İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Şakir Uygar Başvurusu (B. No: 2020/22137)

1. Başvuru; gazeteci olarak toplumsal bir olayda görev alan kişinin kolluğun attığı gaz fişeği ile yaralanması ve bu olay nedeniyle açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının, temyiz incelemesinde verilen kararın gerekçe…

Başvuru No2020/22137Tarih14 Ekim 2025Okuma10 dk · 1.984 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Şakir Uygar Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2025
Başvuru Numarası
2020/22137
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.984 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; gazeteci olarak toplumsal bir olayda görev alan kişinin kolluğun attığı gaz fişeği ile yaralanması ve bu olay nedeniyle açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının, temyiz incelemesinde verilen kararın gerekçe içermemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, tazminat davasının makul bir sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvuruya konu dava evrakından anlaşıldığına göre 24/3/2006 tarihinde güvenlik güçleri ile PKK terör örgütü mensupları arasında meydana gelen silahlı çatışma sonucu ölü ele geçirilen on dört örgüt mensubundan dördünün 28/3/2006 tarihinde Diyarbakır'da defnedilmesi sonrasında aynı gün terör örgütüne müzahir eylemler başlamıştır.

3. Başvurucunun haber yapmak için gösteri yerinde olduğunu ve 30/3/2006 tarihinde eylemler sırasında çıkan olaylarda yaralandığını belirterek meydana gelen zararlarının tazmin edilmesi istemiyle 16/3/2007 tarihinde idareye yaptığı başvuru, zımnen reddedilmiştir. Başvurucu 13/7/2007 tarihinde kolluk kuvvetinin attığı gaz fişeğinin bacağına isabet etmesi sebebiyle yaralandığı iddiasıyla Emniyet Genel Müdürlüğü aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.

4. Başvurucu 30/3/2006 tarihinde yaralanmasının hemen ardından hastaneye müracaat etmiş ve burada hakkında rapor düzenlenmiştir. Aynı gün Savcılığın talimatı üzerine olaylarda yaralananların açık kimlik bilgileri ve ifadeleri, ifade vermeyenlerin ise bilgileri tutanakla kayda alınmıştır.

Başvurucunun söz konusu süreçte olayla ilgili ifade vermemesi üzerine hakkında şüpheli sıfatıyla soruşturma başlatılmış ve 12/9/2006 tarihinde soruşturmaya konu edilen gösterilere katılmak suretiyle terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği isnadıyla ifadesi alınmıştır.

Başvurucu; ifadesinde üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, olay tarihinde ve hâlen bir haber ajansında muhabir olarak görev yaptığını, yaralandığı gün aynı haber ajansında foto muhabiri olarak görev yapan H.E., V.A. ve bazı gazetecilerle birlikte olayları görüntülemek ve haber yapmak üzere faaliyette bulunduklarını, akşamüzeri bu görüntüleri haberleştirmek amacıyla bürolarına dönmekte iken Emek Caddesi'nde göstericilerle polisler arasında kaldıklarını, göstericilerin polise taş attıkları sırada kaçtıklarını, bu esnada polislerin de göstericileri dağıtmak üzere gaz bombası attığını,

bu gaz bombalarından birinin sol bacağına isabet etmesiyle yaralandığını, yanında bulunan arkadaşlarının kendisini önce devlet hastanesine, daha sonra da tıp fakültesi hastanesine götürdüklerini, gösterilere katılmadığını, slogan atmadığını, polise taş atmadığını, barikat kurmadığını beyan etmiştir. Başvurucu hakkında 5/7/2007 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

5. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi 17/4/2008 tarihinde davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Başvurucunun kararı temyiz etmesi üzerine Danıştay Onuncu Dairesi 16/1/2012 tarihli kararı ile davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunda inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.

6. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi 23/1/2014 tarihinde başvurucunun yaralanmasının idarenin eylemi neticesinde gerçekleştiğinin kesin olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Kararı temyizen inceleyen Danıştay Onuncu Dairesi ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına hükmetmiş; bozma gerekçesinde 28/3/2006 tarihinde Diyarbakır'da çıkan ve dört gün süren olaylarda genel güvenliğin ve asayişin sağlanması konusunda görevli olan davalı idarenin olaylarla bozulan asayişi dört gün boyunca yeniden tesis edemediğini, aynı süreçte genel güvenliği de sağlayamayarak hizmet kusuru işlediğini belirtmiştir.

Kararın devamında başvurucunun olaylara katılan grup içinde yer aldığı yönünde bir iddia ileri sürülmediği, bu doğrultuda bir başka tespitin de bulunmadığı, dolayısıyla kişisel kusuru olmadığı anlaşılan davacının güvenlik kuvvetlerince açılan ateş sonucunda yaralandığını ispatlar nitelikte bir bulgu olmamakla birlikte olaylar sırasında yaralandığı sabit olduğundan davanın reddi yolunda verilen temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

7. Davalı idare, bozma kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Danıştay Onuncu Dairesi 24/12/2019 tarihinde karar düzeltme talebinin kabulüne ve ilk derece mahkemesi tarafından verilen davanın reddi kararının onanmasına kesin olarak karar vermiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 18/3/2020 tarihinde öğrenmesinin ardından 30/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

10. Başvurucu; bir haber ajansına bağlı muhabir olarak olayları izlemekteyken emniyet görevlilerinin attığı gaz bombasının ayağına isabet etmesi sonucu yaralandığını, yaralanmasına neden olan olaylarda genel güvenliğin dört gün boyunca sağlanamadığını, yüzlerce sivilin yaralandığını, birden fazla kişinin öldüğünü belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

11. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

12. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen işkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulma yasağı mutlak bir nitelik taşımakta olup bu kapsamda öncelikle kamusal yetkiyle güç kullanan görevlilerin hiçbir şekilde kişilerin beden ve ruh bütünlüğüne zarar vermemeleri gerekir. İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine yönelik tartışılabilir ve makul şüphe uyandıran iddialar, sorumlularının tespitini ve cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir soruşturma yapılması sorumluluğunu doğurur (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 81, 95).

13. Anayasa Mahkemesi kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucunda gerçekleştiği ileri sürülen, Anayasa'nın 17. maddesine yönelik olan ihlal iddialarını incelediği birçok başvuruda tüketilmesi gereken etkili hukuk yolunun ceza soruşturması olduğunu, tazminat davasının sürece etkisinin bulunmadığını açıkça belirtmiştir.

Zira kamu görevlilerinin kasıtlı eylemlerine/kötü muamelelerine ilişkin vakalarda devletin sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen idari ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi bu hak ihlalini gidermek, mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir.

Diğer taraftan temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle ilgili hukuk sisteminin koruma mekanizmalarının işletilmesi şarttır. Bu nedenle ihlal iddialarına ilişkin olarak öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi gerekmektedir (Onur Cingil [2. B.], B. No: 2013/7836, 16/4/2015, § 52; Zeki Güngör [1. B.], B.

No: 2013/8491, 31/3/2016, § 39; N.T.U. ve N.T. [2. B.], B. No: 2014/4372, 19/12/2017, § 28; Seyfullah Turan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2014/1982, 9/11/2017, § 140. Şehap Korkmaz [2. B.], B. No: 2013/8975, 23/7/2014, § 33; Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).

14. Yukarıda aktarılan ilkeler uyarınca, kamu görevlileri tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen kötü muamele iddiaları bakımından etkili hukuk yolu ceza soruşturmasıdır. Somut olayda başvurucunun kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucunda yaralandığını iddia ettiği ve idari yargıda açtığı tazminat davasını takiben bireysel başvuruda bulunduğu görülmüştür. Başvurucunun kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri hakkında ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğine ilişkin bir bilgi vermediği, olaya ilişkin bir soruşturma yürütüldüğüne ilişkin başvuru dosyasında bilgi de bulunmadığı ve başvuruya ceza soruşturmasının temel alınmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle kötü muamele yasağına ilişkin ihlal iddiaları yönünden başvuru yolunun tüketilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu, Danıştayın aynı Dairesinin 2016 yılında verdiği temyiz talebinin kabulü kararında ayrıntılı gerekçe yazmışken 2019 yılında verdiği onama kararında gerekçeye yer vermemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur.

Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır.

Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

19. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

20. Somut olayda 16/1/2012 tarihli ilk bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda 23/1/2014 tarihinde davanın reddine karar verildiği, kararın temyizen incelenmesi sonucu gerekçeleri belirtilerek ikinci kez bozulduğu görülmüştür (bkz. § 6). Karar düzeltme aşamasında ise talebin kabulüne ve ilk derece mahkemesi tarafından verilen davanın reddi kararının onanmasına karar verildiği ancak bu kararda anılan bozma kararındaki gerekçeler de dikkate alınarak bozma kararından niçin dönüldüğüne dair ilgili ve yeterli gerekçe bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuruda adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, tazminat yargılamasının on üç yıl sürdüğünü belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

23. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir.

Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır.

Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 500.000 TL maddi, 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

26. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır.

Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60. Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

27. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Danıştay Onuncu Dairesine (E.2016/3575, K.2019/10844) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 446,90 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 14/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Melek ŞAHAN Başvurucu : Mehmet Şakir UYGAR Vekili : Av. Suphi SEÇER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2020/22137, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Özeti
  4. II. Değerlendirme
  5. A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  6. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  7. III. Giderim
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2020/22137
Tarih
14 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Konuşan Kafalar Turizm Organizasyon San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2021/7312)
  • Rafiye Çakar Başvurusu (B. No: 2021/18462)
  • Mustafa Yarar ve Tuğba Yarar Başvurusu (B. No: 2021/55398)
  • B.m. İnşaat Otomotiv Turizm ve Yat San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2022/99587)
  • Asuman Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/14318)
  • Halil İbrahim Yılmaz Başvurusu (B. No: 2021/31592)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.