İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Arslan Başvurusu (B. No: 2019/791)

1. Başvuru, ceza infaz kurumuna girişte yapılan arama

Başvuru No2019/791Tarih24 Kasım 2021Okuma19 dk · 3.896 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Arslan Başvurusu

Karar tarihi
24 Kasım 2021
Başvuru Numarası
2019/791
R.G. Tarih ve Sayı
1/2/2022 - 31737
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.896 kelime·19 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumuna girişte yapılan arama

sırasında hukuka aykırı güç kullanımı nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 31/12/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. 1979 doğumlu olan başvurucu, silahlı terör örgütüne

üye olma suçundan hakkındaki yargılama nedeniyle tutuklu olup 19/2/2018

tarihinde Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Rize L Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) nakledilmiştir.

A. Olaya

İlişkin Genel Bilgiler

10. İnfaz Kurumuna giriş işlemleri sırasında başvurucunun

üstü aranmak istenmiş, başvurucu yapılmak istenen aramanın hukuka aykırı

olduğunu söyleyerek aramaya itiraz etmiş, zor kullanılarak aranmış ve giriş

işlemlerinin ardından İnfaz Kurumuna yerleştirilmiştir.

11. Anlatımına göre başvurucu, çıplak arama yapılmak

istenmesi nedeniyle aramanın hukuka uygun olmadığını belirterek aramaya karşı

çıkmış; bunun üzerine arama yapılacak yere gelen on infaz memuru

"Başkanlığın burada geçmez aramayı kabul etmezsen sonuçlarına katlanırsın,

burası vatanseverlerin yeri hepiniz bunu öğreneceksiniz." diyerek

başvurucuyu darbetmiş ve ardından çıplak olarak aramıştır.

12. Olayla ilgili olarak beş infaz koruma memuru, aynı

tarihte Üst Arama Tutanağı düzenlemiştir. Tutanakta; terör örgütü üyesi olma

suçundan tutuklanan başvurucunun gizli ve şifreli doküman ve mesaj

bulundurabileceği dikkate alınarak kurumun en yetkili amirinin bilgisi

dâhilinde üst aramasının yapılmak istendiği, bu kapsamda utanma duygusunu ihlal

etmeyecek ve kimsenin görmemesini sağlayacak tedbirlerin alındığı

belirtilmiştir. Tutanağa göre başvurucu, arama yapılmasını istememiş ve kamu görevlilerine

"Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin'de yaptıklarını burada bana yapmaya

çalışıyorsunuz. Ben [...] eş başkanıyım. Kimse benim üstümü arayamaz.

Ben zaten cezaevinden geliyorum. Sizin kanunlarınızı tanımıyorum." şeklinde

sözler sarf edip fiziki olarak direnmiştir. İnfaz koruma memurlarının tutanakta

belirttiğine göre bu durum üzerine kurum üst amiri bilgilendirilmiş, ayrıca

başvurucuya ilgili tüzük hükümleri uyarınca arama yapılacağı, direnmesi hâlinde

zor kullanılacağı hatırlatılmış; buna rağmen başvurucu aramayı engellemeye ve

diğer hükümlüleri galeyana getirmeye çalışmıştır. Öncelikle başvurucunun üst

giysilerinin çıkarılarak arama işlemine başlandığı ve sonrasında kıyafetleri

giydirilerek iç çamaşırı kalacak şekilde alt kısımdaki giysileri çıkarılarak

aramanın tamamlandığı bilgisine yer verilen tutanakta, arama neticesinde infaz

kurumuna sokulması veya bulundurulması yasak maddeye rastlanmadığı

açıklanmıştır.

13. Arama işlemi ayrıca iki infaz koruma memuru ve

nöbetçi müdürün düzenlediği başka bir tutanakla kayıt altına alınmıştır.

Tutanakta başvurucunun da imzası bulunmaktadır. Başvurucunun adı, arama tarihi

ve saatinin yer aldığı ve el yazısıyla doldurularak hazırlanan tutanak şu

şekildedir:

"Ceza infaz kurumuna 19.02.2018

günü saat 11.20 sıralarında hükümlü/tutuklu olarak gelen Mehmet Arslan'ın

kuruma ilk kabulünde, dışarıdan hiçbir şekilde görülemeyeceği ve görüntü

kaydeden bir cihazın bulunmadığı bir odada, kişinin tenine çıplak elle

dokunulmadan ve giydirilen önlük üzerinden yapılan üst aramasında, kuruma

girmesinde sakınca bulunan herhangi bir yasak madde bulunamamıştır.

İşbu tutanak tarafımızdan tanzim

edilerek hazırda bulunanlara birlikte imza altına alınmıştır.

Başlangıç saati: 11.20

Bitiş saati :11.30

Yapılan aramadan dolayı herhangi bir

zararım veya şikâyetim yoktur."

14. Arama işleminden sonra İnfaz Kurumu Hekimliği

tarafından başvurucunun ilk giriş muayenesi yapılarak hakkında rapor

düzenlenmiştir. 19/2/2018 tarihinde saat 11.27'de yapıldığı belirtilen muayene

sonucunda başvurucunun "her iki kulağında yeni oluşmuş kızarıklık ve

sağ dirseğinde yeni oluşmuş yüzeysel iki kesi" tespit edilmiştir.

B. Adli

Soruşturma Süreci

15. Başvurucu 21/2/2018 tarihinde Rize Cumhuriyet

Başsavcılığına dilekçe yazarak infaz koruma memurlarından şikâyetçi olmuştur.

Başvurucu, şikâyet dilekçesinde; İnfaz Kurumuna getirildiğinde olağanüstü

durumlarda uygulanması gereken ve insani olmayan çıplak arama yöntemine maruz

kaldığını, kamu görevlileriyle bu konuyu müzakere etmeye çalışırken 10-15 kişi tarafından

hastanelik oluncaya kadar darbedildiğini, kameraların yaşananları kaydettiğini,

vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar ve şişlikler oluştuğunu ileri sürmüştür.

16. Başvurucunun dilekçesi 23/2/2018 tarihinde Rize

Başsavcılığına gönderilmiştir.Rize Başsavcılığı 27/2/2018 tarihinde,

başvurucunun şikâyetiyle ilgili olayın gerçekleştiği İnfaz Kurumunun adli

yönden Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) bağlı olduğu

gerekçesiyle yetkisizlik kararı vererek dosyayı Başsavcılığa göndermiştir. Başsavcılık

tarafından soruşturma dosyası 30/3/2018 tarihinde kaydedilerek soruşturmaya

başlanmıştır.

17. Başvurucunun avukatı da 12/3/2018 tarihinde

başvurucunun İnfaz Kurumuna girişinde yaşadığı olay nedeniyle Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla şikâyetçi olmuştur. Şikâyet dilekçesinde;

bir siyasi partinin eş genel başkanı olan başvurucunun hukuka aykırı ve çıplak

şekilde zorla arandığını, kamu görevlilerince tehdit edilerek bayılıncaya kadar

fiziki saldırıya maruz bırakıldığını, işkence izlerine rağmen kurum doktorunun

darp raporu düzenlemekten kaçındığını iddia etmiştir. Dilekçede ayrıca olay

yerindeki kamera görüntülerinin getirtilmesini, başvurucunun en yakın sağlık

kuruluşuna sevkinin sağlanarak hakkında adli muayene formu düzenlenmesini, olay

yerinde keşif yapılmasını, başvurucunun bilgi sahibi olan oda arkadaşlarının

tanık olarak dinlenmesini, olayın faili olan infaz koruma memurlarının ve kurum

doktorunun kimliklerinin tespit edilmesini talep etmiştir.

18. Bu arada İnfaz Kurumunca olayla ilgili belgeler ve

bir CD 2/3/2018 tarihinde Başsavcılığa gönderilerek suç duyurusunda

bulunulmuştur. Evrakla ilgili adli soruşturma 30/3/2018 tarihinde başvurucunun

şikâyetçi olduğu dosya ile birleştirilerek başvurucu hakkında görevi

yaptırmamak için direnme suçundan soruşturma yürütülmüştür.

19. Başsavcılıkça 17/4/2018 tarihinde başvurucunun

ifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Görevli memurlar üzerimdeki

elbiseleri çıkartarak aramak istedi. Ben de bu uygulamanın doğru olmadığını, bu

olayın insanlık onuruna aykırı olduğunu söyledim. Bunun üzerine infaz koruma

memurları beni darp ettiler. Yere yatırarak üzerimde tepindiler. Kamera

kayıtları incelendiğinde olay anında hangi memurların orada olduğu

görülecektir. Ben üzerimin aranması esnasında hiçbir şekilde direnmedim. Aksine

orada bulunan infaz koruma memurları beni darp etti. Hatta bana karşı işkence

yapıldı... "

20. Arama işlemini gerçekleştiren ve tutanakta imzası

bulunan beş infaz koruma memuru Başsavcılıkta müşteki şüpheli olarak ifade

vermiştir. Bu kişiler beyanlarında; arama yapmak istediklerinde başvurucunun

zaten infaz kurumundan geldiğini belirtip üstünü aratmayacağını söylediğini, eş

başkan olduğunu, Silahlı Kuvvetlerin Afrin'de yaptıklarını kendilerinin de burada

yaptığı şeklinde sözler sarf ettiğini dile getirmiştir. İnfaz koruma memurları,

herkese yapıldığı üzere başvurucunun önce üst, sonra alt kısmındaki

kıyafetlerini çıkararak başvurucuyu usulüne uygun şekilde aradıklarını,

kendisini kesinlikle darbetmediklerini, aramaya direndiği için başvurucudan

şikâyetçi olduklarını belirtmiştir.

21. Başvurucu hakkında ilk kabul muayene raporunu

düzenleyen doktor M.K.nın şüpheli sıfatıyla Başsavcılıkta savunması alınmıştır.

M.K. ifadesinde özetle aynı gün terör mahkûmlarının tutulduğu koğuşlardaki

sayım nedeniyle olaylar yaşandığından 50-60 kadar adli rapor düzenlediğini

belirtmiş; genel uygulamanın mahkûmların kuruma girişleri sırasında sadece ilk

kabul muayene raporu düzenlenmesi olduğunu ancak darp iddiası bulunduğu

takdirde adli rapor düzenlendiğini, başvurucunun da darp şikâyeti olmadığı ve

başka bir infaz kurumundan nakil geldiği için ilk kabul muayenesini yaparak

sadece buna ilişkin rapor düzenlediğini, düzenlenen raporda da gördüğü birtakım

lezyonları yazdığını beyan etmiştir.

22. Arama işleminin yapıldığı koridorda bulunan kamera

kayıtlarının çözümü için Kalkandere İlçe Emniyet Amirliğine 25/4/2018 tarihinde

yazı yazılmıştır. Yazıda; başvurucunun üst araması yapılmasını engellemek

amacıyla fiziki direnişte bulunup bulunmadığı, infaz koruma memurlarının arama

sırasında görev ve sorumluluklarını aşacak şekilde başvurucuya müdahale edip

etmedikleri konusunda tutanak hazırlanması istenmiştir. İki polis memuru

tarafından hazırlanan CD İnceleme Tutanağı'nda dört fotoğraf karesine yer

verilerek şu tespitlerde bulunulmuştur:

- Başvurucu olduğu düşünülen kişi saat 10.14'te İnfaz

Kurumuna giriş yapmıştır.

- Başvurucu, üst araması için infaz koruma memuruyla

odaya saat 10.24'te girmiştir.

- Üst araması devam ederken saat 10.30'da odanın

girişinde infaz koruma memurları kalabalık şekilde beklemektedir.

- Saat 10.40'ta üst araması biten başvurucu, odadan

çıkmıştır.

23. CD İnceleme Tutanağı'nda ayrıca kamera görüntüsünün

kalitesiz olması nedeniyle daha net görüntü elde edilemediği, infaz koruma

memurlarının başvurucuya yönelik fiziki müdahalesinin olmadığı, başvurucunun da

infaz koruma memurlarına fiziki bir direnişte bulunmadığı belirtilmiştir.

24. Başvurucu hakkında Rize Adli Tıp Şube Müdürlüğünden

sağlık raporu alınmıştır. İnfaz Kurumunda düzenlenen ilk kabul muayene raporu

incelenerek ve 22/5/2018 tarihinde başvurucu muayene edilerek aynı gün

düzenlenen raporda; olayla ilgili travmatik lezyon saptanmadığı, meydana gelen

yaralanmanın basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilecek nitelikte hafif

olduğu belirtilmiştir.

25. Soruşturma sonunda Başsavcılık; beş infaz koruma

memuru, kurum doktoru ve başvurucu hakkında 9/8/2018 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir (Kararda sehven 9/7/2018 tarihi yazıldığı

değerlendirilmiştir.). Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"30. 04.2018 tarihinde dosyaya ibraz edilen

19.02.2018 tarihli tutanakta, Mehmet Arslan'ın kuruma ilk kabulünde yapılan üst

aramasında üzerine yasak eşya bulunmadığı ve Mehmet Arslan'ın herhangi bir

zarar ve şikayetinin olmadığı, Mehmet Arslan ve görevli infaz koruma

memurlarınca imza altına alındığı görülmekte olup,

Yapılan soruşturma neticesinde, kamera

görüntülerinden tarafların beyanlarında müşteki şüpheli Mehmet Arslan'ın

görevli memurlara karşı fiziki bir direnişte bulunmadığı, fiziki direnişten

bahsedebilmek için cebir veya tehdit unsurlarından birinin olması gerektiği

olayda Mehmet Arslan tarafından görevli memurlara yöneltilmiş bir cebir yada

tehdit unsuru olmadığı anlaşıldığından, görevi yaptırmamak için direnme suçunun

unsurlarının oluşmadığı tespit edilmesi nedeniyle,

Tarafların beyanlarından, kamera

görüntüsünden, 19.02.2018 tarihli üst araması tutanağından, görevli infaz

memurlarının Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Tüzük 46. Maddesi gereğine uygun olarak üst araması yaptıkları, ölçülü

bir şekilde müdahale ettikleri anlaşıldığından, Görevi Kötüye Kullanma, İşkence

Yapma, Halkı Kin ve Düşmanlığa Alanen Tahrik Etme suçlarının unsurlarının

oluşmadığı, yukarıda kimlik bilgileri yazılı şüpheli cezaevi doktorunun

görevini kötüye kullandığına ilişkin her hangi bir delil yada emare

bulunmadığından,

Müşteki şüpheliler ve şüpheli hakkında,

yukarıda açıklanan suçlar bakımından kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA...[karar verildi.]"

26. Başvurucu söz konusu karara ilişkin itiraz

dilekçesinde; şikâyet dilekçesinin iki gün sonra Başsavcılığa gönderilerek

işkence izlerinin geçmesinin beklendiği, adli muayene raporunun olaydan elli

bir gün sonra aldırıldığını, tanık olarak dinlenilmesini istediği tutukluların

beyanlarının tespit edilmediğini, Başsavcılığın direnmeyi kabul etmediği hâlde

infaz koruma memurlarının ölçülü müdahalede bulunduklarını kabul etmesinin

çelişki oluşturduğunu belirterek yürütülen soruşturmanın etkisiz olduğunu iddia

etmiştir.

27. Başvurucu ve avukatının itirazı Rize Sulh Ceza

Hâkimliğinin 20/11/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Söz konusu karar

4/12/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

28. Başvurucu 31/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

C. Başvurucu

Hakkında Yürütülen Disiplin Soruşturması Süreci

29. Başsavcılıkça 25/4/2018 tarihinde, başvurucunun

kuruma girişi sırasında yaşanan olayla ilgili disiplin soruşturması yapılıp

yapılmadığı İnfaz Kurumundan sorulmuştur. 3/5/2018 tarihli yazıyla verilen

cevapta olayla ilgili olarak disiplin soruşturması yürütüldüğü, başvurucu

hakkında darp ve cebir raporu alınmadığı ancak ilk kabul muayenesi yapıldığı ve

bununla ilgili form düzenlendiği belirtilmiştir.

30. İnfaz Kurumunca başvurucunun üst araması sırasında

sözlü ve fiziki olarak direnişte bulunduğunun tutanakla kayıt altına alındığı

gerekçesiyle hakkında idari soruşturma başlatılacağı ihtar edilerek

başvurucudan üç gün içinde yazılı veya sözlü savunma yapması istenmiştir.

İhtar, olayın yaşandığı 19/2/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu, savunma

vermemiştir.

31. Disiplin soruşturması sonucunda başvurucunun arama

işlemi sırasında sözlü ve fiziki olarak direnişte bulunarak uyarılara rağmen

aramaya karşı çıktığı gerekçesiyle bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma

cezası ile cezalandırılmasına 28/2/2018 tarihinde karar verilmiştir.

32. Başvurucu; bireysel başvuru formunda, itiraz üzerine

İnfaz Hâkimliğince disiplin cezasının kaldırıldığını bildirmiş ise de dosya

bilgilerini veya kararın bir örneğini sunmamıştır. Bakanlık görüş yazısında söz

konusu karardan bahsedilmektedir. Görüş yazısında belirtildiğine göre başvurucu

hakkındaki disiplin cezası Rize İnfaz Hâkimliğinin 29/3/2018 tarihli kararıyla

kaldırılmıştır. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Rize L Tipi Kapalı Cezaİnfaz

Kurumunda her ne kadar hakkında aramaya karşı çıkmaktan dolayı disiplin cezası

uygulanmış ise de; hükümlünün Diyarbakır D Tipi kapalı ceza infaz

kurumundan Rize L Tipi Kapalı Cezaİnfaz Kurumuna sevk olarak geldiği, Rize L

Tipi Kapalı ceza infaz kurumuna girişte görevli infaz koruma memurlarının

çamaşırı kalacak şekilde elbiselerini çıkartmalarını istedikleri arama

yapılacağını belirttikleri, itiraz eden hükümlünün bu arama şeklini kabul etmediği,

bunun üzerine görevlilerin itiraz eden hükümlünün kıyafetlerini çıkartarak

arama yaptıkları, hükümlünün kıyafetlerini kendiliğinden çıkartmamakla birlikte

aramayı engelleyecek fiziksel bir direnç göstermediği anlaşılmaktadır.

Çıplak arama, elbetteki kişinin

mahremiyetini ihlal edecek bir uygulamadır. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkındaki Tüzüğün 46. Maddesinin 2 fırkasında Hükümlünün üzerinde,

kuruma sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair

makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi

hâlinde, çıplak olarak veya beden çukurlarında arama yapılabileceği hükmünün

mevcuttur. Ancak başka ceza infaz kurumundan sevk ile gelen hükümlünün

belirtilen makul ve ciddi emare olduğuna yönelik delil olmadan çıplak arandığı,

hükümlünün bu nedenle pasif direniş gösterdiği, aramaya karşı koyma suçunun

oluşması için gereken fiziksel direnişi ise göstermediği, bu durumun hükümlünün

ifadelerinde ve tutulan tutanaklarda sabit olduğu, aramaya karşı koyma suçu

oluşmamıştır..."

IV. İLGİLİ

HUKUK

33. İlgili hukuk için bkz. Mahir Birgül, B. No:

2017/37181, 13/10/2020, §§ 22-33; Emre Erdem, B. No: 2017/30219,

20/10/2020, §§ 30-37.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

34. Anayasa Mahkemesinin 24/11/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

35. Demokratik Bölgeler Partisi eş başkanı olduğunu

belirten başvurucu, nakil geldiği İnfaz Kurumuna girişte çıplak aramaya maruz

kaldığını ve darbedildiğini ileri sürmüştür. Şikâyet dilekçesinin kamu

görevlileri tarafından kasıtlı olarak Kalkandere yerine Rize Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderildiğini iddia eden başvurucu, işkence iddiasına rağmen

kurum idaresince veya Başsavcılık tarafından resen adli rapor düzenlenmesinin

sağlanmadığını, aramanın yapıldığı odanın kapısında çok sayıda infaz koruma

memurunun bulunmasının ve arama işlemi süresinin uzunluğunun iddialarını

doğrular mahiyette olduğunu, ayrıca vücudunda oluşan morluklar avukatlarıyla yaptığı

görüşmelerdeki kamera kayıtlarına girmesine rağmen bunların görmezden

gelindiğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

36. Bakanlık görüşünde özetle her ne kadar fiziki bir

direniş sergilememiş olsa da İnfaz Kurumuna girişte üstünü aratmak istemeyen

başvurucuya infaz koruma memurlarının darbetmeden ölçülü müdahalede

bulundukları, başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporlarının bu durumu

doğruladığı, iddiasının aksine olaya 10-15 infaz koruma memurunun müdahale etmediğinin

ve başvurucunun yürüyerek odadan çıktığının kamera görüntülerinden anlaşıldığı,

kaldı ki arama nedeniyle herhangi bir zarar veya şikâyetinin olmadığına dair

tutanağı imzaladığı, kurum doktorunun beyanında da başvurucunun adli bir

şikâyetinden bahsetmediğini bildirdiği, mevzuat doğrultusunda rutin şekilde

başvurucunun üstünün aranmasının ve bu amaçla yapılan müdahalenin hukuka uygun

olduğu belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca Başsavcılığın başvurucunun şikâyeti

doğrultusunda bütün delilleri topladığını fakat iddialara dair herhangi bir

emareye ulaşamadığını ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

37. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

38. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

40. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, B.

No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 81).

41. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut

iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki

bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat

edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirken

ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 95).

42. Tutuklu ve hükümlüler ceza infaz kurumu yönetiminin

sorumluluk ve kontrolüne tabidir. Özgürlüklerinden yoksun olan bu kişilerin

kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmeleri durumunda vücutlarında bir

yaralanma tespit edilmişse söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu konusunda

makul bir açıklama getirme yükümlülüğü devlete aittir (Serdar Avci, B.

No: 2015/19474, 9/1/2020, § 56; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No:

2013/8137, 20/4/2016, § 95; S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89,

91).

43. Anayasa'nın 17. maddesinde ceza infaz kurumunda

güvenliği sağlamak, düzeni korumak ve suç işlenmesini önlemek için güç

kullanımı yasaklanmamaktadır. Ancak bu kapsamda sınırları belli bazı

durumlarda, mevzuata uygun olarak ve sadece kaçınılmaz hâllerde aşırı olmaması

koşuluyla güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü

muamele olmadığı kabul edilmektedir. Ayrıca kişinin kendi davranışından veya tutumundan

dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu neviden

fiiller prensip olarak kötü muamele yasağını ihlal edecektir (Ali Rıza Özer

ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).

44. Çıplak arama yapılması hükümlü ve tutuklular

açısından tek başına kötü muamele yasağını ihlal eden bir durum olarak

değerlendirilemez. Nitekim bu tür bir aramayla ceza infaz kurumlarının

güvenliğinin sağlanması, hükümlü ve tutukluların kurum içinde kendilerine,

diğer hükümlü/tutuklara ve infaz koruma memurlarına zarar verecek veya suç

oluşturacak uyuşturucu maddelerin, kesici ve delici aletlerin sokulmasının

engellenmesi amaçlanmaktadır (Turan Günana (5), B. No: 2013/5545,

15/12/2015, §§ 64, 65). Bununla birlikte çıplak arama usulü ve sıklığı kötü

muamele yasağının ihlal edilmesine sebebiyet verebilir. Çıplak arama usulünün

beraberinde getirdiği kaçınılmaz rahatsızlık seviyesini aşacak şekilde yapılan

uygulamanın bireyin aşağılanması ya da küçük düşmesine sebebiyet vermesi

hâlinde kötü muamele yasağının ihlal edilmesi sonucunu doğurabilecektir (Mahir

Birgül, §§ 41, 42).

45. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

46. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz

edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri

toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma

bağımsız bir şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle

yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı

sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun

sonuçlara dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlatılması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi

olarak, özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir

(Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

47. Başvurucu, nakledilerek getirildiği İnfaz Kurumuna

giriş işlemleri sırasında çıplak arama yapılmasına karşı çıkması nedeniyle

infaz görevlilerince darbedildiğini ileri sürmüştür. Aramadan sonra İnfaz

Kurumu Hekimliğinden alınan raporda başvurucunun her iki kulağında yeni oluşmuş

kızarıklık ve sağ dirseğinde yeni oluşmuş yüzeysel iki kesi olduğu tespit

edilmiştir.

48. Öncelikle başvurucunun çıplak arama yapılmasına

ilişkin şikâyetleri incelenmelidir. Başvurucu, çıplak aramaya maruz kaldığını

iddia etmiş fakat aramanın usulüne ilişkin bir ayrıntı dile getirmemiştir.

Diğer taraftan aramanın dışarıdan görülemeyecek, kayıt cihazı bulunmayan bir

ortamda, giydirilen önlük üzerinden ve iç çamaşırı kalacak şekilde,

başvurucunun hemcinsi olan infaz koruma memurları tarafından gerçekleştirildiği

anlaşılmıştır.

49. Anayasa Mahkemesince çıplak arama ile ilgili

şikâyetlerin incelendiği benzer başvurularda (Mehmet Bayraktar B. No:

2014/2316, 15/2/2017; Elif Kaya B. No: 2014/266, 6/4/2017) hükümlü veya

tutukluların aynı cinsiyette olan personel tarafından arandığı, çok sık arama

yapılarak aramanın rencide etme uygulamasına dönüşmediği, başkalarının

karşısında arama yapılmadığı gibi aramaya ilişkin somut diğer uygulama

koşulları irdelenerek gerçekleştirilen uygulamanın kötü muamele yasağını ihlal

etmediği sonucuna ulaşılmıştır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Mahir

Birgül, § 44).

50. Başvuruya yansıdığı kadarıyla şikâyet konusu aramanın

çıplak arama olarak nitelendirilmesi hususunda tereddüt bulunmakla

birlikte başvurucuya uygulanan arama biçiminin aramanın genel olarak

beraberinde getirdiği rahatsızlık seviyesini aşacak düzeyde olduğunu tespit

etmek mümkün görünmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun bu yöndeki iddialarının

gerçekliğinin ortaya konulamadığı değerlendirilmiştir.

51. Diğer taraftan başvurucu, arama işlemi sırasında

infaz koruma memurlarınca darbedildiğini iddia ederek Başsavcılığa şikâyette

bulunmuştur.Başvurucu hakkında adli muayene raporu düzenlenmemiş olsa da kurum

doktoru tarafından olayın hemen ardından düzenlenen ilk giriş muayene raporunda

başvurucunun kulaklarında kızarıklık ve sağ dirseğinde kesi şeklinde tespit

edilen bulgular dikkate alındığında iddiasının savunulabilir olduğunu söylemek

gerekir. Başvurucunun imzaladığı Arama Tutanağı'nda zarar ve şikâyetin olmadığı

belirtilmesine rağmen olay nedeniyle yaralandığı hususunda tereddüt

bulunmadığından söz konusu evrakın başvurucunun iddialarını savunulabilir

olmaktan çıkarmayacağı ortadadır. Bu durumda başvurucunun darp iddiası konusunda

artık soruşturma makamlarının derhâl etkili bir soruşturma yapma yükümlülüğünün

doğduğu kabul edilir.

52. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,

ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleri

dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiği

bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemler

listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye

Erkek ve diğerleri, B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).

53. Başvurucunun şikâyet dilekçesi İnfaz Kurumu

tarafından iki gün içinde Rize Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek

soruşturmaya başlanmıştır. Rize Başsavcılığı olay yerinin sorumluluk bölgesinde

olmadığını birkaç gün içinde değerlendirerek dosyayı soruşturmada yetkili olan

Başsavcılığa göndermiştir. Bu arada İnfaz Kurumunun başvurucu hakkında suç

duyurusunda bulunması nedeniyle açılan soruşturma ve olay nedeniyle yapılan ihbarlardan

dolayı birden fazla açılan soruşturma dosyası bu soruşturmayla bir ay içinde

birleştirilerek işlemler birlikte yürütülmüştür. Başvurucunun iddiasının aksine

soruşturma işlemlerinin yavaşlatılması amacıyla dilekçesinin bir süre işlemsiz

bırakıldığına yönelik veri mevcut değildir.

54. Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında

başvurucunun şikâyet ve delilleri tespit edilmiş, şüpheli infaz koruma

memurları ve doktorun kimliği belirlenerek savunmaları alınmış, başvurucu

hakkında Adli Tıp Kurumu raporu temin edilmiş, olayla ilgili kamera görüntüleri

incelenmiş, aramanın yapıldığı oda kapısını gösteren görüntülerin çözümü

yapılmıştır. Toplanan tüm deliller neticesinde Başsavcılık başvurucunun arama

yapılmasına karşı koyduğunu, bu nedenle başvurucuya orantılı güç kullanılarak

aramanın yapıldığını değerlendirmiştir. Diğer taraftan başvurucunun aramaya

karşı koyma eyleminin infaz görevlilerine karşı cebir veya tehdit unsurunu

içermediği belirtilerek başvurucunun eylemlerinin ceza hukuku yönünden direnme suçunu

oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

55. Somut olayda tutanağa göre on dakika, kamera

görüntülerine göre on altı dakika süren aramaya karşı başvurucunun direnç

gösterdiği, bu nedenle güç kullanıldığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

Başsavcılıkça başvurucunun eylemlerinin ceza hukuku bağlamında bir suçu

oluşturmadığının değerlendirilmesi bu olguyu değiştirmemektedir.

56. İnfaz kurumuna girişte tutuklu veya hükümlülerin

üzerinde sakıncalı eşyalar bulunup bulunmadığının kontrolü açısından üzerilerinin

aranması ve bu işleme karşı çıkıldığında, diğer bir ifadeyle direnildiğinde bu

kişilere müdahale edilerek dirençlerinin kırılması olağan karşılanmalıdır.

Başvurucunun direnç göstererek hangi eylemde veya eylemsizlikte bulunduğu ya da

infaz görevlilerinin bu dirence müdahalesinin şekli tam olarak Başsavcılık

kararında açıklanmamakta ise de başvurucunun arama yapılmasına izin vermemesi

nedeniyle infaz koruma görevlilerince zor kullanılarak kıyafetlerinin kısmen

çıkarılarak arandığı, bu sırada hafif ölçüde yaralandığı başvuruya yansıyan

olgular ve İnfaz Hâkimliği karar gerekçesinden anlaşılmıştır. Dolayısıyla arama

yapılmasının sağlanması amacıyla infaz görevlilerince zor kullanılmasının

kaçınılmaz hâle geldiği gözlemlenmiştir.

57. Bu aşamadan sonra kötü muamele yasağının ihlal

edilmemesinde kullanılan gücün orantılı olması şartı aranmaktadır. Aramaya

karşı koyan başvurucunun yaralanma şekli ve ağırlığı dikkate alındığında

başvurucunun direncinin kırılması amacıyla kullanılan gücün orantısız olduğu

sonucuna ulaşılması zor görünmektedir.

58. Her ne kadar başvurucu vücudunun birçok yerinde

morluk oluşacak şekilde ağır yaralandığını iddia etmiş ise de Başsavcılık

başvurucunun söz konusu iddiasını destekleyen delil olmadığı kanaatine

varmıştır. İlk muayene raporundaki bulguların yanı sıra incelenen kamera

görüntülerinde de başvurucunun yaralandığına ilişkin emare bulunmadığı

gözetildiğinde Başsavcılığın kanaatinden farklı bir sonuca ulaşmayı gerektiren

herhangi bir delilin başvuru dosyasına yansımadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak

infaz görevlilerinin gereken ölçüyü aşacak şekilde başvurucuya fiziksel

müdahalelerini gösteren bir olgunun bulunmadığı değerlendirilmiştir.

59. Öte yandan başvurucu, darp iddiaları konusunda adli

muayene raporu düzenlenmediğinden şikâyet etmiş ve hakkında düzenlenen ilk

muayene raporunun gerçeği yansıtmadığını iddia etmiş ise de olaydan hemen sonra

bir doktor tarafından muayene edilen ve bazı yaralanma bulguları tespit edilen

başvurucu -muayene sırasında tespit edilen dışında- vücudunun hangi

bölgelerinde ne tür yaralanmalarının mevcut olduğu konusunda açıklama

yapmamıştır. Ayrıca başvurucu, darbedildiği iddiasıyla ilgili olarak kendisini

muayene eden doktora bir söyleminin olup olmadığı veya doktordan adli muayene

raporu düzenlenmesini talep edip etmediği konusunda başvuru formunda bilgi

vermemiştir. Dolayısıyla başvurucunun düzenlenen raporun tek başına gerçek

olmadığına ilişkin söyleminin darp iddiasının gerçekliği hususunda kanaat

oluşturmaya elverişli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Sinan ARMAĞAN Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Mehmet ARSLAN Vekilleri : 1. Av. Şivan Cemil ÖZEN 2. Av. Cemile TURHALLI BALSAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/791, 24 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaya
  10. B. Adli
  11. C. Başvurucu
  12. IV. İlgili
  13. Hukuk
  14. V. İnceleme Ve
  15. Gerekçe
  16. A. Başvurucunun
  17. B. Değerlendirme
  18. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  19. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  20. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  21. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/791
Tarih
24 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Harun Şen ve Zeynep Şen Başvurusu (B. No: 2019/11174)
  • Gazi Muhammed Başvurusu (B. No: 2018/37732)
  • D.d.t. Başvurusu (B. No: 2019/5735)
  • Sema Tomruk Başvurusu (B. No: 2019/3157)
  • Y.ö. Başvurusu (B. No: 2020/32944)
  • Tacettin Ceylan Başvurusu (B. No: 2017/39062)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.