İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmet Ünal Başvurusu (B. No: 2014/13811)

1. Başvuru; İlk Derece Mahkemesinde davaya bakan hâkimin kararın

Başvuru No2014/13811Tarih6 Temmuz 2017Okuma19 dk · 3.831 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsmet Ünal Başvurusu

Karar tarihi
6 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/13811
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.831 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; İlk Derece Mahkemesinde davaya bakan hâkimin kararın

bozulması üzerine yeniden verilen kararıa ilişkin olarak

Danıştaydaki karar düzeltme aşamasında da görev

yapması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Sümer Holding A.Ş. Karaman Pamuklu Sanayii İşletmelerinde

satış memuru olarak görev yapan başvurucu, kurumun özelleştirilmesinden sonra

da görevini sürdürmüş ve Emekli Sandığı ile ilgisi devam etmekteyken 15/9/2004

tarihinde emekli olmuştur.

9. Başvurucu, aylığına 1. derecede bulunanlar için tespit edilen

(+2200) ek gösterge rakamının uygulanması istemiyle idareye başvurmuş;

başvurusunun reddedilmesi üzerine dava açmıştır.

10. Ankara 6. İdare Mahkemesi 2/3/2006 tarihli ve E.2005/413,

K.2006/333 sayılı kararıyla başvurucunun özelleştirmeden sonra da Emekli

Sandığı ile ilgisinin devam ettiği ve emekli oluncaya kadar her yıl kademe ve

derece terfilerinin yapıldığı, tam kesenek vermek suretiyle Sandığa tabi olarak

geçirdiği sürelerin tamamının değerlendirilmesi ve böylece (1.) dereceli

kadrolar için belirlenen (+2200) ek göstergeden yararlandırılması gerektiğinden

ret işlemini iptal etmiştir. Mahkeme Başkanı A.Y. karara katılmamış ve

başvurucunun (1.) dereceli kadroya atanmamış olması nedeniyle (1.) derece için

tespit edilen ek göstergeden yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddi

yönünde karşıoy kullanmıştır.

11. Karar, Danıştay Onbirinci

Dairesinin 8/4/2009 tarihli ve E.2006/8054, K.2009/3643 sayılı kararıyla özetle

özelleştirme tarihinden sonraki sürelerin kazanılmış hak aylığı derecesinin

tespitinde ve bunun sonucu olarak ek göstergenin belirlenmesinde dikkate

alınmasına olanak bulunmadığı, bu itibarla 17/7/1965 tarihli ve 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu'nun kapsamı dışında çalışırken 1. dereceye gelen

başvurucunun (+2200) ek göstergeden yararlandırılamayacağı gerekçesiyle

bozulmuştur. Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 21/3/2012 tarihli ve

E.2009/5611, K. 2012/1115 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

12. İlk Derece Mahkemesi 28/6/2012 tarihli ve E.2012/1021,

K.2012/1548 sayılı kararıyla bozmaya uymuş ve davanın reddine karar vermiştir.

Mahkemenin yukarıda belirilen 2/3/2006 tarihli ilk

kararında yer alan hiçbir hâkim, Başkan A.Y. dâhil bu ikinci kararda görev

almamıştır.

13. Başvurucu, bozmaya uyma kararını temyiz etmiş; aynı Daire

5/6/2013 tarihli ve E.2012/8580, K.2013/5844 sayılı kararıyla, verilen kararın

ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, bozulmasını gerektirecek

bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle bozmaya uyma kararını onamıştır.

14. Başvurucu, Danıştay onama kararına karşı karar düzeltme

talep etmiştir. Olağan şekilde bir başkan ve dört üyeden oluşan Daire 24/4/2014

tarihli ve E.2013/6117, K.2014/2344 sayılı kararıyla kararın düzeltilmesi

isteminde ileri sürülen sebeplerle bağlı olduğunu, kararın düzeltilmesi

istemini içeren dilekçede ileri sürülen sebeplerin de Kanun'da öngörülen

sebeplere uymadığı gerekçesiyle kararın düzeltilmesi istemini oybirliğiyle

reddetmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 2/3/2006 tarihli kararında başurucu aleyhine oy kullanan A.Y. bu aşamada Danıştay

Daire Başkanı sıfatıyla karara katılmıştır. Bu karar 23/7/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 20/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunda hüküm

bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi ...

hallerinde ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır."

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "Yasaklılık sebepleri" kenar

başlıklı 34. maddesi şöyledir:

"Hâkim, aşağıdaki

hâllerde davaya bakamaz; talep olmasa bile çekinmek zorundadır:

a) Kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya

da dolayısıyla ilgili olduğu davada.

b) Aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin

davasında.

c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun

davasında.

ç) Kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın

davasında.

d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya

kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların

davasında.

e) Nişanlısının davasında.

f) İki taraftan birinin vekili, vasisi,

kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada."

18. 6100 sayılı Kanun'un "Ret

sebepleri" kenar başlıklı 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

(1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi

gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi

reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde,

hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir:

a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya

da yol göstermiş olması.

b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü

kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması.

c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak

dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması.

19. 2577 sayılı Kanun'un 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı

Kanun'un 19. maddesiyle değişmeden önceki hâliyle "Kararın bozulması" kenar başlıklı 49. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"1. Temyiz incelemesi

sonunda Danıştay:

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış

olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması,

Sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar

2. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/18 md.) Temyiz incelenmesi sonunda karardaki maddi

yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar

verilir.

3. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/18 md.) Kararın bozulması halinde dosya, Danıştayca

kararı veren mahkemeye gönderilir. Mahkeme, dosyayı diğer öncelikli işlere

nazaran daha öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak

yeniden karar verir.

4. Mahkeme bozmaya uymayarak eski kararında

ısrar edebilir. ...

..."

20. 2577 sayılı Kanun'un 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı

Kanun'un 19. maddesiyle değişmeden önceki hâliyle "Temyizen verilen karar üzerine

yapılacak işlem" kenar başlıklı 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Temyiz incelemesi

sonucunda verilen karar, dosyayla birlikte kararı veren mahkeme veya Danıştay

dairesine gönderilir..."

21. 2577 sayılı Kanun'un "Kararın

düzeltilmesi" kenar başlıklı 54. maddesi, 6545 sayılı Kanun'un

45. maddesiyle kaldırılmadan önceki hâliyle şöyledir:

"1. (Değişik birinci cümle: 5/4/1990 - 3622/23 md.)

Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz

üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine

verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini

izleyen onbeş gün içinde taraflarca;

a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve

itirazların, kararda karşılanmamış olması,

b) Bir kararda birbirine aykırı hükümler

bulunması,

c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,

d) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve

sahtekarlığın ortaya çıkmış

olması,

Hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilir.

2. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava

Daireleri Kurulları ile bölge idare mahkemeleri, kararın düzeltilmesi isteminde

ileri sürülen sebeplerle bağlıdırlar.

3. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/24 md.) Kararın düzeltilmesi istekleri esas kararı vermiş olan

daire, kurul ve bölge idare mahkemesince incelenir. Dosyanın incelenmesinde

tetkik hakimliği yapanlar, aynı konunun düzeltme yoluyla incelenmesinde bu

görevi yapamazlar."

22. 657 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrasının (B)

bendi şöyledir:

“Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin

aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate

alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge

rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. II sayılı cetvelde yer alan

unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu

yetkilidir.

Bu ek göstergeler, ilgililerin belirtilen

sınıf ve görevlerde bulundukları sürece ödemelere esas alınıp, terfi bakımından

kazanılmış hak sayılmaz. Kurumların 1,2,3 ve 4 üncü dereceli kadrolarına

atananlara uygulanacak ek göstergeler, ilgililerin daha önce bulunmuş oldukları

kariyerleri ile ilgili sınıf veya ekli I sayılı Cetvelin Genel İdare Hizmetleri

Sınıfı (g) bölümünde belirtilen görevlerde kazanılmış hak aylık derecelerine

göre alabilecekleri ek göstergelerden düşük olamaz.”

23. 5/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli

Sandığı Kanunu'nun ek 71. maddesi şöyledir:

"Sosyal güvenlik bakımından T.C. Emekli

Sandığına tabi bir görevde bulunmakta iken, özelleştirme programına alınan

kuruluşların bu Kanuna göre emeklilik hakkı tanınan kadro ve pozisyonlarına

atananlarla, bu kuruluşların özelleştirilmeleri sonucu sermayelerindeki kamu

payı % 50'nin altına düşenler ile bunlardan anonim şirkete dönüştürülüp

dönüştürülmediğine bakılmaksızın satılan veya devredilenlerde T.C. Emekli

Sandığına tabi olarak çalışan personelden isteyenlerin Sandıkla ilgileri devam

eder. Ancak bu kuruluşların sermayelerindeki kamu payının %50'nin altına

düştüğü tarihten, anonim şirket statüsünde olmayanların satışı veya devri

tarihinden sonra Sandığa tabi olarak geçen süreler için emeklilik ikramiyesi

ödenmez. (1)

(Ek fıkra: 1/8/2003-4971/27 md.) Bu madde gereğince T.C. Emekli Sandığı ile

ilgilendirilenlere ve bu Kanuna tâbi olarak çalışmakta iken bu kuruluşların

özelleştirilmesi, faaliyetinin durdurulması, kapatılması veya tasfiye

edilmesinden önce emeklilik, malûliyet veya ölüm nedeniyle görevlerinden

ayrılmış olup da kendilerine veya dul ve yetimlerine T.C. Emekli Sandığınca

aylık bağlanmış olanlara ödenen emekli ikramiyesi, makam, görev ve temsil

tazminatları ile ölüm yardımları ödenmesini takip eden iki ay içinde faturası

karşılığında Hazine tarafından T.C. Emekli Sandığına ödenir.

(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/75 md.) Yukarıdaki hükümler 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki

sigortalılar ile hak sahipleri hakkında ilgisine göre uygulanır."

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme/AİHS) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş

bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,

hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir...”

25. Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanma hakkının bir

unsuru olarak davanın tarafsız bir mahkemede görülmesini isteme hakkından

açıkça söz edilmiş olup Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadında

tarafsızlık, genel olarak ön yargı veya yanlılık olmamasını ifade etmektedir (Piersack/Belçika, B. No: 8692/79, 1/10/1982, §

30). Yerleşik içtihada göre tarafsızlığın varlığı öznel (subjektif)

yöntem ve nesnel (objektif) yöntem esas alınarak belirlenir. Öznel yöntem,

kişisel kanaatin ve belirli bir yargıcın davranışının dikkate alınmasını, diğer

bir değişle yargıcın belirli bir davada kişisel bir ön yargıya sahip olup

olmadığının belirlenmesini; nesnel yöntem ise mahkemenin oluşumunun tarafsızlık

konusunda herhangi bir meşru şüpheyi ortadan kaldırmak için yeterli güvenceleri

sağlayıp sağlamadığının belirlenmesini ifade eder (Fey/Avusturya,

B. No: 14396/88, 24/2/1993, § 28). Bir başka anlatımla tarafsızlığın varlığı,

bir davada belirli bir yargıcın kişisel kanaatlerini belirleme çabası

şeklindeki subjektif test ile bir yargıcın

tarafsızlığından haklı kuşku duyulmasına engel olan yeterli güvencelere sahip

olup olmadığının belirlenmesi şeklindeki objektif teste göre saptanır (De Cubber/Belçika, B. No: 9186/80, 26/10/1984, § 24).

26. Objektif ve subjektif tarafsızlık

arasındaki sınır kesin olmayıp yargıcın öznel bakımdan tarafsız olduğu

varsayımının çürütülmesine olanak verecek deliller sunulmasının güç olabileceği

kimi davalarda, nesnel tarafsızlık şartı önemli bir ek güvence sağlar. Nitekim

tarafsızlık ile ilgili sorun bulunan başvuruların büyük çoğunluğunda objektif

yönteme başvurulmuştur(Micallef / Malta [BD], B. No: 17056/06,

15/10/2009, § 95).

27. Subjektif testle ilgili olarak her

hâlükârda aksine kanıt bulunmadıkça bir hâkimin kişisel tarafsızlığının

bulunduğu varsayılmaktadır. Objektif test için ise yargıcın kişisel tutumundan

farklı olarak kendisinin tarafsızlığı hakkında kuşku uyandıracak belirli

olguların bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Bu noktada objektif

tarafsızlığın belirlenmesinde hâkimin tarafsızlığına ilişkin herhangi bir meşru

kaygıyı, korkuyu bertaraf edecek yeterli güvence sunulup sunulmadığı önemlidir.

AİHM içtihatlarında; tarafsızlık konusunda görünüşün dahi önem taşıyabileceği,

bir başka deyişle adaletin sadece yerine getirilmesi değil ama aynı zamanda

yerine getirildiğinin görülmesi gerektiği ve böylece demokratik toplumda

mahkemelerin hak arayanlara güven vermesi gerektiği vurgulanmaktadır (Micallef / Malta, §§ 94, 97, 98).

28. Bu çerçevede hakkında tarafsız olmadığından kaygı duymak

için haklı bir sebep bulunan bir hâkim, davadan çekilmelidir. Bu durum belirli

bir davada, bir yargıcın tarafsız olmadığından kaygılanmak için haklı bir

sebebin bulunup bulunmadığına karar verirken sanığın bakış açısının önemli

olduğunu fakat belirleyici olmadığını ima etmektedir. Belirleyici olan şey, bu

kaygının objektif olarak haklı görülüp görülemeyeceğidir. Bu ise her olayın kendi

şartlarına bağlıdır (Hauschildt/Danimarka, B. No: 10486/83, 24/5/1989,§§

47-49).

29. Bu bağlamda bir hâkimin yargılamadan önce aynı hususta daha

önce karar vermiş olması, tarafsızlığıyla ilgili olarak ortaya çıkan şüpheleri

haklı göstermez (Ökten/Türkiye (k.k.), B. No: 22347/07, 3/11/2011); önemli olan yargılama

yapılmadan önce bu hâkimin aldığı tedbirlerin kapsamıdır. Dahası bir hâkimin

dava dosyasını derinlemesine bilmesi, davanın esası hakkında karar vermesi

sırasında tarafsız olarak değerlendirme yapmasını engelleyen bir ön yargı

bulunduğu anlamına gelmez. Sonuç olarak mevcut ilk verilerin değerlendirilmesi,

nihai değerlendirme hakkında ön yargı oluşturmaz (Morel/Fransa, B. No: 34130/96, 6/6/2000, § 45).

30. Aynı şekilde iki üyenin Bölge Komisyonunun daha önce verdiği

karara katılmış olmaları da tarafsızlıktan kuşkulanmak için yeterli sebep

değildir. Genel bir kural olarak idari veya yargısal bir kararı bozan yüksek

bir mahkemenin verdiği kararın başka bir makama veya farklı bir kompozisyona

sahip olan bir makama gönderilmemesi, tarafsızlığı bozan bir şey değildir (Ringeisen/Avusturya, B. No: 2614/65, 16/7/1971, §

97).

31. Öte yandan AİHM, Fazlı

Aslaner/Türkiye (B. No: 36073/04, 4/3/2014) başvurusunda temyiz incelemesi yapan

üyelerin karar düzeltme talebini inceleyen heyette yer almalarına ilişkin

şikâyeti de incelemiş ve önceki kararlarında (Feryadi Şahin / Türkiye, B. No: 33279/05, 13/9/2011; Arslan/Türkiye (k.k.),

B. No: 39080/97, 21/9/1999; Yıldırım/Türkiye

(k.k.), B. No: 4300/05, 6/1/2009; Kum/Türkiye (k.k.)

B. No: 28556/11, 10/1/2012) benzeri şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun

bularak reddettiğini hatırlatmıştır. Bu bağlamda AİHM; karar düzeltme talebinin

sınırlı iddialarla incelendiğini, konunun esası incelenmeksizin reddedildiğinde

incelenen konunun ihtilaflı kararda incelenen konudan farklı olması nedeniyle

davanın esası hakkında bir tutum gibi değerlendirilemeyeceğini ifade ederek

anılan şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (Fazlı Aslaner/Türkiye, § 46).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 6/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tarafsız Mahkemede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu, İlk Derece Mahkemesinin 2/3/2006 tarihli

kararında kendisi aleyhine oy kullanan A.Y.nin

Danıştay Daire Başkanı sıfatıyla karar düzeltme kararına katılmış olması

nedeniyle yargılamanın tarafsız olarak yapıldığının söylenemeyeceğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

34. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

36. Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılı değişiklikleriyle

eklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Bu sözleşmelerden AİHS

ile AİHS'i yorumlayan AİHM içtihadındaki adil

yargılanma hakkı güvencelerinden birini tarafsız mahkemede yargılanma hakkı oluşturmaktadır

(bkz. §§ 24-31).

37. Genel olarak tarafsızlık davanın çözümünü etkileyecek bir ön

yargı, tarafgirlik ve menfaate sahip olunmaması, davanın tarafları karşısında

ve onların leh ve aleyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip olunmamasını ifade

eder (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 61).

38. Mahkemelerin tarafsızlığı kavramı, görülecek davalar

karşısında bizzat mahkemenin kurumsal yapısı ile davaya bakmakla görevli

hâkimin tutumu üzerinden açıklanmaktadır. Buna göre tarafsızlığın öznel ve

nesnel olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup hâkimin birey olarak mevcut

davadaki kişisel tarafsızlığı öznel tarafsızlık, kurum olarak mahkemenin kişide

bıraktığı tarafsızlık izlenimi ise nesnel tarafsızlık olarak

adlandırılmaktadır. Anayasa’nın 36. maddesinde mahkemelerin tarafsızlığından

açıkça bahsedilmemekle beraber Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca tarafsız

mahkemede yargılanma hakkı da adil yargılanma hakkının zımni bir unsurudur.

Ayrıca mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki

unsur olduğu dikkate alındığında -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği-

Anayasa’nın 138., 139. ve140. maddelerinin de tarafsız bir mahkemede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulması gerektiği açıktır (Tahir Gökatalay, § 60).

39. Mahkemelerin kuruluşu ve yapılanmasıyla ilgili yasal ve

idari düzenlemelerin, nesnel olarak tarafsız olmadığı izlenimini vermemesi

gerekir. Esasında kurumsal tarafsızlık, mahkemelerin bağımsızlığı ile

bağlantılı bir konudur. Tarafsızlık için öncelikle bağımsızlık ön koşulu

gerçekleşmeli ve ek olarak kurumsal yönden de taraf görüntüsü verecek bir

yapılanma oluşmamalıdır (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015). Bunun yanı

sıra yargılama makamının tarafsızlığına ilişkin herhangi bir meşru kaygı veya

korkuyu bertaraf edecek yeterli güvenceleri sunması da gerekmektedir (Tahir Gökatalay,

§ 62). Yargılama makamlarının tarafsız olmaları gerektiği gibi tarafsız

olduklarının gösterilmesi de gerekir. Bir başka deyişle yargılama makamlarının

tarafsızlığı yeterli değildir, aynı zamanda tarafsızlığından kuşku da

duyulmamalıdır.

40. Öznel tarafsızlık ise hâkimlerin görülecek davaya ilişkin

öznel tutumlarıyla ilgilidir. Davaya bakacak olan hâkimin davanın taraflarına

karşı eşit, yansız ve ön yargısız durması, hiçbir telkin ve baskı altında

kalmadan hukuk kuralları çerçevesinde vicdani kanaatine göre karar vermesi

gerekir. Anayasa ve kanunlar karşısında hâkimlerden beklenen de budur (AYM,

E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015). Hâkimler, hâkimliğin gerektirdiği her türlü

yüksek nitelikleri taşısalar bile kamu vicdanında tarafsızlıkları konusunda

kuşku uyandıracak düzenlemelerden kaçınmalıdır(AYM, E.2013/82,

K.2014/100,4/6/2014).

41. Yargılamayı yürüten mahkeme üyelerinin taraflardan biriyle veya

anlaşmazlık konusu ile maddi veya manevi yakın bir bağının bulunması veya

yargılama sürecinde sarf ettiği ifadeleri ile tarafsız olamayacağı yönünde

meşru bir kanaat uyandırması, bunun yanı sıra davadan önce dava ile doğrudan

bağlantılı bir konumda bulunması da tarafsızlığı ihlal edebilir. Bununla

birlikte belirli bir uyuşmazlıkta yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan

birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumunun, kişisel bir kanaatinin veya

menfaatinin, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya

koyan bir delil bulunmadığı ve bu husus kanıtlanmadığı müddetçe tarafsız

olduğunun bir karine olarak varsayılması zorunludur(Tahir Gökatalay, § 62). Bir başka

deyişle "aksi yönde delil bulununcaya kadar bir hâkimin kişisel olarak tarafsız

olduğu"nun kabulü gerekir.

42. Bu bağlamda hukukumuzda, hâkimin tarafsız kalamayacağı

varsayılan veya tarafsızlığından kuşku duyulabilecek durumlarda hâkimin kendi

mahkemesinin yetki ve görevine giren belli bir davaya bakamayacağı veya

reddedilebileceği kabul edilmiştir. Hâkimin yasaklılığı ve reddi kurumları

hâkimin bakacağı davada tarafsızlığını sağlamaya yönelik olup temel bir hak

olan adil yargılanma hakkıyla ilişkilidir (AYM, E.2011/142,

K.2013/52,3/4/2013).

43. Hâkimin davaya bakmaktan çekinmesi, hâkimin tarafsız

kalamayacağı varsayılan ve kanun tarafından sayma yoluyla gösterilen sınırlı

hâllerdir. Hâkimin reddi sebepleri ise kanunda yer alan sebeplerle sınırlı

olmadığı gibi takdire bağlıdır. Ret sebeplerinin varlığı araştırılıp tespit edildikten

sonra hâkimin o davaya bakıp bakamayacağı belirlenir. Bu çerçevede hâkimin

reddi sebepleri arasında kabul edilen hususlardan biri hâkimin davada kanunen

gerekmediği hâlde iki taraftan birine veya üçüncü kişiye görüşünü açıklamış

olması (ihsası rey) durumudur (bkz. § 18). Ancak ilke olarak kanunen açıklanan

kanaat ve görüşlerin -örneğin gerekçeli kararın- bu kapsamda

değerlendirilemeyeceği açıktır. Zira Anayasa gereği tüm mahkeme kararları

gerekçeli olacağından gerekçede yer alan kanaat ve görüşlerin kararda imzası

bulunan hâkim veya hâkimler yönünden ihsası rey olarak nitelendirilmesi mümkün

değildir. Bu nedenle idari yargılamada ve hukuk yargılamasında tek başına

önceki kararlarından ve bunların gerekçelerinden hareketle hâkimin

tarafsızlığını kaybettiği ileri sürülemez.

44. Öte yandan kanun yolu, bir yargı yeri tarafından verilen ve

hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir kararın kural olarak başka bir yargı

yeri tarafından incelenmesini sağlayan hukuki yoldur. Kanun yolunun amacı,

yargı yerleri tarafından verilen kararların kural olarak başka bir yargı yeri

tarafından denetlenmesine imkân tanınmak suretiyle daha güvenceli bir yargı

hizmeti sunmaktır. Kanun yoluna başvuru hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamı

içindedir. Bunun nasıl yapılacağı ise usul hükümleri ile gösterilmektedir (AYM,

E.2014/164, K.2015/12,14/1/2015).

45. Anayasa Mahkemesi içtihadında, adil yargılanma hakkına

ilişkin güvencelerin kanun yolu aşamasında da sağlanması gerektiği

belirtilmiştir. Buna göre kanun yollarına ilişkin usullerin ve kanun

yollarındaki yargılamanın da adil yargılanma hakkına uygun olması gerekir (Emine Karagülmez,

B. No: 2013/3673, 11/12/2014, § 21).

46. Bu bağlamda hâkimin, davanın önceki aşamalarında tanık veya

bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş

olması tarafsızlıkla ilgili sorun doğurabileceğinden çekinme sebepleri arasında

olmamakla birlikte ret sebepleri arasında düzenlemiştir. Böyle bir durumda

hâkimin davanın önceki aşamalarında ifa ettiği görevin kapsam ve içeriğine

bakılması gerekir.

47. Bu çerçevede ilke olarak gerek kanun yolu incelemesinin

etkililiğinin sağlanması gerekse kanun yolu incelemesinin objektif tarafsızlık

esaslarına uygun yapılmadığı izleniminin oluşmaması için ilk derecede kararı

veren hâkimin dosyanın kanun yolu incelemesinde bulunmaması gerekir. Bununla

birlikte bu hususa uyulmaması tek başına kanun yolu incelemesinin etkisiz ve

tarafsız olduğu sonucuna götürmez. Her olayın kendi koşulları içinde

değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede tarafsızlığının bozulup bozulmadığını

değerlendirmek için bu şekilde önceki aşamalarında görev alan hâkimlerin

özellikle kurul hâlinde yargılama yapan mahkemelerdeki oy sayısı, bu üyelerin

kararın verilmesindeki rolleri gibi diğer unsurları da dikkate almak gerekir.

48. Diğer taraftan 2577 sayılı Kanun'un 54. maddesinde (bkz. §

21) düzenlenen karar düzeltme yolunda taraflar yalnızca maddede sayılan sınırlı

sebeplerle kararın düzeltilmesini isteyebilmekte; inceleme, esas kararı vermiş

olan daire, kurul ve bölge idare mahkemesi tarafından karar düzeltme isteminde

ileri sürülen sebeplerle sınırlı bir şekilde yapılabilmekte olup bu yönleriyle

karar düzeltme kanun yolu diğer olağan kanun yollarından ayrılmaktadır.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

49. Başvuruya konu olayda uyuşmazlık başvurucunun (+2200) ek

göstergeden yararlanıp yararlanamayacağına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi

2/3/2006 tarihli ilk kararında başvurucunun ek göstergeden yararlanması

gerektiğine oyçokluğu ile karar vermiş ve karara katılmayan Başkan A.Y.

başvurucunun birinci derece kadroya atanmamış olduğu gerekçesiyle (+2200) ek

göstergeden yararlanamayacağını belirterek davanın reddi yönünde oy

kullanmıştır. Kararın temyizi üzerine Danıştay, özelleştirme tarihinden sonraki

sürelerin kazanılmış hak aylığı derecesinin tespitinde ve bunun sonucu olarak

ek göstergenin saptanmasında dikkate alınamayacağı, bu itibarla başvurucunun

(+2200) ek göstergeden yararlandırılamayacağı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 21/3/2012 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. İdare Mahkemesi 28/6/2012 tarihinde bozmaya uymuş ve davanın

reddine karar vermiştir. Mahkemenin yukarıda belirtilen 2/3/2006 tarihli ilk

kararında yer alan hiçbir hâkim -Başkan A.Y.dâhil- bu

ikinci kararda görev almamıştır.

50. Başvurucu, bozmaya uyma kararını temyiz etmiş; aynı Daire

5/6/2013 tarihli kararıyla bozmaya uyma kararını onamıştır. Daire 24/4/2014

tarihli kararıyla da dilekçede ileri sürülen sebeplerin Kanun'da öngörülen

sebeplere uymadığı gerekçesiyle kararın düzeltilmesi istemini oybirliğiyle

reddetmiştir. Bu süreçte A.Y. yalnızca 2/3/2006 tarihli İlk Derece Mahkemesi

kararında ve en son bozmaya uyma kararının onanmasına dair kararın düzeltilmesine

ilişkin 24/4/2014 tarihli Danıştay kararında görev almış olup bunun dışında

görev almamıştır.

51. Başvurucu, A.Y.nin 2/3/2006

tarihli İlk Derece Mahkemesi kararında ve en son karar düzeltmeye ilişkin

24/4/2014 tarihli Danıştay kararında görev almış olmasının objektif

tarafsızlığa aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, A.Y.nin

öznel tarafsızlığı ile ilgili bir şikâyette bulunmamış olup başvurucunun

şikâyeti nesnel tarafsızlığa ilişkindir.

52. Yukarıda belirtildiği gibi kural olarak bir hâkimin

yargılamanın önceki aşamalarında görev yapmış olması tek başına tarafsızlığa

aykırı olmayıp somut olayın koşullarına bakılması gerekir. Olayda A.Y. doğrudan

kendi verdiği kararın temyiz incelemesine veya karar düzeltme incelemesine katılmamıştır.

A.Y.nin yer aldığı heyet kararı, A.Y. nin görev almadığı Danıştay kararıyla bozulmuş ve karar

düzeltme istemi de reddedilmiştir. Bunun üzerine bozmaya uyma yönünde yeni bir

karar verilmiştir. A.Y. bu yeni kararı veren heyette bulunmadığı gibi bu

kararın temyiz incelemesinde de bulunmamıştır. A.Y. sadece sınırlı bir inceleme

imkânı sağlayan karar düzeltme incelemesi aşamasında beş kişilik heyette başkan

olarak yer almıştır. Bu aşamada da esasa dair bir inceleme yapılmamış bozmaya

uyma kararını temyizen incelenmesine ilişkin karar

yönünden karar düzeltme sebeplerinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmiştir.

53. Dolayısıyla ilk derece aşamasında kararın esas görüşmelerine

katılan bir hâkimin karara yönelik esas bir incelemenin yapılmadığı, aksine

bozmaya uygunluk yönünden yapılan denetim sonucunda verilen onama kararının

düzeltilmesi istemine ilişkin görüşmelere katıldığı ve bu durumun

"yargılamanın bütününü" adil olmaktan çıkarmadığı sonucuna

varılmaktadır.

54. Açıklanan nedenlerle başvurucunun adil yargılanma hakkı

kapsamındaki tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

B. Diğer İddialar

Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

veBakanlık Görüşü

55. Başvurucu, (+2200) ek göterge

yerine (+800) ek gösterge uygulanmasının eşitlik ilkesine ve Anayasa'ya aykırı

olduğunu ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

56. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

57. Başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün

Derece Mahkemesi tarafından delillerin ve mevzuatın değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet olmadığına, esas itibarıyla yargılamanın sonucunun

hukuka aykırılık teşkil ettiğine ilişkin bulunduğu görülmektedir.

58. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında tarafsız mahkemede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu : İsmet ÜNAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/13811, 6 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 39080/97, 21/9/1999; Yıldırım/Türkiye
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Tarafsız Mahkemede
  12. B. Diğer İddialar
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. Edilmediğine
  15. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Necipoğlu
  17. Yamlı
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/13811
Tarih
6 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Necla Bekgöz Başvurusu (B. No: 2014/10003)
  • Ahmet Sarıaslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19979)
  • Ahmet Rifat Malkoçoğlu Başvurusu (B. No: 2014/14258)
  • Ahmet Uğur Balkaner Başvurusu (B. No: 2014/15237)
  • Taner Korzay Başvurusu (B. No: 2014/6094)
  • Zamow Muhammed Başvurusu (B. No: 2017/19685)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.