İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Özbey Başvurusu (B. No: 2020/16935)

1. Başvuru; borca yapılan itirazın iptali için açılan davada, davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru No2020/16935Tarih21 Ocak 2025Okuma9 dk · 1.845 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Özbey Başvurusu

Karar tarihi
21 Ocak 2025
Başvuru Numarası
2020/16935
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.845 kelime·9 dk okuma·3 bölüm

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; borca yapılan itirazın iptali için açılan davada, davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, borç olarak para gönderdiği N.Ö.nün (miras bırakan) borcunu ödememesi nedeniyle 1.412.850 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. Mirasçıların söz konusu takibe itiraz etmesi üzerine 25/3/2013 tarihinde itirazın iptali davası açmıştır. Dava dilekçesinde, miras bırakana gönderdiği borç için banka dekontlarının mevcut olduğu ve borcun ödendiğine dair herhangi bir bilgi bulunmadığı belirtilmiştir. Borcun miras bırakana verildiği ve borcun ödenmediğinin tanıklar ile ispatlanabileceği ifade edilmiştir.

3. İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 16/4/2015 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda, miras bırakanın vefatından sonra tarafların bir araya gelerek 8/10/2012 tarihli ibranameyi düzenlediği belirtilmiştir. Başvurucu tarafından miras bırakanın ve mirasçılarının ayrı ayrı gayrikabili rücu ibra edildiği ifade edilmiştir. İbraname altındaki imzanın başvurucu tarafından kabul edilmesi ve ibranamenin borcun sona erme hâllerinden biri olması nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

4. Başvurucu karara karşı 10/7/2015 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde 8/10/2012 tarihli ibranamede, Sirkeci'de yer alan hanın, 32.400 USD'nin ve 2008 model aracın istisna olmak üzere borcun ibra edildiği ve söz konusu hususun davalılar tarafından kabul edildiği belirtilmiştir. İstisna tutulan hususlar, davalılar tarafından yerine getirilmediğinden ibranamenin hukuken geçerli olmadığı ifade edilmiştir. İbranamede istisna tutulan hususlar konusunda anlaşma sağlandığının dinlenecek tanıklar vesilesi ile kanıtlanabileceği ileri sürülmüştür. Hukuken geçerli bir ibranamenin kayıtsız, şartsız ve açık olmasının zorunlu olduğu aktarılmıştır.

5. Yargıtay 13. Dairesi (Yargıtay) 8/6/2017 tarihinde temyiz talebini reddederek Mahkeme kararını onamıştır. Başvurucu 14/7/2017 tarihinde kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Karar düzeltme dilekçesinde, temyiz dilekçesinde belirtilen hususlar yinelenmiştir. Yargıtay 6/2/2020 tarihinde karar düzeltme talebini reddetmiştir.

6. Nihai karar, başvurucuya 10/3/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu10/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası hakkında başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildikten sonra başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Başvurucu tarafından, ibranamede belirli hususların istisna olarak kararlaştırıldığı ve istisnalar bakımından davalıların yükümlülüklerini yerine getirmedikleri belirtilmiştir. Şarta bağlanan ibranamenin borcu sona erdirdiğinden bahsedilemeyecek olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ifade edilmiştir. İbranamedeki şartların yer aldığının tanıklar ile ispatlanabilecek olmasına rağmen Mahkeme ve Yargıtay tarafından söz konusu delilin değerlendirilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

8. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

9. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur.

Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır.

Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

10. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1.B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

11. Başvurucu miras bırakana verdiği borcun kendisine ödenmemesi nedeniyle alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. Miras bırakanın mirasçıları olan davalılar borca itiraz etmesi üzerine başvurucu itirazın iptali davası açmıştır. Mahkeme davayı reddederken borç konusunda düzenlenen 8/10/2012 tarihli ibranameye vurgu yaparak ibranamenin başvurucu tarafından imzalanması sonucunda borcun sona erdiğini belirtmiştir. Karar, temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.

12. Yargılama makamlarınca gerçekleştirilen araştırma ve incelemeler neticesinde tespit edilen hususların, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini temin edecek ve keyfî uygulamaların önüne geçecek şekilde somut olayın özelliği dikkate alınarak gerekçeli kararda ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda sadece şeklî anlamda bir gerekçenin varlığı yeterli olmayıp gerekçenin aynı zamanda makul olması da aranmaktadır. Makul gerekçeden anlaşılması gereken mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini ortaya koymasıdır.

13. Mahkeme; başvurucunun ibra sözleşmesini imzaladığını, bununla da borcun sona erdiğini belirterek davalıların borca itiraz etmesinde haklı olduğunu kabul etmiştir. Başvurucu, ibranamenin kendisi tarafından imzalanmadığını iddia etmemiştir. İbranamede bir şart bulunmamakta olup bazı istisnalar dışında her türlü alacak ve hakkın ibra edildiğinden mahkemeler itirazı kabul etmiştir. Mahkemeler vardığı sonuca hangi nedenle ulaştığını ve delillerin değerlendirilmesini başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçe ile ortaya koymuştur.

14. Bu durumda başvurucunun ibranamenin şarta bağlı olarak yapıldığına, bu şartın gerçekleşmediğine ve söz konusu hususun dinlenecek tanıklar ile kanıtlanabileceğine dair iddialarının yargılamanın esasına tesir eder nitelikte olmadığı ve bu iddialar konusunda ayrı bir yanıt verilmemesinin gerekçeli karar hakkı ihlaline yol açmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 21/1/2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

1. Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm 2020/16935 esas sayılı dosyada, sayın çoğunluk başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir.

2. Aşağıda açıkladığım gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.

3. Olay ve olgular mahkemenin gerekçeli kararında özetlenmiştir.

4. Başvurucu; ibranamede belirli hususların istisna olarak kararlaştırıldığını, istisnalar bakımından davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, şarta bağlanan ibranamenin borcu sona erdirdiğinden bahsedilemeyeceğini ileri sürerek adil yargılanma hakkının; ihbarnamede şartların yer aldığının tanıklar ile ispatlanabilecek olmasına rağmen Mahkeme ve Yargıtay tarafından söz konusu delilin değerlendirilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

5. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

6. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır (daha geniş değerlendirme için bkz. Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75). Nitekim Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir.

Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) mahkemelerin davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 35).

Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

7. Öte yandan istinaf/temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus istinaf/temyiz merciinin bir şekilde istinafta/temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Yasemin Ekşi, § 57). Ancak istinaf/temyiz incelemesi sırasında ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların istinaf/temyiz merciilerince cevapsız bırakılması gerekçeli karar hakkının ihlaline neden olabilir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Caner Kandırmaz, B. No: 2013/3672, 30/12/2014, § 31).

8. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkı bağlamındaki görevi uyuşmazlığın esası yönünden önem taşıyan meselelere ilişkin olarak derece mahkemelerinin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koyup koymadıklarını incelemekten ibarettir. Anayasa Mahkemesinin derece mahkemesinin açıkça keyfî olmadığı veya bariz bir takdir hatası içermediği sürece gerekçelerini denetleme gibi bir görevi olmadığı gibi derece mahkemesi kararlarındaki hukuka aykırılıkları gidermek de Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Halit Kabadağ, B. No: 2019/3589, 23/11/2021, § 30).

9. Başvurucu miras bırakana verdiği borcun kendisine ödenmemesi nedeniyle alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. Miras bırakanın mirasçıları olan davalılar borca itiraz etmesi üzerine başvurucu itirazın iptali davası açmıştır. Mahkeme davayı reddederken borç konusunda düzenlenen 8/10/2012 tarihli ibranamenin düzenlendiği ve ibranamenin başvurucu tarafından imzalanması sonucunda borcun sona erdiğini belirtmiştir. Karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.

10. Yargılama makamlarınca gerçekleştirilen araştırma ve incelemeler neticesinde tespit edilen hususların, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini temin edecek ve keyfî uygulamaların önüne geçecek şekilde somut olayın özelliği dikkate alınarak gerekçeli kararda ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda sadece şeklî anlamda bir gerekçenin varlığı yeterli olmayıp gerekçenin aynı zamanda makul olması da aranmaktadır. Makul gerekçeden anlaşılması gereken mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini ortaya koymasıdır.

11. Mahkeme başvurucunun ibra sözleşmesini imzaladığını, bununla da borcun sona erdiğini belirterek davalıların borca itiraz etmesinde haklı olduğunu kabul etmiştir. Ancak başvurucu dava dilekçesinde borcun kendisine ödenmediğine dair tanıkların bulunduğunu belirtmesine karşın Mahkeme söz konusu tanıkları neden dinlemediğini ve bu tanık deliline neden itibar etmediğini gerekçesinde belirtmemiştir.

12. Kural olarak mahkeme kararlarında esasa ilişkin hususlarda yeterli gerekçe bulunması hâlinde kanun yolu merciince bu karara atıf yapılarak değerlendirme yapılması makul görülebilir. Mahkeme kararlarında gerekçe bulunmadığı hâllerde ise kişilerin ileri sürdüğü esaslı itirazların kanun yolu mercii tarafından gerekçeli bir şekilde karşılanması gerekir.

13. Başvurucu temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ısrarla kendisi tarafından imzalanan ibranamenin şarta bağlı olduğunu, birtakım mal varlıkların ibraname haricinde tutulduğunu ve bu durumun dinlenilecek tanıklar ile ispatlanabileceğini ileri sürmüştür. Ancak Yargıtay ne temyiz ne de karar düzeltme aşamasında ibranamenin şarta bağlı olarak yapılıp yapılmadığını değerlendirmemiştir. Başvurucu söz konusu iddianın tanık ile ispatlanabileceğini söylese de Yargıtay neden tanık delilini kabul etmediğini kararlarında açıklamamıştır.

14. Sonuç olarak gerekçeli kararda, başvurucunun ibranamenin şarta bağlı olarak yapıldığına, bu şartın gerçekleşmediğine ve söz konusu hususun dinlenecek tanıklar ile kanıtlanabileceğine dair yargılamanın esasına tesir eder nitelikteki iddia ve itirazlarının incelenmediği ve bu iddiaların karşılanmadığı görülmüştür. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmalıdır.

15. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : Mehmet ÖZBEY Vekili : Av. Tolga KAYA Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2020/16935, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Özeti
  4. II. Değerlendirme
  5. Karşı Oy
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2020/16935
Tarih
21 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • Savaş Temel Başvurusu (B. No: 2022/24361)
  • Enver Karabey Başvurusu (B. No: 2021/36984)
  • Hasan Durmuş Başvurusu (B. No: 2019/19126)
  • Uğur Özçiftçi Başvurusu (B. No: 2021/43521)
  • D.s ve N.b.s. Başvurusu (B. No: 2020/32560)
  • Kenan Karlıdağ Başvurusu (B. No: 2020/28247)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.