İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kemal Polat Başvurusu (B. No: 2020/27204)

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin silahlı güç kullanması

Başvuru No2020/27204Tarih19 Kasım 2024Okuma13 dk · 2.532 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kemal Polat Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2024
Başvuru Numarası
2020/27204
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.532 kelime·13 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin silahlı güç kullanması

sonucu meydana gelen ölüm olayı ve bu olay hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

2. 19/3/2019 tarihinde gündüz saatlerinde Kocaeli’nin

Gebze ilçesinde devriye görevi yapan motosikletli polis ekipleri, içinde dört

kişinin bulunduğu park hâlindeki otomobilden şüphelenmiş ve otomobildeki

kişilerden inceleme için araçtan inmelerini talep etmiştir. Bu sırada aracın

arka kapısından elinde silahla inen bir kişi havaya ateş ederek kaçmaya başlamıştır.

Silahtan çıkan mermi, yakındaki bir binanın ikinci kat pencere camına isabet

etmiştir. Adli sicil ve arama kayıtları olması nedeniyle kaçan kişinin

başvurucunun oğlu Ş.P. olduğu tespit edilmiş ve yakalanması amacıyla takip

edilmiştir.

3. Olay hakkında düzenlenen tutanaklara göre görevliler

Ş.P.ye silahını atıp teslim olması konusunda defalarca ikaz yapmış, Ş.P. ise

silahını görevlilere doğrultup “Yaklaşmayın, ateş ederim!” diyerek

kaçmaya devam etmiştir. Ş.P. kaçarken otomobilini park etmek için yavaşlayan

T.G. adlı sivil kişiyi silahla tehdit ederek araçtan indirmiş ve otomobili

gasbederek kaçmaya çalışmıştır. Otomobilin kendiliğinden durması üzerine

araçtan inen Ş.P.ye teslim olması konusunda yapılan çağrılar devam ederken Ş.P.

bir kez daha silahını görevlilere doğrultarak “Yaklaşmayın, ateş ederim!”

şeklinde tehditte bulunmuştur.

4. Takibe motosikleti ile katılan polis memuru M.Ç.,

Ş.P.nin kaçtığı sokağın ön tarafına gitmiş; motosikletinden inip yolu kesmiş,

bu sırada yaya olarak takibe katılan polis memuru H.A. da sokağa girmiştir.

Ş.P. bu sırada her iki görevli tarafından teslim olması yönünde yapılan

çağrılara rağmen görevlileri hedef alarak silahıyla ateş etmeye başlamış;

sokağa giren ve içinde iki sivil olan bir otomobili gasbetmeye çalışmıştır.

M.Ç. ve H.A.nın ateş ederek karşılık vermesiyle yaşanan silahlı çatışmada Ş.P.

başına mermi isabet etmesi sonucu yaralanmış, kaldırıldığı hastanede vefat

etmiştir.

5. Olayla ilgili olarak derhâl başlatılan soruşturmada

telsiz kayıtlarının çözümü yapılmış, çevredeki birçok işyerinin güvenlik

kamerası görüntüleri izlenerek içerikleri hakkında tutanak düzenlenmiştir.

Tutanakta görüntü kayıtlarından elde edilen ve olayın seyrini gösteren

fotoğraflara da yer verilmiştir. Ayrıca olay günü takibe katılan görevlilerin,

çevrede bulunan ve olayları gören sivil kişilerin, Ş.P.nin gasbetmeye çalıştığı

otomobillerin sahiplerinin ve Ş.P.nin inerek kaçmaya başladığı araçtaki

kişilerin beyanları Asayiş Büro Amirliğinde alınmıştır. Tüm bu delillerden

olayın yukarıda özetlendiği şekilde gerçekleştiği, yaklaşık sekiz dakika

sürdüğü, olay yeri ve saati itibarıyla çevrede çocuklar dâhil çok sayıda sivil

şahsın olduğu anlaşılmıştır.

6. Olayın gerçekleştiği gün olay yerinde Cumhuriyet

savcısının katılımıyla keşif yapılarak deliller toplanmış, fotoğraf çekimi

yapılmış ve olay yerinin krokisi çizilmiştir. Olay yeri incelemesi sonucunda

düzenlenen tutanaklara göre Ş.P.nin vurulduğu yer ile M.Ç. ve H.A.nın ateş

ettikleri yer arasındaki mesafe 27 metredir. Ş.P.nin vurulduğu yerde içinde

dört fişek olan şarjörü takılı bir tabanca, içinde sekiz fişek olan yedek bir

şarjör bulunmuştur. Ş.P.nin üzerinden 88 hap ele geçirilmiştir. Ayrıca olayın

gerçekleştiği alanda yapılan çalışmalarda 15 boş kovan, bir deforme mermi

çekirdeği ve bir mermi çekirdeği gömleği parçası elde edilmiştir.

7. Ş.P. ile silahlı çatışmaya giren M.Ç. ve H.A.nın yanı

sıra polis memuru H.Ar.ın şüpheli olarak ifadesi olay günü Asayiş Büro

Amirliğinde alınmıştır. Ayrıca Cumhuriyet savcısı ertesi gün M.Ç. ve H.A.nın ifadesini

almıştır. M.Ç. ve H.A. olayın yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleştiğini

beyan ederek meşru müdafaa şartları altında silah kullandıklarını ve öldürme

kasıtları olmadığını ifade etmiştir. H.Ar. ise takip sırasında havaya ateş

ettiğini, ölüme neden olan silahlı çatışma sırasında silah kullanmadığını beyan

etmiştir.

8. Elde edilen deliller üzerinde kriminal incelemeler

yapılmıştır. Bu incelemeler sonucu düzenlenen raporlara göre;

i. Olay yerinde bulunan boş kovanlardan üçü Ş.P.nin

kullandığı silahtan, beşi H.Ar.ın silahından, ikisi H.A.nın silahından, geriye

kalan beşi ise M.Ç.nin silahından atılmıştır.

ii. Deforme mermi çekirdeği H.A.nın, mermi çekirdeği

gömleği parçası ise H.Ar.ın silahından atılmıştır.

iii. Ş.P.ye ait silahın üzerinde kan lekesine

rastlanmamıştır. Silah üzerinden alınan örneklerden mukayeseye elverişli DNA

profili elde edilememiştir.

iv. Ş.P.nin pantolonunun sağ paçasında uzak atış

mesafesinden yapılmış atışlara ait iki mermi giriş deliği tespit edilmiştir.

v. M.Ç. ve H.A. ile Ş.P.nin ellerinden alınan örneklerde

atış artığına rastlanmamıştır. H.A.nın montunun sol kol cep ağız bölümünden

alınan örneklerde atış artığı tespit edilmiştir.

vi. Ş.P.den ele geçirilen haplar uyuşturucu etken maddesi

içermektedir.

9. Ş.P.nin cesedi üzerinde yapılan otopsi işleminde alın

orta hat frontal saçlı deri çizgisi altında 1,5x1 cm ebadında ateşli silah

mermi çekirdeği giriş yarası, oksipital saçlı deri üst ortada 2x2 cm ebadında

ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası tespit edilmiştir. Ş.P.nin cesedinde

mermi çekirdeği bulunmamıştır. Düzenlenen otopsi raporunda kanında uyuşturucu

ve uyarıcı maddeler tespit edilen Ş.P.nin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği

yaralanmasına bağlı beyin kanaması ve parankim hasarı sonucu meydana geldiği,

atışın uzak atış mesafesinden yapıldığı açıklanmıştır.

10. Soruşturma sonucunda polis memurları H.A., M.Ç. ve

H.Ar. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinde uyuşturucu madde etkisi altındaki Ş.P.nin kaçarken ateşli silahla

sivil kişilerin ve polis görevlilerinin can ve mal güvenliğini tehlikeye

soktuğu, teslim olmasına yönelik çağrılara ve uyarı ateşlerine rağmen teslim

olmayıp görevlilere öldürme maksadıyla ateş ettiği, gerek kendilerinin gerek

vatandaşların can güvenliğini sağlamak için yasal yetkilerini kullanan polis

memurlarının eylemlerinin meşru müdafaa sınırları içinde kaldığı açıklanmıştır.

11. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, sulh ceza

hâkimliğince 11/2/2020 tarihinde reddedilmiştir.

12. Başvurucu, nihai kararı öğrenmesinin ardından

29/7/2020tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

14. Başvurucu; Ş.P.nin kolluk görevlilerinin orantısız

güç kullanımı sonucu hayatını kaybettiğini, ölüm olayıyla ilgili olarak bazı

tanıkların ifadelerinin kolluk görevlileri tarafından alındığını, bazı

tanıkların ifadelerinin ise alınmadığını ifade ederek yaşam hakkının maddi ve

usul boyutunun, aynı gerekçelerle de adil yargılanma hakkının da ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun

yakının ölümüne ilişkin olarak etkili bir soruşturma yürütülerek olayın hangi

koşullar altında meydana geldiğinin tespit edildiği, Ş.P.nin kanun hükmünü

yerine getirme ve meşru savunma hakkı kapsamında etkisiz hâle getirilmesinin

yaşam hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, olayda güvenlik güçlerinin

Ş.P.nin eylemlerine orantısız şekilde yanıt verdiği ya da meşru savunmanın

sınırlarını aştığını gösteren herhangi bir durum olmadığı belirtilmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında olaya müdahale eden polis

ekiplerinin özel eğitimli olduklarını, olayın seyrinde Ş.P.nin hayatını

tehlikeye sokmayacak bölgelerine ateş etme imkânları olmasına rağmen öldürme

kastıyla başına ateş ederek meşru savunma sınırını aştıklarını öne sürmüştür.

15. Başvuru, yaşam hakkının öldürmeme yükümlülüğüne

ilişkin maddi boyutu ile etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul

boyutu kapsamında incelenmiştir.

16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan yaşam hakkının öldürmeme yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu ile etkili

soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

A. Yaşam

Hakkının Maddi Boyutu Yönünden

17. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17.

maddesi, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa’nın 5.

maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete birtakım negatif ve pozitif

yükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,

17/9/2013, § 50; Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636,

10/11/2021, § 82). Bu yükümlükleri kapsamında devlet; bireylerin yaşamına

kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme (negatif yükümlülük) ve yetki

alanındaki bireylerin yaşamlarını kamu görevlileri ile diğer bireylerin

eylemlerinden hatta kişilerin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı korumak için gerekli tedbirleri alma (pozitif yükümlülük) ödevi

altındadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51). Negatif yükümlülük,

öldürme kastının olmadığı ancak güç kullanımının ölümle sonuçlandığı hâlleri de

kapsamaktadır (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 44; Fatma

Akın ve Mehmet Eren, § 83).

18. Anayasa’nın 17. maddesinin son fıkrasında meşru

müdafaa hâli, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi,

bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya

isyanın bastırılması veya olağanüstü hâllerde yetkili merciin verdiği

emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği

zorunlu durumlarda yaşam hakkına yapılan müdahalenin hukuka uygun olduğu

belirtilmiştir. Bu hüküm temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını düzenleyen

Anayasa’nın 13. maddesi ile birlikte düşünüldüğünde kamusal bir yetkiyle güç

kullanan görevlilerin ancak Anayasa’da belirtilen amaçlara ulaşmak adına başka

bir çarenin kalmadığı mutlak zorunlu durumlarda ve orantılı bir

biçimde silahlı güç kullanabilmelerine izin verildiği söylenebilir (Cemil

Danışman, § 50; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 85). Dolayısıyla

Anayasa’nın 17. maddesinin son fıkrası esas itibarıyla bir kişinin kasten

öldürülmesine izin verilen durumları değil istenmeyen bir sonuç olarak ölüme

sebep olan silahlı güç kullanımına izin verilen durumları açıklamaktadır (Narin

Kurt [GK], B. No: 2018/2540, 1/12/2022, § 87).

19. Kolluk kuvvetlerinin silah kullanımını düzenleyen

kanunlar yaşam hakkına ancak mutlak bir zorunluluk altında ve orantılı olarak

müdahale edilebileceğini düzenlemeli; ayrıca gücün kötüye kullanılmasına,

keyfîliğe ve belirli bir ölçüde de olsa kazalara karşı koruma sağlayabilecek

düzeyde yeterli ve açık kurallar içermelidir (Gazal Kolanç ve diğerleri

[GK], B. No: 2017/37897, 5/7/2022, § 336).

20. Yaşam hakkının sağladığı korumanın önemi dikkate

alındığında ölümcül güç kullanımının söz konusu olduğu hâllerde, kullanılan

gücün gerekliliği ve orantılılığı Anayasa Mahkemesince çok sıkı bir şekilde

denetlenmelidir (İpek Deniz ve diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2016, §

117; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 87). Yapılacak değerlendirmede kamu

gücünü kullanan görevlilerin eylemleri, bu görevlilere uygun talimatın ve

kullanılan silahlar konusunda yeterli eğitimin verilip verilmediği ve

eylemlerin planlanması ile kontrolü de dâhil olmak üzere olayı çevreleyen tüm

koşullar gözetilmeli; kendisine karşı güç kullanılan kişinin önceki eylemleri

ve kendisinin yarattığı tehlike hesaba katılmalıdır (Cemil Danışman, §

63; Turan Uytun ve Kevzer Uytun, B. No: 2013/9461, 15/12/2015, § 62; Fatma

Akın ve Mehmet Eren, § 86).

21. Devletin bir bireyin ölümünden sorumlu tutulabilmesi

için o kişinin devlet görevlileri tarafından öldürüldüğünün makul şüphenin

ötesinde ispat edilmesi gerekir. İdari gözetim, gözaltı veya tutukluluk gibi

bireyin devletin kontrolü altında bulunduğu sırada meydana gelen ölüm

olaylarında olayın nasıl meydana geldiğine ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili

makamların erişiminde olduğundan meydana gelen ölüm olayına ilişkin tatmin

edici ve inandırıcı bir açıklama getirme yükümlülüğü yetkili makamların

üzerindedir. Eğer devletin ölüm olayından sorumlu olduğu makul şüphenin

ötesinde kanıtlanmışsa öldürme olayının Anayasa’nın 17. maddesinin son

fıkrasında izin verilen istisnai durumlardan birinin kapsamına girdiğini ispat

yükümlülüğü devlete geçer (İpek Deniz ve diğerleri, § 121; Gazal

Kolanç ve diğerleri, § 325).

22. Son olarak ifade etmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin

ilgili soruşturma ve kovuşturma makamlarının yerine geçerek ölüm olayına

ilişkin delilleri değerlendirmesi söz konusu olamaz. Bu konudaki yetki ve

sorumluluk ilk elden olayları inceleyen yetkili mercilerindir. Bununla birlikte

Anayasa Mahkemesi, ikna edici bulgulara dayanarak farklı bir değerlendirmede

bulunabilir (Cemil Danışman, § 58; Fatma Akın ve Mehmet Eren, §

88).

23. Başvuruya konu ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturması sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda Ş.P.nin

güvenlik güçlerinin silahlı güç kullanımı sonucunda öldüğü kabul edilmiştir. Bu

durumda incelenmesi gereken husus; ölümcül güç kullanılmasının

gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği, bir başka ifadeyle silah kullanımının

mutlak zorunlu bir durumda ve orantılı bir şekilde kullanılıp

kullanılmadığıdır.

24. Somut olayda devriye görevi yapan motosikletli polis

ekipleri, Ş.P.nin de arasında olduğu dört kişinin içinde bulunduğu park hâlindeki

bir otomobili şüpheli bulmuş ve içindeki kişilerden inceleme için araçtan

inmelerini talep etmiştir. Bu sırada aracın arka kapısından elindeki silahla

inen Ş.P. havaya ateş ederek kaçmaya başlamış ve silahtan çıkan mermi yakındaki

bir binanın ikinci kat pencere camına isabet etmiştir (bkz. § 2). Olayın

devamında Ş.P. iki sivil şahsın içinde olduğu otomobili silah zoruyla

gasbetmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır. Çocuklar dâhil sivil şahısların

yoğun olarak bulunduğu şehir merkezinde ve gündüz saatlerinde gerçekleşen,

polis takibi ile sıkıştırılan Ş.P.nin bu kez silahını kolluk görevlilerine

doğrultarak ateş ettiği kriminal inceleme raporları ve tanık beyanlarıyla

belirlenmiştir. Olay bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde kolluk

görevlilerinin kanunla kendilerine verilen görevin ifası kapsamında kendilerinin

ve çevrede bulunan diğer kişilerin hayat ve sağlığını korumak için meşru

müdafaa şartlarında hareket ettiklerinde tereddüt bulunmamaktadır.

25. Somut olayın planlı bir polis operasyonu olmadığının,

aksine Ş.P.nin rutin bir polis denetimi sırasında silahla ateş ederek kaçmaya

başlaması üzerine aniden geliştiğinin altı çizilmelidir. Dolayısıyla kolluk

görevlileri, yoğun bir sivil kalabalığın olduğu şehir merkezinde gerçekleşen

olaydaki hareket tarzlarına olayın seyrine göre ve olay anında karar vermek

zorunda kalmıştır. Soruşturma dosyasına yansıyan delillere göre takip sırasında

Ş.P.ye müteaddit kere silahını bırakıp teslim olması konusunda uyarıldığı

tartışmasızdır. Ş.P. ise bu uyarılara silahını görevlilere doğrultup “Yaklaşmayın,

ateş ederim!” şeklindeki tehditlerle karşılık vermiştir. Olayın devamında

kolluk görevlileri havaya uyarı atışı yaparak Ş.P.nin teslim olması konusundaki

uyarılarını tekrarlamıştır. Kriminal inceleme sonucunda düzenlenen raporda

Ş.P.nin pantolon paçasında uzak atış mesafesinden yapılmış iki mermi giriş

deliği tespit edildiği belirtilmiştir. Ayrıca otopsi raporunda atışın uzak atış

mesafesinden yapıldığı açıklanmıştır. Bu hususlar kolluk görevlilerinin

amacının Ş.P.yi öldürmek değil aksine sağ ele geçirmek olduğunu göstermektedir.

26. Somut olayın açıklanan koşulları altında ölümcül güç

kullanımının mutlak zorunlu olduğu, kendilerinin ve başkalarının hayatlarını

koruma amacına kolluk görevlilerinin daha hafif bir sınırlama ile ulaşmalarının

mümkün olmadığı, kullanılan silahlı gücün ortaya çıkan tehlikeye nispeten

orantılı olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının öldürmeme

yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

B. Yaşam

Hakkının Usul Boyutu Yönünden

28. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri

çerçevesinde devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari

çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup

cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurmakla da

yükümlüdür. Bu usul yükümlülüğü şüpheli her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

soruşturma yürütülmesini gerektirir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§§52, 54; Cemil Danışman, §§43, 95; Fatma Akın ve Mehmet Eren, §

97).

29. Kolluk görevlilerinin güç kullanması sonucu meydana

gelen ölüm olayları hakkında yürütülmesi gereken soruşturma, şüphesiz ceza

soruşturmasıdır (Okan Göçer, B. No: 2017/29596, 13/1/2021, § 58). Bu tür

soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun

kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm

olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün

delilleri tespit etmesi, soruşturma makamlarının olaya karışan kişilerden

bağımsız olması, soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi,

soruşturmanın veya sonuçlarının gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olması ve

meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının soruşturma sürecine

gerekli olduğu ölçüde katılabilmesi gerekir. Ayrıca soruşturma sonucunda alınan

karar; soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir

analizine dayanmalı ve kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığı hususunda

değerlendirme içermelidir (Serpil Kerimoğlu, §§ 57, 58; Cemil

Danışman, §§ 98-100; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 99). Sözü edilen

soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili

bir şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında sorumlular ile

sorumlulukları tespit etmektir (Cemil Danışman, § 97; Narin Kurt,

§ 91).

30. Somut olayda Ş.P.nin ölümü üzerine resen ve derhâl

bir ceza soruşturması başlatılmıştır. Cumhuriyet savcısı olay yeri incelemesi,

ölü muayenesi ve otopsi gibi işlemleri bizzat yürütmüştür. Cumhuriyet savcısı

ayrıca Ş.P. ile çatışmaya giren M.Ç. ve H.A.nın ifadeleri olayın hemen ertesi

günü almıştır.

31. Yürütülen soruşturma kapsamında olay yeri krokisi

çizilmiş, olay yerinin fotoğrafları çekilmiş, telsiz kayıtlarının çözümü

yapılmış, çevrede bulunan birçok işyerinin güvenlik kamerası görüntüleri

izlenerek içerikleri hakkında tutanak düzenlenmiş ve bu tutanakta görüntü

kayıtlarından elde edilen olayın seyrini gösteren fotoğraflara yer verilmiştir.

Kullanılan silahlar ve bu silahlardan çıkan mermi çekirdekleri ile kovanlar,

tanık ve şüpheli beyanları, adli tıp ve kriminal inceleme raporları ivedilikle

toplanmıştır. Soruşturma makamlarının Ş.P.ye ait olduğunu değerlendirdikleri silah

üzerinde parmak izi incelemesi yapılmasa da soruşturmada toplanan diğer

deliller (özellikle kamera kayıtları ve tanık anlatımları) silahın Ş.P.ye ait

olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca başvurucunun soruşturma dosyası ve delillere

erişimine herhangi bir kısıtlama getirilmemiş, soruşturma bir yıldan daha kısa

bir sürede ve toplanan delillerin nesnel bir değerlendirmeye tabi tutulmasıyla

sonuçlandırılmış, başvurucu da Başsavcılıkça verilen karara itiraz

edebilmiştir. Dolayısıyla yürütülen soruşturmanın etkililiğinden şüphe etmek

için bir neden bulunmamaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun

ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkının maddi boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/11/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Yılmaz AKÇİL Raportörler : Mahmut ATEŞ Murat İlter DEVECİ Başvurucu : Kemal POLAT Vekili : Av. Murat Mert ÖZKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2020/27204, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Özeti
  4. II. Değerlendirme
  5. A. Yaşam
  6. B. Yaşam
  7. A. 1. Yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine
  8. B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan
  9. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  10. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2020/27204
Tarih
19 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Erkan Demir Başvurusu (B. No: 2021/55966)
  • Ali Ünlü Başvurusu (B. No: 2020/15735)
  • Muammer Bulut Başvurusu (B. No: 2020/9066)
  • Veysel Balkan Başvurusu (B. No: 2022/89631)
  • Ergün Çiftçioğlu ve Orhan Genç Başvurusu (B. No: 2022/100618)
  • Hüseyin Aslan Başvurusu (B. No: 2022/108785)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.