin,

kadınlarının herkesin bu direnişe katılması gerekiyor. Kendi topraklarını,

kendi yaşam alanlarını savunması gerekiyor. O araçları durduracak güç

oluşturmaları gerekiyor. Kendi toprakları içerisindeki işgali durdurmaları

gerekiyor. Birkaç slogan atarak, birkaç açıklama yaparak bunu

durduramayacaklar. Onun için daha ciddi örgütlenecekler ki bunu durdurabilsinler.'

4/5/2016 tarihli basın haberinde,

PKK/KCK terör örgütü sözde Halklar ve İnançlar Komite üyesi Delal Afşin (kod)

isimli örgüt mensubu: 'Karadenizde yapılan eylemlerde gördük, özellikle de

kadınlar bu eylemlere öncülük etti. Terolarda da radikal eylem geliştirmenin

zamanı gelmiştir. Çünkü kamp yapma çalışmaları büyük bir ivedilikle devam

ediyor. O açıdan halkın gücü ile tüm Alevilerin hatta demokratım diyen

kesimlerin 7 Mayıs'ta kitlesel bir biçimde katılması önemlidir.' "

13. İlgili istihbarat raporunda ayrıca 7-8/5/2016

tarihlerinde otuza yakın sayıda dernek, vakıf, federasyon ile arasında dergâh

ve ocakların da bulunduğu sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla özellikle

İstanbul, Kocaeli, Ankara, Mersin, Sivas, Malatya, Adıyaman ve Gaziantep olmak

üzere yurt genelinden ücretsiz otobüsler kaldırılacağı ve Sivricehöyük

Mahallesi'ne getirileceğine dair istihbarat alındığı, bu konuda "Yaşamıma,

Maraşıma, Obama Dokunma" başlıklı bir bildirinin de bulunmuş olduğu

hususlarına yer verilmiştir.

14. Valilik tamamen aynı gerekçelerle (bkz. § 10)

5/6/2016-30/9/2016 tarihleri arasında birer aylık periyotlarla dört defa daha

il genelinde anılan geçici barınma merkezini protesto etmek amacıyla yapılan

her türlü etkinliğin yasaklanmasına karar vermiştir.

15. Başvurucular 6/5/2016 ile 5/6/2016 tarihleri arası

için verilen 5/5/2016 tarihli ilk yasaklama kararına karşı 20/5/2016 tarihinde

yürütmenin durdurulması talebiyle iptal davası açmıştır. Yürütmenin

durdurulması talebini inceleyen Kahramanmaraş İdare Mahkemesi (Mahkeme)

25/5/2016 tarihinde, dava konusu işlemin sebebi açıklanarak dayanağını

oluşturan tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin davalı idareden istenmesine

dair ara kararı kurmuş ve yürütmenin durdurulması talebi hakkında ara kararı

gereği davalı idarece yerine getirildikten ya da savunma yapıldıktan sonra

inceleme yapacağını belirtmiştir. Mahkeme ara kararının gereğinin yerine

getirilmesi ve savunma yapılması için davalı idareye otuz gün süre vermiştir.

16. Mahkeme 29/6/2016 tarihinde yürütmenin durdurulması talebinin

reddine karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde; idari işlemin uygulanması

hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça

hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe

gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceği, somut olayda ise

söz konusu şartların gerçekleşmediğinin anlaşıldığı belirtilmiştir.

17. Başvurucular yürütmenin durdurulması talebinin

reddine dair karara itiraz etmiştir. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari

Dava Dairesi 18/8/2016 tarihinde, yürütmenin durdurulması talebinin reddine

dair kararda kanuna aykırılık bulunmadığından bahisle itirazı reddetmiştir.

Başvurucular, itirazın reddine dair karardan 20/9/2016 tarihinde haberdar

olduklarını beyan etmiştir.

18. Başvurucular 27/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Başvurucular Valiliğin yasaklama kararlarından başka

bir tanesi aleyhine daha yürütmeyi durdurma talebiyle dava açtıklarını

belirtmişlerse de bu konuda bireysel başvuru formlarında başka hiçbir bilgi ya

da açıklamaya yer vermedikleri anlaşılmıştır. Aynı şekilde başvurucular,

yürütmenin durdurulması talebinin reddedildiği bireysel başvuru konusu davanın

daha sonraki süreciyle ilgili de hiçbir açıklamada bulunmamıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşleri Kanunu'nun "Toplantının ertelenmesi veya bazı hallerde

yasaklanması" kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:

"Bölge

valisi, vali veya kaymakam, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere

erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması

hâlinde yasaklayabilir."

21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" kenar

başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. İdari dava türleri şunlardır:

...

a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,

sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

..."

22. 2577 sayılı Kanun'un "Tebligat ve cevap

verme" kenar başlıklı 16. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Dava dilekçelerinin ve

eklerinin birer örneği davalıya ... tebliğ olunur.

...

3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı,

tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. ...

..."

23. 2577 sayılı Kanun'un "Yürütmenin durdurulması"

kenar başlıklı 27. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

2. Danıştay veya idari mahkemeler, idari

işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve

idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi

durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten

sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.

Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma

alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın

da durdurulabilir ...

...

5. Yürütmenin durdurulması istemli

davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur

eliyle yapılmasına da karar verilebilir.

B. Uluslararası

Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Christians

Against Racism and Fascism/Birleşik Krallık ((k.k.)) B. No: 8440/78,

16/6/1980, § 150) kararında, yapılmak istenen gösteri yürüyüşünün

yasaklanmasına dair müdahalenin kanuni dayanağında belli bir toplantı ya da

yürüyüşün yasaklanmasına izin verilmediğini, yalnızca genel olarak

toplantıların tamamı ya da -yine spesifik bir amaç belirlenmeden- belli

nitelikteki toplantı ya da yürüyüşlerin yasaklanabileceğinin öngörüldüğünü,

ayrıca bu yasaklamanın belirli bir süre uyarınca verilebileceği hususlarını

dikkate almış; bu doğrultuda ilgili mevzuatın belli toplantı ya da yürüyüşler

yönünden keyfî olarak uygulanmasını önleyebilecek garantileri içerdiğini kabul

etmiştir. AİHM'in bu değerlendirmesi, somut olayda yasaklama nedeniyle

başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilmediğine

dair kararının gerekçelerinden birini oluşturmuştur.

25. AİHM, toplantı hakkının ihlal edildiğine karar

verdiği Alekseyev/Rusya (B. No:4916/07, 25924/08 ve 14599/09,

21/10/2010) kararında ayrıca başvurucunun toplantı hakkıyla bağlantılı olarak

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 13. maddesinde öngörülmüş olan

etkili başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğini de incelemiştir. AİHM

öncelikle taraf devletlerin anılan haktan doğan yükümlülüklerini nasıl yerine

getirecekleri konusunda bir takdir yetkileri bulunmasına rağmen söz konusu hak

uyarınca ulusal otoritelerin, Sözleşme kapsamındaki ilgili hakkın ihlal

edildiği iddiasının esasını inceleyebilecekleri ve ihlal edildiğine

hükmetmeleri hâlinde uygun giderim usulüne karar verebilecekleri bir ulusal

başvuru yolunun mevcut olması gerektiğini belirtmiştir (Alekseyev/Rusya,

§ 97).

26. AİHM anılan kararda, yapılmak istenen etkinliğin

zamanının başvurucu ile diğer katılımcılar için önemli olduğu ve yetkili

otoritelere zamanında bildirim yapıldığı da dikkate alındığında somut olayda

etkili bir başvuru yolunun mevcudiyetinden bahsedilebilmesi için etkinliğin

planlandığı tarihten önce idarenin yasak kararının kaldırılabileceği bir

giderim usulü bulunması gerektiğini belirtmiştir. Dolayısıyla AİHM, toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının etkin kullanımı için ilgili başvuru

yollarında kamu otoriteleri için makul süre kısıtlamaları öngörülmesinin önemli

olduğunu ifade etmiştir (Alekseyev/Rusya, § 98). AİHM somut olayda ise

ilgili mevzuat toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanacakların

bildirimde bulunması için belirli süre kısıtlamaları öngörmüşken kamu

otoriteleri yönünden belirlenen zamandan önce etkinliğe onay verilmesi

konusunda bağlayıcı bir süre kısıtlaması olmadığını gözönüne alarak ancak

planlanan etkinlik zamanından sonra bir karar verilebilmesini sağlayan başvuru

yolunun uygun giderim sağlayacak bir başvuru yolu niteliğinde görülemeyeceğine

ve bu nedenle başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıyla

bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının da ihlal edildiğine karar vermiştir (Alekseyev/Rusya,

§§ 99, 100).

27. AİHM Alekseyev ve diğerleri/Rusya (B. No:

14988/09) kararında da toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine karar verdikten sonra planlanan etkinlik tarihinden önce yargı

yoluna başvurulmuş olmasına rağmen her defasında yargı mercileri tarafından söz

konusu tarihten sonra karar verildiğini de dikkate alarak yine toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının

ihlal edilmiş olduğuna hükmetmiştir (Alekseyev ve diğerleri/Rusya ve ekli

listedeki diğer 50 başvuru, 27/11/2018, §§ 6, 21, 22).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 8/6/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Toplantı ve

Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia

1. Başvurucuların İddiaları

29. Başvurucular Valiliğin yasaklama kararı nedeniyle

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiğini iddia

etmiştir. Başvuruculara göre ortada her türlü etkinliğin yasaklanmasını

gerektiren bir durum yoktur. Başvurucular ilk yasaklama kararından sonra

Valiliğin dört defa daha yasaklama kararı alarak yaklaşık beş ay boyunca

barınma merkezinin protesto edildiği her türlü etkinliğin yasaklanmasının kamu

düzeni ve güvenliği amaçlarıyla değil söz konusu inşaatın bir an önce

bitirilmesi amacıyla verildiğinin açık olduğunu ifade etmiştir. Nitekim

başvurucular gerek yasaklama kararlarından önce gerek yasaklama süresince

idarenin sebep gösterdiği doğrultuda hiçbir olay yaşanmadığını ve yasa dışı bir

durum meydana gelmediğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

30. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunulabilmesi için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için

öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekir. Asıl olan, hak ve özgürlüklere kamu otoritelerince saygı gösterilmesi

ve olası bir ihlal durumunda bunun idari ve/veya yargısal olağan yollarla

giderilmesidir. Bu nedenle bireysel başvuru yoluna ancak kanunda öngörülen

olağan yollar tüketilmesine rağmen ihlalin ortadan kaldırılamadığı durumlarda

gidilebilir (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 29; Kristal-İş

Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 30).

31. Bununla birlikte tüketilmesi gereken başvuru yolları,

başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir

çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yollarını

ifade etmektedir. Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralına uygunluğun

denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu

anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil

aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi

bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun kendisinden

başvuru yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine

getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi

gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Kristal-İş

Sendikası, § 31).

32. Somut olayda başvurucular, Valiliğin 6/5/2016 ve

5/6/2016 tarihleri arasında il genelinde barınma merkezini protesto etmek

amacıyla yapılacak her türlü etkinliğin yasaklanmasına ilişkin kararına karşı

yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açmıştır. Başvurucuların

yürütmenin durdurulması talepleri reddedilmiştir.

33. Başvurucular 6/5/2016 ve 5/6/2016 tarihleri arasında

barınma merkezini protesto etmek amacıyla herhangi bir etkinlik yapmalarının

yasaklanmasının anayasal haklarını ihlal ettiğini iddia etmektedir. Dolayısıyla

yasaklama kararının 5/6/2016 tarihinde sona ermesinden sonra idari dava

kapsamında işin esasına yönelik olarak verilecek bir iptal

kararı,başvurucuların anılan tarihler arasında toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme imkânını canlandırmayacaktır. Bu nedenle toplantı ve gösteri

yürüyüşlerinde etkinliğin icra edileceği zamanın hakkın kullanımı bakımından

önemi de dikkate alındığında iptal davasının esastan karara bağlanmasının beklenmesi,

somut olayın koşullarında Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında

tüketilmesi gereken bir yol olarak nitelendirilemez (grev hakkı yönünden benzer

değerlendirmeler için bkz. Kristal-İş Sendikası, §§ 28-34).

34. Sonuç olarak olağan kanun yolu olan iptal davasının

esastan karara bağlanmasını beklemeksizin yürütmenin durdurulması talebinin

reddi üzerine bireysel başvuruda bulunduğu görülen başvurucuların mevcut

koşullarda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiası

yönünden makul bir başarı şansı sunan ve çözüm sağlayabilecek başvuru yolunu

tükettiği değerlendirilmiştir.

35. Bu bağlamda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

bulunmadığı anlaşılan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

36. Valilik tarafından yaklaşık bir ay boyunca başvuru

konusu barınma merkezini protesto amaçlı her türlü etkinliğin yasaklanmasının

başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir

müdahale olduğu kabul edilmelidir.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

37. Yukarıda

anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine

getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.

Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin

... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

38. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi

gerekir.

(1) Kanunilik

39. İdare tarafından keyfî olarak uygulanma tehlikesine

karşı yeterli korumayı içerip içermediği yönünden şüphe bulunduğu

değerlendirilmekle birlikte bu konudaki incelemenin somut olay koşullarıyla

birlikte demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk başlığı altında daha

detaylı biçimde yapılması gerektiği sonucuna varıldığından 2911 sayılı Kanun'un

17. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığına karar

verilmiştir.

(2) Meşru Amaç

40. Başvuru konusu yasaklama kararının Anayasa'nın 34.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunması ve

suç işlenmesinin önlenmesine yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

41. Demokratik toplumda toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının önemi ile barışçıl toplantı, müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluğu ve müdahalenin gerekçesine ilişkin olarak kabul

edilen ilkeler için Ferhat Üstündağ (B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§

40-62) kararına bakılabilir.

42. Halka açık yerlerde yapılan her türlü gösterinin

günlük hayatın akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve olumsuz

tepkilere yol açabileceği açıktır. Ancak yalnızca toplumun büyük bir kısmı

tarafından gösterilebilecek bir tepki veya doğabilecek bir gerilimin varlığı,

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ortadan kaldırılması için tek

başına yeterli değildir. Yani bu tür durumların varlığı otomatik olarak

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale edilmesini haklı

göstermez (Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015, § 49). Devletten

koruma yükümlülüğü olarak adlandırılabilecek olan pozitif yükümlülüğü

kapsamında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanmak

isteyenlerin güvenliğini sağlaması ve üçüncü kişiler tarafından herhangi bir

saldırıya uğrama endişesi taşımadan bu hakkı kullanmalarını temin etmesi

beklenir (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §

122).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

43. Somut olayda Valilik, İl Jandarma Komutanlığından

gelen istihbari bilgiler ve talep doğrultusunda bir aylık bir süre boyunca il

genelinde Sivricehöyük Mahallesi'ne inşa edilmekte olan barınma merkezini

protesto etmek amacıyla yapılan her türlü etkinliğin yasaklanmasına karar

vermiştir. Valiliğin bu kararı almasında özellikle daha önce nisan ayında

yapılan bu nitelikteki bir etkinlikte güvenlik güçlerine saldırıda bulunulması

ve iki güvenlik görevlisinin yaralanması ile PKK terör örgütü yöneticilerinin

açıklamalarının etkili olduğu anlaşılmaktadır (bkz. §§ 11, 12). Bu doğrultuda

7-8/5/2016 tarihlerinde birçok topluluğun organizesinde il dışından da

gelenlerle birlikte barınma merkezini protesto etmek amacıyla bir etkinlik

düzenleneceği yönünde duyum da alınması üzerine başvuru konusu yasaklama kararı

verilmiştir.

44. Öncelikle Valilik tarafından yasaklama kararına

gerekçe olarak gösterilen hususların barınma merkezini protesto amaçlı

yapılacak herhangi bir etkinlikte kamu düzeni ve güvenliğinin bozulacağı yönündeki

değerlendirmeyi destekler nitelikte ciddi olgular olduğu kabul edilmelidir.

Nitekim özellikle PKK terör örgütü yöneticilerinin konuyla ilgili, şiddete

teşvik niteliğindeki ifadeleri dikkate alındığında daha önce bu konuda yapılmış

bir etkinlikte şiddet olaylarının gerçekleşmiş olması, idare tarafından

harekete geçilmesi ve bir tedbir alınmasını gerektirecek olgular olarak kabul

edilebilir.

45. Öte yandan alınacak tedbirin haklılığı ancak

başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıyla kamu düzeni,

güvenliği ve başkalarının hak ve özgürlükleri değerleri arasında adil bir denge

kurulmasıyla mümkündür. Bu nedenle idare ve derece mahkemelerinin bu konuda

adil bir denge kurulmasına dair ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koymaları

gerekir.

46. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

kullanımının kolektif şekilde ve halka açık yerlerde kullanılan bir hak olması

nedeniyle günlük hayatın akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve

olumsuz tepkilere yol açabileceği, öte yandan bu durumların varlığının toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ortadan kaldırılması için tek başına

yeterli olmadığı daha önce belirtilmiştir. O hâlde somut olayda kamu düzeni ve

güvenliği yönünden meydana gelebileceği belirtilen tehlikenin Kahramanmaraş'ın

tamamında barınma merkezini protesto etmek amaçlı her türlü etkinliğin bir ay

boyunca yasaklanmasını haklı kılıp kılmadığı değerlendirilmelidir.

47. Bu yönde bir değerlendirme yapabilmek için ise

devletin gerek toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanmak

isteyenlerin güvenliğini sağlama şeklindeki pozitif yükümlülüğünü, gerek genel

olarak kamu düzeni ve güvenliği ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunmasına dair yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmesini engelleyecek ve

kendisinden kaynaklanmayan istisnai bir durumun varlığı ortaya konmalıdır.

48. Somut olayda yalnızca barınma merkezinin protesto

edilmesini amaçlayan etkinlikler yasaklanmıştır. O hâlde idare, genel olarak

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerini

yerine getirebilecek durumdadır.

49. Daha önce aynı amaçla yapılan bir etkinlikte güvenlik

güçlerine saldırıda bulunulmuş olmasının özellikle bu saldırıya karışmamış olan

kişiler yönünden toplantı hakkının barışçıl biçimde kullanılmayacağına dair bir

emare olarak kullanılması ise mümkün görünmemektedir. Bunun yanında ülkemizin

bir gerçeği olan terör örgütlerinin varlığı ve gündemdeki olaylara dair

yaptıkları açıklamaların da başvuru konusu yasaklamanın haklılığı değerlendirmesi

bağlamında istisnai bir durum olmadığı açıktır. Üstelik tamamen aynı

gerekçelerle yasağın dört defa daha birer ay uzatılmış olması, söz konusu

hususların ne kadar detaylı bir değerlendirmeye tabi tutulduğu konusunda da

şüphe yaratmaktadır. Her halükârda jandarma istihbarat raporunda belirtilen

hususların özellikle barınma merkezinin inşa edildiği alanda merkeze zarar

verilmesini önlemek adına bir yasaklamayı gerektirdiği kabul edilebilecek olsa

dahi Kahramanmaraş'ın tamamında böyle bir yasağın haklılığını ortaya koymaktan

uzak olduğu anlaşılmaktadır.

50. Tüm bu açıklamalar ışığında Valiliğin 6/5/2016 ve

5/6/2016 tarihleri arasında barınma merkezini protesto etmek amacıyla yapılacak

her türlü etkinliğin yasaklanmasına dair kararında yarışan değerler arasında

adil bir denge kurulduğunun ortaya konulamadığına ve başvurucuların toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

B. Toplantı ve

Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkıyla Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

51. Başvurucular 6/5/2016 ve 5/6/2016 tarihleri arası

için verilen yasaklama kararının yürütmesinin durdurulması taleplerinin

reddedilmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarıyla bağlantılı

olarak etkili başvuru haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Nitekim

başvurucular, derece mahkemesinin 25/5/2016 tarihinde davalı idareye savunma

için otuz gün süre verdiği gibi yürütmenin durdurulması talepleri hakkında da

29/6/2016 tarihinde, aleyhine talepte bulunulan yasaklama kararının yürürlükten

kalkmasından sonra bir karar verdiğini, bu durumda Valiliğin anılan yasaklama

kararının geçerli olduğu tarih aralığında yürütmesinin durdurularak bu

tarihlerde kendilerinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarını

kullanabilmeleri olanağına kavuşmalarının imkânsız hâle getirildiğini

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

a. Genel

İlkeler

52. Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine

bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine

yönelen, zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Bunun yanında

Anayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması

için gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevlerinden biri

olarak sayılmaktadır (Ali Çığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 32; Erol

Kumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, § 32; U.B., B. No: 2015/3175,

10/10/2019, § 33; Meral Danış Beştaş (3), B. No: 2017/34087, 13/10/2020,

§ 35). Bu düzenlemeler ışığında devletin bireylerin toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme haklarına keyfî olarak müdahale etmeme yükümlülüğü vardır.

53. Söz konusu yükümlülükler, kişilerin toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme haklarını etkin bir biçimde kullanabilmelerini ve

haklarına devam eden saldırıların durdurulmasını sağlayabilmelidir. Ayrıca

müdahalenin kaynağı olan işlemler, eylemler veya ihmaller konusunda kişilere

etkili bir karşı çıkma ve oluşan zararların tazmin edilebilmesi için telafi

etme imkânı tanımalıdır. Bu imkân ise ancak etkili bir başvuru yolunun mevcut

olması ile mümkündür (özel hayata saygı hakkı bağlamında bkz. Meral Danış

Beştaş (3), § 36).

54. Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa'da güvence altına

alınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama

geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuru

hakkı) güvence altına alınmaktadır. Buna göre etkili başvuru hakkı; anayasal

bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun

olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin

gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya

(yeterli giderim sağlamaya) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda

bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir. Temel hak ve özgürlüklerin

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların ileri sürülebileceği bir başvuru yolunun

mevzuatta öngörülmesi yeterli değildir. Söz konusu başvuru yolunun aynı zamanda

uygulamada da etkili olması (başarı şansı sunması) gerekir. Bununla birlikte

bir başvuru yolunun gerek hukuken gerekse uygulamada genel anlamda etkili

olması, somut olay bakımından etkili başvuru hakkına ilişkin bir müdahale

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine engel değildir (Yusuf Ahmed

Abdelazım Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018, §§ 59-61).

55. Öte yandan somut olayda ihlalin giderilmesi konusunda

başarı şansı sunan hukuki yolların tespiti müdahalenin kim tarafından

gerçekleştirildiği, müdahalenin devam edip etmediği ve özel düzenlemeler

öngörülüp öngörülmediğine göre farklılaşabilmektedir. Bu noktada etkili hukuki

yolların bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve etkili olabilecek hukuk

yollarına başvurulması durumunda bu yolun pratikte de etkili şekilde işletilip

işletilmediğinin irdelenmesi önem arz etmektedir (Meral Danış Beştaş (3),

§ 38).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

56. Başvurucular yürütmenin durdurulması talebini

inceleyen Mahkemenin yasağın geçerli olduğu tarihte anılan talep hakkında bir

karar verilmesini engelleyecek şekilde kurduğu ara kararı ve böylece yasağın

yürütmesinin durdurulması ihtimalinin ortadan kaldırılması nedeniyle toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

57. Başvurucuların söz konusu talepte bulundukları

tarihteki iddiaları yönünden yürütmenin durdurulması yolunun etkili bir başvuru

yolu olduğu, bu nedenle başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları bireysel başvuruda olağan kanun

yollarını tüketmiş oldukları sonucuna varıldığı daha önce belirtilmiştir (bkz.

§§ 30-35). O hâldebaşvuru konusu iddia yönünden etkili olduğu değerlendirilen

yürütmenin durdurulması başvuru yolunun somut olaydaki uygulaması nedeniyle

etkili başvuru hakkının ihlal edilip edilmediği değerlendirilmelidir.

58. Başvurucular belli bir tarihte barınma merkezini

protesto amaçlı bir toplantı yapmayı istedikleri ve başvuru konusu yasaklama

kararı nedeniyle yapamadıkları şeklinde bir iddia ileri sürmemiştir.

Dolayısıyla somut olayda bu şekilde bir toplantı için idareye bildirimde

bulunulmuş ve idare bu bildirim üzerine barınma merkezini protesto etmek amaçlı

etkinlikleri yasaklamış değildir. İl Jandarma Komutanlığından gelen istihbari

bilgiler üzerine Valilik kendiliğinden harekete geçmiş ve barınma merkezini

protesto etmek amacıyla yapılan her türlü etkinliğin yaklaşık bir ay boyunca

yasaklanmasına karar vermiştir. Bu nedenle söz konusu yasaklama kararı bir

tarafa tebliğ edilmemiş olup yalnızca Valiliğin resmî internet sitesinden

duyurulmuştur. Başvurucuların bireysel başvuru formlarına internet sitesinde

yayımlanan duyuruların çıktılarını ekledikleri de dikkate alındığında yasaklama

kararından bu şekilde haberdar oldukları anlaşılmaktadır. Başvurucular ilgili

yasaklama kararına karşı yasağın başladığı tarihten on beş gün sonra 20/5/2016

tarihinde yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açmıştır.

59. Anılan talebi inceleyen Mahkeme 25/5/2016 tarihinde

verdiği ara kararında davalı idareye savunmaiçin otuz gün süre vermiş ve

savunma yapıldıktan ya da otuz günlük süre bittikten sonra yürütmeyi durdurma

talebini inceleyeceğini belirtmiştir. Mahkeme 29/6/2016 tarihinde, başvuru

konusu yasağın bitmesinden yaklaşık yirmi üç gün sonra yürütmenin durdurulması

hakkında bir karar vermiştir. Başvurucuların Mahkemenin daha erken bir tarihte

karar verebilmesini sağlamak adına erken bir tarihte dava açmadıkları

görülmekteyse de yasaklama kararı herhangi bir tarafa tebliğ edilmeyip yalnızca

Valiliğin resmî internet sitesinden duyurulduğundan bu konuda başvuruculara bir

sorumluluk yüklenemeyeceği değerlendirilmiştir.

60. Bu doğrultuda başvuru konusu olayda etkili başvuru

hakkının ihlal edilip edilmediği değerlendirmesi yönünden önemli olan hususun

hem yürütmenin durdurulması talebini inceleyen Mahkeme hem de başvurucuların

yasağın geçerli olduğu tarihte bir karar verilebilmesi adına somut olayın

koşullarında kendilerinden beklenebilecek yükümlülükleri yerine getirip

getirmedikleri olduğu anlaşılmıştır.

61. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca(bkz. § 23)

yürütmenin durdurulması talebinde bulunulan idari mahkemelerin idareye

verilecek otuz günlük savunma süresinin kısaltılması, memur eliyle tebligat

yaptırılması ve/veya idarenin savunması gelinceye ya da idareye tanınan süre

doluncaya kadar olmak üzere idari işlemin yürütmesinin geçici olarak

durdurulması yetkilerine sahip olduğu görülmektedir.

62. Anayasa Mahkemesi Senih Özay (B. No:

2020/13969, 9/6/2020) kararında, sokağa çıkma yasağının hukuka aykırı olarak

verilmiş olması nedeniyle çeşitli anayasal hakların ihlal edildiği iddiasını

incelemiştir. Bu kararda başvurucu, idari yargıda sürelerin kanunla durdurulmuş

olması nedeniyle olağan kanun yolu olan idari yargıdan bir netice alınmasının

kuşkulu hâle geldiğini belirtmiş ve olağan kanun yolunu tüketmeden doğrudan

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

63. Anayasa Mahkemesi öncelikle somut olayda etkili

başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği meselesini incelemiştir. Buna göre

Anayasa Mahkemesi 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca,iptal davası açan

ve yürütmenin durdurulmasını isteyen davacıların idareye verilecek otuz günlük

savunma süresinin kısaltılması ve memur eliyle tebligat yaptırılması gibi

süreci kısaltacak taleplerde bulunmaları mümkün olduğu gibi idarenin savunması

beklenmeden yürütmenin durdurulması hakkında karar verilmesini de (yürütmenin

geçici durdurulması) isteyebileceklerini belirtmiştir. Buna göre sokağa çıkma

yasağına karşı açılacak bir iptal davasında yasağın durdurulmasına ve durumun

gerektirdiği süratte karar verilmesine imkân tanıyan yasal düzenlemelerin

mevcut olduğunu, somut olayda aksi sonuca ulaşılmasına neden olacak hiçbir

verinin de başvurucu tarafından ortaya konulamadığını ifade etmiştir. Sonuç

olarak Anayasa Mahkemesi bu kararda, teorik düzeyde makul süratte karar verme

kapasitesini haiz olan bu hak arama yolunun fiilen etkili işlemeyeceği

kanaatine ulaşmasını gerektiren bir durum bulunmadığına ve bu nedenle başvuru

yollarının tüketildiğinden bahsedilemeyeceğine karar vermiştir (Senih Özay,

§§ 29-36).

64. Anayasa Mahkemesi K.S. (B. No: 2017/29420,

3/12/2020) kararında ise sınır dışı işlemi nedeniyle anayasal hakların ihlal

edildiği iddiasını incelemiştir. Bu kararda başvurucu, yürütmenin durdurulması

talebiyle sınır dışı işlemine karşı iptal davası açmış fakat idari mahkeme

karar vermeden sınır dışı edilmiştir. Anayasa Mahkemesi bu kararda, yargı

makamlarının sınır dışı işlemlerinin yürütmesinin durdurulması yönünde hızlı

karar alabilme yetkileri bulunmasının tek başına etkili başvuru hakkı

kapsamındaki güvencelerin temini bakımından yeterli olmadığını belirtmiştir.

Nitekim Anayasa Mahkemesi somut olayda başvurucu hakkında tesis edilen işlemin

yürütmesi yargı makamları tarafından durdurulmuş ise de söz konusu kararın

davalı savunması alındıktan yaklaşık bir buçuk ay sonra verilmesi ve bu

bağlamda bir geçici tedbir olarak yürütmenin durdurulması müessesesinin

işletilmemiş olması nedeniyle başvurucunun fiilen sınır dışı edilmesinin

önlenemediğini belirtmiştir. Başvuru konusu gibi olaylarda yargı mercilerinin

kötü muamele yasağının ihlali tehlikesi şeklindeki iddiaları öncelikli olarak

incelemesi gerektiğini, somut olayda ise bu yapılmadığı gibi başvurucunun bu

süreçte avukat yardımından yararlanmak konusunda da engellerle karşılaştığının

ortaya konulduğunu belirten Anayasa Mahkemesi, bu nedenlerle başvurucunun sınır

dışı edilme işlemine karşı çıkma hakkını uygulamada etkili kullanamadığı ve bu

sürece etkin katılımının sağlanmadığı, dolayısıyla başvurucunun kötü muamele

yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşmıştır (K.S., §§ 64-75).

65. Eldeki başvuruya konu olayda da yasağa ilişkin

yürütmenin durdurulması sürecinin 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen

yollardan biriyle kısaltılması ve yasağın geçerli olduğu zaman diliminde bir

karar verilebilmesi mümkündür. Bununla birlikte başvurucular, yargı mercinden

böyle bir talepte bulunduklarına ilişkin bir açıklama yapmamıştır. İlgili

mahkemenin bu konuda kendiliğinden harekete geçebileceği açıksa da toplantı

hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğine

dair incelemede, somut olayın koşullarında öncelikle başvuruculardan 2577

sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen yollarla sürecin kısaltılmasını talep

etmelerinin beklenip beklenemeyeceği meselesi önem arz etmektedir.

66. Başvurucular, K.S. kararına konu olaydaki gibi

avukat yardımından faydalanamadıkları ya da kendilerinden kaynaklanmayan

nedenlerle sürece etkin katılım sağlayamadıklarına ilişkin bir iddiada

bulunmamıştır. Ayrıca eldeki başvuruya konu yasaklama yönünden zamanında bir

karar verilmemesi hâlinde K.S. kararındaki sınır dışı edilme işleminin

yol açtığı derecede bir telafi edilememe durumunun oluşmayacağı da açıktır (bu

konudaki detaylı değerlendirme için bkz. K.S., § 69). Bu durumda somut

olayın koşullarında, başvuru konusu müdahale yönünden teorik olarak etkili olan

yürütmenin durdurulması kurumunun uygulamada da etkililiğini sağlamak adına

başvurucuların kendilerinden beklenebilecek yükümlülükleri yerine

getirmedikleri ve bu doğrultuda toplantı haklarıyla bağlantılı olarak etkili

başvuru haklarının ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

67. Öte yandan etkili başvuru hakkıyla ilgili bu

değerlendirmenin başvurucuların yürütmenin durdurulması talepleri hakkında

Mahkemece verilen kararın sonucundan tamamen bağımsız olduğu, yalnızca

başvurucuların ilgili yasaklama kararının hukukiliğini, geçerli olduğu zaman

diliminde yargı merciine denetletebilme ve bir sonuç alabilme kapasitesiyle

ilgili olduğunun da tekrar vurgulanması gerekir.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme haklarıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

haklarının ihlal edilmediği açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.

69. Başvurucular yasak kararının idare tarafından keyfî

uygulanması nedeniyle evlerine girişlerinde sorun yaşadıklarını ve bu sebeple

özel hayata saygı haklarının da ihlal edildiğini iddia etmişlerse de bu

iddiaları yönünden hangi olağan kanun yollarına başvurdukları da dâhil olmak

üzere inceleme gerektirecek somut hiçbir açıklamada bulunmadıkları

anlaşıldığından bu konuda inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

71. Başvurucular ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

ayrı ayrı 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

72. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

73. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

74. İncelenen başvuruda 6/5/2016 ve 5/6/2016 tarihler

arasında verilen yasaklama kararının başvurucuların toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme haklarını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı, bununla birlikte derece

mahkemelerinin de ihlali gidermediği anlaşılmaktadır.

75. Bununla birlikte ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı,

nitekim hakkı ihlal ettiğine karar verilen yasaklama işleminin yürürlükte

olmadığı anlaşılmaktadır.

76. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucuların uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme haklarının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvuruculara müştereken 10.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

77. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.839,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıyla

bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara müştereken net 10.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 239,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.839,50 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 8/6/2021tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Ceren Sedef EREN Başvurucular : 1. İsmail SARIKABADAYI 2. Songül DAĞHAN 3. Zafer KAÇMAZ 4. Mehmet DELİTER Başvurucular Vekili : Av. Seyit SÖNMEZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/23696, 8 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Toplantı ve
  16. B. Toplantı ve
  17. C. 6216 Sayılı
  18. A. 1. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
  19. B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan
  20. C. Başvuruculara müştereken net 10.000 TL manevi tazminat
  21. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  22. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/23696
Tarih
8 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • Yakup Ziya Genç Başvurusu (B. No: 2018/18585)
  • Aliye Yeşil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/19159)
  • Hasan Bilge Başvurusu (B. No: 2018/6259)
  • Hasan Umut Özer Başvurusu (B. No: 2017/40147)
  • İlhan Doğan Başvurusu (B. No: 2018/23577)
  • Ümmü Tunç Başvurusu (B. No: 2018/27524)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.