İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Melih Durmazgezer Başvurusu (B. No: 2014/2753)

1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan

Başvuru No2014/2753Tarih1 Şubat 2017Okuma22 dk · 4.348 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Melih Durmazgezer Başvurusu

Karar tarihi
1 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/2753
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.348 kelime·22 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan

bahisle yükseköğretim kurumu ile ilişiğin kesilmesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine İzmir Bölge

İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu veeklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 9/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş

bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan Ege

Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012

eğitim-öğretim yılı için açmış olduğu öğrenci alımı sınavına girmiştir.

7. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yayımlanan "2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme

Sistemi Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu"nda söz konusu Üniversitenin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği

Programı için yirmisi bayan, otuzu erkek toplam elli kontenjan bulunduğu ilan

edilmiştir.

8. Başvurucu, sınav sonucunda erkek adaylar arasında 46. sırada

yer alarak asıl listeye girememiştir.

9. Üniversitenin resmî İnternet sayfasında 2011-2012

eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin duyuruda

asıl kayıt tarihinin 12/9/2011, yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011 olduğu

açıklanmış; asıl ve yedek öğrencilerin kayıtlarının yapılmasından sonra boş

kontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde internetten boş kontenjanların

ilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağı belirtilmiştir.

10. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asıl

olarak kazananların yer aldığı elli kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleri

Daire Başkanlığına gönderilmiştir.

11. Anılan Bölümün Öğrenci İşlerince asıl listede sınavı kazanan

on bir bayan ve on beş erkek adayın son kayıt tarihi olan 12/9/2011 tarihi

itibarıyla kayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerine başarı sıralamasına

göre hazırlanan yedek liste, Üniversitenin resmî İnternet sitesinden ilan

edilmiş ve listede yer alan adaylardan başvuranların kaydı 13/9/2011 tarihinde

yapılmıştır.

12. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listede

olan on kız ile on iki erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı hâlde belgelerinin

personel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı fark edilmiş ve aslındaasıl listeden sadece bir kız ve üç erkek öğrencinin

kayıt yaptırmadığı anlaşılmıştır.

13. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydı

yapılan on sekiz öğrenci için 14/9/2011 tarihli ve 6122 sayılı yazı ile

Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmak

üzere kontenjan sayısının altmış sekize çıkarılması talebinde bulunulmuştur.

14. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek liste

ilan edilerek üç erkek ve bir kız öğrenci için daha kontenjan açıldığı

duyurulmuştur.

15. Anılan duyuru üzerine başvurucu, aynı zamanda Celal Bayar

Üniversitesinde aynı bölümü asıl olarak kazanmış olmasına rağmen bu programdaki

kaydını sildirerek 23/9/2011 tarihinde Ege Üniversitesi BESYO'ya

kayıt yaptırmıştır.

16. Bu arada kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından

22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğ

edilmiştir.

17. Bu gelişme üzerine

Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894

sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisle

yedek liste üzerinden kayıt olan yirmi iki öğrencinin Üniversite ile ilişikleri

kesilmiştir. Başvurucu, ilişiğinin kesildiğini 26/10/2011 tarihinde

Üniversiteye geldiğinde öğrenmiş ve bunun üzerine dava açma süresi içinde İzmir

1. İdare Mahkemesinde anılan işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması

istemiyle dava açmıştır.

18. İzmir 1. İdare Mahkemesi 14/12/2011 tarihli ve E.2011/2173

sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması istemini reddetmiş, anılan karara

itiraz edilmesi üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından 17/1/2012

tarihli ve Y.D. İtiraz No: 2012/104 sayılı karar ile itirazın kabulüne ve İdare

Mahkemesince yürütmenin durdurulması isteminin reddi yolunda verilen kararın

kaldırılmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.

19. Anılan karar üzerine başvurucu, söz konusu okulda öğrenci

olarak eğitim almaya devam etmiştir.

20. İzmir 1. İdare Mahkemesi 8/5/2012 tarihli ve E.2011/2173,

K.2012/914 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"..., davacının idarenin personelinin

açık hataya düşerek yaptığı işlemler nedeniyle hukuka aykırı biçimde kontenjan

fazlası olarak 23/9/2011 tarihinde yapılan kaydının, idari istikrar süreleri

geçirilmeksizin dava konusu 19/10/2011 tarihli işlemle geri alınarak, okuluyla

ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde, yasal ve hukuksal aykırılık

bulunmamaktadır.

Diğer yandan... yönetim hukuku alanında daha

çok kamu görevlilerinin hukuka aykırı olarak idarece yapılan terfi ve

yükselmelerinin ya da parasal hakları yönünden yapılmış ödemelerinin geri

alınmasına ilişkin işlemlere yönelik uyuşmazlıklara ilişkin olarak Danıştay

İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararları ile oluşturulan ilkelerin, yönetsel yargı

yerlerince başkaca uyuşmazlıklarda özgülenerek uygulanageldiği bilinmektedir.

Bu ilkeler çerçevesinde, kural olarak bireyin hilesi ya da yanıltması olmadan

idarece hukuka aykırı olarak tesis edilen ve birey yönünden belli bir süre

uygulanarak öznel kazanımlar oluşturan işlemler ancak 'dava açma' süreleri

içinde idarelerce geri alınabilecektir. Ancak aykırılık, açık hata ya da

işlemin 'yok' sayılmasını gerektirecek derecede hukuksal sakatlıktan kaynaklanıyor

veya işlem bireyin kolayca anlayabileceği kadar açık aykırılıklar taşıyor ise

idarece her zaman geri alınabilecektir. Bu anlamda, 'mevzuat hükmünün yoruma

ihtiyaç göstermeyecek kadar açık olduğu, idare edenlerin kasıt ya da ihmal

içinde olmadıkları sürece, hükmü uygularken hataya düşmelerinin beklenemeyeceği

hallerde, maddi olaya ve mevzuatın açık hükmüne aykırı davranılmış ve bu durum

da işlemi yok denilecek kadar sakatlamış ise idarenin açık hatasından söz

edilebilir.' (Bu niteleme için Danıştay 10. Dairesinin 18/5/2005 gün, 2003/4745

E., 2005/2591 K. sayılı kararına bakılabilir.) Diğer yandan, hukuka aykırı

işlemlere dayanılarak elde edilen kazanımların korunmasında önemli koşullardan

biri de kazanımların salt öznel nitelikte olması ve kamu yararı ile çelişmemesi

koşulu olmaktadır.

Olayda, her ne kadar davacının kontenjan

fazlası olarak öğrencilik kaydının yapıldığı süreçte idarece hukuka aykırı

olarak tesis edildiği görülen işlemlerin tarafı olmadığı ve bu nedenle

işlemlerin tesis edilmesinde kişisel olarak idareyi yanıltması olanağı

bulunmadığı görülmekte ise de, Mahkememizce anayasal düzeyde koruma gören

eğitim hakkının kullanılmasında, ülkemizin olanaklarının kısıtlılığı nedeniyle

fırsat eşitliğini de sağlamak üzere getirilmiş olan kuralların getirdiği

sınırlamalar karşısında; bu kurallara aykırı olarak idarece 'açık hata'ya düşülerek yapıldığı görülen öğrenci kaydının iptal

edilmesinde hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılık

bulunmamaktadır.

Diğer yandan, davacının hata ya da hilesi bulunmadan

salt davalı idarenin açık hatasına dayanılarak elde edilen öğrencilik hakkının

korunmasının tek yolunun, davalı Üniversitedeki öğrencilik hakkının fiilen

sürdürülmesi ya da fiili durumun hukuksallaştırılması olmamalıdır. Hukuk

sistemimizde, dava konusu işlem nedeniyle davacıların özellikle başka alan ve

üniversitelerde eğitim hakkının kullanılmasının engellenmiş olması bakımından,

varsa idarenin işlemlerinden kaynaklanan hukuksal sorumlulukları nedeni ile

kullanılabilecek başkaca hukuksal yolların bulunduğu da açıktır.

..."

21. Kararın gereğini yerine getirmek üzere Ege Üniversitesi

Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun 17/7/2012 tarihli ve 16/8 sayılı Yönetim

Kurulu kararı ile başvurucunun kaydı 30/7/2012 tarihi itibarıyla silinmiştir.

22. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Sekizinci

Dairesinin 29/1/2013 tarihli ve E.2012/7362, K.2013/431 sayılı kararıyla

onanmış; başvurucunun karar düzeltme talebi yine aynı Dairenin 19/12/2013

tarihli ve E.2013/6787, K.2013/10513 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

23. Anılan karar, başvurucuya 28/2/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu 28/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

25. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun

2880 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik "Yükseköğretim

Kurulunun görevleri" kenar başlıklı

7. maddesinin (h) bendi şöyledir:

.

"Üniversitelerin

her eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrenci

sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü

planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri

doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak

öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek"

26. Aynı Kanun'un "Yükseköğretime

giriş ve yerleştirme" kenar başlıklı ve 30/3/2012 tarihli ve

6287 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değişik 45. maddesinin (a) bendi şöyledir:

"Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve

fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu

tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır."

27. Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2014 tarihli ve

E.2013/4561, K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir:

"Dava, davacıların çocuğunun 14.06.2009 tarihinde

girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyle uğradıklarını

öne sürdükleri toplam 25.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi zararın sınav

tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle

açılmıştır.

İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğun

eğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıl

eğitim masrafı olan 1.000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar için

talep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 3.600,00 TL zararın

davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminat

isteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 6.500,00 TL'nin ödenmesine

karar verilmiştir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen

kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin

bulunmasına bağlıdır.

İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin

kısmen kabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar vedayandığı

gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,kararın bu

kısımlarının onanması gerekmektedir.

Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevi

tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz istemine

gelince;

Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda) meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya

yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan

elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.

Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşanan manevi acı ile orantılı

olması gerekmektedir.

Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirken

ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu

elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek,

idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek

bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.

Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikle

üniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerinde

gerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğu

tartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatli

davranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yıl

üniversiteye geç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve

zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat

miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa

giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir.

Bu durumda, anne-baba ve öğrenci için

mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi

tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre

Mahkemece yeniden belirlenmesigerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdare

Mahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi

tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden

karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,...

karar verildi"

28. Yine Danıştayın anılan Dairesinin

18/7/2005 tarihli ve E.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebinin

reddine ilişkin kararı da şöyledir:

"Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'ye

yanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığını

öne sürdüğü 16.218.965.972 lira maddi, 5.000.000.000 lira manevi zararın yasal

faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğu

alanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşük

olarak hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorunda

kaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilen

işlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı döviz

karşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' nin

herhangi bir kusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından bu

paranın Milli Eğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi

gerektiği, davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatası

sonucu davacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorunda

kaldığı ve öğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulan

elem ve ızdırabını kısmen de olsa hafifletmek

amacıyla 3.000.000.000.-lira manevi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli

Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle

maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi

tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare

Mahkemesindeki iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi

ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin

reddine, ÖSYM'nin dava konusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan

idare yönünden davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın

kısmen kabulü ile 3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim

Bakanlığınca davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin

reddine, manevi tazminata yasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara 6.

İdare Mahkemesinin 18.09.2003 gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizen inceleyerek; maddi tazminat isteminin kısmen

kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan

Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki iptal davasının

açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminatistemininreddine,ÖSYM'

nindava konusuolaydahizmetkusurubulunmaması

nedeniyle anılan idare yönünden davacının maddi tazminat isteminin reddine,

manevi tazminatın kısmen kabulü ile 3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı

Milli EğitimBakanlığınca davacıya ödenmesine, fazlaya

ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkinkısmının

onanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkin

kısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 21.9.2004 gün ve E:2004/1068,

K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarınca

düzeltilmesi istemi,

...

İstemde bulunanlar tarafından öne sürülen

düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine

uymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,...

karar verildi."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, Ege Üniversitesi BESYO'ya

yedek listeden kayıt yaptırmaya hak kazandığını, bunun üzerine, başka bir

üniversitede kaydını yaptırmış olmasına rağmen resmî duyuruya itibar ederek

diğer programdaki kaydını sildirdiğini ve ilgili programa kaydolduğunu belirtmiştir.

Başvurucu, idarenin hatası yüzünden asıl olarak kazandığı ancak kaydını

sildirdiği üniversitede eğitim görme hakkını da kaybettiğini, idarenin

hatasının bedelini kendisinin ödemesinin adil olmadığını, hukuki durumunun

kazanılmış hak kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek Anayasa’nın

42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, ihlalin tespiti ile öğrenci statüsünün

iade edilmesine karar verilmesini ve bu süreçte manevi bütünlüğünün zarar

görmesi ve eğitimine geç başlaması nedeniyle her türlü hak kaybının önlenmesi

amacıyla tedbir alınmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

31. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“Kimse, eğitim ve

öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir

ve düzenlenir.”

32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek Türkiye’nin

taraf olduğu 1 No.lu ek Protokol’ün “Eğitim

hakkı” başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun

bırakılamaz. ...”

33. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinde kimsenin

eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı, öğretim hakkının

kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

34. Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün

2. maddesinde ise hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, bir

başka anlatımla herkesin eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.

Eğitim hakkını düzenleyen bu ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bu

cümlelerden birincisinde eğitim hakkına ilişkin temel kural, ikincisinde ise

tamamlayıcı kural düzenlenmiştir. Birinci cümledeki temel kuralın “eğitim hakkından yoksun bırakılmama” hakkını

içerdiği kuşkusuzdur.

35. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının eğitim ve

öğrenim hakkını güvence altına aldığı, dolayısıyla yükseköğrenim de dâhil

eğitim ve öğrenim hakkının bireysel başvuru incelemesi bakımından Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı konusunda tereddüt

bulunmamaktadır (Selçuk Taşdemir [GK],

B. No: 2013/7860, 3/3/2016, § 53).

36. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim hakkı,

kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif

ödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim ve

öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir. Bununla

birlikte kamu otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkin

bir şekilde katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitim

ve öğrenim hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin

sağlanmasını güvence altına almaktadır (Selçuk

Taşdemir, § 66).

37. İdarenin hatası ile de olsa yükseköğretim kurumuna resmî

kaydı yapılan ve burada eğitim görme hakkı elde eden başvurucunun söz konusu

kaydının silinerek yükseköğretim kurumundan ilişiğinin kesilmesinden

kaynaklanan ihlal iddiasının eğitim ve öğrenim hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir (Ayrıca üniversiteye giriş için gerekli

koşulları taşımayan engelli bir kişinin şikâyetinin eğitim hakkı kapsamında

incelenmesine ilişkin AİHM kararı için bkz. Lukach/Rusya, B. No: 48041/99, 16/11/1999).

38. Öte yandan başvurucunun belli bir dönemde eriştiği eğitim

kurumundan kaydının silinmesi, anılan Kurumdaki eğitimine son verilmesi

sonucunu doğurduğundan eğitim hakkına yönelik bir müdahaledir.

39. Bu değerlendirmelerden sonra başvurunun kabul edilebilirlik

hususunun incelenmesi gerekmektedir.

40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

42. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

43. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuru

yollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde

olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru

yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması

çerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun

ikincillik niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel

mahkemeler önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet

konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler

de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 16-20).

44. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

45. Başvuru konusu olayda, özel yetenek sınavı sonucunda elli

kişilik asıl listeye girerek 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ege Üniversitesi BESYO'ya kaydolmaya hak kazanan öğrencilere tanınan kayıt

süresinin dolmasının ardından elli kişilik asıl listede olup da kaydını

süresinde yaptıran bazı öğrencilerin kayıt belgelerinin idarece sehven

değerlendirmeye alınmaması nedeniyle gerçekte olandan daha fazla bir kontenjan

açığı saptanmış ve söz konusu kontenjan açığı yedek listeler ile doldurulmaya

çalışılmıştır. İdare daha sonra yaptığı hatayı fark ederek olması gerekenden

çok sayıda öğrenci kaydı yapıldığını ve kontenjanın bu şekilde aşıldığını

belirlemiş ve yedek listeden hatalı olarak kaydı yapılan öğrencilerin mağdur

edilmemesi amacıyla YÖK'e yazı yazarak kontenjan artırılması talebinde

bulunmuştur. YÖK'ün bu talebi reddetmesi üzerine yedek listelerden yanlışlıkla

kaydı yapılan öğrencilerin kayıtları 19/10/2011 tarihli işlemle idarece

silinmiştir. Başvurucu da bu kapsamda kaydı silinen öğrencilerden biridir.

46. Somut olayda idarece hata yapılmasaydı söz konusu okula

başvurucunun kaydının yapılmasının hukuken mümkün olmadığı hususunda bir

ihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucu da aksi yönde bir iddia ileri sürmemektedir.

Başvurucunun itirazı, idarenin hatalı uygulamasının sonuçlarının, kontejan açığı ilanı üzerine yedek listeden kayıt yaptıran

kendisi gibi öğrencilerüzerinde bırakılması

noktasındadır. Başvurucu, idarenin hatası nedeniyle Ege Üniversitesinden elde

ettiği öğrencilik statüsünün kazanılmış hak kapsamında değerlendirilmesi

gerektiğini ileri sürmektedir.

47. Kazanılmış hak, öğretide ve yargı içtihatlarında kabul

edildiği üzere idari işlemin tesis edildiği andaki hukuk kurallarına uygun

şekilde bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gereken bir haktır.

48. Öte yandan somut uyuşmazlık ve benzeri uyuşmazlıkları temyiz

mercii olarak inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesinin istikrar bulmuş

kararlarında, hatalı işlemlerin geri alınmasının, Danıştay İçtihadı Birleştirme

Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E. 1968/8, K. 1973/14 sayılı kararı uyarınca

hatalı işlemin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde mümkün

olduğu, dava açma süresi geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı kabul

edilmektedir (Danıştay 8. Dairesi, 28/12/2007, E.2007/8916, K.2007/7436;

30/10/2008, E.2008/6282, K.2008/6591; 28/6/2010, E.2010/2490, K.2010/3867;

23/11/2011, E.2011/6161, K.2011/5928; 24/4/2012, E.2011/8585, K.2012/1862).

49. Somut olayda, başvurucu hakkında idarenin hatası nedeniyle

yapılan kayıt işlemiyaklaşık bir aylık bir süreden

sonra yani altmış günlük dava açma süresi içerisinde idarece geri alınmıştır.

50. İdare Mahkemesi, gerekçeli kararında kazanılmış hak ilkesi

ile hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkesi yönünden bir değerlendirme yapmış,

kazanılmış hakkın hangi koşullarda kabul edilebileceğini belirtmiş ve somut

olayda Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararında ortaya konulan ilkeler ve

ülkemizde eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik olarak getirilen

kurallar doğrultusunda hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkelerinin

uygulanması gerektiği sonucuna vararak başvurucu tarafından açılan iptal

davasını reddetmiştir.

51. Başvurucu, asıl listeden kazanıp kaydolduğu başka bir

üniversitedeki kaydını idarenin hatalı işlemlerine güvenerek sildirmek

durumunda kaldığından, emeklerinin göz ardı edildiğinden eğitimine geç başlamak

durumunda kaldığından ve idarenin hatası nedeniyle mağdur edildiğinden şikâyet

etmekte; durumunun kazanılmış hak kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini

ileri sürmektedir.

52. Eğitim, niteliği gereği devlet tarafından düzenleme

yapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara tabi tutulması doğaldır. Devletler

bu konuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına

sahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçe

artmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlı

olarak azalmaktadır (Yüksel Baran, B.

No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).

53. Sınırlı sayıda yükseköğretim kurumuna ulaşılabilir olduğu

durumlarda devletin bunlara erişimi -akademik bir bakış açısıyla- sunulan

hizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerle sınırlandırma yetkisi

vardır (İngrid Jordebo Foundation of Christian Schools and İngrid Jordebo/İsveç

[Komisyon], B. No: 11533/856/03/1987). Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) uygun koşullarda asgari seviyede yeterli eğitim vermek

suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayı sağlamak için üniversiteye kabulün, buna

ilişkin giriş sınavını kazanıp kurallara uyarak kaydolanlarla ve belli bir

kontenjanla sınırlandırılmasına 1 numaralı Protokolün ikinci maddesinin izin

verdiğini belirtmektedir. (Tarantino ve Diğerleri/İtalya, B. No: 25851/09,

29284/09, 64090/09, 2/4/2013, § 46).

54. Bu bağlamda üniversiteye giriş için kontenjan sınırlaması ve

sınavda başarılı olma koşulu getirilmesine izin veren eğitim hakkının bu

koşullar yerine getirilmeksizin hatalı olarak elde edilen öğrencilik statüsünün

geri alınmamasını talep etme hakkını verdiği söylenemez.

55. Somut olayda başvurucu, Ege Üniversitesi BESYO'ya

giriş hakkı elde etmek için yapılan özel yetenek sınavı sonucunda ÖSYM

tarafından belirlenen kontenjan içine girememiş ve dolayısıyla anılan okula

kayıt hakkı kazanamamıştır. Ancak idarece yapılan bir hata üzerine başvurucu,

okula kaydedilmiş; durumun anlaşılmasından yaklaşık bir ay sonra da kayıt

işlemi geri alınmıştır.

56. Buna göre somut olayın koşulları, başvurucunun şikâyetleri,

özellikle de kurallara uygun şekilde giriş hakkı kazandığı diğer okuldaki

kaydını sildirmek durumunda kalmış olması ve eğitim hakkının kapsamı dikkate

alındığında, idarenin hatası nedeniyle elde edilen bir statünün hukuka uygunluk

denetiminin yapılacağı bir iptal davasının iddia edilen ihlalin giderimi için

elverişli bir başvuru yolu olmadığı sonucuna varılmıştır.

57. Diğer taraftan başvurucuya atfedilebilir bir kusurun

bulunmadığı somut olayda, eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden idarenin

sorumluluğundan hareketle zararların tazminine yönelik olarak açılacak bir tam

yargı davasının tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığının incelenmesi

gerekir.

58. İdare, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince kural olarak

yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle

yükümlü olup idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku

kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk

ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

59. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 12. maddesinde "İlgililer

haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi

mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın

karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca

idareye başvurma hakları saklıdır." hükmü yer almaktadır.

60. Bu düzenleme ile ilgililere, haklarını ihlal eden bir idari

işlem nedeniyle doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davasını birlikte açabilmelerinin yanı sıra üçüncü bir yol olarak ilk önce

iptal davası açarak bunun karara bağlanması üzerine tam yargı davası

açabilmeleri olanağı tanınmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere iptal

davasının karara bağlanmasından sonra tam yargı davası açabilmek için iptal

davasının ne şekilde sonuçlandığı önem arz etmemektedir. Dolayısıyla iptal

davasının reddedilmiş olması tam yargı davası açılmasına engel teşkil etmez.

61. AİHM içtihatlarında da değinildiği üzere temel hak ve

özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülen mekanizmaların sadece teoride mevcut

olması yeterli olmayıp bu mekanizmaların özellikle pratikte de ulaşılabilir ve

etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye,

B. No: 23763/94, 8/7/1999, § 76). .

62. İdarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların

tazminine yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında açılmış

tam yargı davalarına ilişkin çok sayıda Danıştay kararı mevcut olup bunlardan başvuru

konusu uyuşmazlığın temyiz mercii olan Danıştay Sekizinci Dairesi kararlarının,

ilgililerin eğitim hakkına yönelik idarenin kusurundan kaynaklanan zararların

tazminini sağladığı anlaşılmaktadır (bkz. § 27-28).

63. Görüldüğü üzere 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde

düzenlenen tam yargı davası yolu, başvuruya benzer uyuşmazlıklar yönünden

idarenin kendi kusurundan kaynaklanan zararların tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle anılan hukuk yolu, başvurucunun şikâyetleri açısından

erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı

sunmaktadır.

64. Nitekim, başvuru konusu uyuşmazlığa bakan idare mahkemesinin

esastan verdiği kararında da başvurucunun dava konusu işlem sonucu meydana

gelen mağduriyeti nedeniyle idarenin tazmin sorumluluğunun olduğu ve bu

mağduriyet konusunda başvurucunun gidebileceği başka hukuki yolların bulunduğu

ifade edilmiştir (bkz. § 20).

65. Somut olayda ise başvurucu, üniversitedeki kaydının

silinmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle idare mahkemesinde iptal davası

açmıştır. 2577 sayılı Kanun'un yukarıda hükümlerine yer verilen 12. maddesine

göre başvurucunun tam yargı davası açma hakkı da bulunmaktadır. Ancak

başvurucunun, iptal davası ile birlikte veya iptal davasının karara

bağlanmasından sonra tam yargı davası açma olanağı bulunmasına rağmen bu yolu

kullanmadığı, yalnızca iptal davası açmakla yetindiği anlaşılmaktadır.

66. Yukarıdaki tespitler ışığında ve başvuru konusu olayın

koşulları dikkate alındığında, başvurucunun ihlalin giderilmesi için kendisine

tanınan bütün imkanları kullanmadan, başka bir ifadeyle mağduriyetini giderici

nitelikteki davayı açmak suretiyle yargı organlarına ihlalin ortadan

kaldırılması fırsatını tanımadan ihlal iddiasını bu şekilde Anayasa Mahkemesine

getirmesi mümkün değildir.

67. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

1/2/2017 tarihinde Engin YILDIRIM'ın karşı oyu ve

OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucu, Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği

Bölümüne yedek listeden kaydolabilmek için başka bir üniversitedeki kaydını

sildirdiğini, ancak daha sonra Ege Üniversite’sinin personelden kaynaklı hatalı

bir işlem yapıldığı gerekçesiyle kaydını sildiğini ve sonuçta eğitim ve öğrenim

hakkından mahrum bırakıldığını iddia etmektedir. Anayasa’nın 42.maddesindeki

eğitim ve öğrenim hakkı ilköğretim dışında devletin herkese eğitim ve öğrenim

sağlaması şeklinde pozitif bir yükümlülük getirmemekle birlikte kamu

otoritelerinin kişinin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif

yükümlülüğünü getirmektedir.

Somut olayda, başvurucu asıl listeden kazanıp kaydolduğu başka

bir üniversitedeki kaydını idarenin hatalı olduğu sonradan ortaya çıkan bir

işlemini güvenip, sildirmesi sonucunda mağdur olmuştur. Başvurucu kendi

kusurundan kaynaklanmayan bir işlemden dolayı eğitim ve öğrenim hakkından bir

süreliğine de olsa yararlanamamıştır. Elbette, başvurucunun bir eğitim kurumuna

sehven kaydolması onu otomatikman eğitim ve öğrenim hakkının öznesi yapmaz.

Burada sorun idarenin doğru işlem tesis ettiğine güvenen ve inanan başvurucunun

kaydolduğu diğer yükseköğrenim kurumundaki kaydını silmesinden

kaynaklanmaktadır. Bu işlemden dolayı başvurucuya herhangi bir kusur atfedilmemelidir.

Başvurucunun mağduriyetini tam yargı davası açarak kısmen de olsa giderebilmesi

mümkünse de başvurucu, eğitim ve öğrenim hakkına yapılan müdahalenin ve bundan

kaynaklanan bir ihlalin tespitini talep etmektedir.

Başvurucunun herhangi bir kişisel kusuru olmadan, idarenin

kusurlu bir tasarrufundan dolayı eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılması

Anayasa’nın 42. maddesinin ihlali anlamına gelmektedir.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

Melih

DURMAZGEZER

Başkan Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2753, 1 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun başvuru
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Yıldırım
  15. Akıncı
  16. M. Emin KUZ
  17. Durmazgezer
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2753
Tarih
1 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Yusuf Koraltan Çınar Başvurusu (B. No: 2014/17303)
  • Ahmet Sıddık Doru ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8534)
  • Tülay Arslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7051)
  • S. S. Batman Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2014/2792)
  • Berrin Sandıkçı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5923)
  • Erdinç Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/8627)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.