İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Mehdi Doğan Başvurusu (B. No: 2014/4912)

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul

Başvuru No2014/4912Tarih20 Temmuz 2017Okuma18 dk · 3.563 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Mehdi Doğan Başvurusu

Karar tarihi
20 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/4912
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.563 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul

süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamaya

özel yetkili (CMK mülga 250. madde ile görevli) mahkemede devam olunması ve bu

mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmaması, ayrıca yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga

250. madde ile görevli bölümü) yürütülen bir soruşturma kapsamında 1/2/2012

tarihinde gözaltına alınmıştır.

7. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 1/2/2012 tarihinde

başvurucuyu tutuklanması istemiyle Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine (CMK

mülga 250. madde ile görevli) sevk etmiştir.

8. Tutuklama talep yazısında; PKK terör örgütünün KCK/TM

yapılanmasına ilişkin olarak genel bilgilere yer verildikten sonra başvurucunun

örgütsel faaliyetlere para desteğinde bulunduğuna ve örgüt adına toplanan

paraları muhafaza eden kişi olduğuna dair gizli tanık beyanı bulunduğu, örgüt

tarafından organize edilen kent meclisi toplantılarına 2011 yılında dört kez

katıldığına ilişkin fotoğrafların olduğu, ayrıca 26/6/2011 tarihli Kent Meclisi

toplantısında adının gizli toplantı yapanlar arasında sayıldığı, yinebaşvurucunun telefon görüşmelerinde şifreli olarak

yaptığı konuşmalarla molotof kokteyli temini ve toplumsal

olayların yaşandığı günlerde kepenklerin kapatılması faaliyetlerini düzenlediği

belirtilmiştir.

9. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/2/2012 tarihli kararı

ile başvurucunun "üzerine atılı suçun

niteliği, suçu işlediğine ilişkin fiziki takip ve tanık beyanlarına dayanan

şüphenin bulunması ve henüz ifadesi alınamayan kişiler üzerinde baskı

oluşturarak yönlendirme şüphesi altında bulunması" gerekçesiyle

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir.

10. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/2012 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır.

11. İddianame, 1.817 sayfadan oluşmakta olup başvurucu ile

birlikte toplam 95 sanığın cezalandırılması talep olunmuştur. İddianamede

Diyarbakır ili Bağlar ilçesinde PKK adına faaliyette bulunan "Kent

Meclisi" adlı yapılanmanın (27/2/2011 ve 30/10/2011 tarihleri arasında)

yirmi bir kez toplantı yaptığı ve bu toplantılarda alınan kararlar uyarınca

(3/3/2011 ve 29/10/2011 tarihleri arasında) on ayrı yasa dışı eylem

gerçekleştirildiği belirtilmiş; bu bağlamda sanıkların terör örgütünün

faaliyetlerini düzenlemek suretiyle örgütü yönetme, kanuna aykırı toplantı ve

gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma, terör

örgütüne üye olma, görevi yaptırmamak için direnme, kanuna aykırı toplantı ve

yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, toplantı

ve yürüyüşlere silah veya benzeri aletlerle katılma, tehlikeli maddeleri

izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, terör örgütü propagandası yapma,

birden çok kişi ile birlikte terör örgütünün korkotucu

gücünden yararlanarak iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarını işledikleri

ileri sürülmüştür.

12. Cumhuriyet savcısının isnat edilen suçlamalara ilişkin delil

olarak özellikle şüpheli savunmaları, tanık beyanları, iletişimin tespititutanaklar, fiziki takip tutanakları, görüntü ve ses

kayıtları, CD inceleme tutanakları, tespit tutanakları ve ele geçirilen bir

kısım dokümana dayandığı görülmüştür.

13. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamalar özetle

şöyledir:

i. Başvurucu 29/3/2011, 28/4/2011, 8/5/2011 ve 26/6/2011

tarihlerinde Diyarbakır'da yapılan Bağlar Kent Meclisi yürütme toplantılarına

katılmıştır. Bunlardan;

- 29/3/2011 tarihli toplantıda; sivil itaatsizlik eylemlerinin

organize edildiğine, PKK terör örgütünün silahlı eylemlerinin desteklendiğine,

ölen örgüt mensuplarının şehit olarak adlandırıldığına ve onlara sahip

çıkıldığına;

- 28/4/2011 tarihli toplantıda; Kürt halkının devrime hazır

olduğuna, 2011 yılının PKK ve onun lideri olan Abdullah Öcalan için özgürlük

yılı olması gerektiğine, Kent Meclisleri Yürütme Divanında Abdullah Öcalan'ın

belirlediği sistemin esas alınacağına, hekesin

savaşması gerektiğine, yapılacak eylemlerde büyük katılım sağlanarak devlete

gözdağı verilmesi gerektiğine;

- 8/5/2011 tarihli toplantıda; seçim çalışmaları kapsamında

hangi seçmenin kime oy atacağının kent meclisi tarafından belirlendiğine, ölen

örgüt mensuplarının nihai amaçları doğrultusunda hareket edildiğine, Diyarbakır

ilini kurmaya çalıştıkları Kürdistan devletinin başkenti olarak gördüklerine,

Abdullah Öcalan'ı kendilerine lider olarak gördüklerine ve onun talimatları

doğrultusunda çalıştıklarına;

- 26/6/2011 tarihli toplantıda; PKK terör örgütü tarafından

eylemsizlik kararı aldığından dolayı Bağlar ve Sur ilçelerindeki eylemlerde disipsizlik olduğuna, eylem olduğu zaman mazeretsiz olarak

herkesin eyleme katılacağına, Diyarbakır ilinin yönetiminin kent meclisinin

elinde olduğuna, kent meclisi yürütmesinde her kurumdan şahsın bulunduğuna

yönelik konuşmalar yapılmıştır.

ii. Başvurucu, Bağlar ilçesinde gerçekleştirilen eylemlerde

hazırlanan molotof kokteyli ve ses bombaları için

maddi destekte bulunmuştur. Ayrıca örgüt adına toplanan paralar başvurucuya

verilmektedir.

iii. Başvurucu, Diyarbakır ilinde gerçekleştirilen yasal olmayan

bazı eylemlerin organizasyonunda "sorumlu" düzeyde yer almış; güvenlik

güçleri ve araçları ile kamu hizmet binalarına yönelik molotoflu

havai fişek saldırılarında kullanılan molotof

kokteyllerini ve havai fişekleri temin etmiştir.

iv. Başvurucu, ölen terör örgütü mensuplarının cenazelerinin

organizasyonuyla ilgilenen bir derneğin faaliyetlerinde görev alarak bu

kişilerin cenaze törenlerine katılımın artırılmasına yönelik girişimlerde

bulunmuştur.

v. Başvurucu 2009-2011 yıllarında PKK terör örgütünün

propagandasına dönüşen on iki ayrı toplantı ve gösteriye katılmış; bu toplantı

ve gösterilerde terör örgütü lehine slogan atan,güvenlik güçlerine taş, havai fişek ve molotoflu saldırıda bulunan grupların içinde yer almıştır.

14. Dava, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

madde ile görevli) E.2012/198 sayılı dosya üzerinden başvurucu bakımından

tutuklu olarak görülmüştür.

15. Yargılama aşamasında Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde

görülen ve sanıkları arasında başvurucunun da bulunduğu bir dava, Diyarbakır 5.

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/198 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

16. Mahkeme 20/2/2014 tarihinde başvurucunun da aralarında

olduğu tutuklu sanıkların tutukluluk durumu resen incelemiş ve başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

17. Başvurucu, karara itiraz etmiş; Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli) 3/3/2014 tarihli kararı ile

itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

18. Başvurucu, anılan kararı 6/3/2014 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

19. Başvurucu 7/4/2014 tarihinde süresinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

20. 21/02/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) mülga 250.

maddeyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/3/2014 tarihli kararı ile dosya,

Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.

21. Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/191 sayılı

dosyası üzerinden devam olunan yargılamada 4/4/2014 tarihinde yapılan tensip

incelemesinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiş, başvurucu aynı gün

serbest bırakılmıştır.

22. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İlk

Derece Mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

25. 5271 sayılı Kanun'un

"Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi" kenar başlıklı

mülga 250. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Türk Ceza Kanununda

yer alan;

...

c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş,

Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç),

Dolayısıyla açılan davalar; Adalet

Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı

çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde

görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür."

26. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin

Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın

Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un

105. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Aşağıdaki hükümler yürürlükten

kaldırılmıştır:

...

6)

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252 nci maddeleri,

..."

27. 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin (21/2/2014 tarihli

ve 6526 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılan) (4) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlükten

kaldırılan 250 nci

maddesinin birinci fıkrasına göre görevlendirilen mahkemelerde açılmış olan

davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakmaya devam

olunur. Bu davalarda, yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilemez. 12/4/1991

tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun l0

uncu maddesinin kovuşturmaya ilişkin hükümleri bu davalarda da uygulanır."

28. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silahlı örgüt" kenar başlıklı

314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara,

beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 20/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; gizli tanık beyanlarında yer alan bazı soyut

anlatımlar ve katıldığı birtakım yasal etkinlikler nedeniyle tutuklandığını,

tutuklama kararında suç şüphesinin bulunduğuna dair somut bir delilin

gösterilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

31. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi

şöyledir:

"Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

32. Başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığına yönelen bu

bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

incelenmesi gerekir.

33. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında -şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla-

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 42).

34. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale, temel

hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği

Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın

Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirinin niteliğine uygun

düşen kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrasında

belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir

(Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

35. Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri uyarınca kişi hürriyetine

ilişkin müdahale olarak tutuklamanın kanuni bir dayanağının bulunması

zorunludur (Murat Narman, § 43; Halas

Aslan, § 55). Diğer taraftan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak

kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri belirtilmiştir (Halas Aslan, §

57).

36. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinde ise kişilerin ancak

haklarında suç işlediklerine dair kuvvetli şüphelerin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde tutuklanabileceği

belirtildikten sonra tutuklama nedenleri sayılmıştır. Buna göre şüpheli veya

sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların

bulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme

veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde

tutukluluk kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli

şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkin

bir liste bulunmaktadır (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 46; Halas Aslan, § 59).

37. Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklere yönelik

sınırlamaların "ölçülülük" ilkesine aykırı olamayacağı

belirtilmiştir. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "tutuklamayı zorunlu kılan" ibaresiyle

de tutuklamanın ölçülü olması gerektiğine işaret edilmektedir (Halas Aslan, § 72). Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan "ölçülülük"

ilkesini gözetmek öncelikle tutuklama tedbirini uygulayan yargı mercilerinin

görevidir. Bu nedenle bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında

uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığı öncelikle tutukluluğa

ilişkin kararların gerekçeleri üzerinden tespit edilebilir (Murat Narman, § 62). Tutukluluğa ilişkin kararların gerekçelerinde

tutuklamanın ön şartı olan "kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunduğu"nun, ayrıca "tutuklama nedenleri"nin ortaya konulması gerekmektedir (Halas Aslan, § 75).

38. Somut olayda başvurucu; PKK terör örgütünün KCK

yapılanmasına ilişkin olarak yürütülen bir soruşturmada, bu kapsamdaki bazı

faaliyetlere katıldığı iddiasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca

tutuklanmıştır. Bu itibarla başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama suretiyle yapılan müdahalenin kanuni bir temeli bulunmaktadır. Öte

yandan başvurucu hakkında verilen tutuklama kararındaki gerekçeler (bkz. § 9)

dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesine ve tutuklama nedenlerine ilişkin

olarak Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmeler karşısında anılan

müdahalenin Anayasa ve Kanun'un öngördüğü anlamda meşru bir amacının bulunduğu

görülmektedir.

39. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında ilk tutuklamaya

ilişkin yargısal denetimin en önemli parçası, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasında tutuklama tedbirine başvurmanın zorunlu koşulları arasında sayılan

suçun işlendiğine dair "kuvvetli belirti" bulunup bulunmadığı

hususudur. Bu kapsamda bir suçun işlenmiş olabileceğine ilişkin ciddi

belirtilerin varlığı ilk tutma bakımından yeterli olabilir (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, § 84).

40. Soruşturma mercilerince tespit edildiğine göre başvurucu,

KCK yapılanması çerçevesinde faaliyet gösterdiği ileri sürülen Kent Meclisi

yürütme toplantılarına 2011 yılında birçok kez katılmıştır. Başvurucunun

2009-2011 yıllarında PKK terör örgütünün propagandasına dönüşen birtakım

toplantı ve gösterilere de katıldığı, ayrıca PKK adına gerçekleştirilen çok

sayıda organizasyonda görev aldığını tespit edilmiştir. Düzenlenen iddianameye

göre başvurucunun bu eylemleri, PKK terör örgütünün üyesi olduğunu ortaya

koymaktadır. İddianamede bu eylemlere ilişkin delil olarak özellikle şüpheli

savunmaları, tanık beyanları, iletişimin tespititutanaklar,

fiziki takip tutanakları, görüntü ve ses kayıtları, CD inceleme tutanakları,

tespit tutanakları ve ele geçirilen bir kısım dokümana dayanılmıştır (bkz. §§

8-13).

41. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında açıklanan

gerekçeler, iddianame ile başvurucuya isnat edilen ve yukarıda özetlenen

eylemler ile bu eylemlere ilişkin olarak dayanılan delillerin içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesi

için inandırıcı delillerin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

42. Diğer taraftan hâlen yargılanmasına devam olunan başvurucu

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığı değerlendirilirken

anayasal denetimintutuklamaya ilişkin süreç ile

tutuklama gerekçeleri üzerinden yapılması gerekir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Mehmet

Baransu (2),

B. No: 2015/7231, 17/5/2016, § 136).

43. Öncelikle terör suçlarının soruşturması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, B. No:

2015/9756, 16/11/2016, § 214).

44. Başvurucu hakkında tutuklama kararı verilirken Mahkemenin

tutuklama nedeni olarak suçun niteliğine ve delillere etki edilmesi (henüz

ifadesi alınamayan kişiler üzerinde baskı oluşturulması) şüphesine dayandığı

görülmektedir. Başvurucunun tutuklanması sunucunu doğuran silahlı terör örgütü

olma suçu, on yıla kadar hapis cezası ile yaptırıma bağlanan ağır bir suçtur.

İsnat edilen suça ilişkin kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine

işaret eden durumlardan biridir (Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61). Ayrıca başvurucuya isnat

edilen eylemlerin PKK terör örgütünün faaliyetleri kapsamında

gerçekleştirildiği ileri sürülmektedir. PKK adına eylemlerde bulunmakla suçlanan

başvurucunun, bu örgütün yurt içinde ve yurt dışındaki faaliyetleri dolayısıyla

serbest bırakıldığında yurt içinde saklanması, yurt dışına çıkması ve burada

barınması imkânı diğer kişilere göre çok daha fazladır (Benzer yöndeki bir

değerlendirme için bkz. Yıldırım Ataş,

B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60). Son olarak şüphelilerin başta tanıkları

baskı altına almak üzere delillere etki etmeye yönelik girişimde bulunma

tehlikesi, diğer soruşturmalara göre terör suçlarına ilişkin soruşturmalarda

daha büyüktür. Bu itibarla olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığı

söylenemez.

45. Öte yandan soruşturma süreci bakımından tutuklamanın

ölçülü/gerekli olmadığı sonucuna varılması için herhangi bir nedenin

bulunmadığı görülmektedir.

46. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutuklanmasının hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararlarında suç şüphesine

ilişkin olguların açıklanmadığını, tahliye taleplerinin matbu gerekçelerle

reddedildiğini, tutukluluğa ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerine dair

kişiselleştirme yapılmadığını, hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanması

mümkün olmasına rağmen keyfî olarak tutukluluğunun devam ettirildiğini ve

tutukluluğunun uzun sürdüğünü belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

48. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

50. Yukarıda belirilen Anayasa ve

Kanun hükümleri gereğince Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

51. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

52. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 4/4/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun

"ikincillik niteliği" ile bağdaşmamaktadır.

53. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Yargılamayı Yürüten

Mahkemenin Tarafsız ve Bağımsız Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

54. Başvurucu; yargılamayı yürüten özel yetkili (CMK mülga 250.

madde ile görevli) mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmadığını, bu nedenle

anılan mahkemelerin kaldırılmış olmasına rağmen yargılamayı aynı mahkeme

heyetinin sürdürdüğünü ve hakkında adil bir yargılama yapılmadığını belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

55. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (bkz. § 50).

56. Başvurucu hakkındaki dava, hem

bireysel başvurunun yapıldığı hem de Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun

karara bağlandığı tarihler itibarıyla Ilk Derece

Mahkemesinde derdesttir. Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği,

hakkındaki yargılamayı yürüten mahkemenin adil bir yargılama yapmadığına,

ayrıca tarafsız ve bağımsız olmadığına ilişkin şikâyetlerini derece

mahkemelerinde devam eden yargılamada ve sonrasında istinaf/temyiz aşamasında

ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise bu şikâyetlerin bu aşamalarda incelenme

imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede Derece Mahkemelerinin yargılama ve

istinaf/temyiz süreçleri beklenmeden yargılama sürecindeki adil yargılanma

hakkı ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu

edildiği görülmüştür. Kaldı ki 6526 sayılı Kanun'la CMK mülga 250. madde ile

görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine başvurucunun

yargılandığı dava genel yetkili/görevli Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine

devredilmiştir (bkz. § 20).

57. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemeleri ve

istinaf/temyiz mercileri önünde usulüne uygun olarak devam eden başvuru yolları

tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

a. Başvurucunun İddiaları

58. Başvurucu; yargılandığı davada suçlamanın yalnızca gizli

tanık beyanlarına ve katıldığı etkinliklere ilişkin görüntü kayıtlarına

dayandırıldığını, bu rağmen tutuklu olarak sürdürülen yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucun yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmadığına yönelen iddiasının Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

60. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

61. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

62. Somut olayda davada yer alan kişi sayısı, birleştirilen

davaların bulunması, davanın örgütlü suçlara (terör suçlarına) ilişkin olması,

davada çok sayıda ayrı olayın suçlama konusu edilmesi, sanıklara birçok

suçlamanın yöneltilmiş olması olguları başvuruya konu yargılamanın karmaşık

nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır (bkz. §§ 11, 15). Öte yandan yargılama

devam ederken davanın görüldüğü CMK mülga 250. madde ile görevli ağır ceza

mahkemesinin kaldırılması nedeniyle usule ilişkin bazı işlemlerin (yeniden

duruşma günü bildirilmesi gibi) yerine getirilmesi gerekmiştir.

63. Yukarıda belirtilen ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar (Feryat Aytimur, B. No: 2014/658, 30/12/2014, §§ 36-55; Muhammet Ömeroğlu, B. No: 2014/657,

17/5/2016 §§ 49-61) dikkate alındığında somut olayın koşullarında yaklaşık 5

yıl 5 aydır devam eden yargılamanın süresinin makul olduğu sonucuna varmak

gerekir.

64. Açıklanan nedenlerle başvurucunun yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın

hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul

süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamayı yürüten

mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Mehmet Mehdi

DOĞAN

Vekili

:

Av. Muhterem

SÜREN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4912, 20 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Adil Yargılanma
  10. A. 1. Tutuklamanın
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Akıncı
  14. Doğan
  15. Süren
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4912
Tarih
20 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Metin Baysal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13202)
  • Şeyma Kayaoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5491)
  • Selime Güler Türk Başvurusu (B. No: 2014/3726)
  • Ali Fırtına Başvurusu (B. No: 2014/14575)
  • Abdulcelil Özdemir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11733)
  • Nusret Konan Başvurusu (B. No: 2014/20035)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.