İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mine Gezer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7825)

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında

Başvuru No2014/7825Tarih16 Kasım 2016Okuma27 dk · 5.375 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mine Gezer Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
16 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/7825
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.375 kelime·27 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında

hükmedilen kamulaştırma bedellerinin düşük olması, yargılamanın makul sürede

sonuçlanmaması ve yargılama sonunda maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi

nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 28/5/2014 tarihinde İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 19/1/2015 tarihinde kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı 18/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine herhangi bir

görüş sunulmamıştır.

6. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi'nden

yapılan sorgulama neticesinde başvuruculardan Ali Kalaycı'nın (T.C. Kimlik No:)

bireysel başvuru tarihinden sonra 13/1/2016'da vefat ettiği tespit edilmiştir.

7. Vefat eden başvurucu Ali Kalaycı'nın mirasçıları Remziye

Kalaycı, Bilal Kalaycı ve Bülent Kalaycı Anayasa Mahkemesine sundukları

9/6/2016 tarihli dilekçeleri ile murisleri tarafından yapılmış olan bireysel

başvuruyu devam ettirdiklerini, başvuru dosyasındaki ihlal iddialarına

katıldıklarını beyan etmişlerdir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvuruculardan Hasan Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar'ınhissedarı oldukları İzmir ili, Konak ilçesi, Hatuniye Mahallesi, 7346 ada, 2, 3 ve 8 parsel nolu taşınmazlarla ilgili olarak İzmir Büyükşehir

Belediyesince (İdare) kamulaştırma kararı alınmış ve İzmir 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde adı geçen başvurucular ve söz konusu taşınmazların diğer malikleri

aleyhine farklı tarihlerde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davaları

açılmıştır.

10. Vefat eden başvurucu Ali Kalaycı aleyhine de İzmir ili,

Konak ilçesi, Hatuniye Mahallesi, 7346 ada, 3 parsel nolu taşınmazın hissedarı olması nedeniyle İzmir 7. Asliye

Hukuk Mahkemesi nezdinde 28/3/2008 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davası açılmıştır.

11. Yargılamaların ilerleyen safhalarında söz konusu davalar ilk

açılan dava olan İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/10/2007 tarihli ve

E.2007/426 sıra sayılı dosyasında birleştirilerek yargılamalara devam

edilmiştir.

12. Yargılama boyunca İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlık konusu

taşınmazların tapu kayıtları ile vergi kayıtları, söz konusu taşınmazlara bedel

yönünden emsal nitelikte görülen dava dışı başka taşınmazların kayıtları

incelenmiş, keşif yapılmış, bilirkişi heyeti raporu ve bu rapora ek iki rapor

daha hazırlatılmıştır.

13. Yargılama sonunda İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 24/9/2009

tarihli ve E.2007/426, K.2009/273 sayılı kararı ile davayı kabul etmiş,

toplanan deliller neticesinde 2 nolu parsel için

379.098,45 TL; 3 nolu parsel için 202.527,21 TL; 8 nolu parsel için 315.010,35 TL karşılığında taşınmazların

İdare adına tesciline, söz konusu meblağların depo edilen banka hesabından hak

sahiplerine ödenmesine hükmetmiştir.

14. Taraflarca temyiz talebinde bulunulması üzerine Yargıtay 18.

Hukuk Dairesi 14/6/2010 tarihli ve E.2009/14272, K.2010/8957 sayılı ilamı ile

uyuşmazlık konusu taşınmazların değerlendirme tarihi itibarıyla imar düzenlemesi

sonucu oluşmuş imar parseli olup olmadıkları, imar parseli olma durumları var

ise düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediği, düşüldü ise ne oranda

düşüldüğü hususlarında Belediye İmar Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden

bilgi alınmasının ardından yargılama dosyasının temyiz incelemesine

gönderilmesi gerektiğini belirterek dosyanın geri çevrilmesine karar vermiştir.

15. Belirtilen eksikliklerin tamamlanmasının ardından yapılan

temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 1/11/2010 tarihli ve

E.2010/10915, K.2010/14121 sayılı ilamı ile hükme esas alınan bilirkişi kurulu

raporunda hatalı değerlendirmeler yapıldığını belirterek, bozmaya hükmetmiştir.

İlamın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici

nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine

göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

.

Ancak;

1-Bilirkişi kurulu raporunda Devlet İstatistik

Enstitüsü'nce yayınlanan aylık üretici fiyatları endekslerine (1994=100 endeksi

alınmış olmakla) göre değerlendirme tarihi olan Ekim 2007'deki 10277,57 endeksi

alınması gerekirken, bir sonraki Kasım ayının endeksi olan 10369,52'nin

alınması suretiyle değerlendirme yapılması,

2-2942 sayılı Yasanın 11. maddesinin (d) bendi

gereğince emlak vergi değerlerinin de dava konusu taşınmaz ile emsalin

karşılaştırılmasında gözönünde tutulması gerekir. Bu

itibarla dava konusu taşınmazların ve emsalin emlak vergisine esas tutulan

asgari m² değerlerinin oranı ile bilirkişi raporunda değerlendirmeye esas

alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişki

giderilmelidir. Dosyaya getirtilen kayıtlara göre dava konusu 7346 ada 8 parsel

sayılı taşınmazın emlak vergisine esas asgari m² değeri 335,60 YTL, emsal

alınan 1242 ada 24 parselin asgari m² değeri ise 148,58 YTL.dir.

Buna göre emsal taşınmaz dava konusu 7346 ada 8 parsel sayılı taşınmazdan

(diğer dava konusu 7346 ada 2 ve 3 parselde olduğu gibi) daha değersiz olduğu

halde dava konusu taşınmazdan daha değerli kabul edilerek vergi değerlerine

ters düşecek şekilde değerlendirme yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş

olması,

3-Dava konusu taşınmazların imar parseli,

emsal taşınmazın ise kadastro parseli olduğu anlaşıldığından, dava konusu

taşınmazların somut emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerlerine (m²

fiyatına) düzenlemeye karşılık bir ilave yapılması gerekirken, bilirkişi

kurulunca bu işlemin tersine olarak önce düzenleme ortaklık payı ilavesinin yapılıp

sonra karşılaştırma yapılması, düzenleme ortaklık payı oranının %29,99 yerine

%30 olarak alınması ve emsalin değerlendirme tarihindeki m² fiyatının %70'e

bölünmesi şeklinde yanlış hesap yöntemi ile daha yüksek m² bedeli tespit

edilmiş olması,

Doğru görülmemiştir.

..."

16. Aynı Daireye davalı taraflarca yapılan karar düzeltme talebi

de 4/4/2011 tarihli ve E.2011/2575, K.2011/4388 sayılı ilam ile reddedilmiştir.

17. Bozma üzerine İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, bozma

ilamında açıklanan hususları dikkate aldığını belirterek ek bilirkişi kurulu

raporu hazırlatmış, yaptığı değerlendirme sonucu 14/9/2011 tarihli ve

E.2011/244, K.2011/341 sayılı kararı ile yeniden hesaplanan kamulaştırma

bedelleri üzerinden fazladan ödendiği tespit edilen bir kısım bedelin davacı

İdareye iadesine hükmetmiştir.

18. Temyiz üzerine yapılan değerlendirme sonucu Yargıtay 18.

Hukuk Dairesi 28/2/2012 tarihli ve E.2011/12402, K.2012/2035 sayılı ilamı ile

tekrar bozmaya hükmetmiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre hakim bozma

gereğini yerine getirmek zorunda olup, bilirkişilerin hakimin hükmüne uyduğu

bozma ilamına direnir şekilde karşı çıkmaları da söz konusu olmayacağından ve

vergi değerleri yönünden dava konusu taşınmaz emsalden daha değerli olduğundan

dava konusu taşınmazı en fazla emsalle eşdeğer kabul edilerek vergi değerlerine

ters düşmeyecek şekilde değerlendirme yapılması gerektiğinin dikkate

alınmaması,

...

Doğru görülmemiştir.

..."

19. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, davalı taraflarca yapılan karar

düzeltme istemini ise 3/7/2012 tarihli ve E.2012/6230, K.2012/8442 sayılı ilamı

ile reddetmiştir.

20. Bozma ilamı üzerine dava dosyasını yeniden incelemeye alan

İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, ek bilirkişi kurulu raporu hazırlatarak,

kamulaştırma bedellerini tekrar hesaplatmış ve söz konusu raporun Yargıtay

bozma ilamları ile uyumlu ve hükme elverişli olduğuna kanaat ederek bu

doğrultuda 18/2/2013 tarihli ve E.2012/224, K.2013/16 kararı ile 2 nolu parsel için toplam 375.627,45 TL; 3 nolu parsel için 200.729,41 TL ve 8 nolu

parsel için 336.842,25 TL kamulaştırma bedeli tespit etmiş, 2 ve 3 nolu parseller yönünden davalıların İdareye iadede

bulunmasına, 8 nolu parsel yönünden ise davalılara ek

bedel ödenmesine hükmetmiştir. İlk Derece Mahkemesi aynı kararında her iki

taraf lehine de karşılıklı 1.320 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir.

21. İlk Derece Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmiş ve

başvurucular 18/3/2013 tarihli temyiz dilekçelerinde hükme esas alınan

bilirkişi heyeti raporunda yapılan hesaplamaların hatalı ve Yargıtay

içtihatları ile uyumsuz olduğuna yönelik itirazlarda bulunmuşlardır.

22. Temyiz incelemesi sonucu İlk Derece Mahkemesi kararı,

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 13/5/2013 tarihli ve E.2013/6751, K.2013/7955

sayılı ilamı ile onanmıştır.

23. Başvurucular onama ilamı üzerine bu defa karar düzeltme

talebinde bulunmuşlar, 4/7/2013 tarihli dilekçeleri ile temyiz taleplerinde

ortaya koydukları hususları tekrar itiraz konusu ettiklerini belirtmişler

ayrıca kamulaştırma bedellerine yasal faiz ödenmesini istemişlerdir.

24. Karar düzeltme incelemesi sonucunda ise Yargıtay 18. Hukuk

Dairesi 13/2/2014 tarihli ve E.2013/15478, K.2014/2283 sayılı ilam ile İlk

Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına "...23/3/2008 tarihinden itibaren ilk karar tarihi olan 24/9/2009 tarihine

kadar; bozmadan sonra yatırılan fark bedellerine ise ... 23/3/2008 tarihinden

itibaren son karar tarihi olan 18/2/2013 tarihine kadar yasal faiz

uygulanmasına..." ibaresini eklemiş ve düzelterek onamaya

hükmetmiştir.

25. Düzelterek onamaya ilişkin ilam başvuruculara 28/4/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

26. Başvurucular 28/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

27. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun'un "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve

taşınmaz malın idare adına tescili" kenar başlıklı 10.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, ... asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve

taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, ... idare adına tesciline

karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, ... taşınmaz malın

malikine ... bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de

tebliğ olunur.

...

Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada

hakim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları

anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hakim,

taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve ...

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde

keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede

sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın

değerini tespit için mahallinde keşif yapar. ...

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin

beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz

malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde

mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara

tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya

vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi

raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı

beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde

gerektiğinde hakim tarafından onbeş

gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve

hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından

yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.

Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının

kamulaştırılma bedelidir. . İdarece, kamulaştırma

bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına . dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare

adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir

ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil

hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md)

Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde

sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden

itibaren kanuni faiz işletilir.

..."

28. 2942 sayılı Kanun'un

"Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları" kenar başlıklı

11. maddesi şöyledir:

"15 inci madde uyarınca oluşturulacak

bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere

mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten

sonra taşınmaz mal veya kaynağın;

a)Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü.

c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve

unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,

d)Varsa vergi beyanını,

e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın

kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması

halinde getireceği net gelirini.

g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki

özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, (.)(2)

resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer

objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu

unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da

dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz

malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz.

..."

29. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul

ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini

ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

31. Başvurucular, aleyhlerine açılan kamulaştırma bedelinin

tespiti ve tescil davasında maliki oldukları taşınmazların bedelinin

belirlenmesi için yargılama esnasında alınan bilirkişi raporlarının hatalı

hesaplamalara dayandığını, Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, bu konuda

yargılama boyunca birçok itirazlarının Yargıtayca

dikkate alınmadığını, yargılama sonunda lehlerine maktu vekâlet ücretine

hükmedildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek mülkiyet

ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, maddi

zararlarının tespiti için yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesini ve

lehlerine manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

33. Başvurucuların, bireysel başvuruya konu ettikleri

yargılamada uyuşmazlık konusu taşınmazların bedelinin belirlenmesi için alınan

bilirkişi raporlarının hatalı hesaplamalara dayandığı ve Yargıtay içtihatlarına

uygun olmadığı şikâyetleri taşınmazların bedel tespitine ilişkin şikâyetler

başlığı altında incelenmekle birlikte bu şikâyetler ile bağlantılı olduğu

anlaşılan bedel tespiti noktasındaki birçok itirazın Yargıtayca

dikkate alınmadığı şikâyetinin de aynı başlık altında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

34. Öte yandan başvurucuların diğer şikâyetleri ayrı başlıkları

altında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Taşınmazların Bedel Tespitine İlişkin İddia

35. Başvurucular; aleyhlerine açılan kamulaştırma bedelinin

tespiti ve tescil davasında maliki oldukları taşınmazların bedelinin tespiti

için yargılama esnasında alınan bilirkişi raporlarının hatalı hesaplamalara

dayandığını, Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, bu konuda yargılama

boyunca birçok itirazlarının Yargıtayca dikkate

alınmadığını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir."

37. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna

karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının

salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara

yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan

başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça

dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No:2012/1334, 17/9/2013, § 24).

38. Somut başvurunun dayanağını oluşturan konulardan biri olan

kamulaştırılan taşınmazların gerçek değerilerinin

ödenmesi talebi, Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının

kapsamına dâhildir. Anayasa'nın 35. maddesinde ise mülkiyet hakkının mutlak bir

hak olmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir.

Bununla birlikte Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve hürriyetleri sınırlanmada

genel ilkeleri tespit ederken devlet ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette

bulunan taşınmazları kamulaştırma yetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini

belirleyen Anayasa'nın 46. maddesi, mülkiyet hakkının sınırlanmasına ilişkin

özel hükümler içermektedir. Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği

başvurucuların söz konusu şikâyetlerinin değerlendirilmesinde Anayasa'nın 35.

maddesiyle birlikte 13. ve 46. maddelerinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir (Mehmet Akdoğan

ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 28).

39. Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyet hakları

ancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararı gereği sınırlanabilir.

Anayasa'nın 46. maddesine göre ise özel mülkiyette bulunan taşınmazlar, kamu

yararı gereği karşılıkları peşin ödenmek suretiyle kamulaştırılabilir veya

bunlar üzerinde irtifak hakkı kurulabilir. Ayrıca Anayasa’nın 13. maddesinde

yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülklerinden mahrum bırakılmaları

veya mülkiyet haklarını kullanmalarının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek

istenen kamu yararı ile mülkünden mahrum bırakılan veya mülkünü kullanması

engellenen bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:

2013/2511, 22/1/2015, § 41).

40.Kamulaştırma yapılması nedeniyle Anayasanın 13., 35. ve 46.

maddeleri uyarınca,başvurucuların

mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında bir dengenin gözetilmesi, bu dengenin

de başvurucunun elinden alınan mülkiyeti karşılığında taşınmazının gerçek

bedelinin peşinen ödenmesi suretiyle sağlanması gerekmektedir (Selma Arıcan, B. No: 2013/7841, 21/5/2015,

§ 38).

41. Bununla birlikte çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan

ve satışa konu malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında,

bir taşınmazın herkes için geçerli tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir bir

fiyatının olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.

Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma alnında

bulunan mülkiyet hakkı açısından önemli olan kamulaştırılan taşınmazın gerçek

değerinin 2942 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi ve ulaşılmak istenen kamu

yararı ile orantılı bir bedelin başvuruculara ödenmesidir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, § 48).

42. Bahsedilen kriterler çerçevesinde bedel veya değer düşüklüğü

karşılığının tespiti uzman mahkemelerin ve Yargıtayın

bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu

konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi mülkiyet hakkı kapsamında yapılan

bireysel başvurularda bedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi

bir görevi de bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan

müdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden yapacağı tespit,

orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder

Sağlam ve diğerleri, § 49).

43.Öte yandan kamulaştırma bedelinin tespitini yapan mahkemeler,

taşınmazı kamulaştırılan bireylerin kayıplarını telafi edecek şekilde yeterli

bir kamulaştırma bedelinin tazminat olarak hesaplanmasında ve bu surette

bireylerin haklarını korumada görevli oldukları gibi kamunun fazla bedel

ödeyerek zarara uğratılmasını da engellemekle yükümlüdürler. Yani mahkemeler,

mülkiyet haklarına müdahale edilen bireylerin mülkiyet hakkı ile ulaşılmak

istenen kamu yararı arasında makul bir denge kurmalıdırlar (Tahsin Erdoğan, B. No:2012/1246, 6/2/2014,

§ 72).

44. 2942 sayılı Kanun'un 10. ve 11. maddelerinde bir taşınmazın

kamulaştırılması ve bu kamulaştırmanın satın alma usulü ile

gerçekleştirilememesi hâlinde uyuşmazlığın yargıya taşınacağı hüküm altına

alınmış, asliye hukuk mahkemelerinin görevli kılındığı bu yargılama sürecinde

uygulanacak usule ilişkin kurallar ile kamulaştırmaya konu taşınmazın bedelinin

belirlenmesine yönelik yöntem ve işlemler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir (bkz.

§§ 27, 28). Buna göre söz konusu düzenlemeler ışığındakanun

koyucunun, bireylerin mülkiyet hakkına kamulaştırma yolu ile müdahalede

bulunulduğunda bu müdahalenin bireylerde yarattığı külfetin adil biçimde

giderilebilmesi niyetini taşıdığı görülmektedir (Mehmet Deniz, B No:2013/2307, 10/3/2016,§

41).

45. Bu kapsamda başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti ve

taşınmazın İdare adına tescili davasında İlk Derece Mahkemesinin 2942 sayılı

Kanun'un 10. maddesi çerçevesinde taşınmazlarda keşif yaparak, oluşturulan

bilirkişi kurulu aracılığı ile söz konusu taşınmazlar ve emsal olabilecek

nitelikte taşınmazlar üzerinde inceleme yaptırdığı, bu doğrultuda bilirkişi

heyetince Mahkemeye bilirkişi raporu ve ek rapor sunulduğu yine ayrıca bir

kadastro bilirkişisine de rapor hazırlatıldığı; taşınmazların tapu ve vergi

kayıtlarının incelendiği, emsal olabilecek nitelikteki taşınmazlara ilişkin de

kayıtların incelendiği, taraf beyanlarının, keşif zaptının dikkate alındığı ve

sonuç olarak tüm yargılama dosyası kapsamı değerlendirilerek kamulaştırma

bedellerinin belirlendiği, 24/9/2009 tarihli kararın ardından hak sahiplerine

ödemelerin yapıldığı anlaşılmaktadır (bkz. § 12).

46. Yargılamanın taraflarınca temyiz talebinde bulunulması ve

kamulaştırma bedelleri noktasında itirazların ortaya konulması üzerine ise

temyiz incelemesi için yargılama dosyasının gönderildiği Yargıtay 18. Hukuk

Dairesinin, taşınmazların niteliği hakkında daha kapsamlı bilgi sahibi

olabilmek amacıyla bir takım eksikliklerin tamamlanması için dosyanın geri

çevrilmesine karar verdiği, eksikliklerin tamamlanmasının ardından yapılan

temyiz incelemesi sonucunda ise bilirkişi raporlarında kamulaştırma bedelleri

için uygulanan hesaplamaların hatalı oluşu nedeniyle yapılması gerekenleri ayrı

ayrı açıklayarak bozmaya hükmettiği; İlk Derece Mahkemesinin de bozma

doğrultusunda ek bilirkişi heyeti raporu hazırlatarak yeniden hesaplanan

bedeller üzerinden hüküm kurduğu, tarafların bu hükme karşı yine bedel yönünden

itirazlarda bulunmaları üzerine temyiz incelemesinin yapıldığı ve inceleme

neticesinde Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin, ilk bozma ilamında belirttiği

hususlarda tekrar inceleme yapılması gerektiği kanaatine vararak tekrar hükmü

bozduğu görülmektedir (bkz. §§13-17).

47. İkinci bozma ilamı üzerine ise İlk Derece Mahkemesinin

uyuşmazlığı tekrar ele alarak yeniden bilirkişi heyetine rapor hazırlattığı ve

hazırlanan raporu hükme esas almaya elverişli bulduğu, 18/2/2013 tarihinde

uyuşmazlığın esası hakkında üçüncü kez hüküm kurduğu, kamulaştırma bedellerini

tespit ettiği, temyiz üzerine de Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin bu defa İlk

Derece Mahkemesi kararını onadığı, karar düzeltme istemini de yalnızca tespit

edilen kamulaştırma bedellerine faiz işletilmesi yönünden kabul ederek, hükmü

düzelterek onadığı ve böylece yargılamanın sona erdiği anlaşılmaktadır (bkz. §§

18-24).

48. Bu doğrultuda başvuruya konu olan ve yukarıda özetlenen

yargılama sürecinde, her ne kadar kamulaştırılan taşınmazların bedelinin

tespitinde kullanılan yöntem, taşınmazların kendine has özelliklerinin değerine

etkisinin belirlenmesi ve emsalleri ile karşılaştırılması gibi somut olayın durumuna

göre dikkate alınacak hususlar, ilgili kanun hükümlerinin öngördüğü sınırlar

dâhilinde hâkimin takdir yetkisinde olmakla birlikte yargılama bir bütün olarak

değerlendirildiğinde de kamulaştırma bedelinin tespiti hususunda gerek

tarafların talep ve itirazları gerekse Yargıtayın

tespitleri dikkate alınarak değerlendirmeler yapılıp karara varıldığı ve

yargılama sonucunda mülkiyet hakkına kamulaştırma yolu ile yapılan müdahalenin

karşılığı tespit edilerek müdahalenin giderimi yoluna gidildiği, karşılığın da

başvuruculara İlk Derece Mahkemesi kararının hemen ardından ödendiği

anlaşılmaktadır.

49. Öte yandan 2942 sayılı Kanun'un somut başvuruya konu edilen

yargılamaya uygulanan 10. ve 11. maddelerinin son hâllerini, 24/4/2001 tarihli

ve 4650 sayılı Kanun ile aldığı, bu bağlamda somut olaya uygulanan ilgili

maddelerde belirlenen usul ve esasların, 1983 ve 2001 yıllarındanbu

yanabu tür uyuşmazlıklara uygulandığı dolayısıyla söz

konusu usul ve esaslarınbireyler için erişilebilir ve

bilinebilir olduğu, 2007 ve 2008 yıllarında başvurucular aleyhine açılan

davalarda da başvurucular açısından uygulanan usul ve esasların öngörülebilir

durumda olduğu sonucuna varılmaktadır.

50. Sonuç olarak başvuruculara ait taşınmazlar yönünden 2942

sayılı Kanun kapsamında yürütülen kamulaştırma işlemleri ve bedel tespitine

ilişkin süreç değerlendirildiğinde, başvurucuların mülkiyet hakkına yönelik

müdahalenin başvurucuları aşırı bir yük altına sokmadığı ve başvuruculara

ödenen kamulaştırma bedelleri suretiyle bireyin hakkıyla kamu yararı arasında

kurulması gereken adil dengenin korunduğu kanaatine varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasanın 35. maddesi

kapsamında korunan mülkiyet haklarına yönelik açık ve görünür bir ihlal

bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

52. Başvurucular ayrıca, söz konusu yargılama sürecinde Yargıtayca birçok itirazlarının dikkate alınmadığından

şikâyet etmişseler de, gerek başvurucuların bu

itirazların neler olduğu konusunda somut açıklamalar yapmamaları gerekse tüm

yargılama sürecinde taşınmazların kamulaştırma bedellerinin tespiti hususunda

yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, söz konusu şikâyetin

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

b. Yargılama Sonunda Maktu Vekalet Ücretine

Hükmedilmesine İlişkin İddia

53. Başvurucular, aleyhlerine açılan kamulaştırma bedelinin

tespiti ve tescil davası sonunda lehlerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi

nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

54. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

55. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

56.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya

eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekir.

57. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır (Bayram Gök, B.

No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).

58. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması

esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan

denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, § 18).

59. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, §

19).

60. Somut başvuruya konu olayda başvurucular lehine İzmir 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/2/2013 tarihli kararı ile Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesi uyarınca 1.320 TL vekalet ücretine hükmedilmiş, bu hüküm, temyiz

incelemesi sonucu Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 13/5/2013 tarihli ilamı ile

onanmış, karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 13/2/2014 tarihli ilamı ile

reddi üzerine kesinleşmiştir. Ancak başvurucuların bu süreçte sundukları temyiz

ve karar düzeltme talepli dilekçeleri incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesinin

18/2/2013 tarihli kararında lehlerine hükmedilen maktu vekâlet ücretine yönelik

herhangi bir itirazda bulunmadıkları tespit edilmiştir (bkz. § 21, § 23). Oysa

yukarıda yer verilen ilkeler kapsamında (bkz.§§ 56-59) başvurucuların,

lehlerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik şikâyetlerinin bireysel

başvuruda incelenebilmesi için öncelikle somut yargılama sürecindeki yargı

yollarını tüketmiş olmaları gerektiği açıktır.

61. Açıklanan nedenlerle bireysel başvurunun bu kısmına ilişkin

ihlal iddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel

başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

c. Yargılamanın Makul

Sürede Sonuçlanmadığına İlişkin İddia

62. Başvurucuların söz konusu şikâyetinin açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı anlaşıldığından ve şikâyetin kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek bir neden de görülmediğinden başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

63. Başvurucular, aleyhlerine açılan kamulaştırma bedelinin

tespiti ve tescil davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

64. Bakanlık tarafından başvurucuların şikâyetlerine karşılık

Anayasa Mahkemesine görüş sunulmamıştır.

65. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme'nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141.

maddesinin de -Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulması gerektiği açıktır (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

66. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması olup hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (Güher Ergun ve

diğerleri, § 40).

67. Makul süre incelemesinde yargılamaya intikal eden maddi

vakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava malzemesinin veya uygulanacak hukuk kurallarının

karmaşık olması; tarafların genel olarak yargılama sürecindeki tutumu,

yargılama sürecinin uzamasındaki etkisi ve usul haklarını kullanırken gereken

dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri, yargı makamları yanında dava

süreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir

yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olup

olmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin

gösterilip gösterilmediği, başvurucu için hukuki korumanın bir an önce

gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğine

ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir

(Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772,

7/11/2013, § 58).

68.Kanun koyucu, 2942 sayılı Kanun'un 37. maddesiyle basit

yargılama usulünün uygulanmasını kabul etmekle beraber taşınmazı kamulaştırılan

kişilerin dava süresince geçen zaman nedeniyle hak kaybına uğramamaları ve

taşınmazın bedelinin ilgilisine kısa sürede ödenmesini sağlamak için kamulaştırma

davalarının diğer davalara oranla daha hızlı bir şekilde karara bağlanması

amacıyla Kanun'un 10. maddesinde ayrıca özel hükümlere yer vermiştir. Anılan

maddeye göre tarafların kamulaştırma bedeli konusunda anlaşamamaları ve

idarenin bedel tespiti ve tescil davası açması hâlinde mahkemenin otuz gün

sonrası için duruşma günü tayin etmesi ve taraflara duruşma gününü tebliğ

etmesi, duruşmada bedel konusunda anlaşma sağlanamaz ise yine otuz gün sonrası

için duruşma günü tayin etmesi ve bu sırada bilirkişi tayin ederek keşif

yapması, taraflar yine anlaşamazlar ise on beş gün sonrasına duruşma günü tayin

etmesi ve ikinci bilirkişi raporuna başvurması ve bunun sonucunda bedeli tespit

ederek davayı sonuçlandırması gerekmektedir. Görüldüğü üzere kanun koyucu,

kamulaştırma davalarının kısa sürede bitirilmesini öngörmektedir. Bu öngörüye

bağlı olarak yakın zamana kadar kamulaştırma bedelinin tespiti davaları için

yasal faiz öngörülmemiştir (Tahsin Erdoğan,

§ 38).

69. Taraflar için 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinde

kamulaştırma bedelinin tespiti davalarının sonuçlandırılması için öngörülen

süreler mahkemelere yönelik süreler olduğundan düzenleyici nitelikte olup

mahkemeler bu sürede davayı sonuçlandıramasalar da daha sonra verdikleri

kararların geçerli olduğuna şüphe yoktur. 2942 sayılı Kanun gereği yapılması

gereken duruşmalar ve duruşma aralıkları, bilirkişi raporlarının beklenmesi ve

tebligat işlemleri gözönünde bulundurulduğunda bu

sürelerin aşılabileceği görülmektedir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, §§ 47, 48).

70. Nitekim AİHM de benzer şekildeki düzenleyici sürelerin

yargılama süresini kısaltma amacı taşıdığını vurgulamaktadır. AİHM, ulusal

mahkemelerin yasal süreye riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl

yorumladıklarını ve uyguladıklarını denetlemenin görevi olmadığını belirterek

davaların "makul süre"de tamamlanıp

tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü ele almakta

ve bu sürenin Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. fıkrasına uygun olup olmadığı

hususunda sınırlı bir inceleme yapmaktadır. (Çalık/Türkiye

(k.k.), B. No: 3675/07, 31/8/2010; Dildirim ve diğerleri/Türkiye (k.k.),

B. No: 42927/10, 12/3/2013).

71. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesindeki sürelerin düzenleyici

nitelikte süreler olduğu ve dava süreci gözönünde

bulundurulduğunda bu sürelerin aşılabileceği kabul edilmekle birlikte

kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında kamulaştırma işlemlerinin

başlamasıyla kişilerin mülkiyet haklarını kullanmalarının kısıtlandığı,

kamulaştırma bedelini ancak dava sonunda alabildikleri ve bu bedele 11/04/2013

tarihli ve 6459 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önce faiz uygulanmadığı gözönünde bulundurulduğunda bu davaların süratle

sonuçlandırılması gerektiği de açıktır (Tahsin

Erdoğan, § 41).

72. Anayasa'nın 36. maddesi ve Sözleşme'nin 6. maddesi uyarınca

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara

bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde

açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescile ilişkin bir davanın söz konusu

olduğu görülmekle 6100 sayılı Kanun'da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen

somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğuna kuşku yoktur.

73. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup (Güher

Ergun ve diğerleri,§ 50) somutbaşvuru

açısından bu tarih başvurucular Hasan Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar

yönünden 22/10/2007; vefat eden başvurucu Ali Kalaycı ve dolayısıyla onun

başvuruyu devam ettiren mirasçıları Remziye Kalaycı, Bilal Kalaycı ve Bülent

Kalaycı yönünden ise 28/3/2008'dir (bkz. §10, §11).

74. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri,§ 52) . Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti

açısından sürenin bitiş tarihi, tüm başvurucular açısından karar düzeltme

talebinin değerlendirilerek hükmünYargıtay 18. Hukuk

Dairesince düzelterek onandığı 13/2/2014'tür.

75. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde

yargılamanın konusunun başvurucuların malikleri olduğu taşınmazlar için

kamulaştırma kararı alınması üzerine bu taşınmazların kamulaştırma bedelinin

tespit edilmesi ve taşınmazların İdare adına tescil edilmesi talebi olduğu,

başvurucular Hasan Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar yönünden

22/10/2007 tarihinde; başvurucu vefat eden Ali Kalaycı yönünden ise 28/3/2008

tarihinde açılan davaların birleştirildiği, yargılama sürecinde İlk Derece

Mahkemesince verilen 24/9/2009 ve 14/9/2011 tarihli kararların, Yargıtay 18.

Hukuk Dairesinin 1/11/2010 ve 28/2/2012 tarihli ilamları ile bozulduğu, bu

ilamlara karşı yapılan karar düzeltme taleplerinin reddedildiği, yargılama

sürecinde taşınmazlar başında keşif yapıldığı, birden fazla kez bilirkişi

raporları alındığı, bozma ilamları üzerine ek raporlar alındığı akabinde İlk

Derece Mahkemesinin 18/2/2013 tarihli kararının Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin

13/5/2013 tarihli ilamı ile onandığı, karar düzeltme talebi sonucunda da

13/2/2014 tarihli ilam ile düzelterek onamaya hükmedildiği ve İlk Derece

Mahkemesi kararının kesinleştiği ve böylece yargılama sürecinin başvurucular Hasan

Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar yönündenaltı

yılı aşkın bir sürede; vefat eden başvurucu Ali Kalaycı ve dolayısıyla onun

başvuruyu devam ettiren mirasçıları Remziye Kalaycı, Bilal Kalaycı ve Bülent

Kalaycı yönünden yaklaşık altı yılda tamamlandığı anlaşılmaktadır.

76.Bu durumda başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescili davasının yaklaşık altı yılı aşkın bir sürede sonuçlandığı ve söz

konusu davada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

77. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

78. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

79. Başvurucular, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler; maddi zararın tespiti için yargılamanın

yenilenmesine, ayrıca toplam manevi zararları için 40.000 TL tazminata

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

80. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

81. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucular Hasan Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar'a

ayrı ayrı net 5.000 TL, başvurucu vefat eden Ali Kalaycı'nın başvuruyu devam

ettiren mirasçıları Remziye Kalaycı, Bilal Kalaycı ve Bülent Kalaycı'ya mirasçı

sayısı dikkate alınarak ayrı ayrı net 1.700 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

82. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunması gerektiğinden ve somut olayda tespit

edilen ihlal ile maddi zarar talebi arasında illiyet bağı bulunmadığından

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

83. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206.10

TL harçtan oluşan yargılama giderinin tüm başvuruculara müştereken, 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin yalnız kendilerini vekil ile

temsil ettiren başvurucular Hasan Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar'a müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Taşınmazların bedel tespiti nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılama sonunda lehe

maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın makul

sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Hasan Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar'a ayrı ayrı net 5.000 TL; vefat eden başvurucu Ali

Kalaycı'nın başvuruyu devam ettiren mirasçıları Remziye Kalaycı, Bilal Kalaycı

ve Bülent Kalaycı'ya ayrı ayrı net 1.700 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin tüm

başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE; 1. 800 TL vekalet ücretinden oluşan

yargılama giderinin başvurucular Hasan Hüseyin Gündüz, Mine Gezer ve Necati Atar'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

1. Mine

GEZER

2. Necati

ATAR

3. Hasan

Hüseyin GÜNDÜZ

Vekili

:

Av. Suat

SERT

Başvurucular

:

Ali KALAYCI

Mirasçıları:

4. Remziye

KALAYCI

5. Bilal

KALAYCI

6. Bülent

KALAYCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7825, 16 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Taşınmazların bedel tespiti nedeniyle mülkiyet hakkının
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin tüm
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Perdecioğlu
  20. Gezer
  21. Atar
  22. Sert
  23. Kalaycı
  24. Kalaycı
  25. Kalaycı
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7825
Tarih
16 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Fidan Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6012)
  • İmran Karbuz Başvurusu (B. No: 2014/13347)
  • Lokman Kınaş Başvurusu (B. No: 2014/6567)
  • M. T. A. Başvurusu (B. No: 2014/7875)
  • Erkan Alçu Başvurusu (B. No: 2014/19874)
  • İbrahim Asan Başvurusu (B. No: 2014/2971)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.