İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.a.b. Başvurusu (B. No: 2015/288)

1. Başvuru, astsubay olan başvurucunun sosyal medya

Başvuru No2015/288Tarih19 Kasım 2020Okuma23 dk · 4.514 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm M.A.B. Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2015/288
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.514 kelime·23 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, astsubay olan başvurucunun sosyal medya

hesabından üstleri hakkında yapmış olduğu paylaşımlar sebebi ile hakkında Türk

Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesinin ifade özgürlüğünü, adil

yargılanma hakkını ve masumiyet karinesi ilkesini ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. 1972 yılında Mersin'in Mut ilçesinde doğan başvurucu

10/7/2013 tarihine kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) astsubay olarak görev

yapmıştır.

A. Başvurucu Hakkındaki Askerî Ceza Soruşturmaları ve

Yargılaması Süreci

9. Başvurucu hakkında 4/5/2012 ve 29/4/2013 tarihlerinde

olmak üzere Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ağrı 12. Mekanize Piyade Tugay

Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) tarafından iki farklı iddianame

tanzim edilmiştir.

10. Askerî Savcılık tarafından düzenlenen 4/5/2012

tarihli ilk iddianame 17/4/2012 ve 22/4/2012 tarihli iki ayrı eylemi konu

edinmektedir.

11. 17/4/2012 tarihinde Ağrı'nın Eleşkirt ilçesi 12.

Mekanize Piyade Tugayı 2. Mekanize Piyade Tabur ve Karargah Bölük Komutanlığı

emrinde piyade başçavuş olarak görev yapan başvurucu, görev yaptığı bölüğü ile

birlikte içtima düzeni almış tekmil vermek için bölük komutanını beklerken

içtima alanının önündeki yoldan geçmekte olan Piyade Binbaşı R.G.ye dönerek

cephe selamında durmuştur. R.G.nin başvurucunun selamını almaması üzerine

başvurucu 29 er/erbaş ve 4 rütbeli askerî personel önünde R.G.ye "Neden

selamımı almıyorsunuz komutanım?" şeklinde bir soru yöneltmiştir. R.G.

başvurucunun bu sorusu üzerine "Sen bana cephe selamı veriyorsun. Selam

vermeyi bilmiyorsan o rütbeyi neden taşıyorsun?" şeklinde bir yanıt

vermiştir. Başvurucunun R.G.nin bu yanıtına karşılık olarak "Üstüm

olarak bana selam vermeyi siz öğretin komutanım." şeklinde cevap

vermesi akabinde R.G. "Sana selam nasıl verilir öğreteceğim,

göreceksin." şeklinde bir yanıtla diyaloğu sonlandırmıştır.

12. 22/4/2012 tarihinde ise başvurucu ve R.G. Eleşkirt

İlçe merkezinde karşılaşmışlardır. Başvurucu, R.G.yi "a.ına

k.yayım" diyerek boğazından itmiş; ardından "Erkeksen arkaya

gidelim. Orada görüşelim." şeklinde bir ifade yöneltmiştir. Başvurucu

sonrasında "Şerefsiz, terbiyesiz" ifadelerini kullanarak olay

yerinden uzaklaşmıştır.

13. Başvurucunun 4/5/2012 tarihli iddianame ile Binbaşı

R.G.ye karşı işlediği iddia olunan eylemler sebebi ile üste fiilen taarruz,

üste hakaret ve toplu asker karşısında üste saygısızlık suçlarından

cezalandırılması talep edilmektedir.

14. Başvurucu bireysel başvuru dosyasına Askerî Savcılık

tarafından düzenlenen 4/5/2012 tarihli iddianameye ilişkin yargılamaya dair

herhangi bilgi veya belge sunmamıştır.

15. 29/4/2013 tarihli iddianame ise başvurucunun Twitter

isimli sosyal medya platformundaki hesabından üstleri ve TSK hakkında toplam

kırk yedi paylaşımda bulunduğu iddiasını içermektedir. Yayımlanan paylaşımların

bazıları şu şekildedir:

"TSK disiplin kanunu ile bu

kenerallere fişleme iznini dolaylı olarak siz verdiniz. Merak ediyorum yüzünüz

kızarıyor mudur?

Bağışlarımızı kene ral vakıflarına değil

temada yapalım. Eleşkirtli astsubaylar buna firesiz uydu. Örnek alınır firesiz

umarım.

Komutan talimat vermiş, vakıflar bir

daha araştırılsın. Tebellüğ belgesi olsun demiş. Ne oldu? Zoruna mı gitti?

Bugün kene rallin az mı yedi acaba?

Saltanat kalktı diye söyleniyor.

Gerçekten kalktı mı? Yoksa çoklu kena rallere mi geçti? Ne dersiniz?

Malbaylar sıfatlarından rahatsız imiş.

Neden rahatsız oluyorsun kardeşim? Sıfatın size yakışıyor. Maaaaalbayıım.

Ey TSK sende adalet kavramının şerefi

olsa bu kadar MLBY LARI batıda değil doğuda çalıştırırsın.

Dünyada hak etmediği saygı gören iki

mahluk açıklıyorum. Hindistan'da İNEKLER, Türkiye'de SUBAYLAR.

Astsubaylar subaylarla kardeşmiş. Git

kendine PKK'yı kardeş seç. Bizden size kardeş olmaz. Olsa olsa karadaş olur.

Ağrı'da kantin soygunu bir densiz olan

B.E.nin iftirası ile Balporsuğuna atılmaya çalışılıyor.

Ağrı'da askeri kantini çalıştıramayan

yerden bitme subay, bir astsubaya iftira atarak şerefsizliğini taçlandırdı.

Ağrı Eleşkirt'te kantinde yapılan

yolsuzluğu bir astsubaya atmak için tugay arazi aramasına çıkartıldı. Sonuç

eski kantin başkanı ödüllendirildi.

Düşünebiliyor musun 1 ay önceki kantin

başkanı tahkikat heyeti başkanı yani kuzu kurda teslim edilmiş. "

16. Başvurucu tarafından sosyal medya hesabından

yapıldığı ileri sürülen söz konusu paylaşımlar başvurucu ile aynı tugayda görev

yapan astsubay H.K. tarafından yeniden paylaşılmıştır. Başvurucunun yazıp

yayımladığı ileri sürülen ve H.K. tarafından da paylaşılan iletilerin bazıları

şu şekildedir:

"Generallere kıyaslasam ne varmış

meslek hayatımın 16 yılını doğuda hangi kenaral benim kadar kalmış doğuda

En tecrübeli o.... Albaylardır.

Denetlemelerde uzmanlıkları artmış ve tecrübe kınına sığmaz olmuş. İçlerinde

mekik uzmanı bile var.

Uzaman kanunu 3 saatte yazılmış. Ama 30

yıldır değiştirilemiyor. Değiştirilmesi için keneral zammı olmalı"

17. Başvurucunun söz konusu paylaşımları nedeni ile

müteaddit zincirleme üste hakaret (20 defa) ve üste hakaret (2 defa)

suçlarından cezalandırılması talep edilmiş ve başvurucu hakkında askerî ceza

mahkemesinde dava açılmıştır.

18. Başvurucu tarafından bireysel başvuru dosyasına

sunulan 27/11/2018 havale tarihli dilekçe ve ekinde yer alan belgeden,

21/1/2017 tarihli 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'nın 145. maddesinde düzenlenen

"Askeri Yargı" maddesinin yürürlükten kaldırılmasının ardından

başvurucu hakkındaki yargılamaya Eleşkirt Asliye Ceza Mahkemesi tarafından

devam edildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme başvurucu tarafından yapılan bireysel

başvuru sonrasında 12/10/2018 tarihinde karar vermiş olup ilgili paylaşımların

yapıldığı Twitter hesabının başvurucu tarafından kullanıldığı hususunun tespit

edilemediğini belirterek başvurucunun delil yetersizliğinden beraatine

hükmetmiş, karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.

B. Başvurucunun TSK'dan İlişiğinin Kesilmesine Dair

İşleme Karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açtığı İptal Davası Süreci

19. 4/5/2012 ve 29/4/2013 tarihli iddianamelerde ileri

sürülen hususlar ile başvurucunun özlük ve sicil dosyası incelenerek başvurucu

hakkında TSK'dan ayırma süreci başlatılmıştır. İlgili silsile takip edilerek

nihayetinde Genelkurmay Başkanlığının uygun görüşü ve Millî Savunma

Bakanlığının onayı ile başvurucunun 10/7/2013 tarihinde kesin olarak TSK'dan

ilişiği kesilmiştir.

20. Başvurucu; söz konusu sosyal medya hesaplarının

kendisine ait olmadığını ve söz konusu iletilerin kendisi tarafından yazılıp

yayımlanmadığını, hakkındaki ceza yargılaması devam ederken savunması dahi

alınmadan hakkında TSK'dan ayırma işlemini gerçekleştirilmesinin ifade özgülüğünü

ihlal ettiğini belirterek işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebi

ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

21. Yapılan yargılama sonucunda AYİM 1. Dairesi (Mahkeme)

13/5/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, gerekçesinde

usule ve esasa ilişkin şu değerlendirmelerde bulunmuştur:

i. Usule ilişkin olarak yapılan değerlendirme 31/1/2013

tarihli 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun geçici 1.

maddesinin (4) numaralı fıkrasının son cümlesine dair yapılan Anayasa'ya

aykırılık itirazının bekletici mesele yapılıp yapılmamasına ilişkindir.

Mahkeme, görülmekte olan başka bir dosyada 6413 sayılı Kanun'un yürürlüğe

girişinin idarenin takdirine bağlı olarak yönetmelik hükmüne bağlanması sebebi

ile Anayasa'ya aykırılık itirazında bulunulduğunu ancak söz konusu yönetmeliğin

12/4/2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanması sebebi ile 6413 sayılı

Kanun'un geçici 1. maddesinin yargılama sırasında yürürlükten kalktığını

belirterek Anayasa Mahkemesinin kararının bekletici mesele yapılmamasına karar

vermiştir.

ii. Mahkeme esasa ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede

ise başvurucunun sicil ve özlük dosyasında bulunan bilgilerle başvurucu

hakkında tanzim edilen 4/5/2012 ve 29/4/2013 tarihli iddianameler birlikte

değerlendirmiştir. Başvurucunun sicil dosyasının incelenmesi sonucunda

başvurucunun sicil notlarının "iyi" olduğunu ve sicil

dosyasında başvurucuya ait on dokuz takdir belgesi bulunduğunu belirten

Mahkeme, başvurucu hakkında farklı sicil üstlerince bildirilmiş çeşitli olumsuz

kanaatlere de rastlandığını belirtmiştir. Başvurucunun "tabur

bölgesinde bulunmama", "askeri terbiye kurallarına uymama",

"amir ve üste saygısızlık", "haftalık bakıma nezaret

etmeme" "emre itaatsizlik", dedikodu yapmak", "idari

makamları boş yere işgal etmek", istirahat aldığını amirine

bildirmemek", telefonlara cevap vermemek", idari teste

katılmamak", "izin almadan sevk almak", dilekçesinde amirine

saygısızlık yapmak" eylemlerinden 6 defa uyarı, 1 defa ikaz, 4 defa

göz hapsi ve 1 defa oda hapsi aldığını belirten Mahkeme; tüm bu hususlara ek

olarak 26/4/2013 tarihli iddianamede yer verilen ve başvurucu tarafından

yapıldığı belirtilen paylaşımların başvurucudan sadır olup olmadığı yahut söz

konusu paylaşımların ceza hukuku bakımından suç teşkil edip etmediğiyle ilgili

bir değerlendirme yapmadığını, yalnızca paylaşımların vahametini nazara

aldığını belirterek başvurucunun kamu hizmetinde istihdamına devam edilmesinin

kamu yararına açıkça aykırılık teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Bu değerlendirmeler

ışığında başvurucunun disiplinsizlik nedeni ile tesis edilen ayırma işleminin

iptali talebini reddetmiştir.

22. Başvurucu tarafından karar düzeltme talebinde

bulunulmuş ise de AYİM tarafından yapılan inceleme neticesinde 18/11/2014

tarihinde karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

23. Ret kararı başvurucuya 11/12/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 7/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun

24. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı

Kuvvetleri Personel Kanunu'nun "Çeşitli nedenlerle Silahlı Kuvvetlerden

ayrılacak astsubaylar hakkında yapılacak işlem" kenar başlıklı mülga

94. maddesinin (b) fıkrası şöyledir:

"b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum

sebebiyle ayırma:

Disiplinsizlik veya ahlaki durumları

sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmiyen astsubayların hizmet

sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri

uygulanır.

Değişik: 29/7/1983 - 2870/7 md.) Bu

sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne

zaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ile

gerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı Astsubay Sicil

Yönetmeliğinde gösterilir. Bu gibi astsubaylardan durumlarının Yüksek Askerî

Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin

Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askerî Şura kararı ile

yapılır."

2. Yönetmelik

25. 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Astsubay Sicil Yönetmeliği'nin "Disiplinsizlik ve Ahlaki Durum

Nedeniyle Ayırma" başlıklı 60. maddesinin (a) ve (b) fıkraları şu

şekildedir:

"Aşağıdaki sebeplerden biri ile

disiplinsizlik veya ahlâkî durumları gereği Türk Silâhlı Kuvvetlerinde kalmaları,

bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir veya birkaç belge ile

anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın

emeklilik işlemi yapılır:

a.

Disiplin bozucu

hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,

b.

Hizmetin gerektirdiği

şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi,"

B. Uluslararası

Hukuk

26. İlgili uluslararası hukuk kuralları için asker

kişilerin ifade özgürlüğü için bkz. Hulusi Özkan, B. No: 2018/18638,

15/11/2018, §§ 17-19; masumiyet karinesi yönünden bkz. Barış Baş [GK],

B. No: 2016/14253, 2/7/2020, §§ 38-40; Galip Şahin, B. No: 2015/6075,

11/6/2018, §§ 18-30.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Masumiyet

Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, başvuru formunda söz konusu iletilerin

kendisi tarafından yazılmadığını belirterek, hakkındaki ceza yargılamasının

sonuçlanması beklenmeden TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesinin masumiyet

karinesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte

27/11/2018 tarihinde başvurucu tarafından Anayasa Mahkemesine bir ek beyan

dilekçesi sunularak, hakkındaki ceza yargılamasının beraat kararı ile

sonuçlandığı belirtilmiş ve masumiyet karinesi yönünden yapılacak incelemede bu

hususun da göz önünde alınması talep olunmuştur.

b. Değerlendirme

29. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel

başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye'nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek

protokoller kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18). Masumiyet karinesi; Anayasa'nın 38. maddesinin

dördüncü, Sözleşme'nin ise 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarında

düzenlenmektedir (Ahmet Altuntaş ve diğerleri [GK], B. No: 2015/19616,

17/5/2018, § 7).

30. Bir başka ifadeyle masumiyet karinesi, Anayasa'nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru

olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu

sayılamayacağı belirtilmek suretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Galip Şahin, B. No: 2015/6075,

11/6/2018, § 37).

31. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair

kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence

altına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan

suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat

mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya

kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak

nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

32. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet

karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır (Galip Şahin, §

38).

33. Güvencenin birinci yönü kişi hakkındaki ceza

yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza

gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin

olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve

eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu

yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir.

Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve

kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu

yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece

suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş

zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk,

disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin,

§ 39).

34. Masumiyet karinesinin ikinci yönü ceza yargılaması

sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha

sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin

masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin

suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını

gerektirir (Galip Şahin, § 40).

35. Diğer taraftan bilindiği gibi ceza muhakemesi hukuku

ile disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin

hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu

görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı

fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki

usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu

görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra

disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No:

2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30). Böyle bir durumda

Anayasa'da güvence altına alınan masumiyet karinesinin bir eylemi nedeniyle

ilgili hakkında hem ceza hem de disiplin işlemlerinin yürütülmesine engel

teşkil etmediğini, bu iki sürecin eş zamanlı olarak devam etmesinin de önünde

anılan güvence bakımından bir mâni bulunmadığını belirtmek gerekir.

36. Öte yandan ceza muhakemesi sonucunda kişinin müsnet

suçu işlemediğine dair hükümler dışında ceza mahkemesi hükmü, disiplin

makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir. Ancak cezai sorumluluğu

ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti

temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir

engel bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan

Pektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30).

37. Somut olayda, başvurucu hakkındaki ceza ve disiplin

hukuku süreçlerinin eş zamanlı olarak yürütüldüğü ancak disiplin işlemine karşı

açılan iptal davasının ceza yargılaması devam ederken sonuçlandığı, bu duruma

ek olarak 29/4/2013 tarihli iddianame kapsamında yürütülen ceza davasının ise

bireysel başvurudan sonra 12/10/2018 tarihinde beraat ile sonuçlandığı

görülmektedir. Bu itibarla yapılacak değerlendirmede, disiplin soruşturması ve

yargılaması sürecinde kamu makamlarının karar gerekçelerinde veya kullandığı

dil nedeniyle henüz ceza mahkemesi tarafından suçlu bulunmamış olan

başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmesine sebebiyet verilip verilmediğinin

ortaya konulması gerekmektedir.

38. AYİM kararının (bkz. § 21) incelenmesinden başvurucu

hakkında yalnızca 29/4/2013 tarihli iddianamenin dikkate alınmadığı,

başvurucunun özlük ve sicil dosyası ile 4/5/2012 tarihli iddianamedeki

iddiaların da ayırma işleminin değerlendirilmesinde nazara alındığı açıktır.

Gerekçeli kararda özellikle 29/4/2013 tarihli iddianamede hakaret suçuna konu

olduğu ileri sürülen ifadeler yönünden yapılan değerlendirmede ilgili

ifadelerin başvurucuya isnat edilen suçu oluşturup oluşturmadığı konusunda

Mahkeme tarafından bir değerlendirme yapılmasından özellikle kaçınıldığı, bu

hususta devam eden yargılama nazara alınarak son derece özenli bir dil

kullanıldığı görülmektedir.

39. Dolayısıyla başvuruya konu AYİM kararında başvurucunun

suçlu olduğuna yönelik bir ithamın bulunmadığı, suç vasfının ve mahiyetinin

tartışılmadığı, yalnızca somut olayın işlem tarihindeki koşulları dikkate

alınarak mevzuat bağlamında idari yönden değerlendirildiği ve tesis edilen

işlemin hukuka uygun olduğu yönünde hüküm kurulduğu görüldüğünden bireysel

başvuruya konu edilen AYİM kararında masumiyet karinesine yönelik bir

müdahalenin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle masumiyet karinesine yönelik

bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Adil

Yargılanma Hakkına İlişkin Diğer İhlal İddiaları Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

41. Başvurucu, görülmekte olan başka bir dosyada 6413

sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (4) numaralı fıkrasının Anayasa'ya

aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi önüne taşındığını, ancak Mahkemece,

Anayasa Mahkemesinin somut norm denetimine ilişkin kararının bekletici mesele

yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu ayrıca disiplin soruşturması sırasında savunmasının

alınmaması nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Başvurucu son olarak yargılama sırasında delillerinin toplanmadığından şikâyet

etmiştir.

b. Değerlendirme

42. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkeleri ışığında taraflara iddialarını sunma hususunda uygun olanakların

sağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini

sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

43. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Adil

yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi taraflara

dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve

bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını

gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece tarafların dinlenilmemesi, taraflara

delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi yargılama faaliyetinin hakkaniyete

aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir (Abdullah Özen, B. No:

2013/4424, 6/3/2014, § 21).

44. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm

aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının güvence

altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir

gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımının

sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden bilgi sahibi

olması, bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerine

verilmesidir (benzer değerlendirmeler için bkz. Taylan Özgür Tor, B. No:

2013/2454, 12/3/2015, § 43).

45. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve

sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

46. Anayasa'nın 152. maddesinin birinci fıkrasında bir

davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı

kararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin

ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde

Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı;

aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise Anayasa Mahkemesinin, işin kendisine

gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu

süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre

sonuçlandıracağı hükme bağlanmıştır.

47. Anayasa itiraz yoluna başvuran mahkemenin Anayasa

Mahkemesi kararını bekletici mesele yapmasını zorunlu kılmış, ancak mahkemenin

beklemeye mecbur olduğu süreyi işin Anayasa Mahkemesine ulaştığı tarihten

itibaren beş ay ile sınırlı tutmuştur. Bu süreden sonra mahkemenin Anayasa

Mahkemesi kararını beklemesini zorunlu kılan anayasal bir hüküm

bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunun, işin Anayasa

Mahkemesine ulaştığı tarihten itibaren beş aylık sürenin geçmesinden sonraki

dönemde bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı konusunda mahkemenin mutlak

takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle başvurucunun derece mahkemesinin beş

aylık süreden sonra da Anayasa Mahkemesi kararını bekletici mesele yapması

gerektiğine dair iddiasının savunulabilir bir temeli bulunmamaktadır.

48. Somut olayda başvurucu, ayırma işleminin iptali

istemiyle tarafsız ve bağımsız yargılama yapan AYİM nezdinde dava açarak anılan

işleme yönelik bilgi ve kanıtlar ile iddia ve savunmalarını yargı mercilerine

sunma fırsatı elde etmiştir. Yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğinde

işlemin tesisi aşamasında savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

yargılamanın adil bir şekilde yürütülmesini engelleyecek bir duruma yol açacak

nitelikte olmadığı görülmüştür. Dolayısıyla başvurucunun savunma hakkına

yönelik iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmaktadır.

49. Başvurucu tarafından ileri sürülen diğer iddialar,

mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

50. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İfade Özgürlüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

1. Başvurucunun

İddiaları

51. Başvurucu, yargılama konusu ifadelerin kendisi

tarafından yazıldığını kabul etmemektedir. Bununla birlikte başvurucu söz

konusu ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını, hakkında tesis edilen

resen ayırma işleminin anayasal bir hak olan ifade özgürlüğünü de ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

52. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı

26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini

söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve

yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın

haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, ...amaçlarıyla sınırlanabilir. .

..

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

53. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

54. Başvurucu hakkında sosyal medya hesabında yapmış

olduğu paylaşımlar da gözetilerek TSK'dan resen ayırma işlemi tesis edilmiştir.

O hâlde başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale söz konusudur.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

55. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin

... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

56. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

57. Müdahaleye dayanak olan 926 sayılı Kanun'un "Çeşitli

nedenlerle Silahlı Kuvvetlerden ayrılacak astsubaylar hakkında yapılacak

işlem" kenar başlıklı 94. maddesinin (b) fıkrası ile 28/12/1998

tarihli Astsubay Sicil Yönetmeliği'nin 60. maddesinin (a) ve (b) fıkralarının

kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

58. Astsubay olan başvurucunun sosyal medya hesapları

aracılığı ile üstleri hakkında birtakım açıklamalarda bulunması sebebi ile

başvurucu hakkında TSK'dan resen ayırma işlemi tesis edilmiştir. Güvenlik

kuruluşlarının kendine özgü disiplin kuralları vardır ve bu kurallar hem

güvenlik kuruluşlarının belirli bir düzen içinde çalışması hem de daha iyi

hizmet üretmesi için zorunluluktur. Dolayısıyla başvurucunun ifade özgürlüğüne

yapılan müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan kamu

düzeninin sağlanması meşru amacını taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

(i) Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

59. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında

demokratik toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması

gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü kişinin haber

ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve

kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla

birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,

savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.

Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla

açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve

gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların

hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 35-38).

(ii)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine

Uygun Olması

60. Anayasa Mahkemesinin daha önce bu konuda detaylı

olarak açıklama yaptığı kararlar için bkz. Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48,

51, 57; Mehmet Ali Aydın, §§ 68-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47,

31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; Tansel

Çölaşan, §§ 46, 49-51; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§

58, 59, 61, 66, 68; Meral Özata Özgürol, B. No: 2015/2326, 26/12/2018,

§§ 33-36.

61. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale,

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(iii) Askerlerin

İfade Özgürlüğü

62. Anayasa’nın 26. maddesinin asıl işlevi herkesin ifade

özgürlüğünü korumaktır. Toplumun bütün bireylerine tanınan ifade özgürlüğünden

şüphesiz askerler de yararlanır. Bununla birlikte Anayasa’nın 12. maddesinin “Temel

hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder.” biçimindeki ikinci fıkrası, kişilerin

temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara

gönderme yapar (Engin Kabadaş, B. No: 2014/18587, 6/7/2017, § 36).

63. Anayasa Mahkemesi, belirli meslekleri ifa eden kamu

görevlilerinin ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleleri değerlendirirken özel

nitelikteki bu meslekleri ifa eden kamu görevlilerinin mesleki hiyerarşi

kurallarına uyma yükümlülükleri ile ifade özgürlükleri arasında bir denge

sağlanıp sağlanmadığını olayların bütünselliği içinde gözetecektir. Kullanılan

ifadelerin ve kullanılış biçimlerinin kurumsal disiplinle uyumlu, dengeli ve

sır ifşa etmeyen nitelikte olup olmadığı hususları bu değerlendirmede dikkate

alınacaktır (benzer yönde bkz. Engin Kabadaş, § 37; Adem Talas, §

47).

(b) İlkelerin

Somut Olaya Uygulanması

64. Astsubay olarak görev yapan başvurucu hakkında

4/5/2012 ve 29/4/2013 tarihli iki farklı iddianame tanzim edilmiştir.

Başvurucu, söz konusu iddianamelerde yer alan eylemleri ve hakkındaki özlük

dosyasındaki olumsuz kanaatler ile almış olduğu önceki disiplin cezaları

birlikte gözetilerek TSK'dan disiplinsizlik nedeni ile resen ayırma işlemi

cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucu tarafından idari işlemin iptali talebi

ile dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesi

-başvurucunun özlük dosyasındaki bilgilerini de dikkate alarak- söz konusu

ifadelerin niteliği ve niceliği itibari ile vahim nitelikte olduğunu belirtmiş

ve başvurucunun kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açıkça

aykırılık teşkil ettiği sonucuna ulaşmıştır. Başvurucu 29/4/2013 tarihli

iddianamede yer verilen ifadeler sebebi ile hakkında tesis edilen ayırma

işleminin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

65. İfade özgürlüğü bakımından başvurucu hakkında verilen

beraat kararından bağımsız olarak değerlendirme yapılacaktır.

66. Gerek 926 sayılı Kanun'un 94. maddesinin (b) fıkrası

gerekse Astsubay Sicil Yönetmeliği'nin 60. maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile

korunması amaçlanan değerin askerî disiplin olduğu anlaşılmaktadır. Şüphesiz ki

silahlı kuvvetler teşkilatının ülke menfaatleri için işlevini gerektiği şekilde

yerine getirebilmesi bakımından askerî personel için getirilen disiplin kuralları

büyük önem taşımaktadır. Yargılamaya konu, silahlı kuvvetler teşkilatının subay

sınıfına yöneltilen söz konusu ifadelerin silahlı kuvvetler teşkilatını ve bu

teşkilatta başvurucunun hiyerarşik amiri konumunda bulunan çalışanlarını

küçültücü ve aşağılayıcı nitelikte bulunduğu açıktır. Bu bağlamda ifadelerin,

bir silahlı kuvvetler mensubu olan başvurucudan sadır olduğu kabul edildiğinde,

askerî disiplin üzerinde olumsuz tesir yaratacağı tartışmadan uzaktır.

67. İlave olarak ifadelerin hangi koşullar altında ve

hangi olaylar üzerine yazılıp yayımlandığı konusunda gerek bireysel başvuru

formunda gerekse ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında başvurucu

tarafından herhangi bir açıklama da yapılmamıştır. Kullanılan ifadelerin sayısı

ve ağırlığı ile bu durum birlikte gözönünde alındığında ifadeler konusunda

Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin temelsiz olmadığı

değerlendirilmiştir.

68. Ayrıca askerî makamlara zarar verebilecek veya itibar

kaybı oluşturabilecek söz konusu ifadeler, internet mecrasında yayımlanarak

geniş kitlelere ulaştırılmıştır. Bu durumun sonucu olarak yayımlanan ifadelerin

bir kısmının başvurucu ile aynı birlikte çalışan Astsubay H.Y. tarafından da

paylaşıldığı görülmektedir. Söz konusu durum ifadelerin askerî disiplin üzerinde

yaratabileceği olumsuz etkinin bir sonucudur ve söz konusu tesirin etki

alanının ifadelerin kullanıldığı mecranın etkisi önemli ölçüde artabileceği de

unutulmamalıdır.

69. Tüm bunlara ek olarak başvuru hakkında tesis edilen

ayırma işleminde yalnızca ifade özgürlüğü yönünden incelemeye konu edilen

ifadelerin gözetilmediği başvurucun özlük ve sicil dosyası ile 4/5/2012 tarihli

iddianameye konu edilen eylemlerin de nazara alındığı açıktır.

70. Sonuç olarak yukarıdaki hususlar dikkate alındığında

ve somut olayın koşullarında astsubay olarak görev yapan başvurucu hakkında

uygulanan TSK'dan resen ayırma şeklindeki disiplin cezasının zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığı sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesinin

gerekçeleri, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahale için yeterli ve

ilişkili sayılmalıdır. Verilen kararda, başvurucunun ifade özgürlüğü ile onun

ödev ve sorumlulukları arasında adil bir denge kurulmuştur.

71. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkına ilişkin diğer ihlal iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Fatma Gülbin ÖZCÜRE Başvurucu : M.A.B. Vekili : Av. Yalçın TORUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/288, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Başvurucu Hakkındaki Askerî Ceza Soruşturmaları ve
  9. B. Başvurucunun TSK'dan İlişiğinin Kesilmesine Dair
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. A. Ulusal Hukuk
  13. B. Uluslararası
  14. V. İnceleme Ve
  15. Gerekçe
  16. A. Adil
  17. B. İfade Özgürlüğünün
  18. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  19. B. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin
  20. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  21. D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  22. Bırakılmasına
  23. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. M. Emin KUZ
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/288
Tarih
19 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Ramazan Ay Başvurusu (B. No: 2020/4768)
  • Aydoğan Özdemir Başvurusu (B. No: 2020/10299)
  • Hüseyin Çelik Başvurusu (B. No: 2019/25169)
  • Alaettin Zağlıkılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/2561)
  • Sadettin Keskin Başvurusu (B. No: 2019/18506)
  • Mustafa Gümüş Başvurusu (B. No: 2019/19747)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.