İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kosifler Araç Kiralama Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/2831)

1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi nedeniyle

Başvuru No2014/2831Tarih12 Ocak 2017Okuma16 dk · 3.260 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kosifler Araç Kiralama Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/2831
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.260 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/3/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 12/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucuya karşı Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (ticaret

mahkemesi sıfatıyla) E.2007/163 sayılı dosyasında alacak davası açılmıştır.

7. Mahkeme 12/11/2012 tarihli ve E.2007/163, K.2012/342 sayılı

kararı ile davanın kabulüne, 130.547,51 TL'nin başvurucudan tahsiline karar

vermiştir. Karar 3/1/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

8. Başvurucu, temyiz karar harcı ve başvurma harcını yatırarak

11/1/2013 tarihinde Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2013/137 sayılı

muhabere kaydıyla hükmü temyiz etmiştir.

9. Mahkeme 22/1/2013 tarihli muhtırada tehiri icra karar harcı,

dosyanın Yargıtaya gidiş dönüş masrafı, temyiz dilekçesi,

Yargıtay ilamı ve bozma kararı verildiği takdirde duruşma gününün tebliği için

toplam 130 TL masrafı muhtıranın tebliğinden itibaren yedi gün içinde Mahkeme

veznesine yatırmak üzere başvurucuya kesin süre vermiş; aksi hâlde temyiz

isteminden vazgeçilmiş sayılacağı hususu başvurucuya ihtar edilmiştir. Muhtıra

5/2/2013 tarihinde başvurucu vekilinin iş yerinde çalışan S.Ş. isimli şahsa

tebliğ edilmiştir.

10. Başvurucunun vekili, muhtırada belirtilen bedeli8/2/2013

tarihinde Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) İstanbul Anadolu

Kadıköy Merkez Şubesi aracılığıyla Mahkemeye havale etmiştir.

11. Temyiz talebini inceleyen Yargıtay 19. Hukuk Dairesi

15/7/2013 tarihli ve E.2013/2998, K.2013/12860 sayılı ilamı ile temyiz istemini

süre yönünden reddetmiştir. İlamın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mahkeme hükmünü duruşma istemli olarak temyiz

eden davalı vekilinin temyiz dilekçesi ile yeterli miktarda temyiz posta gideri

yatırmaması üzerine Mahkemece, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3.

maddesi gereğince çıkarılan (7) gün kesin süreli muhtıra temyiz eden vekilince

5/2/2013 günü tebliğ edilmiş, davalı vekilinin masrafları PTT kanalı ile

8/2/2013 tarihinde gönderilmesi üzerine 13/2/2013 tarihinde süre geçtikten

sonra mahkemeye ulaşmıştır. Temyiz eden vekilinin gönderilen muhtırada açıkça

belirtildiği üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3. maddesinde

açıklanan süre postaya verme süresi olmayıp, mahkeme veznesine yatırma süresi

olmasına göre davalı yanın masrafları kanunda gösterilen sürede yatırdığının

kabulü mümkün değildir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında

mahkemece bir karar verilebileceği gibi 1/6/1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı

Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden süresinden

sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

..."

12. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 4/12/2013 tarihli ve

E.2013/15611, K.2013/19331 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. İlamın ilgili kısmı

şöyledir:

"...

Davalı vekilinin hükme yönelik temyiz isteminin,

yasal sürede yapılmadığından dolayı, HUMK.nun 432.

maddesi uyarınca reddine ilişkin Dairemiz kararına karşı, istemin süresinde

olduğu ileri sürülerek başvuruda bulunulması üzerine yapılan incelemede, davalı

vekilinin temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmakla, talebin REDDİNE, [karar

verildi]

..."

13. Ret kararı 3/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

4/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu’nun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten

önceki 434. maddesi şöyledir:

"Temyiz dilekçesi hangi

mahkemeye verilmişse o mahkemece temyiz defterine kaydolunur

ve temyiz edene ücretsiz bir alındı kağıdı verilir.

Temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçenin

temyiz defterine kaydedildiği, harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte

yapılmış sayılır.

Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve

giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa,

kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından

verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden

vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre

içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz

edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmü

kıyasen uygulanır.”

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004

tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086

sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam

olunur.

Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama

tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,

kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı

Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü

madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

…”

16. 3/4/2012 tarihli ve 28253 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği’nin "Posta mutemet kaydı" kenar

başlıklı25. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"Havale yoluyla gelen paraya ilişkin

bilgilerin tutulduğu kayıttır.

Bu kayıt; havalenin çıkış yeri, numarası,

tarihi, cinsi, miktarı, gönderenin adı ve soyadı, dosya numarası, posta

görevlisinin adı ve soyadı, kasa kayıt tarihi ve numarası, tahsilât makbuzunun

tarihi ve numarası sütunlarını içerir."

17. Mülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45.

maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Harç, Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre tahsil

edilmesi gereken avans ve para cezaları elektronik ortamda tahsil edilebilir.

Tahsil işlemi bankalar aracılığıyla olabileceği gibi Barokart,

kredi kartı ve benzeri araçlarla da yapılabilir.”

18. 1/12/2008 tarihli ve 27071 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren PTT Yurtiçi Havale ve Posta Çeki Yönetmeliği’nin

3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“ Bu Yönetmelikte geçen,

…

g) Havale: Göndericinin yatırdığı paranın

alıcı olarak gösterdiği bir kişiye ödenmesini, bir posta çeki hesabına

işlenmesini veya bir posta çeki hesabı sahibinin hesabındaki paradan belirttiği

kadarının alıcı olarak gösterdiği bir üçüncü kişiye veya kendisine ödenmesini,

r) Serbestçe girilemeyen yer: Serbestçe

girilip alıcısına ulaşılamayacak resmi veya özel kurum ve kuruluşları,

…

ifade eder.”

19. PTT Yurtiçi Havale ve Posta Çeki Yönetmeliği’nin 7.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Serbestçe girilemeyen yerlerdeki kişiler

adına gelen havale paraları, PTT işyerine başvuran alıcının kendisine, tayin

etmek kaydıyla mutemet veya vekiline yahut kuruluşun mutemedine ödenir.”

20. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17.

maddesi şöyledir:

"Tebliğ yapılacak şahıs otel, hastane,

tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemiyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmıyan bir yerde bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeri

idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder. Bunlar tarafından

muhatabın derhal buldurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ

kendilerine yapılır."

21.7201 sayılı Kanun'un 22. maddesi şöyledir:

"Muhatap yerine kendisine tebliğ

yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran onsekiz

yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır."

22.7201 sayılı Kanun'un 23. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu

mazbatanın:

...

5. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ

muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe

ehil olduğunu,

...

İhtiva etmesi lazımdır."

23. 25/1/2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Yönetmeliği'nin 26. maddesi şöyledir:

"Belirli bir yerde devamlı olarak meslek

veya sanatını icra edenlere, o yerde de tebligat yapılabilir.

Muhatabın işyerinde bulunmaması halinde

tebliğ, aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine

yapılır.

Muhatap, meslek veya sanatını konutunda icra

ediyorsa, kendisi bulunmadığı takdirde memur veya müstahdemlerinden birine

yapılır. Bunlardan hiç birinin bulunmaması durumunda

tebliğ, aynı konutta sürekli olarak oturan kişilere veya hizmetçilerinden

birine yapılır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, temyiz başvurusunda tamamlaması gereken posta

masraflarını kesin süre içinde PTT kanalıyla Mahkemeye havale ettiğini, bütün

harç ve masrafları süresinde ödemiş olmasına rağmen ödemenin süresinde

yapılmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verildiğini,

Kanun'da masrafların mutlaka mahkeme veznesine yatırılması gerektiği hususunun

belirtilmediğini, muhtırada Mahkeme mührünün bulunmaması, tebligat şerhinin de

Kanun'un aradığı şartları taşımaması nedenleriyle geçersiz olduğunu, tebligat

iş yeri çalışanına tebliğ edilmesine rağmen Yargıtay ilamında kendisine tebliğ

edildiğinin belirtildiğini, bu açıdan kararın keyfî olduğunu, karar düzeltme ilamında

esasa yönelik itirazlarına cevap verilmediğini, karara imza atan Daire

üyelerinin daha önce benzer konuda tebligatın geçersizliğine yönelik karar

verdiklerini, bu yönüyle tarafsız mahkemede yargılanma hakkının zedelendiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden

yargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1.Kabul Edilebilirlik Yönünden

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddialarının, havale

edilen masrafların Mahkeme veznesine geç ulaşması nedeniyle temyiz talebinin

süre yönünden reddedilmesi hususu ile ilgili olarak mahkemeye erişim hakkı

çerçevesinde değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucu; belirtilen süre içinde PTT şubesinden havale

yoluyla masrafları Mahkemeye gönderdiğini, ödemenin fiilen bu sürede Mahkeme

veznesine yapılması gerektiğine yönelik Kanun'da bir hüküm bulunmadığını,

Yargıtay tarafından yapılan değerlendirmenin katı ve şekilci olduğunu

belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

31. Mahkemeye erişim hakkı, adil yargılanma hakkının en temel

unsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da

imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.

Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da

kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğinin kabulü gerekir ( Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, §

27).

32. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların hakkın

özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve

ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38).

33. Temyiz yoluna başvurulmasına ilişkin kısıtlamalar da dava

açılması konusundaki kısıtlamalar gibi kural olarak mahkemeye erişim hakkına

müdahale teşkil eder. Bu kısıtlamalar süre, harç ve benzeri birtakım usul

şartları öngörülmesi şeklinde de olabilir (Neriman

Polat, B. No: 2012/1223, 5/11/2014, § 39).

34. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön

koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde

bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden

herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır

ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına

karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,

28/11/2013).

35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre de

bir kanuni düzenlemenin bireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadar

kesinlik içermesi, kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle bu

kanunun düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları

makul bir düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak ölçüde

olması gerekmez. Kanunun açıklığı, arzu edilir bir durum olmakla birlikte bazen

aşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan

değişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği

yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüller

içermektedir (Mustafa Boztepe, B.

No: 2013/8502, 13/4/2016, § 38).

36. Mahkemeye etkili erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda

tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye

ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirmektedir.

Özellikle hukuki belirsizlikler ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilmektedir (Mustafa

Boztepe, § 33). Bunun yanında bir mahkemeye başvuru hakkının yasal

birtakım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul

kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek

aşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul

kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı esneklikten

kaçınmalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

37. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle

bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa Mahkemesince incelenebileceği tabiidir.

Mahkemeye erişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın

koşulları çerçevesinde olacaktır (Kemal İnan,

B. No: 2013/1524, 6/10/2015, § 49). Somut başvuruda da Anayasa Mahkemesinin

görevi, usul kurallarının uygulanması konusunda derece mahkemelerinin takdir ve

değerlendirmelerini denetlemek olmayıp usule ilişkin uygulamanın başvurucunun

mahkemeye erişim hakkını, Anayasa'ya aykırı olarak kısıtlayıp kısıtlamadığını

denetlemektir.

38. Usul kurallarının hukuki güvenliğin sağlanması ve

yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine

hizmet etmek yerine kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafından

görülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmesi durumunda mahkemeye erişim

hakkı ihlal edilmiş olacaktır (Neriman Polat,

§ 37).

39. Somut olayda başvurucunun Mahkeme kararını süresinde temyiz

ettiği, 22/1/2013 tarihli muhtıra ile eksik kalan harç, posta ve tebligat

masraflarının tebliğden itibaren yedi günlük kesin süre içinde yatırılması,

aksi takdirde temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağının başvurucuya ihtar

edildiği, muhtıranın 5/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği

anlaşılmıştır. Başvurucu vekili 8/2/2013 tarihinde, PTT şubesinden havale yoluyla

posta giderleri ve eksik harcı Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine göndermişse de

bedelin kesin süre içinde Mahkeme veznesine intikal etmediği anlaşılmaktadır.

İlk Derece Mahkemesi dosyayı temyiz incelemesi için Yargıtay 19. Hukuk

Dairesine göndermiş; Dairenin Kanun'da açıklanan sürenin postaya verme süresi

olmadığını, kesin sürede bedelin Mahkeme veznesine yatırılması gerektiğini

belirterek temyiz dilekçesinin reddine karar verdiği ve karar düzeltme talebini

reddettiği anlaşılmıştır.

40. 1086 sayılı mülga Kanun’un 432. maddesinde temyiz

dilekçesinin kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine

verilebileceği, temyiz dilekçesi kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye

verilmişse 434. maddeye göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye

örnekleriyle birlikte gönderileceği, aynı Kanun’un 434. maddesinde ise temyiz

isteğinin harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağı, temyiz

dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödeneceği, bunların eksik

ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa kararı veren hâkim veya mahkeme başkanı

tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması gerektiği, aksi

hâlde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak

bildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde

kararın temyiz edilmemiş sayılmasına mahkemenin karar vereceği düzenlemelerine

yer verilmiştir.

41. Belirtilen kanuni düzenlemelerden anlaşıldığı üzere temyiz

başvuru harcının yanında temyiz aşamasına ilişkin posta ve tebligat

masraflarının da temyiz edene yapılan ihtar ile verilen süre içinde ilgili

mahkeme kalemine ulaştırılması gerekmekte olup bu gerekliliğin yerine

getirilmesi, kanun gereği temyiz edenin sorumluluğundadır. Hak kaybına uğramak

istemeyen temyiz eden taraf, belirtilen masraflara ilişkin paranın mahkeme

kalemine ulaşmasını sağlamalıdır. Ancak ilgili mevzuatta, temyiz eden tarafın

bu sorumluluğu nasıl yerine getireceği, belirtilen paranın dosyasına ulaşmasını

nasıl temin edebileceği, bunun yanında diğer görevlilerin sorumluluklarının

hangi aşamaları kapsadığı, öngörülebilir bir şekilde ve ilgililer açısından

herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak bir açıklıkta düzenlenmemiştir. Bunun

yanında İlk Derece Mahkemesinin, posta ve tebligat giderlerinin yedi günlük

kesin süre içinde dava dosyasına yatırılması gerektiği uyarısını içeren

22/1/2013 tarihli yazısında da başvurucunun belirtilen giderleri, bulunduğu

yerden nasıl iletebileceği konusunda aydınlatıcı bir bilgi verilmemiştir (Neriman Polat, §§ 49, 50

).

42. Başvurucunun havale hizmetinden yararlandığı PTT’nin

28/11/2014 tarihli ve 12986674-301.01-46638 sayılı “Resmi Kurum ve Kuruluşlar

ile Tüzel Kişiliklere Konutta Teslim Havale Kabulü” konulu tebliği gereğince

PTT Yurtiçi Havale ve Posta Çeki Yönetmeliği’nin 3. maddesinin (r) bendinde yer

alan “serbestçe girilemeyen yer” kavramının serbestçe girilip alıcısına

ulaşılamayacak resmî veya özel kurum ve kuruluşları ifade ettiği, bu yerlerdeki

kişiler adına gelen havale paralarının PTT işyerine başvuran alıcının kendisine

ya da ilgilisine ödeneceği, neticeten tüm resmî kurumlara yapılan havalelerde

ödeme yerinin PTT iş yeri olduğu anlaşılmaktadır (Neriman Polat, § 51).

43. Başvurucu; kendisinden talep edilen masraf tutarını İlk

Derece Mahkemesi hesabına süresinde yatırdığı, davasını takip etmekte gerekli

dikkat ve özeni gösterdiği anlaşılmaktadır.

44. Nitekim Yargıtayın benzer bir

davada, yargılama sırasında havale yoluyla dosyaya gönderilen gider avansının

kesin süreden sonra mahkeme veznesine ulaşması nedeniyle İlk Derece

Mahkemesince verilen ret kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede davacı

vekilinin dosyaya sunduğu “12/12/2011 tarihli PTT Genel Müdürlüğü, ödeme

belgesiyle” söz konusu 50 lirayı eldeki dava dosyasına havale edilmek üzere PTT

veznesine yatırdığını, Mahkemenin ara kararına ilişkin yargılama tutanağının

2/12/2011 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiğini, davacı vekilinin bu

tarihten on gün sonra yani henüz iki haftalık süresi dolmadan söz konusu parayı

PTT kanalıyla dosyaya gönderdiğinin sunulan ödeme belgesiyle sabit olduğunu

ancak PTT'deki gecikme nedeniyle anılan paranın 25/1/2012 tarihinde dosyaya

intikal ettiğini, davacı vekilinin Mahkemece, öngörülen süre içinde söz konusu

parayı dava dosyasına göndermek üzere PTT veznesine yatırdığına göre PTT'den

kaynaklanan gecikme nedenine ait hesabın dava sahibinden sorulmasının

hakkaniyet kuralına uygun düşmeyeceğini ve bu sorumluluğun davacı tarafa

yükletilemeyeceğini, belirlenen bu somut ve hukuki olgular karşısında davacı

vekilinin verilen iki haftalık kesin süre henüz dolmadan söz konusu parayı

Mahkeme dosyasına göndermek üzere PTT’ye yatırdığı ve buna bağlı olarak üzerine

düşen görevini yerine getirdiği gözetilerek Mahkemece, iddia ve savunma

doğrultusunda gerekli işlemlerin yapılması gerektiği hâlde yazılı gerekçeyle

dava şartı yokluğundan yani usulden davanın reddine karar verilmesi usul ve

kanuna aykırı olduğunu belirterek hükmü bozduğu anlaşılmıştır (Yargıtay 8.

Hukuk Dairesinin 5/10/2012 tarihli ve E.2012/1921, K.2012/8719 sayılı ilamı).

45. Yukarıdaki tespitler ışığında eksik temyiz harç ve

giderlerinin tamamlanmasına yönelik 1086 sayılı mülga Kanun'un 434.

maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Mahkemeceçıkarılan

ve 5/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilen yedi gün kesin süreli

muhtıranın ardından 8/2/2013 tarihinde başvurucu tarafından PTT kanalı ile

gönderilen masrafların 13/2/2013 tarihinde öngörülen süre geçtikten sonra

Mahkemeye ulaşması üzerine Kanun'da belirtilen sürenin postaya verme süresi

olmadığı, bu nedenle masrafların süresinde Mahkeme veznesine yatırılmadığı

gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin hukuki güvenlik ve

belirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde ve ölçülü

olduğunun kabul edilemeyeceği, Yargıtay Dairesi tarafından yapılan yorumun

başvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde aşırı şekilci

bir yaklaşımla elde edildiği, bu açıdan başvurucunun mahkemeye erişim hakkının

zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.

46. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

48. Başvurucu, yeniden yargılamaya ya da 332.143,43 TL maddi,

10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

49. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

50. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (ticaret mahkemesi

sıfatıyla) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

51. İhlal tespitinin yeterli tatmin sağladığı

değerlendirildiğinden başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için

ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2007/163, K.2012/342 sayılı dosyası) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Kosifler

Araç Kiralama Limited Şirketi

Vekili

:

Av. İzzet

HAMLE

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2831, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL
  12. B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan mahkemeye
  13. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  14. F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Hamle
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2831
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Zahide Bayındır ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18314)
  • Bank Alpınum A.g. Başvurusu (B. No: 2014/11524)
  • Esma Aydın Başvurusu (B. No: 2014/1176)
  • Erol Yükrük Başvurusu (B. No: 2014/10904)
  • Abdulkerim Vural Başvurusu (B. No: 2014/4752)
  • Burhan Akbay Başvurusu (B. No: 2014/6777)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.