İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.a. Başvurusu (B. No: 2018/12916)

1. Başvuru, cinsel istismar suçundan yapılan yargılama

Başvuru No2018/12916Tarih7 Ekim 2021Okuma16 dk · 3.127 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm M.A. Başvurusu

Karar tarihi
7 Ekim 2021
Başvuru Numarası
2018/12916
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.127 kelime·16 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, cinsel istismar suçundan yapılan yargılama

sonunda beraat kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağını ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgilere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu M.A. 2007 doğumludur.

9. Başvurucunun annesi başvurucunun babasından 14/4/2010

tarihinde boşanmıştır. Anne 4/11/2010 tarihinde Küçükçekmece Cumhuriyet

Başsavcılığına vermiş olduğu bir dilekçe ile boşanmış olduğu eşinin 1997

doğumlu oğlu hakkında, başka bir anlatımla eski üvey oğlu hakkında suç

duyurusunda bulunmuştur. Anneye göre eski üvey oğlu E.A.A. kızı başvurucu

M.A.ya karşı 2009 ve 2010 yıllarında çeşitli tarihlerde cinsel istismar suçunu

işlemiştir. Anne ayrıca yaşananlara göz yumması nedeniyle eski eşinin aile

hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunu işlediğini ileri sürmüştür.

10. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 17/2/2011

tarihinde müşteki annenin soyut iddiasından başka yeterli ve inandırıcı delil

elde edilemediği gerekçesiyle baba ve oğul hakkında takipsizlik kararı

vermiştir.

11. Bu karara itiraz edilmesi üzerine İstanbul 3. Ağır

Ceza Mahkemesi 16/05/2011 tarihli kararı ile kamu davası açılması için yeterli

delil bulunduğundan bahisle anılan kararı kaldırmıştır.

12. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 20/6/2011

tarihinde fezleke düzenleyerek ağır ceza mahkemesinde dava açmaya yetkili

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına dosyayı göndermiştir.

13. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 27/6/2011 tarihinde

E.A.A. hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla

Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmak üzere iddianame

düzenlemiştir.

14. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme)

yargılama kapsamında başvurucunun annesini, babasını, üvey ablasını, teyzesini,

evlerinde çalışmakta olan kadını, annesinin yakın bir arkadaşını ve yazlık

evlerindeki bir komşusunu tanık olarak dinlemiştir.

15. Yargılama sonucunda Mahkeme 28/11/2013 tarihli

kararında, katılan mağdur M.A.nın 28/11/2013 tarihinde mahkemede pedagog

eşliğinde cinsel saldırı olayının gerçekleştiğine dair verilen beyanının

inandırıcı bulunduğunu belirterek E.A.A.nın cinsel istismar suçunu birden çok

kere gerçekleştirdiği gerekçesiyle neticeten 5 yıl 10 ay hapis cezasıyla

cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme başkanı bu karara muhalif

kalmıştır.

16. Mahkûmiyet kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay

14. Ceza Dairesi, suç tarihinde üç yaşı içerisinde bulunan mağdurenin anlattığı

olayların aradan uzun bir süre geçtikten sonra savcılığa intikal ettirildiği,

mağdurenin soruşturma evresinde beyanının alınamadığı, yaklaşık dört sene sonra

duruşmada mağdurenin üç yaşındayken yaşadığı olayları aktarmış olduğu, suça

sürüklenen çocuğun (SÇS) savunmasının aksine üzerine atılı suçu işlediğine dair

soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve

inandırıcı delil bulunmadığı ve beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle

anılan kararı 11/4/2016 tarihinde bozmuştur.

17. Bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda

Mahkeme 29/9/2016 tarihli kararıyla E.A.A. hakkında beraat kararı vermiştir.

Beraat kararında, mağdurun beyanlarının SSÇ'nin isnat olunan suçtan

cezalandırılması için yeterli olmayıp dosya kapsamına göre SSÇ'nin isnad olunan

cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği iddiasının sabit olmadığı, şüphe

boyutunda kaldığı vurgulanmıştır.

18. Temyiz edilen karar Yargıtay 14. Ceza Dairesinin

15/2/2018 tarihli kararıyla onanmıştır.

19. Nihai karar 28/3/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvurucu 18/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

"Tanımlar" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1)

Ceza kanunlarının uygulanmasında;

…

b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz

yaşını doldurmamış kişi,

…

Anlaşılır."

21. 5237 sayılı Kanun’un başvuru konusu olayların

gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 103. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Çocukların cinsel istismarı

Madde 103 - (1) Çocuğu cinsel yönden

istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya

tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama

yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel

davranış,

…"

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili

Sözleşmeler

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

"İşkence yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele

veya cezaya tabi tutulamaz."

23. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar

Sözleşmesi'nin 7. maddesi şöyledir:

"Hiç

kimse işkenceye ya da zalimane, insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya

da cezalandırmaya maruz bırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası

olmadan tıbbi ya da bilimsel deneylere tabi tutulamaz."

24. 1/2/2001 tarihli ve 24305 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 25/1/1996 tarihli Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa

Sözleşmesi’nin "Kendi inisiyatifiyle harekete geçme" kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"Bir

çocuğu ilgilendiren davalarda, çocuğun esenliğinin ağır bir tehlike altında

olduğunun iç hukuk tarafından belirlendiği durumlarda, adli merciin resen

harekete geçme yetkisi vardır."

25. 10/9/2011 tarihli ve 28050 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 25/10/2007 tarihli Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve

İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi’nin (Lanzarote Sözleşmesi) 1., 3., 4., 18.

ve 32. maddeleri şöyledir:

"Madde

1 - Amaçlar

1. Bu Sözleşmenin amaçları:

a. çocukların cinsel sömürüsü ve

istismarını engellemek ve bunlarla mücadele etmek;

b. cinsel sömürü ve istismara maruz

çocuk mağdurların haklarını korumak;

c. çocukların cinsel sömürü ve

istismarına karşı ulusal ve uluslararası işbirliği geliştirmektir.

2. Bu Sözleşme Taraflarca hükümlerinin

etkin uygulamasını temin etmek için özel bir gözetim mekanizması kurar.

Madde 3 - Tanımlar

Bu Sözleşme amacı için:

a. "Çocuk" 18 yaşın altındaki

herhangi bir kişi anlamına gelir;

b. "Çocuğun cinsel sömürüsü ve

istismarı" bu Sözleşmenin 18 ila 23 üncü maddelerde belirtilen

davranışları içerir;

c. "Mağdur" cinsel sömürü veya

istismara maruz kalan herhangi bir kişi anlamına gelir.

Madde 4 - İlkeler

Taraflardan her biri, çocukların cinsel

sömürü ve istismarının her türünü engellemek ve çocukları korumak için gereken

yasal ve diğer tedbirleri alır.

...

Madde 18 - Cinsel istismar

l. Taraflardan her biri aşağıdaki kasti

fiilin suç kapsamına girmesini sağlamak için gereken yasal ve diğer tedbirleri

alır:

a. ulusal hukukun ilgili hükümlerine

göre yasal olarak cinsel erginlik yaşına gelmemiş olan bir çocukla cinsel

faaliyetlerde bulunmak;

b. bir çocukla aşağıdaki yollarla cinsel

faaliyette bulunulması halinde:

- zor, güç veya tehdit kullanma; veya

- aile içi dahil, çocuk üzerinde güven,

yetki veya etki gerektiren mevkii kullanarak istismar; veya

- özellikle bir zihinsel veya fiziksel

özürlülük veya bağımlılığı sebebiyle, çocuğun özellikle savunmasız bir

durumundan yararlanarak istismar.

2. Yukarıdaki 1. fıkra amacına uygun

olarak, Taraflardan her biri bir çocukla cinsel faaliyette bulunmanın yasak

olduğu yaş alt sınırına karar verir.

3. Madde 1.a. hükümleri, küçükler

arasında rızaya dayalı cinsel faaliyetleri düzenlemeye yönelik değildir.

...

Madde 32- İşlemlerin Başlatılması

Taraflardan her biri işbu Sözleşmedeki

suçların soruşturulması ve kovuşturulmasının mağdur tarafından yapılan bir

açıklama ya da suçlamaya dayandırılmamasını ve mağdur ifadelerini geri alsa

bile işlemlerin devam etmesini sağlamak için gerekli yasal ve diğer tedbirleri

alır."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme’nin 1.

maddesiyle birlikte 3. maddesinin yüksek Sözleşmeci taraflara, yetki alanı

içinde bulunan herkese Sözleşme’de tanımlanan hak ve özgürlükleri güvence

altına alma yükümlüğü ve kamu görevlisi olmayan kişiler tarafından yapılsa bile

söz konusu kişilerin kötü muamelelere maruz kalmalarının engellenmesine yönelik

önlemleri alma ve gerçekleşmesi durumunda etkili yargısal soruşturma yapma

yükümlülüğü ortaya çıkardığını kabul etmektedir (Y./Slovenya, B. No:

41107/10, 28/5/2015, § 95; Denis Vasilyev/Rusya, B. No: 32704/04,

17/12/2009, § 98; A./Birleşik Krallık, B. No: 25599/94, 23/9/1998, § 22;

M.C./Bulgaristan, B. No: 39272/98, 4/12/2003, § 149; Secic/Hırvatistan,

B. No: 40116/02, 31/5/2007, § 52; Fahri Çalışkan/Türkiye (k.k.), B. No:

47936/11, 1/12/2015, § 38; Yehovanın Şahitleri Gldani Cemaatinin 97 üyesi ve

diğer dört kişi/Gürcistan, B. No: 71156/01, 3/5/2007, § 96; Costello-Roberts/Birleşik

Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993, §§ 26-28;X. ve Y./Hollanda, B.

No: 8978/80, 26/3/1985, § 27).

27. Söz konusu koruma, özellikle cezai konularda hükümler

getirilerek ve bu hükümlerin uygulamada etkin bir şekilde hayata geçirilerek

kişilerin Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı muamelelerden yeterince uzak kalmalarını

sağlayan yasal bir çerçeve oluşturulmasını gerektirmektedir (M.C./Bulgaristan,

§§ 150-153; M.N./Bulgaristan, B. No: 3832/06, 27/11/2012, §§ 36, 37; G.U./Türkiye,

16143/10, 18/10/2016, § 60).

28. Diğer vakalarda bir eylemin kötü muamele olduğunu söyleyebilmek

için fiilin asgari eşiği aşmasını bekleyen (Raninen/Finlandiya,

B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No:

27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05,

1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, § 30) AİHM,

çocuklara karşı işlenen cinsel istismarlarda eşik değerlendirmesi yapılmaksızın

3. madde kapsamında inceleme yapmaktadır (birçok karar arasından bkz. Y./Slovenya,

M.C./Bulgaristan).

29. AİHM, devletin negatif yükümlülüğüne aykırı olarak

kamu görevlilerinin karıştığı nitelikli cinsel eylemleri sadece 3. madde

kapsamında incelemektedir (Zontul/Yunanistan, B. No: 12294/07,

17/1/2012; Maslova ve Nalbandov/Rusya, B. No: 839/02, 24/1/2008; Aydın/Türkiye

[BD], B. No: 23178/94, 25/9/1997).

30. AİHM; koruma ve etkili soruşturma yükümlülüğü ile

birlikte değerlendirme yaptığı, kamu görevlileri dışında üçüncü kişilerin

karıştığı cinsel istismar vakalarını ise hem özel hayat hem de işkence ve kötü

muamele yasağı açısından incelemektedir (M.G.C./Romanya, B. No:

61495/11, 15/3/2016, § 48; M.C./Bulgaristan § 148; G.U./Türkiye,

§ 56). Üçüncü kişiler açısından sadece usul yükümlülüğünün incelendiği

başvurularda ise 3. maddedeki usule ilişkin güvencelerin yeterli hukuki koruma

sağladığı sonucuna ulaşıldığında özel hayat yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmamaktadır (M.A./Slovenya, B. No: 3400/07, 15/1/2015, § 36; P.M./Bulgaristan,

B. No: 49669/07, 24/1/2012, § 58;I.G./Moldova, B. No: 53519/07,

15/5/2012, § 45).

31. Bir kişinin savunabilir bir şekilde Sözleşme’nin 3.

maddesine aykırı bir eylemin mağduru olduğunu iddia etmesi hâlinde Sözleşme’nin

3. maddesi, ulusal makamlara olay ve olguların tespiti ile sorumluların

belirlenmesi ve gerektiğinde cezalandırılmasına yönelik etkin bir resmî

soruşturma yürütme görevi yüklemektedir. Bu yükümlülükler, özel kişiler de

dâhil olmak üzere ilgili kişilerin sıfatına bakılmaksızın uygulanmaktadır (Y./Slovenya,

§ 95; Labita/İtalya, § 131). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını ve yetkili makamların titiz ve süratli çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan,

B. No: 34445/04, 11/1/2007,§ 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No:

44093/98, 26/10/2004, § 55).

32. Etkili soruşturma yükümlülüğü sonuç yükümlülüğü değil

uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. AİHM, söz konusu zorunluluk bütün

yargılamaların mahkûmiyetle sonuçlanmasını hatta belirlenen cezanın verilmesini

gerektirmese de ulusal mahkemelerin hiçbir zaman kişilerin fiziksel ve manevi

bütünlüğüne yönelik ihlallerin cezasız kalmasını istiyormuş gibi gözükmemesi,

iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle

soruşturulması gerektiğini dile getirmiştir (G.U./Türkiye, § 63; M.N./Bulgaristan,

§§ 46, 49; Stoev ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 41717/09, 11/3/2014, §

48; Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05, 45001/05, 5/7/2011,

§§ 90, 91).

33. Yürütülen soruşturmanın etkili olması için yeterince

kapsamlı ve nesnel olması gerekmektedir. Yetkili makamlar söz konusu olaylara

ilişkin delillerin elde edilmesi için gerekli, makul önlemleri almalıdır (M.N./Bulgaristan,

§§ 38, 39; P.M./Bulgaristan, §§ 63, 64).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

34. Anayasa Mahkemesinin 7/10/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

35. Başvurucu vekili; suça sürüklenen çocuk hakkında

dosyaya yansıyan bilirkişi raporları ve tıbbi raporlara göre cinsel istismar

suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken yetersiz gerekçeyle beraat

kararı verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının, özel hayata saygı

hakkının ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu

kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulmasına karar verilmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen

suç ve bu suça dair yargılama süreci ile ilgilidir. Çocuğun cinsel istismarı

iddiasına yönelik eylemlerin nitelikleri ve sonuçları gereği kötü muamele

yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun

iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan

kötü muamele yasağı çerçevesinde incelenmiştir.

37. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerin

devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak maddi ve usul

boyutları bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Devletin negatif

yükümlülüğü bireyleri işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ya da

cezaya tabi tutmama sorumluluğunu içerirken devletin pozitif yükümlülüğü hem

bireyleri bu tür muamelelerden korumayı (önleyici yükümlülük) hem de etkili bir

soruşturma yoluyla sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını (soruşturma

yükümlülüğü) içermektedir. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutu,

negatif yükümlülük ile önleyici yükümlülüğü kapsamakta; pozitif yükümlülüğün

alanında kalan soruşturma yükümlülüğü ise usul boyutunu oluşturmaktadır (benzer

yöndeki inceleme usulünü içeren kararlar için bkz. Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 75; Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No:

2014/798, 28/9/2016, § 64; Mustafa Rollas, B. No: 2014/7703, 2/2/2017, §

49).

38. Devletin kötü muamele yasağı kapsamında bulunan

koruma yükümlülüğü, bu konuda hem hukuki hem de fiilî tedbirler almasını

gerektirmektedir. Somut olaydaki gibi üçüncü kişiler tarafından

gerçekleştirildiği ileri sürülen kötü muamele teşkil eden eylemlerde dahi

devletin bireyi koruma ödevi bulunmakta ise de başvurucunun bu yönde bir

şikâyeti bulunmamaktadır. Ayrıca bu yükümlülüğe yönelik olarak Anayasa

Mahkemesinin müdahalesini gerektirecek bir durum da başvuru dosyasına

yansımamıştır. Bu nedenle somut olaya ilişkin değerlendirme Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, sadece devletin pozitif yükümlülüğüne

bağlı olarak ve etkili soruşturma yükümlülüğü yönünden yapılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

40. Anayasa Mahkemesinin kötü muamele yasağı kapsamında

devletin sahip olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel

yaklaşıma göre devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında

gerçekleşen olaylarda Anayasa'nın 17. maddesi devlete, bu konuda ihdas edilmiş

bulunan yasal ve idari çerçevenin elindeki tüm imkânları kullanarak maddi ve

manevi varlığı tehlikede olan kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını,

buna ilave olarak işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma görevi yüklemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 52; G.G.K., B. No: 2014/19797 9/1/2018, § 45; E.A.

[GK], B. No: 2014/19112, 17/5/2018, § 49).

41. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete, kişilerin

işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye

-bu muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa bile- maruz

bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir (Cezmi Demir

ve diğerleri, § 82; G.G.K., § 46; E.A., § 50).

42. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamında sahip olduğu bu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin bir boyutu

da bulunmaktadır. Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında

usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı

olayının sorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 110).

43. Kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her

türlü şüpheden uzak, makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıt

yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemiş

birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirken

ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 95; G.G.K., § 49).

44. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi

ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap

vermelerini sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler

hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli

bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği

anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).

45. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmiş

olduğunun kabulü için;

- Yetkili makamların olaydan haberdar olur olmaz resen

harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 114),

- Soruşturmanın kamu denetimine açık olması ve

mağdurların meşru menfaatlerini korumak için soruşturmaya gerekli olduğu ölçüde

etkili katılımlarının sağlanması (Cezmi Demir ve diğerleri, § 115),

- Soruşturmadan sorumlu olan ve incelemeleri yapan

kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 117),

- Soruşturmaların makul bir özenle ve süratle yürütülmesi

(Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96) gerekmektedir.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

46. Başvurucu vekili 2009 ve 2010 yılları içinde farklı

tarihlerde üvey ağabeyinin başvurucuya cinsel istismarda bulunmasına rağmen

üvey ağabey hakkında beraat kararı verilmesinden şikâyet etmektedir.

47. Kötü muamele teşkil eden eylemlerin

gerçekleştirildiği iddialarında soruşturmalar, benzer olayların tekrar

yaşanmasını önlemeyi sağlayacak şekilde kapsamlı ve duyarlı bir şekilde

yürütülmesi ve sorumlu/sorumluların tespiti bakımından yapılması gerekli

işlemlerin eksiksiz yapılması gerektiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

48. Başvurucu vekilinin herhangi bir delilin toplanmamış

olmasından ya da yargılamanın süresinden şikâyet etmediği görülmektedir.

Başvurucu vekilinin şikâyetlerinin odağını mevcut delil durumuna göre suça

sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet kararı verilmemesi oluşturmaktadır.

Bununla birlikte başvurucu vekilinin başvurucunun beyanlarının geç alınmasının

beraat kararı gerekçelerinden birisi olmasından da yakındığı görülmektedir.

Başvurucu, Mahkeme tarafından ilk kez 28/11/2013 tarihinde pedagog eşliğinde

dinlenebilmiştir. Başvurucu vekiline göre başvurucunun beyanının geç alınmış

olması suç işlendiği yönünde şüphe ortaya çıkaracak bir durum değildir.

49. Somut olayda 18/5/2007 tarihinde doğan başvurucunun

cinsel istismarların gerçekleştiği iddia edilen tarihlerde 2-3 yaşlarında

olduğu görülmektedir. Başvurucunun annesi ile babası 14/4/2010 tarihinde

boşanmıştır. Başvuru formuna göre başvurucunun annesi boşanmadan sonra

başvurucuda birtakım ruhsal çöküntüler fark etmiş ve bu konuda 17/10/2010

tarihinde bir uzman raporu aldırmıştır. Ardından 3/11/2010 tarihinde İstanbul

Adli Tıp Kurumundan yeni bir rapor almış ve bu raporlarla birlikte 4/11/2010

tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur. Söz konusu raporlar bireysel başvuru

dosyasına ibraz edilmemiş olup içeriği hakkında açıklayıcı bir bilgi bireysel

başvuru dosyasına yansımamıştır. Mahkeme gerekçesine göre söz konusu raporlar

14/4/1982 tarihli ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'na uygun şekilde

düzenlenmiş raporlar olmayıp dosyaya ibraz edilmiş bilimsel görüş

niteliğindedir. Öte yandan başvurucunun ruh sağlığına ilişkin olarak çok sayıda

rapor ve uzman mütalaasının yargılama dosyasına sunulduğu başvuru formunda dile

getirilmiştir.

50. "Olay ve olgular" kısmında da

belirtildiği üzere olay hakkında bilgi veya görgüsü olma ihtimali bulunan çok

sayıda tanık yargılama kapsamında Mahkeme tarafından dinlenmiştir. Bu tanıklar

arasında başvurucunun annesi, babası, üvey ablası, teyzesi, evlerinde

çalışmakta olan bir kadın, annesinin yakın bir arkadaşı ve yazlık evlerindeki

bir komşusu da bulunmaktadır. Beyanlarına başvurulanlardan hiçbirisinin iddia

olunan cinsel istismar olayına ilişkin olarak görgüye dayalı bir bilgisinin

mevcut olmadığı anlaşılmıştır.

51. Yargılama kapsamında, suç işlendiği iddia edilen

tarihlerde 12-13 yaşlarında olan üvey ağabeye belirli bir tarihte gerçekleşmiş

somut bir eylemin isnat edilmediği görülmektedir. Eylemlerin başvurucunun

annesi ile suça sürüklenen çocuğun babasının evlilik birliği içinde ve yaklaşık

iki yıllık bir zaman aralığında gerçekleştiği ileri sürülmektedir. İleri

sürülen eylemler üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra başvurucunun annesi

tarafından şikâyet konusu yapılmıştır.

52. İddia edilen eylemler hakkında 6/12/2010 tarihinde

Küçükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünden rapor alınmıştır. Raporda "hymen

anuler vasıfta, eski ve yeni yırtığa ve fiili livatanın maddi delillerine

rastlanmadığı" bilgisi kayıtlıdır.

53. Anayasa Mahkemesinin ilgili soruşturma ve yargılama

makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin doğrudan değerlendirmesini

yapmasının söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle Anayasa

Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır

Öztürk ve Dilif Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl

sorumlu ve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari

mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici

nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58).

54. Başvuruya konu yargılama sürecinde, maddi gerçeğin

ortaya çıkarılması amacına yönelik olarak delillerin toplanmış olduğu,

toplanmamış olan herhangi bir delilden söz edilmediği, toplanan delillerin

derece mahkemelerince değerlendirmesinin yapılarak bir sonuca ulaşıldığı,

yargılama sürecinde soruşturmanın etkili şekilde yürütülmediğini gösterir

herhangi bir bulguya rastlanmadığı hususları değerlendirildiğinde kötü muamele

yasağının usul boyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü

muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 7/10/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Mustafa EKİM Başvurucu : M.A. Velisi : M.Z.G. Vekili : Av. Habibe YILMAZ KAYAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/12916, 7 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  18. B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  19. C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü
  20. D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  21. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/12916
Tarih
7 Ekim 2021

İlgili Kararlar

  • Cemalettin Kalabey Başvurusu (B. No: 2018/22055)
  • Hüseyin Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/3075)
  • Erhan Murat Akdeniz Başvurusu (B. No: 2018/35497)
  • İdris Başaran ve Elvan Olkun Başvurusu (B. No: 2018/14563)
  • Ahmet Parlak Başvurusu (B. No: 2018/20523)
  • Pempe Canbolat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/24915)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.