İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Körkü Başvurusu (B. No: 2013/1628)

1. Başvurucu, Yüksek Askerî

Başvuru No2013/1628Tarih10 Haziran 2015Okuma12 dk · 2.331 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Körkü Başvurusu

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/1628
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.331 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Yüksek Askerî

Şûra (YAŞ) kararı ile ilişiğinin kesilmesi işlemi ve 10/3/2011

tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile

27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı

Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddede düzenlenen haklardan

yararlanmak amacıyla açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle, Anayasa’nın 10.

maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/3/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 29/12/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 15/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 3/2/2015 tarihli görüş yazısı 12/3/2015 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevap

sunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, astsubay

statüsünde görev yapmakta iken disiplin bozucu hareketleri ile yıkıcı ve bölücü

faaliyetlerde bulunduğu gerekçeleriyle 10/12/1996

tarihli YAŞ kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.

8. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine

kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı

haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirilmiş ve

bu hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden

itibaren 60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme

bağlanmıştır.

9. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyle

yaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 5/7/2011

tarihli işlemi ile reddedilmiştir.

10. Başvurucunun, bu idari

işlemin iptali talebiyle açtığı dava Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)

Birinci Dairesinin 19/9/2012 tarihli ve E.2012/408,

K.2012/888 sayılı kararı ve oy çokluğuyla reddedilmiştir. Kararın ilgili

kısımları şöyledir:

“…

Dava dosyası ile davalı idare tarafından gönderilen bilgi ve

belgelerin incelenmesi neticesinde davacının Mu.Tek Bşçvş.

(1984-14) sınıf ve rütbesiyle K.K.Loj.K.MEBS.Malz.K

700.Mu.Ana Depo veFb.K.lığı emrinde görev yapmakta iken hakkında K.K.Per.Bşk.lığınca başlatılan işlem sonunda "Silahlı

Kuvvetlerde kalması uygun değildir" kararı verilerek onay için durumunun

Genelkurmay Başkanlığına sunulduğu, Genelkurmay Başkanlığının 10.12.1996

tarihli kararı ile de “…b. Adı geçen astsubayın bulunduğu rütbeye ait

bilgilerden; (1) Sakıncalı-Bölücü personel kategorisinde olduğu, (2) K. K. İsth.Bşk.lığı raporundan; (a) PKK terör örgütü mensubu

olduğu, (b) Tutum ve davranışlarıyla PKK terör örgütü mensubu (E ) Bşçvş. İD'ın yanında yer aldığı

ve kendisiyle samimi ilişkiler içerisinde olduğu, (c) Eski birliğinde olan,

kendi görüşüne yakın kişilerle ilişkisinin devam ettiği, (d) PKK Terör Örgütü

lehine yayın yapan yazılı basını sürekli takip ettiği, bu nedenle Kanun ve

Yönetmelik hükümleri gereğince disiplin bozucu hareketler içerisinde olduğu,

yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunduğu" gerekçeleriyle Yüksek Askeri

Şura gündemine girmesine karar verildiği, bu karar uyarınca da Yüksek Askeri

Şuranın 10.12.1996 tarih ve 2

sayılı kararı ile TSK'den ilişiğinin kesildiği, bilahare davacının 6191 sayılı

Kanunla 926 sayılı Kanuna eklenen Geçici 32’nci madde kapsamında davalı idareye

28.0. 2011 tarihinde müracaat ettiği, bu müracaatının

Millî Savunma Bakanlığının 05.07.2011 tarihli cevabi yazısı ile reddedilmesi

üzerine süresi içinde AYİM’de bu davanın açıldığı

anlaşılmıştır.

…

Davacının da astsubay olarak görev yapmakta iken,

disiplinsizlik gerekçesiyle Yüksek Askerî Şura'nın 10.12.1996 tarihinde verdiği

karar ile TSK’dan ilişiğinin kesildiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın

125'inci maddesinin olay tarihinde yürürlükle bulunan düzenlemesi nedeniyle

Yüksek Askeri Şura kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, bu nedenle

davacının 926 sayılı Kanunun Geçici 32'nci maddesinden yararlanabilmek için

gerekli olan "yargı denetimine kapalı işlemlerle TSK’dan ilişiği

kesilmiş" olmak şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan söz konusu kanun hükmü ile;

12.03.1971 tarihinden 22.03.2011 tarihine kadar yargı denetimine kapalı idari

işlemler veya Yüksek Askeri Şura karaları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiği kesilenlerin, yani kişi olarak kapsama girenlerin başvurularını kabul

veya reddetmek konusunda Milli Savunma Bakanına (sebep unsuru yönünden) geniş

bir takdir yetkisi tanınmıştır Kuşku yok ki, diğer bütün kamusal yetkilerde

olduğu gibi idarenin takdir yetkisi de kamu yararı amacı ve hizmet gerekleriyle

sınırlı bulunmaktadır

Bu çerçevede yapılan değerlendirmede; davacı hakkındaki

Genelkurmay Başkanlığının 10.12.1996 tarihli Yüksek Askeri Şura gündemine girmesine dair kararında belirtilen faaliyet

ve hareketleri göz önüne alındığında, davacının 926 sayılı Kanunun 32'nci

maddesinden yararlandırılmasına ilişkin başvurusunun reddine dair işlemde

davalı idarece takdir yetkisinin objektif ve ölçülü bir şekilde kullanılmış

olduğu değerlendirilerek dava konusu ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı

sonucuna varılmıştır.”

11. Karşı oy gerekçesi ise

şöyledir:

“Davalı idarece davacı hakkında tesis edilen 6191 sayılı

Kanunla 926 sayılı TSK Personel Kanuna eklenen Geçici 32'nci madde kapsamında

yapılan başvurunun reddi işlemine dayanak olarak hakkındaki Genel Kurmay

Başkanının 10.12.1996 tarihli Yüksek Askeri Şura gündemine alınmasına dair

kararı sunulmuştur. Ancak, dava dosyasında davacının bu kararda belirtilen

soyut faaliyet ve hareketleri gerçekleştirdiğine ilişkin olarak herhangi bir

belge ve bilgi bulunmamaktadır. Nitekim, Dairemizce bu konuda alınan ara

kararlar ile davacının belirtilen faaliyet ve hareketlerine ilişkin tüm

istihbarat raporlarının ve diğer ilgili belgelerin gönderilmesi davalı idareden

istenilmiş olup, Genelkurmay Bşk.lığının 18.06.2012

tarih ve PER:50l0-1026-12/Per.Pl. ve Ynt.D.Ynt.Ş(5) sayılı ve K.K.K.

lığının 20.06.2012 tarih ve PER 9100-655-12/Per İşl. D.E.ve Arş Ş.Arş.Ks. sayılı

cevabi yazıları ile ilgili bilgi ve belgelerin arşivde mevcut olmadığı, Arşiv

Yönergesi uyarınca imha edildiği bildirilmiştir. İdarenin bütünlüğü içinde 6191

Sayılı Kanunla getirilen düzenleme kapsamında bir çok

personel hakkında olumlu yönde (başvuruyu kabul etme) işlemi tesis eden

idarenin davacı hakkında tesis edilen işlem açısından ilgili belgelerin imha

edildiği yönündeki savunmasının hukuki bir gerekçe olarak kabulü mümkün

gözükmemektedir. Davalı idarenin bu yaklaşımı takdir yetkisini kullanmada

objektif davrandığını şüpheli kılmaktadır. Ayrıca dava dosyasında, davacı

hakkında adli tahkikat yapılmasını gerektiren bahse konu faaliyet ve

hareketleri nedeniyle bir tahkikat yapılmış olduğuna dair herhangi bir bilgi ve

belge de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, dava konusu olayda davalı idarece takdir

yetkisini objektif bir şekilde kullanılmamış olduğu değerlendirilerek, 6191

sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddi yönünde tesis edilen işlemin

iptaline karar verilmesi gerekirken aksi yönde oluşan çoğunluk kararına

katılamadık.”

12. Başvurucunun bu karara karşı

karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 22/1/2013

tarihli ve E.2013/63, K.2013/68 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar, 4/2/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu, 1/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

14. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı

denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk

Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri,

bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma

Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

1/3/2013 tarihli ve 2013/1628 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, ilişiğinin

kesilmesine ilişkin hukuka aykırı bir durumunun bulunmadığını, disiplinsizlik

nedeniyle ilişiğinin kesildiği iddiasının idare tarafından somut olarak ortaya

konulması gerektiğini, yargı denetiminden kaçmak amacıyla YAŞ kararı ile

ilişiğinin kesildiğini, bu işlemin hukuka uygun olmadığını, 926 sayılı Kanun’un

geçici 32. maddesinden yararlandırılması için açtığı davanın hangi somut bilgi

ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdinde

açıklanmayan soyut iddialara dayanılarak reddedildiğini, karşı oy gerekçesinde

belirtildiği gibi salt istihbari bilgiye dayanılarak,

soyut iddialarla ilişiğinin kesilmesi ve aynı gerekçeyle geçici 32. maddeden

yararlandırılmaması, buna karşı açılan davanın da reddedilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitini

ve kararın iptal edilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu kapsamda başvurucunun iddialarının, ilişiğinin kesilmesine ilişkin

işlemin hukuka aykırı olduğuna ve yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığına yönelik olması nedeniyle, başvurunun bu iki başlıkta

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

1. İlişiğin Kesilmesi İşlemine İlişkin İddialar

18. Başvurucu, ilişiğinin

kesilmesini gerektirecek hukuka aykırı bir durumunun bulunmadığını,

disiplinsizlik nedeniyle ilişiğinin kesildiği iddiasının idare tarafından somut

olarak ortaya konulması gerektiğini, yargı denetiminden kaçmak amacıyla YAŞ

kararı ile ilişiğinin kesildiğini ve bu işlemin hukuka uygun olmadığını ileri

sürmüştür.

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

20. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012

tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa

Mahkemesinin yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve

kararları da içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (Hasan Taşlıyurt,

B. No: 2012/947, 12/2/2013, § 16).

21. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

22. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun, 10/12/1996 tarihli YAŞ kararıyla Türk

Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilmiştir. Bu durumda ilişiğinin kesilmesine

yönelik şikâyet zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında

kalmaktadır.

23. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu işleme yönelik ihlal iddiasının 23/9/2012

tarihinden öncesine ait olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

24. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanın

reddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

25. Adalet Bakanlığı görüşünde,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) açıkça keyfilik olmadıkça belirli bir

kanıt türünün kabul edilebilir olup olmadığına karar verme yetkisinin

kendisinde olmadığını ve önemli olanın yargılamanın bir bütün olarak adil olup

olmadığının irdelenmesi gerektiğini dikkate aldığını, başvuru konusu olayda

AYİM tarafından, başvurucunun ilişiğinin kesilmesine dayanak teşkil eden

hususların değerlendirildiğini belirterek, bu hususların dikkate sunulması

gerektiğini değerlendirmiştir.

26. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamı

Anayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir(Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

27. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

28. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,

§ 22).

29. Başvuru konusu olayda

başvurucu, hangi somut bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare

tarafından da mahkeme nezdinde açıklanmayan soyut iddialara dayanarak davanın

reddedildiğini belirtmiş, AYİM ise Genelkurmay Başkanlığının başvurucu

hakkındaki YAŞ gündemine girmesine dair kararını dikkate alarak, başvurucunun

PKK terör örgütü mensubu olduğu, tutum ve davranışlarıyla örgüt mensubu emekli

astsubay İ.D.’nin yanında yer aldığı ve onunla samimi

ilişkiler içerisinde olduğu, eski birliğindeki kendi görüşüne yakın kişilerle

ilişkisinin devam ettiği, söz konusu örgüt lehine yayın yapan yazılı basını

takip ettiği, bu nedenle disiplin bozucu hareketler içerisinde olduğu, yıkıcı

ve bölücü faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle ilişiğinin kesilmesine karar

verildiği, bu faaliyet ve hareketleri nedeniyle 926 sayılı Kanun’un geçici 32.

maddesinden yararlandırılmaması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı

gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

30. Somut olayda başvurucunun,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belge

sunmadığı, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamından

yararlandırılmamasına ilişkin işleme karşı açtığı davada iddialarını ileri

sürebildiği ve karşı tarafın görüşlerinden haberdar olmadığına dair yargılama

aşamasında AYİM’e bir itirazda bulunmadığı

görülmektedir.

31. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, davanın konusunun başvurucunun TSK’dan

ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin değil, yalnızca 926 sayılı Kanun’un

geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebinin reddine ilişkin işlemin

iptaline yönelik olduğu, bu kapsamda iddiaların özünün derece Mahkemesi

tarafından delillerin ve mevzuatın değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında

isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunun hukuka aykırılık

teşkil ettiğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır (Yümrü Dilek, B. No: 2013/4189, 21/5/2015,

§ 40).

32. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına

ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece

mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin

bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası

veya açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

33. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. İlişiğinin

kesilmesine ilişkin iddiasının “zaman

bakımından yetkisizlik”,

2. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

10/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Mehmet KÖRKÜ Vekili : Av. Melik BAYAT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1628, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1628
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Erdal Sözer Başvurusu (B. No: 2014/369)
  • Naime Çaltı ve Hüseyin Murat Çaltı Başvurusu (B. No: 2014/150)
  • Fırat Saruhanoğulları Başvurusu (B. No: 2014/12108)
  • Melahat Erginoğlu Başvurusu (B. No: 2014/6995)
  • İbrahim Necat Sınay Başvurusu (B. No: 2014/6136)
  • Pırıl Özkol Başvurusu (B. No: 2014/10333)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.