İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Gedik Başvurusu (B. No: 2021/28412)

1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılan kişinin göreve iade ve sosyal haklarının ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davada kurulan hükmün masumiyet karinesini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru No2021/28412Tarih16 Eylül 2025Okuma11 dk · 2.243 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Gedik Başvurusu

Karar tarihi
16 Eylül 2025
Başvuru Numarası
2021/28412
R.G. Tarih ve Sayı
10/2/2026 - 33164
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.243 kelime·11 dk okuma·3 bölüm

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılan kişinin göreve iade ve sosyal haklarının ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davada kurulan hükmün masumiyet karinesini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Malatya Askerî Hastanesi Baştabipliği emrinde sivil memur olarak görev yapmakta iken 15/6/1999 tarihinde işlediği iddia edilen eylemler nedeniyle hakkında ceza soruşturması başlatılmıştır. Malatya 1. Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinde açılan ceza davası neticesinde 26/12/2008 tarihli karar ile 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 81. maddesi uyarınca "Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak" suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine hükmedilmiş ve bu karar Askerî Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 7/4/2010 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.

3. Kesinleşen mahkûmiyet kararı üzerine 20/7/2010 tarihli işlem ile başvurucunun memuriyetine son verilmiştir.

4. Başvurucu, mahkûmiyet kararına yönelik yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş; talebin kabulü üzerine dava dosyası yeniden açılmıştır. Başvurucu bu durum üzerine hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı gerekçesiyle Genelkurmay Başkanlığı (idare) nezdinde memuriyete iadesi için talepte bulunmuş ise de bu talep, kesinleşmiş mahkûmiyet kararının henüz ortadan kalkmadığı gerekçesiyle 30/1/2012 tarihinde reddedilmiştir.

5. Yeniden görülmeye başlanan ceza davasında, dosya görevsizlik kararı ile Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesine (Ceza Mahkemesi) gönderilmiştir. Ceza Mahkemesi, 4/11/2014 tarihli karar ile kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine hükmetmiş ve bu karar temyiz incelemesinden geçerek 16/2/2017 tarihinde kesinleşmiştir.

Başvurucu düşme kararı üzerine 28/11/2014 tarihinde tekrar idareye başvurarak geçmişe dönük bütün özlük hakları ile ödenmeyen maaşlarının ödenmesini ve memuriyete iadesini talep etmiş ancak talebi idarenin 26/12/2014 tarihli işlemi ile reddedilmiştir.

İşlemin gerekçesinde 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak şartları düzenleyen 48. maddesi ile memuriyetin sona ermesi hâlini düzenleyen 98. maddesi gereği başvurucunun memuriyetine son verildiği, göreve son verme işleminin mevzuata uygun olduğu belirtilerek memuriyete iade talebinin uygun görülmediği ifade edilmiştir.

6. Başvurucu, bu işlemin iptali ve maddi haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle önce Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde dava açmıştır. AYİM 1/7/2015 tarihli kararı ile davayı görev yönünden reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun dava tarihi itibarıyla devlet memurluğundan çıkarılmak suretiyle asker kişi olma sıfatını kaybettiği belirtilmiştir. Başvurucu, bunun üzerine aynı işleme karşı Malatya İdare Mahkemesi nezdinde dava açmış; memuriyete iade talebinin reddine dair işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Malatya İdare Mahkemesi, davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın Ankara 1. İdare Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmesine karar vermiştir.

7. Mahkeme 29/4/2016 tarihli karar ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; ceza davasının zamanaşımından düşmesi üzerine başvurucunun yeniden devlet memurluğuna atanmasının mümkün olduğu ancak açıktan atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisine sahip olduğu, nitekim başvurucunun talebinin de açıktan atama koşulları çerçevesinde incelendiği ve işlediği suçun niteliği, yürüteceği hizmetin özelliği ve önemi dikkate alınarak atanma talebinin reddi yönünde tesis edilen idari işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

8. Başvurucu, gerekçeli karara karşı temyiz talebinde bulunmuş; davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesinin bütün sebep ve sonuçlarıyla ortadan kalkması anlamına geldiğini, dolayısıyla memuriyetten çıkarılmanın sebep unsurunun da ortadan kalktığını iddia etmiştir.

Yargılamanın yenilenmesi talebinin eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle kabul edildiğini belirten başvurucu, şayet zamanaşımından düşme kararı verilmemiş olsaydı beraatine hükmedilmesinin muhtemel olduğunu ancak hem idarece hem de Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde talebinin reddedildiğini, böylece masumiyet karinesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

İdarece ibraz edilen savunma dilekçesinde ise 657 sayılı Kanun uyarınca görevine son verilen memurun yeniden mesleğe kabulünde idarenin takdir yetkisine sahip olduğunu ve bu yetkinin ilgililer lehine kullanılması yönünde yargı kararı ile zorlanamayacağını, başvurucu hakkında tesis edilen işlemin de bu kapsamda kanuna aykırı herhangi bir takdir zaafı, keyfîlik ya da usul hatası ihtiva etmediğini, tüm yönleri ile hukuka uygun olduğunu belirtmiştir.

9. Danıştay Onikinci Dairesi (Danıştay) tarafından yapılan temyiz incelemesi üzerine mahkeme kararının onanmasına hükmedilmişse de karar düzeltme talebi karşısında dosyayı tekrar ele alan Danıştay, Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen masumiyet karinesini dikkate alarak başvurucunun memuriyetten çıkarılma işleminin dayanağı mahkûmiyet kararının hukuken tamamen ortadan kaldırıldığını, dolayısıyla memuriyetten çıkarma işleminin dayanağının kalmadığını, başvurucunun yeniden atanma talebinin idarenin takdir yetkisine bırakılmasının masumiyet karinesi ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacağını belirterek mahkeme kararının bozulmasına hükmetmiştir.

10. Mahkeme, bozma kararı üzerine yeniden dosyayı incelemişse de 6/12/2018 tarihli kararı ile davanın reddi yolunda tesis ettiği ilk kararında direnmiştir. Başvurucunun temyiz talebi üzerine dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna (İDDK) gönderilmiştir.

11. İDDK 16/3/2020 tarihli kararı ile mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine hükmetmiştir.

12. Başvurucu, onama kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuşsa da İDDK tarafından 3/2/2021 tarihli karar ile idarenin takdir yetkisini hizmetin özelliğini dikkate alarak kullandığı, bu kapsamda dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine hükmedilmiştir.

13. Başvurucu, nihai kararı 20/6/2021 tarihinde öğrendikten sonra 29/6/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu; idarece hukuka aykırı şekilde memuriyetten çıkarıldığı hâlde memuriyete geri dönme talebinin açıktan atanma olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde idare ve mahkemelerce aksi yönde yapılan değerlendirmeler ile masumiyet karinesinin ve çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu olay ve olgulara ayrıntılı bir şekilde yer verilmek suretiyle başvurucunun masumiyet karinesinin Anayasa'nın 38. maddesi ve Anayasa Mahkemesinin anılan maddeye yönelik içtihadı kapsamında incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

17. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde suçlu olduğu tespiti üzerinden tesis edilen idari işlem nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasını tekrarlamıştır. Öte yandan başvurucu, memuriyete geri dönme talebinin açıktan atanma talebi olarak ele alınmasının hukuka aykırı olduğunun tekrar altını çizmiştir. Açıktan atamanın daha önce o görevi yapmamış ya da kendi isteğiyle o görevden ayrılmış kişiler için söz konusu olabileceğini belirten başvurucu, kendisinin ise hukuka aykırı hâle gelen memuriyetten çıkarılma işleminin geri alınması ve buna bağlı özlük haklarının iadesi talebinde bulunduğunu ifade etmiştir.

18. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu kapsamda başvurucunun iddiaları masumiyet karinesi kapsamında incelenmiştir.

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan masumiyet karinesine yönelik ihlal iddialarının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

20. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Anılan maddeye "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir.

Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber Anayasa'nın suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik San ve Tic. Ltd. Şirketi [1. B.], B. No: 2014/3905, 19/4/2017, § 27).

21. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Güvencenin ilk yönü kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar.

Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar.

Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin [1. B.], B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).

22. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (Galip Şahin, § 40).

23. Bu çerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bu karara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir.

Buna karşılık, idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi, kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir.

Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol [2. B.], B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 29).

24. Öte yandan ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, § 30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı olsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.

25. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını sorgulayıp sorgulamadığıdır (Münür İçer [2. B.], B. No: 2012/584, 12/3/2015, § 29).

26. Kişinin suçluluğunu ima eden ya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça, sadece soruşturma açılmış olması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veya uygulanması için yeterli görülebilir (Ramazan Tosun [1. B.], B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 65).

27. Bireysel başvuruya konu olan mahkeme kararı incelendiğinde ceza davasının zamanaşımından düşmesi üzerine başvurucunun yeniden devlet memurluğuna atanmasının mümkün olduğu ancak açıktan atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisine sahip olduğu ve başvurucunun talebinin de açıktan atama koşulları çerçevesinde incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun işlediği suçun niteliğine değinilen kararda yürütülecek hizmetin özelliği ve önemi dikkate alınarak atanma talebinin reddi yönünde tesis edilen idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına dair değerlendirme yapıldığı görülmektedir.

28. Başvurucunun durumu değerlendirilirken zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan ceza davasına konu eylemlerin suç niteliği taşıdığı tespiti yapılmış ve iadesi talep edilen görevin önemine vurgu yapılarak atanmama işleminin hukuka uygun olduğuna karar verilmiştir. Ayrıca Mahkeme, başvurucunun talebini açıktan atama talebi olarak değerlendirmiştir.

Bu çerçevede başvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan ifadelerin suçluluğu ilgili mahkeme kararıyla sabit olmayan ve zamanaşımı nedeniyle hakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan başvurucunun anılan eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancını yansıttığı, bunun yanında başvurucunun talebinin açıktan atama talebine ilişkin olmamasına rağmen Mahkeme tarafından bu yönde değerlendirme yapıldığı görülmektedir.

Dolayısıyla idarenin söz konusu işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşırken Mahkeme, başvurucunun durumunu ceza yargılamasından ayrı olarak değerlendirmemiş; aksine başvurucunun yargılandığı fiilleri işlediği kabulüne dayanarak karar vermiştir. Bu kapsamda Mahkemenin gerekçesinde kullandığı ifadelerin başvurucunun masumiyet karinesine saygı ilkesiyle bağdaştığı söylenemez.

29. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde mahkeme kararının gerekçesinde, başvurucu hakkındaki zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan ceza yargılamasına atıfta bulunulduğu ve suçluluğu mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun yargılamaya konu eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının karara yansıtıldığı anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

30. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

31. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır.

Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60. Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

32. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

33. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine (E.2018/2351, K.2018/2757) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/9/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Muhterem İNCE Raportör : Duygu BAKAY Başvurucu : Mehmet GEDİK Vekili : Av. Mehmet BULGURCU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2021/28412, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Özeti
  4. II. Değerlendirme
  5. III. Giderim
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2021/28412
Tarih
16 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • İzzetdin Sert Başvurusu (B. No: 2020/33016)
  • Akpet Kırtasiye ve Petrol Ürünleri Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2020/25034)
  • Emin Ergin Başvurusu (B. No: 2020/15865)
  • Engin Avcı Başvurusu (B. No: 2023/96966)
  • Mert Yaşar Başvurusu (B. No: 2021/57960)
  • Murat Bal Başvurusu (B. No: 2022/24846)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.