İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kutbettin Yasak Başvurusu (B. No: 2015/5693)

1. Başvuru, güvenlik güçleri ile terör örgütü mensupları

Başvuru No2015/5693Tarih14 Kasım 2018Okuma10 dk · 2.062 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kutbettin Yasak Başvurusu

Karar tarihi
14 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/5693
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.062 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, güvenlik güçleri ile terör örgütü mensupları

arasında yaşanan bir silahlı çatışma sırasında çatışmanın yaşandığı bölgede

yaşayan bir kişinin ateşli silahla yaralanması ve bu olay hakkındaki ceza

soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Bir grup silahlı terör örgütü mensubu 11/8/1994 tarihinde

saat 17.00 sıralarında Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde bulunan Dokuz Virajlar

bölgesinden geçmekte olan Kulp İlçe Jandarma Komutanlığı ile Kulp Jandarma

Komando Bölük Komutanlığı görevlilerine ateş etmiştir. Bu olay sonrasında

güvenlik güçleri ile terör örgütü mensupları arasında yaşanan çatışma esnasında

çatışmanın yaşandığı bölgede bulunan bir çadırda yaşayan başvurucu, sağ ön

kolundan yaralanmıştır.

9. İlk tedavi için Kulp Sağlık Ocağına götürülen ve burada sağ

ön kolunda mermi giriş ve çıkış deliği saptanan başvurucu, aynı gün Diyarbakır

Devlet Hastanesine sevk edilmiştir.

10. Başvurucunun muayenesinin yapıldığı Diyarbakır Devlet

Hastanesince düzenlenen 11/8/1994 tarihli raporda, başvurucunun hayati

tehlikesinin bulunmadığı belirtilmiştir.

11. Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı olay hakkında resen soruşturma

başlatmıştır.

12. Kolluk görevlilerince olay yeri tespit tutanağı düzenlenmiş,

olay yerinin bir krokisi çizilmiş ve başvurucunun ifadesi alınmıştır.

13. Başvurucu ifadesinde; çatışma esnasında bir askerin

çağırması üzerine söz konusu askerin mevzi aldığı taşın arkasında bir süre

oturduğunu, hayvanlarını merak ettiği için yaşadığı çadırın bulunduğu yere

gitmek istediğini, bahsettiği askerin gitmemesi için kendisini uyardığını, buna

rağmen oturduğu yerden ayrıldığını ve bir süre sonra terör örgütü mensuplarınca

açıldığını düşündüğü ateş sonucu vurulduğunu söylemiştir.

14. Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma görevinin kendisini ait

olmadığı gerekçesiyle 7/9/1994 tarihinde görevsizlik kararı verip soruşturma

evrakını Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığına (DGM Cumhuriyet

Başsavcılığı) göndermiştir.

15. DGM Cumhuriyet Başsavcılığı 11/11/1994 tarihinde, Cumhuriyet

Başsavcılığına bir müzekkere yazmış ve olayın tahkikatının yapılarak üç ayda

bir bilgi verilmesini istemiştir.

16. DGM Cumhuriyet Başsavcılığı 12/10/1998 ve 18/10/2002

tarihlerinde, olayla ilgili bilgi, beyan ve ihbar varsa bildirilmesi, faillerin

tespitine çalışılması, arama ve neticelerinden üç ayda bir haber verilmesi için

Cumhuriyet Başsavcılığına, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma

Komutanlığına müzekkereler yazmıştır.

17. DGM Cumhuriyet Başsavcılığı 1/3/2004 tarihinde daimi arama kararı vermiş ve zamanaşımının 12/8/2014

tarihinde dolacağını belirlemiştir.

18. DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 12/10/1998 ve 18/10/2002

tarihli yazıları ile 1/3/2004 tarihli daimi arama

kararı uyarınca, faillerin tespit edilemediği ve araştırmaların devam ettiği

yönünde kolluk görevlilerince belirli aralıklarla düzenlenen tutanaklar DGM

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

19. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile

görevli), 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun ile 12/4/1991 tarihli ve 3713

sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca kurulan mahkemeler ile

Cumhuriyet başsavcılıkların görevlerine son verildiği ve soruşturma yetkisinin

yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu gerekçesiyle 13/3/2014 tarihinde

yetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı, 23/5/2014 tarihinde daimi arama kararı vermiştir. Bu karar uyarınca kolluk

görevlileri, 25/9/2014 tarihinde, faillerin tespit edilemediğine ve

araştırmaların devam ettiğine dair bir tutanak düzenlemişlerdir.

21. Cumhuriyet Başsavcılığı, silahlı

terör örgütüne üye olma ve kasten

yaralama suçları için olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte

bulunan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen 20 yıllık

dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle 8/12/2014 tarihinde olayın

kovuşturulmasına yer olmadığına karar vermiştir.

22. Bahse konu karara başvurucu vekilince yapılan itiraz,

Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 13/2/2015 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

23. Hâkimlik kararı başvurucu vekiline 6/3/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş olup bireysel başvuru 30/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

24. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuka ilişkin

bilgiler Anayasa Mahkemesinin Sultani Acar

(B. No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-61) başvurusu hakkında verdiği kararda yer

almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; güvenlik güçleri ile terör örgütü mensupları

arasında yaşanan çatışmada sivillerin korunması için gerekli tedbirlerin

alınmadığını, yaralanması hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz

yürütüldüğünü ve faillerin tespit edilememesi nedeniyle zararının giderilmesi

için başka hukuki yollara başvuramadığını öne sürerek yaşam, adil yargılanma ve

etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bu bağlamda

başvurucu, başvuruya konu olay nedeniyle elinde sürekli duyu kaybı meydana

geldiğini, yarasının kalıcı olup olmadığı ile ilgili rapor aldırılmadığını,

basit bir kroki çizmek dışında olay yeri incelemesi yapılmadığını, 11/11/1994

tarihinden sonra belli aralıklarla yenilenen müzekkereler ile bu müzekkerelere

verilen cevaplar dışında soruşturmada gelişme yaşanmadığını ve olayın meydana

geldiği dönemin şartları ve yaşadığı gerginlik nedeniyle bir yıllık dava açma

süresi içinde devlete karşı dava açma ihtimalinin olmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

28. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır."

1. Uygulanabilirlik ve

İncelemenin Kapsamı Yönünden

29. Somut olayda başvurucu hayattadır. Bu nedenle başvuruda,

öncelikle yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının uygulanabirliği hususunda bir

değerlendirme yapılması gerekir.

30. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri -doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte- ölümle sonuçlanmayan bir olaya ilişkin başvuru da mağdura karşı

gerçekleştirilen eylemin niteliği ve failin amacı gibi somut olayın koşulları

dikkate alınarak yaşam hakkı kapsamında incelenebilir. Bu değerlendirme

yapılırken eylemin potansiyel olarak öldürücü niteliğe sahip olup olmadığı ile

maruz kalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü üzerindeki sonuçları önem

taşımaktadır (Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017, § 69;Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017,§§

109, 110).

31. Başvurucunun güvenlik güçleri ile terör örgütü mensupları

arasında yaşanan bir çatışmada yaralandığı ve bu silahlı çatışmanın

başvurucunun hayatı üzerinde meydana getirdiği tehlike dikkate alındığında

başvurucuya yönelik eylemin ölümle sonuçlanabilecek nitelikte olduğu

tartışmasızdır. Eylemin bu niteliği ve başvurucunun fiziki bütünlüğü üzerindeki

sonuçları diğer faktörlerle birlikte gözönünde bulundurulduğunda

başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

32. Öte yandan başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirme

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eden

Anayasa Mahkemesi(Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16), başvurucunun iddialarının özünün çatışma

sırasında sivillerin zarar görmemesi için gerekli tedbirlerin alınmadığına ve

olayın etkili bir biçimde soruşturulmadığına ilişkin olduğunu dikkate alarak

diğer haklar ile bağlantı kurulmak suretiyle ileri sürülen iddiaları da yaşam

hakkı kapsamında incelemiştir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yaşam Hakkının Maddi

Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasının birinci

cümlesi ile yedinci fıkrası şöyledir:

"İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu

açıktır...

...

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür."

34. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

35. Somut olayda başvurucu, güvenlik güçleri ile terör örgütü

mensupları arasında yaşanan çatışmada sivillerin korunması için gerekli

tedbirlerin alınmadığı iddiasını idari yargıda açacağı bir tam yargı davasında

dile getirerek yetkililerin kusurlu olup olmadıklarını tespit ettirme ve maruz

kaldığı zarara ilişkin tazminat alma imkânına sahiptir. Başvurucu olayın

meydana geldiği dönemin şartları ve yaşadığı gerginlik nedeniyle süresi içinde

dava açma ihtimalinin olmadığını ileri sürmüş ise de bahsettiği şartların ne

olduğu, bu şartların sona erip ermediği, sona ermiş ise neden dava açmadığı

hususlarında herhangi bir açıklama yapmamıştır. Kısaca başvurucu, süresi içinde

dava açma imkânı olmadığı iddiasını temellendirmemiştir. Bu nedenle

başvurucunun hukuk sisteminde mevcut bir yargısal yolu tüketmeksizin bireysel

başvuruda bulunduğu sonucuna varılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal

edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yaşam Hakkının Usul Boyutunun İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

38. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

39. Yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gereken bir olayla ilgili

soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak

surette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması

şartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi,

bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun

olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

40. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmesine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa başvuruculardan

soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul olmayacaktır. Böyle bir

durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve şikâyetlerini çok uzun süre

geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira soruşturmanın etkililiğini

sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde anılan ihlal iddiaları

yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir (Yasin Ağca, § 121). Böyle bir durumda

başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları veya

varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her başvurunun şartlarına

bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B.

No: 2014/15732, 24/1/2018, § 87; Sultani Acar, § 84).

41. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde

dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun

farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88;

Sultani Acar, § 85).

42. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark

edilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun

zaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâle

getirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve

pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşam

hakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamaya

karar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip

tazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile

sorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve

gerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için

yeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin

önlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;

Sultani Acar, § 86).

43. Somut olayda, başvurucunun yaralanmasına neden olan olay

hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatılmış ve soruşturma

kapsamında başvurucunun adli raporu aldırılıp beyanı tespit edilmiş, olay

tespit tutanağı düzenlenmiş ve olay yerinin basit bir krokisi çizilmiştir.

Bununla birlikte DGM Cumhuriyet Başsavcılığının Cumhuriyet Başsavcılığına

yazdığı olayın tahkikatının yapılarak üç ayda bir bilgi verilmesine ilişkin

11/11/1994 tarihli müzekkere sonrasında olayın aydınlatılabilmesini ve

sorumluların belirlenebilmesini sağlayabilecek nitelikte bir soruşturma işlemi

yapılmamıştır. Şikâyetini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanın

etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektiği yönünde herhangi

bir iddiası bulunmayan başvurucu da soruşturma sürecinde yetkili makamlardan

soruşturmayla ilgili herhangi bir talepte bulunmamıştır.

44. DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 11/11/1994 tarihli

müzekkeresi sonrasında soruşturmada herhangi bir gelişme yaşanmadığını beyan

ederek soruşturmanın etkisizliğinin farkında olduğunu açıkça ortaya koyan

başvurucunun bireysel başvuruda bulunmak için soruşturmanın sonuçlanmasını

beklemesinin gerekmediğini ve bireysel başvuruların kabul edilmeye başlandığı

23/9/2012 tarihinden sonra başvuru yapma imkânının bulunduğunu dikkate alan

Anayasa Mahkemesi, 30/3/2015 tarihinde yapılan başvurunun süresinde yapılmış

bir başvuru olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin

süre aşımı nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

14/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu

:

Kutbettin

YASAK

Vekili : Av. Ahmet Kerim TÜCER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/5693, 14 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  11. B. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  12. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Deveci
  16. Yasak
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/5693
Tarih
14 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Sara Akgül Başvurusu (B. No: 2015/269)
  • Novartis Ag Başvurusu (B. No: 2015/11867)
  • Mehmet Sedek Zengin Başvurusu (B. No: 2015/819)
  • Fuat Yıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/13401)
  • Mehmet Satıcıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/11339)
  • Mustafa Tekinalp Başvurusu (B. No: 2017/22160)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.