İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İzotek Yapı Elemanları Pazarlama İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/7914)

1. Başvuru, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yönetim ve

Başvuru No2014/7914Tarih11 Mayıs 2017Okuma20 dk · 4.077 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İzotek Yapı Elemanları Pazarlama İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu

Karar tarihi
11 Mayıs 2017
Başvuru Numarası
2014/7914
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.077 kelime·20 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yönetim ve

denetim kurulları ile mal varlığına el konulan şirketten olan alacağın mahkeme

kararına rağmen ödenmemesi ve şirketin tüm mal varlığının satılarak alacağın

tahsil imkânının ortadan kaldırılması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Bakanlık görüşü başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu İzotek Yapı Elemanları

Pazarlama İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Şirket), Telsim Mobil

Telekomünikasyon Hizmetleri Anonim Şirketi (TELSİM) ile akdettiği 16/8/2000

tarihli GSM Alt Yapı İşleri Temin ve Hizmet Sözleşmesi uyarınca TELSİM'e baz istasyonları kurmuştur.

A. TELSİM'e El Konulması ve TELSİM'in

Mal Varlığının Satılması

9. TELSİM'in, Bankacılık Düzenleme ve

Denetleme Kurulunun (BDDK) 3/7/2003 tarihli kararıyla bankacılık işlemleri

yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim

Şirketinin (İmar Bankası) ortaklarına menfaat temin etmek ve adlarına işlem

yapmak amacıyla kurulan bir şirket olduğu saptanmıştır.

10. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) müracaatı üzerine

Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/8/2003 tarihinde verdiği kararla tüm mal ve

haklarının dondurulmasına, her türlü mal, hak ve alacakları üzerinde tasarruf

yetkisinin kaldırılmasına, mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerinin

tevdi mahalline yatırılmasına karar verilmiştir.

11. TMSF’nin 24/12/2003 tarihli

işlemiyle İmar Bankası tarafından yetkili mercilere beyan edilen sigortaya tabi

tasarruf mevduatı ile TMSF tarafından tespit edilen tasarruf mevduatı tutarı

arasındaki 7.552.995.710,63 TL farkın TELSİM'in de

aralarında bulunduğu Uzan Grubu şirketleri ile onlar adına hareket eden

şirketlerden tahsil edilmesine karar verilmiştir.

12. TELSİM'in mal varlığına ihtiyati

haciz uygulanmasından sonra TMSF, 30/1/2004 tarihli yazıyla 21/7/1953 tarihli

ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 37. maddesi uyarınca

borcun (7.552.995.710,63 TL'nin) bir ay içinde ödenmesi istemiyle TELSİM'e borcu ödemesi için davet mektubu göndermiştir.

13. TMSF tarafından 13/2/2004 tarihli işlemle, 19/10/2005

tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca TELSİM’in temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve

denetim kurulları devralınmış ve bu kurullara üyeler atanmıştır.

14. TELSİM tarafından ödeme için davet mektubuna karşı dava

açılmış ise de TMSF'nin atadığı yöneticilerin davadan

feragat etmesi nedeniyle İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 10/9/2004 tarihli

kararıyla feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına

karar verilmiştir. Öte yandan TELSİM tarafından ihtiyati haciz işlemine karşı

açılan dava da aynı sebeple ve aynı Mahkeme tarafından verilen 16/11/2005

tarihli kararla karar verilmesine yer olmadığı kararıyla sonuçlanmıştır.

15. TMSF tarafından 24/3/2004 tarihinde borcun (7.552.995.710,63

TL) tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca ödeme emri

düzenlenmiş, 5/4/2004 tarihinde de haciz varakası tanzim edilerek ihtiyati

haciz kesin hacze dönüştürülmüştür.

16. TMSF’nin 23/6/2005 tarihli

kararıyla TELSİM'in faaliyetlerinde kullanılan

menkuller, gayrımenkuller ile bu varlıkların ferî

veya mütemmim cüzü niteliğinde olan sözleşmeler ile bunlardan doğan hak ve

alacakların bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulan “TELSİM ticari ve

iktisadi bütünlüğü”nün satılması yolunda işlem tesis

edilmiştir.

17. TMSF bünyesinde oluşturulan satış komisyonu tarafından

“TELSİM ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün değeri

2.804.000.000 ABD doları olarak belirlenmiştir. Bu satış bedeli TMSF tarafından

onaylanarak “TELSİM ticari ve iktisadi bütünlüğü” 13/12/2005 tarihinde ihaleye

çıkarılmış ve sonuç olarak söz konusu iktisadi bütünlük 24/5/2006 tarihinde

4.550.000.000 ABD doları bedelle Vodafone

Telekomünikasyon Anonim Şirketine satılmıştır.

18. 27/4/2007 tarihli Resmî Gazete'de

yayımlanan TELSİM ticari ve iktisadi bütünlüğü sıra cetveline göre satış

masrafları düşüldükten sonra öncelikle TELSİM'in

geçmiş dönem borçları ödenmiştir. Bu kapsamda Motorola, Nokia Corporation,

Nokia Komünikasyon Limitet Şirketi ve ABN Ambro Bank

N.V. isimli şirketlere toplam 1.291.250.000 ABD doları, Hazine Müsteşarlığına

da 901.132.834,12 TL ödemede bulunulmuştur. Bundan sonra 6183 sayılı Kanun

uyarınca takibat başlatılan kamu alacakları ödenmiş, kalan tutar ise TMSF,

Telekomünikasyon Kurumu ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında garame

edilmiştir. TMSF, garameden kendi payına isabet eden

kısmı TELSİM'in vergi borçları nedeniyle Gelir

İdaresi Başkanlığına ödemiştir. Satış bedelinden arta kalan tutar

bulunmadığından diğer alacaklılara herhangi bir ödeme yapılmamıştır.

B. Başvurucu Tarafından TELSİM'e

Karşı Başlatılan İcra Takibi

19. TELSİM'in 2003 yılı Nisan ayından

itibaren sözleşmeden doğan borçlarını (2.487.741,73 TL) ödemeyi aksatması

üzerine Şirket tarafından TELSİM aleyhine İstanbul 3. İcra Müdürlüğü (İcra

Müdürlüğü) nezdinde 26/2/2004 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. İcra

Müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrine TELSİM tarafından 8/3/2004 tarihinde

itiraz edilmiş ve takip durmuştur.

20.Şirket tarafından 30/3/2004 tarihinde İstanbul 10. Asliye

Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkemece bilirkişi

incelemesi yaptırıldıktan sonra 13/10/2005 tarihinde davanın kabulü ile

itirazın iptaline ve 2.487.741,73 TL üzerinden takibin devamına karar

verilmiştir. Ayrıca anılan kararda davalı aleyhine icra inkâr tazminatı ile

harca hükmedilmiştir.

21.Kararı temyizen inceleyen Yargıtay

15. Hukuk Dairesi 7/6/2007 tarihli kararıyla hükmü onamakla birlikte icra

takibinin başlatıldığı tarihten önce 13/2/2004 tarihinde TMSF tarafından

Şirkete el konulmuş olması dolayısıyla icra inkâr tazminatına ilişkin hüküm

fıkrasının çıkarılmasına ve davalıdan harç alınmasına yer olmadığına karar

vermiş, hükmün bu şekilde düzeltilerek onanmasına hükmetmiştir. Karar düzeltme

istemi, aynı Dairenin 13/1/2008 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

22. Mahkeme kararının Daire tarafından onanmasından sonra İcra

Müdürlüğünce TELSİM'in bankalarda bulunan mevduatının

haczi için ihbarnameler gönderilmiş ancak TMSF'nin

itirazları sonucu haciz girişimleri akim kalmıştır.

23. İcra Müdürlüğü tarafından 11/7/2007 tarihli müzekkereyle TELSİM'in başvurucuya ödemesi gereken borcunun 5.369.930,29

TL olduğu hususu TMSF'ye bildirilmiştir. TMSF'nin 20/7/2007 tarihli cevap yazısında TELSİM'in ayrı bir tüzel kişiliği haiz olduğu ve borcun

kurumlarıyla bir ilgisinin bulunmadığı belirtilmiştir.

C. Başvurucu Tarafından Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine Yapılan Başvuru

24. Şirket tarafından, Mahkeme kararıyla sabit görülen

alacağının ödenmesi istemiyle 10/12/2009 tarihinde Beyoğlu 28. Noterliği

aracılıyla TMSF'ye ihtarname gönderilmiştir. TMSF

15/1/2010 tarihli yazıyla talebi reddetmiştir. TMSF, başvurucunun 27/4/2007

tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan TELSİM ticari ve

iktisadi bütünlüğü sıra cetveline itiraz etmediğini ve sıra cetvelinin

kesinleştiğini vurgulamıştır. TMSF ayrıca, yönetim ve denetimine atama yapılmış

ise de TELSİM'in hukuken farklı bir tüzel kişiliğinin

bulunduğunu ve alacağın ödenmesi ile ilgili muhatabın TELSİM olduğunu

belirtmiştir.

25. Başvurucu 22/3/2010 tarihinde kayda giren dilekçe ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) bireysel başvuruda bulunmuştur. AİHM'e başvuru dilekçesinde, Mahkeme kararıyla kesinleşmiş

alacağın TMSF tarafından ödenmediği gibi TMSF'nin

işlemleri nedeniyle borçlu TELSİM'den icra yoluyla

tahsil imkânının da kalmadığı belirtilmiştir. Dilekçede, TELSİM'in

yönetimine TMSF tarafından el konulması nedeniyle TMSF'nin

onayı olmadan TELSİM'in rızaen

ödeme yapmasının da olanaksız olduğu ifade edilmiştir. Başvurucu, TMSF'nin TELSİM'in mal varlığının

yetersiz olduğu gerekçesiyle alacağını ödemekten kaçınamayacağını ileri

sürmüştür. TELSİM'e baz istasyonu kuran başka bir

şirket ile Motorolanın alacaklarının ödendiğine

işaret eden başvurucu, kendi alacaklarının ödenmemesinin adalet duygularını

zedelediği değerlendirmesinde bulunmuştur. TELSİM'in

satış tarihinden iki ay önce Mahkeme kararının verildiğini hatırlatan

başvurucu, TMSF'nin Mahkeme kararında belirtilen bu

alacak için rezerv ayırması gerektiğini savunmuştur. Dilekçede sonuç olarak

adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği belirtilerek maddi

tazminat talebinde bulunulmuştur.

D. Başvurucu Tarafından Tazminat Komisyonuna

Yapılan Başvuru

26. Başvurucu 10/4/2013 tarihinde, 9/1/2013 tarihli ve 6384

sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat

Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun uyarınca kurulan İnsan Hakları Tazminat

Komisyonu Başkanlığına (Komisyon) başvurmuştur. Başvurucu, Komisyona sunduğu

dilekçesinde hakkında kesinleşen Mahkeme kararının icra edilmediğinden

şikâyetçi olmuştur.

27. Komisyon, 20/11/2013 tarihli kararıyla şikâyet edilen

hususun 6384 sayılıKanun'un kapsamına girmediği

gerekçesiyle başvuruyu oyçokluğuyla reddetmiştir. Kararın gerekçesinde İstanbul

10. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan itirazın iptali davasının tarafının bir

özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve devletin sorumluluğundan bahsedilemeyeceği

belirtilmiştir. Komisyonun bir üyesi ise icra takibinden önce TMSF tarafından TELSİM'e el konulması nedeniyle TMSF'nin

icranın ve davanın tarafı hâline geldiği gerekçesiyle karara muhalif kalmıştır.

28. Başvurucu, bu karara karşı 21/1/2014 tarihinde Ankara Bölge

İdare Mahkemesinde itiraz yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3.

Kurulunca 16/4/2014 tarihli kararla itirazın reddine karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinde, AİHM'in Fuklev/Ukrayna kararına (B. No: 71186/01, 7/6/2005) atıfla

tarafları özel hukuk kişisi olan uyuşmazlıklarda resmî makamların görevinin,

başarılı davacıların lehlerine hükmedilmiş olan kararların icra edilmesine

makul bir şekilde yardımcı olunması ile sınırlıolduğu

vebu tür bir kararın her koşulda icra edilmesinin

resmî makamların garantisi altında bulunmadığı belirtildikten sonra somut

olayda şikâyete konu kararın taraflarının özel hukuk tüzel kişileri olması

sebebiyle Komisyonca başvurunun reddinde AİHM içtihatlarına aykırılık

bulunmadığı ifade edilmiştir.

29. Bu karar 6/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

30. Başvurucu 26/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

31. El koyma tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1999 tarihli ve

4389 sayılımülga Bankalar Kanunu’nun “Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu” kenar başlıklı 15. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“…

7 a) Fon, alacağının tahsili bakımından yarar

görmesi halinde ve Fona borçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın; hisseleri

kısmen veya tamamen kendisine intikal eden bir bankanın ... gerçek ve tüzel

kişi ortaklarının yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek

başına veya birlikte elinde bulundurdukları şirketlerin ortaklarının, bu

şirketlerde sahip oldukları hisselerinin tamamına ve/veya bir kısmına ilişkin

temettü hariç, ortaklık hakları ile bu şirketlerin yönetim ve denetimini

devralmaya ve şirket ana sözleşmesinde belirlenen yönetim, müdürler ve denetim

kurulu üyelerinin sayılarıyla bağlı kalmaksızın ve imtiyazlı hisselere

dayanılarak atanıp atanmadıklarına bakılmaksızın görevden almak ve/veya üye

sayısını artırmak ve/veya eksiltmek suretiyle bu kurullara üye atamaya

yetkilidir.

... Fon, bu bentte sayılan gerçek veya tüzel

kişilere ait şirket hisselerinin ve/veya ... diğer tüm hak ve varlıklarının ...

satışını gerçekleştirmeye ve bu satışlardan elde edilen tutarları Fon

alacaklarına mahsup etmeye veya şirketlerin kamu borçları ve/veya Sosyal

Sigortalar Kurumuna borçları ile sair borçlarını ödemede kullanmaya ...

yetkilidirler. … Fon alacaklarının tahsilini teminen

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca

haczedilen aktif değerler ile ... diğer tüm hak ve varlıkları bir araya

getirerek ticari ve iktisadi bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak

şekilde satışına, .... Fon Kurulu yetkilidir. …

...”

32. 4389 sayılı mülga Kanun'un

“Hazine alacağı” kenar başlıklı 15/a. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fona

intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve

yetkileri … kaldırılan … bankaların yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı

olarak elinde bulunduran ortaklarının … her ne ad altında olursa olsun

kendilerine ait yurt içi ve yurt dışı şirket, finans kuruluşu, off-shore bankalara aktardıkları banka kaynakları … veya

bankaların hakim ortaklarının … iştiraklerine ve bağlı şirketlerine ayni

bankanın el değiştiren ortaklarının birbirlerine verdiği krediler …, bankanın

yönetim ve denetim döneminde yeterli ticari faaliyeti olmaksızın kaynak

aktarımı amacıyla kurulmuş şirketlere verilen krediler …, bankalarının off-shore bankalarındaki yargı kararları nedeniyle

ödedikleri mevduatları ve off-shore bankaların

bankaya izinli veya izinsiz aktardığı off-shore

mevduatlar, … başkaca bir işleme gerek olmaksızın Hazine alacağı haline gelmiş

sayılır. …”

33. 4389 sayılı mülga Kanun'un

“Bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasının

sonuçları” kenar başlıklı 16. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili

bölümü şöyledir:

“3. Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal

eden bankada mevduat sahipleri ile diğer alacaklıların haklarını korumaya

yönelik tedbirleri alır. Bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni

kaldırılan bankanın 17 nci

maddede sayılan ilgililerinin mal, hak ve alacaklarına Fonun talebi üzerine

mahkeme tarafından teminat şartı aranmaksızın ihtiyati tedbir veya ihtiyati

haciz konulabilir…”

34.5411 sayılı Kanun'un

“Fonun alacaklarının tahsiline ilişkin diğer yetkiler” kenar

başlıklı 134. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Fon, alacağının tahsili bakımından yarar görmesi hâlinde ve Fona

borçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın, Fon bankalarının;

a) Yönetim ve denetimine sahip olduğu

iştiraklerinin,

b) Hâkim ortağı olan tüzel kişilerin,

c) Gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının

hâkim ortak olduğu şirketlerin,

d) Yukarıda sayılan kişiler adına hareket eden

veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerin

ortaklarının,

Bu maddede belirtilen şirketlerde sahip

oldukları hisselerinin tamamına ve/veya bir kısmına ilişkin temettü hariç

ortaklık hakları ile bu şirketlerin yönetim ve denetimini devralmaya ...

yetkilidir.

…

... Fon, bu fıkrada sayılan gerçek veya tüzel

kişilere ait şirket hisselerinin ve/veya ... diğer tüm hak ve varlıklarının

ve/veya bu hisselerle orantılı aktiflerinin satışını gerçekleştirmeye ve bu

satışlardan elde edilen tutarları Fon alacaklarına mahsup etmeye veya

şirketlerin kamu borçları ve/veya Sosyal Sigortalar Kurumuna borçları ile sair

borçlarını ödemede kullanmaya ... yetkilidirler.

...

Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile ... diğer tüm

hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak

alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, ... Fon Kurulu yetkilidir. ...

…

Gerçek ve tüzel kişilerin sahip olduğu

varlıkların, bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde ticari ve iktisadi

bütünlük kapsamında veya bu Kanunda yer alan hükümler çerçevesinde ayrı ayrı

cebri icra yoluyla satışlarından elde edilen bedelden; satış tarihine kadar tahakkuk

etmiş olmak şartıyla, sırasıyla ..., kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik

kuruluşlarına olan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ... ödendikten sonra

kalan kısım, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan

borçlarına garameten taksim edilerek ödenir. …

…"

35. 5411 sayılı Kanun’un

“Sigortaya tâbi mevduat ve katılım fonu tutarının eksik beyanı hâlinde

uygulanacak takip ve tahsil usulleri” kenar başlıklı 135. maddesinin

ilgili bölümü şöyledir:

"1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez

Bankası Kanunu ile bu Kanun uyarınca banka tarafından yetkili mercilere beyan

edilen sigortaya tâbi mevduat ve katılım fonu tutarı ile Fon tarafından tespit

edilen mevduat ve katılım fonu tutarı arasında bir fark bulunması hâlinde, bu

fark nispetinde bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile

genel müdür, genel müdür yardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurları ve

şube müdürleri ile yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek

başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının, kendilerine, eşlerine ve

çocuklarına ait bankalar ve banka dışı malî kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel

kişiler nezdindeki, kiralık kasa mevcutları da dahil olmak üzere, hak ve

alacakları, döviz tevdiat hesapları ve limitli ve limitsiz kredi kartı ve ATM

kartları hesapları dahil tüm banka hesaplarının dondurulmasına, kara, hava ve

deniz taşıtları dâhil her türlü taşınır ve taşınmaz, kıymetli evrak ve yurt içi

veya yurt dışı hazine bonosu, devlet tahvili, hisse senedi, yatırım fonları

katılım belgeleri gibi diğer menkul değerlerle, bağımsız ticari işletme,

fabrika ve tesisler, bu tesislerin işletilmesine yönelik marka ve lisans

hakları, kamu imtiyaz sözleşmelerinden doğan televizyon kanalı, elektrik

santralı gibi bir tesisin kurulması ve işletilmesi yetkilerini veren lisans,

ruhsat ve işletme hakları ile bu tesisleri lisans hakkına dayanarak veya lisans

hakkı bulunmadan kuran ve işleten şirketlere ait hisse senetleri, hak ve

alacakların üzerindeki tasarruf yetkisinin tamamen veya kısmen kaldırılmasına,

belirtilen tüm mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerin zaptına ve/veya

resmî sicillerdeki kayıtları üzerinde ihtiyatî tedbir konulmasına, bunların bir

tevdi mahalline yatırılmasına ve hak ve alacakların üzerine diğer tedbirlerin

konulmasına, bunlardan elde edinilmiş her türlü taşınır ve taşınmaz, hak ve

alacaklar ile kıymetli evrak, nakit, bir tesisi işletme ve kurma hakkı veren

marka ve lisans hakları, bu tesisleri lisans, ruhsat ve işletme hakkı ile veya

bu hakları bulunmadan işleten, kuran ve hak sahibi niteliğini haiz şirketlere

ait hisse senetleri hakkında belirtilen tedbirlerin alınmasına, Fonun talebi

üzerine ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimi,

yargılama sırasında ise mahkeme tarafından karar verilir.

Yukarıda belirtilen farkın bu Kanunda yer alan

hükümler dahilinde takip ve tahsiline Fon tarafından karar verilebilir. Bu

hükümler, yukarıda sayılan kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi

adına para, mal veya hak edinen kişiler hakkında da uygulanır.

…”

36. 5411 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Bu Kanunun yayımı tarihinden önce, 26.12.2003

tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona

intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve

yetkileri … kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından

tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler

sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanunla

yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanunun 14, 15, 15/a, 16, … maddeleri, …

hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.”

37. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun "Sıra cetveli" kenar başlıklı

140. maddesi şöyledir:

“Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye

yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.

Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya

girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar.

Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber

olan tarih haciz talebi tarihidir.”

38. 2004 sayılı Kanun’un 206. maddesinin ilgili kısmı şu

şekildedir:

“…

Üçüncü sıra:

Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen

alacaklar.

Dördüncü sıra:

İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar.

…”

39. 6384 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Bu Kanun;

a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve

kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul

sürede sonuçlandırılmadığı,

b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği,

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar.

(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve

Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz

aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet

Bakanlığınca teklif edilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu

kararıyla bu Kanun hükümleri uygulanabilir.

...”

40. 21/11/2006 tarihli ve 26353 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari

ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik’in

(Yönetmelik) 25. ve 26. maddeleri şöyledir:

“MADDE 25 – (1) Satışa konu varlıkların ait

olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet

alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale

alıcısına ödetmeye Kurul yetkilidir. Kurulun bu konudaki kararı satış

şartnamesinde ve satış ilanında belirtilir.

(2) Geçmiş dönem borçlarının ödenebilmesi veya

ihale alıcısına ödetilebilmesi için:

a) Ticari ve iktisadi bütünlük içinde yer alan

mal, hak ve/veya varlıklar ile ilgili olması veya ticari ve iktisadi bütünlüğün

değerinin korunması için gerekli veya değerini artırır mahiyette olması,

b) Alacaklı ile borçlu şirket borç miktarının

tespitinde mutabakata varmış olması gerekmektedir.

MADDE 26 – (1) Ticari ve iktisadi bütünlüğün

ihale bedelinin dağıtımına esas sıra cetveli, ihale bedelinin alıcı tarafından

ödenmesinden sonra Satış Komisyonu tarafından 5411 sayılı Kanuna uygun olarak

düzenlenir. Ancak 5411 sayılı Kanunda öncelikli paya sahip olduğu belirtilen

alacaklılara önceden ödeme yapılabilir.

(2) İhale bedelinden satış masrafları

çıkarıldıktan sonra; satış tarihine kadar tahakkuk etmiş olmak şartıyla, sırasıyla

Kurul tarafından ihale bedelinden ödenmesine karar verilmesi halinde bu

Yönetmeliğin 25 inci maddesi kapsamındaki geçmiş dönem borçları, kişilerin

Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki

borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten

sonra kalan kısım, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara

olan borçlarına garameten taksim edilerek ödenir.

(3) 5411 sayılı Kanunun geçici 24 üncü maddesi kapsamındaki satışlarda sıra cetvelinin

düzenlenmesinde anılan madde hükmü de dikkate alınır.

(4) Sıra cetvelinin bir sureti Satış Komisyonu

tarafından masrafını veren ilgililere tebliğe çıkarılır ve Resmî Gazete’de yayımlanır.

(5) Sıra cetveline itiraz süresi 15 gündür.

İtiraz süresi, ilan tarihinden itibaren başlar,tebliğ

masrafı veren ilgililer hakkında ise itiraz süresi tebliğ tarihinden itibaren

işlemeye başlar.

(6) Satış Komisyonu, hak sahiplerine ödeme

yapılana kadar nakit ihale bedelini uygun göreceği şekilde nemalandırır.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

41. Mahkemenin 11/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

42. Başvurucu, TMSF'nin yargı kararı uyarınca

ödeme yapmadığı gibi TELSİM'in bankalarda bulunan

paralarının TMSF'ye ait olduğunu belirtmek suretiyle

alacağın icra yoluyla elde edilmesi yolunu tıkadığını belirtmiştir. TELSİM'in TMSF'nin kontrolüne

geçmiş olması sebebiyle mal varlığının devlet malı vasfını kazandığına işaret

eden başvurucu, Fonun mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceğine ilişkin

kanuni düzenleme nedeniyle yargı kararının icrasının imkânsız hâle gelmesinden

yakınmıştır.

43. Yönetmelik'in 25. maddesi uyarınca satışa çıkarılan

bütünlüğün değerini artıran ya da onu tamamlayan eski dönem mal ve hizmet

borçlarının satış bedelinden ödenmesinin öngörüldüğünü vurgulayan başvurucu,

baz istasyonlarının GSM şebekesiyle bütünlük oluşturan ve onu tamamlayan

nitelikte olması sebebiyle bunlara ilişkin alacaklarının ödenmesi gerektiğini

ifade etmiştir. Başvurucu, TMSF'nin Mahkeme kararının

icrasını imkânsız hâle getirmiş olması sebebiyle devletin sorumluluğunun

bulunduğunu savunmuştur.

44. Başvurucu, sonuç olarak Mahkeme kararıyla ispatlanan

alacağının tahsilinin kamu otoritesince engellenmiş olması nedeniyle mülkiyet

hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

45. Bakanlık görüş yazısında; Dairenin 7/6/2007 tarihli

kararında, TMSF tarafından Şirkete el konulmuş olması dolayısıyla icra inkâr

tazminatına ilişkin hüküm fıkrasının Mahkeme kararından çıkarılmasına karar

verilmesiyle gerçek hasmın kamu otoritesi olduğunun kabul edildiği ifade

edilmiştir. Bakanlık, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 26/5/2014 tarihinde verdiği

kararında da TMSF tarafından el konulan şirketlerin alacaklılarının açtığı

davalarda gerçek hasmın TMSF olduğunun benimsendiği belirtilmiştir. Bakanlık

son olarak benzer yöndeki doktrin görüşüne de atıfta bulunmuştur.

B. Değerlendirme

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler."

47. Anılan hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S.,

B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

48. Nihai işlem veya kararların anılan tarihten önce

kesinleştiklerinin tespiti hâlinde ilgili şikâyetler bakımından başvurunun

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemenin yargı yetkisine

ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi

mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 32).

49. Başvuru konusu şikâyetin Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi kapsamında olup olmadığının değerlendirilebilmesi için

öncelikle müdahalenin niteliğinin ortaya konulması ve buna ilişkin nihai işlem

veya kararın tesis edildiği tarihin tespiti gerekmektedir.

50. Başvurucu, TMSF'nin müdahalesi

sebebiyle alacağının TELSİM'den tahsil imkânının

ortadan kalkmasından şikâyet etmektedir. Anayasa Mahkemesi, somut başvuru ile

aynı şikâyetleri içeren, olay örgüsü bakımından da benzer nitelik taşıyan Tasfiye Hâlinde Cemtur

Seyahat ve Turizm Limitet Şirketi (B. No: 2013/865, 1/6/2016) başvurusunda kamu müdahalesi bulunup

bulunmadığını tartışmıştır. Anayasa Mahkemesi, TMSF alacağına 6183 sayılı

Kanun’a tabi kamu alacaklarına göre üstünlük tanıyan 4389 ve 5411 sayılı

Kanunlarla benimsenen yöntemlerin izlenmesi ve anılan kanunlarda TMSF'ye verilen yetkilerin kullanılması nedeniyle başvurucu

Şirketin daha önce başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığını vurgulamıştır.

Anayasa Mahkemesinin değinilen kararında, 2004 ve 6183 sayılı kanunlarda

öngörülenlerden farklı takip süreçleri izleyen TMSF'nin,

4389 ve 5411 sayılı kanunların verdiği olağanüstü yetkilere dayanan

uygulamaları sebebiyle başvurucunun alacağına kavuşmasının imkânsız hâle

geldiği ifade edilmiş ve sonuç olarak başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik

kamu müdahalesinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır (Tasfiye Hâlinde Cemtur Seyahat ve Turizm

Limitet Şirketi, §§ 109-115). Aynı mahiyette olduğu anlaşılan bu

başvuruda da Anayasa Mahkemesinin anılan kararında açıklanan gerekçelerle kamu

müdahalesinin bulunduğu değerlendirilmektedir.

51. Somut olayda anlık bir fiil veya işlemden ziyade bir sürecin

sonucunda gerçekleşen müdahale, başvurucunun TELSİM'den

olan alacağının tahsil imkânının kalmadığının kesinlik kazanmasıyla

tamamlanmıştır. Bu da TMSF tarafından “TELSİM ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün Vodafone

Telekomünikasyon Anonim Şirketine satışından elde edilen 4.550.000.000 ABD

dolarının dağıtımı amacıyla düzenlenen sıra cetvelinin kesinleşmesiyle söz

konusu olmuştur. TELSİM ticari ve iktisadi bütünlüğü sıra cetveli 27/4/2007

tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan sıra

cetveline itiraz edildiği veya sıra cetvelinin herhangi bir şekilde dava konusu

edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge başvuru dosyasına sunulmamıştır.

52. Başvurucu tarafından Mahkeme kararıyla sabit görülen

alacağının ödenmesi istemiyle Beyoğlu 28. Noterliği aracılığıyla TMSF'ye ihtarname gönderilmiştir. TMSF, 15/1/2010 tarihli

yazıyla talebi reddetmiştir. Başvurucu, bunun üzerine 22/3/2010 tarihinde kayda

giren dilekçe ile AİHM'e bireysel başvuruda

bulunmuştur.

53. Görülen başvuru ile benzer nitelik taşıyan Tasfiye Hâlinde Cemtur

Seyahat ve Turizm Limitet Şirketi başvurusuna konu olayda da

başvurucu, noter aracılığıyla TMSF yönetimine ihtarnamede göndererek borçlu

Şirketten alacaklarının ödenmesini talep etmiştir. Söz konusu ihtara süresinde

cevap verilmemesi ve ödeme de yapılmaması üzerine başvurucu, idari yargıda

iptal ve alacağın yasal faiziyle birlikte tazmini istemli dava açmıştır. Anılan

davada Mahkemece, usule ilişkin herhangi bir nedenle davanın esasının

incelenemeyeceği yolunda bir değerlendirme yapılmamış; aksine işin esası

incelenerek davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur (Tasfiye Halinde Cemtur

Seyahat ve Turizm Limitet Şirketi, § 39-45). Dolayısıyla noter

yoluyla gönderilen ihtarnameye olumsuz cevap verilmesi durumunda idari yargıda

dava açma imkânının fiilen bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak somut başvuruda,

talebin reddine ilişkin TMSF işlemine karşı idari yargıda dava açıldığı yolunda

herhangi bir bilgi ve belge başvuru dosyasına sunulmamıştır.

54. Başvurucu ayrıca hakkında kesinleşen Mahkeme kararının icra

edilmediğini öne sürerek 10/4/2013 tarihinde, 6384 sayılı Kanun uyarınca

kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurmuş ise de gerek sözü edilen

Komisyon kararında gerekse bu karara karşı yapılan itiraz üzerine Ankara Bölge

İdare Mahkemesi 3. Kurulunca verilen kararda, şikâyet edilen hususun 6384

sayılı Kanun'un kapsamına girmediği belirtilmiştir. Dolayısıyla 6384 sayılı

Kanun'da öngörülen ve davaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ve mahkeme

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

şikâyetlerini incelemek üzere oluşturulan başvuru yolunun somut olaydaki

şikâyet yönünden etkili bir yol olmadığı anlaşılmaktadır. Kesinleşen idari veya

yargısal işlem ya da kararlara karşı etkisiz birtakım idari veya yargısal

yollara başvurulması, kesinleşmiş olan süreci tekrardan canlandırmaz.

55. Somut olayda, başvurucunun alacağının TELSİM'den

tahsil imkânının kalmadığı hususu TELSİM ticari ve iktisadi bütünlüğü sıra

cetvelinin düzenlenmesiyle kesin olarak anlaşılmıştır. Sözü edilen cetvele

karşı herhangi bir yola başvurulmamıştır. Ayrıca 10/12/2009 tarihli noter

ihtarnamesiyle dile getirilen alacağın ödenmesi talebinin reddine yönelik

15/1/2010 tarihli TMSF işlemine karşı da herhangi bir idari dava açılmamıştır.

Dolayısıyla TELSİM'den olan alacağının tahsil

imkânının ortadan kaldırılması suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye

ilişkin nihai kararın TMSF'nin 15/1/2010 tarihli

işlemi olduğu tespit edilmiştir. Bu işlemin de Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce tesis edildiği ve

kesinleştiği anlaşılmıştır.

56. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

İzotek Yapı Elemanları Pazarlama

İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

Vekilleri

:

1. Av. Meral

KESKİN

2. Av. Özgür Mert BALCI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7914, 11 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. TELSİM'e El Konulması ve TELSİM'in
  7. B. Başvurucu Tarafından TELSİM'e
  8. C. Başvurucu Tarafından Avrupa İnsan Hakları
  9. D. Başvurucu Tarafından Tazminat Komisyonuna
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Hakyemez
  16. Keskin
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7914
Tarih
11 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • Ahmet Hazar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17239)
  • Hale Koloğlu Başvurusu (B. No: 2014/2460)
  • Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/12727)
  • I. S. Başvurusu (B. No: 2016/34099)
  • Ramazan Uysal Başvurusu (B. No: 2014/830)
  • Abdullah Arslanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/2451)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.