İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2014/2182 Tarih:

Metin Baran Başvurusu (B. No: 2014/2182)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

METİN BARAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2182)

Karar Tarihi: 17/11/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davanın

halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

13/2/2014 tarihinde İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir

durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 16/6/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından 4/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK. 250.

maddesi ile yetkili) yürütülmekte olan soruşturma kapsamında 15/3/2007

tarihinde gözaltına alınmıştır.

8. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK. 250. maddesi

ile görevli), 17/3/2007 tarih ve 2007/45 Sorgu sayılı karar ile başvurucunun

tutuklanmasına karar verilmiştir.

9. Başvurucu ve diğer altı şüpheli hakkında, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığının 11/4/2007 tarih ve E.2007/579 sayılı iddianamesi ile

"silahlı terör örgütü üyesi olma,

tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, korku, kaygı

veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, kamu malına zarar verme,

toplantı ve yürüyüşlere silah veya Türk Ceza Kanunu'nun 23. maddesinde

belirtilen aletlerle katılma ve terör örgütü propagandası yapma"

suçlarını işledikleri iddiasıyla İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250.

maddesi ile görevli) E.2007/232 sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır.

10. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. 250. maddesi ile

görevli), 17/4/2008 tarih ve E.2008/20, K.2008/89 sayılı kararıyla E.2008/20

sayılı dava dosyasının, aynı Mahkemenin E.2007/232 sayılı dava dosyası ile

birleştirilmesine, yargılamaya E.2007/232 sayılı dava dosyası üzerinden devam

edilmesine karar vermiştir.

11. Başvurucu, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/10/2009

tarihli kararı ile tahliye edilmiştir.

12. Mahkemece, 25/2/2010 tarih ve E.2007/232, K.2010/22

sayılı karar ile başvurucunun “silahlı terör

örgütü üyesi olma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve kamu malına

zarar verme” suçlarından mahkûmiyetine karar verilmiştir.

13. Kararın temyizi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

13/6/2011 tarih ve E.2011/1709, K.2011/3315 sayılı ilâmıyla hükmün özünü

oluşturan kısa kararın yer aldığı 25/2/2010 tarihli duruşma tutanağının 1 ilâ

21. sayfalarının kâtip tarafından imzalanmamış olması nedeniyle diğer yönleri

incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten bozulmasına karar verilmiştir.

14. Bozma üzerine dava, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2011/180 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

15. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 19/4/2012 tarih ve

E.2008/266, K.2012/91 sayılı karar ile E.2008/266 sayılı dava dosyasının, aynı

Mahkemenin E.2011/180 sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılamaya

E.2011/180 sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine karar vermiştir.

16. Mahkemece, 3/10/2013 tarih ve E.2011/180, K.2013/163

sayılı karar ile başvurucunun “silahlı terör

örgütü üyesi olma” suçundan 6 yıl 3 ay hapis, “tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma”

suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 820,00 TL adli para, “kamu malına zarar verme” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası

ile cezalandırılmasına, “patlayıcı madde

atma” suçundan ise ceza verilmesine yer olmadığına karar

verilmiştir.

17. Karar başvurucu tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz

incelemesi devam etmektedir.

18. Başvurucu, 13/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

19. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 152.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile (2) numaralı fıkrasının (a) bendi,

174. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları, 314. maddesinin (2) numaralı

fıkrası; 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi;

4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 219. maddesinin (1)

numaralı fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 13/2/2014 tarih ve 2014/2182 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 15/3/2007 tarihinde gözaltına alındığını ve 17/3/2007

tarihinde tutuklandığını, 6/10/2009 tarihinde tahliye edildiğini ancak,

hakkında açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

22. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

23. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

24. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

25. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

26. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında yürütülen soruşturma

sonucunda düzenlenen iddianamede başvurucuya isnat olunan suçların, ilgili

kanunlarda hapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde tanımlandığı

anlaşılmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda

kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

27. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım

tedbirlerin uygulanması anıdır. Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca gözaltına alındığı 15/3/2007 tarihidir.

Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak

karara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa

Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 35).

28. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/3/2007 tarihinde gözaltına alınan ve

17/3/2007 tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında, 11/4/2007 tarihinde açılan

ve İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/232 sayılı dosyasına kaydedilen

davada, Mahkemece, 17/4/2008 tarihinde E.2008/20 sayılı dava dosyasının,

E.2007/232 sayılı dava dosyası ile birleştirildiği, başvurucunun savunmasının

alındığı, delillerin toplandığı, 6/10/2009 tarihli duruşmada başvurucunun

tahliye edildiği, 25/2/2010 tarihli duruşmada başvurucunun mahkûmiyetine karar

verildiği tespit edilmiştir. Duruşma tutanaklarının incelenmesinden, duruşma

günlerinin dolu olması nedeniyle Mahkemece uzun aralıklarla duruşmalar

yapıldığı belirlenmiştir. Hükmün temyizi sonucunda, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

13/6/2011 tarihli ilâmı ile bozulması üzerine, Mahkemenin E.2011/180 sayılı

dosyasına kaydedilen davada, Mahkemece 19/4/2012 tarihinde E.2008/266 sayılı

dava dosyasının, E.2011/180 sayılı dava dosyasıyla birleştirildiği, bozma ilâmına

uyularak yapılan yargılamada, 3/10/2013 tarihinde başvurucunun mahkûmiyetine

karar verildiği, hükmün başvurucu tarafından temyiz edildiği ve temyiz

incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır.

29. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§

24-40).

30. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık sekiz yıldır devam eden yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

31. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

32. Başvurucu, makul sürede

yargılama yapılmadığı için 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

33. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

34. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık sekiz yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

5.850,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

36. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık sekiz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun;

1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili derece Mahkemelerine

gönderilmesine,

17/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Metin BARAN

Vekili

:

Av. Mustafa ERASLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2182, 17 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası