İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Metin Erten Başvurusu (B. No: 2022/12850)

1. Başvuru, işçilik alacaklarına ilişkin açılan davada istinaf mahkemesince kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddianın karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru No2022/12850Tarih24 Haziran 2025Okuma14 dk · 2.735 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Metin Erten Başvurusu

Karar tarihi
24 Haziran 2025
Başvuru Numarası
2022/12850
R.G. Tarih ve Sayı
11/2/2026 - 33165
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.735 kelime·14 dk okuma·3 bölüm

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, işçilik alacaklarına ilişkin açılan davada istinaf mahkemesince kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddianın karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Başvurucunun Açtığı Dava ve Bireysel Başvuruya Konu Davayla İlgili Süreç

2. Başvurucu, Muş Şeker Fabrikasında (Fabrika) işçi olarak çalışmaktayken Fabrika özelleştirilmiştir. Başvurucu, Fabrikayı devralan şirket ile devreden şirket olan T.Ş.F. A.Ş. arasındaki sözleşmeye göre işçilik alacaklarının ödenmesi gerektiğini ancak bu alacakların ödenmediğini iddia ederek 23/7/2020 tarihinde T.Ş.F. A.Ş. aleyhine dava açmıştır.

3. Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (iş mahkemesi sıfatıyla) (Mahkeme) görülen davada 16/7/2021 tarihli karar ile dava kabul edilmiştir. Davalı işveren, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi (Daire) kararı kaldırarak 16/12/2021 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Daire gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

İş yerini devreden davalı şirket ile dava dışı alt işveren şirket arasındaki muhasebe ve personel servisleri yardımcı işçilik hizmetlerine ilişkin 2017/537885 sayılı ihale uyarınca davacının 14/12/2018 tarihine kadar dava dışı alt işveren Assos Yapı Tarım Hay. Temiz. Elek. Oto. San. Tic. Ltd. Şti.'de, 15/12/2018 tarihinden itibaren ise devralan asıl işveren Muş Şeker Üretim Sanayi A.Ş bünyesinde aralıksız çalışmaya devam ettiği ve halen de çalıştığı görülmektedir.

İş yeri devri fesih niteliğinde olmadığından devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde iş yeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkanı vermez. Öte yandan iş sözleşmesinin devamı sırasında işverenler tarafından ödenen kıdem tazminatının avans niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta iş yeri devri fesih niteliğinde olmadığından devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün değildir.

..."

4. Başvurucu, nihai hükmü 28/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 20/1/2022 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

5. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

B. Başvuru Formunda Belirtilen ve Somut Davayla Benzer Nitelikte Olduğu İleri Sürülen Davalarla İlgili Süreç

6. Başvurucu ile aynı işverene bağlı olarak çalışan Y.D. 18/11/2019 tarihinde işçilik alacaklarının ödenmesi için dava açmıştır.

7. Davayı inceleyen Mahkeme 24/2/2020 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacının, davalı asıl işveren bünyesinde faaliyet gösteren çeşitli alt işverenler bünyesinde 23.10.2008-19.12.2017 tarihleri arasında çalıştığının hizmet dökümünden anlaşıldığı, Muş Şeker Fabrikasının, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ bünyesinde iken özelleştirilerek 13.07.2018 tarihinde Muş Şeker Üretim Sanayi AŞ'ye devredildiği, Muş Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesine ilişkin dosyada mübrez 12.07.2018 tarihli varlık satış sözleşmesinin çalışanlara ilişkin hükümler başlıklı 15.1 maddesi ile;

'çalışan personelden alıcı ile anlaşarak çalışmaya karar verenlerin sözleşme imza tarihi itibariyle iş sözleşmelerinin Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından feshedileceği, kıdem ve ihbar tazminatları ile önceki yıllara ilişkin yıllık izinleri ve diğer haklarının Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından ödeneceğinin' kararlaştırıldığı, davacının iş akdinin bu hüküm gereğince feshedildiği

..."

8. Anılan karara karşı davalı, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Daire 16/10/2020 tarihinde istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının farklı alt işverenler nezdinde mevsimlik işçi olarak çalıştığı, davalı asıl işverence iş akdinin özelleştirme kapsamında devir sebep gösterilerek feshedildiği,

davalı ve dava dışı işverenler arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6'ıncı maddesi uyarınca asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu kabulü ile hareket edilerek ve davacının sözleşmesi belirsiz süreli kabul edilerek feshe bağlı tazminatlar ile işçilik alacaklarından davalının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik olmadığı gibi, özelleştirme kapsamında devir yapılmasının başlı başına iş akdinin feshi için geçerli bir sebep teşkil etmeyeceği, ispat yükü üzerinde olan davalı işverenin,

işçilerin sözleşmelerinin özelleştirme sonucu işletmesel ve ekonomik nedenlerle son çare olarak (geçerli nedenle) yenilenmediğine ilişkin iddiasını ispat için delil göstermediği dikkate alındığında davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.

..."

9. Başvurucu ile aynı işverene bağlı olarak çalışan H.D. 18/11/2019 tarihinde işçilik alacaklarının ödenmesi için dava açmıştır.

10. Davayı inceleyen Mahkeme 24/2/2020 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacının, davalı asıl işveren bünyesinde faaliyet gösteren çeşitli alt işverenler bünyesinde 23.10.2008-31.12.2017 tarihleri arasında çalıştığının hizmet dökümünden anlaşıldığı, Muş Şeker Fabrikasının, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ bünyesinde iken özelleştirilerek 13.07.2018 tarihinde Muş Şeker Üretim Sanayi AŞ'ye devredildiği, Muş Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesine ilişkin dosyada mübrez 12.07.2018 tarihli varlık satış sözleşmesinin çalışanlara ilişkin hükümler başlıklı 15.1 maddesi ile;

'çalışan personelden alıcı ile anlaşarak çalışmaya karar verenlerin sözleşme imza tarihi itibariyle iş sözleşmelerinin Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından feshedileceği, kıdem ve ihbar tazminatları ile önceki yıllara ilişkin yıllık izinleri ve diğer haklarının Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından ödeneceğinin' kararlaştırıldığı, davacının iş akdinin bu hüküm gereğince feshedildiği

..."

11. Anılan karara karşı davalı, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Daire 15/10/2020 tarihinde istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dosya kapsamından ve dinlenen taraf tanık beyanlarından davacının mevsimlik bir işte çalıştığı anlaşılmaktadır. SGK kayıtlarından genellikle askı süresinden sonra davacının eylül ayında çalışmaya başladığı görülmektedir.

Mevsimlik işte askı nedeniyle işyerinden ayrılan işçilerin iş sözleşmelerinin kendiliğinden sona ermeyeceği, fakat ertesi yılın iş sezonunun başına kadar askıda kalacağı, ertesi yıl mevsim başında işe alınmayan/çağrılmayan işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmiş sayılacağı Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir. Dosya kapsamından işverenin mevsim sonunda davacı işçiyi yeni mevsimde işe almayacağını bildirdiği ve işveren tarafından iş akdinin feshedildiği anlaşılmaktadır.

..."

12. Başvurucu ile aynı işverene bağlı olarak çalışan S.S. 19/11/2019 tarihinde işçilik alacaklarının ödenmesi için dava açmıştır.

13. Davayı inceleyen Mahkeme 4/12/2020 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacının, davalı asıl işveren bünyesinde faaliyet gösteren çeşitli alt işverenler bünyesinde 04.03.2009-19.12.2017 tarihleri arasında çalıştığının hizmet dökümünden anlaşıldığı, davacının son alt işvereninin Rüya Temizlik Ltd.

Şti. - Sulhattin Balkaya Adi Ortaklığı olduğu, Muş Şeker Fabrikasının, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. bünyesinde iken özelleştirilerek 13.07.2018 tarihinde Muş Şeker Üretim Sanayi AŞ'ye devredildiği, Muş Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesine ilişkin dosyada mübrez 12.07.2018 tarihli varlık satış sözleşmesinin çalışanlara ilişkin hükümler başlıklı 15.1 maddesi ile;

'çalışan personelden alıcı ile anlaşarak çalışmaya karar verenlerin sözleşme imza tarihi itibariyle iş sözleşmelerinin Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından feshedileceği, kıdem ve ihbar tazminatları ile önceki yıllara ilişkin yıllık izinleri ve diğer haklarının Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından ödeneceğinin' kararlaştırıldığı, davacının iş akdinin bu hüküm gereğince 19.12.2017 tarihinde feshedildiği

..."

14. Anılan karara karşı davalı, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Daire 25/3/2021 tarihinde istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mevsimlik işte askı nedeniyle işyerinden ayrılan işçilerin iş sözleşmelerinin kendiliğinden sona ermeyeceği, fakat ertesi yılın iş sezonunun başına kadar askıda kalacağı, ertesi yıl mevsim başında işe alınmayan/çağrılmayan işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmiş sayılacağı Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir. Dosya kapsamından iş akdi askıda olan davacının yeni sezonda işe çağrılmadığı ve işveren tarafından iş akdinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğine ilişkin bir delil de ibraz edilmemiştir bu itibarla mahkemece kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

..."

15. Başvurucu ile aynı işverene bağlı olarak çalışan F.Ö. 19/11/2019 tarihinde işçilik alacaklarının ödenmesi için dava açmıştır.

16. Davayı inceleyen Mahkeme 4/12/2020 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacının, davalı asıl işveren bünyesinde faaliyet gösteren çeşitli alt işverenler bünyesinde 26.05.2009-19.12.2017 tarihleri arasında çalıştığının hizmet dökümünden anlaşıldığı, davacının son alt işvereninin Rüya Temizlik Ltd.

Şti. - Sulhattin Balkaya Adi Ortaklığı olduğu, Muş Şeker Fabrikasının, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. bünyesinde iken özelleştirilerek 13.07.2018 tarihinde Muş Şeker Üretim Sanayi AŞ'ye devredildiği, Muş Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesine ilişkin dosyada mübrez 12.07.2018 tarihli varlık satış sözleşmesinin çalışanlara ilişkin hükümler başlıklı 15.1 maddesi ile;

'çalışan personelden alıcı ile anlaşarak çalışmaya karar verenlerin sözleşme imza tarihi itibariyle iş sözleşmelerinin Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından feshedileceği, kıdem ve ihbar tazminatları ile önceki yıllara ilişkin yıllık izinleri ve diğer haklarının Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından ödeneceğinin' kararlaştırıldığı, davacının iş akdinin bu hüküm gereğince 03.09.2018 tarihinde feshedildiği

..."

17. Anılan karara karşı, davalı, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Daire 25/3/2021 tarihinde istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mevsimlik işte askı nedeniyle işyerinden ayrılan işçilerin iş sözleşmelerinin kendiliğinden sona ermeyeceği, fakat ertesi yılın iş sezonunun başına kadar askıda kalacağı, ertesi yıl mevsim başında işe alınmayan/çağrılmayan işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmiş sayılacağı Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir. Dosya kapsamından iş akdi askıda olan davacının yeni sezonda işe çağrılmadığı ve işveren tarafından iş akdinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğine ilişkin bir delil de ibraz edilmemiştir bu itibarla mahkemece kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

..."

18. Başvurucu ile aynı işverene bağlı olarak çalışan E.E. 19/11/2019 tarihinde işçilik alacaklarının ödenmesi için dava açmıştır.

19. Davayı inceleyen Mahkeme 4/12/2020 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacının, davalı asıl işveren bünyesinde faaliyet gösteren çeşitli alt işverenler bünyesinde 03.10.2012-19.12.2017 tarihleri arasında çalıştığının hizmet dökümünden anlaşıldığı, davacının son alt işvereninin Rüya Temizlik Ltd.

Şti. - Sulhattin Balkaya Adi Ortaklığı olduğu, Muş Şeker Fabrikasının, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. bünyesinde iken özelleştirilerek 13.07.2018 tarihinde Muş Şeker Üretim Sanayi AŞ'ye devredildiği, Muş Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesine ilişkin dosyada mübrez 12.07.2018 tarihli varlık satış sözleşmesinin çalışanlara ilişkin hükümler başlıklı 15.1 maddesi ile;

'çalışan personelden alıcı ile anlaşarak çalışmaya karar verenlerin sözleşme imza tarihi itibariyle iş sözleşmelerinin Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından feshedileceği, kıdem ve ihbar tazminatları ile önceki yıllara ilişkin yıllık izinleri ve diğer haklarının Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından ödeneceğinin' kararlaştırıldığı, davacının iş akdinin bu hüküm gereğince 03.09.2018 tarihinde feshedildiği

..."

20. Anılan karara karşı, davalı, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Daire 25/3/2021 tarihinde istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mevsimlik işte askı nedeniyle işyerinden ayrılan işçilerin iş sözleşmelerinin kendiliğinden sona ermeyeceği, fakat ertesi yılın iş sezonunun başına kadar askıda kalacağı, ertesi yıl mevsim başında işe alınmayan/çağrılmayan işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmiş sayılacağı Yargıtay tarafından da kabul edilmektedir. Dosya kapsamından iş akdi askıda olan davacının yeni sezonda işe çağrılmadığı ve işveren tarafından iş akdinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğine ilişkin bir delil de ibraz edilmemiştir bu itibarla mahkemece kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

..."

21. Başvurucu ile aynı işverene bağlı olarak çalışan M.D. 10/8/2018 tarihinde işe iade davası açmıştır.

22. Davayı inceleyen Ankara 30. İş Mahkemesi 15/10/2019 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

BAM kararı doğrultusunda davalı işverenliğe müzekkere yazılarak feshin son çare olması ilkesi ve sair hususlarda araştırma yapılmış, tüm dosya kapsamı ve BAM kararı da dikkate alınarak davalı işverence feshin geçerli nedenlerle sonlandırıldığının usulüne uygun olarak ispat edilemediği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

..."

23. Anılan karara karşı davalı, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 25/3/2021 tarihinde kararı vekâlet ücreti ve arabuluculuk ücreti yönünden kaldırmış ve bunları düzelterek yine davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Türk Şeker Fabrikaları A.Ş.'ne ait olan ve özelleştirme kapsamı dışında kalan diğer Şeker Fabrikaları ile bağlı işletmelerde, bir kısım işlerin alt işverenlik ilişkileri çerçevesinde, kadrolu olmayan işçilerin eli ile yürütüldüğü, davalı tarafça belirtilen hizmet alım türleri dikkate alındığında davacının bu işlerde istihdam edilip edilemeyeceğine ilişkin imkanların araştırılmadığı, feshin son çare olması ilkesine de uyulmadığı, böylelikle davacının iş sözleşmesinin feshinde geçerli neden bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.

..."

II. DEĞERLENDİRME

24. Başvurucu; aynı işyerinde çalışan işçilerin aynı işverene karşı açtıkları davaların aynı Daire tarafından kabul edildiğini, bu kararlara güvenerek dava açtığını beyan etmiştir. Ayrıca bazı işçilerin sendika vasıtasıyla Ankara'da dava açtıklarını, davaların Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Dairesi tarafından kabul edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, Fabrikanın devrine ilişkin ihale şartnamesine aykırı karar verildiğini de iddia etmiştir.

Başvurucunun iddiasına göre bu şartname gereğince iş akdi feshedilenlere işçilik alacaklarının ödenmesi gerekmektedir. Başvurucu, bunların yanı sıra davalının süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde iş akdini kendisinin (davalının) feshettiğini beyan etmesine rağmen Dairenin resen değerlendirme yaparak iş akdini kendisinin (başvurucunun) feshettiğini kabul etmesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu iddia etmiştir.

Başvurucu, aynı konumda olup aynı davayı açan şahıslarla ilgili olarak farklı kararlar verilerek eşitlik ilkesinin ve adil yargılanma hakkı kapsamında hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

27. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur.

Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır.

Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir.

Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

28. Başvurucunun çalıştığı Fabrika özelleştirilmiştir. Bunun üzerine başvurucu; Fabrikayı devreden işveren aleyhine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları için dava açmıştır. Başvurucu, taleplerinin dayanağı olarak Fabrikayı devralan ile devreden arasında imzalanan varlık satış sözleşmesini göstermiştir. Başvurucunun iddiasına göre bu sözleşme kapsamında iş akitleri feshedilmiştir ve Fabrikayı devreden davalı şirket işçilik alacaklarından sorumludur. Başvurucunun açtığı dava, Mahkeme tarafından kabul edilmiştir. Ancak Daire, kararı kaldırarak davanın reddine karar vermiştir.

29. Başvurucunun emsal olarak gösterdiği kararlar incelendiğinde (bkz. §§ 6-23) davayı açan işçilerin iş akitlerinin davalı işveren tarafından feshedildiği ve bu kararların gerekçelerinde varlık satış sözleşmesinin çalışanlara ilişkin hükümler başlıklı 15.1 maddesinde yer alan "çalışan personelden alıcı ile anlaşarak çalışmaya karar verenlerin sözleşme imza tarihi itibariyle iş sözleşmelerinin Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından feshedileceği, kıdem ve ihbar tazminatları ile önceki yıllara ilişkin yıllık izinleri ve diğer haklarının Türkiye Şeker Fabrikaları tarafından ödeneceğinin" hükmüne atıf yapıldığı görülmüştür.

30. Eldeki davada başvurucunun dava dilekçesi incelendiğinde iddiasını, varlık satış sözleşmesinin "Çalışanlara İlişkin Hükümler" başlıklı 15. maddesine dayandırdığı görülmüştür. Bu husus davanın sonucunu etkileyebilecek mahiyette olup davayı reddeden Dairenin bu konuda değerlendirme yapmadığı görülmektedir. Bu itibarla başvurucunun kararın sonucunu değiştirebilecek esaslı iddiasının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

32. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama ile 25.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

33. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır.

Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60. Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

34. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

35. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine (E.2021/1711, K.2021/1948) iletilmek üzere Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2020/630, K.2021/895) GÖNDERİLMESİNE,

E. 664,10 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 30.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 24/6/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Yılmaz AKÇİL Raportör : Mutlu ALAF Başvurucu : Metin ERTEN Vekili : Av. Hamdusena ASLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2022/12850, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Özeti
  4. II. Değerlendirme
  5. III. Giderim
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2022/12850
Tarih
24 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • Recep Yılmaz Başvurusu (B. No: 2021/39460)
  • Murat Baydur Başvurusu (B. No: 2023/64577)
  • Anıl Koç Başvurusu (B. No: 2021/45387)
  • İlhan Güner Ertosun Başvurusu (B. No: 2021/56334)
  • Mustafa Demir Başvurusu (B. No: 2022/68229)
  • Sedat Özcan Başvurusu (B. No: 2022/67051)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.